Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 66
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 10 Gün Gelmedi
abdullahank 112 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 202 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 206 Gün Gelmedi
atlantis 227 Gün Gelmedi
baris dursun 228 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 237 Gün Gelmedi
adacala 237 Gün Gelmedi
admin 239 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 240 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Gazetecilerden Yorumlar..
Yazar Fakir


Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin


Facebook'ta Paylaş
SİTEMİZE REKLAM VERMEK İÇİN;
0. 535 418 32 58 NOLU TELEFONUMUZU ARAYABİLİRSİNİZ..

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

Yazarlarımızı okuyor musunuz?

YAZIYORSAM SEBEBİ VAR
Koyunların ölümü..

Fakir Yılmaz Facebook'ta PaylaşTwittirda PaylaşDün yazımı ve haberlerimi bitirip, arabamı almak için gittiğim otoparkın görevlisinin bir taraftan önünde ki ganyan fişini doldurup, diğer taraftan bana dönüp, televizyonda ki haberi gösterip, ‘Ya çok üzüldüm, hele bak Mustafa Koç ölmüş’ diyordu..
Ölümün ne zaman geleceğini bilmeden sanki ölmeyeceğiz gibi içinde boğulduğumuz günün telaşı ve de koşuşturma da takipte zorlandığım televizyona bakarken 2002 yılında Ardahan’a gelip, bize umut aşılayan Koç Holding’in önemli bir ferdinin hayata göz yumduğunu öğreniyordum..
Her insan gibi benim de üzülüp, yaşanan olayın içeriği üzerine bira sohbet ettikten sonra arabamı alıp, otoparktan ayrılırken bu ülke de vede vefasız dünya da ölen, öldürülen onca insanın sanki birer koyunlarmış gibi neden hiç haber olmuyorlar da illah ki Koç’lar manşet olur diyordum..

**9 Yıldır Yerde..

Gün geçtikçe daha da ciddileşen ve öldürülen insanların günlerce yerde kaldırılmadığı ülkem de faali meçhul cinayetin kalmadığını ileri sürülür..
Halbuki; 9 yıldır yerde kalan ve kimlerin ölüm emri verdiği hala belli olamayan bir çok gazeteci cinayeti de aydınlanmış değil..
Gerçi yaşasaydı kesin hapiste olurdu ama keşke yaşasaydı, yerde olmasaydı..

**Yıllar tez geçiyor..

Başta kendi çevrelerinin olmak üzere çeşitli kesimler de destek alıp, bir yere gelenlerin bekleneni verememesi ardından baş aşağı çakıldıklaırına bir kez daha şahit olduk..
Bunun son örneği CHP’nin son kurultayunda görüldü.
Gerçi 27 yıllık gazetecilik hayatımda nice bu tür başaşağı düşüşleri gördüm deyip, tek tek yazarsam sayfalarmız yetmez ya neyse..
Evet CHP’nin son kurultayında bir dönemin kapanışına şahit olurken en son meslektaşım Doğan Şentürk’ün babasının vefatı ardından düzenlenen cenaze töreninde gördüğüm Gürsel Tekin’in yaşadığı şoku örnek alıp, not etmesi gerekenler Irak’yan gelip, tavana çıkanlarda not etmeli..
Çünkü yıllar tez geçiyor..

**Tetiği çekmeyin, tetikleyin..

Tetiklere uzanan ellerin yaktığı can sayısının her gün ülkeyi gerdiği bir sırada üstlendiğim sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştığım Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanlığım sırasında işimin hiçte kolay olmadığını bir kez daha anladım..
Çünkü bir taraftan eller tetikten çekilmeli diye asıl işim olan gazetecilik mesleğim kanalıyla ülkede yaşananlarla, diğer yandan benim başkan olmamla birlikte beni daha da tetikleyeceklerine ne yapacaklarını şaşırıp, geri mevziye çekilip, siperde kendilerini saklayanlarla mücadele etmek zorunda olduğumu anlıyorum..

**Eleştirileri kine çevirenler olsa da..

Geçen gün attığım bir twit bin takipçimden bir çoğu ‘bu twit kime?’ diye sorarlarken, twitimi kendilerince yorumlamayı da unutmadılar..
Dinimizin yasakladığı kini nefret düzeyine taşıyanlara yönelik attığım o twitte birde soru sormuş ve ilahiyatçıyım diyenlerin cevap vermesini istemiştim..
Ancak bir baktım ki twit yolu ile sorduğum soruma muhatap olanın takipçilerim hemen çözmüş yine de benim kin beslemeyip, işimi yapmama devam etmemi tavsiye ettiklerini gördüm..
Evet, ARDA/FED Başkanlığımı da gazeteciliğimle karıştıranlar da diyor ki; Artık sen başkansın, gazeteciliğini az arka plana al diye..
Ama bilmezler ki eleştirilerimi kine çevirenlere karşın takipçilerimin dediği gibi ben asıl işimi, gazeteciliğimi yapmaya devam edeceğim..

**Nafiledir, Barış Kazanacak!

Okuduğumda benim de hiç düşünmeden altına imza attığım Akademisyenler’in yayımladığı bildirinin ardından tartışmalar ve çatışmalar da devam ediyor.
Başkan olmak isteyen ve bu konuda bir hayli iddialı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘İhbar’ niteliğinde ki çağrısı üzerine açılan re-sen soruşturma ardından gerçek gazeteciler ve diğer bir çok siyasetçi, stk’da bu anlamlı bildiriye destek çıktı..
Ancak birileri de Erdoğan’ın sert çıkışı ardından büyük ihtimalle Erdoğan’a yalakalık olsun diye her zaman ki gibi barış isteyenlere hain diye yüklenmeye başladı.
Ama nafiledir barış kazanacak..

**Bombalar infilak ettikçe..

Oturup, konuşacakken, buz dolaplarına kaldırılanlar çıkarılıp, yürekler bastırılarak ısıtılarak yeniden tartışmaya açmak varken bu inat niye?..
Art arda patlayan bomba ve kurşunlar ile insanların ölmesine neden olanların kanla banyo yapmak isteyenleri cesaretlendirirken, kendileri dahil o kana susamış ama aşı iğnesinden bile korktuklarını bildiklerimizi niye konuştururlar?..
Gençlerin kafasına sıkarak bu işleri çözeceklerini sananların şöyle dönüp, ANAP’ın, DYP’nin bitik durumda olan MHP’nin siyaset anlayışlarının ne olduğunu ve o siyaseti uygulayanların nerede olduğuna bakması yetmez mi?
Bilemiyorum ama inat edildikçe art arda infilak eden bombalar ülkeyi sarsmaya, zaten pamuk ipliğine bağlı kardeşlik ilmiklerini tek koparmaya devam ettiği artık görülmeli, bilinmeli..
7 Haziran ile 1 Kasım arası ve sonrasına baktığımızda ‘Huzur, Güven Gelecek’ denen ülkemde kaç can gitti, akan kan derya olup, insanlığı, kardeşliği boğmaya devam ediyor..
Acımasız bir inadın kurbanı edilen ülkemin Güneyinden devam eden, artçılarının batıda ekonomik olarak da hissedildiğini görmek ve artık ‘YETER’ demek gerekmez mi?..
**Tanıdık Bomba!.

Dün bir zaman gazetecilik yaptığım Cağaloğlun’nun yanı başında ki İstanbul Sultanahmet’te patlayan bomba, çoğu Alman olmak üzere bir çok insanın ölümüne neden oldu..
53 Güne İstanbul’u fethedenlerin torunlarının 43 gündür kuşattıkları Sur’un bir mahallesini döverlerken ülkenin en büyük kentinin kalbinde patlayan bomba, bir anda gündemi değişse de aradan geçen 2-3 saat sonra hayatın normale dönüp, bir şey olmamış gibi devam ettiğini görüyordum..
Alıştığımızdan dolayı mı acaba?!.
Bunun nedenini düşünmek için yazımı yarım bırakıp, kaçıncısı olduğunu unuttuğum sigaramı yakıp, bilgisayardan uzaklaşıp, pencereden aşağıya bakmaya başladım..
Bombanın patlamasıyla çelik yeleklerini giyip, köşe başlarını tutan iki polisin birini durdurup, bir şeyler sorduğunu ama kimlik istemedikleri gibi adamın rahatça hareket etmesini izlerlerken, yabancı olduğunu düşündüğüm adamında bir şeyler anlatmaya çalıştığını rahatça yaptığı el kol hareketleri ile anlıyordum..
Sesleri duymadığım için ne konuştuklarını merak ederken parmaklarımın arasında ki sigaranın külünün düşmek üzere olduğunu görüp, bilgisayarın başına yeniden döndüm..
Ve son haberlere baktığımda, Cumhurbaşkanının bombacının kimliği konusunda görüş belirttiğini duyuyordum..
Hem de daha cesetler yerdeyken..

**Birlikte olmasak..

Ülkede yaşanan onca sorununun yanı sıra Ardahan kamuoyunun yakında takip ettiği Ardahan stk’ların var olan bunca sorunların çözümü için neler yapabileceği konusunda verilen mücadeleye karşın kökleşmiş diasporanın direncini kırmanın tek yolu bu yönde samimi, ciddi olanların bir araya gelip, dik durması ve kendi kendilerine ölüp, yok olmalarını beklediği diaspora karşı mücadele vermesidir..
Evet, ülke de kan oluk oluk akarken bu yönde bir açıklama bile yapmayanların o kaz senin bu kaz benim diye koşturduğu şu günlerde ciddi bir Ardahan Lobiciliği için ortaya konulan çabaları es geçmemek gerekir diye düşünüyorum..
Çünkü bu ülke de yaşanan olumsuzluklara karşı dik duracak olanının yan yana gelmek ve bilikte direnmek olduğunu sanki anlamıyor gibiyiz..
Birilerinin demokrat geçinip, her biri bir köşede kendince mücadele vermesinin köklerini toplumun gırtlağına kadar salmış olan diasporaya karşı etkisiz kalacağını anlaması gerekenlerin el ele, omuz omuza verip, mücadele vermemesi halinde ya sisteme uyacak yada diasporanın zaferi ile kayıp olmazlarsa da attıkları bir adımı 10 adım geri adım yeniden başlamak zorunda kalacaklar..

**Çalışmayan Gazeteciler..

Güneydoğu’da yaşanan iç çatışmaları (hükumet kızar) diye, evlerinin önünde ki çöpü (belediye başkanı kızar) diye yazmayan gazeteciler sizce çalışıyorlar mı?
Bilmem ama çalışıp, görünüp, kaz gecelerinin haberleriyle sayfa dolduran, resmi ağızlarda çıkan iki kelimeyi uzun uzun sütun edip, 8 puntolar ile manşet yapanlar belki çalışan gazetecilerdir..
Yada sadece devletin yada belediyenin muhalif gördüğü ve ‘gazeteci değil, teröristtir’ diye ilan edip, onlara inat kendilerine yalakalık yapanlardır çalışan gazeteciler..
Kim bilir havuz medyasında çimdikten sonra iki top sakal bırakıp, sadece güçlü olanı yazanlarda çalışan gazeteci olabilir..
Yok yok yıllardır dernekçilik adı altında sanal ortamlarda poz verip, kendi bölgesi gazetecilerinden ziyade, ‘Ardahan nerededir?’ diye sorsan bilmeyeceklerin ve en önemli Ardahan’ın yanı sıra ülkede ki toplumsal, sosyal olaylara kulak, göz ve ağız kapatanların gazetecileridir, ‘Çalışan Gazeteciler’
Neyse yarın 10 Ocak..
Zaten bizim gazete çıkarmadığımız ama yine de çalışmaya devam ettiğimiz bir gün..
10 Ocak çalışan gazeteciler ile çalışmayanların karıştırıldığı bir gün.. Yani karma/çoban bir gün..

**Arap yarım adası..

Ortadoğu’da yaşanan ve devam eden yangının kıvılcımlarının tüm hızıyla devam ettiği şu günlerde ülkemizde olduğu gibi Arap Adasına da sıçradığını görmekteyiz.
Arap kral ve şehğlerinin yıllardır yer altında elde ettikleri paraları götürüp, Amerika ve Avrupa bankalarına yatırdığı ve ülkelerinde ki demokrasinin önünü kesmelerinin sancılarının getirdiği patlamaların hızla yayıldığını gördüğümüz şu günlerde ekonomisi bitmek üzere olduğu ileri sürülen Arabistan'ın krallık yönetimi ömrünü sürdürmek için ülkeyi savaşa sokma hesaplarını da his ettiğimiz şu günlerde sıkışan her yönetimin de aynı taktiği izlediğini de görmüyor değiliz..
Bunun diğer bir örneği de ülkemizde ki siyasi arenada da görürken, ünlü, ünsüz derneklerimizin kaz geceleri arasında devam eden Güneydoğu’dak çatışmaların da iyiden iyiye arttığını da görmekteyiz.
Evet, her geçen gün büyüyen savaş ateşinin Ortadoğu’dan sonra Arap adasına sıçradığını gözlemlediğimiz şu günlerde Arabistan ile İran arasında yaşanan gerginliği de bu yönde değerlendirmek mümkün..

**İnancını kayıp eden başkanlık..

Türkiye’nin yanı sıra ülkenin sınırları ve dünyanın bir çok yerinde yaşanan çatışmaların gölgesinde oluşturulmaya çalışılan başkanlık sisteminin toplum nezdin de inancını kayıp etmiş bir durum yaşadığını başkanlığa heveslenenler acaba görüyorlar mı?
Bilemiyorum.. Ama benim bir gazeteci ve iki güçlü bir stk başkanı olarak gözlemlerim bu yönde..
Çünkü gezip, gördüğüm kadarıyla toplumun başkanlıkla değil, başkanlık için edildiğine inandığı çatışmalara daha çok inanmaya başlamış gibi..
Buna neden ise çatışmayı başlatanların istendiğinde 24 saat içinde çatışmaları durdurabildiğini gören toplum yaşananların da ülke yada bölge veya daha çok demokrasi değil, başkanlık için olduğunu anlamış gibi..
Bu nedenle; İnancını kayıp eden başkanlık konusunda bir an önce vazgeçilmesi ve zaten çevresi ateş çemberi olan ülkenin içini rahatlatmak en iyisi..
Evet burada bir kz daha taraflara yüksek ses ile bağırıyorum..
Bırakın Allah aşkına insanların ölümüne, huzurlarının kaçmasına neden olan şu başkanlık konusunu da bir süreliğine buzdolabına kaldıralım derim..

**Ardahan Heyeti..

İstanbul’da başlattığımız çalışmaların kısa sürede her alanda etkisini gösterdiğini gözlemlediğimiz bir sırada Ankara’dan gelen bir haber ile daha da mutlu olduk..
Çünkü 1992 yılında Kars’tan ayrıldıktan sonra hala KAI’ler denen virüsten kurtulamayan Ardahan adına bir heyette Ankara’ya çıkarma yapmıştı..
Bizlerin İstanbul’da oluşturmaya çalıştığı birlikteliği 25 yıl sonra da olsa gerçekleştiren Ankara heyetinin birlikte ziyaret ettiği Gümrük Bakanından defalarca gündeme getirdiğimiz, ‘İç Gümrükleme’ sözü almaları o heyet kadar bizleri de mutlu etmiş ve sevindirmiştir..
Çünkü her ne kadar bir birimizi yesek, paçalarımızdan tutup, yıkmaya çalışsakta oluşturulacak küçük bir hava ile Ardahan rüzgarını başta İstanbul’un genelinde olmak üzere tüm ülkeye yayacağımızı göstergesidir, bizim Esenyurt’tan sonra Beykoz’a, Ardahan heyetinin Ankara’ya yaptığı çıkarma..
Ve en önemlisi birileri kin tutup, kendi başına hareket etmenin fayda getirmediğini geçte olsa anladığını ortaya koyan İstanbul ve Ankara çıkışlarının devamı ve bu güzel oluşumun sonuç vermesi için tüm Ardahanlının el ele vermesi gerektiğini de göstermiştir, İstanbul ve Ankara heyetlerinin önce Ardahan demekle..

**Dokunursanız, yangın büyür..

Tansu Çiller’li dönemlerin yeniden yaşatılmaya başlandığını gözlemlediğimiz şu günlerde Güneydoğu’da yaşananları ‘şimdilik’ izlemeye devam eden kamuoyu diğer bir taraftan kirli havuzda yıkanıp, çıkarılan medya ve basınca oluşturulmaya çalışılan ortamı da yakın takibe almış durumda..
AKP’nin yarattığı korku imparatorluğunun sonuçlanması için uğraş verdiği başkanlık sistemi için her şeyi göze aldığını da gözlemlenen şu günlerde, 10 Milyon oy alan HDP’nin kapatılması, HDP Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına çalışılmakta. Toplumu iyiden iyiye geren, ikiye bölen bu çabalarının bir hayli yoğunlaştığı şu günlerde Güney’de başlayan ve her geçen gün etrafını yakarak genişleyen yangına benzinle gitmekten öte bir şey olmadığını Kürtlerden çok Türkler anlamalı ve bu karanlık oyuna tepkilerini koymalıdırlar..
Çünkü PKK’nın 7 Haziran, 1 Kasım seçimleri öncesi ve sonrası yaptığı yanlışa başka bir yanlışla cevap veren AKP’nin önünde en büyük engel olarak gördüğü HDP’nin kapatılması, benimde oy verdiğim vekillerine dokunulması ülkede ki yangını büyütmekten başka şeye yaramaz..

**Siz Posof ve Göleliler Ayrı Cumhuriyet misiniz?

Benim Ardahan’dan kalkıp, İstanbul’da ki Ardahan Dernekler Federasyonuna başkan olmam üzerine başlayan diğer bir tartışma da bu federasyonun yani ARDA/FED’in olumlu çıkışlarının şoku olduğunu görmekteyim..
Sanki burası benim babamın olmuş gibi şok olanların benim ve yönetimimin Ardahan adına yaptığımız çalışmaları gölgelemek ve boşa çıkarmak için adeta yarış içinde olduklarını da üzülerek değil, gülerek izlemekteyim..
Özellikle benim ARDA/FED’in başına gelir gelmez bu federasyonun için de olmayan ve olmamakta ayak direten ve en önemlisi ‘Benim olsun, küçük olsun’ diyerek Ardahan birlikteliği önünde engel olduklarını düşünmeye başladığım, Posof ve Göle Dernek başkanları ile yaptığım görüşmede kendilerini Hoçvanlılar gibi ARDA/FED’e davet ettiğimi tüm Ardahan kamuoyunun bilmesini istiyorum.
Ancak, her ne hikmetse biri daire başkanı, diğer iş adamı olan bu iki hemşehrimiz benim, ‘Gelin siz de ARDA/FED’e katılın’ teklifime rağmen kendi kendileri oynamaya devam ettiklerini hatta sanki Ardahan’ın ilçesi değillermiş gibi hareket ederek, biri Posofluların yoğun yaşadığı Güngören’den dışarı çıkamadığını, diğerininde Esenyurt’un dışında Göleli yokmuş gibi hareket ettiklerine şahit olmaktayız..
Evet, ayrışımın yoğun şekilde tartışıldığı şu günler de kendilerini Ardahan’dan ayrı cumhuriyet gören bu iki başkanı Ardahan kamuoyuna şikayet ederken, Hoçvanlıları da unutmayalım..
Çünkü Posof, Göle e Hoçvan’ın da Ardahan’ın sınırları içinde olduğunu ve oluşturulmak istenen birlikteliğe katkı sunması gerektiğini bir kez daha belirtirken, benin de onlar gibi ‘Küçük olsun, benim olsun’ demediğimi ve kimlerin ayrımcılığı oynadığını tüm Ardahanlılar iyi bilmelidirler..
Bilmelidir ki; Yoksa bu büyük kentte hep birlikte kayıp, olup, gideriz..

**Barış Mesajları İyi Okunmalı..

İç çatışmaların yoğunlaştığı Güneydaoğu’da gelen acı haberler eşiliğinde girilen 2016 yılının umut dolu bir yıl olması için atlan yeni yıl mesajlarına baktığımızda hemen hepsinin barıştan bahseden kelimeler ile süslendiğini görmekteyiz.
Savaşın olmadığı bir ülke de neden barıştan bahsedildiğini de insana sorduran bu mesajları atanların hepsinin her ne kadar saklanmak istense de, yazılmaktan, yayınlanmaktan korkulsa da ülkede ciddi bir savaşın olduğunu da biliyor ve izliyor olduğunu da anlamıyor değiliz..
Çünkü herkesin Güneydoğu’da yaşananların savaş değil, çatışma olduğu yalanına artık inanmadığını ve gün geçtikçe daha da büyüyen bu çatışmaların bölgede savaş manzaraları yaratmaya başladığını da anlayıp, bildiğini de anlatan barış mesajı dolu dilekli yeni yıl mesajlarının anlattığı diğer bir önemli şeyde; Ülke de yaşananlara duyarsız oldukları ileri sürülen toplumun büyük kesimin hala barıştan yana tavır koyduğu ve savaş yönlü politikaları, dili onaylamadığıdır..
Evet son olarak yılın ilk gününden itibaren ellerinde beyaz bayraklarla yaşadıkları evleri terk edenleri çatışmadan ziyade savaştan kaçtığını bir kez daha gördüğümüz Güneydoğu’da işlerin gün geçtikçe daha da kötüleştiğini de anlatan yeni yılın barış dileği dolu mesajlarını sadece bizler değil yaşananlara çatışma, süpürme adını koyup, ülkeyi iç savaşa götürenler de iyi görmeli, dikkatle okumalı diye düşünüyorum..

**Ölümler üzerinde Anayasa..

Dün, savaş politikasının gizli ve devrimci ortağı CHP ile yeni Anayasa için bir kez daha görüşen AKP’nin üst düzey kurmayları bir türlü diz çökertemedikleri HDP’nin politikasını beğenmedikleri için HDP ile görüşmeyeceklerini bir kez daha teyit ettiler..
Benim, ‘kenara çekil’ diyerek kızdığı HDP’nin ise yine kenarda durmayıp, ‘Biz olmadan olmaz’ diyerek yeni Anayasa için yapılan tartışmalara balıklama dalarken Güney’de yine ölüm haberleri ve virane olan kentlerin haberleri ile görüntüleri geliyordu..
Adeta savaşarak yeni Anayasa için yeniden adım atan siyasilerin Güney’de art arda gelen kara haberleri umursamadan ülke de hiç bir sorun yokmuş gibi samimiyetsiz gülüşler ile buluşurlarken, asıl hesabın da ölümleri umursamadan başkanlık sistemine yönelik kamuoyu oluşturmak olduğunu adeta saklamaya çalışıyordurlar..
AKP’nin başkanlık, HDP’nin Öz yönetim dediği ama ikisinin de aynı anlamı taşıdığından Bİ haber toplum ise gelen ölüm haberlerinden çok İstanbul’a yağan kar’a ‘vağ, vağ’ ediyordu..
Yani, ölümsüz olabilecek olan her iki idare şeklinin bir masa etrafına toplanıp, konuşulacağını düşünmeyen siyasilerin bir taraftan tank, toplarla şehirlerin dövülmesini emir ederken diğer taraftan konunun asıl muhatabı olan ve her gün yeni ölümlere duyasız halkı yine es geçip, halk adına Anayasa hazırlıyordular..

**Perinçek Politikası İflastır.

Sık sık Ajan olduğu yönünde suçlamalarla karşı karşıya kalan Doğu Perinçek’in Ergenekon Davasından sonra yeniden gündeme gelip, Türk siyasetinin önemli aktörlerinden olmaya başladığı şu günlerde Aydınlık Gazetesinin manşetlerine baktığınızda AKP’nin yıllardır %1’ geçip, iktidar olmayan Perinçek’in politikasını hayata geçirmeye çalıştığını görmek mümkün..
Çünkü bir zamanlar Abdullah Öcalan ile halay çeken ama bugün gazetesine attığı manşetler ile İçişleri Bakanından, Genelkurmay Başkanından daha öte bir görev üstlenen Doğu Perinçek ne yazı yorsa AKP iktidarı da onu uygulamaya çalışıyor.
Bugün Güneydoğu’da yaşanan manzaraların İsrail-Filistin görüntülerinden öteye geçmesinden büyük katkısı olduğunu gözlemlediğimiz Perinçek’in yönetiminde ki Aydınlık gazetesini okuyup, yazılanları hayata geçirmeye çalıştığı gözlenen AKP’nin ülkeyi nereye doğru götürdüğü de ölen çocuklar, öldürülen siviller, vurulan güvenlikçilerin sayısının her geçen gün artmasından daha iyi anlaşılıyor. PKK’nin de savaşı dağdan indirip, kent merkezlerine yayma isteğine de ‘şimdilik’ iç çatışma ve bölünme istemeyen halkın engeline takılmış durumda olsa da böyle giderse bunun da önüne geçilemeyecek gibi..
Kısacası bir dönem APO ile halay çeken Vatan Parti’sinin Genel Başkanı Perinçek’in düşüncelerini ve Aydınlık Gazetesinin yazdıklarını hayata geçirmeye çalışan AKP’nin Güneye aktardığı asker, tank, top ile çözmeye çalıştığı Kürt Sorunu gün geçtikçe daha ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyor gibi..
Çünkü şu an bulunduğum İstanbul’un merkezi Şişli’nin yollarını bile kapatıp, hendek kazımaya başlayan PKK’nın da Periçek’in dediklerini yapan AKP kadar ciddi olduğunu görüyoruz..

**Posoflular ne oldu o iş?

Gün geçtikçe boşalan ve her köyde ortalama 9-10 tane ev ve yaşlının kaldığı Posof’a gelmeleri beklenen Ahıskalılar Erzincan’a yerleşmişler..
Yeri geldiğinde biz Ahıskalıyız, yanı komşumuz Gürcistan’ın sınır ötesinde ki topraklar da bizim diyen Posoflu hemşehrilerimiz akraba dedikleri e yurtlarına geri dönmeleri için büyük mücadele erdikleri soydaşlarıandan bir kez daha kazık yediler..
Çünkü, vatanlarına dönmeleri için büyük mücadele verenlerin başında gelenler Posoflulardı..
Ve akrana dedikleri Ahıskalıların verdiği mücadeleyi kazanıp, soydaşlarını, akrabalarını gün geçtikçe boşalan ve de yaşlı bir nüfus kaldığı için çocuk doğumlarının bile yok dereceye indiği Posaf’u değil, Erzican’ı seçmiştiler..
Ardahan Federasyonuna gelmeyip, Ardahan ayrı bir memleketlermiş gibi davaranan Posoflular bu kez kendileri ayrı kalmış, ‘Gelip, Posof’a yerleşecekler, Iğdırlıların yerleşmeye başladığı Posof’u Ahıskalılarla birlikte doldurcaktılar..
Yani cumhuriyet kurulup, sınırla çizilirken o dönemim SSCB’yi terci edip, Türkiyes ınırlarına gelmeyen Ahıskalılar bir kez daha Posof’u istememiş ve Posof’a değil Erzincan’a gitmiştiler..
Şimdi burada soruyorum, Ahıskalı denilince soydaş deyip sahip çıkılan Ahıskalılar acaba niye Posof’a gelmedide Erzincan’ı seçtiler?
Evet lütfen cevap..

**Barış masasına dönülmeyecek mi?

Aylardır süren iç çatışmaların nasıl olup sona ereceği ve bu olayları nereye varacağı konusunda bir sorunun bile sorulamadığı bir sürecin yaşandığı ülke de barıştan bahsetmenin bile hainlik olarak ilan edildiğini görmekteyiz..
Özellikle sanal ortamda paylaşılan görüntüler ve bu görüntülerin altına yapılan yorumlara baktıkça bu ülkede barış masasına dönüşünde gün geçtikçe zor bir hal aldığını da şahit olmakta e bunu bile dile getirmekten çekinildiğini de görmekteyiz.. Çocukların öldürüldüğü, kadınların cesetlerinin sokak ortasından alınamadığı bir süreci yaşayan ülkemin kan ağlayan güneyinde gelen çatışma haberleri sonucu hayatını kayıp edenlerin hepsinin bu ülkenin çocukları, insanları olduğu da unutulmuş..
‘Barış masasına dönülmeyecek mi?’ sorusunu sormaktan çekinen gazete ve medyanın benzinle ateşe doğru gitmesi de yaşananların diğer acı bir yönü.. Çoğu havuzda beslenen medya ve basının bu ülkenin nereye doğru gittiğini sormaktansa yaşananları ateşleyen, adeta ‘biraz daha’ diyen manşetler atması, bu ülkenin gün geçtikçe daha da içinde çıkılamaz bir yöne doğru kaydığından da bir haber gibi davranması toplumu derinden sarsıyor.. Bu sarsıntının da gün geçtikçe büyük bir depreme neden olacağından korkmuyor, yada o depremi tetiklemek için aldığı emri yerine getiriyor..
Hollanda’nın güney de yaşananları dünya gündemine taşıdığı bir sürece gelindiği şu günlerde hala barış diyenleri de görmek gerekir..

**Direnmek gerekir..

Güneydoğu’da devam eden çatışmaların gün geçtikçe yoğunlaştığı şu günlerde bende kendimi yeni bir mücadelenin içinde buldum..
Öyle ki; bir taraftan Güney’den gelen kara haberlerle bozulan moralle mücadele ederken, diğer taraftan yerde sürülen dernekçiliği ayağa kaldırma çabası ile işimizin bir hayli zor olduğu her geçen gün biraz daha netleşiyor..
Güney’de yaşanan iç çatışmaların tüm toplumu olduğu gibi beni de bir hayli gerdiği şu günlerde ayağa kaldırma mücadelesi verdiğim Ardahan Dernekçiliğini, Ardahan Federasyonu çatısı altında nasıl olur güçlü bir lobi haline getiririm çabamın önüne konula engelleri aşmaya çalışırken ülkem gibi benimde güç ve zaman kayıp ettiğimin farkındayım..
Ancak savaşa karşı olan bir insan olarak ülkemin güneyinde art arda gelen kara haberler gibi Güney’de yaşananları seyretmekten ve homurdanmaktan öteye gitmeyen batının başkenti İstanbul metropolünde verilen mücadeleyi de bırakmak istemiyorum..
Çünkü; Benimle birlikte bu taşın altına başını koyan ARDA/FED yöneticilerimin olduğunu görüyor ve onlarla birlikte direnmek gerektiğini de iyi biliyorum..
Aksine her geçen gün harabeye dönen ülkemin güneyi gibi yerlerde sürünen Ardahan Dernekçiliğinin de teslim olacağını da biliyor değilim..
Bu nedenle buradan bir kez daha seslenerek diyorum ki; Daha güzel bir ülke için direnmek gerek..

**Meclis’e gelene kadar..

Aylardır gazete ve ekranlarda iç savaş görüntülü haberlerle Güneydoğu’da ki ciddi gelişmeleri uzaktan izleyen Türkiye yaklaşan başkanlık sistemine doğru yönelmiş gibi..
En son dün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’unun ‘Meclise getirin, tartışalım’ dediği başkanlık sistemini alıştıra alıştıra geldiğini görürken halkın başta güney de yaşanan çatışmalar olmak üzere bir çok konuyla olduğu gibi bu konuyla da çok ilgilenmediğini de görmekteyiz..
Başkanlığın ne olduğunu, istenen başkanlığın ne olduğunu bile merak etmeyen halkın asıl görmediği diğer konu ise birilerinin başkanlık kamuoyunun oluşması için savaş’ı dayatıp, halkı sindirmek, bölünüyoruz diyerek korkutmak ve 1 Kasım seçimleri öncesi yaşatılan tablo ile başkanlığı da rahatça kabul ettirerek saraylarda ki yerlerini sağlamlaştırmak amacıdır..
Evet dün Kılıçdaroğlu’nun da önünü açtığı, HDP’nin adına öz yönetim dediği, büyük kurultay derdine düşen MHP’nin de eskisi gibi tepkili olmadığı başkanlık sistemi hedi hedi geliyor..
Çünkü geçtiğimiz gün burun karıştıran muhtarla ile toplantı yapan başkan emri vermiş, ‘Meclisin bu konuyu artık tartışması gerekir’ diyerek başkanlık için son çıkışın meclis olduğunu göstermişti..
Peki meclise gelmeye başlayan başkanlık için oluşturulmak istenen ortamda insanlar niye ölüyor?
0.535.418 32 58-fakiryilmaz323@hotmail.com


Yazarlarımızı okuyor musunuz?

KADINCA/Selmi Yılmaz
Ardahan Davos Olabilir..

Ardahan Haberi Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaşrdahan’ın valileri arasında bulunan Mustafa Tekmen’in Posof’u ilk ziyaretinde yaptığı açıklamayı hatırlatan Davos’ta ki görüşmelere katılan başbakanın bembeyaz dağlara bakan pencerenin yanında açıklama yaparken, ‘Zamanın Valisi Tekmen’in dediği gibi Ardahan Davos Olamaz mı?’ diye bir kez daha kendi kendime sordum..
Başta Ardahan Belediyesi olman üzere valilik, Üniversite, Basın ve ünlü, ünsüz derneklerimizin sıkça gündemde tutmaya çalışması gereken bu önemli konuyu Ankara’ya anlatmak gerekir..
Evet, havaalanı isteyen ancak ilgisizlikten bu derdine derman bulamayan Ardhan Davos olabilir mi?
Bilmem ama başbakanın CHP Genel Başkanını da daet ettiği Davos’u ikiye katlayacak olan Ardahan’ın kış turizimi konusunda geniş çaplı bir çalışma yapması ve bu yönde salonlar, oteller, alanlar yapmalı ve bu yönde hazırlanmalıdır.’
diyorum..

**En kolayı kaçmak mı?

Ardahan Derlenip, toparlanması için iyi bir fırsatın ele geçirildiği bir süreçte bir çok derneğin yönetimininde ard arda değiştiğini görüyoruz.
Başta Ardahan Dernekleri olmak üzere, Göle, Hanak, Çıldır, Damal ve Posof İlçe ve köy derneklerinin art arda kongrelerini yaptıklarını ve yeni yöneticilere işi teslim ettikleri görülen şu günlerde yerleri sarsılan bazılarınında bu yeniliğe karşı direnmeye, esen yenilik rüzgarına karşı çıktıklarını gözlemlemekteyiz..
Yıllardır Ardahan toplumuna bir şey vermemekle eleştirilen ve bazı kişilere hizmet etmekten öteye geçmeyen bu tür derneklerinin bir an önce derlenip, toparlanması gerektiği şu günlerde ortaya konulan nafile direnişlerinde esen rüzgarla birlikte yok olup gideceği bilinmelidir.
Ne iş yaptıkları tüm Ardahan toplumu tarafından bilinen bunların boş defterlere imza attırarak boş sayfaya ne yazacaklarını da merak ederken, bu işlerin kaçmakla değil, direnmekle e daha iyisini yapmakla olacağını bilmelisiniz deriz..

**Kulağa su kaçırmak..

Ciddi bir stk yönetiminde beklenenin toplumsal olaylara duyarlı, gerektiğinde ülke gündemine damga vuracak çalışmaların altına imza atacak adımlardan kaçmayacak, çevresini unutmadan var olan sorunları cesurca dillendiren bir anlayış değil mi?
Ve en önemlisi kuruluş amacını unutmadan yapacağı çalışmaları ferdileştirmeden toplumsal yararı ön plana alarak çalışması halinde gerek kendisi, gerek iste çevresinde ki stk’ları da hareketlendirecek, gerektiğinde el birliği yapacak çalışmalara imza atacak stk anlayışı olabiliyormuş demek..
Çünkü ARDA/FED’in bu yönde ki çalışmaları sanki birilerinin kulağına su kaçırmış gibi..
İnanmıyorsanız şu geçen iki aya bakın ve ARDA/FED’in çalışmaları ardından dün hiç ortada olmayan ama bugün bir hayli hareketlenen yapılan çalışmaları görün..

**Yönetim anlayışı..

Bir ülkenin nasıl yönetilmesi gerektiği yönünde yapılan tartışmaların masada olması gerekirken saha da çatışmalarla devam etmesi kime ne kazandırıyor?
Ölümler, göz yaşları, hendek kazıyarak ve ablukalar ile bu ülkenin yönetiminin değişmeyeceği aksine o ülkenin gün geçtikçe daha da içinde çıkılamaz bir hal alacağını algılamayanların her gün, her saat, her dakika yere düşen canları geri getirme gibi bir şanslar var mı?
İnsan öldürerek, kentleri harabeye çevirerek, köyleri boşaltarak ülkenin yönetimi değiştirmeye kalkanların her geçen gün yıkılan kardeşlik duvarının altında birlikte kalacaklarını da görememeleri bu ülkenin diğer en büyük şansızlığı değil mi?

**Özür yeter mi?

Bahar gelmeden durulmazsa daha da büyüyeceği ileri sürülen iç çatışmaların her gün yeni acılara kapı açtığı şu günlerde sana ortam da paylaşılan bir fotoğraf ve o fotoğrafın altına yazılan üç satır karşısında donup, kaldım gözlerimde akan yaşlar ile..
İlk gördüğümde düğümlenen boğazım, dolan gözlerim ve üzerinde ki siyah bant'a yazılmış olan ‘Baba ablamla abi mi almayacak mıyız?, Baba onlar neden sokakta yatıyor?, Baba sen neden ağlıyorsun?’ satırları bu ülkede ve dünyada öldürülen çocuklar, kadınlar ve insanlar için yapılan söz de özürleri hatırladım..
Şimdi soruyorum taraflara insan öldürmenin affı için özür yeter mi?

**Amaç Birlik Değil mi?

Birilerinin yıllardır aynı sazı çalıp durduğu Ardahan Derneklerinin sözüm ona çalışmaları gece yapmaktan öteye geçmezken bu dernekleri derleyip, toplayıp doğru bir iş yapma amacı taşıyacağını ileri sürüp, 2010 yılında kurulan ve bugüne kadar 50’ye yakın Ardahan Derneğini çatısı altına toplayan Ardahan Dernekler Federasyonun atmak istediği adımları küçümsememek gerekir..
Çünkü ARDA/FED’in yapmak istediğini ortaya koymaya başladığı şu günlerde yine birileri terhaneden gecelerle sanal ortamı meşgul ettiğine şahit olmaktayız..
Amacın ARDA/FED’i gölgelemek olduğunu anladığımız bir süreci yaşayan bu tip sözüm ona dernek, ama bugüne kadar ne yaptıkları ortada olanlara karşın ARDA/FED’in 23 Şubat’ı Ardahan’da kutlama, Yılın En İyi Derneği Yarışması, Dernekler Arası Futbol Turnuvası, Ardahanlı İş Adamlarını Buluşturma Çabaları ve en önemlisi Ardahan’ı KAI denen virüs ve tabela dernekler gölgesinde kurtarma çabalarına destek vermektense köstek olmak olduğunu izlemekteyiz..
Amacın birlik olduğunu anlatıldığı bir dönemde kendilerinin yapamadıklarını kıskanıp, yapanların önünde köstek olmaya çalışanlra burada bir kez sesleniyor e diyoruz ki; Şu an ARDA/FED’in başında olan adamın yapmak istediğini zaten yıllardır engellemek istediniz.. Ama başaramadınız gelip başınıza geçti..
Şimdi katkı sunmuyorsanız da kenarda durun, az izleyin neler olacağını..

**Ardahan’da Minibüs Yok mu?

Kendisi de Ardahan Şoförler ve Otomobilciler Odası Yöneticisi olan Yüksel Özcan gazetemiz arıyor ve sitem ediyor..
Diyor ki; ‘Yazarsanız siz yazarsınız.. Bu memlekette minibüs yok mu ki Ardahan İl Spor Müdürlüğü Kars’tan minibüs getirtip, yarışma ve diğer etkinliklere öğrencileri Karslı minibüslerle götürüp getiriyor?’ diye..
Bizi şaşırtan bu duruma baktığımız da bize şikayette bulunan şahsın minibüsçülerin de içinde bulunduğu araç sahiplerinin sorun ve sıkıntılarını korumak için kurulan bir kuruluşun yöneticisi..
Bu yetmedi Ardahan’da onca gazete ve gazeteci varken sorunu, yazarsa bizim yazacağımızı belirtmesi..
Üçüncüsü ise bu konuyu bizden önce Ardahan Valisine götürüp, şikayetini hem bir minibüsçü, hem de Ardahan Şoförler ve Otomobilciler Odası Yöneticisi olarak gerek sözlü, gerek ise resmi olarak başvurmaması..
Evet, Ardahan’da yaşanıp, görülmeyen, duyulmak istenmeyen, yazılmaktan çekinilen, dillendirilmekten korkulan onca sorunun arası da bu tür sorunlarda yok değil..
Başbakanın partisinin milletvekili olmayan illere milletvekili tayin ettiği bir ülkenin en kuzeyinde bulunan Serhat Ardahan’ın iki milletvekilinin olduğunu ikisini de diş işlerden içişlere bakacak vaktinin olmadığını biliyoruz da bunları bilmiyorduk..

**Muhalefet Türkü Söyleme Derdinde..

Toplanan onca imzaya karşın kurultaya gitmeyeceğini ilan eden MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin yanı sıra CHP’nin seçimlerde ortaya koyamadığı heyecanla kurultay hesapları yapa dursun Güneydoğu’da başlayıp, ülkenin her yanına sıçrayan ateş gündeme taşınmak istenmese de son olarak İstanbul Sultanahmet’te patlayan e bir çok insanın hayatını kayıp ettiği bomba ile sarsılıyoruz..
Bu ülkede onca sorunun yaşanmasına karşın hala türkü geceleri düzenleyen, kaz gecelerinde but yiyenler var..
Evet, bu ülkede onca cidi sorunlar arken siyasileri, stk’ları, sendikaları ne iş yaptığı bilinmiyor..
Tüm ipleri eline alan, ‘Çaldığım düdük’ deyip, basın ve medyayı konuşturmayan bir iktidara karşın muhalefetin türkü gecelerinde, kaz gecelerinde görünmesi gerçekten de acı bir durum..
Ciddi gelişmelerin yaşandığı ülkede hala birileri bacakları arasında aldıkları başları ile yaşananları görmek, duymak, söylemek istememesi gerçekten acı ve acil bir durum..
Bu ülkede inanların iş bulamadığı bir sırada ülkeye doldurdukları Suriyelilere iş kanunu çıkaranları izlemekle yetinenler başta Güneydoğu’da, batı da, ege de, Karadeniz de, Orta Anadolu'da yaşananları artık görmeli, ses çıkarmalı, dur demeli..
Hükümete yardım mı gerekli, Hükümete dur mu demeli ne diyecekse demeli..
Yani bu iş türkü söylemekle olmazzz..

**Sine enerji çakınca..

Dikkat ediyor musunuz bilemiyorum ama Gazeteci Fakir Yılmaz’ın İstanbul’da bulunan Ardahan İl Dernekleri Federasyonu Genel Başkanlığına geldikten sonra ekibiyle birlikte yarattığı sine enerji gerek İstanbul’da gerek ise diğer kentlerde bulunan dernekleri adeta ateşledi..
Uzun süredir duraklama dönemine giren Ardahan Derneklerinin yanı sıra siyasilerini bile bir anda hareketlendiğini gördüğümüz şu günlerde bu enerjinin bitmemesi gerektiğini anlatmalı, anlamalı ve de desteklemeliyiz..
Ardahan Dernekler Federasyonun beklenmedik performansı ile gölgede kalmamak için çabalayan diğer dernek, federasyon hata siyasilerin bugünlerde ki olumlu adımları güçlü bir Ardahan Lobisi özlemini çeken Ardahanlılara da moral olmuş, ‘Dernekle, stk ile, vatandaş ile ilgilenmiyorlar’ denilen iş adamlarını da adeta ateşlemiştir..
Bir taraftan derneği olmayan köylerin dernek kurmasını, diğer taraftan olan dernekleri federasyon çatısı altında toplama gayreti içine giren, iş adamları ile art arda toplantılar düzenleyen, 39 İlçeye 39 Ardahan İl Derneği, Futbol turnuvası, Ardahan’a uçak kaldırma hedefi için uğraşan ve bu 39 İlçenin 2’sinde siyasileri ziyaret edip, ‘Muhatabınız Ardahan Dernekler Federasyonudur’ diyen ARDA/FED’in yarattığı bu sine enerji için elinizde ne geliyorsa lütfen yapın, geri durmayın..

Bu ülke hepimizin, iktidarın değil..

Güney’de gelen kara haberlere kulak tıkayan kamuoyu vicdanın tıkandığı şu günlerde Ardahan’da Vali Yardımcılığı yapan Alper Balcı’nın Şırnak’ta görev yapmak için kendi isteğiyle içişleri bakanlığına başvuru da bulunduğunu öğreniyoruz..
Ardahan’da iken boynuna puşi takıp, Hoçvan’da gezen ve AKP’li Suat Hancıoğlu’nun İl Genel Meclis Üyesi olmasında büyük katkısı olan Alper Balcı’nın şu an kanayan, yanan, perişan edilen Şırnak’ta görev yapma isteğini nasıl işleyeceğimizide bilemiyoruz..
Çünkü benim gibi terekeme olan Karapapaklar başta olmak üzere bir çok kişinin gözlerini büren kanın etkisiyle, ‘bizi askere alın, bizde gidip savaşacağız’ dedikleri bir sırada savaşın nerede, kiminle olduğunu da sormak ve ‘Bu ülkede Musa Anterler, Kemal Burkaylar Öldürülüp, Susuturulmasaydı Öcalan Eline Silah Alıp Dağa Çıkmazdı’ diyen Alper Balcı’nında hangi duygular ile Şırnak’a gitmek istediğini de masaya yatırmak gerekir.

**Siyaset-Stk-Ticaret-Spor İşbirliği..

‘İstanbul’da güçlü bir lobiyi nasıl olur da oluştururuz?’ diyerek yola çıkan ARDA/FED’in yeni yönetiminin bu yöndeki çabaları sürerken o büyük kentte siyaset yapan Ardahanlı siyasilerin ne yaptığını merak etmiyor değilim..
Çünkü stk ile siyasetin artı iş dünyası ile bi araya gelmesi halinde değil Ardahan’ın, İstanbul’un dünyanın yönetildiğini sanırım hepimiz çok iyi biliyoruz..
İşte bu anlamda Ardahan Dernekler Federasyonun son günlerde ki çıkışları bu yönde değerlendirilmeli ve de desteklenmelidir diye düşünüyorum..
Çünkü stk denen deneklerin kaz yemekleri dışında yapabileceği daha çok önemli işler olduğunu anlamaya çalışan bir stk olamaya çalışan Ardahan Dernekler Federasyonunun son günlerde ki çıkışları bir oda kadar önemsenmeli ve de değerlendirilmelidir..
Bir taraftan rutin dernekçiliğin yanı sıra diğer taraftan Ardahanlı işadamları ile bir araya gelmeye çalışan ve bununla yetinmeyip, Ardahanlıların siyasi arenada da olduklarını bizzat siyasetçiler giderek anlatan ARDA/FED öte yandan gençleri de spor’a davet ederek, Siyaset-Stk-Spor-Ticaret’in bu oluşumda ki rolünü de birilerin anlatmaya çalışmakta..
Bunun bugüne kadar neden yapılmadığını da sorup, geçerken Ardahan Dernekler Federasyonun çıkışları önemsenmelidir..

**Kazlar tüketilmeye devam ediyor..

Ülkenin Güneyinde yaşananları görmezden gelen e bu yönde ciddi bir duruş sergileyemeyen Ardahan derneklerinin yine art arda kaz geceleri düzenleyip, memleketi kurtarmaya deam ettiklerini görüyor, gözlemliyoruz..
Öyle ki kendisinin Ardahan ve Damal Federasyonlarından farklı olduğunu ileri sürüp, bir kaç Hoçvan köy derneği ile kurulan ve sanki Ardahan’a bağlı değillermiş gibi hareket eden HOÇ/FED’in başkanı bile sorunları kaz gecelerinde kaz budu yiyerek çözmeye çalışıyor.
Son olarak Lehimli derneğinin kaz gecesi düzenlediğini öğrendiğimiz bu süreçte başkalarını suçlayıp, kendilerini partiden daha partili görenlerin yanı sıra diğer bir çok köy derneği de kaz gecesi düzenleme yarışı içinde olduklarını görmekteyiz..
Gerçi artı yüksek sesle seslendiremedikleri ve adeta kaz gecesi biletlerini el altında sattıkları görülen bu derneklerin bugüne kadar bu topluma ne verdiğini de bir kez daha sormak gerekir..
Hoçvan Dernekleri gibi Çıldır, Hanak, Damal ve Göle Derneklerinin de dur durak bilmeyen kaz gecesi yarışına devam ederlerken Ardahan Dernekler Federasyonun ortaya koymak istediği farkındalılıkta anlaşılmak istenmediğini ve bu farkındanlılığın önüne geçmek için çaba harcandığını da izlemekteyiz..

**Haberi başkasına dayamak..

Bir çok gazetecinin hapiste bulunduğu ülkede gazeteciliğin yanı sıra televizyonculuğun da havuzlarda yapılmaya başlandığını artık herkes iyi biliyor..
Ülke de olduğu gibi dünya da yaşanan gelişmeleri haber haber yaparken ‘Aman hükumete dokunmasın’ diyerek ölçüp, biçtikten sonra haber eden basın ve medyanın içine düştüğü diğer bir acınacak hal artık kendileri değil, başkalarının yanı basının özgür olduğu ülkelerin basın ve medyasına dayanarak haber yapmalarıdır..
Aslında kendi niyetleri olan ama hükumetten korktukları için ‘Biz değil, falan İngiliz, filan Amerika gazetesi, dergisi, televizyonun yaptığı haber’ başlığı ile verilen haberlerle gazetecilik yapanlar ne kadar gazeteci olduğunu da tartışmak gerekmez mi?
Ülkenin bir tarafında ateşten gömleğe döndüğü bir sırada orada yaşananları görmek istemeyen, istediğin de ise havuzun emir ettiği başlıklarla habere çeviren söz de basın ve medyamızın Arabistan ile İran arasında yaşanan gerginliğe de ‘Tehlikeli Tırmanış’ başlığı koyması bir o kadar düşündürücü değil mi? Çünkü Güneydoğu’da yaşananların tehlikeli olmadığını, halkın seçtiği vekillerin dokunulmazlıklarını kaldırmak isteyenleri görmeyenler günü kurtarma adına Suudi Arabistan ile İran arasında yaşananı petrolün pahalanacağını da yazamıyor..

**Dernekler de Kadınlar Neden Yok?

Ardahan Dernekler Federasyonunun yeniden estirdiği rüzgar ile yeniden gündeme gelen bölge derneklerinde dikkat çeken bir durum benim de için de bulunduğum kadınların dikkatinde kaçmıyor..
Bir çok yerde olduğu gibi derneklerde de çokta görmediğimiz kadınların dernekçilikte neden geride kaldıklarını merak eden bir kadın olarak onca Ardahan Dernekleri içinde sadece bir kadının dernek başkanı, bir kaçının da dernek yönetimlerinde yer aldığını görmenin üzüntüsünü yaşamaktayım.
Gerçi aynı zaman da İstanbul Ardahan Dernekler Federasyonunun kurucu dernekleri arasında bulunan Değirmenli Köyü Derneğinin şu anki başkanı bir kadın olduğunu bilmesekte bunun yeterli olmadığını da bir gazeteci kadın olarak altını çizerek belirtmek isterim..
Sebahat Kaya’nın yanı sıra Panik Derneğinin eş başkanının bayan, ARDA/FED’in 19 kişilik yönetiminde iki bayanın yönetici olması onca dernek içinde yeterli midir bilinmez ama bunun suçlusunun erkekler mi, yoksa bir çok konuda olduğu gibi bu önemli konuda da geride kalmayı kendileri tercih eden kadınlar mı bilinmezse de bu konunun da masaya yatırılması gerektiğine ve kadınlarında Ardahan Dernekleri içinde daha çok aktif gerekir diyorum..

**Posof Şavşat’a Bağlanıyor..

1992 Yılında yeniden vilayet olan Ardahan’ın 9 köyünü çalıp, Kars’a bağlanması karşısında sus/pus olanlar yeni bir sinsi planın hayata geçirildiğinden de bir haberler..
Ülkeyi yol ağlarına bağladıklarını ileri sürüp, 2016 yılına girilmesine karşın hala Ardahan’ın yollarını doğru dürüst yapamayanların uyuduğu bir sırada daha önce bir kaç kez gündeme getirdiğimiz yol hikayesi yine gündeme alınmış gibi..
Kura Nehrinin suyu gibi Posof’un Türkgözü (Badele) Gümrük Kapısının yolunu Ardahan’dan çalmak isteyenlerin hem de Ardahan İl özel İdarenin imkanları ile Ardahan’ın Posof İlçesi’ne bağlı Kol köyü üzerinden yeni bir yol için kolları sıvaken başta Ilgar Dağının delinmesini bekleyen Posoflular, Damallılar ve Hanaklıra da uyumakta..
Çünkü Posof Türk Gözü Gümrüğünü Karadeniz’ bağlamak isteyenlerin yeni yol adı altında Türkgözü Gümrüğünü de Şavşat üzerinden Karadeniz’e bağlamak istediklerini bizaati İl Özel İdare Genel Sekreteri, Pspf Kaymakamı e Posof Belediye Başkanının birlikte Kol’da verdiği pozla birkez daha ortaya çıkarmıştır..

**Kar yeniden geliyor..

Ardahan Haberi Meteorolojinin kar yağışının yeniden geldiği yönünde ki haberleri veren ajanslar aynı gün Ardahan gibi kış memleketi olan ülkelerden de haberler veriyordular..
Yani Ardahan gibi aylarca kar altında kalan ülkelerde yapılan kar sporları ile ilgili bilgiler eren ajansla bu ülkelerde ne bir yolun kardan kapandığını, nede okulların tatil ediliğini demiyor, kardan para kazandıklarını anlamıyordu..
Evet eskiden Atlı Kızaklarla yolculuk yaptıklarını unutan, çocukların kaydığı kızaklardan bile para kazanmayı düşünmeyen Ardahanlılar ‘Kar yeniden geliyor’ haberlerini izlerken ‘Ya bu kar’ı nasıl kar’a çevirir ve nasıl para kazanırız’ demiyordu..
Günlerdir Şap Karantinasının uygulandığı, esnafının çok zorda olduğu, çek ödememede 81 vilayet içinde birinci rekorunu alan Ardahan kar ve kış turizmine yönelik para kazandıran etkinlikler düşünmüyor, hayata geçirmiyordu.
Yani; 'Kar yeniden geliyor' haberlerini izlerken dışarıda ki eski karları izlemekten ve üşümekten öteye geçemeyen Ardahanlılar ‘Kar yağıyor, Ayşe kız camdan bakıyor’ hikayesini dinlemeye devam ediyordular, kar’da kar etmeyi düşünmeden..

**Sizi iyi tanıyoruz..

Ardahan Haberi İstanbul’da başta olmak üzere Ardahan’dan göç edip, batı kentlerine gidenlerin oluşturmak istediği GÜÇLÜ BİR LOBİ oluşumu için kolları sıvayan Ardahan Dernekler Federasyonun olağanüstü çıkışının önünü kesmek için yeni dalaverelerin peşinde olduklarını gördüklerimiz bizleri güldürürken, bunların sinsiliklerini de iyi bilenlerdeniz..
Evet, Ardahan Dernekler Federasyonun son bir ayda yaptığı çıkış karşısında bir hayli paniklendiklerini gözlemlediğimiz bu iyi tanıdıklarımızın haklı paniğini de anlamıyor değiliz..
Çünkü ARDA/FED’in şu geçen bir aylık çıkışı ile içleri kof olduğu ortaya çıkanların yalandan yeni oluşumlar oluşturacakları yönünde haberlerini okuyor, durum değerlendirmesi yapıyoruz..
ARDA/FED’in ‘Gelin Ardahan Dernekler Federasyonun İçinde Yer Alın, Hem ARDA/FED’de Söz Sahibi Olun, Hem de Ardahan'n Güçlü Lobi İstemine Güç Verin’ çağrısının gün geçtikçe güçlenmesi bu içi boş oluşumcuları bir hayli panikletirken bu paniğin altında ki gerçeğin bunların yıllardır hiç bir şey vermedikleri toplumu ellerinde kaçıracaklarının korkusu olduğunu da iyi anlıyoruz..

**Ardahan CHP’de Satranç Oyunu..

Ardahan Haberi Aslında daha önce değinmiştim, CHP’de yaşanan bu heyecanın anlamsızlığına..
Çünkü gerek Ardahan’da gerek ise tüm ülke genelinde sanki iktidarmış gibi CHP’lilerin bir başkanlık için bir birlerini yediğini ve bu yemenin partiyi büyütme değil, ‘Onuna grubu, bunun adamı’ kavgası olduğunu anlatan o yazımda, ‘Nedir bu heyecan?’ diye sormuştum..
Evet, Gebze’de yıllarca AK Partili belediyenin bürokratı olmayı beceren, ardından kalkıp, geldiği Hanak’ta yine AK Partililerin bir birlerin yemesi sayesinde belediye başkanı olan şahsın büyük kurultay delegesi olmak için partiyi adeta vel veleye verdiğini gördüğümüz şu günlerde defalarca İl Başkanlığı yapanlarında hala bu boş koltuğa, bayramdan bayrama çelenk koymak için bir birleriyle yarıştığına şahit olmaktayız..
Konsolos iken kaçırılıp esir düşen ve nasılsa kendisiyle birlikte 49 kişi ile sağ salim ülkeye dönüp, Ardahan’da HDP olmasında kim olursa olsun inadıyla milletvekili olanın fotoğrafçı akrabasını İl Başkanı yapmak için geldiği şu Ardahan CHP’de adeta satranç oyunu oynanıyor..

**Kuzey sınırımız da ısınacak..

Ardahan Haberi Güney sınırlarımızın kan gölüne döndüğü, güneydoğunun adeta Filistin’e çevrildiği bir süreçte Ardahan’ın da komşu olduğu Ermenistan ile kardaş deyip, Kıbrıs’ı tanımayan, doğalgazı ve petrolü Rusya’nın elinde olan Azerbaycan arasında yaşanan gerginlik yeniden en üst seviyeye çıktı..
Gözlerin Güney’de olduğu bir süreçte Ermenistan ile Azerbaycan ordularının kırmızı alarıma geçtiği yönünde ki haberlerin bugünlerde bir hayli üşüyen Ardahan’ın sınırlarını da ısıtacak gibi..
Çünkü sıranın Kafkaslara geldiği ve sıranın burada ki yer altı hazineleri olduğunu tüm siyasi bilimciler seslendirip, dile getiriyorlar..
Peki bunlar yaşanırken Ardahan’ın da içinde bulunduğu bölgede ne gibi hazırlık içindeyiz?
Her an çıkacak olan bir savaşın zaten güney sınırı sım sıcak olan ülkemin şu an donan sınır olan Çıldır’ın, Posof’un e akabinde tüm Doğu Anadolu’yu ısıtacak, korkarım ki Diyarbakır gibi yakacakta..
Evet komşularla kurulamayan ilişkilerin yarattığı sorunlara lütfen hazır olun, çünkü bu soğuk günler çok arayacağız gibi..

Ardahan'ı Yazan Haber Sitesi
Yazar Fakir


Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin


Facebook'ta Paylaş
SİTEMİZE REKLAM VERMEK İÇİN;
0. 535 418 32 58 NOLU TELEFONUMUZU ARAYABİLİRSİNİZ..

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

Yazarlarımızı okuyor musunuz?

YAZIYORSAM SEBEBİ VAR
Konsolos Bey Musul’da Ne Oldu?

Fakir Yılmaz Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş
Ardahan’ın sorun ve sıkıntılarından ziyade dışişlei bakanlarıymış gibi biri Araplar ile diğeri Irak’la yakından ilgilenen iki milletvekilimizden bir olan eski Konsolos ve hala Fakir Yılmaz Başkolons rütbeli olan CHP’nin Ardahan Milletvekili dün yine ekranlar ve ulusal basının gündemindeydi.. İş-İt tarafından kaçırılıp, 101 gün esir (!) kaldığı süre içinde gündemde düşürmediğimiz ve gerek kurtarılıp, ülkeye buradan da Ardahan’a kadar gelmesinden azda olsa katkımız olan CHP’nin şimdi ki Ardahan Milletvekili son olarak bizim de kızdığımız Türk Askerinin Irak’ta olması konusunu meclis kürsüsünde dile getirdi..
Çok kızgın olduğunu ima eden hal ve hareketlerle hararetli bir konuşma yapan eski Konsolos’a burada bir soruda ben sorayım..
Gerçi o büyük basın e medya dışında kimseyle konuşmaz ya neyse..
Yinede biz sorumuzu sorup, merak ettiğimiz konuyu belki yine ya meclis kürsünde yada ulusal basında öğreniriz..
Sorum: Sayın Konsolos sen oradaydın ve sen oradayken orada ne gibi filmler çevrildiğini en iyi sen biliyorsun, lütfen hele anlat..
Çoğu senin bilgilerin olduğundan şüphe ettiğim Eren Erdem’e hain diyen Başkan ve Hükümet sana neden bir şey diyemiyor..
Olmaya ki ortaklı bildikleriniz mi var?!..

Fakir Yılmaz **Batı Susmuyor, Homurdanıyor..

Geçtiğimiz gün Ardahanlıların yoğun bir şekilde yaşadığı İstanbul’un Esenyurt İlçesinde ki siyasi parti ziyaretimiz de görüştüğümüz siyasi parti temsilcileri ile yaptığımız görüşme e fikir/alış verişinde gündemin Güneydoğu olduğunu ARDA/FED olarak ziyaretimizle ilgili haberler de azda olsa değindik.
Bu ziyaretlerin ardından döndüğüm İstanbul Şişli’de bulunan Ardahan Dernekler Federasyonuna yakın kapalı garaja çektiğim aracımdan inip, fişi almak için yöneldiğim garaj görevlisinin hükümete yakın bir tv kanalında haberleri izlediğini ekranlarda ise Diyarbakır’da yapılan operasyon ve eylem görüntüleri vardı..
Esenyurt’ta olduğu gibi burada da bir homurdanma olduğunu his edip, ne oluyor diye soru ile merhaba dediğim otopark görevlisi benden gergin bir halde, ‘Abi bende anlamış değilim ya.. Ne oluyor, ne olacak bu memleketin hali, nereye doğru gidiyoruz’ diyerek oda benim soruma ard arda sıraladığı sorular ile cevap eriyordu.. Yani birilerinin dediği gibi Güney yanarken, Batı susmuyor, homurdanıyordu..

Fakir Yılmaz **Yerde sürünen dernekçilik..

Yıllarca eleştirdiğim bölge dernekçiliğin ‘Nasıl olur ayağa kalkar?’ diye mücadele ederken bir anda kucağımda bulduğum Ardahan Dernekler Federasyon Başkanlığımda verdiğim mücadelemin başta bu işten kaymaklananlarca olmak üzere her kesim tarafından yakın takibe alındığının farkındayım..
Adeta bir gelenek haline gelen, ‘Bırak batsın, imkan varsa sende bir tekme koy’ misali izleyenlerin çokluğunu da bildiğim bir süreçte dernekçiliğin yanı sıra dernekleri çatısı altında toplayan bir kurumun nasıl çalışması gerektiğini gösteren çıkışlarımla bunlara direndiğimi de fark eder ederken bir hayli zorlandığımı da yorulan vücudumdan anlıyorum..
Ancak 27 yıla yaklaşan gazetecilik hayatımda bir gün bıkkınlık içine girmeyen ve her türlü saldırılara direnen bir kimlikle başkanlığını şerefle üstlendiğim Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanlığını en güzel şekilde yapmaya ve yerlerde sürünen dernekçiliği de yok imkan ve tüm engellemelere karşın en iyi şekilde yapmaya kararlı olduğumu herkes iyi bilmelidir..
Bunu yaparken de benim gibi yürekli yönetici arkadaşlarımın varlığı da bana yetmektedir..

Fakir Yılmaz **Aldız, Aldız Birde Vapur Alsanız..

Ardahan Belediyelerinin araç parkları eski ama yinede iyi diye bileceğizim araçlarla dolduğu şu günlerde bende daha önce bir kaç kez gündeme getirdiğim önerimi yeniden hatırlatacağım..
Çünkü başta Çıldır Belediyesi olmak üzere Posof, Damal, Göle, Hanak ve Ardahan Belediyelerinin İstanbul’da ziyaret ettikleri ve kardeş ilan ettikleri belediyelerde eskide olsa boyanıp, süslenen araçlar aldıklarını hepimiz yakından iyi biliyoruz..
Evet, önerimi şimdi burada yeniden hatırlatıp, önereceğim konu bugünlerde bir hayli gündemde olan ama bir sandalı bile olmayan yüzeyi donmaya başlayan Çıldır Gölüne bir vapurun getirilmesi konusudur..
Daha öncesi de belirttiğim ve Çıldır ölünün ortasına konulup, adına da ‘Göl Restoran’ denecek eski bir vapurun İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait İDO’da alınabilir..
Ve Ardahan’a getirilip, Çıldır Gölünde yüzmese de demir atılıp, ‘Göl Restorantı’ adı altında ya belediyelerce, ya kaymakamlıkça yada özel bir teşebbüscü kanalı ile işletilebilir..
Ve en önemlisi Çıldır Gölü daha güzel gündeme gelebilir..

Fakir Yılmaz **Halk Desteklemiyor, Israr Etmeyin..

Barış içinde yaşamanın ısrarında olan halkın ‘şimdilik’ izlemekle yetindiği Güneydoğu’da ki çatışmaların daha nereye kadar süreceğini merak ederken, her iki tarafında savaşta ısrar etmesini de onaylamadığını ortaya koymakta..
Tank ve toplarla başlatılan operasyonlara alışkın olan bölge halkının kendisini çatışmalara davet edenleri de onaylamadığını gördüğümüz şu günlere neden savaştan ısrar edildiği de anlaşılmış değil.. İllaki savaş deyip, insanların ölümüne, ticaretin durmasına, bölge gibi ülkenin gerilmesine ve en önemlisi, ‘Ne olacak bu gidişat?’ dedirten gelişmelerin karşılıklı oturulacak olan bir masada çözülecek kadar kolay olduğunu bilen halk tarafları desteklemedikçe tarafların savaş yanlısı ısrarı da her iki tarafında zararına..
Psikolojik savaşı kazanmak derdinde oldukları görülen tarafların artık bu önemli sorunun yani Kürt sorunun kan dökerek değil, konuşarak çözmesi gerektiğini yaşananları izleyerek anlatmaya çalışan halkın sabrını zorlamanın iki tarafında üzerinde olduğu gemiyi batırma olduğunda bilinmelidir..

Fakir Yılmaz **Allah Aşkına Ardahan’ı Sorun..

Yazıma başlamadan önce örgütlenmeden yana olan biri olarak yanlış anlaşılmak istemediğimi baştan belirteyeyim..
Çünkü Kars-Ardahan-Iğdır Vakıf ve Derneklerine karşı olduğumu yüksek sesle söyleyen biri olarak ‘Ya bu fakir birliktelikten yana değil’ falan denebilir..
Evet, ben KAI denen oluşumlara karşıyım ve birliktelik değil birlerinin egolarını tatmin etmekten öteye geçmediğine inananlardanım..
Çünkü KAI diye geçinenlerin Ardahan’ın nerede olduğunu, Hoçvan’ın, Goreveng, Büyük Nakala, Suhara bilmediklerini bilen bir gazeteciyim..
Yalandan öğrencilere burs veriyoruz diyen ama ‘Bu öğrenciler kim, nerede, hele ikisinin adını verin’ dediğimiz KAI Vakfı gibi diğer kahvehane KAI derneklerinin seçimden seçime ortaya çıkıp, kaz gecelerinde bir iki Karslı hemşehrimizi siyasetten bir yerlere taşımaktan öteye gitmediklerini en iyi bilenler arasında başta gelen biri olarak bunu yüksek sesle söylemeye devam edeceğim..
Benim gibi düşünen Ardahanlının sayısının da hiç az olmadığını ve ‘Ardahan çatımızdır’ diyorum..

Fakir Yılmaz **Esenyurt Bunlardan Kurtulmalı..

Dikkat ediyor musunuz bilmem ama hepimizin bildiği ama nedense, belki de küçük çıkarlar ve günü birlik menfaatler dolaysıyla ses çıkarmadığı ciddi bir sorunda topluma kendini adam diye yutturup, topluma değil, hep kendisine yontan küçük bir grubun bu güzelim ilçede ki insanların önünde hep engel ve birer takos gibiler..
Yani, 'Kral Çıplak' diyemediğimiz bir ilçede yaşadığımızın fakındayız, farkında değilmişiz oyununu oynarken..
Evet, Esenyurt'un diğer önemli bir sorunu da budur..
Yani küçük bir grubun büyük toplunu sömürüp, söğüşlediğini kimse kimseye demiyor.. Yada cafe sohbetlerinde dedikodu yaparak azda olsa şarj oluyoruz..
Ancak birilerinin ortaya çıkıp, hem de yüksek ses ile 'Kral Çıplak' demesi gerektiğini sağa sola, arkaya, öne bakmadan kendimize sorup, 'Evet, Kral Çıplak' demesi gerekenin ben, sen, o..
Kimi belediyenin adını, makamını, kimi içi boş stk'ların, kimi mafyacık oyunu oynayarak, kimileri ise gerçekleri görmezden gelip, bir iki resmi gün ilanı için ağzını, gözünü, kulağını tıkarken Esenyurt'u adeta esir alanlarda rantlarına rant katmaya devam ediyorlar..
Aslında şu an başkan olan Necmi Kadıoğlu'dan, beşikteki bebeğe kadar herkesin iyi tanıdığı bu grubun dağıtılmasını tek yolu da sadece üç kelimeden geçiyor..
Yani birileri yüreklice ortaya çıkıp, 'Esenyurt Bunlardan Kurtulmalı' demeli..
Bakın ben dedim..
Ya sen bu yazıyı okuyan?..

Fakir Yılmaz **Kirli Havuz..

İç savaş görüntüsünün yaşandığı Güneydoğu’da devam eden çatışmalar ve ölümler devam ederken havuz medyası denen takım da attıkları manşetler ile kor olan ateşe benzinle gitmeye devam ediyor..
Hayatta görmedikleri, sorunlarını yazmadıkları kent ve köylerin ‘Yasaklı Bölge’ adı altında ablukaya alınıp, camiler dahil her yerin tarandığını görmezden gelirken, orada ki insanların dramından bir satır söz etmezler..
Bu kirli havuz tayfası emir üzerine çıkardıkları gazeteleri toplum tarafından alınıp, okunmayınca saray ve hükümetin beslemesinden yalanmak için tüm çirkin, faşist, ayrımcı ve de kırıcı manşetleri atmaya devam ediyorlar..
Kan üzerinde kurulu manşetleri ile rantlarına rant katan bu kirli havuza artık AK Partilinin de inanmadığını görmek moral verirken Güney’de süren ve her geçen gün alevlenip, her an ülkeyi Suriyeleştirecek bir alana sıçramasından da çekinmiyor..
Çünkü onlar kirli havuzda yıkayıp, çıkardıkları gazetelerinin yanı sıra toma ve panzerleri yapan firmalarında sahipleri..
Ama unutulmasın ki bugün olmazsa da yarın o havuz çamura dönecek ve o çamur batağında ilk boğulanlarda o havuzları besleyenler olacaktır..

Fakir Yılmaz **Farkında mısınız?

Türkiye’nin Rusya savaş uçağını düşürdükten sonra ülkenin savaş uçaklarının günlerdir havalanmadığının farkında mısınız?
7 Haziran seçimlerinin sonuçlarını beğenmeyen ve havuz medayasınca oluşturulan korku atmosferi ile kazanılan 1 Kasım seçimleri ardından yeniden iktidar olan AKP’nin savaş konseptli yönetiminin gün geçtikçe onarılması zor bir sürecin başlattığının farkında mısınız?
AKP’nin bu savaş konseptli politikası yüzünden bankaların Güney’de alınan, satılan çeklere dikkat etmesi için müşterilerini uyardığının farkında mısınız?
Devam eden ve her an ülke geneline sıçramasından korkulan ve bugüne kadar 10 binlerce insanın bölgeden göçüne neden olan çatışmaların sürdüğünün farkında mısınız?
Cumhurbaşkanının, başbakanın, ‘hendekler kapatılana kadar sokağa çıkmaların devam edeceğini’ müjdelerken bir iki silik çıkışla siyaset yaptığını sanan HDP gibi CHP ve MHP’nin ortalıkta görünmediğinin farkında mısınız?
Ve bu ülkede bunca tatsızlık yaşanırken sizinde içinde bulunduğu uz toplumun günlerini AVM’lerde geçirip, her gün bir iki insanın öldüğünü izlediğinin farkında mısınız?

Fakir Yılmaz **Haydi bakalım gidelim..

‘Ardahan’dan gelmiş, İstanbul’da başkan olmuş’ diyenlerin ve ‘Yazık ettin hocam’ deyip, hocanın üzerinden dönerek sözde eleştiri yapanlar yıllardır İstanbul ve diğer kentlerden cebine beş kuruş koyup, Ardahan’a önce iş adamı sonra da siyasetçi olup vekil seçilenlere ses çıkarmazken benim onlara yaman batan başkanlığımı dert ettikleri bir sırada buradan bir çağrı yapacağım..
Ve diyorum ki; Gelin hep birlikte Ardahan’ın kurtuluş etkinliklerini Ardahan’da yapalım..
Haydi gelin benim geldiğim ve başkan olduğum İstanbul’dan Ardahan’a giderek 23 Şubat etkinliğini Ardahan’da yapalım..
Var mısınız?
Ay ben kısa etekle üşürüm, vay ben gelemem demek yok..
Haydi bakalım gidelim o güzelim memlekete..
Çünkü midenize oturan başkanlığım da alacağım kararlarla şaka etmediğimi görecek ve dernekçiliğin nasıl yapıldığını başta size olmak üzere ayak direten herkese göstermek için Ardahan Dernekler Federasyonu ile Serhat Ardahan Dernekler Federasyonu olarak böyle bir karar aldık, uygulayacağızda..
Haydi bakalım gidelim..

Fakir Yılmaz **Siz olmasanız da..

Rahmetli babamın tüm Ardahanlılara olduğu gibi bizlere de bıraktığı miraslarından olan ünlü sözlerinin hayat dediğimiz bu yolda karşımıza çıkacağını hesaba katmadığımız yıllar da sık sık kullandığı bir sözü vardı..
Onca ünlü sözleri arasında bulunan ve çalışmayanların dün kulak küpesi etmediği ama bugün her an karşılarına çıktığı o sözlerinden biri de, ‘Sen olmasan da bu işi biri elbet yapar, yani dünya denen sistemi kuran Allah her şeyin yedeğini yaratmış. Siz olmasanız da biri yapmadığınız işi yapar’ sözüydü..
İşten kaçan bizlere sık sık kızıp, bu sözü diyen babamı rahmetle anarken bugünde aynı durumun hala geçerli olduğunu da görmüyor değilim..
Çünkü şu günlerde sık sık o sözü söylemeye başladığımı fark ederken buna neden olanların benim başına geçtiğim ARDA/FED’in çalışmalarını teklemesini beklediğini görmekteyim.
Yani Fakir bu işi götüremez deyip, kenarda durup, çalışmalarımı izleyenler sanırlar ki ben bu işi götüremeyeceğim..
Bilmezler ki; bugün benim yaptığım işi dün onlar yapamadıkları için işi yapan yedeğin ben olduğunu..

Fakir Yılmaz **CHP İktidar mı ki?

Bilemiyorum ama sanırım sizlerde benim gibi şaşkın ve şok-tasınız..
Çünkü gerek 7 Haziran’da, gerekse 1 Kasım’da ortaya konulamayan heyecan yaşayan CHP Ardahan İl ve İlçe Örgütlerinde olağanüstü bir hareketlilik yaşanıyor..
Sanki AKP’ değil de CHP iktidarmış gibi bir birini yiyecek bir heyecanla mücadele eren CHP’liler önce İlçe Kongrelerinde, ardından İl Kongresi için olağanüstü bir performansla kongrelerini yapmaya çalışıyor..
Beni şaşırtan bu durumun nedenine bakınca asıl meselenin parti yada bu partiye oy verenler değil, birilerinin yaklaşan büyük kongre öncesi büyük kongre delegesi olmak ve yaklaşan genel seçimler öncesi İl Başkanı olmak olduğunu anlamıyor değiliz..
Gerçi 67 delege için 10 adayın meydana ortaya çıktığı bir zaman da bu kadar heyecanlı bir şekilde bir birini yiyenler kongresi olarak algılanacak tarihe geçecek olan CHP İl ve İlçe Kongrelerini ben dahil hemen herkes umursayıp, takip etse de onların sırtına binip vekil olanların tınına değil..

Fakir Yılmaz **Bugün İnsan Hakları Günü..

Güney’de Filistin manzaralarını yaşandığı, insan olan polis, asker, gençlerin hayat haklarının ellerinde alındığı, onlarca gazetecinin sadece düşündüklerini ortaya koydukları için hapishaneleri doldurduğu bugün Dünya İnsan Hakları Günü..
Ve bugün sağlık, eğitim, sosyal imkanların sağlanamadığı, her geçen gün biraz daha artan işsizlik dolaysıyla kışın ortasında göç göç olup batı kentlerine gittiği bir, Dünya İnsan Hakları Günü..
Ülke de hiç bir sorun yokmuş gibi çal, oynasın diyerek, kazların içinde yoğrulduğu pilavların pişirildiği bir günde Dünya İnsan Hakları Günü olduğunu hatırlayacak mı insanım deyip, insanlık dışı manzaralar karşısında kör, sağır, dilsiz kesilen onca aydın, ileri, geri gidenler?!.
Çünkü bugün Dünya İnsan Hakları olan 10 Aralık Günün 67. Yıl Dönümü.. Gerçi 6 milyon önce oluştuğu ileri sürülen dünyanın üzerinde ki insanların insan haklarını bizzat ihlal ettiği bir gün bugün.. Yani bugün sizin, ‘ben insanım, insanca yaşamak istiyorum..’ diyenlerin biricik günü..

Fakir Yılmaz **Görev herkesin..

Türkiye’nin en stratejik sınır kenti olan Ardahan’ın akabinde bölgenin ve ülkenin kalkınması için verilen mücadele de ‘benim ne kadar tuzum var?’ diye kendi kendimiz soru sorduğumuz da acaba ne gibi bir cevap alıyoruz?
Bilmem ama dün telefonla görüştüğüm ve benim kendini aramam kadar nazik bir davranışla bana dönen AK Parti Ardahan İl Başkanı Av. Yusuf Demirci ile yaptığım sohbette ben dahil hepimizin Ardahan’a ve bu güzelim ülkeye katkılarının ne kadar olduğunu sorgulattı..
Çünkü İl Başkanı Demirci’nin, ‘Toplum önderleri olarak görülen İl Başkanı, Belediye Başkanı Milletvekili, Gazeteci, İşadamı, STK, Öğretmen, Doktor gibilerinin birinci görevlerinin kendilerini sorgulamak ve toplum için ne gibi katkılarının olduğunu aynaya bakarak kendi kendilerin sorması gereköez mi?’ demesi kadar haklı olan bu sorunun herkes tarafından kendisine sorulması gerektiğini düşündüm..
Evet siz bu yazıyı okuyan sayın sen! ‘Demirci İl Başkanı, Fakir federasyon başkanı onlar yapsın’ diyen siz!
Siz bu toplum için ne yapıyorsunuz?.

Fakir Yılmaz **Samimi bir çalışma içindeyim..

1980 Yılından bu yana gazete çıkaran bir ailenin ferdi olarak 26 yıldır kesintisiz yazan Ardahanlı bir gazeteci olarak Ardahan’ın gelişmesi, büyümesi için verdiğimiz mücadele ortada olduğunu her Ardahanlı iyi biliyor..
Ardahan’ın yeniden vilayet olması, Ardahan’ın gümrük kapılarının açılması, Ardahan Üniversitesinin kurulması gibi önemli gelişmelerin içinde tuzu olan bir gazeteci olarak bugün o çok dert yandığımız, hayal ettiğimiz lobicilği yapamadıklarıyla eleştirdiğimiz Ardahan Derneklerinin çatısı altında bir araya geldiği Ardahan Federasyonun başında olan bir gazeteci olarak burada ne yapabiliri, federasyonu nasıl bir adım daha ileriye götürebileceğimizi düşünüyor ve bu yönde tüm gücümüzü ortaya koymuş bir konumdayım..
Yani samimi bir çalışma içinde olduğumu her Ardahanlıyım diyen bilmeli e bana yardımcı olmalı diye düşünüyorum..
Bunun içinde diyorum ki; Gelin o hep özlemini çektiğimiz birlikteliği birlikte oluşturalım..

Fakir Yılmaz **Bataklığa doğru adım adım..

Rusya ile yaşanan sorunu daha aşamadan Irak’a asker gönderen anlayışın ülkeyi nereye götürdüğünü anlamayan ve yaşananları AVM’leri doldurup, kredi kartlarını boşaltarak dolduran halkımız adım adım ciddi bir savaşa girdiğimizin farkında değil bile..
İran ve Irak’ın yanı sıra Suriye ve dünya silah devi Rusya’yı karşısına alan ama arkasında sadece sözlerle duran Avrupa ve ABD’nin bir taraftan Güneydoğu’ya gaz verdiğini anlamayan anlayışın ülkeyi adım adım Ortadoğu bataklığına götürdüğünü görmeyen bir toplumun iplerin tümünü iktidar ve onun üzerindekine verdiğini de anlamaz..
Adım adım girilen Ortadoğu bataklığından yarın nasıl içinde çıkacağımızı düşünme zahmetinde bile bulunmyan bir toplumun bu kadar duyarsız oluşu karşısında iktidarı elinde tutanlar bile şaşırırken, ülke içinde yaşananlarda gün geçtikçe Filistin manzaralarını ortaya çıkarmaya başladı.
Bilmem ama sanırım adım adım gidilen bu bataklıkta hepimiz birlikte batıp, kalmayız..

Fakir Yılmaz **Diaspora ile savaş..

İstanbul’da bulunan Ardahan Derneklerinin yanı sıra Ardahan ve diğer illerde ki Ardahan derneklerini çatısı altında bir araya toplama iddiasının başına gelişimin yankıları devam ediyor.
Kimilerinin hala ayak direttiği, kimilerinin çok sevindiği bu gelişme ardından beni kutlayanlar arasında bulunan ve kendisi de KÜNİB gibi önemli bir kuruluşun başında olan Ardahan Üniversitesi Rektörü Sayın Ramazan Korkmaz gibi benden beklentileri de çok olanlarda var.
Bu beklentileri boşa çıkarmama çabası içinde olacağımı buradan bir kez daha belirtirken karşımda ki diasporanın varlığını da unutmamam gerektiğini de biliyorum..
Çünkü asıl mücadelemin Ardahan Diasporası dediğimiz grubun benim ARDA/FED’in başına gelişimle dönemlerinin kapandığını saklamak için ayak diretmeye devam ettiğini görmekteyim.
Ama Rektör gibi benden bir çok şey bekleyenler bilsinler ki bir taraftan bu diaspora ile savaşacağım ve geri adım atmadan Ardahan için çalışacağım..

Fakir Yılmaz **O Çocuklar sahipsiz değil..

Birilerinin kendi görüşlerinde diye Ardahan Üniversitesine topladığı kişiler aracılığıyla başta Güneydoğu’dan olmak üzere Ardahan’a gelen öğrencileri baskı altına almak istediğini gördüğümüz şu günlerde fakülte tatil ettiren olaylar yaşanmaya başlandı..
Ve en önemlisi bu faşist baskıya kılıf uydurmak için de ‘Vayy birileri dışarıdan gelmişte, Ardahanlıları dövmüşte’ falan, fişkan diyerek tahrik yoluna gittiklerini ve tehlikeli bir oyun oynayarak işi Türk/Kürt meselesine getiip, bunlar yetmez gibi Kürt öğrencilerin üzerine Kürt Ardahanlı çocukları ve polisi saldığını da görmüyor değiliz..
Bugün Güneydoğu’da devam eden ve ülkeyi diken üzerinde tutmaya devam ettiği bir süreçte en küçük bir olayı Kürt/Türk meselesine döküp, insanları karşı karşıya getirme çabalarını da anlamıyor değiliz..
‘Bizlerin yaşananları uzaktan takip etmemiz sadece o memleketin huzur içindir’ diyen sağduyulu Ardahanlılar ise diyor ki; ‘birileri bilinmeli ki o memleket, o çocuklar sahipsiz değildirler.’ biline..

Fakir Yılmaz **Bir özür bu işi bitirir..

Ardahan’a komşu olan Gürcistan ve Ermenistan’ın müttefiki olduğu Rusya ile yaşanan sorunun güm geçtikçe bunaltmaya başladığı şu günlerde karşılıklı restler de çekilmeye devam ediliyor..
Öyle ki Türkiye’nin savaş uçaklarını kaldırmaktan tereddüt ettiği ve meşhur Kandil uçuşları dahil havalanamadığı şu günlerde başta Başkan Erdoğan ve Başbakan olmak üzere herkes bir şeyler söylemeye devam ediyor..
Bunlar yetmez gibi sanal ortam ve yabancı basının gaz verişi ile her gün yeni bir kriz’in yaşandığı şu günlerde adeta dişlerini sıkıp, füzeleri ile pusuya yattığı görülen Rusya’nın başkanı Putin ve diğer ilgilileri de art arda sert açıklamalarda bulunarak her iki ülkenin toplumlarını olduğu gibi ekonomilerini de sıkmaya vede germeye devam ediyorlar..
Diyarbakır’da başta olmak üzere ülkenin güneyinde yaşananlar yetmez gibi yeni bir sorun daha istemeyen her iki ülkenin sağduyulu kesimi ve savaş karşıtları bu işin artık büyütülmemesi ve yaşananların bir özürle sonuç bulacağına işaret etmekteler..

Fakir Yılmaz **Herkes şikayetçi ama..

Bir pilot’un attığı füzenin yarattığı sorunun Türkiye ile Rusya arasında ki gerilimi arttırdığı şu günlerde ziyaret ederek mutlak iş birliğinin şart olduğunu anlatmaya çalıştığımız dernek ve iş adamlarımızı dinlerken anladığım tek şey herkesin bir birini şikayet ettiği ama suçlunun kim olduğunu kimsenin bilmediğini görüyorum..
Son olarak Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nın katleden kurşun gibi faali meçhul kalan bu şikayetin suçlusunun aslında kendimiz olduğunu saklama telaşı içinde olunduğunu da anladığım bu ziyaretler esnasında bir başka sorunun da suçu kabul etmemek olduğunu da fark ediyorum..
Çünkü aslında bu tür şikayetlere neden olan suçun başkalarını suçlayarak saklanmak istendiği ve o suçlunun da hepimiz olduğunu da anlamıyor değilim..
Evet oluşturulmaya çalışılan birlikteliğimizin önünde ki en büyük engel vede suçlunun yine bizler olduğunu ve bunu kimsenin bir birine demediğini de görüyorum, derken ve iş adamlarını ziyaret edip, bırakın suçlu aramayı, el ele verin..

Fakir Yılmaz **Barış Elçileri Yere Düşer..

Beyaz Toroslarla korkutulan ve ardından şehirleri ambargo altına alınarak bastırılmaya çalışılan bir halk inadına barış derken, onun elçileri de arkadan sıkılan kurşunlarla öldürülüyor..
Son olarak kimin, hangi karanlık planla nasıl oraya getirip, basın açıklaması yaptırdığı bilinmeyen Diyabakır Baro Başkanı Avukat Tahir Elçi öldürüldü..
Ölümlerin polis, asker, sivil demeden devam ettiği bölgede gelen tüm kötü haberlere rağmen ısrarla, Edi Bese, Artık Barış’ diyen halk adeta kışkırtılmak istenirken siyasilerde her ölümün ardından yaptıkları açıklamalar ile adeta benzinle her geçen gün biraz daha korlanan ateşe su serpiyorlar.
Birilerinin oluk oluk kan akacak diyenler ile poz verdiği, bir diğerlerinin başında bulundukları ülkede hiç bir şey yokmuşcasına rutin işlerle, ihalelerle uğraşıyor, hatta Rusya ile kafa tutup, ‘biz göğüs göğüse çarpışırız’ der ama yüzlerce koruma ile gezer, barış elçleri, polisler, askerler de ard arda yere düşer..

Fakir Yılmaz **İşadamlarına çağrımdır..

Hala devam eden göçü boşalttığı Ardahan’dan kalkıp, başta İstanbul’a olmak üzer bir çok batı kentine yerleşen ve buralarda alınlarının teri ile bugün iş alanında az çok bir yerlere gelmiş olan Ardahanlı İşadamı ve Sanayicileri birleşin..
Birleşin ki el ele vererek birlikte güçlü bir lobi olarak artık sahaya inin ve başta İstanbul Ticaret Odası, Sanayi Odası olmak üzere ülkeye yön veren bu tür kurumlarda bizde varın deyin..
Bunun ilk yolu da ARSİAD’ın çatısı altında bir araya gelmek ve kurulacak olan Ardahan ve Sanayiciler Derneği çatısı altında bizde arız demekten geçer..
Biliyorum hepiniz kendi alanınızda bir çok başarıya imza atmış, devlerin cirit attığı İstanbul ve batı kentlerinde alın terinizle ayakta kalıp, başarılara imza attınız..
Şimdi yapacağınız tek şey bir araya gelmek ve güçlerinizi birleştirmektir..
Bunun içinde bu çağrımı değerlendirip, önümüzdeki günlerde ki toplantılara katılmanızdır..
0.535.418 32 58-fakiryilmaz323@hotmail.com


Yazarlarımızı okuyor musunuz?

KADINCA/Selmi Yılmaz
Ardahan Belediye Başkanı Çağrı Yapmalı

Ardahan Haberi Facebook'ta PaylaşTwittirda PaylaşKendisinin de bizim kadar KAI denen sözde kurumlardan rahatsız Ardahan da seçim olduğunu bildiğimiz Ardahan Belediye Başkanına buradan bir çağrı davetimiz var..
Aslına bu çağrımız, Ardahan’ın Kars’ın gölgesinde kurtulma çabası içinde olan herkesedir..
Çünkü çok iyi biliyoruz ki; bizim kadar Ardahan Belediye Başkanı da, Ardahan’da ki stk’lar da, resmi kurum yöneticileri de Ardahan’ın tek başına bir vilayet olduğunu ve ülkenin 5 ilçesi 234 köyü, Üniversitesi, Yüksek Okulları, Kafkasya’ya açılan iki gümrük kapısı, yerel gazeteleri, güzel doğası, sınır, serhat kenti olduğunu tüm ülkeye, hatta dünyaya anlatma çabasındadır..
Ancak bu çabaların birilerinin gerek siyasi, gerek ise rantsal olarak kullanmaktan öteye götürmediği KAI denen sözde oluşumların gölgesinde bir türlü kurtulamadığıdır..
Bu nedenle; Buradan tüm Ardahanlılara yönelik yaptığımız bu çağrıyı önce Ardahan Belediye Başkanına, sonrada tüm Ardahanlılara tekrarlıyoruz.. Gelin Ardahan’ı KAI gölgesinden kurtaralım..

Ardahan da seçim **Karantinayi kim yaydı?

Aylar önce gündeme getirip, defalarca yazmamıza karşın konuya ilgisiz kalanlar tamda kışın başlangıncın da uygulamaya koydukları karantina kararı ile hayvan yetiştiricilerini olduğu gibi bu kanalda evlerine ekmek götüren insanları perişan etti.
Biz yazarken sitemizin mesaj kutusuna ‘Masa üstü haber yapıyorsunuz, kulaktan dolma bilgiler ile haber yapıyorsunuz’ diyerek sözde bizi suçlayanların şimdi neredeler?
Kışın ortasında Ardahan İl genelini karantinaya alıp, hayvan hareketine izin vermeyenler bunca hayanın bakımı ve sağlıklı olan hayvanların koruması için ne yapıyorlar?
Karantina kararı alıp, işi Allaha’a havale edenler ne tür bir çalışma yapıyorlar?
Şap hastalığının yanı sıra diğer hastalık ve sorunlar için ne gibi bir plan ve planlar var?
Kısacası dondurucu havaların soğukların hüküm sürdüğü Ardahan’da hayvan yetiştircilerini perişan edenler kim?
Yani, ‘Karantinayı kim yaydı?’ bu zaten perişan olan Ardahan’da..

Ardahan da seçim **Ardahanlıların Buluştuğu Merkez..

Gazeteci Fakir Yılmaz’ın başkanlığına gelmesiyle hareketli günlerin yaşandığı Ardahan Dernekler Federasyonunun çalışmaları diğer dernekleri de harekete geçirmiş durumda..
Derneği olmayan köylerin dernek kurma çalışmalarına hız ermesi, yeni Ardahan İl Derneklerinin kurulma çalışmalarınında başladığını gözlemlediğimiz şu günlerde Ardahan Dernekler Federasyonun ziyaret edip, adeta dernekçiliğin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışan belediye başkanı gibi hepimizi bu olumlu çalışmalara destek vermeliyiz diye düşünüyorum..
Dün Güven Doğruyol, ertesi gün Yaşar Geler şimdide Fakir Yılmaz’ın başında bulunduğu Ardahan dernekler Federasyonunun Ardahanlıların buluşma noktası olması için ortaya konula çabanın gerekliliğine ihtiyaç duyulduğu bir İstanbul’da olduğu gibi diğer kentlerde de aynı çalışmaların yapılmasını bekliyor, izliyoruz.. Kısacası; İçi boş Büyük Ardahan buluşmaları değil dop dlu güçlü bir lobi demek istiyoruz..

Ardahan da seçim **Kar’ı Kar’a Çevirmek..

Dondurucu soğukların devam ettiği bölgede hayatın adeta durduğu şu günlerde beyinler de adeta durmuş halde..
Gerçi bu donma 100 yıl yakındır donmuş desek daha doğru olur.
Çünkü kar, kış ve -40’ları bulan dondurucu soğukların gündeminde düşmediği bölgede kardan para kazanmak başta deletin olmak üzere kimsenin aklına gelmiyor..
En basitin de marangozların bile çocuk kızağı yapmada geri kaldığı bölgede kışı başta iç turizme olmak üzer ülke e dünya turizmine kazandıracak çalışmalar yapılmaz, her kış tekrarlanan, ‘Falan idareci filan yerde aç kalan hayvanlarına yem bıraktı’ haberleri ile bölgede ki kışın sözüm ona güzel yönü verilir..
Kar’ı kar’a çevirmek için kimsenin beyin yormadığı, plan yapmadığı, proje hazırlamadığı Ardahan’a ancak donduk, üşüdük demekten öte ileriye gidilemiyor..
Sizce neden Kar kar’a çevrilemez?
Bilmem ama bugünlerde gerginlik yaşadığımız Rusya, adını anmadığımız İsviçre, İzlanda kardan para kazanır ya..

Ardahan da seçim **Göle’de Dolandırcı, Çıldır’da Mülteci..

Ardahan’da yaşananlardan bi haber gazeteciliğe devam edildiği şu günlerde vali, rektör, belediye başkanlarının demeçleri ile resmi dairelerin hazır al yapıştırlı haberleri gölgesinde kalan sorunlar ve yaşananları buradan anlatmaya devam edeceğim..
Çünkü Göle’de bir dolandırıcının 6o Bin TL. sahte para ile köylüleri kandırdığından, Çıldır’da ise 9 Mültecinin sınırı geçerken yakalandığından haberdar değil, ‘Göl dondu, ağaçlar pustan dondu’ haberleri dışında haber bilmeyenler..
Aktaş açıldı diye haber yapıp adını getiremeyenler, tırların gelip geçtiğini fotoğrafla-yamanlar, İş*Kur’un, AK-Kur olduğunu yazamayanların haberci olarak geçindiği Ardahan’da gençlerin cep harçlıkları ile kurdukları ve Bölgesel Amatör Futbol Liginde olduğu gibi Ardahan 1. Amatör Futbol Liginde çabaladığını görmezden gelip, onları teşvik edecek habere gerek görmeyenler Göle’de dolandırıcı, Çıldır’da mülteci haberinden bi habersizler..
Ne yapalım bizde buradan, bu köşeden yazarak duyuralım dedik..
Yanlış mı yaptı?!.

Ardahan da seçim **Terk-i Alem..

Atılan bir mesajla bavullarını alıp, öğrencilerini terk eden öğretmelerin görüntüler gerçekten iç acıtıcıydı.
Bu ülkenin güneyinde ciddi olayların yaşandığını da ortaya koyan o fotoğraf ve görüntülere neden olan olayların aslında tarafların bir masaya oturması ve bir birinden özür dileyip, yıllardır yordukları, bıktırdıkları halkın önünde diz çökmekle beş dakikaya çözüleceğini düşünmeyenlerin boş ve anlamsız, bir o kadar da can acıtıcı inatları değil mi bizleri acıtan?..
Bilmem ama okulların kapandığı, camilerin kurşunlandığı, ev ve iş yerlerinin duvarlarına nefret dolu sloganların yazılarak bir ülkeyi dinamitlmeye çalışan kan döken anlayışın nereye varacağı artık kestirilemiyor..
Buzdolabına konulduğu söylenen Barış Sürecinin o dolaptan çıkarılıp, yeniden masanın üzerine konulması halinde barışın yeniden yeşereceğini anlamamazlıktan gelip, kendi başkanlık hırslarına kurban edenler bu ülkeye, bu insanlara çok ama çok yazık ediyor bu içine girilip, çıkılması zor bir süreçte..

Ardahan da seçim **Göl Dondu..

Ardahan ve Ardahan adını taşıtan derneklerde yaşanan gelişmeleri görmezden gelip, ortalıkta gazeteci geçinenler;
-Bir haftadır Ardahan’da ŞAP karantinası uygulandığından haberdarlar mı?
(Ki biz bu hastalığın olduğunu bir ay önce ısrarla yazmamıza karşın valilik başta olmak üzere gazeteci geçinenler bir çok sorun gibi bu önemli sorunu da görmezden gelmiştiler)
-Peki Ardahan’da meydana gelen son trafik kazasında bir kişini öldüğünden haber veremeyenler Kars garajı yakınlarında bir otelde bir kişinin öldüğünden haberdarlar mı?
Yok belkide her geçen gün sayıları artan bonzai içen gençlerden birinin komalık olup, Erzurum’a sevk edildiğinden haberdarlar gazeteci geçinip, bizim yaptığımız boru haberinin açıklaması üzerine atlayanlar..
Evet Güneydoğu’da yaşanan Filistin görüntülerini görmeyenler Ardahan’da yaşanan onca olayı ve sorunları görmelerini istemekte bir başka sorun!..
Çünkü Göl dondu haberleri önemli..

Ardahan da seçim **Bir yıl geride kalırken..

İki genel seçimin sığdırıldığı 2015 yılının bitmesine 15 gün kaldı..
Yani ömürden giden uzun ama çoğumuzun nasıl geçtiğini anlamadığı bir yıl daha gelip, geçerken buda 2015 yılında Ardahan’a kazandırılan dev proje diyebileceğimiz ne yaptık?
Yıllardır kağıt üzerinde açık görülen ama 65 yıl sonra ancak açılabilen Çıldır Aktaş Gümrük Kapısını açtık ya diyeceklerin sayısının bir hayli fazla olduğu bir Ardahan’da işsizliği önleyecek, göçü durduracak ne yaptık?
Daha yeni açılan ama hala oturmayan Ardahan Üniversitesine gelen öğrencileri eğer yatırım olarak sayacaksak bir şey diyemem.. Ama bir gerçek var ki hala o öğrencilerin sorunlarının da çözülmediğini başta üniversite yönetimi olmak üzere her Ardahanlı ve yonulacak kaz olarak görülen öğrenciler de iyi biliyor..
Evet ya gerçekten 15 gün sonra bitecek olan 2015 yılında yolları yaptık mı?..

Ardahan da seçim **Ardahan Birlikteliği..

Doğu’nun Karadeniz’e, Türkiye’nin Kafkaslara açılan önemli bir lojistik merkezi konumunda olmasına karşın hak ettiği yeri bulamayan Ardahan’ın bugün içinde bulunduğu çıkmazın diğer bir nedeni de güçlü bir lobisi olmamasıdır.
Evet, Bakü-Tiflis-Ceyhan Doğalgaz ve Petrol Hatlarının geçtiği, Kars-Tiftis-Bakü Demiryolunun görüldüğü Ardahan’ın güçlü bir konuma ulaşmasında büyük rol oynacağına inandığmız bir sırada İstanbul’da bulunan Ardahan Dernekler Federasyonu’nunda yaşanan heyecanı yakından takip edip ve çok önemsiyoruz.
Kafkasya ve Ortadoğu’da ki üniversiteleri KÜNİB etrafından toplamaya çalışan Ardahan Üniversitesi gibi Ardahan Dernekler Federasyonu da Ardahan adına kurulmuş irili, ufaklı dernekleri çatısı altında toplayıp, başta İstanbul’da olmak üzere ülke genelinde güçlü bir lobi olmak istiyor.
Haydi sizde durmayın, omuz verin..

Ardahan da seçim **Öğrenciler de dinlemeyi bilmeli..

Son günlerde yaşanan ve hemen herkesi rahatsız eden öğrenci olayların sulh ile sonuçlanmasından yana olanların çabaları azda olsa etkili olmaya başladır gibi..
Konun altında ne olduğunu çoğumuzun bildiği ama çokta üzerine gitmeyip, daha çok gerginliğe neden olmak istemediğimiz bu tür olayların getirilip, toplumsal olay haline sokmanın kimseye fayda getirmeyeceğini başta o öğrencilerin önderi olarak kabul görenler olmak üzere herkes iyi bilmeli..
Dinlemyi de, karşı görüşe de saygı göstermesi gerekenlerin başında gelen öğrenci önderlerinin bu kentte herkesin bir birine saygı duyması ve bu yaşam şekli ile hareket etmesi gerektiğini hatırlatırken, kanlı, bıçaklı da olsa tarafların barışı için gayret gösterenlerin de dinlenilmesi gerektiğine inananlardanım..
Çünkü barışın sadece taraflar için değil herkes için olduğu bilinmeli..

Ardahan da seçim **KAI’ler Ardahan’a Ne Vermiştir?

İçlerinde doğru dürüst Ardahanlının olmadığı, Iğdırlının kapısına uğramadığı, bir iki Karslının adı üzerinde şov yaptığı Kars-Ardahan-Iğdır yani KAI Dernekleri Ardahan’a katkıları nedir diye sormanın zamanı gelmedi mi?
Bilmem ama bize sorulacak olursa Türkiye’nin Kafkaslara açılan iki gümrük kapısı olan, Bakü-Tiflis Doğalgaz ve Petrol Hatlarının geçtiği, İpek yolu diye adlandırılan demir yolunun yol aldığı, kendi üniversitenin olduğu, 5 İlçesi, bir beldesi, 340 köyü bulunan 75 plakalı Ardahan’ın kendi ayakları üzerinde durması ve olacaksa güçlü bir Ardahanlılar lobisiyle yol alması gerekir deriz..
Yani Ardahan-Kars-Iğdır vakıf ve derneklerinin Ardahan adını kullanmaktan öteye bir şek yapmadığı bir süreçte bugüne kadar Ardahan’a gözle görülür bir katkısı olmayan KAI’lerle değil, Ardahanlılarla yol alınmalı ve bu yönde KAI’nın birilerine özer lobisinin defterini kapatmalıyız derim.

Ardahan da seçim **Yine Kaz Geceleri..

Ciddi anlamda bir türlü lobi olmayı başaramayıp, bir kaç kişinin gölgesinde kalan Ardahan Dernekçiliği yine kaz geceleri ile gündeme gelmeye başladı.
Bizlerin eleştirileri karşısında azalsa da dipte köşede devam ettiğini gördüğümüz kaz gecelerinde cırtık atmaya devam edenler Ardahan’da ki karın, kışın, kıyametin altında ezilen başta kendi akrabalarını olmak üzere herkesi unutmuşlar gibi..
Öğretmenler günü adı altında çok kültürlü (!) merkeze Ardahan adını verenler bu Ardahan’da olduğu gibi ülkede hiç sorun yokmuş gibi çal oymasın, kazdan büyüyen göbekler erisin geceleri yapmaya devam ediyorlar.
‘Efendim siz yazıyorsunuz diye kaz tüketimi azalıyor, bölge ekonomisi darbe yiyor’ diyenlerin yine ortaya çıkıp, bize sitem edeceklerini bile bile zamanın kaz gecesi yapmak değil Güneydoğu’da ki abluka altına alınan şehirler, Irak’a giren askerler, Rusya ve Suriye’dir diyoruz..

Ardahan da seçim **Karşıt görüş olmak kavgaya neden olmamalı..

Son günlerde art arda yaşanan gelişmelere üniversiteler de eklenmek istendiğini görürken, aslında bu durumun sadece üniversitelerde değil, toplumun bir çok kesiminde yaşandığını ama baskı alında bulunan basın e medyanın bu yaşananları çokta manşetlere çekmekten çekindiğini de belirtmek gerekir..
Burada ki diğer bir amaç zaten her yerde bir dumanın çıktığı ülkemizde ki ateşe benzin serpmekmemek, hatta söndürmek için ortaya konulan sağduyu çabaları olarakta değerlendirebiliriz..
Evet son olarak Gürcistan tarafından fahri diploma ile ödüllendirilen Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’ın başında bulunduğu Ardahan Üniversitesinde ve İstanbul Üniversitesinde meydana gelen kavgalar ile devam eden olaylara baktığımızda Rusya’dan sonra birilerinin zaten bin bin bir sorunla uğraşan ülke de üniversitelere yöneldiği ve gençleri karşı karşıya getirmeye çalıştığını da görmekteyiz..
Toplumsal olayların acımasızca bastırılmaya çalışıldığı bir ülke de iki kişinin yan yana gelmesi terörist faaliyet olarak değerlendirildiği bir esnada bin bir zorluklar ile okutulmak istenen öğrencileri karşı karşıya getirme çabası içinde olanları dışarıda durup, izlemekte suçtur..
Çünkü onca olay karşısında duyarsız davranmanın bugün yaşanan onca soruna neden olduğunu anlamayanların her an çıkabilecek büyük bir yangınında çıkacak kıvılcımlarına sağında solunda kendilerine bulaşacağını da anlamak istemiyorlar.
Bu nedenle buradan bir kez uyarıyor ve diyoruz ki;
Karşı görüş olmak demek kava etmek değil, aksine konuşarak, tartışarak konuları, sorunları çözebileceğimizi artık anlamak gerekir e en önemlisi onun bunun oyununa gelmemek gerekmez mi?

Ardahan da seçim **Hangimiz özürlü değiliz..

Bugün Dünya Engelliler Günü..
Bugün sağlam bildiklerimizin aslında birer özürlü olduğunu hatırlaması gereken bir gün.. Ve bugün her an, hatta bu yazıyı yazarken, bu yorumu okurken sakat kalabileceğimiz bir gün..
Ve bugün etrafımızda ona engele takılan ama bizim görmekten aciz olduğumuz insanların ne kadar çok olduğunu görmemiz gereken birgün..
Yani bugün Dünya Engeliler Günü..
Aslında hepimizin birer engelli olduğunu hatırlaması gereken bir gün olmasına karşın sözde mesajlarla, bir iki fotoğraf karesiyle geçiştirilmeyecek bir gün olan bugün Suriye’de, Irak’ta, hatta Amerika’da patlayan silahların milyonlarca engelliye yeni engelliler katacak birgün..
Ve bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü..
Yani sizinde engelli olduğunuzu hatırlatan bir gün bugün..

Ardahan da seçim **Unutulan Yol..

Gerçi kar yağdıktan sonra beyaz asfaltla kapanan bozuk yollarla sarılı Ardahan’ı Karadeniz’e bağlayan Ardahan-Ardanuç yolundan bahsetmek şimdi ne kadar anlamlı olur bilinmez ama yine de yazıp, ‘Havaalanı değil, yol’ diyenlerin kulağına kar suyu kaçırmaya devam edelim..
Çünkü muhalefetsiz belediyenin bütçesini açıkladığı Ardahan Yanlızçam Uğurludağ Kayak Tesisine de giden bu yolun iki gümrük kapısı olan Ardahan için çok önemli olduğunu bir türlü anlatamadık..
Anlatabilseydik 30 yıldır inşası süren ama bir türlü bitirilemeyen Ardahan-Ardanuç yolu bugüne kadar bitmiş, hatta Şavşat/Posof/Sahara, Ulgar ve levhasına faşistçe yazılar yazılan ‘e yapılacak denilen ama bugüne kadar T’sini göremediğimiz tünellerden biride Bülbilan Dağına vurulmuştu..
Evet bir çok konunun vede sorunun kar altında kaldığı şu günlerde yeni açılan Çıldır Aktaş Gümrük Kapısına giden yol gibi Posof Türkgözü (Badele) Gümrük kapısına giden Hanak, Damal, Posof yolu gibi üç dönemdir vekil olan Atalay’ın ilçesi Göle yolu da 2015 yılında yapılıp, bitmeyen yolların başında kaldı..
Onca köyün olduğu gibi yayla yollarının da sarılan sarı kumlar dışında onarım beklediği Ardahan’da kent içi, mahalle aralarında ki yollardan bahsetmek gerekir mi bilinmez ama yağan karla birlikte bu yollarda beyaz asfalt ile kapandı..
Belediyenin 2016 Bütçesini yaparken bu bütçede ki en büyük kalemi fen işlerin, en azın da mahalleleri temsil eden muhtarlıklara ayırdığını görünce bu bütçenin açıklandığı Ardahan Uğurludağ Kayak Merkezinin yolununda diğer bozuk yollardan farksız, hatta bir fabrikanın olmadığı Ardahan Organize Sanayi Sitesinin yolu gibi yolsuz olduğunu da hatırlıyoruz..

Ardahan da seçim **Ardahanlı Avukatlar..

Başta Ardahan’ın olmak üzere bölgede ve ülkede yaşanan onca sorun karşısında gıgını çıkarmayan sayın Ardahan Barosunu kuramayan Ardahanlı Avukatlar! Haberiniz Var mı, Diyarbakır Baro Başkanı, Avukat Tahir Elçi öldürüldü..
Yani bir meslektaşınız katledildi..
Bilmem onca televziyon ve gazete, hatta sanal ortama karşın belki de duymadınız..
Ve ondan tüm barolar, avukatların ayağa kalktığı şu günlerde sizden hiç bir açıklama yada bir eylem olmadı da ondan dedim..
Bu ülkede onca insan hakları ihlal edilirken, onca inan her gün birer fidan gibi yere düşerken, en son bir meslektaşınız öldürülürken siz neden susmayı seçersiniz..
Yoksa bu izledikleriniz, duyduklarınız, gördükleriniz gerçek değil mi?

Ardahan da seçim **Ne kadar güvendeyiz?

İç çatışmalar ile yıllardır uğraşan ve bu yönde aldığı önlemler dışında İsrail, İran, Pakistan, Kuzey Kore gibi çokta etkili olmayan silahları olmayan ülkem ABD’nin ve AB ülkelerinin de gazıyla da attığı bir füzeyle dünyanın 2. büyük silah deposu olan Rusya’nın uçağını düşürdü.
Yani yılardır komşu olduğumuz, bazen savaşıp, bazen de birlikte başkalarıyla savaştığımız, bazen de önemli destekler gördüğümüz Rusya bugün sınır olmadığı Ardahan’ı yıllarca kendi sınırları içinde tuttuğunu bilen bizlerin atılan bir füze ile yeniden ilişkilerimizi bozduğumuz bu ülke ile yapacağı bir savaşta ne kadar karlı çıkacağımızda tartışmak gerekme mi?
Bugün Posof’tan başlayıp, Akdeniz’e kadar uzanan doğalgaz boru hatları dahil bir çok konuda bağlı olduğumuz Rusya ile çıkacak bir savaşta karlı çıkmayacağımızı ard arda alınan ekonomi engellemelerle şimdiden görüyoruz..
Ki bunun sadece ekonomik alanda kalmayacağını o füzenin atılması emrini verenlerde çok iyi biliyorlar..
Bu nedenle açkama üzerine açıklamalar yaparak durumu toparlamaya çalışan hükümet ve saray da biliyor ki Rusya ile kafa kafaya gelmenin Suriye, Irak, Mısır, Libya , Tunus’la dansa benzemez..
Çünkü başta Ardahan olmak üzere ülkenin bir çok yerinin bir düğme ile fırlatılacak olan Rus füzeleri karşısında korumasız ve kalkansızdır..
Ve en önemlisi bu işlerin hiçte öyle Kasımpaşa kabadaylığıyla olmayacağı, zaten dost bir komşunun kalmadığı bir sırada Ruz ayısı ile güreşin çok ama çok ağır bedelleri olacağı gibi karlı tarafın biz değil, bize gaz verenlerin oynadığı oyunla Rusya olacağıdır..


Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

İSTENİYORSA OLUYORMUŞ!
Hoçvanlı Başkentte İlçe Başkanı Oldu..

Ardahan da seçim Facebook'ta PaylaşTwittirda PaylaşArdahanlıların bir araya gelip, gerek sosyal, gerek siyasal, gerek ise ekonomik olarak bir araya gelmesi için çabaların yoğunlaştığı şu günlerde ülkenin başkenti Ankara'da sevindirici bir haber geldi.
İstanbul gibi dünya devi bir kentte olduğu gibi Ankara'da, Bursa'da, İzmir e diğer batı kentlerinde sosyal, siyasal vede ekonomik anlamda var olma mücadelesi veren Ardahanlıların başarısına bir başarıda Ankara'nın Etimesgut İlçesinde geldi.
Ardahan Hoçvan Hasköylü Ayhan Yılmaz yapılan kongerede CHP Etimesgut İlçe Başkanlığını kazandı.

**YAZILAN DEĞİL, YAZANLAR OLMALIYIZ..

Aldığı oylar ile iki rakibini geçerek, ülkenin Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisinin Ankara/Etimesgut İlçesinin CHP İlçe Başkanı olan Ayhan Yılmaz yaptığı ilk açıklamada bu yönde mücadele eren Ardahanlı hemşehrilerine önemli bir mesaj da bulundu.
Ardahanlıların artık yazılmayı bekleyen değil, tarih yazanlar olması gerektiğine dikkat çeken CHP Etimesgut İlçe Başkanı Ayhan Yılmaz mert, yürekli, barışçıl kimlikleri ile bilinen Ardahanlılar yeter ki istesin. Olmayacak bir şey yoktur. Bunun bir çok örneği var. İstenirse demek oluyormuş. Bunun içinde siyasi partiler de, stk'larda mutlak işbirliği şarttır. Kısacası artık yazılan değil, yazanlar olmalıyız' dedi.

**ARDA/FED YILMAZ'I KUTLADI..

Hemşehrimiz Ayhan Yılmaz'ın içinde mücadele erdiği partide başkentin önemli ilçelerinden olan Etimegut'ta İlçe Başkanı olması İstanbul Ardahan Dernekler Federasyonun İstanbul başta olmak üzere Ardahan'dan diğer 80 vilayete oluşturmaya çalıştığı Ardahan, Ardahanlı birlikteliği için önemli bir mesaj olduğunu belirten ARDA/FED Genel Başkanı/Gazeteci Fakir Yılmaz Etimesgut İlçe Başkanı olan Hoçvan Hasköylü hemşehrimiz arayarak bu önemli başarısından dolayı kutladı.
Haberi ekleme saati: 23.55-04 Aralık 2015
Haber/Fotolar: www.kuzeyanadolugazetes.com


Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

İŞ-KUR M?
AK-KUR MU?

Ardahan da seçim Facebook'ta PaylaşTwittirda PaylaşArdahan'da bulunan onca işsiz dururken AKP'li siyasilerin yakınlarının İş-Kur aracılığı ile işe alındığı ileri sürülen Ardahan'da adeta isyan var.
Gazetemizi arayan bir çok işsiz ve yoksul aile Ardahan'da İş-Kur aracılığıyla gerçek işsizlerin değil, zengin ve AK Parti'ye yakın isimlerin işe alındığını ileri sürerek Ardahan'da ki İş_Kur'un adeta AK-Kur olduğunu iddia ederek, bu haksızlığa göz yuman ve yakınlarını da işe koyduran AK Partilileri kınadıklarını belirttiler.

**YOKSULUN KÖMÜRÜ DE ZENGİNE..

Son partide İş-Kur'a alınanların AKP'li ve zengin çocukları olduğunun ileri sürüldüğü Ardahan'da Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonları tarafından dağıtılan yardım kömürlerinin de gerçek yoksul ve fakirlere değil zengin aileler dağıtıldığı da ileri sürülmekte.
Başta Göle'de olmak üzere diğer ilçelerde de durumun Ardahan merkezden farklı olmadığını iddia eden yoksul ve fakir vatandaşlar İş-Kur'un Ak-Kur olduğu Ardahan'da yoksul ve gerçek fakirlerin iktidar partisi mensuplarınca dışlandığını ileri sürerek başta AK Parti Milletvekili olmak üzere yetkililerin bu iki önemli konuda vicdanlı davranmalarını istemekteler.
Haberi ekleme saati: 09.44-04 Aralık 2015
Haber/Fotolar: www.kuzeyanadolugazetes.com

Ardahan'da 2015
Yazar Fakir


Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin


Facebook'ta Paylaş
SİTEMİZE REKLAM VERMEK İÇİN;
0. 535 418 32 58 NOLU TELEFONUMUZU ARAYABİLİRSİNİZ..

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

Yazarlarımızı okuyor musunuz?

YAZIYORSAM SEBEBİ VAR
Eğer Tutuklanırsam..

Fakir Yılmaz Facebook'ta PaylaşTwittirda PaylaşHemşehrimiz Göleli Gazeteci Mehmet Baransu gibi onlarca gazetecinin hapiste olduğu bir ülkede bir taraftan basın özgürlüğünden bahsedenlerin bu Fakir Yılmaz ülkesinde düşüncelerini yazarken, yaşananları haber yaparken ‘Eğer tutuklanırsam’ diye düşünen ve tutuklanan gazeteci olmak zor..
Çünkü Başkan Erdoğan’ın, ‘İçinde silah olsa ne olur, olmazsa ne olur?’ diyerek savunmaya devam ettiği silah dolu tırlarla ilgili tartışmalar ‘şimdilik’ ülke içinde tartışılmaya ve de tutuklamalara neden olmaya devam ediyor..
Son olarak meslektaşlarımız Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmasına neden olan tır meselesinin daha çok su götüreceği de görülmektedir.
Hükümetin değil, Başkanın dediğinin olduğu bir ülkede görmeyen, duymayan, konuşmayan bir toplumun ve muhalefetin zayıflığını fırsat bilen anlayışın yorum yazıp, haber yaptıklarından dolayı gazetecileri içeri atmalarını izlemeye ve tutuklanmayı beklemeye devam ediyoruz..

**Benden değişim beklemeyin..

Fakir Yılmaz 46 Yaşını aşmaya hazırlanan bir Ardahanlı olarak ömrünün yarısından çoğunu Ardahan’a veren biri olarak Ardahan’ın gelişmesi, büyümesi için gerek siyasetten, gerek ise bürokraside iyi yönetilmesi çabası içindeyim.
Ve bugün de Ardahan’ın bir çok derneğinin çatısı altında birleştiği Ardahan Federasyonu başkanlığı görevini aldım.
Bu ağır yükü alırken de birilerinin yada siyasi bir oluşumun desteğiyle , kendi istemem ve şu anki yönetici arkadaşların tercihi ile seçilerek aldım.
İşimin zor olduğunu bilen biri olarak bu görevi en iyi şekilde yaparak, gelecekte bu görevi alacak arkadaşlara güzel bir çalışma bırakmaya gayret etmeye çalışacağım.
Bunu yaparken de İstanbul metropolünde bu işi yani dernekçiliği diasporaya çeviren, dernekçilik üzerinden siyasi, hatta maddi rant sağlayanlara da izin vermeyeceğim.
Çünkü ben Fakir Yılmaz’ım benden değişim beklemeyin..

**Bir Rusya Kalmıştı..

Fakir Yılmaz Ardahan Milletvekillini bakan yapmayan hükümetin demektense Saray’da oturan Başkan’ın yönlendirdiği politika ile yönetilen ülkem attığı bir füze ile en son komşusuyla da arayı bozan ülke olma unvanını kazandı..
Önce Irak, sonra Suriye, şimdi de dünyanın teknolojik silahları ile donatılmış olan devlerinden Rusya ile savaş halindeyiz..
Gerçi Libya’dan önce Mısır’ı İsrail’i de unutmayalım..
Evet dün bir Rus uçağını düşüren ülkem nihayet Ortadoğu bataklığının tam ortasında kendisini buldu gibi..
Umarız ki yanılır, umarız ki iki komşu olarak bir birinden özür diler konuyu abartmadan, büyütmeden sulh ederiz..
Ama neredeee?..
Dün düşürülen Rus uçağının neden düşürüldüğünü anlatan Başkan Erdoğan adeta meydan okuyordu, füze kalkanı olmayan bir ülkede başkan olduğunu unuturken, onuda ATSO Başkanımızın öğretmen eşi de alkışlıyordu..

**Filler Kavgası..

Fakir Yılmaz Sabah kahvaltıda bir araya geldiğimiz Göle Dernek Başkanı Ertekin Baysan ile sohbet ederken, telefonlarımıza gelen son dakika haberi ile ikimiz de aynı reflekse televizyona döndük.
Ve telefonlarımıza gelen haberin görüntülerini izlemeye başladık..
Türk uçaklarının bir Rus uçağını vurduğunu öğrenince olayın zaten kaynayan bölgede yeni bir sayfaya neden olacağını da endişeli bir şekilde düşünüp, olay üzerinde uzun uzun tartıştık.
Zaten komşu ülkeler ile kırılgan bir durumda olan ilişkilerimizin Rusya uçağını düşürülmesi ile nereye varacağını da konuştuktan sonra bunun bir filler kavgası olduğunu ve arada birilerinin ezileceğini de düşünerek başta bölgede bulunan Alevi, Suni, Arap Kürtlerin, Yezidilerin ve son olarak Türkmenlerin durumunun da bir hayli zor olduğunu da tartıştık..
Çünkü o bölgede yaşananların hiçte hayra alamet olmadığını ikimizde söyleyip, ayrıldık.

**Şok Olmayın Zaten Alandayız..

Fakir Yılmaz Başında bulunduğum Ardahan Gazeteciler Cemiyetinin de aralarında bulunduğu 30’a yakın derneğin çatısı altında bulunduğu İstanbul’da ki Ardahan Federasyonunun başkanlığına getirilmem aynı gün yapılan TBMM’si başkanlığından daha çok reyting yaptı desem gülmeyin..
Evet, ciddiyim ülke genelinde sonucu belli olan TBMM’sinin başkanlık yarışı öncesi yapılan Ardahan Federasyonunun Yönetim Kurulu seçimlerinin sonucu daha çok merak edildi.
Ve 16 arkadaşın 10’nunun oyunu alarak yeni başkanı olduğum ARDAFED’in başına geçtiğim duyulunca başta sanal ortamda olmak üzere adeta kızılca kıyamet..
Kimi güzel dost gönülleri ile gerek sanal da, gerekse telefonla arayıp, kutlarken, kimi de her zaman ki sanal kahramanlıklar yaparak bu işi yapamayacağımızı ileri sürdü..
Ama bilmiyorlardı ki ben zaten hep bu alandaydım.
Yani şok olmaya gerek yok..

**Duvar Yazıları..

Fakir Yılmaz Bir taraftan çıkardığı yasalar ile silahlı olmayan ama iktidarına karşı olan kurum ve kişileri baskı altına alan, gazete, televizyonlarına kayyum adı altında el koyan diğer taraftan silahlı olduklarını belirttiği parti, kurum ve örgütleri yok etmek iddiasıyla sık sık baş vurduğu sokağa çıkma yasakları ile tarihe geçen görüntülere neden olan AKP iktidarının 90’ları hatırlatan Güneydoğu manzaralarına duvar yazıları da eklendi..
İlçe ilçe, mahalle, mahalle operasyonlar yaparak mevzi kazandıkça zaferlerini kutlamak için duvarlara kahraman sözleri yazan Özel Tim’in sanki cepheden gelmiş gibi döndükleri karargahta havaya kurşunlar yağdırdığı ülkemde bir iç savaşın olmadığı da ileri sürülüyor..
Gerçekten İsrail-Filistin arasında yaşanan ve hepimizin lanet getirdiği o görüntülerin bugünlerde sık sık yaşandığı ülkemde iç savaş yoksa bu görüntüler ne iş?! Bilemiyorum ama korkum o ki birileri kendi cami duvarına bir şey yapıyor gibi..

**Hasan Dal Vuruldu..

Fakir Yılmaz Güneydoğu’da ki görüntülerin gün geçtikçe Ortadoğu ülkelerinin andırdığı şu günlerde nereden geldiği belli olmayan (!) kurşunlar ile bir insan daha vurularak, öldürüldü..
Bir dönem Ardahan’da İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Genel Sekreterlik yapan bugünün Esenyurt İlçe Milli Eğitim Müdürü olan Hasan Dal ile aynı isim, soy isimi taşıyan Nusaybin'de ki son ölüm ile bölgede ki operasyonlarda bir çok sivil de hayatını kayıp etmiş oldu..
Timlerin sonucu belli olmayan, açıklanmayan operasyonlar ardından gaza gelip duvarlara yazılar yazıp, hepimizin vergileri ile alınan kurşunları boşuna havaya boşalttığı görüntülerin gelmeye devam ettiği Güneydoğu’da Hasan Dal vuruldu..
Yarında bir başkası, öbür günde bir başkasının ölmemesi için gelin hep birlikte Hasan’lar, mehmetler ölmesin diye haykıralım..

**Yük Atalay’ın sırtında..

Fakir Yılmaz Dün yemin ederek resmen göreve başlayan milletvekillerini çözüm bekleyen bir çok sorun bekliyor.
Ardahan’ın da içinde bulunduğu Doğu Anadolu başta olmak üzere ülkede ki sorunların çözümünün Türkiye Büyük Millet Meclisinin alacağı kararlardan geçtiği bilinciyle bölge milletvekillerinin çalışma performansı öne çıkmaktadır.
1 Kasım’da yeniden iktidar olan AK Partinin Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’ın bölge idarecileri ile kuracağı diyaloğun da çok önemli olduğunu da bilmekte fayda var.
Çünkü bölge sorunlarının çözümü çabalarının sonuç vermesi için yükün büyük bölümünün iktidar milletvekilinin sırtında olduğunu
bilerek hareket edilmesi halinde yerelde ki idarecilerin de katkısıyla çözüm bekleyen onca sorunun kısa sürede çözüleceğine inanıyoruz.
Burada bize düşen her göreve de bizlerde hazırız..

**Federasyon yol almalı..

Fakir Yılmaz Merkezi İstanbul Şişli’de bulunan ve benimde başında olduğum Ardahan Gazeteciler Cemiyeti gibi bir çok derneği çatısı altında birleştiği Ardahan Federasyonunun 2. yönetiminin başkanı geçtiğimiz gün istifa ettiğini biliyoruz.
Mevcut yönetimin önümüzde ki günlerde bir arya gelip, ya kendileri arasında yeni bir başkanı seçip, yoluna devam edecek, yada olağanüstü kongreye gidecek..
Benim fikrim mevcut yönetimin yeni bir isim ve aynı yöneticilerle ARDAFED’i bir adım daha ileriye taşımasından yana..
Çünkü mevcut yönetimin az çok bir birini tanıdığı, arkadaş, dost olduğu ve bu işi bundan sonra daha iyi yapacağına olan inancımla önümüzde ki ilk toplantıda federasyon yönetim, devam kararı alarak yol almalı diyorum. En güzeli bu çünkü..

**Paris'e OH mu oldu?!..

Fakir Yılmaz 7 Haziran sonuçlarını beğenmeyip, 1 Kasım seçimlerinde yeniden tek başına iktidar olan AKP'nin bile şaşırdığı sonuçları almadan bir gün önce bizleri ziyaret eden Avrupa Birliği İnsan Hakları Komisyonu Üyesi 4 Avrupalı ile sohbet ediyoruz.
Konumuz 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri ve başta Güneydoğu'da yaşanıp, tüm ülkeyi etkisi altına alan olaylar..
Onların merak ettikleri konuları 7 Haziran'da milletvekili seçilip, İl Başkanın akrabasını kendisine danışman eden 4 aylık Ardahan Milletvekili Dr. Taşkn Aktaş'ın danışmanı ve kızı aracılığı ile tercüme edilip, cevaplamaya çalıştıktan sonra sıra bana geldi.
Ve art arda sorduğum sorular arasında AB'nin son yıllarda kapısında yıllardır bekleyen Türkiye'de ki İnsan Hakları ile ilgili yaşanan gelişmeler ile ilgili çok duyarsız kaldığını ve başta Başkan olmak isteyen Erdoğan'ın siyasetini ile ilgilenmediğinden yakınan sorular yöneltip, cevaplarını bekledim.
Bu sorum karşısında hıng, mıng ederek, sorumu cevaplamaya çalışan Avrupa Birliği İnsan Hakları Komisyonu Üyelerinin bana verdiği cevap karşısında adeta şok olmuş, 'Demek ki AB'nin İnsan Hakları Probleminin Sadece Konu Avrupa'nın, Avrupalıların Çıkarı Olursa Kıyamet Kopuyor' demiştim..
Çünkü onların benim, başta Kürt sorunu olmak üzere Türkiye'de yaşanan onca insan hakları sorunları ile 'AB olarak niye ilgilenmiyorsunuz, Erdoğan'ın başkan olmak için yaptıklarına niye ses çıkarmıyorsunuz?' soruma, 'Bunlar bizi çokta ilgilendirmiyor. Bizim derdimiz göçmen sorunu. Yeter ki Avrupa'ya göçmenlerin gelişi önlensin. İktidar'da kim olursa çokta önemli değil, sonra Erdoğan'da bir zamanlar dost olduğu Esad gibi hala olmamış, şimdilik idare ediyor' diyorlardı.
Evet, 1 Kasım seçimleri öncesi büroma gelen AB İnsan Hakları Komisyonu Üyesi 4 üye aynen böyle diyorlardı.
AB'li 4 üyenin bu cevapları karşısında şok olan ben biraz değil, tam kızıp, onları getirenler ile birlikte büromda kovmak için hazırlanırken, dayanamayıp, bir soru daha sordum.
Ve dedim ki; Ya İnsan Haklarından falan vazgeçtim, sizin buralara kadar gelip, gezmeleriniz, otellerde kalmalarınız, uçak, araba paralarınızı nasıl karşılıyorsunuz? Yani sizi kim finans ediyor?' deyince bu kez hıng, mıngı da edemeyen biri İspanyalı parlamenter olmak üzere 4 AB'li İnsan Hakları Üyesi kızaran yüzleri ile 50 yerden gelen su getirircesine bu beklenmedik sorumu cevaplama çalışıp, al acele kalktılar.
Şimdi dün Paris'te yaşanan ve Suruç ve Ankara cinayetini hatırlatan manzaraları görünce aklıma gelen bu sohbeti hatırlarken, Avrupa'nın göbeğinde, demokrasinin beşiği, koruyucusu Paris'e oh oldu mu diyelim..
Tabi ki oh diyemeyiz bu insanlık dışı katliamlara..
Ve Suriye'ye giden üstü kapalı tırları, Urfa'da başta olmak üzere bölge vilayetlerinde tedavi olup, yeniden insan kesmeye, yakmaya, hatta boğazlayanları gidenleri unutup, 'Suriye ateşine odun taşıyan herkes çok yakında kendini aynı ateşin içinde bulmaktan kurtulamayacaktır.' diyen Başkan Erdoğan'ın bu sözlerinin, Paris katliamı öncesi tamamen bir tesadüf mü diye düşünmek en iyisi..

**Silvan, Ardahan, Artvin ve Antalya..

Fakir Yılmaz Son bir kaç gündür yağan kar ile adeta felç olan bir kentin gazetecisi olarak gündemi takip ederken Silvan’da gelen haberleri de yakından takip etmeye çalışıyorum..
Ulusal basının sağından, solundan kısaca bahsedip, kaçtığı Silvan’da ki haberleri takip ederken, bir kar yağışı ile tipi, boran olan Ardahan’ın komşu vilayeti Artvin’dende haberler geldi..
Gerçi geçtiğimiz aylarda da aynı vilayette kara haberler almış, Hopa’yı basan sel bir çok kişinin canını, onca mal varlığını alıp, seyretmekten öte bir kazancımız olmayan Karadeniz’e akıtmıştı..
Evet, Ardahan’da yağan kar, Artvin’de gelen sel, Silvan’da yaşanan ciddi olaylar ile ülke’de G 20 Liderlerini karşılamaya hazırlanıyoruz..
Obama’nın bir kar yağışı ile felç olan Ardahan’a,
Putin’in gelen sel ile ikinci kez sular altında kalan Artvin’e,
Merkel’in ülkesi tarafından yapılan tanklarının sardığı Sivan’a gidip, gitmeyeceklerini bilmediğim şu günlerde diğer bir derdim ve korkumda ‘Ülkende neler oluyor?’ sorusunu sorması muhtemel Erdoğan’ın Silvan’ı olduğu gibi Ardahan ve Artvin’i unutup, Antalya’ya gelen misafirlere çıkışıp, 'One Minute' demesidir..

**Faşizm ayırt etmez..

Fakir Yılmaz Bugün, dün canları pahasına destekledikleri ve iktidara gelmelerine yardımcı oldukları söylenen hükümetçe yakalarında tutulup tek tek içeri atılan, gazete ve televizyonlarına el konulan cemaatin polisi, savcısı, hakimi diye bilinen şimdi ki kaçakların ellerine kelepçe vurup, sıraya dizdiği Kürt siyasetçiler hala aynı durumları yaşamaya devam ederken, dün gündemi sarsan aynı durum bu kez cemaatin adam ve kadınları olarak bilinenlerin başına geldi..
Çoğu seçilmiş olan siyasileri, gazetecileri çeşitli suçlamalarla gözaltına alıp, kelepçeleyip, tutuklamaya devam eden hükümetin emrinde ki polis ve savcılar vede hakimlerin suçu var mı bilinmez ama sorunun onlar da değil, ülkeyi yönetimde ki anlayıştan geldiğini söylemek gerekir..
Çünkü 12 Eylül’de bile sokağa çıkma yasağı uygulanırken, insanların ihtiyaçlarını karşılama imkanı verilirken, bugün kentler top yükün sarılıyor, dışarı başını uzatan ya ölüyor, ya hastanelik oluyor, yada cemaatin elleri kelepçelenen kadınları gibi göz altına alınıp, , içeri atılıyor.
Çünkü faşizm kimseyi ayırt etmez..

**Kayak Evi’ne Ulaşmak..

Fakir Yılmaz Kış geldi kar yağdı..
Bugün yarın açılacak olan Ardahan Yalanızçam Uğurlu Dağında ki Kayak Evi’ne gidilecek..
Ve Ardahan’ın geneline olduğu gibi buraya da turist gelmesi için çağrılar yapılacak..
Ardahan merkez de olduğu gibi buranında yol sorunu olduğu da yine gündeme gelmeyecek..
Özel İdarenin alt yapısı olmayan bir çok köy içlerine yaptırdığı taşlarla ‘yolu yapıldı ya’ denilecek ama yağacak olan karla yerden kalkacak olan bu taşlarla var olan yolda aranacak..
Kayak evi gibi Organize Sanayinin de yolu desek şimdi konu bölünecek.
Ama eski Ardahan-Hanak yolu olarak bilinen yolun yapılması için yaptığımız çağrılar gibi Kayak Evi’nin yolunun da buraya ilgiyi azalttığını belirtmek gerek..
İşte bu nedenle diyorum ki 7 yıldır bir türlü bitmeyen Göle yolunda Göle’ye giderken, yani Tepeler (Kong) köyünü hemen geçtikten sonra ki virajda durulsa ve Yalanızçam Kayak tesislerine doğru bakılacak olunursa bu kayak tesisinin işlemesi için Ardahan-Erzurum yolu üzerinden kayak tesisine 5-6 kilo metrelik yol yapılmalı diye düşündüm..
Evet kayak sezonu yaklaşırken, kar daha tam yağmamışken gelin bu kayak eivne Göle yolu üzerinde yeni bir yol açalım ve gidilmekten bir hayli zorluk çekilen Yalanız Kayak Evini sadece devlet kurum amirlerinin ve de seçimden seçime siyasilerin yaptığı toplantılardan kurtaralım..
Yani Ardahan-Göle yolunun üzerine bulunan Kent Ormanını hemen geçtikten sonraki tepeden bakıldığında müşteri bekleyen Yalanızçam Kayak Tesislerinin Otelinin göründüğü alandan kayak tesisine doğru yol yapalım, yolu olmayan tabyalara çıkarken burayı da birlikte görüp, halka ulaştıralım..

**Güllük, Gülistanlık

Fakir Yılmaz İki seçimin üst üste geldiği ve yılın yarısının seçim tartışmaları ile geçtiği 2015 yılını geride bırakmaya az kaldı.
Türkiye’nin Kafkas’ya açılan iki gümrük kapısına sahip Ardahan’da hastanenin her gün şikayet edilmesi, şap hastalığının her geçen gün yayılmasına karşın meydanların açık tutulması, kar yağışının başlamasına karşın Göle yolu gibi Çıldır ve diğer yolları asfaltlamaya devam edilmesi çok önemli şeyler değil..
Çünkü memleketi güllük, gülistanlık göstermek isteyenlerin derdi bu yılda yapılmayan Ardahan kent içinde ki yollar, kaldırımlar, parklar, bahçeler değil, yapılmaya başlanacağı söylenen Posof/Ulgar, Şavşat/Sahara, Çıldır/Mozoret Tünelleri ise hiç değil onların derdi ‘Ben kazandım, sen kayıp ettin’ diyerek bu dert ve sorunları hatırlatanları susturmaktır..
Seçim öncesi istenmeyen elektrik, su, tabela, vergi borçlarını toplama derdine düşenlerin siftah yapmadan kepenk kapatanları umursamadığı bir kentte gazetecilerde, ajanslar da bugün hala devam eden göç dolaysıyla nüfusu 100 bine düşen Ardahan’da gözlerine taktıkları pembe gözlüklerle her şeyi güllük, gülistanlık göstermeye devam ederler..
Bana dokunmayan ben niye dokunayım deyip, yaşananları görmezden gelenlerin birikmesine neden olduğu onca sorunun altında ezildiklerinin farkına varmadan oluşturulan güllük, gülüstanlık algısıyla yaşar giderler akşam saat 19.00’da insanın cadde ve sokaklarında kalmadığı Ardahan’da..
Üniversitenin kendi kampında, diğer kurumların kendi havasında günü kurtarma hesapları ile resmi daireleri açıp kapattığı Ardahan’da var olan ama görülmek istemeyenlerle bir yılı daha geri de bırakıyoruz..
Kısacası; her şeyin güllük, gülistanlık olduğunu sanıp, hiç bir şeyin güllük, gülistanlık olmadığını anlamadan..

**Kış’a Hazır mıyız?

Fakir Yılmaz Bu yazının yazıldığı sırada lapa lapa yağan kar ile birlikte kışın kapıya dayandığı Ardahan’ın kışa ne kadar hazır olduğunu aklımıza getirdi.
Gerçi bu yılın büyük bölümünü her geçen gün biraz daha betonlaşan ve asfaltın yeşil alan bırakmadığı İstanbul’da olduğumdan dolayı yeşilim yaylalarını gezip, çiçeklerini koklayamadığım Ardahan'ın bir yazı daha boş geçirdiğini bilirim ya neyse..
Evet bir seçimi daha geri de bırakan güzelim Ardahan’ın yeşil örtüsünü beyaza çeviren kar dünden itibaren her kış yaşanan ağır sorunları da bize hatırlattı.
Alt yapısı bir türlü tamamlanamadığından adeta her gün bombalanan Suriye’nin Halep şehrini andıran Ardahan kent merkezinde olduğu gibi İlçe ve Köylerinin de kışa ne kadar hazır olduğuna baktığımızda hala bitmeyen Ardahan-Göle Yolu, Ardahan-Hanak-Damal-Pososf, Ardahan Çıldır yolu gibi Ardahan-Kars Yolunun da hala bitmedikleri, tünel vurulacak denilen Ardahan-Sahara, Ardahan-Posof ve Ardahan Çıldır-Mozoret tünellerinin de bu yaz da yapılmadığına şahit olmaktayız.
7 Yıla yakındır Ardahan Belediyesinin başında bulunan ve yağmur/kar için düşündüğü projeyi hala hayata geçiremeyen AKP’li Ardahan Belediye Başkanı gibi diğer başkanları yeniden zor günlerin beklediğini ortaya koyan kar yağışının köylerde yaşayanları da zorda bırakacak gibi..
Çünkü başta su sıkıntısı olmak üzere bir çok sorunla baş başa bulunan Ardahan’ın köylerinde kış bir başka ağır yaşandığını biliyorum.
Gerek 25 yıldan fazladır kara yollarının başında bulunanlar, gerek ise Özel İdarenin başında bulunanların yeni bir kışa hazır olup, olmadıklarını bugünden itibaren hep birlikte göreceğiz..

**Cumartesi Yazılarım..

Fakir Yılmaz Bir çok konu gibi iki genç kadının ölümüne neden olan ve adına aşk cinayeti konulan olayı hala konuşan Ardahanlılar kendinlerince olayın karanlıkta kalan kısmını aydınlatmaya çalışırlar..
Ve olayın nasıl olduğunu çözmeye çalışmaktalar..
İki bayanın ölümüne, bir bayanın hayatının kararmasına neden olan olaydan önce yine Ardahan merkez köylerinde birinde muhtarlık yapan birinin yıllar önce bu olaya benzer cinayeti gerçekleştirdiğini de hatırlayan Ardahanlılar kendilerince çözdükleri bu olayların bir çoklarımızın yaşadığı ağır depresyonlar sonucu olduğunu da saklarcasına neden, nasıl, niye, niçin, kim, kimler sorularını bir birlerine sorup, cevap ararlar aslında hemen hepsinin aynı depresyonlar içinde olduklarını saklarlarken..
Cinayet derecesine gelen depresyonlara neden olan niyelerini de araştıran Ardahanlılar bu olayda cinayete teşvik, depresyona yönelten nedenleri de kendilerince sırlarken, son cinayetin sadece 2 kişi arasında yaşanan ilişki ile kalamayacağını da masaya yatırdıklarını görmekteyim..
Gerçi belgesellerde ki gibi bu tür olayların çokta araştırılmadığı, nedenleri üzerine gidilmediği, olay öncesi yaşanılanların, sebeplerin, teşvikçilerin düşünülmediği bir ülkede dedikodularla dolu dosyalara normal, adi bir suç adı konulup kapatıldığını da bilen Ardahanlılar onca intiharı da 'Vağ vağ' deyip geçiştirdiklerini de bilen birisiyim..
Evet, bir cumartesi yazısını daha bana yazdıran bu olayın biraz da toplumsal baskı ile kapanıp, gideceğini düşünenlerden biri olan bir gazeteci bu tür olayların azmettiricilerinin araştırılmadığı ülke genelinde onca bu tür cinayetin yaşanan psikolojik olaylar mı, yoksa ekonomik mi, belki de sosyal bir olay olduğu da araştırılmaz ki güzelim onca dedikodular ile kapatmak kolayı varken..

**Başkan Erdoğan..

Fakir Yılmaz Kandil ve HDP'nin de 'Özerk yönetim' dediği sistemin aslında Başkan Erdoğan'ın o çok istediği başkanlık sisteminin başlangıcı olduğunu anlamayanlar bu söylemi yüksek ses ile söyleyen Kürtleri bölücülükle suçlar ve 'HDP Ardahan'da nasıl kazanır?' diyerek saç başını, yonup, top yükün yine bir Kürt olana oy verip, tatmin olurlar..
Evet, aslında yasal alt yapısı da hazır olan ve nazik adı Büyükşehir ve önümüzdeki yerel seçimlerde uygulamaya geçecek olan Bütünşehir de Özerk yönetim, eyalet ve de başkanlık sistemine giden yolun başlangıcıdır..
Yani bu yazıyı okuyan ve inadına kardeşlik, barış diyen bizleri bölücülükle suçlayanların anlamadığı başkanlık sistemini, yani özerk yönetimi, eyalet kapısını açan Kandil, HDP yada benim gibileri değil, 7 Haziran'da kızıp oy vermediğiniz, ama 1 Kasım'da Kürtlerin dediği olmasın diye sarılıp oy yığdığınız Erdoğan istiyor..
Belki de Oslo da ki anlaşmanın ilk maddesidir, Özerk yönetim, eyalet, yada başkanlık sistemi..
Yani nazik adıyla Büyükşehir, bütünşehir, başkanlık..
Evet, eğer oylamaya gidilse ve eğer referanduma sunulursa bende Erdoğan'ın o çok istediği başkanlık sisteminin gelmesi için mücadele vereceğim..
Çünkü başkanlık sistemi demek yerel yönetimin Ankara'ya bağlı kalmadan kendi kendisini yöneten şehirlerdir..
Yani Ardahan'a komşu olan Gürcistan'da ki gibi, Valiyi, Belediye Başkanını, Yerel Yöneticileri orada ki halk seçer.. Atamalar ile gelip, orayı tanıyana kadar iş işten geçen bürokratlarla yönetim değil başkanlık sistemi..
İşte bunu iyi bilmesi gerekenler kızacaklarsa, 20 yıl boyunca çektikleri Saffet'e, Ensar'a göstermedikleri tepkiyi Dr. Taşkın'a 'Oh oldu' demektense Erdoğan'a kızmalılar..
Yada Başkan Erdoğan'a desek vermeye devam etmeliler..

**Hani barış olacaktı?

Fakir Yılmaz Seçimler sonrası yaşananlara baktığımızda ne diyeceğimizi de şaşırdığımız duygular içinde ne yazılırı düşünürken Hakkari’de, Güney de gelen haberler karşısında donup, kala kalıyorduk, ‘Hani barış gelecekti?’ diyerek..
Bilmem ama yaşananların hiçte iç açıcı olmadığını seçim öncesi ele aldığımız onca yazılara baktığımızda bir kez daha anlasakta yazmaya devam edeceğiz..
Çünkü seçimler öncesi ‘Oy vermeseniz beyaz toroslar gelir’ diyen ülkemin Başbakanın bile beklemediği oyu ‘Durmak yok yola devam’ diyenlere veren halkımın beklediği barış seçimler sonrası gelen çatışma haberleri ile yine gelmedi..
Biri Hanaklı olan iki askerin şehit olduğu, onca PKK’lı gencin öldürüldüğü Hakkari’de ki çatışma haberi öncesi güneyde iki genç göğüslerine aldıkları kurşunlarla ölürken, Diyarbakır başta olmak üzere bir çok bölgede yeni insansız bölgeler ilan ediliyordu.
Yani başkanlık tartışmaları ile birlikte yeniden başlayan çatışmalarda yine gençler ölüyor, Analar ağlıyordu..
Bu ülkede ölümü göze alıp, ülkesini savunanların yanı sıra bir çok vaadle eline silah verilen gençler ölmeye devam ediyor..
Ve buna dur diyenler ise seçim sonuçları ile ölüyor, susuyor, susturuluyordu.. Hatta vatan haini, parti haini ilan ediliyordular..
Barışın hiçte yakın olmadığı, ‘barış olsun’ diyenlerin dışlandığı bir ülke de savaşın diğer bir adı da çatışma olsa da gençler ölmeye devam ediyor..
Ve yine birileri bu anlamsız ölümleri normalleştirmek için nutuklar atıyor, ‘Daha bu ne ki’ dercesine yeni emirler yağdırmaya devam ediyor, ‘Barış gelecek’ denilerek alınan onca oya karşın..
Kimi Başbakan, kimi başkan, kimi milletvekili olmak için beyaz toruslar dahil her türlü söylemle oy istediği seçimler sonrası yine ölüm haberleri alıyor, yine yanan ana yürekleriyle kahroluyorduk..
0.535.418 32 58-fakiryilmaz323@hotmail.com


Yazarlarımızı okuyor musunuz?

KADINCA/Selmi Yılmaz
Gazeteci tutuklayarak

Ardahan Haberi Facebook'ta PaylaşTwittirda PaylaşMedyanın ve gazetelerin büyük bölümünü devlet imkanları ile kendi dünya düşüncelerine yönelik yayın yapmasını sağlayan iktidar ve onun üzerinde ki Ardahan Haberleri güç Cumhurbaşkanı ülkede basın özgürlüğünden dem vurmaya devam edip, dururken iki gazeteci daha tutuklandı.
Sanırım, ülke de olduğu gibi dünyada tanınan önemli olan iki gazeteciyi daha tutuklandığı ülkemde gazeteci tutuklayarak demokrasi getirmeye devam ediyor..
Düşünceleri ve haberleri sindirilemediği için gazetecileri içeri tıkamaya devam eden bir anlayışın demokraside yana tavrını da sorgulattırırken, her muhalife bir kulp takıp, susturmakta artık moda oldu.
İşte bunu en son örneği iki gazetecinin daha tutuklanarak hapse gönderilmesidir.
Şimdi soruyorum, siz gazeteci olsanız ve Can Dündar ile diğerlerine olduğu gibi önemli bilgi ve belgeler size ulaşsa yada siz ardından koşturup, bulsanız ve haber çevirirseniz ne olur?
Tabi ki gazetecilik olur..
İşte şu an hala hapiste olanlar gibi bu iki arkadaşta bunu yapmış, gazetecilik denen mesleğin gereğini yerine getirmiş.
Ve haberini vererek, toplumu bilgilendirmiş, ardından d görüşlerini kendi köşelerinde ele almıştır..
Peki bu gazetecilik değilde nedir?
Çıkardığınız yasalarla herkesi susturmayı düşündüğünüzü biliyoruz.. Ama bunun bedenleri içeri atarken o beyinlerde ki düşünceleri tutuklayabilir misiniz?..
Halbu ki aynı şekilde sizlerde tutuklanmış ve bugün içeri attıklarınız sizlerin bir şiir için tutuklanmayacağını da yazmış, yorumlamıştılar..
Neyse son diyeceğim şudur..
Gazeteci tutuklayarak demokrasi gelmez..

**Diaspora çizik yiyince..

Ardahan Haberleri Dün mutlaka başarılı olması gerektiğine dikkat çektiğimiz İstanbul Ardahan Dernekler Federasyonunun başına Fakir Yılmaz’ın gelmesiyle birlikte ARDAFED ve Ardahan Dernekleri ile ilgili tartışmalarda yeniden başladı.
Takip ettiğimiz kadarıyla gittikçe de alevlenen bu yöndeki tartışmaların satır aralarına baktığınızda ise bura da Fakir Yılmaz adının birilerinin midesine oturmadığını da görmek mümkün.
Bu hazımsızlığın ilk işareti de '600 Bin Ardahanlının yaşadığı ileri sürülen İstanbul’da nasıl olur da Ardahan’da gelen biri ARDAFED’in başına geçer?' şeklinde kendisini gösteren paniğidir..
İkincisi de başta Esenyurt’ta olmak üzere İstanbul’un bir çok semtinde Ardahanlı olup, Ardahanlıları siyasetten bir yerlere pazarlayan, Ardahan adı üzerinde rantlarına rant katanların, 'bu işin lolosu var' diyerek Fakir Yılmaz’a karşı yaşadıkları yenilgiyi saklamak için meydan okumalarıdır..
Diaspora dediğimiz bu grup ve diğerlerin yediği çiziğin acısı olarak değerlendirdiğimiz bu yöndeki tartışmalara onalar gibi birer Ardahanlı olarak gerekli cevabı vermekten de kaçmayacağız.
Olumlu yöndeki eleştirilerinin yanı sıra eleştirilerini de dikkate alacağına inandığım Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanı Fakir Yılmaz’ı dizayn etme çabaları olarakta değerlendirilecek bu yönde ki çabaların yine yakından tanıdığım Fakir Yılmaz’ın çalışmaları ile cevap ereceğini bilsem de daha Fakir Yılmaz’a hayırlı olsun diyemeyip, hemen onu eleştirmeye başlayanlara da gerekli cevapları da vermeyi bilesiniz..
Çünkü başka şeylere bilen bizlerin tahrik edilmeye çalışıldığını da bilenleriz..

**Bu işi başarmalısınız..

Ardahan Haberleri Hoç/Fed’in nerelerde olduğu, onca derneğin ne iş yaptığı çokta bilinmeyen bugünlerde İstanbul’da bulunan Ardahanlılar Federasyonu Başkanlığına seçilen Gazeteci Fakir Yılmaz’ın işi bir hayli zor gibi görünüyor.
Çünkü başta sanal ortamda olmak üzere sağda solda kendisine yönelik sert, yumuşak eleştirilerin geldiğini görüyor ve şimdilik izliyoruz..
Öncelikle aynı zaman da Ardahan gazeteciler Cemiyeti Başkanı olan Fakir Yılmaz’ın Ardahan merkezde yıllardır yaptığı gazeteciliği sırasında hiç gündeminde düşürmediği dernek ve stk’ların en tepesi olan ARDAFED’in başına geçmesi he ne kadar birilerinin midesine oturduysa bir o kadar da umut oldu.
Çünkü Fkir Yılmaz’ın kendilerinin önünde eğilmeyeceğini bilenlerin mideleri ağırırken, onun bu yönde ki çabasını takip eden, bilen Ardahanlılara bu başarısını taktir edip, alkışladılar..
İstanbul gibi dünyanın önemli bir kentinde var olma mücadelesi veren Ardahanlıların başta bu kentte olmak üzere, tüm ülke de daha etkin olması için verilen mücadeleyi bir adım ileri götüreceğine inanılan ARDAFED’in yeni başkanı, bizim de üyesi olduğumuz Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Gazeteci Fakir Yılmaz’ı siz sevgili okularım ve Ardahanlılar gibi bende gerek bir gazeteci, gerek ise bir Ardahanlı olarak, gerek ise eşi olarak yakından takip edip, kendisine ve arkadaşlarına gerekli desteği vererek takip edeceğiz.
Çünkü Fakir Yılmaz’ın başaracağına inandığım bu görevi ağır olduğunu da bilenlerdenim..
Ama yinede diyorum ki; Siz ARDAFED’in yeni yönetimi bu işi başarmalısınız..

**Kış’ı ekonomiye çevirmek..

Ardahan Haberleri Dün geceden itibaren etkisini arttırarak devam eden kış’ın olumuz yönlerinin sık sık gündeme geldiği şu günlerde asıl düşünülmesi ve gündeme taşınması gereken tek şey yıllardır yapılamayan ama hala fırsatı kaçırılmayan ‘Kış’ı ekonomiye çevirmekte’ tir..
Çünkü dünyada ki bir çok ülkenin kar ve kış ekonomisiyle ayakta kaldığı, hatta dünyaya hüküm ettiğini biliyoruz..
Evet, yıllardır konuşulan ama bugüne kadar ancak bir otel yapılabilen Yalanızçam Kayak Tesisleri Uğurludağ Kayak Tesisinin geliştirilmesi, 30 yıldan fazladır yapılamayan Ardahan-Ardanuç yolunun yapılması ve en önemlisi resmi toplantılar dışında gündeme gelmeyen bu bölgenin tanıtılması gerekmez mi?
Ordan vaz geçmeden her kış devasa yüzeyi donan ve bir iki kişinin gidip, selfie yaptığı Çıldır Gölü’nün de unutmamak gerekmez mi? Bilemiyoruz ama yıllardır tünel yapılacak denilen ama bugüne kadar delinemeyen Posof Ulgar Dağı’nın Posof’a inişinde sağ tarafın tamamen bir kayak tesisi olabilecek halde hazır beklediğini, Çıldır Gölünün yanı sıra Gürcistan ile ortak gölümüz olan Aktaş Gölü gibi Posof’ta ki onca Gölün kenarına tesisler konulamaz mı?
Karların paraya çevrilebileceği onca düşüncenin ne zaman hayata geçirileceği bilinemezken mevcut marangozların teneke sobalar gibi çocuk kızakları yaparak, satamazlar mı?
İşte bu ve buna benzer bir çok imkanın olduğu ama nedense bugüne kadar kullanılamadığı bir kente üşümekten öte bir şey yapılamazken, basın ve medya temsilcileri de dua eder kar yağsın da ‘Yola kapandı, kar, tipi esti’ başlığıyla haber yapayım diyerek bekler, kardan para kazanılması gereken Ardahan’da..

**Leyla Zana Yemini..

Ardahan Haberleri Artık bunaltan mecliste ki yemin törenlerinde ki şovlara bir yenisi daha eklendi.
Oda cadde, sokaklara, tanklara, toplara hatta mafya babalarının mitinglerine asılan bayrak şovuydu..
Bir milletvekilinin boynuna astığı bayrakla yemin ederken aklımıza 30 yıldan fazladır süren ve her çatışma ardından ülkenin dağları olduğu unutulan dağlara bayrak asanlar geldi..
Neyse diyerek burayı geçip, siyasette son rollerini oynayan Leyla Zana’nın yeminine gelelim.
Tasvip etmediğimiz bu tür şovların artık gına getirdiğini anlayan Zana’ların tahrik ettiği seçmenden ders almadıklarını görürken, Zana’nın bu bayatlayan şovuna başkanlık eden Baykal’ın da onca yaşına karşın hala aynı yerde olduğunu görmenin üzüntüsünü yaşadık..
Ulusalcı kafanın göstergesi olan Baykal değilde AKP’li bir başkan olsaydı Zana’nın bu yemini o kadar tattışılırmıydı acaba?
Bana sorosanız hayır..
Çünkü aynı zana geçen dönemde de aynısını yapmış, AKP’li başkan görmeden gelip, yemini kabul görmüş ve olay orda kapanmıştı..
Evet, 'AKP niye kazanıyor?' diyenlerin de cevap bulduğu Leyla Zana’nın son şovu bana göre 'Türkiyeleşiyorum’ diyen HDP’yi zorda bırakmaktan öteye geçmemiş, 7 Haziran’da ki İstiklal Marşı gibi Türk olan ama bu kez HDP diyen seçmenin hafızasına bir kez daha yerleşmiştir..
Neyse ne diyelim, şov üzerine şov yapılmaktan öteye gidilmeyen mecliste asıl beklenen sorunların çözümüdür derken..

**Fransız kalmak..

Ardahan Haberleri Kimlerin destekleyip, kısa bir sürede uluslararası terörist eylemler yapacak kadar büyüttüğü hala tartışılan İş-İT’in Urfa ve Ankara’dan sonra Fransa’da ki katliamını günlerdir gündeminde düşürmeyenler başta Diyarbakır’da olmak üzere Güney’de yaşananlara Fransız kaldığını görmekteyiz..
Günlerce dışarıya çıkma yasakları konulan, etrafları tanklarla çevrilen, içlerine timlerin salındığı Güneydoğu’da yaşananları görmezden gelenlerin Fransa’da ki İş-İT katliamını fırsata çevirip, Güney’e perdeleme için kullandığını da anlamıyor değiliz..
Çünkü gün geçtikçe adeta Filistin haline gelen Güneyde ki bir çok ilde ki operasyonlar da yaşanan çatışmaların gün geçtikçe toplumsal bir hal aldığı da bir diğer gerçek..
Son olarak geçtiğimiz gün operasyon yapılan bir kentte çekilen asker ve timlere karşı halkın eline aldığı tabak, tencereler ile ortaya koyduğu tepki çok ciddi ve halı altına silinmeyecek kadar ciddi bir konu olduğunu anlamazdan gelir, Fransa’da yaşananları günlerdir manşetlerinden düşürmeyen, ama ülkede ki olaylara karşı duyarsız kalan medya ve basınımız..
Ülkede ki olaylara Fransız kalarak, gerçek gündemi saklama çabası içinde ki medya ve basının diğer bir bölümü de kayumlarca el konulup, havuza eklendiğini görmekteyiz..
Bunca olay karşısında yaşananlara fransız kalanların yarın kendi başlarına geldiğin de kimseye, ‘Neden yaşananlara Fransız kalıyorsun?’ demek için çok geciktiğini de anlayacaklardır..

**Ankara-Paris Hattı..

Ardahan Haberleri İŞ-İT denen belanın çıkmasından bu yana toplu ölümlerle sarsılmaya devam eden dünya bu belayı yaratanları da yoğun şekilde tartışıyor..
Ortadoğu’yu ellerinden tutmak isteyenlerin Irak’la başlayıp, bölge ülkelerini halaç pamuğuna çevirdiği bir süreçte önce Suruç’ta, ardından Ankara’da çirkin yüzünü gösteren İş-İT en sonda kanlı yüzünü Paris’te ortaya koydu..
Terörün adeta de bir sektör haline geldiği dünya da bunu yaratanların acı da olasa altında kaldığını da gördüğümüz bir dünya da dikta rejimlerinin bu sorunların başlıca sorumluları olduğunu da biliyoruz.
Demokrasiyi İş-İT gibi örgütlere kurban edenlerin amacının bu tür cani örgütler aracılığı ile korku imparatorluğu kurmak ve ardından diktalarının devamını sağlamaktır. Bunu yapamayanalara da illa ki bir bela bulaştırılır, işin içinde çıkılamaz hale getirilir..
İşte son olarak Ankara-Paris Hattı denecek olan toplu ölümlerin yaşandığı güzelim dünyayı şimdiden cehenneme çevirenlerin bunun bedelini er yada geç ödeyeceklerdir.
Hatta ödemeye de başladılar gibi..
Çünkü Fransa’nın başta Cezayir’de olmak üzere Fransa gibi ülkelerin Afrika’da, Ortadoğu da neler yaptığını herkes iyi biliyor.. Kısacası Fransa gibi ülkelerin kuyruğuna takılıp, hamile kadının, çocukaların ölümüne neden olanlarında rahat olamayacağı bir dünyanın eşiğine gelindiği şu günlerde Ankara-Paris, Ankara ve diğer başkentler arasında kurulacak olan G-20 köprüsü değil, samimi insanlık köprüsüdür..

**4 G'li Ardahan..

Ardahan Haberleri Ardahan'ın neyi meşhur diye soranlara genelde 4 G'si meşhur der Ardahanlı..
Neymiş bu 4 G diye merak edenler ise sanırlar ki Erdoğan'ın beğenmediği ve 4,5'i yapın dediği intermet alp yapısıdır Ardahanlıların 4 G'sini..
Halbuki; Ardahan'ın 4 G'si Ardahan'ın durumunu ortaya koyar..
Yani
1-Garı (yani bir yağdı mı, kentin genelini felç eden ve devletin bir türlü tamamlayamadığı alt yapısı ile yetkililerin beceriksizliğini ortaya koyan kar'ı, kışı)
2- Gazı (yani derneklerin kıştan kışa düzenledikleri ünlü Ardahan gecelerinden yemek masaların da yeyip, bölgeyi kurtardıkları kazları)
3- Kıyamet (yani onca sorunları)
4 ve en önemlisi ve hala devam eden Göç'ü meşhurdur Ardahan'ın.
4 G'nin meşhur ettiği Ardahan'ı tanıtmanın en kısa yolu olarak kullanılan bu kısa yola ilk etapta gülenler biraz düşündüklerinde şu bir kaç gündür yağan kar ile adeta kıyametin kopup, yolların kapandığı, okulların tatil edildiği, elektriklerin kesildiğini de hatırlayıp, bu yüz yılda bu ne ya demeden kendilerini alamıyorlar..
Devlet ve idarecileri gibi stk'larının da kıştan kışa hatırladıkları Gazları, yani Kazları gibi bu memleketin neden hala göç ettiğini de anlaması gereken 4 G ile tanıtılan Ardahan'da 2'de S var..
Gürcistan ve Ermenistan'a komşu olmasına karşın hala bir ithalatçı, iki ihracatçının olmadığı Ardahan'da ikide sınır kapısı, yani diğer adıyla 2'de gümrük kapısı bulunur..

**İstikrar Geldi mi?

Ardahan Haberleri 1 Kasım seçimleri öncesi oluşturulan kaosun başını ekonomik sıkıntılar çekiyordu..
Çünkü 7 Haziran sonuçlarını beğenmeyenler Ecevit iktidarı döneminde ki TUSİAD gibi bir plan hazırlamış ve 1 Kasım’a kadar adım adım uygulamıştılar..
O dönem tüp, şeker, unu saklayanlar gibi bugünkiler de başta doları olmak üzere parayı saklamış, piayasayı alt üst ederek kaosu hayata geçirmiş, millete ve seçmene, ‘Ne oluyor, nereye gidiyoruz’ dedirterek korku altına almış, adeta oyların bir yana yığılmasını sağlamıştılar..
Ve bu yetmez gibi başta güneydoğuda olmak üzere bir çok bölgede birden bire çatışmalar yaşanmış, adeta ülkenin her yerine tabutlar gönderilmeye başlanmış, insanlara ‘Bir iç savaş mı çıkıyor?’ korkusu verilmişti..
Sert açıklamalar, kara haberlerle bunalan seçmen 1 Kasım’ı iple çekip, içine sokulduğu korku tünelinde oyunu nereye verdiğine bakmadan sandığa gitmiş ve oy sayımı bitmeden kimin iktidar olduğu ortaya çıkmış, sis perdesi kalkarken aslında hiç bir şeyin değişmediği ortaya çıkmıştı..
Ve seçmene ‘İstikrar bozuldu’ diyenler yeniden iktidar olmuş, yola devam denilmişti..
İşte 7 Haziran ila 1 Kasım arasında yaşananların kısa hikayesi buydu..
Ve şimdi bugün 11 Kasım çatışmalar devam etse de, ekonomi bozuk olsa da birilerinin iktidar istikrarı devam ediyor..
Şimdi de halkın, milletin istikrarına bakalım..
Seçim biter bitmez su ve elektrik paraları için kesintiler başlamış, bankalar kaldıkları yerde icra etmeye devam etmiş, siftah yapmadam kepenk kapatanlar borçlarını hatırlamış, yol sorunu, işsizlik derdi, göç, ekonomik denge bozukluğu yeniden hatırlanmıştı 1 Kasım akşamının hemen sonrasında..
Çünkü 1 Kasım seçimlerinin milletin, seçmenin değil, birilerinin iktidarı için istikrarı haline getirilmiş ve bundan da bir hayli başarılı olunmuştu..
Şimdi soralım.
İstikrar geldi mi ey halkım..

**Lider olmak..

Ardahan Haberleri İnsanoğlunun varoluşundan bu yana onlara liderlik eden ve onlarla birlikte çok başarıya başarı katan insanların içinde yer alan ülkemiz kurucusu Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 77. yıl dönümü bugün..
Oğlum Doğu’nun da 25. yaş dönümü olan bugün benim için çok anlamlı.
Biri şu an sınırları içinde demokrasinin tüm işlevleriyle işlemesi, barışın ve kardeşliğini cumhuriyetin ilk yıllarında ki gibi yeniden yeşermesi için mücadele ettiğimiz ülkemizin kurucusunun aramızdan 77. yıl önce ayrılmasına karşın hala yaşamasıdır..
Bir diğeri de oğlum Doğu’nun bana verdiği yaşam enerjimdir..
Liderliğin tüm özelliklerin üzerinde toplayan ve bugün 25 yaşına gelen oğlum gibi gençlere teslim ettiği cumhuriyet ile hala yaşayan Atatürk’ün bir çoğumuzun kalbinde olan yeri ne günü birlik siyaset yaparak, Atatürk üzerinden politika yapanlarda, nede dün yok sayıp, bugün 90 derece bir virajla yalandan sahiplenenlerde vardır..
Çünkü Atatürk’ün yada diğer önemli liderlerin liderliğine heveslenenlerin bu ülke de gerek onun bıraktığı miraslara gerek ise gençlere teslim ettim dediği ülkeye bakmak yeterli..
Anaların yeniden ağladığı, kara haberlerin gelmeye devam ettiği, işsizliğin siyasilerin elinde bulunan İş-Kurlara çözülmeye çalışıldığı, doğanın HES’lere teslim edildiği bir ülkede liderliğini görmüyor değiliz..
Lider olmanın halkının yanında olan, onun sırtına binip, rantlarına rant katmak olmadığını anlamayanların Atatürk’ün, ‘Basın Hürdür, Sansür Edilemez’ sözünü de günü birlik gazeteci tutuklamalarıyla, medya kayyumlar atama ile olamayacağını anlamadığı ülkemde onu anarken, bugün 25 ine basan oğlum gibi gençlere ne kadar sahip çıkıldığında gencecik insanları, açtıkları 6 bin kişilik polis kadrosuna alıp, kurmak istedikleri polis ülkesiyle de anlamıyor değiliz..
Evet bugün 10 Kasım..
Bugün Atatürk’ün aramızdan ayrılışının ama hala yaşadığı 77. yıl dönümü..

**HDP Kenara Çekilmeli, Hatta Ret Etmeli..

Ardahan Haberleri 7 Haziran sonuçlarını beğenmeyip, 1 Kasım’da yeniden seçim yaptıran AKP 7 Haziran öncesi buzdolabına koyduğunu söylediği barış sürecini yeni bir formülle buzdolabından çıkaracağını söylüyor..
Barış sürecinin ne PKK ile, ne Kandil, ne KCK ile, nede HDP ile yürütmeyeceğini söyleyen AKP’nın yeni muhatapları da (Sanki Muhatap Onlarmışta!) bölgedeki aşiretler başta olmak üzere stk’lar, ileri gelenler ile yürütecekmiş..
Evet hayırlı olsun diyeceğimiz bu yeni yöntemin başarılı olmasını ve ülkeye gerçek barışın gelmesini arzularken, bu işin asıl muhatapları olduklarını belirten PKK, Kandil, KCK ve HDP’nin de yapılan bu çıkış üzerine ‘Muhatap biziz’ dercesine art arda açıklamalar yaptığını izliyoruz.
AKP’nin dalaverelerini hala anlamayan HDP’nin ise 1 kasım öncesi yaşananları unutmuş gibi ‘İllahkşi beni muhatap al’ demesi ise işin en komik yanı olarak karşımızda duruyor..
Çünkü bir taraftan Türkiye partisi olacağını belirtip, aday belirleme de diğer Türkiye partilerine kısa sürede uyum sağlayıp, genel merkezin etrafından dolaşan, partili olmayan, tabandan kopuk olan, kan uyuşmazlığı çekenleri aday ederken PKK, KCK ve Kandil’in oyuncağı olmaya da devam etmek istiyor..
Öcalan’ın bile siyaset üretemediklerini belirtip, sık sık eleştirdiği HDP’nin AKP’nin reddine karşın ‘Bende varım’ demesi gerçekten komik ve anlaşılmaz bir durumdur..
Çünkü 7 Haziran sonuçlarından sadece AKP’nin değil, PKK’nin de memnun olmadığını ve kestiği yollarla, ortaya koyduğu şiddet politikalarıyla HDP’yi bitirdiğini HDP’liler hala anlamış değil..
Bu nedenle; AKP’nin muhatabım değilsin dediği şu süreci iyi değerlendirip, kenara çekilmesi HDP’nin yapacağı en güzel şey olduğunu düşünüyor ve ‘Al başan çal buzdolabına koyduğun süreci, ‘ben AKP, CHP, MHP gibi elimi sıcak sudan soğuk suya vurmadan kenarda duracağım. çünkü halkta bunu istiyor, AKP’ye oy veriyor’ demelidir.
Aksine kendisini bitirir..

**Şeytan Kalesini Işıklandıramayanlar

Ardahan Haberleri Ardahan'ın bir çok kurumunun vekilinin vekili ile idare edildiğini unutup, bir müdür getiremeyenlerin, 'Bir kez daha oy verin hizmet getireceğiz' deyip, üst üste seçildiği son seçimler sonuçlanmasıyla yeniden var olan sorunlarını anlatmaya devam edeceğiz..
Ki bu sorunları sırlamaya kalkarsak ne gazetelerimizin, nede sitelerimizin sayfaları yeter..
Gerçi sıralarsak hizmet edenleri (!) de kızdırırız ya neyse..
Biz yine de vali beyin ikinci kez çıkıp, bayrak açtığı tabyalar gibi onca ilgisiz ve de sahipsiz kalan tarihi eserlerden bahsedelim.
Daha önce ki valiler döneminde 'Kale, Kuleler Kenti' adlı bir de kitap çıkarılan Ardahan'da ki onca tarihi eserin yok olup, gittiğini yazıp, anlatmak istesekte bir şeyin değişmediğini de biliyoruz..
Çünkü yeri geldiğinde vatan-millet-sakarya diyenlerin bile sahip çıkmadığı onca eser dururken başta başkan olmak isteyen cumhurbaşkanı olmak üzere Ardahanlı Turizm ve Kültür Bakanın da aralarında bulunduğu hükümet ve vakıflar genel müdürlüğü yetkilileri dünyanın onca uzak yerinde eser kalmadı onardılar..
Ardahan Kalesi gibi Çıldır Şeytan Kalesi ve onca diğer kale ve de kulenin bakım beklediği Ardahan'da nice kilise taşı da ahır ve barakalar için sökülüp, yok edildiği bir kentte müze diye yaptırıldığını sandığımız kentin tek tük eski tarihi binalarından biri de sadece birilerinin oturma yeri hale getirildi..
Ve en önemlisi ne iş yaptığı çokta anlaşılmayan SERKA tarafından sözde yolu yapılan bayrağı yırtık Çıldır Şeytan Kalesine bir ışık verilemedi..
Gerçi Ardahan'ın mahallelerinde ve köylerinde oturan, gece yanmayan sokak lambaları dolaysıyla evlerine zar zor gidip, gelenlerin, 'Hele bizim derdimiz bak, bunun derdine bak' diyeceklerini de bile bile 20 yıldan fazladır vekilin vekilinin vekili ile idare edilen Ardahan Turizm ve Kültür Müdürlüğüne ve tabyalara birde siz çıkın derim..

**Muhalefet..

Ardahan Haberleri Ardahan'ınolduğu gibi Ardahan'da da muhalefet üretmekten aciz muhalefet 1 kasım Genel Seçimlerinde top yükün bir başarısızlığa daha uğradı..
Ve 14 Yıldır ülkede dediğim dedik, çaldığı düdük diyen AKP'ye bir 4 yıl daha hediye etti..
Gerçi bu 4 yılın 30-40 yıla mal olacağı da belirtse de bugünkü konumuz olmadığı için bu konuyu bir sonraki yazılarıma bırakıyor ve Ardahan'da ki muhalefetten biraz bahsetmek istiyorum..
CHP'den başlarsak Ardahan Belediyesinde kaç CHP'li Meclis Üyesi var diye sorsam kimse bilmez..
Çünkü İl Genel'de olduğu gibi Belediyede de muhalefet grubu olmasına karşı ortalıkta yoklar..
Peki, 1 Haziran'da 18 Bin oy alarak birinci parti olup, bir milletvekili çıkaran HDP muhalefet görevini yapıyor mu?
Bir iki duyarlı insanın ayakta tutup, Ardahan, Göle ve Hanak'ta teşkilatı olan HDP Posof ve Çıldır'da teşkilat açmış mı?
Ya da Ardahan Belediyesi gibi kaç dönemdir Göle'de belediyeyi, milletvekilliğini elinde tutan AKP'nin yanlışları konusun da bir demeçleri, bir açıklamaları var mı?
HDP gibi MHP'de Ardahan'da hala devam eden göç ile ilgili ya da diz boyu olan işsizliğe karşın bir açıklamaları olmuş mudur?
Ya da bu partiler gibi diğer muhalefet parti teşkilatları, önde gelenleri Kars-Tiflis-Bakü Demiryolunun nerede geçtiğini biliyorlar mı?
Ya da bu demiryolunun geçtiği bölgede ki köylerde ki evleri yapılan kazı ve atılan dinamitlerle yıkıldıklarından haberdarlar mı?
Kim bilir belki de biz duymadık CHP'nin Ardahan doğasını altüst eden ve bir yenisinin daha yapılıp, Kura'nın suyunu çalacak olan Beşikkaya HES'ten haberdardır..
Yani kısacası çamurda, tozda toprakta boğulan sade vatandaşın Hastanede doktor yok diye ettiği feryattan bi haber muhalefet seçimlere iki, üç aya kala çıkar ortaya sonra da niye oy vermeze bize seçmen der Ardahan'da..


Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

YÖNETİMİNİ BELİRLEDİ, İŞE KOYULDU..

Ardahan da seçim Facebook'ta PaylaşTwittirda PaylaşGeçtiğimiz günlerde yapılan seçim ile Ardahan Dernekler Federasyonun Genel Başkanlığına seçilen Gazeteci Fakir Yılmaz birlikte çalışacağı yönetici arkadaşlarını belirleyerek işe koyuldu.
Mahmut Şenel'in Başkan Yardımcılığına, Yener Bayrakçı, Yüksel Kılıç, Bayram Bozkurt, Ramazan Tan'ın ARDA/FED Başkanlığı Yardımcılığına getirildiği görev dağılımında Hafız Öztürk Genel Sekreterliğe, Sıtkı Dursun'un Genel Sekreter Yardımcılığına, Yusuf Kalkan Muhasip Üyeliğine, Özkan Mavzer'in İşadamaları Konsey Başkanlığına, Terlan Kaya'nın Kadın Kolları Konseyi Başkanlığına, Mühtehsim Sarıkaya'nın getirildiği ARDA/FED'in yeni yönetimi bir daha ki toplantıda 23 Şubat'ta düzenlenecek olan gecenin hazırlığı ve federasyonun çatısı altında olmayan dernekleri ziyaretle çalışmalarına kaldığı yerden devam etme kararı aldı.

**BAŞKAN YILMAZ: TÜZÜĞÜN GEREĞİNİ UYGULAYACAĞIM..

Gazeteci Fakir Yılmaz'ın başkanlığında yeni yönetim kurulunun oluşturulduğu Ardahan Federasyonunun ilk toplantısında sonra birlik fotoğrafı çeken yöneticiler bir ekip olarak çıktıkları bu yolda hedeflerini ARDA/FED'i bir adım değil, 10 adım ileri götürmek olduğunu belirtirlerken, Ardahan Federasyon Genel Başkanı Fakir Yılmaz bundan sonra tüm yöneticileri ve federasyona üye olan dernek başkanları ile sık bir ilişki içinde olacaklarını, federasyonun toplantılarına ve çalışmalarına tam bir katılımın sağlanması gibi bir çok konuda tüzüğün gereği ne gerekiyorsa yapılacaktır.' diyerek tüm dernek başkanlarını ve yöneticileri uyardı.

Ardahan da seçim **DİLOVASI ARDAHAN DERNEĞİ'NE ZİYARET..

Ardahanlı Gazetecilerden olan aynı zaman da İstanbul Beykoz Ardahan Derneği Başkanlığında yapan Yusuf Şit'inde katıldığı ARDA/FED'in yeni yönetim kurulunun görevlendirilmesi ardından ARDA/FED'e üye olması beklenen Dilovası Derneğini ziyaret eden ARDA/FED Genel Başkanı Fakir Yılmaz, Kocaeli Dilovası Ardahan Derneği yöneticilerince Dernek Merkezin de karşılandı.
Burada bir açıklama da bulunan Ardahan Federasyonu Genel Başkanı Fakir Yılmaz amaçlarının Dilovası Ardahan Derneği gibi diğer dernekleri Ardahan Federasyonu çatısı altında toplamak olduğunu söyledi.


Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

Mükemmelliyetin ödülü Aşıkşenliklilerin..

Ardahan da seçim Facebook'ta PaylaşTwittirda PaylaşArdahan Çıldırlı Okul Müdürlüğünü yaptığı Antalya Sabiha Gökçen Anaokulu, TÜSİAD ve Türkiye Kalite Derneği'nin düzenlediği törende 'Türkiye Mükemmellik Büyük Ödülü'nün sahibi oldu. Devamı için TIKLA

Ardahan da Seçimler Sona Erdi..
Yazar Fakir


Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin


Facebook'ta Paylaş
SİTEMİZE REKLAM VERMEK İÇİN;
0. 535 418 32 58 NOLU TELEFONUMUZU ARAYABİLİRSİNİZ..

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

Yazarlarımızı okuyor musunuz?

YAZIYORSAM SEBEBİ VAR
Karışmayacağım ne yaparsanız yapın..

Fakir Yılmaz Facebook'ta PaylaşTwittirda PaylaşSeçimler öncesi yaşanan çatışma ortamının seçim biter bitmez yeniden alevleneceğini ortaya koyan gelişmeler yaşanıyor.
Ve seçim sonrası barışın geleceğinden umutlanan milyonlar gibi bende şaşkınım.
7 Haziran öncesi buzdolabına konulduğu belirtilen ve onca güvenlik gücü ile gencin ölümüne neden olan barış süreci denen sürecin 1 Kasım sonrası buzdolabında çıkarılacağını bekleyenlerin şu bir iki gün içinde yaşanan gelişmeler karşısında donduğunu görmek gerçekten düşündürücü bir durum..
Yeni hükumetin daha kurulmadan yeniden başlayan iç çatışmaların yanı sıra HDP’nin önünü kestiği ve 7 Haziran seçim sonuçlarını hazmedemeyenlerle ortak hareket ettiği öne sürülen Kandil’in de MHP’nin oylarının yarısını alan AKP’nin zaferiyle sonuçlanan 1 Kasım seçimleri üzerinde 48 saat geçtikten sonra yeniden sert mesajlar vermesi önümüzde ki günlerin hiç te iç açıcı olmayacağını ortaya koymakta..
Hala hükümette olan geçici hükümetin emri ile gerek Güney’de ve ülkenin diğer kentlerinde yeniden çeşitli adlar altına başlatılan operasyonların da yaşandığı şu günlerin hiçte iyi günler olmadığını söylemek gerekir..
Evet, Ardahan'ın da içinde bulunduğu bir çok yerde kayıp ettiği milletvekili sayısı yüzünden zar zor %10 Barajını aşan HDP’nin de yeniden her iki tarafa çağrılar yaparak yaşanacakları görüp, yeniden aracı olmak istediğini duyurması da önümüzdeki günlerde yaşanacakların diğer bir işareti olmakta.
Seçimler öncesi ölüm haberinin gelmediği bölgede sokağa çıkma yasağının ilan edilişi de yaşanacakların diğer önemli gelişmeler olurken, ‘şimdi ne olacak?’ sorusu da şimdiden sorulmaya başlandı.. Bilmem ama ben yaşanacaklara şahsen karışmayacağım..
Çünkü bunun artık bir filler savaşı ve sevişmesi olduğu da anlaşılıyor..

**Ardahan’da Kardeşlik Kazanacak..

Yarın başına gideceğimiz sandıklara atacağımız oylar ile bu ülkenin geleceğini belirleyeceğiz..
7 Haziran seçimlerin de birilerinin 400 milletvekili almadığı için ülkeyi adeta kan gölüne çevirdiğini unutmadan kullanacağımız oyların önemini bilelim..
Onca güvenlik gücünün, gencin ölmesine neden olduğu şu 5 aylık süre içinde barışın, kardeşliğin 400 vekilden daha önemli olduğunu birilerine göstermek gerekir..
Ve bu yönde oy kullanacağına inandığım seçmenin, 1 Kasım seçimlerinde de barıştan, kardeşlikten yana oy kullanacağına inanıyorum..
Ülke de olduğu gibi Ardahan’da da kardeşliğin kazanacağına inandığım 1 Kasım seçimleri öncesi başta Ardahan kent merkezinde olmak üzere Göle’de, Hanak’ta, Posof’ta, Damal’da ve Posof gibi Çıldır’da sandık başına gidecek olan Ardahanlı seçmenin vereceği kararın tüm ülkenin yansıması olacağına da inanıyorum.
İktidarın tüm gücünü kullanan, devletin ve hükümetin imkanlarını bir partinin kazanması için ortaya koyanlara karşı halkın, seçmenin, duyarlı insanların tepkisini ortaya koyacağına inandığım 1 Kasım seçimleri kardeşliğin, barışın kazandığı seçimler olmasını diliyorum..
Bu ülkenin birilerinin değil tüm halkların olduğunu anlamayanların 13 yıldır ortaya koydukları despotlukların son verileceğine inandığım 1 Kasım Genel Seçimlerinin birilerinin kaderinin belirlendiği seçim olmasından öte tüm ülkenin geleceğini ortaya koyacak önemli bir seçim olduğunu bilmek, anlamak ve ona göre oy kullanmak gerektiğine inanıyorum.
Ve bu nedenle diyorum ki 1 Kasım’da başına gideceğimiz sandık başında vereceğimiz kararın hepimizin geleceği olduğu gibi kardeşliğin, barışın kazandığı bir seçim olsun..

**Kandil Nerede?

7 Haziran’da 80 Milletvekili çıkaran HDP’nin başarısını gölgeleyen açıklamalar da bulunan ve başarının HDP’nin değil, kendilerinin olduğunu ilan eden, ardından bombalanan Kandil 1 Kasım Genel Seçimlerinin üzerinde 48 saat geçmesine karşın ortada yok..
Ne oldu yoksa görev tamam mı?!.
Yani HDP’nin Ardahan’ın da içinde bulunduğu 7 Haziran’da 80 milletvekili almasını kendi başarısı olarak gören Kandil 1 Kasım sonrası susmuş olması düşündürücü değil mi?
Bilemiyorum ama 'ovada siyaset yapın denilip, ovadakilerini de içeri tıkayan' zihniyet gibi Kandil’de ovadakilerin başarısını sindiremediği, 7 Haziran sonrası ortaya çıkan manzaradan memnun mu yoksa?
Kim bilir belki de ‘biz istemesek, siz ovadakiler siyaset yapamazsınız diyor’ denilen Kandil’in istediğidir 1 Kasım sonuçları..
Birilerinin, ‘Kandil ile HDP karşıtları bir araya geldi, HDP’yi bitirmek için kolları sıvadı’ iddiasının ne kadar doğru olduğunu Kandil’in 1 Kasım seçimlerinden bu yana içine girdiği suskunlukla anlaşılıyor gibi mi?
Bilemeyiz ama 7 Haziran’dan bu yana geçen 5 ay içinde yaratılan korku imparatorluğu ve 1 Kasım seçim sonuçları Kandil’in 7 Haziran seçimleri ardından ard arda yaptığı açıklamaların payınında olduğunu unutmamak gerekiyor.
Çünkü bir çok taraflar gibi Kandil’in de HDP’nin 7 Haziran başarısını sindirmediği iddia edilmiş, Kandil’in de bu yönde attığı adımla hep şüphe ile karşılanmıştı..
Evet soruyorum burada, ‘7 Haziran seçim sonuçları bizim başarımızdır’ diyen Kandil nerede..
1 Kasım’ın üzerinde 48 saat geçmesine karşın ortalıkta görünmeyen Kandil nerede?
Kim bilir belki de oda hata ettiğini anlamış, halka karşı mahcuptur..

**Bir çay koy ustad..

Yeğen Yayha Demirel’li dönemi.
Papatyalı Anavatan dönemi..
İSKİ’li CHP Dönemi..
DSP-MHP, Anap’llılar Dönemi..
Ve bu dönem..
Hepsi gelir geçer ustad..
Hani yıllarca göndermek için uğraştığımız Saffet Kaya?
Ardahan Haber Hani İsmet Atalay?
Hani Ensar Öğüt?
Hani Kenan Altun?
Yak ateşi, koy çayı yeniden başlıyoruz ustad..
AKP’nin, PKK’nın kestiği yolumuzda kimse alıkoyamaz bizi ustad..
Kayıp ettiğimiz bir şey yok, kayıp edildi sanılanlardan öte..
Yak ateşi, koy çayı yeniden başlıyoruz ustad..
7 Haziran, 1 Kasım bak nede tez geçiyor zaman, soğutma çayı, yak atesi ustad..

**Kimi seçeceğiz?

2 Dönemdir milletvekilliği yapan ama başta kendisini arayan seçmenin telefonlarına çıkmamakla eleştirilen, kendisine ait evi hala Ardahan’da olmayan, danışmanı seçmenle ilgilenmeyen, geçtiğimiz seçimler de oylarını aldığı ama bu seçimde bir çok arkadaşı desteğini çekip, MHP'yi desteklediği Yunus Baydar’ın desteğiyle zor bela yeniden vekil olan, zaman zaman HDP’li bir vekilden daha çok Kürt Sorunu ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunan, Erdoğan’a, ‘Tek Bayrak, Tek Millet, Tek Devlet Deme’ diyen Profesör Orhan Atalay’ı mı?
Yoksa 20 yıla yakın Ardahan’da doktorluk, sağlık müdürlüğü yapan ve yıllardır Ardahan’da yaşarken, önce CHP’de 2. sıra adayı olup, CHP’nin o dönem en çok oy almasını sağlayan ardından HDP’de milletvekili adayı olup, 7 Haziran’da seçilip, milletvekilliği yapma imkanı verilmeyen Doktor Taşkın Aktaş’ı mı?
Belki de İŞID’in elin de 101 gün esir kaldıktan sonra Ardahanlı olduğunu öğrendiğimiz ve bu seçimler de gelip Ardahan CHP’den Milletvekili adayı olan Öztürk Yılmaz’ı mı?
Yok yok.. Bu kez Aktaş gibi Ardahan’da yaşayan, kazandığını Ardahan’da yatırıma çeviren, bu seçim öncesi en aktif siyaseti yapan ve MHP’liyim diyenin yanı sıra tüm Ardahanlılar dan oy isteyen Avukat Osman Nuri Yıldız’ı mı seçeceğiz.?
Bilemiyorum ama belki de Göle Çardaklı köylü olan ve bu seçimde gelip, Ardahan DSP’den Milletvekili adayı olan Nesim Pakır’ı ya da HDP, AKP, CHP ve MHP gibi çokta aktif çalışmayan diğer 9 partinin adaylarından birini seçeceğiz..
55 Bin seçmenin sandık başına gidip, oy kullanacağı 1 Kasım Genel Seçimleri öncesi hangi parti, hangi adayın kazanacağı Ardahan’da kazanacak olan tek şey olsun.. Adı da Ardahan olsun..

**Özgür Ülkede Özgür Basın Olur!

Benimde muhabirliğini yaptığım Özgür Gündem Gazetesinin onca muhabirinin öldürülüp, yazarlarını hapse atıldığı ve binasının top yükün bombalanmasının üzerinde ne kadar zaman geçti bilmem ama geçen onca zamana karşın bu ülkede değişen bir şeyin olmadığını, tam aksine gün gittikçe kötüye gittiğini görmekteyiz..
Ardahan Haberleri Onlarca meslektaşımızın hapiste olduğu şu günlerde ‘Tüm oyları bana verin, tek başıma iktidar olayım, bu ülkeye özgürlük getireceğim’ diyen geçici iktidar dün iki televizyonun fişini çekip karartıyor..
Başta basın ve medya olmak üzere herkesin üzerinde korku imparatorluğu kuran geçici iktidarın bu son icraatını izlerken, bu ülkenin geleceğinin hiçte iyi olmadığını bir kez daha görüyor, kendime değil suskun topluma üzülerek izliyordum..
Kenan Evren ve diğer diktatörlerin bile yapamadığını yapan bir dönemi yaşayan özgür ülkemin, özgür basın ve medyasının fişi çekiliyor, O, ‘satılık basın’ diye bağıranlar da seyrediyordu..
‘Haydi satılmayan, yavşaklık yapmayan, kirli havuza girmekten direnen basın ve medyaya sahip çıkalım’ diyen kimse yoktu, yaşanan rezaleti izlemekten öte..
Hatta daha ileri gidip, ‘Oh oldu’ diyenlerin de olduğu şu özgür ülke de pazar günü yeniden başına gideceğimiz sandıkta da özgürlük isteyeceğiz..
Korkum o ki; bu özgürlüğün esirlik olduğunu sananların kazandığı bir seçim olacak gibi..
Çünkü herkesi teslim almak için bütün imkanlarını seferber edenlere karşı ‘Sıra bana da gelecek’ diye düşünen bile yoktu, Bugün TV ve Kanaltürk’ün fişleri çekilirken..
Evet yine de direneceğiz, cemaat, kürtçü, türkçü, dinci demeden bağıracağız, ‘Özgür ülke, Özgür Basın’

**Atalay Bu Kez Cevap Verecekmiş..

Yeniden seçilmek için başta Göle’de olmak üzere iki dönemdir küstürdüğü seçmene giderek, ‘Vallahi bu kez iyi bir milletvekili olacağım’ diyen AK Partinin telefonlara çıkmayan Milletvekili Orhan Atalay bir açıklama yapmış..
Ardahan Haberleri Ve demiş ki; Beni bir kez daha seçin, bu kez telefonlara cevap vereceğim’ demiş..
Göle’de Kürt, Posof’ta Dünya, Çıldır’da ülke milletvekili olduğunu söyleyen AK Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’ın bu açıklamasının ne kadar bir sonuç vereceğini 1 Kasım’da hep birlikte göreceğiz..
Ancak şahsen ben Atalay’ın bu açıklamasına inanmıyor ve bir seçmen olarak yeniden kandırıldığımızı hissediyorum..
Çünkü aynı Atalay bu memlekette iki kez milletvekili olmuş, 7 yıldır tanıyorum..
Yani huylunun, huyundan vazgeçeceğine şahsen ben inanmıyorum..
Yani Atalay seçilse bu kez telefonları kapatacak, haydi oradan kardeşim, ben kazı çalınanla mı uğraşacam diyecek..
Yakınlarını i,şe koydurmadığını da iddia eden aynı Atalay’ın başta Ardahan Üniversitesinde olmak üzere devlet kurumlarında kaç akrabasını işe koydurduğunu da ben değil tüm Ardahaniyi biliyor..
Ve bu akrabalarının yanında ne kadar arkadaşı varsa hepsini getirip, müdür eden aynı Atalay değil mi?
Bilemiyorum ama bana sorarsanız Posoflunun da, Çıldırlınında, Hanaklınında, Damalllınında, Gölelininde, Hoçvanlınında benim gibi düşündüğünü düşünüyorum..
Bu nedenle diyorum ki; Atalay köprüyü geçme derdi içindir ve seçilmesi halinde eski Atalay olmaya devam edecektir..
Kısaca Göle’de Göleliyim deyip, Posof’ta Tayyip Erdoğan sevdalılarını iknaya çalışan Orhan Atalay’ın 7 yıl için de değişmeyen huyunun değişeceğine inanmıyorum..

**CHP Selfiye İle Sıkıntıyı Aşar mı?

Seçim mitinglerine Ardahan'da devam eden Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu beklenen ilgiyi göremeyince alandan erken ayrılmak zorunda kaldı.
Ardahan Haberleri Ardahan Şehir Stadyumun yanında düzenlenen ve bin kişiye yakın bir partili gruba hitap eden CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu soğuk ve şiddetli bir hava eşliğinde yapılan mitigini 43 dakikada sona erdirip, bir grup genç CHP'liyle Selfie çekerek Ardahan'dan ayrılmak zorunda kaldı.
Evet dün Ardahan’a gelerek, bir miting yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da anlayıp, uğraşmak istemediği için parti binasına dönmeden eski hastane yolu üzerinde kenti terk ettiği Ardahan’da CHP hala iyi durumda ki parti olarak konuşulsa da parti içinde olağanüstü sıkıntıların olduğu da artık saklanamaz durumdadır.
Çünkü ‘Gruplar arası gizli savaş’ her ne kadar yastık altı edilse de gerek, 1. Sıra Adayı Büyükelçi Öztürk Yılmaz gerek ise CHP’nin İl ve İlçe yöneticilerinin hiçte rahat olmadıkları bir gerçektir.
Her gün yeni bir tartışma ve gerginliğin yaşandığı CHP’nin Kılıçdaroğlu ile çektiği selfie’nin de parti içinde yaşanan ‘Sen, Ben’ tartışmalarını kapatamadığı ve her geçen gün kan kayıp ettiğini de dokunmasakta, yakından izliyoruz..
Bunun 1 Kasım’da sandık başına giden CHP’lilere, CHP’ye oy vermeyi düşünenlere ne kadar yansıyacağını da büyük bir merak ile beklerken asıl sorunun bu yaşanan durumun seçim sonuçlarına yansımasıdır..
Yani seçim kayıp ettikten sonra yaşanacaklardır..
Yani bugün yaşananların buz dağının ucu olduğunu ya 1 Kasım’da yada 2 Kasım’da hep birlikte göreceğiz gibi..

**İnadına Ardahan, İnadına Barış..

Ardahan Haberleri Yeni bir seçime doğru gittiğimiz şu günlerde Ardahan’ın da içinde bulunduğu ülkemde hangi partinin, hangi adayın kazanacağının yoğun bir şekilde tartışılırken, benimde derdim Ardahan’ın kazanmasıdır..
Ardahan’lı kazanması içinde Ardahanlının aradığında telefonuna çıkan, onların sorunlarına eğilen, ‘Kardeşim kazı kayıp olan beni arıyor’ demeyen, burnundan kıl aldırmayan vekilleri olmasın diye çabaladığımız bu süreçte zaman zaman hedefte olmuyor değiliz..
Çünkü benim yukarıda ki amacım doğrultusunda ki amaçlarım başta AKP’liler tarafından olmak üzer bir çoklarınca partizanlaştırıldığını görmekteyim..
Benim her seçim öncesi ve seçimler ardından iktidar ile barışık olmadığımı ve siyasilerle hep kavgalı olduğumu da belirtenlerin anlayamadıkları tek şey benim parti ve siyasilerden beklediğim kendimle ilgili değil, Ardahan’ımın da için de bulunduğu ülkemin geleceği, barışı olduğudur.
Ben şahsım bir şey isteseydim, İsmet Atalay ile, Faruk Demir ile, Kenan Altun ile, Saffet Kaya ile, Ensar Öğüt ile, Dr. Taşkın Aktaş ile ve de Orhan Atalay ile en barışık biri olur ve özel sorunum varsa onlara çözdürmeyi de bilirim..
Ama benim derdim beceriksizlerle değil, Ardahan’ın her köşesine eşitçe bakan, insanların telefonlarına cevap veren, onların sorun, sıkıntılarını kendisine dert eden partiler ve milletvekilleridir..
Onun için inadına Ardahan, inadına Barış diyorum..
Öyle ki başta Göle olmak üzere Çıldır’ın, Hanak’ın, Damal’ın, Posof ve Hoçanın da benim dediğimden farklı bir şey demediğini biliyorum..
Bu da Ardahan’da, bu ülkede hep birlikte yaşama inadının içinde olmaktır..

**Orhan Atalay Değişir mi?

Ardahan Haberleri 7 Haziran genel seçimlerinin sonuçlarını beğenmeyip, ülkeyi yeniden seçime götüren AKP’nin Ardahan Milletvekili ve 1 Kasım Milletvekili Adayı Prof. Dr. Orhan Atalay 3 kez milletvekili olmak için başta milletvekili olduğu süre içinde Posof’tan, Hanak’tan, Damal’dan, Çıldır’dan daha çok hizmet ettiği ileri sürülen kendi ilçesi Göle’de olmak üzere gittiği her seçmenle konuşurken adeta hatalarını kabul edercesine, ‘İki kez seçildim. Bu süre için de seçmenin telefonlarına çıkmamak dahil bazı hatalarım oldu. Ama bu kez olmayacağım. Daha iyi milletvekili olacağım.’ dediğini öğreniyoruz.
Yani, ‘2 kez yapamadığı milletvekilliğini 3. kez yapacağım’ dediğini öğreniyoruz.
Yani burnunun da kıl aldırmadığı iki dönem boyunca yaptığı hataları ‘bu kez yapmayacağım.’ dediğini öğreniyoruz.
Yani 7 yıl boyunca milletvekili olduğu sırada telefonlarına çıkmadığı seçmene bu kez cevap vereceğini söylüyormuş..
Ve diğer bir şey daha..
O da diğer seçimlerde takmadığı, ‘Onlarda kim?’ dediği küskün partililer ile sık sık bir araya gelip, özür dilercesine 1 Kasım’da oy istediğini ve kendisine ‘yardımcı olun’ öğreniyoruz..
Evet, 1 Kasım’da yeniden milletvekili olmak için eski ülkücülerden olan Yunus Baydar ile 2. kez oy isteyen AKP Ardahan Milletvekili ve 1 Kasım Adayı Göleli Prof. Dr. Orhan Atalay bu kez değişeceğini belirtip, oy istediği şu günlerde karar aşamasında olan seçmende ‘Acaba doğru mu?’ diyerek düşündüğünü gözlemliyoruz.
Bilmem ama şahsen ben inanmıyorum Orhan Atalay’ın değişeceğine..
Çünkü huylu huyunda vaz geçmez diyen Atalarımız hatırlarken, Atalay’ında köprüyü geçmeye çalıştığını düşünüyorum..
Ondan dolayı Atalay’a oy vermeyeceğim..
0.535.418 32 58-fakiryilmaz323@hotmail.com


Yazarlarımızı okuyor musunuz?

KADINCA/Selmi Yılmaz
Paso Lig Vaadi..

Ardahan Haberi Facebook'ta PaylaşTwittirda PaylaşSeçimlere günler kala adeta ortalıktan çekilen bir parti var oda AK Parti..
Ardahan Haberi 4 Dönemdir ‘AKP Bu kadar oyu nasıl alır? diyerek yalandan diz dövenlerin AKP’yi kutlamak için sıraya girdiğini görüp, gülerken asıl gülünecek olanın her olay ardından hükümete istifa çağrısı yapan muhalefet partilerin ‘Başarısızsınız, istifa etmelisiniz’ yönünde ki çağrılara kulak tıkamalarıdır..
CHP’nin Hoçvanlı, Hanaklı, Posoflu, Göleli, Çıldırlı köylünün ne anlama geldiğini bilmediği, ‘paso ligi kaldıracağız’ vaadi ile seçimlere gidip, Ardahan’ın da içinde bulunduğu tüm ülke de aldığı 2 milletvekili ile başarılı olduğunu iddia ettiği, MHP’nin oylarının yarısından fazlasının AKP’ye gidişine karşın hala ‘Vatan-Millet-Sakarya’ edebiyatları ile istifaya direndiği, HDP’nin ise Ankara bombasından korkup, içeriye kapandığını, 7 Haziran’da ki heycanı kayıp ettiği ve 1 Kasım’da dersini aldığını görmezden gelip, nereden geldiği belli olmayan meçhul oylar ile %10’luk barajı zar/zor geçtiği ülkemde paso lig ile iktidar olunmayacağını artık birileri anlamalı ve ona göre bir yol haritası çizmeli..
Çizilmeli ki AKP niye 4 Dönemdir iktidar oluyoru görüp, anlamalı, ‘Paso Ligi Kaldıracağız’ diyerek oy isteyenler..
Evet, şimdi yeniden tartışmaya başladığımız başkanlık sistemi öncesi muhalefetin kendisini mutlaka gözden geçirip, sistemi baştan aşağıya al aşağı etmek isteyenler ile mücadele etmesi gerekiyor..
Aksine mi?
Vala bilmem ama gün geçtikçe alevledirileceğe benzer başkanlık sistemini getirmek isteyenlerin oluşturmaya başladığı algı ile tüm muhalefet paso olacak biline..

**Bakanda seçtirin

Başlığa bakıp, geçici hükumette, ‘Bakan olan Ardahanlı Kültür ve Turizm Bakanımız var ya’ diyeceksiniz..
Biliyorum, bakanımız şu an var ama nerede olduğunu bilmiyorum..
Halbuki kendisine ulaşamadıysakta gerek yakınları aracılığıyla gerekse vali aracılığıyla bakan beyin bu kısa süre içinde yapacağı tek şey kendi köyünün karşısında bulunan Yalanızçam Uğurludağ Kayak Tesisine hokkalı bir bütçe çıkartıp, 5 aylık süresi boyunca Ardahan’a ömür boyu bir tesis, yani Kars Sarıkamış, Erzurum Palandöken yada Bursa Uludağ gibi bir turizm tesisi kazandırmaktı..
Olmadı..
Şimdi 3 dönemdir milletvekili olan Prof. Dr. Orhan Atalay seçtirenler hükümete baskı yaparak, Ardahan’ın da içinde bulunduğu bölgenin bakanının olması için çabalamaktır..
Atalay’ın yanı sıra Ankara’da seçilen ve şu an hala Başbakan’ın Başdanışmanı olan Hanaklı Ertan Aydın’ı da unutmamak gerekir..
Evet 7 Haziran olmadı, 1 Kasım seçimleri ile iktidarı yeniden elde eden AKP’nin 4. dönemi bakanları arasında bir Ardahanlı olması gerekir..
Çünkü onca sorunun telefonla, ziyaretlerle çözülmediğini en iyi bilen AKP’nin mevcut milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay’dır..
Bu bölgenin milletvekili olmanın Ağrı dağının altına girmek olduğunu belirten Atalay yada başka biri, bölgeye yakın bir isimin mutlaka bakan olması gerektiğini yeniden hatırlatırken, seçim kazandık, seçimi aldık diyenlerin de bu konu da bir şeyle yaparak kamuoyu oluşturması gerekir..
Haydi şimdide bakan seçin..

**Haydi bakalım..

Bir seçimi daha geride bıraktığımız şu günlerde yaklaşan kış öncesi var olan sorunların çözümü için birçok söz veren siyasiler oyları alıp, iş başı yaptılar.
Başta 3 dönemdir milletvekili olan Prof. Dr. Orhan Atalay olmak üzere CHP'nin yeni milletvekili Büyükelçi Öztürk Yılmaz'ın bu kentin var olan sorunları konusunda yapacakları çalışmaları beklemeye başlayan toplumun önemli sorunları bulunmakta.
Göçün devam ettiği, işsizliğin di boyu olduğu bir kentin olmayan alt yapısı ve onca diğer sorunlarının çözümü için halk kendisine verilen görevi bir kez daha yaptı ve 1 Kasım'da başına gittiği sandıkta oyunu kullanıp, siyasileri yeniden görevlendirdi.
Şimdi hep birlikte bekleyip, göreceğiz, gerek çözüm bekleyen onca sorun çözülecek mi, seçim öncesi verilen vaatler yerine getirilecek mi?

**Gözünüz Aydın..

7 Haziran’da HDP’nin Ardahan’da 1. parti olup, bir milletvekili çıkarmasını 5 ay boyunca içlerine sindiremeyip, yas tutanların karın ağrısı yine devam ediyor..
Çünkü HDP’siz AKP’nin önünü kesemeyeceğini anlamayan yada anlayıp, Kürt denilince tüm olumsuzlukları, hırsızlıkları, baskıları görmezden gelenler 1 Kasım’ın sonucunu böyle beklemiyordular..
Yani mereği yakarken kendilerinin de yanacağını düşünemiyordular..
Neyse bu ülke de nice iktidarlar gelip geçti diyerek bunun üzerinde fazla durmayacağım..
Çünkü HDP’nin kayıp etmesinde HDP’nin de hatalarının olduğunu da bilenlerdenim..
Gazeteci Fakir Yılmaz’ın ısrarla üzerinde durduğu onca konuyu ‘De bırak sende’ diyerek göz ardı edenlerin 7 Haziran sevincinin de kursakların da kaldığını belirtirken, yine iktidar olan AKP’lileri de kutlamadan geçemeyeceğim..
Çünkü muhalefetin beceriksizliğinden en iyi yaralanan AKP’dir..

**AK Parti Belediyeleri ve Başkanları..

1 Kasım seçimleri öncesi adeta yelkenleri indiren AKP’lilerin yanı sıra AKP’li Belediyelerinde 1 Kasım seçimleri öncesi sözüm ona yaptıkları hizmetleri gibi hiç aktif olmadığını gördük..
Göle’de 3 Dönemdir Belediyeyi elinde tutan AKP’nin hizmetlerine bakmak için Göle’ye, iki dönemdir Ardahan’da Belediyeyi elinde tutan Ardahan Belediyesine, Birer dönemdir Posof ve Çıldır’da ki AKP’li Belediyelerin hizmetlerine bakmak gerekir..
Ve en önemlisi bu 4 Belediyenin başında bulunan 4 AKP’li Belediye Başkanının da bir çok Ardahanlı gibi AKP’nin vekilinden şikayetçi gibi..
Evet iddia ediyorum..
AKP’nin Göle Belediye Başkanı ne kadar Atalay’ın yanında görünse de gölgesinde kurtulmak için çabaladığını, Ardahan Belediye Başkanı gibi Posof ve Çıldır Belediye Başkanları da Atalay’a ısınmadığını bir ben, birde kendileri biliyor desem inanın..

**Gündem olamayan cinayet..

Gazeteciliğin sadece haber yapmak yada oradan buradan topladığı haberlerler 10-15 gazete basıp resmi ilan almak olmadığını bir kez daha anlıyordum, Ardahan’da işlenen ve iki bayanın ölümü ile sonuçlanan kadın cinayetinin ülkede gündem olamayışından..
Evet haberi yapan arkadaşların o haberi veriş şekli ve içeriği boş olunca iki insanın ölümü ulusalda, hatta yerelde bile es geçilip, görülmedi sözüm ona ‘Kadın cinayetlerine son’ denen ülkemde..
Dikkat ediyor musunuz bilmem ama Fakir Yılmaz’ın İstanbul’da oluşu Ardahan’da ki gündemi de etkilediğini ve yaşanan onca olayın gerektiği kadar gündeme taşınamadığı da bir sebep..
Kendisinin Ardahan’da olmamasına karşın Ardahan’da yaşananları ülke gündemine taşıma çabası en son Gürsel Tekin’in haberi ile bir kez daha görülürken, onun İstanbul’da olması Ardahan’da ki cinayetin de 2 gün içinde unutulmasına neden oldu..
Çünkü o yokken haber yapan arkadaşları 2 cinayeti haber olarak vermektense rutin bir olay gibi servis ettiler.. Çünkü iki kadının ölümü de diğer onca sorun gibi çokta önemli değil, vali, kaymakam, müdür, taraflar kızar diyerek..

**İnadına Oyum..

Ve 1 Kasım geldi çattı..
Bakalım 7 Haziran sonuçlarını beğenmeyip, bizleri yeniden 1 Kasım’a yönlendirenler nasıl bir sonuçla karşılaşacaklar?
Ve 1 Kasım’dan sonra yeniden seçim diyecekler mi?
Bilmem ama 1 Kasım’da oyumuzu kullanmak için başına gideceğimiz sandıkta bu kez çokta sonucun değişmeyeceğine inananlardanım..
Yani benim 5 ay önce aldığım karar gibi bu seçimde de inadına aynı partiye oy vereceğime göre Ardahan’da 55 bin, ülkede ki 55 milyon seçmenin de kararında vazgeçmeyeceğiniz düşünüyorum..
Yani inadına aynı parti denileceğini ve inadına 4 partinin mecliste yer alacağını düşünüyorum..
Ve inadına barış, inadına kardeşlik, inadına varız diyeceğim..
Birileri için bir ülkeyi karıştırmadan 1 Kasım’ı da atlatıp, birilerine en iyi dersi vereceğiz..
Yani inadına 7 Haziran sonucu
İnadına 1 Kasım aynısı
İnadına ülkemin huzuru..

**Göle’nin Devrimci Ruhu Rantçılara Yol Vermez..

Ülke de 13, Göle’de 3, Ardahan’da 2, Posof ve Çıldır’a 1 dönemdir iktidar da olan AK Parti’nin Göle yolları gibi Göle Hastanesini bitirememesini gölgelemek ve HDP’nin önünü kesmek için çabalayan Göle merkezde ki rant kesimlerini kimler olduğunu tek tek isim isim listelemek mümkün..
7 Haziran seçimleri öncesi bilinen bu liste dolaysıyla kenara çekilip, susan, hatta HDP’ye oy veren bu rantçıların 1 Kasım öncesi oluşturmaya çalıştığı havanın bilincinde olan kesimler ver de bu rantçıların sömürdüğü Göleli seçmen soruyor..
*TİGEM Ne Oldu?
*Orman İşletmesi Nerede?
*Vekilin dedesinin adını koyduğu İmam Hatip dışında Göle’de devam eden göç ve işsizlik niye hala sürüyor?
Bu sorunların yanı sıra en önemli sor ise Askeri kışlayı kapatıp, özel Timi getirmeye çalışanlara Göle’nin devrimci ruhu izin verecek mi?

**AK Parti Kayıp mı Ediyor?

Nerede oldukları bilinmeyen, adeta yer altına çekilen AK Parti’nin bu durumu karşısında yorumlar yapan rakipleri de şaşkın bir durumda bu durumun nedenini anlamaya çalışıyorlar..
Bizlerinde yakından takip ettiği siyaset arenasında yaşanan bu durumun ya AK Parti’nin bitişi yada AK Partinin yeniden dirilişi olarak algılanabilir mi bilemiyor, anlayamıyoruz..
Ardahan Merkez Alagöz köyünün elektrik parasını ödeyen valilik başta olmak üzere devletin kurumlarının AK Parti İl ve İlçe Teşkilatlarından daha aktif çalıştığına da şahit olduğumuz şu günlerde nerede olduklarını bilemediğimiz AK Parti Milletvekili ve AK Parti İl/İlçe Teşkilatları ya çok rahatlar, yada kayıp ettiklerini anladıkları için kenara çekilmiş durumdalar.. HDP’nin yerini koruduğu söylenen, CHP’nin büyük bir çıkışta olduğu belirtilen Ardahan’da durumu 1 Kasım’da hep birlikte göreceğiz..

**Seçimlerin Gölgesinde Kalanlar..

Yollar çamur..
Ardahan’ın en gözde okulu denen 23 Şubat’a su akmıyor..
Ardahan Haberi Çöpler kar yağışını bekler..
Trafik kaldırımlarda..
Yoksulluk diz boyu..
Göç tüm hızıyla devam ediyor..
Tünellerden haber yok..
Aktaş açıldı ama gelen, giden yok..
Ardahan-Göle, Ardahan-Çıldır, Ardahan Hanak, Damal, Posof yolu aynen duruyor..
Hayvancılık yen meydanın kalın duvarları altında kalmış..
Ve onca say saya bildiğin kadar sorunla baş başa bulunan Ardahan’ın sorunları seçimlerin gölgesinde kaldı..
Haydi bakalım kala kala 4 gün kaldı, belki seçim çözer onca sorunları..

**Barış süreci yeniden başlayacak..

Ardahan Haberi 7 Haziran Genel Seçimleri öncesi barış sürecinin masasını yıktığı ileri sürülen cumhurbaşkanının son günlerde ki yumuşayan dili ve HDP’nin de seçim çalışmalarını yaparken Cumhurbaşkanını hedeflememesi 1 Kasım’dan sonra barış sürecinin devam edeceğini gösterir gibi..
Göle-Şenkaya sınırı arasında bulunduğu ileri sürülen gruplarını hala Türkiye’de tuttuğu ileri sürülen PKK’nın da tek taraflı çatışmasızlık ilan etmesi de 1 Kasım’dan sonra barış sürecinin yeniden başlatılacağını işaret etmektedir.
AKP ile HDP’nin birlikte yürüteceği bu sürece CHP’nin de katkı sunacağı ileri sürülürken, bunun 1 Kasım seçimlerinin hemen ardından başlamasının mutlak olduğuna dikkat çeken siyasi bilimciler PKK’dan sonra IŞİT’i çekemeyecek kadar hassas bir süreçte geçtiğini de belirtmekteler..
AK Parti Ardahan Milletvekilinin de içinde bulunduğu AK Partili Milletvekillerinin de bu sürecin devamında yana olduğunu ve başta Göle’de olmak üzere tüm ülkede bunu anlattıklarını da bilen olarak 1 Kasım’da seçmenin de vereceği kararda barış sürecinden yana olması beklenmektedir..
Çünkü koalisyonu bekleyen partilerde buna işaret etmekteler..

**HDP Aldıysa MHP Niye Almasın?

Ardahan Haberi MHP’nin oylarına göz koyan AKP ve CHP’nin MHP’de oy devşirme hesapları 1 Kasım’da tutar mı bilinmez ama bize göre AKP ve CHP’den de oy aldığını gördüğümüz MHP Ardahan Adayları da, ‘HDP aldıysa MHP’de alabilir.. Yeter ki MHP’liyim diyen, AKP’nin 13 yıllık hizmetinden memnun olmayan, AKP’nin sırlarla dolu bürokratı olduğunu iddia ettikleri Büyükelçiyi alıp, Ardahan’a getiren CHP’nin MHP’den oy devşirmemez’ diyorlar.
Bilemiyoruz ama bu seçimler de iki genç avukat aday ile diğer partilerden daha aktif çalıştığını gördüğümüz MHP’nin Ardahan’da kazanıp, kazanmayacağını hep birlikte göreceğiz..
Ancak bir gerçek ar ki özellikle 7 Haziran’da HDP’nin Ardahan’da 1. Parti olup, bir milletvekili çıkarması özellikle Türk seçmeni üzerinde büyük bir etki bıraktığını kimse inkar edemez..
Yani Türk oyları diye bilinen oyların Kürtlerin çoğunlukta oy verdiği düşünülen HDP’ye karşı bir yer arayışında olduğunu MHP’de, ‘MHP’ye oy vermeyin, yoksa HDP kazanır diyerek seçmenin gözünü korkutmaya çalışan CHP’de iyi biliyor..
PKK ile masaya oturduğu ileri sürülen AKP’nin adayının da Kürt olması Türkleri Kürt seçmene inat MHP’ye yönlendirdiği diğer bir gerçektir..


Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
ARDAHAN'DA SEÇİM SONUÇLARI

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

ARDAHAN'DA AK PARTİ İLE CHP KAZANDI
HDP ESKİ OYUNA DÖNDÜ..

Ardahan da seçim Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş7 Haziran sonuçlarını beğenmeyip, ülkeyi yeniden seçimlere götüren AK Parti Ardahan'da 3. kez milletvekili çıkarırken, HDP 7 Haziran'da aldığı milletvekillini yeniden CHP'ye kaptırdı.
Prof. Dr. Orhan Atalay ile Konsolos Öztürk Yılmaz'ın Ardahan'ın yeni milletvekilleri olduğu 1 Kasım seçimlerinde 5 ay milletvekili olabilen Dr. Taşkın Aktaş 1 Kasım'da aldığı oyu alamayınca kayıp eden taraf olurken, en az 10 bin oy alacağı ileri sürülen MHP yine 5 bin oy alamayınca genç ve heyecanlı Av. Osman Nuri Yıldız umduğunu bulmadı.
Sonuç olarak Ardahan'da 2 Milletvekili Ak Parti ile CHP'nin oldu.

**ARDAHAN HDP’DEN 7 KASIM RÖVANŞINI ALDI..

7 Kasım Genel Seçimlerinde 17 bin 96 oy alarak 1. Parti olan ve siyasi tarihinde ilk kez 1 milletvekili çıkaran HDP 1 Kasım Genel Seçimlerin de 3. parti olarak 7 Kasım’da aldığı oyları yeniden AK Parti ve CHP’ye kaptırdı.
7 Kasım’da 14. 759 oy alarak 2. olup 1 milletvekili çıkaran AK Parti ise 7 Haziran’da HDP’ye kaptırdığı oyları alarak 1 Kasım Genel seçimlerin de 19 Bin 712 oy alarak 1. olurken, 7 Kasım’da 12 Bin 494 oy alarak 3. Olan CHP 1 Kasım’da 15 Bin 850 oy alarak ikinci parti olup, Ardahan’ın iki milletvekilliğini almayı başardı.

**HDP ARDAHAN MERKEZ DE, AKP GÖLE, POSOF VE ÇILDIR’DA,
CHP HANAK VE DAMAL’DA BİRİNCİ, MHP HER YERDE SONUNCU OLDU!

68 Bin 864 seçmenin 55 Bin 820’sinin sandık başına gidip, oy kullandığı Ardahan’da oyların atıldığı 336 sandıkta AK Parti 19 Bin 712 oy alarak il genelinde 1. olurken, 15 bin 850 oy alan CHP 2. Parti oldu.
HDP’nin Ardahan il genelin toplam 12 Bin 111 oy alarak 3. Pati olarak kaldığı Ardahan’da MHP 4 Bin 851 oy ile 4. Parti oldu.
Göleli Prof. Dr. Orhan Atalay’ın 3. Kez milletvekili olduğu Ardahan’da Irak’ta IŞİT tarafından kaçırılıp, 101 gün esir edilen 49 kişiye başkanlık eden Büyükelçi Öztürk Yılmaz yıllar sonra geldiği Ardahan’dan TBMM’sine milletvekili olarak gitti.
HDP’nin Ardahan merkez de aldığı 6 Bin 999 oy ile birinci parti olduğu 1 Kasım Genel Seçimleri nde AK Parti Göle’de 6 Bin 598, Posof’ta 2 Bin 720, Çıldır’da ise 2 Bin 174 oy alarak ilçelerde de 1 parti oldu.
CHP’nin Hanak’ta 2 Bin 983 ve Damal’da 2 Bin 644 alarak bu ilçeler de 1. Parti olurken, MHP Ardahan merkezde olduğu gibi ilçelerde de sonuncu parti oldu.
Haberi ekleme saati: 21.05-01 Kasım 2015
Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com


Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

ARDAHAN'DA SEÇİM SONUÇLARI..

Ardahan Haberleri Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş68 Bin 858 seçmenin bulunduğu Ardahan'da sabah saat 07.00'de başlayan oy kullanını sona erdi.
Oy sayımının devam ettiği Ardahan merkezin yanı sıra Göle, Hanak, Posof, Çıldır ve Damal'da seçinin sakin ve olaysız geçtiği bilgisi alındı.
7 Haziran'da 1. parti olan HDP'nin yanı sıra 2. olan AK Parti, cumhuriyet tarihinde Ardahan'da 2. kez milletvekilliğini kayıp eden CHP'nin ve 1 Kasım seçimlerinde en aktif çalışan MHP'nin yarıştığı Ardahan'da seçmenin son güne kadar renk vermemesi dikkatlerden kaçmadı.
Olaysız sona eren seçimler dolaysıyla alınan olağanüstü güvenlik önlemlerinin yanı sıra gün boyu yağmurlu kar yağışı da dikkat çekti.

**HOÇVAN'DA AYNI SONUÇLAR GELİYOR..

**Seçim sonuçları için bizi takip etmeye devam edin..



Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

SEÇİM GÖZLEMCİLERİ ARDAHAN'DA..

Ardahan Haberleri Facebook'ta PaylaşTwittirda PaylaşArdahan'da olduğu gibi tüm dünyada merakla beklenen 1 Kasım Seçimlerini izlemek için Ardahan'a gelen Avrupa İnsan Hakları İzleme Komisyonu Üyeleri gazetemiz ziyaret ederek bilgi aldılar.
Aynı zaman da Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Olan Gazeteci Fakir Yılmaz'ı ziyaret eden 4 kişilik AB İzleme Komitesi Üyesi gerek seçimlerle ilgili gerek ise basının çalışmaları hakkında bilgi aldılar.
Parlementer Jend Batuu, Davıde Azzı, Dinal Honan ve Jannik Böhm'ün ziyaret ettiği gazetemizde değerlendirmelerde bulunan AB İzlem Komitesi Üyeleri Ardahan ile ilgilide bilgiler alılar.
Haber ekleme saati: 15.40-01 Kasım 2015
Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com


Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

1 KASIM’A SON 3 GÜN

Ardahan Haberleri Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş7 Haziran sonucunu beğenmeyenlerin yeniden seçim yaptırdığı Türkiye 1 Kasım Pazar Günü tekrardan sandık başına gidiyor.
7 Haziran’da tek başına iktidar olamayan ancak ‘Geçici Hükumet’ adıyla yaklaşık 5 aydır iktidarı elinde tutan AKP, CHP, HDP ve MHP’nin yanı sıra DSP’nin iddialı bir şekilde seçim çalışması yürüttüğü şu günler de sıra seçmene geldi.
Yaklaşık 55 Bin seçmenin sandık başına gideceği Ardahan’da olduğu gibi tüm ülkede gözler 1 Kasım gecesine dünmüş durumda.
HDP’nin 17 Bin alarak birinci parti olup, bir milletvekili çıkardığı 1 Kasım’da yeniden birinci parti olmayı hedeflediği Ardahan’da AK Parti’de uzun süredir elinde tuttuğu milletvekilliğini CHP’ye kaptırmamak için çalışıyor.
HDP, AKP ve CHP’nin yanı sıra pazar günü yapılacak olan seçimlere iki Avukat ile iddialı giren MHP ise sürpriz yapmaya hazırlanıyor.
DSP ise geç başladığı seçim çalışmalarına karşın başta CHP’ye karşı olmak üzere HDP, CHP ve AKP ile yarışı sürdürme inadına devam ediyor. 14 partini 9’unun sahada olduğu Ardahan’da seçimler kadar seçmenin sandığa gidip, gitmeyeceği de büyük bir merakla yakından izleniyor.


Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

ULANNNNNN KÜRTLER!

Ardahan Haberleri Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş2008 Yılında Ardahan’a gelen DTP seçim otobüsünü, ‘Ulannn Kürtler Ananızı A...’ diyerek taşlayanlar 1 Kasım’a kilitlenmiş durumdalar.
7 Haziran’da HDP’nin Ardahan’da 1. Parti olması karşısında şok olup, başta sanal ortamlarda olmak üzere bir çok alanda Kürtlere demediklerini bırakmayanların HDP’nin kayıp etmesi için büyük bir mücadele verdiği görülürken, 1 Kasım akşamı ortaya çıkacak olan sonuçla Ardahan’da bayram etmeyi hedeflemekteler.
Ardahan’ın Türk yurdu olduğunu, HDP’ye yer olmadığını ileri sürüp, HDP’nin kazanmaması için ellerinden geleni yaptıkları dikkat çekerlerken bu grupların oluşturmaya çalıştığı algının Kürt kesiminde büyük rahatsızlık yarattığı dikkatlerden kaçmıyor.

**HDP’nin de AKP’nin Adayları Kürt...

2008 Yılının Kasım ayında Ardahan’a gelen DTP’nin seçim otobüsünü taşlayarak ‘Ulannnn Kürtler A..’ diyerek bağıranların HDP’nin 7 Haziran başarısını gölgelemek için büyük bir çalışma içinde olduğu dikkatlerden kaçmazken aynı grubun barış süreci masasını kuran AKP’nin de Kürt aday ile seçime girdiğine işaret ettikleri görülmekte.
Ardahan’da Türklerin yaşadığını ileri sürüp, başta sanal ortam da olmak üzere bir çok alanda algı operasyonu kampanyaları başlatan bu gruplara karşı tüm demokratik güçlerin karşı koyup kardeşçe yaşanan Ardahan’da bu tür algı operasyonlarına izin verilmeyeceğini belirtmekteler. Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

Sayfa 5 - 214 < 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 > >>
Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan