Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 17
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 1 Saniye Önce
abdullahank 16 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 106 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 110 Gün Gelmedi
atlantis 131 Gün Gelmedi
baris dursun 132 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 141 Gün Gelmedi
adacala 141 Gün Gelmedi
admin 143 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 144 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Ardahan'dan En Son Haberler Bu Sitede..
Yazar Fakir


Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Yazarlarımızı okuyor musunuz?

YAZIYORSAM SEBEBİ VAR
ARDAHAN NEDEN GERİ KALDI?

Fakir Yılmaz 100 Yıllık ilk eyaletlerinden olan daha sonra önce vilayet ardından ilçe ve daha sonra ortaya konulan birlik, beraberlikle 92 yılında yeniden vilayet edilen Ardahan'ın bugün neden hak ettiği yerde olmadığı yönünde sık sık görüş belirten bir Ardahanlı olarak Ardahan'ın hak ettiği yere ulaşamamasının asıl diğer bir nedeninin mevcut yöneticilerinin yönetim anlayışından geldiğini de bilirim..
Çünkü ülke genelinde olduğu gibi Ardahan'da da devletin makamlarını meşgul edip, devlete olduğu gibi o devleti oluşturan halka bir şey veremeyenlerin çokluğundan hep yakınsakta bunlara yönelik hiç bir adım da atılmayan bir ülkenin güzelim Ardahan..
İşte bunların en son örneği proje hazırlamada Ardahan'ı 81 Vilayet içinde sonuncu eden büronun başında olan birinin getirilip, daha üst bir mevkiye koyma çabaları ortada..
Şahsen kendisiyle özel bir sorunum olmayan, karşılaştığımızda bir birimizden saygıyı esirgemediğimiz ama Ardahan'a hizmet konusunda yetersiz olan ekibin içinde olduğuna inandığım birini, 'Ya mutfakta yaptığını şeflere sunduramadı, ondan getirip şef yapalım' dendiği bir Ardahan'ın diğer illerden geri kalmasının nedenlerinden biri değil mi?
Bilmem ama başta iktidar vekili Atalay olmak üzere valimizin, belediye başkanımızın da en azında bu sefer bu konulara dikkat edecek ve bu kez anılmayacak diye umutlu olmak isterim..

**İnsan Öldürerek Çözüm..

Son olarak İstanbul’un kalbi olarak bilinen bir alanda patlayan bombaların ardından yine bir çok canımızı toprağa verdik.
Ülkenin içinde bulunduğu kaosu nasıl aşacağını da anlayamadığımız bir sürecin yaşandığı şu günlerde AKP ve MHP’nin ortaklaşa hazırladıkları Anayasanın bugüne kadar yaşanan sorunlara çözüm olup, olmayacağını da merak ederken bu çalışmanın yeni ölümlere, yeni kaoslara son verip vermeyeceğini de merakla beklemekteyiz..
İçeriği topluma çokta anlatılamayan ve nasıl bir Anayasa olduğunu toplumun büyük bir kesiminin bilmediği ve bu yaşanan kaosu ortamı içinde referanduma götürüleceği ileri sürülen yeni Anayasanın getireceği sistemin bu ülkeye barışık, kardeşliği ve de refahı getirip, o çok özlemini çektiğimiz ülke hayalini gerçekleştireceğini umarken içeriği toplumdan kaçırılarak, hazırlandığı ileri sürülen bu Anayasasında çözüm olmayacağın inanlardanım..
ardahanhaber Çünkü mecliste bulunan partilerin yanı sıra meclis dışında bulunan parti ve stk’lardan görüş almayan, onları da içine katmayan bir Anayasanın var olan sorunlara çokta çare olacağına inanmamaktayım.
Siyasilerin, gazetecilerin içeride olduğu, dışarıda olanların görüş belirtmekten korktuğu bir Anayasanın nasıl olup, başta Kürt sorununa olmak üzere her geçen gün daralan ve bir dolara mahkum olmaya başlayan ekonomiye ve diğer onca soruna çare olacağına da inanmıyorum..
Ha bu arada unutmadan bu Anayasayı hazırlayanlar gibi diğer taraflarında yani şu anki iktidara karşı olanlarında kendi görüş ve fikirlerini sunmadan insan ölümlerine neden olan eylemler içine girmesi, desteklemesi de bir o kadar yanlış vede anlaşılmaz durumdur..
Barışa susayan ülkemde insan öldürerek çözüm arayanların aslında kendileri ile birlikte insanlığı, barışı, kardeşliği öldürdükleri gibi bu ülkeye en büyük zararı verdikleri de diğer bir gerçektir..

ardahanhaber **İMF’nin Kapısı Çalınacak mı?

Her geçen gün daralan ekonomiyi düze çıkarmak için yoğun bir tempo ile mesai yapan Başkan Erdoğan ile emrinde ki hükumet adeta dağa, taşa düşmüş bir dolar arıyor..
Gerçi daha bir kaç ay önce 1 doları olanın fetocu diye yakasından alınıp, içeri atıldığını da unutmadık ya neyse..
Evet Başkan konuşmaları ile emrindeki hükumet girişimleri ile bugünlerde harıl harıl 1 doları aradığı şu günlerde kimsenin dillendiremediği şu İMF’nin ne iş yaptığını ve nerede olduğuna da bakmak gerekmez mi?
Çünkü Başkan ve hükumette biliyor ki; doların bir büyük kısmını da aidatını öderken, ‘Borcunu ödedik’ diyerek hava attığımız İMF’nin verdiği akıl ve de paralar ile dünyanın bir çok ülkesinin ekonomisini ayakta tutmakta.
Durun, durun hemende ‘Bak bak işte hain, güçlü ülkemizi götürüp, İMF’nin kucağına atmak istiyor’ demeyin hemen..
Valla bende ne ayakkabı doları dolduracak dolar, nede fetonun diye sağa sola atılan 1 dolar yok..
Sadece bugünlerde harıl harıl aradığımız yeşilim dolarların kimde olduğunu ve bizim ülkemizin de buraya üye olduğunu, aidat ödediğini hatırlatmak istedim..
Çünkü Başkan Erdoğan’ın da bugün yarın dün borcumuzu ödedik dediği İMF’yi nasıl dillendireceğini sizde göreceksiniz..
Evet, ülkenin şu geçtiği dar boğazı geçmek için sağa, sola düşmeden, artık ekonomisiyle, siyasetiyle iç içe olunan ülkeler ile ilişkileri bozmadan ve en önemlisi kendilerine hayrı olmayan Şengay, mengaylarla zaman kayıp etmektense üyesi olduğumuz dünyanın dolar bankası olan bir kaç milyon doları borç almak en doğrusu bence..
Nasılsa güçlü bir başkan ve hükümet var.. Borcumuzu yine öderiz demi?..

ardahanhaber **Yeni bir çıkış gerekli..

Doların alıp başını gittiği, Başkanın bu gidişatında bir darbe teşebbüsü olduğunu konuşmaya başladığı şu günlerde gezip, dolaştığım ülkenin en büyük metropolü İstanbul'da satılık fabrika, kiralık iş yeri satısında olağanüstü bir artış yaşanmakta..
Parası olanın Ardahan'ın dondurucu soğuklardan dolayı değil, şaşkınlığından ve de ne yapacağından dolayı donup kaldığı şu günlerde işsizlikte başını almış gidiyor..
Yani 2017 yılının ilk yarısının sermayesinin şu beş altı ayda yenildiğine dikkat çekilen ülke de durum ve vaziyetin hiçte iyi olmadığını ben değil, tek başına ülkeyi idare etmesine karşın başkanlığı da isteyen Erdoğan'ın kendisi bizzat söylemekte..
Ve yeni bir çıkışın gerektiğini de söyleyen yine Başkan Erdoğan..
Peki bu çıkışı ben mi yapacam yoksa KHK'lar ile saat başı karar çıkartıp, önüne geleni içeri attıran, halkın seçilmişlerinin yerine kayyum atayan, dolarları bozan diyerek esnafa fırça atan Erdoğan'mı?
Tabi ki Başkan bu çıkışı yapmalı..
O çıkışın de ne olacağını dünkü yazımda bir kez daha belirtmiş, barış sürecinin yanı sıra Avrupa ile, Suriye ile, Irak ile bir an önce barış sağlanmalı derim..
Hatta daha ileriye giderek ısrarla üzerinde durduğum ve bu ülkenin 30-40 yıl önünü açacağına inandığım bir genel aftır bu çıkış..
Çünkü morallerini bozulup, yıkıldığı an yen çıkış yapılmalı..

ardahanhaber **Yeni Bir Barış Süreci Doları Düşürür..

Hayatında doları olmamışla ile ayakkabı kutucuklarına dolarları dolduranların her geçen gün daha da yükselen doları aşağı çekmek için ortaya attıkları saçma sapan fikirleri görüp, okudukça memleketin geldiği son noktayı da görmekteyim..
Dünyayı başımıza güldüren bu saçmalıkları ortaya atanların doların neden bu kadar fırladığına bakmadan ve suçlunun kim yada kimler olduğunu sorgulamaması da ayrı bir dert..
Ve düşünmezler ki; Bu ülkede 2 yıl süren bir barış sürecinde Merkez Bankasının rezervlerinin dolarlarla dolduğunu, hatta İMF’ye ödenen aidatı bile ‘borcumuzu ödedik’ diye hava attığımızı hatırlamazlar..
Ve son bir yıldır dağ taşa atılan onca bombanın dolarla alındığını da sanki bilmez ve anlamak istemezler..
Evet, sorunu çözmek için saçma sapan çözümler üretme yoluna gidenler buradan birde ben sesleniyorum..
Bırakın artık dünyayı başımıza güldürmeyi de lütfen artık kendinize gelin..
Ve çözümün iç barış kadar dış barışta geçtiğini anlayın artık..
Çünkü doların ateşinin 7 Haziran’ı beğenmeyip, barış sürecini buzdolabına kaldırıp, ülkeyi 1 Kasım’da yeniden seçime götürenlerce yakıldığını ve bu ateşin eş başkanlarınında aralarında bulunduğu HDP’lilerin içeri atılmasıyla devam ettiğini niye anlayıpta saklamak istersiniz? Yoksa bilerek mi yapıyorsunuz da millet, ‘Baba ekonomi elden gitmesin’ deyip, başkanlığınızı mı onaylayacak sanırsınız?
Ha unutmadan bende fikrimi söyleyeyim.. Yeni bir barış süreci doları olduğu gibi bu ülkenin üzerinde hesabı olanların oyununu bozar diye düşünüyorum.. Ve sadece doları ve makamları, kırmızı koltukları olanlar düşünsün derim.. Biz dolarsız yaşamayı, direnmeyi biliriz..

ardahanhaber **ÇAYAN BAŞKAN HELE KALDIR BAŞINI!..

Dün, Ardahan’ı 3. Lige çıkarmaya ramak kala parasızlık ve ilgisizlik yüzünden sahip çıkılmayan Serhat Ardahan Spor’u hatırlatan bir ölümün ardından gördüklerim, okuduklarımda beni öldürüyor..
Gerçi, Ardahan spor’u yıllarca kendi imkanları ile yani sattığı domates, portakal paralarından, çocuklarının rızkından artanlarla ayakta tutmaya çalışan Orhan Nasıroğlu amcamız gibi, Ardahan Spor için İstanbul Beyoğlu Öğretmen Evi’nde esir kalan Tomi’nin değerini bilmeyenlerin Çıldır Gölünü dünyaya tanıtan Ümit Kılıç’ı hatırlar mı bilinmez ama tüm yok imkanlara karşın adını taşıdığı Göle Belediyesi dahil Göle Belediye Spor’u yıllarca sırtında taşıyan Çayan Çapan’ın ölmeden önce Göle Spor'a destek için defalarca geldiği İstanbul’da kaç kez bugünkü gibi olmazsa da kahrından, üzüntüsünden ölüp, ölüp eli boş Göle’ye döndüğünü iyi bilenlerdenim..
Çünkü benimde kaza geçirip, canımı olmazsa da aracımı kayıp ettiğim bu İstanbul başta olmak üzere Ardahan’ında üzerinde bulunduğu dünyanın çok vefasız ve de öldükten sonra kadir bilen sahtekâr, timsah göz yaşı dökenlerce dolu olduğunu sık sık tartıştığım Çayan’ın sağken Gölespor için başta cenazesi önünde kaldırılan köyünün derneği olmak üzere Göleli ünlü, ünsüz iş adamlarına gelip, eli boş döndüğünü bir ben, birde şu an aramızda olmayan ama ardından sahte gözyaşları dökülen Çayan ve sağken değeri bilinmeyen onca insan iyi biliyordular..
Bizim ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ mücadelesi verip, eylemden, destekten çok havada kalan sözleri duyduğumuz şu İstanbul’da, Gazeteci Murat Tosunoğlu’nun değerinin bilinmediği Kocaeli’nde ki gibi Recep Aydemir’in unutulduğu Ankara’da, yada adını, sanını bilmediklerimizin Muavin Murat Subaşı gibi Bursa’da, İzmir’de, Ardahan ve 5 ilçesinde yada derneklerinde her yıl BÜYÜÜÜKKKK Ardahan birlikteliği deyip, bir Ardahanlıya Hayri olmayanların, vitrinde Ardahanlı, Göleli, Hanaklı, Damallı, Posoflu, Çıldırlı sevdalısı kesilip, yıllarca gitmedikleri, görmedikleri memleketin çocuklarının başta futbolu olmak üzere sporu ayakta tutmak için çırpınan Çayanlara sağken sahip çıkmazlarken öldükten sonra adlarına bir güne bir gün amatör takımların maçını seyretmeyen milletvekili gibi methiyeler döker, hatta isimlerinin bir yerlere verilmesini isterler..
‘Çayan başkan hele başını kaldır da gör timsah göz yaşı dökenleri’ demekten öte de diyeyim bilmiyorum..
Ama diyeceğim şu ki; Eyyy gerçekten öldüğümde sağken beni öldürenler ölümüm ardından yalandan methiyeler dizdiğiniz takdirde, içinden ‘erkenden gömsekte gitsek, pişti, hoşgün oynasak’ deyip, ‘uzatma hoca’ diye kızdıklarına, ‘iyi bilirdik’ yalanını söyleyenlere onlara diyeceğim tek şey;
HAYDİ ORADAN SİZİ SAHTEKARLAR..

ardahanhaber **KERİMOĞLU’NA AÇIK MEKTUP..

Sayın Başkan öncelikle merhaba..
Başkanım bu memleketin derdini uzun uzun anlatıp, çok yoğun olan siz sevgili doktor başkanımı üzmek istemem..
Ancak toplumun aydını ve önderlerinin kendi toplumları karşısında da sorumluluklarının olduğunu hatırlatarak başlamak istediğim bu açık mektubuma kırılmaya-cağınızı umuyorum..
Sayın Başkan;
Sanırım sende benim gibi Ardahan’ın olduğu gibi senin ilçen olan Damal’ın ülkenin en yoksul ilçelerinden biri hatta birincisi olduğunu ve işsizliğin diz boyunu geçtiği için göçün hızla devam ettiğini bilmekte ve bu göç edenlerin senin ailen gibi şu an önemli bir ilçesinde belediye başkanı olduğun İstanbul’a başta olmak üzere batıya göç etmeye devam ettiğini bilmektesin.
Ve bu insanlarımızın bir umutla çıktıkları gurbet yolunda seninde geçtiğin o zorlukları senin ve benim gibilerinin de yardımıyla aşıp, evine bir ekmek, aşına bir katkı sağlamak için çırpındığını bilmektesin..
Ve en önemlisi bu toplumun senin gibi kendi içinde çıkan aydınlara, siyasilere, iş adamlarına ihtiyaç duyduğunu da..
Sayın Başkan;
İstanbul gibi dev bir metropolün önemli bir ilçesinde belediye başkanı olma gibi önemli bir görevin sana verilmesinin senin kendi toplumunda kopmanı gerektirmediği gibi o toplumun senden çok değil, sadece gülen bir yüz, sıcak bir ilişki ve en önemlisi moral vermene ihtiyaç duyduğunu da bilmelisin..
Çünkü toplum önderlerinin en önemli görevinin balık vermek değil, balık tutturmayı öğretmek ve onlara önderlik etmek olduğunu bilmemize karşın her ne hikmetse hele hele öyle yada öyel böyle seçilip yada atamayla bir makama oturuduğumuzda bunu bir türlü düşünmeyip, şu anda elimizde bulunan imkanları toplumumuz yararına seferber etmesekte sağından, solundan, kenarında kendi yakınımıza bile vermemek içinde çırpınır, hatta cüdamlıymışlar gibi uzak durduğumuz da bir gerçektir..
Bu nedenle; Sizin bu yoksul topluma sahip çıkıp, önderlik ederek 20 milyonluk İstanbul’da olduğu ve yurt genelinde oluşturulmaya çalışılan ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ ne olduğu gibi partinizin ve ülkenizin önder bir kişiliğiyle ile hareket etmeniz gerektiğini hatırlatır, bu önemli günlerin hızla akıp gittiği şu günleri en iyi şekilde değerlendirmemiz gerektiğini bir kez daha hatırlatırım..
Ve eğer yarın torununuz, çocuğunuz, hemşehrinizin sizin adınızdan onurla, gururla bahsetmesi için bir eser bırakmanın o eserinde şu an içinde bulunduğunuz siyaset alanında ve hemşehrilerinizin kalbinde olacağını da bilmenizi isterim..
Yani yarın ‘Ya şurada bir başkanımız vardı, Allah için bu toplumun bir araya gelmesi, ayakları üzerine durması için önderlik yaptı, başardı ve bu toplumun önünü açtı’ dedirtmek kadar güzel olan ne olabilir?..
İşte bu nedenle mektubuma son verirken bir kez diyorum ki;
Gel şimdiye kadar ortaya koyduğun tavrını gözden geçir, teknokrat bir anlayışı terk ederek, kendi toplumunun senden beklediklerini yoğun olan sen değil, senin önderlik edeceğin bir kadro ile yeniden masaya yatır adını tarihe yazdıramasan da halkının gönlüne yazdır..
Bu mektup sana bir dost tavsiyesi..
Ne demişler, İyi olacak hastanın ayağına doktor gider..
Kısacası;
Er geç iyi olacak şu anki hasta diyebileceğimiz toplumumuzun hazırda bir doktoru varken, yenisini aramazsa daha iyi olmaz mı?

ardahanhaber **SENDE BIRAKIP GİTTİN..

Bir yılı daha geride bırakmaya bir ay kalırken gidenin bizden gittiğini fark etmeyiz bile..
Ve tam tersi yeni bir yıl geliyor diyerek sevinir, üstüne üstlük bizden giden yılları, canları, cananları geri alacakmışız gibicesine bir de piyango bileti alır, heyecanla son kalan ayında tükenmesini bekleriz..
Halbuki gidenlerin giderken ömrümüzle birlikte anılarımızı da alıp gittiğini düşünmeyiz bile..
Daha dün gibi kırmızı Şahin'i mi terk edip, 3 yıl önce tanıştığım, sevdiğim, aldığım, bir çok anıyı birlikte yaşadığım beyaz Opelimle buluşurken yaşadığım heyecan gibi bugün onca güzellikler gibi onlarında olmadığını anlamanın üzüntüsünü çaktırmadan yaşadığım gibi 2016 yılının 11 ayının nasıl gelip, geçtiğini anlamadığım gibi hepimizi her saniye, her dakika, her gün, her ay ve yıl bizden gidenleri hesaba katmayız bile..
Kar yağarken beyazlanan doğanın bizlere inat her yıl hemde kendisini yenileyerek doğduğunu da anlamak istemeyip, bizi bırakıp, gidenlerin saçlarımızı beyazlattığını, dişlerimiz döktüğünü, dizlerimiz gibi kalplerimizi de yorduğunu fark etmek istemeden yeniden yeniden sarılmak istediğimiz hayatın sevdiklerimizle, anılarımızla, aşklarımızla birlikte çekip gittiğini göremeyiz bile..
Çünkü her yeni gelene sevinip, gidenleri unutmaya çalıştığımız bir yılı daha geride bırakırken Kırımız Şahinim gibi geride kalan aylar içinde 'Ben gidiyorum, senin daha yaşayacakların, çekeceklerin belik de seveceklerin var' dercesine Kocaeli yolun da geçirdiği kaza sonucu beni öldürmeden pert olan 2004 model aracım Opelim gibi nelerin beni bırakıp gittiğini hesaplamak istemediğim gibi can dediğimiz, canan diye sarıldığımız, ölmez diye düşündüğümüz nicelerinin de beni, seni ve de onu bırakıp gittiğini akla bile getirmek istemeyiz 2016 yılınında bizi terk etmeye hazırlandığı şu güzelim, ama geri dönüşü olmayan dünyada..

ardahanhaber **Çayan Çapan ve Spor..

Dün, 'Senden bırakıp gittin' ele aldığım yazımda trafik kazasında kayıp ettiğim Opel marka aracım dahil beni, seni, sizi, onu ansızın, beklenmedik bir anda bırakıp, ansızın çekip gidenleri az çok anmaya, anlatmaya çalışmıştım..
Ve o gidişlerin ne kadar acı olduğunu hatırlamış ve bu yaşananların bir insanın hayatında ne kadar olumsuzluklara, üzüntülere ve ondan olanları koparıp, koparıp götürdüğünü anlatmaya çalışmıştım..
Ve bu yazının ardından geçtiğimiz gün iş yerinde yaşanan hırsızlık olayı ardından emeğiyle aldığı eşyaları çalınan arkadaşım, 3. Bölge Ardahan İl Derneği Başkanı Özgür Polat'a destek için o çok Ardahanlı var denen, ama Ardahanlının çokta erk olmadığı Esenyurt'a gittim.
Benim gibi bir çok Ardahanlının destek için geldiği Polat'ın iş yerine girip, içine daldığım koyu sohbeti dinlerken bir çay içmiştim ki acı acı çalan telefonuma bakınca eşimin aradığını gördüm..
Cevap vermek için aldığım haber her gün bir kaybı yaşayan ve bu kayıpların çok yorduğu beni bir kez daha derinden vurdu..
Çünkü dün trafik kazası sonucu kayıp ettiğim aracıma yazdığım yazıda ki gibi bir kayıp daha yaşamış, bu kez yine bir arkadaşımı, Çayan Çapan'ı hemde trafik kazasında kayıp ettiğimin haberini alıyordum..
İlk şoku yaşayıp,haberin içeriğini iyice aldıktan sonra Çayan Çapan'ın bir trafik kazası sonucu hemde bize yakın bir yerde hayatını kayıp etmiş, oda bizi bırakıp, derinden üzmüştü.
Ve en önemlisi o çok sevdiği Göle Spor'u yetim bırakıp gitmişti.
Ve bizde çok değerimizi kayıp etmenin üzüntüsüyle yerimizden kala kalmıştık..
Allah rahmet etsin..

ardahanhaber **ARDA/FED'DE 1 YIL..

Kendilerine toplum lideri, önderi, bilmişi dedirtip, gereğini yerine getirmeyenlerin kendilerini başkan diye yutturdukları bir alanda gerçek anlamda başkan, toplum lideri, aydını, yol göstereni olmaya çabalayanlarda yok değil..
Seçimden seçime cebinde ki paranın da kudreti ile öne çıkıp, 'seçilirsem size tüm dünyaları bağışlayacağım' deyip, kazaen seçildikten sonra da önce göbeğini büyütürken, çevresini daraltanların toplum lideri, başkan, aydını hatta vekili diye yutturduğu bir alanda zor, bir o kadar da ulvi bir görevi üstlenmek yürek işi, cesaret işi olduğu da bir gerçektir..
Durup, durduk yerde başbakan edilen ama 'bende anlamadım niye başbakan edildim' denilen bir alanda başkanlık gibi zor bir görevi üstlenmekte yürek işidir..
Yılda bir kaz gecesiyle başkan olduklarını hatırlatanlar, adına birlik, hemde büyük buluşma dedikleri geceler ile başkan olanların, kendileri yetmez gibi milletin başına birde şeyimden birim başkanı diye başkan enflasyonuna neden olduğu bu alanda zor bir o kadar da güçlü bir lobi hayali ile bir araya gelmek isteyen bir toplumun önderi, başkanı olmakta sadece bir insanın değil, aslan, kaplan hatta fil yüreğine ihtiyaç vardır..
İşte batıda ki en büyük stk'sı konumunda olan ve bugün 60'a yaklaşan dernek sayısıyla her geçen gün daha da büyüyen, güçlenen Ardahan Dernekler Federasyonuna başkan vede yöneticisi olmakta bir o kadar onurlu ve yürek isteyen bir iş olduğunu her geçen gün biraz daha iyi anlamaktayız..
Bir yıl önce yani 29 Kasım'da bu görevi arkadaşlarım Mahmut Şenel, Sıtkı Dursun, Yener Bayrakçı, Özkan Mavzer, Halis Öztürk, Tuncer Çelik, Yüksel Kılıç, Ramazan Tan, Terlan Kaya, Muhtesim Sarıkaya, Bayram Bozkurt ve diğerleriyle ARDA/FED'in yönetimini üstlendik..
Bu süre içinde en iyisini, en güzelini yapılmayanı yapma arzusu içinde kolları sıvarken içimizde olan bazıları da bugünkü çantacı, cepçi, facebookçu derneklerin yöneticileri gibi sözde başkan, yöneticilerde kayış attı..
Ama biz bir ekip olarak Ardahan ve Ardahanlılara yakışanı yani en iyisini yapmak için mücadelemize devam ettik ve iş adamlarımızın da katkıları ile ARDA/FED yönetimi olarak dopdolu bir yılı geride bıraktık..
Kemal Nahit Bay, Ensar Öğüt, Necati Ünal, Ali Rıza Nasıroğlu, İmdat Tatar, Volkan Süt, Mahmut Şenel, Taner Tekin, Ertan Bulut, Veysel Karatay, Togay Çoban, Mutlu Kerimoğlu, Turgay Akpınar gibi duyarlı bir çok iş adamı, siyasetçilerin katkıları ile önemli toplantılar gerçekleştirdik.
Gençlerimizle bir araya gelip, 'Ardahanlılar İstanbul'da Top Koşturuyor' deyip, dünyanın en büyük metropolünün ortasında güzel bir turnuva düzenledik..
İş adamlarının yanı sıra İş kadınları konseylerinin temellerini attık.
İstanbul'da ki siyasi parti temsilcilerini ziyaret edip, muhatabınız ARDA/FED'dir dedik..
Logomuzu ulusal ve yerel bir çok basın kuruluşunda yaptığımız etkinlikler vasıtasıyla tanıttık, amaçlarımızı İstanbul'da ki gibi Ankara, Ardahan, Göle ve İzmir'de etkinliklerimizle ortaya koyduk..
Ve en önemlisi bir yılı geride bırakırken kendimizden, cebimizden verip, canımız kadar önemsediğimiz Ardahan'ı mızın KAI denen gölgede kurtulması için KAI dernek diasporasını karşımıza alıp, elimizin tersi ile kenara atıp, halka anlattık..
Ve bir Ardahanlı kimliğinin oluşumu için yeni Ardahan Dernekleri kurdurup, eskilerini de yanımıza alıp, gecemizi, gündüzümüze katarken önümüze konulan engelleri, namussuzca arkadan vurmaları, hendek kazımaları da aşıp bir yılı başarıyla geride bıraktık..
Şimdiki hedef; Yaklaşan kongremize kadar başta burunlarından kıl aldırmayan siyasileri olmak üzere bu toplumun önderi, başkanı diye ortalıkta gezenleri toplum deşifre etmek..

ardahanhaber **Bir Diktatör Düşünün..

Adı: Fidel Alejandro Castro Ruz, Kübalı Marksist-Leninist devrimci ve Küba Devrimi'nin önderi. Yaşamı boyunca ve ölümünden sonra çeşitli lider ve muhalif kesimlerce diktatör olarak da nitelendirilmiştir.
Buna neden ise iktidara geldikten sonra iktidarı bırakmaması ve başkalarına seçme ve de seçilme hakkı vermemesi..
Bir ülkeyi yıllarca tek başına idare eden Castro’nun diktatör mü, yoksa halkın adamımı olduğunu tartışmak için öncelikle diğer dikta yönetimlerinin başındakilerine bakmakta fayda var..
Çünkü birine diktatör demek için Catro’yu örnek verirsek yanılırız..
Ancak Libya lideri Kaddafi’ye de diktatör diyen bizler Kadafi'nin devrilene kadar ülkesinde ki doğal kaynakları önce kendi vatandaşlarının hizmetine sunmuş, onca kabilenin yaşadığı Libaya’yı tim emperyalist güçlere karşı ayakta tutup, Lİbya'yı huzurlu bir ülke yapmıştı..
Ama kendisine karşı olanları da bugünkülerin yaptığı gibi susturmayı başarmış, öldürtmüş, yok etmişti..
Peki, yerine kardeşini koyup, giden Castro’da öyle değil miydi?
Bilmem ama benim kafam karışık,..
Peki, sizce kim diktatör?
Yoksa önce insan hakları diyen Avrupa’da ki liderler mi?
Yada koltuğu yakalayıp, bırakmak istemeyen bizdekiler mi?

ardahanhaber **Cumartesi günü yazmak..

Kanun Hükmünde Kararnamelerle yönetilen ülke de değil siyasetle ilgili aşkla, sevda ile ilgili yazmanın bile sakıncalı hale gelmeye başladığı bir süreçte cumartesi yazılarına devam etmek istiyorum, hem de şiir yazarak..
Ama ben yazarken dikkatimi dağıtmasın, sadece kulağım duysun diye arkama aldığım televizyon da şiir kitaplarından bahseden haber spikerine gelen mesajlar da gazeteci olan spiker de hain ilan ediliyor..
Çünkü gelen mesajda ‘Bırak şiiri okumayı da sen önceden söylediklerini şimdi niye söylemezsin, korktun mu, sana da sıra gelecek’ diyordu..
Şiir kitabını tanıtırken bile tehdit alan gazeteci spikerin bu mesajı okurken yüz şeklini gördüğümde değil şiir yazmak, fıkra anlatmanın bile artık siyasallaştırıp, kin ve nefretle hareket eden bir anlayışın getirdiği sonuçla yazı yazarak gazeteciliği yapmak isteyenleri bir hayli zorda bırakacak gibi..
120’nin üzerinde gazetecinin hapiste olduğu bir ülkede gün geçtikçe şiir yazmak, şair olmak, grup yorum gibi türkü söylemek bile tehlikeli hale gelmekte olduğunu görmekte, anlamakta bir cumartesi günü yazısı yazmaya hazırlandığımız bir sırada..
fakiryilmaz323@hotmail.com-05354183258

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

GÖL FESTİVALİ ÖNCESİ BİR ARAYA GELDİLER..

Ardahan Haberleri Çıldır Gölü üzerinde düzenlenecek olan “Çıldır Kristal Göl Kış Şöleni” için değerlendirme toplantısı yapıldı.
Vali İbrahim Özefe Başkanlığında yapılan toplantıya; Belediye Başkanı Faruk Köksoy, Vali Yardımcısı Abdurrezzak Canpolat, Çıldır Kaymakam Vekili Zafer Oktay, Çıldır Belediye Başkanı Kemal Yakup Azizoğlu ile ilgili kurum müdürleri ve temsilcileri katıldı.
Toplantıda, doğa harikası Çıldır Gölü üzerinde düzenlenecek şölende yapılacak aktiviteler, alınacak emniyet ve güvenlik tedbirleri ile Çıldır Gölü’nün dört mevsim turizme kazandırılması çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulunuldu. “Çıldır Kristal Göl Kış Şöleni”nin ulusal ve uluslararası alanda tanıtımı için yapılacak faaliyetler görüşüldü.

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

MUHTARLARDAN GENEL SEKRETERE TAM DESTEK..

Ardahan Haberleri İstifaya zorlandığı iddialarının gündeme geldiği Ardahan İl Genel Sekreteri Hakkı Özgür'e köy muhtarlarından tam destek geldi.
Alınan bilgilere göre bir grup ihalecinin İl Özel İdare'de ki işleri alamayınca aleyhinde kampanya açtığı ve istifa zorlamak için başta AK Parti Ardahan Milletvekillini olmak üzere bir çok siyasi ve kurum amirini yanıltmaya çalıştığı şu günlerde olayın basına yansıması ardından köy muhtarları harekete geçerek mevcut genel sekreterden memnun olduklarını belirten ve değişmemesi için cumhurbaşkanına, başbakana ve içişleri bakanına toplu imza gönderdikleri öğrenildi.
Birçok köy muhtarının cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a birlikte imzalayıp, toplu olarak gönderdikleri dilekçede; 'Genel Sekreterin görevinin başına kalmasını istiyoruz' dedikleri görüldü.
Haberi ekleme saati: 07.32-26 Aralık 2016
Haber/Foto: www.kuzeyanadolugazetesi.com

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin


KIŞIN GÜZEL YANLARINI DA GÖRMEK GEREKMEZ Mİ?..

Ardahan Haberleri Bilemeyiz ama gazetelerimiz ve sitelerimiz aracılığıyla yıllardır gündeme getirdiğimiz ancak başta siyasiler olmak üzere ilgili, ilgisizlerin oralı olmadığı bu önerimiz bir kez de bu kış için önerelim mi?
Evet, dondurucu soğukların yaşandığı memleketim Ardahan’da başta çocukları sevindirecek bir kızak yarışı yapılamaz mı?
Peki, artık tarihte kalan atlı kızak yarışı da mı yapılamaz mı?
Belki de donan Kura Nehrinin üzerinde uzun bir yürüyüş yapılır, beyaz karların üzerinde bayraklarla halaylar çekilir?
Kim bilir, belki de başta Çıldır Gölünde, Aktaş’ta ve güzelim Posof’un yeşillinin içinde ki göllerinde ‘buzu kır balığı yakala’ yarışı da yapılabilir?
Bilmeyiz ama başta yeşilim ormanlara yıllarca yeni fidanlar ekleyip, ama ormancılığın neden gelişmediğini bir türlü düşünüp, ‘Haydi marangozlar’ demeyen Ardahan Belediye Başkanı kar neresi takalım, Ardahan’ın kardan buzdan düzelen yolların da kayalım diyeli mi?
Çünkü Kışın, Karların, hatta soğukların güzel yanı da var haberiniz ola..
Haberleri ekleme saati: 10.45-21 Aralık 2016
Haber: www.kuzeyanadolugazetesi.com

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin


Federasyonlardan Baskın, Gözaltı
ve Tutuklamalara Tepki..

Ardahan Haberleri **ARDA/FED: STK'LARA YÖNELİK BASKILAR
12 EYLÜL DARBESİNDE YOKTU..

Ardahan'ın ilk federasyonu olan Hoçvan Dernekler Federasyonunun basılıp, bazı yöneticilerinin diğer bazı Hoçvan köy derneği yöneticileri ile birlikte gözaltına alınıp, tutuklanması, ardından yine Ardahan Göleli olan İstanbul Sultangazi Pir Sultan Abdal Cem Evi Başkanının göz altına alınması Ardahan Dernekler Federasyonu tarafından kınandı.
Konu hakkında bir açıklama yapan ARDA/FED Genel Başkanı/Gazeteci Fakir Yılmaz 12 Eylül Darbesini yaşayan, 15 Temmuz Darbesi karşısında duran biri olarak sırtını Kanun Hükmünde Kararnameler veren bir anlayışın içinde Ardahan ve Ardahanlı stklarında bulunduğu stk'lara yönelik baskılarını şiddetle kınıyorum. Demokrasini n birer mihenk taşı olan federasyon, stk ve bunların başında olanlara yönelik yapılan baskınların ülkenin demokrasisinin içinde bulunduğu çıkmazın en son göstergesi olduğunu belirten ARDA/FED Genel Başkanı, Gazeteci Fakir Yılmaz amaları toplumlarına hizmet etmekten öte bir şey olmayan bu tür sivil toplum kuruluşlarının kapı, bacaları kırılarak basılması, yöneticilerinin gözaltına alınıp, tutuklanması ülkedeki iç barışı zorda bıraktığı gibi gönüllü insanları da bu tür gönüllü işlerden soğutacağını da dikkat çekti.

**HOÇ/FED ve GÖLFED'DEN DE TEPKİ..

STK'lara yönelik baskıları şiddetle kınayan ARDA/FED gibi HOÇ/FED ve GÖLFED'de son günlerde yaşananlara tepki gösterdiler.
Yaşananların demokrasiye sığmadığına dikkat çeken Ardahan federasyonlarından olan HOÇ/FED ve GÖL/FED'in yaşananlarla ilgili açıklamaları şöyle;

Ardahan Haberleri **HOÇ/FED ve GÖL/FED’den açıklama..

Son günlerde sivil dernek, federasyonlara yönelik yapılan baskılar Ardahan federasyonlarınca kınandı.
Başta başında bulunduğu federasyonun polis tarafından basılıp, bilgisayar ve evraklarına el konulan HOÇ/FED olmak üzere GÖL/FED’de bir açıklama yaptı.

İşte o açıklamalar..

Kamuoyuna:

16.12.2016 tarih saat 22.00 sıralarinda yasal ve meşru olan Federasyonumuzun kepenkleri polisler tarafindan kırılarak içeriye zorla girilmiş arama yapılmıştır.
Arama sonucunda bilgisayar hardisklerine ve kameralara el konulmuş ve çeşitli evraklarımız dağıtılmıştır.
Hiç bir yöneticimize haber verilmeden yapılan bu arama ile eş zamanlı operasyon sonucunda yeni ameliyat olan rahatsız Eşbaşkanımiz Sn. Ayten Akturk'ün evinin kapısı kırılarak zorla içeri girilmiş ve göz altina alınmıştır.
Aynı saate eski Eşbaşkanımız Sn. Yakup Mavzer,eski yöneticimiz sn.Bülent Kılıç ve üye derneğimiz Nebioğlu köyü dernek başkanımız Adil Mavzer'in evleri basılmış ve Bşk.Sn. Adil Mavzer göz altına alınmıştı
Öğrendiğimiz kadarıyla arama ve gözaltına alınma iddiası;
"2016 Yayla Şenliklerinin yapılması toplantısının içeriği suç sayıldığı gerekçesiyle Ardahan C.Savcılığının talebi üzerine gerçekleştirilmiştir.
Arkadaşlarımiz şu anda Ardahanda göz altındadırlar.
Arkadaşlarımızın suçsuz olduguna inanıyor, sadece dernekçilik görevlerini ifa etmekten başka suçları yoktur.
Federasyonumuza yapılan bu baskı, korku ve mekanlarımızın basılması, tahrip edilmesini arkadaşlarımızın göz altına alınmalarını protesto ediyor ve kınıyoruz.
Gözaltına alınan arkadaşlarımiz derhal serbest bırakılmalıdır!
HOÇ -FED YONETIM KURULU

Ardahan Haberleri **GÖL/FED DE KINADI..

Geçtiğimiz gün göz altına alınan ARDAHAN/GÖLELİ Alevi Kültür Dernekleri Sultangazi Pir Sultan Cemevi Başkanı ve Göle Dernekler Federasyonu üyesi Zeynel Odabaş'ın göz altına alınması üzerine yazılı bir açıklama yapan Federasyon Genel Başkanı Ertekin Baysan, Demokrasinin herkese lazım olduğunu söyleyerek göz altına alınma olayını kınadıklarını söyledi.
Göle Dernekler Federasyonu Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Ertekin Baysan tarafından yapılan açıklamada şu görüşlere yer verildi;
Alevi Kültür Dernekleri Sultangazi Pir Sultan Cemevi Dernek Başkanı ve Federasyonumuzun üyesi Zeynel Odabaş bir sivil toplum örgütü başkanıdır. Sivil toplum kuruluşlarında görev alan insanlar ülkemizde yaşanan gelişmelere duyarsız kalmayarak zaman zaman temsil ettiği kitleyi bilgilendirmek üzere açıklamalar ve etkinlikler duzenlemektedir.
Zeynel Odabaş'ın da temsil ettiği Alevi vatandaşlarımızın haklarını korumak, gözetmek ve savunmakla yükümlüdür.
Yaşamına barış ve kardeşlikten yana bakan, hiçbir terör örgütü ile bağlantısı olmayan, her türlü darbelere karşı duran bir kişi olarak tanınan Zeynel Odabaş bölgemiz tarafından saygın bir kişi olarak bilinmektedir.
15 Temmuz hain Darbe girişiminden sonra sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan tarafından da ifade edildiği gibi, bazı göz altılarda hatalar ve yanlışlıklar olmaktadır.
Umarız ki, hemşehrimiz Zeynel Odabaş 'ın da göz altına alınması bir yanlışlıktır ve en kısa zamanda özgürlüğüne kavuşur.

**Polis İstanbul’da dernek binasına duvarı delerek girdi..
Polis ekipleri, operasyon düzenledikleri dernek binasına itfaiyenin yardımıyla duvarı delerek girdi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Okmeydanı Piyalepaşa Caddesi'nde bulunan bir dernek binasına operasyon düzenledi.
Özel Harekat ve Çevik Kuvvet ekiplerinin de görev aldığı operasyonda, itfaiyeye ait merdiven aracıyla binanın çatısına çıkan polisler, güvenlik önlemi aldı.
Haberleri ekleme saati: 10.31-21 Aralık 2016
Haber: www.kuzeyanadolugazetesi.com

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin


MOROFKALI GENÇ
14 KATTA DÜŞEREK, HAYATINDAN OLDU!

Ardahan Haberleri Daha önce Göle'ye bağlı olan ancak geçtiğimiz yıllarda referandum yapılarak Ardahan merkeze bağlanan Meşedibi (Morofga) köylü bir genç çalıştığı asansör firmasının işini yaparken 14 kattan aşağı düşüp hayata göz yumdu.Alınan bilgilere göre 24 yaşında olan Ercan Polat isimli Ardahanlı hemşehrimiz çalıştığı firmanın yüksek bir binanın 14. katına asansör takarken dengesini kayıp edip, 14. kattan aşağıya düştü.
Olay yerinde can verdiği öğrenilen Ercan Polat'ın köyüne götürülerek toprağa verileceği öğrenildi.
Öte yandan feci bir kaza sonucu hayatını kayıp eden Ercan Polat'ın eşinin 4 aylık hamile olduğu da alınan bilgiler arasında oldu.
Haberi Ekleme Tarihi ve Saati: 16.12-2016
Haber/Foto: wwww.kuzeyanadolugazetesi.com

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin


MESAİYE YE DUA İLE BAŞLADILAR..

Ardahan Haberleri 10 Aralık'ta yaşanan ve çoğu polis olmak üzere bir çok insanın ölümüne neden olan bombalı saldırıya tepkiler gelmeye devam ediyor.
Ülkenin huzuruna atılan bombaların aldığı canlar için dualarını esirgemeyen vatandaşlar yaşananlara karşın çeşitli şekillerde tepkisini ortaya koymaya devam edrken Ardahan İl Sağlık çalışanları da haftanın ilk günü iş başlamadan önce son patlamada can veren emniyet çalışanlarında ve onlarla birlikte ölen vatandaşlara dualar okuyarak işe başladılar.
-18 Derece soğuğa rağmen İl Sağlık Müdürlüğünün yeni yerleşkesinin önünde toplanan sağlık çalışanları yapılan saldırıyı kınayıp, dualar okuyarak mesailerine başladılar.

**ARDAHANLI YOK ARDAHAN SOY İSİMLİ VAR..

Öte yandan yapılan saldırıda yaşamlarını yitiren yada yaralananlar arasıdan Ardahanlı olmadığı ancak Ardahan soy isimli bir vatandaşın olduğu öğrenildi.
İstanbul Beşiktaş'ta dün akşam saatlerinde meydana gelen, 38 kişinin şehit olduğu, 155 kişinin yaralandığı bombalı saldırının ardından yaralılar çevredeki çeşitli hastanelere kaldırılmıştı.
Ardahan Dernekler Federasyonun Genel Merkezininde bulunduğu Şişli ilçesinde bulunan Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne getirilen çok sayıda yaralının tedavileri sürerken, yaralı yakınlarının haber aldıkları ilk andan itibaren acil servis önündeki umutlu bekleyişi de devam ediyor.

"BEKLEMİYORDUK BÖYLE BİR ŞEYİ"
Çevik kuvvet ekiplerinde görev yapan polis memuru Samet Ardahan'ın akrabalarından Bora Erten, detaylı bilgi sahibi olmadıklarını belirterek, "Şehit yakınlarına başsağlığı diliyorum. Beklemiyorduk böyle bir şeyi. Kendisi sanırım maçta görevliymiş. Toplanma merkezindeyken olay olmuş. Biz de şu an sadece duyduklarımızdan biliyoruz" dedi.

"DURUMU ANLATMAK MÜMKÜN DEĞİL"
İsmini vermek istemeyen bir polis yakını, patlama haberini aldıklarında tarifsiz bir durum yaşadıklarını anlatarak, "Biz o bölgede görev yaptığını biliyorduk. Televizyonlardan patlama haberini aldığımızdaki durumu anlatmak mümkün değil. Gördük kendisini, durumu gayet iyi. Sırtından yaralanmış, bir şarapnel parçası gelmiş" ifadelerini kullandı.

**BAŞKAN'DAN KINAMA..
Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy, İstanbul'da yaşanan terör saldırısını kınadı.
10 Aralık Cumartesi akşamı İstanbul'daki Vodafone Arena Stadyumu yakınlarında güvenlik güçlerine yönelik gerçekleştirilen hain terör saldırısını nefretle kınadığını ifade eden Başkan Köksoy, "Teröristleri ve terör örgütlerini yönetenleri, o kandan beslenenleri, millet olarak biliyoruz. Mübarek mevlid kandili Arefesi ve gününde bu acıyı masumlara ve Milletimize yaşattılar. Bütün yürekler lanetliyor, lanetleniyorlar. Kahrolacaklar, rezil olacaklar, belalarını bulacaklar inşallah. Daha gönülden birbirimize sarılmalı, Birlik ve kardeşlik nimeti ile huzurlu gelecekleri kurmalıyız. Şehit yakını masum ailelerimize ve milletimize Sabrı Cemil, metanet diliyorum. Vatan ve millet sağ olsun."
Haber/Foto: wwww.kuzeyanadolugazetesi.com
Haber Tarihi ve Saati: 10.10-2016

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin


AK PARTİLİ BAŞKANIN PROJESİNE MECLİS’TEN RET!

Ardahan Haberleri Aralarında AK Parti Ardahan İl Başkanı Av. Yusuf Demirci’ninde bulunduğu şirketin Ardahan’da kurmayı düşündükleri 10 Milyon 500 TL. bütçeli proje başkanlığını ve de çoğunluğunu AK Partili meclis üyelerinin oluşturduğu İl Genel Meclis Üyelerince ret edildi.
Alınan bilgilere göre araların da AK Parti İl Başkanı Av. Yusuf Demirci’nin de bulunduğu 4 kişilik şirket tarafından Ardahan’da kurulmak üzere 10 Milyon 500 TL. değerinde bir güneş enerjisi projesi hazırlandı.
Gazetemizin ilk olarak kamuoyuna duyurduğu bu proje için Ardahan merkeze yakın bir alanda tarla vasfında olan bir arazi alınarak, dev yatırım için işlemlere başlandı.
Bu süreç içinde devletten 5.5 Milyon TL. destek sağlanan 10 Milyon 500 TL.’lik dev projenin 5 Milyon TL.’sinin de AK Parti Ardahan İl Başkanı Av. Yusuf Demirci’nin de arlarında bulunduğu 4 yatırımcı tarafından sağlanmasına karar kılındı.
Buraya kadar iyi giden ve Kuzey Anadolu Bölgesinde bir ilk olması beklenen ve kısaltılmış adı GES Güneş Enerjisi Santrali resmi işlemleri devam ederken projenin hayata geçmesi için alınan arazinin tarla vasfından çıkarılıp, yatırıma uygun hale getirilmesi gerekiyordu.
Yani İmar değişikliği için gerekli olan yerel meclis kararı gerekiyordu.
GES Projesinin hayata geçmesi gereken tarla vasıflı arazinin ‘Tarla’ vasfından çıkarılıp, ‘Yatırım’a Uygun Alan’ adını alması için başkanı ve çoğu üyesi AK Partili Meclis Üyelerinin oluşturduğu Ardahan İl Genel Meclisine başvuruldu.
Ancak yaklaşık bir yıldır resmi işlemleri süren ve 22’ye yakın kurumdan izin ve gerekli evraklar bekleyen hayati projenin İl Genel’de istediği izin yapılan inceleme ve oylama sonucunda ret edildi.

**KAR’DAN ARAZİYİ GÖRMEDİK..

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğna’ın yanı sıra gelmiş geçmiş, iktidarların ve bugünkü AK Partili Milletvekilinin de sıkça rahatsızlıklarını belirttikleri bürokrasinin engeline takılan 10 Milyon 500 bin TL.’lik Ardahan GES projesinin ret yemesinin sebebinin mecliste istenen izin için yatırımın yapılacağı alana giden meclis üyelerinin tarla vasfından çıkarılıp, yatırıma uygundur denilmesi gereken arazinin kar altında kalması ve yeri belirleyen araçların çalışmaması dolaysıyla ret edildiği alınan bilgiler arasında oldu.
Projenin 7’ye 6 oyla ret edildiği ve en az iki yıl geriye sarktığı da alınan diğer önemli bir bilgi oldu.

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin


AHISKALILAR DERNEKSİZ KALDI!..

Ardahan Haberleri 15 Temmuz Darbesi ardından eline aldığı kanun hükmünde kararnameler ile ülkeyi adeta tek başına yönetmeye devam eden Cumhurbaşkanı yeni bir KHK'ye imza atarak aralarında Ardahan'da bulunan derneklerinde olduğu bir çok derneği kapattırdı.
Aralarına Ahıskalılar Kültür ve Dayanışma Derneğinin de bulunduğu onca derneğin kapısına kilit vurduran yeni KHK daha öncede Fetocu oldukları gerekçesiyle bir çok derneği kapattırmıştı.
Aralarında PKK'ya yakınlığı iddia edilen Ardahan Üniversitesi Öğrenci Derneğinin de bulunduğu derneklerin kapatıldığı Ardahan'da iki tane de özel okul kapatılmıştı.

Ardahan'dan En Son Haberler
Yazar Fakir


Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Yazarlarımızı okuyor musunuz?

YAZIYORSAM SEBEBİ VAR
ÇILDIR GÖLÜ DONDU!..

Fakir Yılmaz Göçün devam ettiği, Posof ve Sahara tünellerinin açılmadığı, Derneklerinin 'Büyük Buluşma' sahtekarlığı ile kaz gecesi biletleri satmaya devam ettiği, Eğitimin dibe vurduğunu, son 5 yıldır adeta yayın yasağı getirilip, resmi kaynaklarca saklandığı, bölünmüş denilip, bir türlü bitmeyen yolların olduğu, Göle hastanesi yapılana kadar Ardahan'ın yeni hastanesinin çökmeye başladığını görmeyenler bugünlerde yaman haber yapıyorlar..
ARDAHAN DONDU, KURA BUZ TUTU, BIYIKLAR PUS OLDU..
İnternet sistemi bir türlü oturmayan Posof Türkgözü (Badele) Gümrük Kapısında olduğu gibi Çıldır Aktaş Gümrük kapısında geçişler saate bağlanırken, Hopa Sarpın 24 saat açık olup, geçişlerde her şeyin getirilebildiğini yazmayan, yazamayanlar bugünlerde yaman haber yapıyorlar..
KALE YANI BUZ SARKINTILARI İLE DOLDU, MEYDANA GELEN İNEK ÜŞÜDÜ!
Ardahan'ın olduğu gibi Hanak, Posof, Göle, Damal ve Çıldır'ın giriş yollarının çarşı merkezleri gibi hata hura olduğunu, İl Milli Eğitim Müdürlüğüne olduğu gibi Üniversitesine aylardır Rektör atanmadığını, 22 Yıldır İl Kültür Müdürünün olmadığını diğer bir çok kurumun Milli Eğitim, Üniversite ve son olarak Müftülük gibi vekilin vekili ile idare edildiğini, Doğalgazın zor bela geldiği ama doğalgaz sistemine imza atacak bir kişinin beklendiğini yazamayanlar bugünlerde yaman haber yapıyorlar..
Fakir Yılmaz KUŞ UÇARKEN BUZ TUTTU, LEYLEK AYAKLARI ÜŞÜDÜĞÜ İÇİN UÇAMADI..
İki vekili, onca partisi olmasına karşın sorunları dile getiren gazetecileri öcü gösterilen, bu yönde çaba ortaya konan meclis dışında ki parti başkanlarını işi bozan sayanları, bir kayak evi bitirilemezken ikinci kayak evinin ölçüleri yapanları, vekilin kardaşının bile isyan ettiği belediye başkanlarını olduğunu, cep harçlıkları ile futbolu yaşatmaya çalışan gençlerin sentetik değil naylon çimde oynadığını ve bir çok bina gibi depreme dayanıklı olmadıkları rapor edilen şehir stadının ne zaman yapılacağını yazamayanlar bugünlerde yaman haberler yapıyorlar..
75 PLAKALI ARAÇ BULAMADIK 06 PLAKALI ARACA SU DÖKÜP DONDURDUK VE DE GÖRÜNTÜLEYİP, AJANSA YUTTURDUK ONLAR DA 'ARDAHAN DONUYOR' DEYİP, ARDAHAN'ın YAŞANMAZ OLDUĞUNU TÜM DÜNYAYA BİR KEZ DAHA AKTARDI..
Evet bitmedi, sıra Çıldır Gölü Dondu haberlerinde..
Çünkü Serhat Spor'un paraya güvenip, tepe takla olduğunu, spor'un S'sinin olmadığını, 23 Şubat'tan alınıp, daha inşaat halinde olan binaya götürülen öğrencilerin lağım sitemi çalışmayan binada eğitim görüğünü, KAI ve KAISİAD'lara karşıyım deyip, gidip onların çadırında standa açıp, çorba dağıtanları yazmak işlerine gelmez ve bildik haberlerini yani 'Kar Yağdı, çöpler ve çukurla altında kaldı', 'Yağmur Yağarken her yer çamur oldu' deyip ağırmayan başlarını ağırtmaya ne gerek var?..
Haydi onca ibretlik haberin haber olamadığı Kafkaslara açılan gümrük kapıları olan ama ithalat, ihracatın yapılmadığı, BTC gibi Nabcconun da doğayı katletmeye başladığı, Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu üzeirine ki Antrepolun Kars'a çekildiği, Havaalanı istemlerine kulak tıkatıldığı Ardahan'da 2. Haber Vizyonumuz perde açıyor..
Oda; ÇILDIR GÖLÜ DONDU..

**Vekillerimiz Hardalar?..

Dikkat ediyor musunuz bilmem ama biz adlarını yazıp, kendilerini konu etmeyince adeta unutulan iki isim ver..
Bunların bir AK Partinin Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay..
Diğeri CHP’nin Konsolos Büyükelçi Milletvekili Öztürk Yılmaz..
Ve ikisinin de ülke yaşanan onca sorunun yanında halen rektörü atanmayan, milli eğitim müdürü olmayan bir çok resmi dairenin vekilin vekili ile idare edilen Ardahan’ın dertsiz milletvekilleri..
Mevcut kayak tesisinin tamamlanması için çaba göstermeyen ama ilçesi Göle’ye kayak tesisi kazandırma çabası içinde olduğunu gördüğümüz Atalay’ın içeri atılan HDP’liler konusu başta olmak üzere onca gelişmeler karşısında ki suskunluğunun bir diğer benzeri de CHP Ardahan Milletvekil Büyükelçi Öztürk Yılmaz’ın olduğunu görmekteyiz..
Evet Ardahan merkez de bulunan 23 Şubat İlköğretim Okulununun bir bölümünün tavanı çöktüğü, kanalizasyon sistemi tamamlanmadığı, yağan bir karla Posof’ta kapanan yollar dolaysıyla okulların tatil edildiğini, Posof Türkgözü Gümrük Kapısında olduğu gibi Çıldır Aktaş Gümrük Kapısında yaşanan sorunları görüp, duymadıkları, başta gümrük kapılarına giden yollar olmak üzere yolların yine bitmediğini görmeyen bu iki milletvekilimizin nerede, ne iş yaptıklarını şahsen ben görmüyor, duymuyorum..
Bilemiyorum ama vekillerimiz hardalar desek ses verirler mi?

**HDP’nin Hatasının Bedeli..

Son olarak iki önemli belediyesine de el konulan HDP’lilerin ‘Nerede hata yaptık?’ diyeceklerine yeniden meclise dönüp, dönmeyeceklerini tartışmaya açıp, bu durumu halka soracaklarını açıklamaları, HDP’lilerin ne kadar halktan kopuk olduğunu da bir kez daha ortaya koymakta.
Çünkü ortaya koydukları politikasızlık dolaysıyla bugün yaşananların suçlusu HDP’ye oy verenlerin değil, HDP’yi yönetenler olduğunu bir türlü anlamış değiller..
Evet Mardin ve Siirt Belediyelerine de kayyum atanması ile devam eden operasyonlar ile darbe üzerine darbe alan HDP’nin nerede hata yaptığını tartışacağını ve bu hataları nasıl olup gidereceklerini düşünmesi gerekirken meclise dönüp, dönmeyeceklerini tartışmaya açacaklarını belirten HDP’lilerin eş başkanlarının da tutuklanması ardından aldıkları meclis çalışmalarına katılmama kararına karşın grup toplantılarını hala mecliste yapmaları da kararsızlığın diğer bir açık örneğidir..
Aynı HDP’nin BDP’yi HDP yaparken hatalara başlayıp, BDP, HDP, DTP ve diğer bir çok başlılıkla siyaset yapıp, ne yaptığını karman çorman ettiği bir süreçte bugün yaşadıkları ile karşı karşıya kalmıştır..
Ve diğer bir hata da cumhuriyetçi, laikçi, solcuların askere güvenme hatası gibi HDP’liler de tarih boyunca Kürtleri öcü gösterip, Türkleri sıkıştırma politikası yapan ABD ve AB’ye güvenme inanma hatasını hep yapmasıdır..
Bu nedenledir yaşadıkları..

**Haber var, Haber yok..

Sanırım sizlerinde dikkatini çekmiştir Ardahan’ın en çok tıklanıp, okunan haber sitemizin iki gündür güncellenmediğini..
Kiminin bizleri bizzat arayarak, ‘ne oldu?’ diye sorup, bu durumu merak ettiği, kiminin ise Ardahan küçük bir yer haber mi çıkar?’ diye önemsemediği bu durumun habersizlikten değil, sitemize yapılan onca saldırının bir yenisinin siteye girişimizi geciktirmesinden meydana geldiğini emen belirtip, okurlarımızdan özür diliyoruz..
Evet ben dahil internet sevdalılarının günde en az iki üç kez tıklayıp, günlük, güncel haberler okuduğu www.kuzeyanadolugazetesi.com adlı sitemizin yapılan saldırılar dolaysıyla iki gündür haber verememesi bize yeni bir şeyi hatırlattı..
Oda onca gazetenin, sitenin ve ajans muhabirlerinin bulunduğu Ardahan’da biz olmayınca ne kadar haber olduğunun görülmesidir..
Yani haber üretme merkezi konumun da olan haber merkezimizde haber çıkmayınca Ardahanlı olup, Ardahan ve Ardahan dışında olanların Ardahan’da haber almaları çok zor görünüyor gibi..
Çünkü haber merkezimizin emektarları, bugünkü gazetecileri olan Barış ve Özkan bu eksikliği gidermeye çalıştığı Ardahan’da onca gazeteci, muhabir olmasına karşın ‘Kar yağdı, kazlar kesildi, falan bürokrat filan dedi’ başlıklı haberler dışında haber alamazsınız Ardahan’da..
Halbuki küçük denen Ardahan’da haber olduğunu ama başta gazeteci geçinip haber alamayanlarla dolu olduğunu bilirim..

**Bir daha sorayım..

Son olarak İzmir’de yapılan ve halada devam eden Feto operasyonlarını ilk duyuran haber ajansı hangi ajans?
Peki bunca kuruma, şirkete, insana yönelik yapılan operasyon bu ajansa hiç yapıldı mı?
Ben çokta duymadım, tek, tük daha önce çalışmış, ayrılmış olan bir kaçının dışında..
Peki bu ajansın çalışanlarının %77’sinin hangi okullarda, hangi gazetede, hangi abi ve ablanın yanında yetiştiğini de mi kimse bilmez?
Bilemiyorum ama bu Ajans’a yönelik çokta ciddi bir şey yapıldığına ben şahit değilim..
İddia etmiyorum, mesleğim ve alanım gereği bunların bulunduğu alanları ve nerede kimlerle ilişkide olduklarını iyi bilirim..
İşte bu nedenle bir kez daha soruyorum Bylog denen gizli görüşmelere de gerek olmaksızın bunların Ardahan’da, Kars’ta da olduğunu iyi bilirim..
Ama benden önce bizden çok bunlara inanan idareciler, onlara ilk haberi veren güvenlik güçleri de biliyorlar kimin ne olduğunu..
Öyleki bunlar valilik, kaymakamlık ve diğer resmi kurumlarda baş tacı edilir, hatta sır denen ‘GİZLİ’ başlıklı dosyaları bile bilenler değiller mi?
Bilmem ama haksızca gözaltına alınıp, tutuklananların da içinde bulunduğu FETO başlıklı haberleri yapanlarında gözden geçirilmesini ve bunların ne kadar temiz olduklarına bakmak gerekir diye düşünür, önerir ve bir kez daha sorarım..
Kısacası; Bu haberleri yapan, yaptırılanların da şöyle bir gözden geçirilmesi gerekir derim..

**Esenyurt'ta Ardahanlı AK Partili İlçe Başkanı..

Adı Kültür olan ama Hoç/Fed gibi kültürden çok bir partinin arka bahçesi olan Esenyurt'ta ki Ardahan Evi denen derneğin yeni başkanı kim olacak tartışmalarının yoğun bir şekilde yaşandığı şu günlerde benim Esenyurt'ta ki çok güçlü, etkili (!) Ardahan Diasporasına bir teklifim olacak..
Ve derim ki;
Gelin o sözde büyük gücünüzü Ardahan Kültür Evi kongresinde bir birinizi değil de aynı günlere denk gelen AK Parti Esenyurt İlçe Başkanlığına kullanın..
Çünkü şu anki çok kültürlü yönetim dahil, 'Esenyurt'ta Ardahanlılar çoktur, Ardahanlılar ticarette olduğu gibi siyasette de var' diyenlerin çok olduğu Esenyurt'ta 4 tane Ardahanlı AK Partili Belediye Meclis Üyesi, Ardahanlı 12 Mahalle Muhtarı ve ticarette olduğu gibi siyasette de 110 binin üzerinde Ardahanlı olduğu söylenip, hiç bir yerde olmayan Ardahanlılar var..
İşte onlara bir teklifim var..
Gelin Esenyurt AK Parti İlçe Başkanlığına bir Ardahanlı aday gösterelim, kazandıralım derim..
Haydi dernekler yetmedi ARDA/FED varken federasyonlar kurup, çadırlar açanlar gelin var dediğiniz o gücü Kültür Evi kongresi öncesinde yapılacak olan Esenyurt AK parti İlçe Başkanlığı kongresinde ortaya koyalım..
Bende varım, hem bir gazeteci olarak, hemde Ardahan Federasyonu başkanı olarak..
Gelin ilk kez ciddi, samimim bir birliktelik ortaya koyup bu Esenyurt'ta yalandan değil, gerçekten var olduğumuzu ortaya koyalım mı?
Bilmem ama Hoç/Fed'in başaramadığını AKP'ye arka bahçe olanlar başarabilirler mi?
Haydi o zaman bir şey yapamayan Kültür Evi seçimi için bir birinizi yemektense AK Parti Esenyurt ilçe başkanlığına bir Ardahanlıyı aday gösterinde Esenyurt'ta gerçekten var olduğunuzu kanıtlayın derim..
Çünkü kuyruk olmak yerine başı oynamak en doğrusu diye düşünüyorum..
Haydi Şenay başkanın günü doluyor, sıra biz AK Partili Ardahanlılar da deyinde göreyim o bir birimizi bitirmek için harcadığımız gücümüzü..
Bir Ardahanlıyı AK Parti Esenyurt İlçe Başkanlığına aday gösterelim ve her an yapılması beklenen seçimler öncesi oraya oturtalım..
Yer mi?
0.535.418 32 58-fakiryilmaz323@hotmail.com

Yazarlarımızı okuyor musunuz?

KADINCA/Selmi Yılmaz
Dolar niye yükseliyor?.

Ardahan Haberi Son olarak Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanlıklarına kayyum atayıp, ülkede istikrarı sağlamaya çalışan iktidar her saat başı rekor kıran doların yükselişinin önüne geçemiyor..
Ve bunun nedeninin ne olduğunu da anlamak istemeyip, sorunun dış gelişmelerde dolayı olduğunu öne sürüp, iç sorunların üzerini kapatmaya çalışması toplumun olduğu gibi dolarında ateşini arttırmakta..
Ülkenin etrafında bulunan komşularıyla yaşadığı sorunları barışçıl değil, savaşcıl ve baskı yöntemleri ile çözmeye kalkan bu yetmez gibi dünyanın ekonomisinin %75’ini elinde tutan ABD ve AB’ye kafa tutan bir anlayışın nasıl olup, doların yükselişi gibi onca sorunu çözeceği de merak eden piyasalar bu meraklarını gidermek için yatırımı durdurup, bekleme girmesiyle adeta felç olan ekonomi piyasasının dolara ateş verdiği de diğer bir gerçektir.
Toplumun büyük kesiminin ‘Dolarım mı var ki merak edeyim’ diyerek işi geçiştirmeye çalıştığı ülkemde doların neden yükseldiğini araştırıldığında bu artışın HDP’ye yönelik operasyonların hiç etkisi olmadığını söylemek en doğrusu değil mi?
Bilmem ama sana karşı olanı, senin gibi düşünmeyeni, senin uygulamalarından memnun olmayanı tut yakasından at içeri yaparsan ne alakası var dediğin doları da yakar, bunun yaparken de ülkenin ekonomisini de duman edersiniz deriz..

**Evet Türkiye Yol Ayrımında..

‘11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, son dönemde AB üyelik müzakereleri sürecinde yaşananları sağlıklı bulmadığını belirtti.
TÜSİAD Başkan Yardımcısı Sedat Şükrü Ünlütürk de, Türkiye’nin çok ciddi yol ayrımında olduğunu belirterek “Türkiye için yeni normal, kavga ve kaos mu, yoksa hukukun üstünlüğü ve demokratik değerler mi olacak” diye sordu.
Bu satırları okurken korktum..
Çünkü önce başkan olmak isteyen ardından MHPnin dediği olsun diye cumhurbaşkanlığına da razı olabileceğini belirten Erdaoğan ve ekibinin Gül’ü de suçlayıp, PKK hatta Feto/PKK/PYD üyesi olmazsa da seveni diye içeri attırabilir korkusu yaşadım..
Ve bu memlekette doğru söyleyenin artık 9 köyden değil yakasından tutulup ya yerine kayyum atandığını yada hapise attırıldığını hatırladım..
Evet Gül ve TUSİAD bir şeyler söylüyor..
Ve doğru söylüyorlar..
Çünkü benimde altına imza attığım;
‘Gül AB üyelik müzakereleri sürecinde yaşananları sağlıklı bulmadığını belirtti.
TÜSİAD Başkan Yardımcısı Sedat Şükrü Ünlütürk de, Türkiye’nin çok ciddi yol ayrımında olduğunu belirterek “Türkiye için yeni normal, kavga ve kaos mu, yoksa hukukun üstünlüğü ve demokratik değerler mi olacak”
Evet Türkiye yol ayrımında ve bu ayrım iyi bir ayrım değil..

**Ne olacak bu iş?

Ardahan’da yaşanan hayvan hırsızlıklarına bir türlü çare bulunamıyor.
Onca güvenlik görevlisinin bulunduğu Ardahan’da koskoca hayvanların nasıl olup bir anda ortada kayıp olduğunu merak eden Ardahanlılar bu önemli sorunun sadece bir iki hırsızın işi değil geniş çaplı bir çete tarafından yapıldığına inanmakta..
Çünkü onca hayvanın çalınmasına karşı bulunamaması bu çetenin varlığını da açık açık ortaya koymakta.
Şu an Erzurum Valisi olan Seyfettin Azizoğlu’nun ilk kez Ardahan’da başlattığı, hükümetin yeni bir uyarı ile ülke geneline yaydığı ‘Valilerin Halk Günü’ toplantılarına başkanlık edecek olan Ardahanımızın mütevazi ve saygın Valisi Sayın İbrahim Öz efe’nin bu konuda halkı dinleyip, bir ekip kuracağına olan inancımızla deriz ki bu çetenin kuyruğu kimdeyse hemen ve mutlaka koparılmalıdır..
Çünkü her çalınan ve her hırsızlık olayı vatandaşın güvenliğinden sorumlu olan güvenlik güçlerine eksi puan olarak yazılmaktadır..
Şimdi buradan bir kez daha sesleniyor ve soruyorum Jandarmaya, Polise ve de İstihbarata..
Nerede bugüne kadar çalınan hayvanlar?..
Ardahan’da yaşanan onca hırsızlığın kaçı çözüldü?..
Bundan sonra ne gibi önlemler alınacak..
Bu konuda kamuoyuna kimse bilgi verecek mi?

**Ardahan Öyle Tanıtılmaz..

‘Bende KAI ve KAISİAD’lara karşıyım’ deyip, bu adla kurulu içi boş ve Ardahan’ı gölgeleyen oluşumların gölgesinde kurtulamayanların başında olduğu Ardahan’ın nasıl tanıtılıp, bu ülkenin Kafskaslara ve Karadeniz’e komşu stratejik bir vilayeti olduğunu anlatacağız?..
Bu vilayetin plakasının 75 olduğunu daha bilmeyen diğer illerde yaşayan insanların ‘75 Nerenin?’ diye sorduğu bir Ardahan’ı tanıtmakta ve en önemlisi Iğdır gibi Kars’ın vede Karslının gölgesinde kurtamak için hiç bir çabayı ortaya koymaktan aciz olanlar Çıldır Gölü, Aktaş ve Posof höllerine sahip bir Ardahan’ı nasıl tek başına bir vilayet olduğunu, Gürcistan’ın yanı sıra Ermenistan’a komşu sınır, serhat bir kent olduğunu kendine hasa gelenek, görenekleri olduğunu anlatacağız diye niye düşünmezler?
Bilemiyor anlayamıyor, Ardahan ve Şeytan Kalesini unutup, Kars’ın kalesini logo yapanların çatısı altında ne diye gezer dolaşırız..
İşte son örneği dün gazeteci Fakir Yılmaz’ın öğrendiği ve Ardahan Belediye Başkanının ‘Bende KAI ve KAISİAD’lara karşıyım’ dediğini öğrenirken aynı başkanın geçtiğimiz günlerde KAISİAD çadırında bizde varız çabası içinde olduğunu görüyor, izliyor, üzülüyorduk..
Çünkü onca Karslının ve diğer kentlerin arasında Ardahan’ın tanıtmakta bir hayli zorlandığını anlamıyordu..

**Müdür olmak için dernek kurmak..

Bir dönem Ardahan Genel Sekreterliği yapan Hasan Dal’ın görevi bırakmaya hazırlandığı İstanbul’un Esenyurt ilçesinde papatya açar gibi bir KAI derneği daha kuruldu..
Adır da KAI Eğiti Derneği..
Yani Kültürle yetinmeyenler şimdide eğitimle dernekleştiler..
Ve il ev sahipliğini de çok kültürlülerin oluşturduğu Kültür Evi yapmış..
Yani böl parçala, kuyruk et taktiğine devam..
Evet Ardahan dernekler Federasyonun ısrarla Ardahanlıların Ardahan adında ki dernek ve federasyonların çatısı altında bir araya gelmesi gerektiğinin altını çizdiği şu günlerde Esenyurt’ta ki KAI diasporası da karşı atak içinde..
Çünkü ARDA/FED’in ortaya attığı ve arkasında durduğu ‘Ardahan tek başına vilayettir, Ardahanlılar Ardahan adını taşıyan derneklerin çatısı altında bir araya gelmelidir’ tezinin getirdiği panikle birilerinin gazıyla sözde harekete geçen Esenyurt’ta ki KAI Diaspoarsı yeni bir dernek daha kurdurdu..
Hemde toplum aydını diye bilinen öğretmenlerimize..
Ve hepsinde de ‘Sizi müdür yapacağız’ memesi vererek..
Çünkü Hasan Dal’ın bırakmak üzere olduğu Esenyurt İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün yerine müdür olarak atanacak bir isim lazım bugünlerde..
Evet müdür olmak için sözde dernek kuran ve çoğunluğunu yine Ardahanlıları oluşturduğu yeni KAI hayırlı olsun derken müdür olmak için dernek kurmakta tarihe geçmiş oldu..

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

Gazeteci Başkan: Dernekçilik kaz pişirme değil!..

Ardahan Haberleri **www.tempo75.com adlı haber sitesiyle adını duyurmaya başlayan Ardahanlı Gazetecilerden Hasan Tık aynı zaman da Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olan ARDA/FED Genel Başkanı/Gazeteci Fakir Yılmaz ile röportaj yaptı.
Ardahan Dernekler Federasyonu ziyaret ederek, ARDA/FED Genel Başkanı Gazeteci Fakir Yılmaz ile bölge dernekçiliği ile ilgili görüşlerini haber/röportaj olarak sitesinde okurlarına veren Hasan Tık imzalı röportaj şöyle;

Sadece Kaz Gecesi Derneği Olmamalı !..
Arda/Fed Başkanı Fakir Yılmaz ile yaptığımız özel Röportajda Gazetemize özel açıklamalarda bulundu.
Kış ayının gelmesi ve Ardahan'a ilk Kar'ın yağması ile beraber memlekette kaz kesimleri hızlı bir şekilde başlamış Ardahan,dan göç ederek başka şehirlerde yaşamını sürdürmeye çalışan Ardahanlılar memleketten gelecek olan Kaz'ı dört gözle beklemeye başlamış, dernekler ise Kaz gecesi çalışmalarına çoktan başlamıştı.
ARDA/FED Başkanı Fakir Yılmaz ile bu konu hakkında kendisini makamında ziyaret ederek bir çayını içtik İstanbul ve Diğer Şehirlerde bulunan Ardahan dernekleri hakkında sohbet ederek bir dernekçi gözü ile kendisinden günümüzdeki Ardahan dernekleri hakkındaki görüş ve düşüncelerini dinledik.
Sitemize konu hakkında açıklamalarda bulunan Gazeteci FAKİR YILMAZ şunları aktardı.

Ardahan Dernekler Federasyonu olarak biz diyoruz ki; 'dernekçilik kaz pişirme işi değildir. Evet bölgenin etidir sütüdür kaşarıdır, balıdır bunlar tanıtılacak tabi ki ama yılda bir kaz gecesi düzenleyip, paraların nereye gittiği bilinmeyen geceler düzenleyip efendim büyük Ardahan buluşması bilmem büyük birlik buluşması diyenler bu memleketin en büyük engelleyicileri en büyük belalarıdır diye düşünüyorum.
Neden ben 47 yaşına geldim ve bu 47 yılın 35 yılında hep Kaz pişiren dernekleri tanımışız dernekler çok kurumsal anlamda bir şeydir oysaki biz sadece kaz gecelerimiz ile tanınıyoruz. Böyle dernekçilik anlayışı olmaz.. Nedir dernekçilik efendim sadece sizin kendi köyünüzü ilgilendiren bir yapı olmamalı.. Şimdi efendim sisteme bakıyorsunuz camileri devlet yapıyor, cenazeleri devlet gömüyor.. Yani derneklere bir şey kalmamış.. Derneklerin yapacağı tek şey var insanlarla sık sık diyaloğa geçip onlarla bir araya gelecek ve onlarla iş birliği yapmak siyasi ticari olan bir beraberlik sağlayıp, bunların birbirinden kopuk olmadan ortak hareket ederek diğer lobilere özenerek lobicilik yapmamız gerektiğine inanıyorum bu anlamda bizde Ardahan Federasyonu olarak dernekçiliğin sadece kaz gecesi veya böyle rutin aile birliklerinin yaptığı gibi değil bölgeyi tanıtan kendini hissettiren yaşadığı bölgede bende varım demek.
Ben diyorum ki hatta bura da iddia ediyorum dernek merkezlerinin olduğu bölgede dernek başkanlarının cebinde o bölgenin kaymakamının telefon numarası bile yok ve eğer ki yoksa eğer ki kaymakamı direkt arayarak kaymakamım şu bölgede şöyle bir sorun var diyemiyorsa anlamı yoktur dernekçiliğin dernekçilik sadece Ardahan veya sadece ilçesi veya köy değil ülkenin sorunları ile de ilgilenmek lazım duyarlı olmak toplumsal hareketlere karşı cevap verebilmek lazım ama bir bakıyorsunuz bizim esnaflarımız gibi iş adamlarımız gibi derneklerimizin internet siteleri bile maalesef yok facebook,ta bol bol resim paylaşıyorlar sonucun ne olduğuna bakarsak elde var sıfır niye bugün İstanbul'da birçok Ardahanlının yaşadığı ileri görülürken bunların ticarette çok geri Kaldığı bir gerçek ben hep iddia etmişimdir dernek başkanları başka siyasileri omuzlamaktan onlara yağcılık yapmaktan öteye gitmiyorlar sen gazetecilik yapıyorsun şuan bir derneğe gittiğinde dernek başkanı seni birisine reklam alabilmen için yönlendiremiyorsa ya size şöyle bir arkadaş size geliyor yardımcı olursanız sevinirim diyemiyorsa o dernekçiliğin bir anlamı yoktur.
Yılda bir Kaz gecesi düzenleyip, ee biz çok iyi çalıştık zaten spor almış başını gitmiş her köşe başında halı saha var hemen hemen herkes futbol oynuyor bunu yaparken de sağlığın için yapıyorsun yaşam standartları ilerlediği için spora yöneliyorsun efendim turnuva düzenliyorsunuz hadi düzenledin de ne yaptın kardeşim siz o turnuvaya belediye başkanını getirip kupa verdirebiliyor musunuz veya amatör bir oyuncuyu bir takıma transfer ettirip bu çocuğun geleceği parlaktır deyip de elinden tutabiliyor musunuz veya Allah kimsenin başına vermesin diyelim ki bir iş yeriniz var ve yandı kül oldu buna destek olabiliyor musunuz yada bir işçinin zor durumda olduğunu bilipde arkadaşlar buna nasıl yardımcı olabiliriz diyebiliyor musunuz küçük de olsa bir katkıda bulunmadıktan sonra ne anlamı var dernekçiliğin çoğunun yoktur bile ama derneğinizin logosunu dünyaya tanıtamıyorsanız böyle bir dernek olduğunu hissettiremiyorsanız nerede kaldı bu dernekçilik.
Hatırlarsanız Artvin,de eylem yapıldı devasal ikinci gezi olayı bile denildi adına kimdi bunu yapan oluşturan kurum kimdi küçük bir dernekti ama Türkiye,de hükümeti değiştirecek kadar etki yarattı dernekçilik budur işte ama siz gelinde bunu bizimkilere anlatın bizimkiler hep aynı yüzler ve emekli olan dernek başkanı oluyor başçavuş emekli öğretmen emekli orman bekçisi geliyor dernek başkanı oluyor ama burda asıl sorun burada iş adamlarımızın bu derneklere sahip çıkması gerekiyor evet benim gemim nasılsa yürüyor deyipde bir kenarda durmaması lazım bizzat burada devreye girip sosyal sorumluluğu üzerine alması gerekiyor şeklinde konuştu
Kendisine yapmış olduğumuz bu sohbete verdiği bilgiler ve düşüncelerini aktardığı için teşekkür ediyoruz.
Haber/Fotolar: Hasan TIK www.tempo75.com

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

SİLAHLARIN GÖLGESİNDE 10 KASIM

Ardahan Haberleri Türkiye Cumhuriyet'inin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK'ün ölümünün 78. yılında tüm yurtta olduğu gibi Ardahan'ın Göle ilçesinde de düzenlenen tören ve etkinliklerle anıldı.
Olağanüstü güvenlik önemleri altında Göle Hükumet konağı önünde düzenlenen anama töreni öncesi çatılara TİM'ler konuşlandırıldı.
Göle Kaymakamlığı önünde bulunan tören alanında Atatürk'e saygı duruşu ve İstiklal marşının okunması ile Kaymakamlık ve Belediye çekenlerinin Atatürk anıtına konulması ile başlayan tören Milli Eğitim Müdürlüğünün YİBO Konferans salonunda düzenlediği etkinlikle Türkiye Cumhuriyet'ının kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK'ün ölümünün 78. yılı anıldı.
Anma töreni sonrası Günün önemi kapsamında İlçe Kaymakamı Zafer Oktay ve Emniyet Müdürü M. Özgür Nevruz, Belediye Başkanını makamında ziyaret etiler.
Anma törenine, İlçe kaymakamı Zafer Oktay, Belediye Başkanı, Emniyet Müdürü M. Özgür Nevruz, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mevlüt Özalp, Hastane Baş hekimi Cevdet Özsever, Ak Parti İlçe Başkanı İlhan Gültekin, İl meclis Üyeleri Yaşettin Özyıldırım. Yaşar Yıldırım, Şehit ve Gaziler dernek temsilcileri ile İlçe müdürleri, Okul öğrencileri ve halk katıldı.

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

ARDAHAN'DAN DA ANILDI..

Ardahan Haberleri Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, vefatının 78'nci yılında düzenlenen törenlerle anıldı.
Anma törenleri Valilik binası önünde ki Atatürk anıtına çelenklerin sunulmasıyla başladı. Büyük Önder Atatürk'ün hayata veda ettiği saat olan 09.05'te siren sesleri eşliğinde saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okunarak bayraklar yarıya indirildi.
Tören daha sonra Gençlik Merkezi spor salonunda düzenlenen anma programı ile devam etti. Ardahan Üniversitesi Öğretim Görevlisi Levent Küçük'ün ‘10 Kasım ve Atatürk’ adlı konuşmasının ardından öğretmen ve öğrenciler tarafından Atatürk'ün sevdiği türküler seslendirildi.
Törenlere; Valimiz İbrahim Özefe, Belediye Başkanı Faruk Köksoy, Garnizon Komutanı Vekili Albay Volkan Akay, Cumhuriyet Başsavcı Vekili Emre Genç, ARÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Gürkan Doğan, Vali Yardımcıları Abdurrezzak Canpolat, Taner Tengir, İl Jandarma Komutanı Albay Garip Gümüş, İl Emniyet Müdürü Ayhan Taş, kurum müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, gaziler, askerler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.

Gazeteciden en son yorumlar
Yazar Fakir

Yazarlarımızı okuyor musunuz?

YAZIYORSAM SEBEBİ VAR
DARBEYE HAYIR..

Fakir Yılmaz Facebook'ta PaylaşTwittirda PaylaşÜlkenin, başta demokrasi konusunda son yıllarda çok iyi yönetilmediğini sık sık dile getiren bir gazeteci olarak burada bir kez daha sesleniyor ve DARBEYE HAYIR diyorum..
En kötü sivil yönetimin CUNTA yönetiminden daha iyi olduğunu buradan yüksek sesle ilan ediyor DARBEYE HAYIR diyorum..
27 Yıldır yaptığım gazetecilik mesleğimde hep savunduğum demokrasinin istediğim kadar olmazsa da kör/topla da olsa ASKERİ YÖNETİMİNDEN DAHA İYİ diyorum.
Ve tüm yurttaşları, sağcı, solcu, ilerici, gerici demeden BUGÜN BİR ARAYA GELMESİNİ istiyorum..
Çünkü DEMOKRASİ, DEMOKRASİ, DEMOKRASİ diyorum..
Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı
Ardahan Dernekler Federasyonu Genel Başkanı
Kuzey Doğu Anadolu Gazetesi Yazıişleri Müdürü

**CADI AVI DURSUN, AF İLAN EDİLSİN..

İnsan Haklarının teminat altına alınması gerektiği yönünde tartışmaların sürdüğü ülke de yaşandığı ileri sürülen darbenin, darbe mi yoksa 7 Haziran'dan bu yana çok istenen o Başkanlığın önünde ki bir temizlik operasyonumu olduğu da yüksek sesle tartışılmaya başlandı.
3 Gün içinde 6 binden fazla asker, polis, hâkim, savcı ve sivilin ya gözaltına ya da görevlerinde men edildiğini görürken bu durumunda darbeden farklı olmadığını da anlamak gerekir.
Buna örmek olarak AK Parti Genel Başkanından, İl Başkanının kardeşine kadar uzanan gözaltı, açığa alınma, tutuklanma operasyonları gösterilebilir..
12 Eylül Cuntasının zulmünü çeken bir ailenin ferdi olarak bu yapılanları tasvip etmediğimi ve red ettiğimi buradan hemen belirtirken başlatılan cadı avının bir an önce son bulmasını ve daha çok insan hakları ve demokrasi denilmesini arzuluyor, bir adım daha ileri gidip, Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya çıkıp, 'Ben bana yapılanları affetmesem de bu ülkenin birlik, berberliği için operasyonları durduruyor, gözaltı, açığa alınma ve tutuklanmaları kaldırıyor, herkesi sağduyuya çağırıyor, gelin yeniden el ele verelim' demesini bekliyorum..
Evet, şaka etmiyorum, Erdoğan'ın, 'Hatalıların hatalarıyla kalmasını, yaptıklarının yanlış olduğunu vicdanlarına bırakarak, bu ülkeye yenden bir şans veriyorum' dese şu anki durumdan daha çok büyük bir puan alır ve belki o çok istediği başkanlığı halkın tüm taraflarının kabulü ile hak eder, alır..
Evet, bir solcu, bir Kürt, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, iki sivil toplum örgütü başkanı ve bir gazeteci olarak cadı avına son verilmesini, 15 Temmuz'a neden olanları, hatta Güneydoğu'da ki iç çatışmaları bitirecek, dünyayı şok edecek geniş kapsamlı bir bağışlama bu ülkeyi 50 yıl iler atacağına inan biri olarak Başkan'a buradan bir kez daha sesleniyorum, 'Gel onlar yaptı, sen yapma' diyorum..
Çünkü gözaltı, tutuklama, açığa alma, insan haklarını ayaklar altına almakla bu ülke ileri değil geriye, askeri olmazsa da sivil bir diktatörlüğe gittiğini fark etmek gerekir..

**Her türlü darbeye karşıyım..

Askerlerin özlediğim İstanbul Boğaz Köprüsünün o çok kızıp, onsuz da olamadığımız trafiğini kestikleri yönün de ilk görüntüler televizyonların ekranına düşer, düşmez eşime dönüp, ‘Hanım bu durum normal bir durum değil, sanırım darbe bu’ dedikten hemen sonra fırladığım sokakta bir taraftan internet yoluyla Ardahan’da ki hareketliliği, diğer tarafta ülke genelinde yaşananları hem görüntülü, hem de sesli olarak okurlarıma, kamuoyuna anlatmaya çalışıp, ‘eğer darbeyse demokrasi ile idare edilmesi gereken bir hukuk devletine, demokrasiye sahip çıkılması ve herkesin caddelere çıkıp, darbeye karşı çıkmasını anons ediyordum..
Bununla yetinmeyip, 155’i arayarak uygulanması muhtemel bir sokağa çıkma yasağının demokrasiye sahip çıkılması adına uygulanmamasını Polis 155’te ki görevliye rica ediyordum..
Ve ardından Ardahan Belediye Başkanını arayarak, ‘Başkan neredesin, herkese çağrı yapalım, sokağa çıkalım’ diye telefon açıp, herkesin elini çabuk tutmasını istiyordum..
Ve 15 Temmuz gecesini 16 Temmuz sabahına kadar gerek cadde de gerekse televizyonun başında, bilgisayarlarımın başında kalıp, darbenin püskürtüldüğünü az çok anladıktan sonra yorgun gözlerime dayanmayıp, çek yata uzanıyordum..
Evet, 12 Eylül Cuntasının zulmünü yaşayan bir babanın evladı, bir gazeteci olarak 15 Temmuz gecesini böyle atlatırken, 16 Temmuz’dan bugüne kadar yaşananlara karşı ilk tepki koyanların başında geldiğimi ele aldığım yazılarımı bir kez daha gözden geçirirken anlıyordum..
Çünkü benim gibi herkesin gerek askeri, gerekirse sivil bir darbeye karşı olması gerekir diye düşünüyorum..
Kısacası kanın kanla değil, sulh ile temizleneceğini, yaşananlara kin ve nefretle değil aklı selimle bakmak gerektiği ve askeri ve de sivil her türlü darbeye karşı omuz omuza diyorum..

**SİZ SAVCI MISINIZ?..

Darbe iddiasının şova döndüğü, yaşın yanında kuruyu yakarcasına binlerce memurun açığa alındığı, bu yetmez gibi ciddi hiç bir kanıt, belge, bilginin olmadığı halde insanların gelişi güzel gözaltına alınıp, tutuklandığı yani bir cadı avının yaşandığı şu günlerde birilerinin de Kral'dan çok Kral kesilip, kendilerini savcı sanmaya başladıklarını görmekteyiz..

Eline aldığı silah ile poz veren Vali Çoş, AKP'li eski Milletvekilinin Ali İnci'nin bir polis gibi elleri arkadan bağlanmış askerleri duvara dayayıp, hakaret etmesi, bir askerin elinde silah ile kapalı stada yere yatırdığı askerleri aşağılaması hukuk olduğu ileri sürülen bir ülkede ne kadar doğru hareketlerdir?..
Bilemiyorum ama eğer denildiği gibi bir darbe olsaydı ve yaşanması muhtemel bir darbe tehlikesi karşısında aynı manzaralar olacak diye hepimiz 'darbe var' diye sokaklara dökülmedik mi?
İşte burada altı çizilmesi gerekenin insan onurunu hiçe sayanların da gözardı edilmemesi, varsa eğer hukukun bunlara karşı da işletilmesi gerekir diye düşünüyorum hukuk, insan hakları, demokrasi olduğu ileri sürülen ülkemde..
Çünkü 15 Temmuz'dan önce emrinde ki uçağı atari oynarmış gibi havalandırıp, Güneydoğuyu bombalayan ve havuz medyasına bol bol poz veren generalin dünkü fotoğraflarını, görüntülerini görmek ve büyük olanın insan değil, Allah olduğunu ve yarının ne olacağını unutmamak gerekir..
Evet, bende inanıyorum bir darbeye kalkışıldığına..
Evet, Erdoğan'dan önce ben darbeye karşı sokaklara dökülmesini istedim..
Evet, bende biliyordum ki darbe olsaydı bugünün bin katı insanların onurunun kırılıp, döküleceğini..
Ama bunları biliyoruz diye yaşananlara kin ve nefret kusarak, insanların boğazına bıçak dayayarak, çırıl, çıplak edip, yere ve duvarlara dayayarak kemerle dövmek, hakaret etmek yaşanan gerçek darbelerden, yaşanması muhtemel darbecilerden farklı bir durum yaratmadığını da bilmek gerekir..
Bu nedenle önce insan, insan onuru diyerek bu ülkenin bir orta doğu, arap ülkesi olmadığını hele hele idam gibi istemlerde bulunup, ülkeyi daha da karanlık ve içinde çıkılamaz hale sokmamak için insanım, diyen herkese görev düşmüyor mu?
Çünkü demokratik, laik, hukuk devleti dediğimiz bir ülkede birilerinin kendilerini savcı yada hakimlerin yerine sokmamasını, bunu yapanların Kral'dan çok Kral kesilmekten yargılanacaklarını birileri, birilerine anlatmalı diye düşünüyorum..
Ve geçmiş olsun denilerek, şu bir kaç gündür yaşananları hukuka, gerçek savcı, hakimlere bırakıp, daha da abartmamak gerekir diyorum..
Doğrusu da bu olmalı.. Doğrusu da budur..

**Posof’tan Haberler..

‘Kütüphane, Mantıhane Oldu’ başlıklı haberimiz ardından Ardahan’ın Davosu olarak adlandırdığımız ülkenin sınır ilçesi Posof’ta bir mail gelmiş..
‘Posof’ta Haberler’ başlığı ile gelen maili okudukça gözden ırak bölgelerde neler, nelerin yaşandığını da anlıyor ve yazılması gereken nice olayların yazılmadığına da bir gazeteci olarak üzülüyorsunuz..
Çünkü facebook ve twitter’da boy boy poz verip, altına da iki satır yazarak iş yaptıklarını yutturanların ve gerçek gündemi saklayanları saymaya kalkarsan bu köşe yetmez..
Çünkü gelen mailde Posof Lisesi Öğrenci Yurdunun bir hafta erkenden kapatıldığı ve yıl boyu öğrencilere yedirilmediği ileri sürülen komanyaların ramazan ayı iftarı olarak aralarında bir kaç öğretmen ve de öğrencinin de bulunduğu tüketildiği iddia edilmekte..
Ardahan ve diğer ilçelerde olduğu gibi Posof’ta da İş-Kur’a alınanların siyasilerin yakınlarının yanı sıra müdür, memur hatta belediye encümenlerinin eş, arkadaşları olduğu ve onlarında işe gitmeden bankamatikten maaş çektiklerini anlatan ‘Posof’tan Haberler’ başlılı mailde bölgede yapılan ve başka amaçla kullanılması halinde ödenen kredilerin iptali gereken apartların amacı dışında adeta kiralık ev olarak kullanıldığı da iddia edilmekte..
Ve en önemlisi ülke de bir birlerine tam zıt partiler olarak bilinen AK Parti ve CHP’nin bu ilçede el ele verip, birlikte iş yaptıkları gibi bu iki parti yöneticileri ve üyelerinin işe girmede, iş bulmada bir birlerine yaman yardım ettikleri de öne sürülüyor.
Göle’de olduğu gibi bu ilçede de belediyeyi yönetenlerin yanı sıra belediye yöneticilerinden daha çok yönetici olduğu da ileri sürülen onca yönetici kılığında siyasilerin dost ve akrabalarının da başkan olarak birer gizli adlandırıldığı Posof’ta gelen haberleri içeriğini açmaya kalkarsak ve isim isim, belde belge sunarsak kıyametmi kopar sanıyorsunuz..
Yok canım kütüphane de mantı yapıldığını foto foto sergilediğimiz bir önceki manşet haberimiz ardından hiç bir kıyamet kopmadığından anlamak mümkün değil mi?
Bilmem ama bir dönem çok kızıp, ‘Bana çizmeleri giydirmeyin’ diyen ama o çizmeleri bir türlü giyemeyen büyüğümüz Kasım amcanın dediği gibi Posof’ta ve de bu memlekette gazeteci diye gezenlerin de kör, sağı ve de dilsiz olduğunu hatırlıyorum..
Ve gözden ırak oldu mu gönülden de uzak olan memleketin bir parçası olan küçük bir ilçede bunca olay varsa Ardahan’da ve diğer ilçelerinde neler olduğunu düşünmek gerekiyor..

**Gurbetçilere sahip çıkmalıyız..

Ardahan’da düzenlenen yaz etkinlikleri arasında bulunan Hoçvan Yayla Şenliğini yine yapmayacağını ve Ardahan Valiliğine verdiği dilekçesini eş başkan Ayten Aktürk’ün başvurusu üzerine geri alan Hoçvan Dernekler Federasyonunun bu davranışı görevden kaçmaktan öte bir şey değildir..
Kendi suçunu ört bas etmek için suçu başkalarına atan hata isim isim vererek insanları ihbar eden HOÇ/FED büyük bir vebalin alrında kalmıştır..
Kendilerini herkesin üzerinde görüp, burunlarından kıl aldırmayan bir kaç yöneticiye kalan HOÇ/FED düzenlemekten etkinlik aciz kalıp, buna da bir kulp bulmak için kendilerine Hoçvan Meclisi adını veren inanları adeta ihbar eden bir açıklama ile suçlayıp, kaçmıştır..
Eleştirilmekten yoksun bir yönetim kadrosu ve anlayışın yönetiminde olan HOÇ/FED’in bu özelliğine daha öncede rastlamıştık..
Bu nedenle HOÇ/FED denen kurumu adeta teslim alan bir anlayışa artık birileri dur demelidir..

**İstihbarat Dolandırıldı mı?

Havuz medyasının her gün attığı manşetlerle bitti, bitiyor dediği PKK’nın üst düzey yöneticilerinden Bahos Erdal’ın Suriye’de aracına yapılan bir saldırı sonucu öldürüldüğü yönünde ki haberlerin yine boşa çıktığı şu günlerde yaşanan tartışmaların gölgesinde kalan önemli bir ayrıntıya dikkat çekmek isterim..
Son olarak gazeteci meslektaşım Celal Karaali’yi dolandıran dolandırıcıların işi büyütüp, uluslararası çalıştığını bilen biri olarak Bahos Erdal’ın başına konulan 4 Milyonun da birilerinin iştahını kabarttığını ve bu parayı veren istihbaratın dolandırıldığını düşünenlerdenim..
Çünkü PKK’yi bitirip, terörü ülkenin gündeminin sonlarına iteceğini ilan yenden Binali Yıldırım’ın heyecanını fırsat bilip, ‘Bahos’u öldürdük, verin 4 Milyonu’ demiş olmasınlar mı?
Bilmem ama Anadolu Ajansının geçip, sonra da ortaya çıkan ses kaydıyla rezil olup, tamamlayamadığı haberin ardından benim aklıma, ‘bu iş dolandırıcıların işi’ diye bir fikir geldi..
Çünkü baktığımız kadarıyla bu iş dolandırıcılığın ötesine geçmiyor..
Ve Sarayın harcadığı örtülü ödenek gibi başbakanın da bu kaynaktan harcadığı hesaba bakmak gerekir diye bir önerim olacak..
Bakıldığında benim bu düşüncemin ne kadar haklı olduğu da ortaya çıkacak gibi..
Yani, ‘Bahos’u öldürdük, verin 4 milyonu’ deyip, AA’yı da kullanıp, ortada kayıp olan bir dolandırıcı ekibi istihbaratı dolandırıp, dolandırmadığı ortaya çıkacak..
Evet, ülkenin iç barışa ihtiyacı varken komşu ülkeler ile barışma telaşına düşen başbakanın heyecanının birilerince suistimal edilip, edilmediğini Binali Yıldırım’ın göreve geldiği günden bugüne kadar örtülü ödenekten harcadığı paraların hesabıyla görülecektir derim..
Bu yönde ki ısrarımın nedeni ‘Bahos’u öldürdük’ diye Anadolu Ajansına haber yaptıran sözde örgütün adınında ilk kez duyulması ve bu haberlerden sonra ortadan kayıp, olmasıdır..

**Kim sorumlu?

**Bayatlamayan yazılar..
Gözlere pembe gözlüklerin takılıp gezilerek gazeteciliğin yapıldığı Ardahan’da var olan sorunların dile gelmesi ve çözümüne katkı sunmak için görevin sadece bir iki kişiye mi düşer bilmem ama bu kişilerin sadece vali, kaymakam, belediye başkanı veya her sıkıştığın da ‘Alo Gazeteci’ diye aranan duyarlı gazetecilerin olmadığını düşünenlerdenim..
Suyu kesildiğin de gazeteciyi arayan, yolu, suyu, elektriği olmayan organize sanayi de, küçük sanayi de ‘iş yapamıyorum’ diyerken, ‘Adımı yazma ama sorunlarımız yaz’ diyenleri bu bir türlü çözüm bulmayan sorunlarda ne kadar payları var?
Nüfus kimliğinin kayıp etmeyene kadar matbaa, gazeteci nedir'i bilmeyen, hatırlamayan köylünün hayvanlarımız şaptan telef oldu, kaba yem sıkıntısı çekiyoruz, suyumuz gibi köy ve yayla yolumuz yok demeye ne kadar hakkı olabilir?
Kendi sorunlarının çözümünde kendisinin rolünün ne kadar olduğunu düşünmeden yaylamız da elektrik yok demeye kimin hakkı olabilir?
Seçimlere iki ay kala ortaya çıkıp, ‘Ben bu memleketi kartaracam’ diyenler ne kadar halkı ve beni ikna edebilir?
Efendim biz seçtik, o yapmalı deyip, yan yatıp, çözüm bekleyenlerin sayısının bir hayli fazla olduğu bir memlekette evinin önünde ki çöplerin neden günlerce toplanmadığını sorma gibi bir hakkı olabilir mi?
Ardahan’da 10 değil 13 leylek yuvası diye yazıp, gazeteci diye ortalıkta gezenleri tutup, ‘Ula hele gel buraya, bu toz, toprağı görmüyor musun, çukurlarda nasıl geziyorsun?’ diye sorma-yanların aydın, toplum önderi, adam diye bilindiği memlekette valiyi, belediye başkanını, kaymakamı hatta seçildikten sonra beline taktığı tabanca ile, aldığı minibüsle köyün, öğrencinin HES’in barajını almaktan öte bir iş yaptıkları görülmeyen muhtara, sözde gazetecilere bir şey demeye hakkınız var mı?
Evet, var olan sorunlara manalar çözümler üretmeden, çeper diplerin de dedikodu yaparak muhalefet yapanların siyaset yaptığı Ardahan’da var olan sorunların çözümün de kimler sorumludur?
Yıllardır kampüsleri bitiremeyen birinin işe aldığı yakını dolaysıyla ‘çalışkan, iyi adam olduğu’ bu memlekette kim soracak Güzel Sanatlar Fakültesi, yetmedi İlahiyat Fakültesi, Hanak, Damal ve Posof’a açılacağı söylenen Yüksek Okullar ne oldu diye?
Onca Avukatı, doktoru, eczacısı, siyasetçisi, meclis üyesi, mahalle, köy muhtarını olduğu bu kentte kim soracak bu memleketin sorunlarından kim, kimler sorumlu diye?..

**SUSURLUK KAMYONU FRANSA’DA..

Bir dönem ülkemiz sarsan Susurluk kamyonu tamda unutulmuştu ki; Bu kez Fransa’yı kamyon ezdiğini öğreniyoruz.

Birilerinin iktidarlarını sağlama almak, ömrünü uzatmak ve ülke içinde yaşananları kimsenin görmemesi için ikide bir ‘Bizi vuran bir gün de sizi de vurur’ diye dünyaya tehditler savurduğu bir sırada, Fransa’nın tatil şehri Nice şehrinde bir kamyon onlarca insanı ezerek, katlediyor..

Ortadoğu’yu kana bulayanların, Afrika’yı sömürenlerin, ‘özgürlük gelecek’ adı altında Irak’ı, Tunus’u, Cezayir’i, Mısır’ı ve Suriye’yi ‘diktatörlerden kurtaracağız’ diyerek yeni diktatörler yaratanları kamyon ezmiş..

Afrika’da, Ortadoğu’da ki kendi yarattıkları diktatörleri ‘günü geldi’ diyerek yolcu etmeye kalkanların, binler değil, milyonlarca insanın ölümüne, o kadar çocuğun babasız, anasız kalmasına neden olan, 4 milyonu Türkiye’de olmak üzere milyonları topraklarından sürenlerin topraklarını kana bulayan kamyonun lastikleri altında kalması ne kadar acı bir durum değil mi?

Evet, sıcak savaşların bittiği, soğuk savaşların ‘terör’ . ‘örgüt’ adı altında devam ettiği dünya yine şokta..

Hem de Türkiye’nin Susurluk’ta ki kamyonu tam unutulmuşken, bu kez Fransa’nın Nice kentinde ortaya çıkan kamyonla..

Ve öyle görünüyor ki; Bu vahşet devam edecek, durmayacak..

Ama bir gün gelecek ki; Barış kazanacak, insanlık direnecek ve O lastiklerin altında kalanların, Ankara garında ki bağıranların, Suruç’ta oyuncakları etrafa saçılanların feryadı, ‘insanlık suçu’ denilerek, kendi iktidarlarını sağlama almak için birilerinin, ‘örgüt, terör’ adı altında oluşturdukları çeteleriyle birlikte dar ağacında, giyotinlerin ucunda, Saddam’ın bulunduğu lağım çukurunda sona erecek..
Geçmiş olsun insanlık..

**Muhalefet yine sınıfta kalmıştır..

Pazar günü İstanbul Taksim’de toplanacaklarını belirten CHP başta olmak üzere dokunulmazlıkların kaldırılmasından bu yana Diyarbakır’dan bu yana gelemeyen HDP ve ‘idam olsun yeter ki biz varız’ diyerek toplumu germeye kendisine alışkanlık haline getiren MHP, 15 Temmuz’da yaşandığı ileri sürülen darbe kalkışması ardından yine sınıfta kalmıştır.
Çünkü, ‘darbe gelecek, sıkıyönetim ilan edilecek, hayat duracak’ korkusuyla ilk günde sokaklara dökülen muhalefet değil, halk olurken MGK, Bakanlar Kurulunu ve Basın sözcülüğünü de üstlenen Başkan Erdoğan’da darbenin yaşandığı ilk dakikalarda cep telefonu ile yaptığı açıklama ile yine 1 numara olduğunu ortaya koymuştur..
Evet bugüne kadar hatta bu yazı yazılırken hala ortada gözükmeyen muhalefetin sınıfta kaldığı bir süreçte getirilen 3 aylık olağanüstü hal ile birilerinin yine Üsküdar’ı geçtiğini muhalefet tarafından yine görülememiştir..
Sınıfta kalan muhalefetin tüm ipleri Başkanın eline verdiğini de ortaya koyan olağanüstü kararının nasıl uygulanacağını bile hala anlayamayan ve bu karar karşı hala bir açıklama yapamayanların Başkan Erdoğan ve ekibiyle nasıl mücadele edeceği de bilinmiyor.
Çünkü hala uykuda olduğunu gördüğüm muhalefetin bu ülkede yaşanan olağan gelişmeler karşısında ortaya koyamadığı refleksi olağanüstü halin uygulamaya geçtiği bir süreçte nasıl bir politika ortaya koyacağı da şimdiden belli gibi..
Oda sonucu şimdiden belli..
Yani muhalefetin basiretsizliği, beceriksizliği..
Kısacası muhalefetin sınıfta kaldığını rahatlıkla söyleyeceğimiz bir döneme daha giren ülkede bir adamın yani 1 Kasım’dan bu yana Başkan olarak ilan ettiğim Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığı da bir kez daha netleşmiştir..
Çünkü dün Milli Güvenlik Kuruluna ve bakanlar Kuruluna başkanlık eden, basın sözcülüğünü bile kendisi yapan, darbe haberini kendisinin elinin altında ki olduğu söylenen MİT’in değil, eniştesinin haber verdiğini açıklayan Erdoğan 3 ay ile başlayıp, devam edeceği görülen olağanüstü hal uygulaması ile TBMM’sini olduğu gibi muhalefeti de öteleyip, bugünden itibaren çıkarmaya başlayacağı kararnamelerle zaten 14 yıldır yönettiği ülkeyi bundan sonra tek başına yöneteceğini resmen ilan etmiştir..
Çünkü muhalefet gibi ekibinin de kendisine zaman kayıp ettirdiğini anlamış, 15 Temmuz darbe girişimin kısa sürede kendi lehine çevirmiş, bu işi benden başkası kimse yapamaz diyerek, gerektiğinde Ordunun da, Polisinde hatta Diyanetin de işini ben yaparım diyerek kolları bir kez daha sıvarken, benim muhalefetim Yalova’da üç kişiyle gemide tek başına kalmıştır..
Haydi hayırlısı diyerek, çokta sert olacağına inanmadığım, bir süreci atlatmak için hayata geçirildiğini his ettiğim, Güneydoğu’da zaten hayatta olan ve bir çoğumuzun alışkın olduğu ama yine de demokrasi için mücadele devam diyerek 3 aylıkla kalmasını umduğum olağanüstünün, anti uygulamalara neden olmamasına, ülkenin güzel geleceğine hayırlı olmasını dilerim..

**Festivallere de Darbe..

HOÇ/FED’in kendilerine Yerel Meclis adını verenleri ihbar edip, kaçtığı Hoçvan Yayla Şenliğini yapmak için hazırlıklarına devam eden Ardahan Dernekler Federasyonunun Hoçvan Yayla Şenliği, milliyetçiliği körükleme hazırlanan ve dev bir bayrak yaptıran Çıldır Belediyesinin organizesine hazırlandığı Çıldır Göl Festivalini, bir kaç zabıta ile bölgenin ilk festivalini yapıp, yapmamak için kıvranan Göle Belediyesinin Göle Kaşar Festivalini ve Posof’un elmasına sahip çıkacak yatırımlar yapmayıp, adına şenlik düzenlemeye hazırlanan Posof Belediyesinin Aşıklar Şenliğini ve Ardahan Bal Festivalini iptal eden Ardahan Valiliğinin kararı tartışılmalı diye düşünüyorum..
Çünkü geçen yıllara nazaran bu yıl olağanüstü bir yerli turisttin büyük bölümünün bu etkinliklere katılmak için Ardahan’a geldiğini, bununda İl’in ekonomisine büyük katkı sunarken, bu iptallerle Ardahan’ın da darbe yediğini bilmek gerekir..
Evet, her olayda etkinlik iptal etme alışkanlığının bu yılda devam ettiğini gördüğümüz bu anlayış kar değil, zarar getirmez mi?
Bilmem ama bu iptal kararı ile geçen yıl olduğu gibi bu yıl zarar gören Ardahan esnafı olmuştur..

**Basın Susmadı, Halk Direndi..

Erdoğan’ın bundan sonra yapacağı ilk şey 14 yıldır emrinde bulunan iktidara, ‘Basının önünde ki tüm yasakların’ kaldırılmasını emir etmesidir..
Çünkü, ‘twitter’i kullanmıyorum’ deyip, ama twit attırmayı seven ve en önemlisi 15 Temmuz gecesi her konuşmasında patronuna yüklendiği CNN Türk’ün ekranında halka seslenme imkanı bulan, Dicicom’un kapatılması ardından uydudan atılan, yok imkanlar ile karadan yayın yapan İMC’de mesajları verilen kısacası sanaldan, yerelden, ulusala darbeye karşı koyan tüm basının önünü açmalı, tam demokrasi demelidir..
Aksine mi? Bir daha bu şansı bulamayabilir..
Çünkü 15 Temmuz gecesi daha çok demokrasi bekleyen basın susmadı, halk direndi..
Yani basın ve halk ödüllendirilmelidir..

**ARܒnün Adayları..

Önümüzde ki hafta yeni rektörünü seçmek için sandık başına gidecek olan Ardahan Üniversitesi Öğretim Üyeleri kendilerinin olduğu gibi üniversitenin de geleceğine ışık tutacaklar..
Hepimizin merakla beklediği, Cumhurbaşkanının son kararı vereceği ARܒnün yeni rektörünü bekleyen onca sorunun çözümünde rol oynayacak olan yeni rektör işe başlar başlamaz kadrosunu da kuracağı ve bu kadronun içinde eski rektörün ekibinin olup, olmayacağı de merak edilen diğer bir konu..
Halim Kazan gibilerinin daha rektör olmadan kavga ettiği ileri sürülen bu seçimin kavgasız, gürültüsüz olmasını, bilim adamı olan akademisyenlerimizin kendilerinin olduğu gibi ARܒnün geleceğine yönelik vereceği kararla daha güzel bir üniversite oluşumu için el ele vermesini umduğumuz ARܒnün rektörlük seçimi bu nedenle çok ama çok önemlidir.
Ardahan Milletvekillerinin, Belediye Başkanlarının ve toplumun tüm ileri gelenlerinin bu ışığa yardımcı olması umuduyla şimdiden başarılar diliyorum..

**Kim sorumlu?

**Bayatlamayan yazılar..
Gözlere pembe gözlüklerin takılıp gezilerek gazeteciliğin yapıldığı Ardahan’da var olan sorunların dile gelmesi ve çözümüne katkı sunmak için görevin sadece bir iki kişiye mi düşer bilmem ama bu kişilerin sadece vali, kaymakam, belediye başkanı veya her sıkıştığın da ‘Alo Gazeteci’ diye aranan duyarlı gazetecilerin olmadığını düşünenlerdenim..
Suyu kesildiğin de gazeteciyi arayan, yolu, suyu, elektriği olmayan organize sanayi de, küçük sanayi de ‘iş yapamıyorum’ diyerken, ‘Adımı yazma ama sorunlarımız yaz’ diyenleri bu bir türlü çözüm bulmayan sorunlarda ne kadar payları var?
Nüfus kimliğinin kayıp etmeyene kadar matbaa, gazeteci nedir'i bilmeyen, hatırlamayan köylünün hayvanlarımız şaptan telef oldu, kaba yem sıkıntısı çekiyoruz, suyumuz gibi köy ve yayla yolumuz yok demeye ne kadar hakkı olabilir?
Kendi sorunlarının çözümünde kendisinin rolünün ne kadar olduğunu düşünmeden yaylamız da elektrik yok demeye kimin hakkı olabilir?
Seçimlere iki ay kala ortaya çıkıp, ‘Ben bu memleketi kartaracam’ diyenler ne kadar halkı ve beni ikna edebilir?
Efendim biz seçtik, o yapmalı deyip, yan yatıp, çözüm bekleyenlerin sayısının bir hayli fazla olduğu bir memlekette evinin önünde ki çöplerin neden günlerce toplanmadığını sorma gibi bir hakkı olabilir mi?
Ardahan’da 10 değil 13 leylek yuvası diye yazıp, gazeteci diye ortalıkta gezenleri tutup, ‘Ula hele gel buraya, bu toz, toprağı görmüyor musun, çukurlarda nasıl geziyorsun?’ diye sorma-yanların aydın, toplum önderi, adam diye bilindiği memlekette valiyi, belediye başkanını, kaymakamı hatta seçildikten sonra beline taktığı tabanca ile, aldığı minibüsle köyün, öğrencinin HES’in barajını almaktan öte bir iş yaptıkları görülmeyen muhtara, sözde gazetecilere bir şey demeye hakkınız var mı?
Evet, var olan sorunlara manalar çözümler üretmeden, çeper diplerin de dedikodu yaparak muhalefet yapanların siyaset yaptığı Ardahan’da var olan sorunların çözümün de kimler sorumludur?
Yıllardır kampüsleri bitiremeyen birinin işe aldığı yakını dolaysıyla ‘çalışkan, iyi adam olduğu’ bu memlekette kim soracak Güzel Sanatlar Fakültesi, yetmedi İlahiyat Fakültesi, Hanak, Damal ve Posof’a açılacağı söylenen Yüksek Okullar ne oldu diye?
Onca Avukatı, doktoru, eczacısı, siyasetçisi, meclis üyesi, mahalle, köy muhtarını olduğu bu kentte kim soracak bu memleketin sorunlarından kim, kimler sorumlu diye?..

**Gerçek gündeme dönmek gerekir..

Darbeye kalkışma olayını fırsat bilip, gerçek gündemi unutanların Ardahan şehir merkezinde ki yollar gibi onca sorunu unuttuklarını görülmekte..
Evet hepimizin büyük bir direnç gösterip, karşı çıktığı darbeyi unutmadan, yaşattığı tramvayı atlatmak için kolları hemen sıvayıp, gerçek gündeme dönülmesi gerektiğini yeniden hatırlatmak isterim..
Çünkü bu ülkenin bugün bunları yaşamasının altında yatanların en büyük sebeplerinin altında yatanın toplumun beklediği hizmetlerin bir türlü yapılmaması ve bu sorunları getirdiği birikimler olduğunu, başta dün başka şeyleri, bugün de darbeyi mana edip, işleri halı halı altına süpürenlerdir...
O zaman haydi lütfen bu ülkeyi baştan aşağıya yeniden yaratmak için önce şu bozuk yolları yaparak, toplanmayan çöpleri toplayarak işe başlayalım..
Evet, ‘zamanı mı?’ demeden hiç bir şey olmamış gibi bu ülkenin ana sorunları, bekleyen onca sıkıntılarını aşmak için gerçek gündeme dönüp, ekonomi, iyi bir yaşam için gerçek gündeme..

YAZALAR
Yazar Fakir


Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin


Facebook'ta Paylaş
SİTEMİZE REKLAM VERMEK İÇİN;
0. 535 418 32 58 NOLU TELEFONUMUZU ARAYABİLİRSİNİZ..

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

Yazarlarımızı okuyor musunuz?

YAZIYORSAM SEBEBİ VAR
Elin oğlu anlıyor, ya bizimkiler..

Fakir Yılmaz Facebook'ta PaylaşTwittirda PaylaşBaşkanlığına geldikten sonra sivil toplum kuruluşunun yapması gerekeni yapan Ardahan Dernekler Federasyonun çıkışının birilerini bir hayli rahatsız ettiğinin farkında olduğumuzu daha önce bir kaç dile getirmiş, bu yönde yapılan saldırılara karşı diz çökmeyeceğimizi de anlatmıştık..
Çünkü benim başımda bulunduğum federasyon yönetimimin ince hesapları, gizli ajandasının olmadığı, tüm hesabının, başta İstanbul’da olmak üzere daha güçlü bir Ardahan ve güçlü Ardahan’ın içinde yer aldığı ülkemde daha çok söz sahibi olmaktır..
Tabi eğer izin verilir, başta, ‘Fakir Yılmaz oradaysa bize ekmek yok’ diyen, siyasi baronlar, Ardahan’ın adı üzerinde palazlananlar, paniklenenler olmak üzere önümüzde ki diaspora aşılabilirse..
Halbuki ARDA/FED yada bir başka ad ile Ardahan ve Ardahanlı güçlenirse kazananlar arasında bu diaspora da olacak..
Çünkü şu anki yerde sürünmeleri sona erecek, ayağa kalkacaklardır..
Ama gelin görün ki elin oğlunun anladığını bizimkiler dediklerimi bir türlü ARDA/FED’in yapmak istediğini, anlatmaya çalıştığını bir türlü anlamak istememekteler..
İşte bu nedenledir ki; İkide bi aynı konuyu Ardahanlılaa ve Ardahan kamuoyuna anlamaya çalışmaktayız..
Bizlere diz çöktürme hesabı yapanların yanı sıra bize benze diyenlerin çabasının boş iş olduğunu da buradan hemen söylemekte fayda var..
Çünkü bizim diz çökmeyeceğimizi gerek gazetecilik mesleğimizde yıllardır ortaya koyduğumuzu dirençte, gerekirse ARDA/FED’in yönetiminin bize olan inancından haberiniz yoksa sizde elin oğlunu gibi artık anlayın deriz..

**Karanlık günlere doğru giderken..

Başkan olmayı hedefine koyan ve bunun için ne gerekiyorsa yapan Erdoğan’ın eline aldığı ülke kumandasıyla oynarken beğenmediğini değiştirmeyip, toptan kararttığını İMC TV’den sonra Ülkücü camiaya hitap eden Bengü TV’de kapandı..
Toplumun yaşananları izlemekten ve bana dokunmayan yılan bin yaşasın demekten öte bir şey yapmadığı şu günlerde art arda kapatılan televizyon kanallarıyla muhalif seste gün geçtikçe azalıyor, ortadan kayıp ediliyor.
İktidarın oluşturduğu havuz medyasının tüm gücü ile beyinleri yıkamaya devam ettiği bir süreci yaşayan ülkemde her an yapılacak denilen bir ara seçim de ve anayasa referandumunda mevcut iktidarında %52’ye yakın oy alabileceğinin bir tesadüf değil, başta başkanlık sistemi olmak üzere yeni bir süreçtir..
CHP’nin Anayasa görüşmelerinde çekilmesini çok umursamayan ve barış masasında ki tavrını ortaya koyarcasına, bu yönde ki bir soruya dalga geçercesine ‘CHP zaten masada çekilmemişmiydi?’ diye cevap veren Erdoğan’ın bu tavrıyla referandum planının adım adım hayata geçtiğini fark edemeyen muhalefette, muhalif medya e basının tek tek tek kapatılmasını çokta umursamadığını görmekten öteye gidemiyoruz..
Samanyolu, Gün , Bugün, İMC’den sonra Ülkücü kanada hitap eden Bengü TV’nin de karartıldığı şu günlerde güneyde ki çatışmalardan da artı haber alınamaz oldu..
Evet, muhalif medyanın tek tek karartıldığı şu günlerde önümüzde ki günlerin hiçte aydın olmadığını bir kez daha belirtmekte fayda var derken, ekonominin de her geçen günü sisli bir atmosferde gün geçtikçe önünü göremez hale geldiğini de söyleyebiliriz..

**Halka kim hesap soracak?

Her ülkenin tarihinde önemli zamanlar vardır. Sürekli gündemi değişen, daha bir olayı çözümleyemeden diğeriyle karşılaştığımız benim ülkem de ise öyle bir tarih var ki diğerlerinden açık ara sıyrılıyor durumda:

**7 HAZİRAN

Ülke 7 Haziran öncesi ve 7 Haziran sonrası diye ikiye boyutlandırılsa, aslında sizde benim ne demek istediğimi anlayacaksınız.
7 Haziran öncesi uzun bir zaman boyunca ülkede ne bir mermi atılmış, ne bir bomba patlamış, ne kimseyle savaşın eşiğine gelinmiş ve de şuan ki kaos vuku bulmuştur.
Siyasi hesaplara kurban götürülmek istenen ülkemiz ve yaşananları bir okadar sessiz izleyen halkımız öyle bir karanlık noktaya doğru gidiyor ki, bunu kestirmemek için benimde köyüm olan Harziyanın dağında taş olmamız gerek.
Rusya ile yaşanan kriz, komşularımızla ilişkilerimiz, dünya siyasetinde dikkate alınmamamız, güneyde yaşanan savaş, baskı, ötekileştirmeler öyle bir hal almış ki kimse ülkenin 5 yıl sonrasını düşünmek istemiyor.
İktidar ise yaşanan tüm bu gelişmeleri sanki ülkeyi 14 yıldır kendisi yönetmişyormuş gibi, diğer partilere ve örgütlerin suçuymuş gibi gösteriyor.
Gerçi öyle günler yaşıyoruz ki şu Ardahan’ın yollarının hesabını soramayan halktan, demokrasinin, hukukun, eşitsizliğin hesabını sormalarını beklemek ahmaklık olur. Yaşananların tek bir sorumlusu var ise o da bana kuzuların sessizliğini hatırlatan Toplumumuzdur.
Bakalım gün geldiğinde onlara hesabı kim soracak?

**Ya diğer gazeteciler?

Hükumet ve başkan Erdoğan’ı eleştiren, onların yaptıklarını yağlayıp, pullayıp, yayınlamayan gazete ve televizyonların ve çalışanlarının büyük bir baskı altında olduğu ülkemde iki gazeteci Anayasa Mahkemesinin verdiği karar ardından serbest kalmaları günlerdir tartışılıyor.
Son olarak; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 5 günlük Batı Afrika turu öncesinde Atatürk Havalimanı'nda gazetecilerin sorularını yanıtlarken "Ben Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karara sadece sessiz kalırım o kadar. Ama uymuyorum, saygı da duymuyorum." diyerek tepki koyduğu bu karara bende Erdoğan gibi olmasa da tepki koyuyorum..
Çünkü Erdoğan’ın iki gazetecinin serbest kalmasına neden olan AYM’nin taraf tuttuğunu düşünenlerin başında bende geliyorum.
Çünkü son olarak İMC’nin Türksat uydusunda çıkarılıp, karartıldığı ülkemde başta Kürt gazeteciler olmak üzere bir çok gazetecinin sadece düşündüğünü yazdığı için, yaşananları haber yaptığı için hapiste olduğunu ve onlar içinde AYM’ye başvuruda bulunduğunu bilen başında gelen bir gazeteciyim..
Kİ; Aynı AYM tank ve toplarla dövülen Güneydoğu’da insanlar bodrumda ölürken yapılan itirazları da ret ederek, taraf olmuştur..
Yani kısacası Ortadoğu’da ki ince hesapları için ABD’nin ve göçmen korkusu yaşayıp, AKP’nin savaş politikalarına göz yuman AB gibi AYM’nin de son 14 yıldır yaşananlara taraf olduğunu düşünüyorum..
Ve bu düşüncelerimi yazdığım için ‘ülkede bağımsız ve taraflı bir hukuk ile basın özgürlüğü olmadığından dolayı korkuyorum..
Ve Can Dündar ile Erdem Gül bırakılırken onca tutuklu gazeteci için ‘ya diğerleri?’ diyorum!

**KAI Keneleri..

Ardahan’dan gelip, İstanbul’da nasıl federasyon başkanı olur?’ diyenlerin ortaya koyduğumuz çalışmalar ile hala şokta çıkamayıp, beni değil, daha önce ki başkanlara yaptıkları gibi 60’a yakın derneğin üyesi olduğu İstanbul’da ki en büyük Ardahan stk’sı olan Ardahan Dernekler Federasyonunu yok saymaya devam ettiğinin farkındayım..
Bunların bu ülkede yaşanan onca acı ve göz yaşını, evlerinin önünde ki çöplerin günlerce toplanmadığını, araçlarının alt takımın alt üst eden bozuk yollarda insanların öldüğünü bile (Belediye başkanı, vali, kaymakam, hatta muhtar kızar diyerek) haber yapmaktan çekindiklerini de biliyorum.
Hatta aynı takımın gazeteci diye gezerken fotoğraf makinası taşımadıkları gibi cep telefonlarıyla çektikleri resimleri bile haber yapmayı beceremeyen, düşüncelerini bile köşe yazısına döküp anlatamadıklarını da biliyorum..
Ve bunların yıllardır batıda ki dernekleri, iş adamlarını sömürdüklerini de iyi biliyorum..
Ve en önemlisi gazeteci kimliğimle ortaya koyduğum performansın ardından Ardahan’dan gelip, yılardır ‘falan, başkan, filan derneğin, vakfın gecesi, muhteşem oldu’ diyerek sömürdükleri derneklerin çatısı altında toplandığı federasyona başkan olmam onları kıskançlıktan çatlattığını biliyorum.
Hatta filan iş adamının oğlunun sünneti 40 gün 40 gece sürdü diyenlerin ARDA/FED’i görmezden geldiğini ama benim korkumda da alenen eleştiride bulunamadıklarını, üstü kapalı mesajlarla yaptıklarımızı çürütmeye çalıştıklarınıda biliyorum..
Kim bunlar diye merak edecek olursanız onuda ben değil siz, bu yazıyı okuyanlar daha iyi bilirsiniz..
Çünkü bunların gazeteci değil, Ardahan’ın yanı sır Kars, Iğdır’ın yakasına yapışmış keneler olduğunu da biliyorsunuz..

**BİR ARADA YAŞAMA KÜLTÜRÜ..

Yıllardır yaşanan iç çatışmalara karşın hala el ele, gönül gönüle verip, biz et tırnağız diyen toplumun fertlerinin arasına konulmak istenen uçurumunun dökülen toprak ve taşlarına rağmen halen yıkılmamasının ana nedeni bu ülkede yaşayan insanların bir arada yaşama kültürü ile yoğrulmalarıdır..
Bunun en güzel örneği bu ülke de yaşayan toplumların tüm haksızlık, hukuksuzluk, ayrım, gayrıma karşın, demokrasisi gelişmiş, insan hak ve hukukları gerçek anlamda kanunlarla korumaya alınmış, olan güzel bir ülkede yaşama mücadelesini bırakmayıp, el ele verdiği insanlarla yaşama arzudur..
Ekmeğinin paylaşan, şekerini birlikte tadan toplumların yaşadığı bu topraklarda birlikte yaşama arzusu içinde ki insanların onca haksızlık, hukuksuzluğa, hırsızlığa rağmen 'Buna da şükür' diyerek kendisini teslim almak isteyenlere karşı dik durarak sırt sırta verdiği insanlarca zaman zaman harçenlenmesine rağmen hala kardeşçe yaşanabileceğini ortaya koyması bu ülkenin en büyük değeri değilde nedir?
Evet, bu ülkede doymak için doğduğu toprakları terk edenlerin her geçen gün devleşen kentlerde bile bir birlerini bulma çabası, gayreti de bu ülkenin insanlarının birlikte yaşama kültürünü terk etmememelerindedir..
İşte bunun diğer bir örneği de Türk, Kürt, Alevi, Terekeme, Ahıskalı demeden 'Biz Ardahanlıyız' diyerek, İstanbul gibi dünyanın en büyük metropolün de bir araya gelme, siyasi, ticari, kültürel, sosyal güçlü bir toplum olma çabasıdır..
İşte bu nedenledir ki 'Ardahanlılar İstanbul'da buluşuyor' federasyon, dernekler aracılığıyla araya gelme heyecanı yaşanmaktadır..

**BAŞKAN ERDOĞAN..

Dün bir kez daha bakanlar kuruluna başkanlık eden Başkan Erdoğan’ın sistem değişmiştir söylemi de gün geçtikçe hayata geçiyor gibi..
Benim de tam destek verdiğim bu yönetim anlayışına direnenlerin ‘sistem elden gidiyor’ feryatlarına kaşın bildiğini yapan ve bana göre doğru yapan Başkan Erdoğan’ın saraya topladığı bakanlara 9 saat boyunca, 'direnin az kaldı' dediğini de tahmin ediyorum..
Mevcut sistemim bu ülke de gerçek iktidar olan bürokrasinin olduğunu bilen biri olarak ‘içeriği belli olmazsa’ da başkanlık söyleminde bir hayli korkmaktadır.
Çünkü sistemin değişmesi 75 yıldır bu ülke de gerçek iktidar olan ve halkın seçtiği vekilleri bile kendi lehlerine hazırladıkları kanun kararnameleri ile kandıran bürokrasi, iktidar elden gidiyor paniği içindedir.
Bu nedenle diyorum ki; ‘İçeriği belli olmazsa da’ başkanlık sisteminin içeriği açılarak bu ülkede bir an önce tartışılması ve hemen hayata geçilmesinden yanayım..
Çünkü bugün Başkan Erdoğan’a mal edilen bu sistemi yarın herkes kullanacak..

**Birlikte yaşamak..

Onca olaya karşın hala bilikte yaşamak isteyen toplumların tüm tahriklere karşın hala el ele verip, bir birini tutmaya çalıştığı bir başka ülke var mı bilmem..
Ve o ülkede yaşanan onca acıyı birlikte his eden insanları ikiye bölüp, kendilerine yakın olanı vatan sever, kendi düşüncesine katılmayanı hain ilan eden bir anlayışın hüküm sürdüğü bir yönetime karşın kardeşlik için direnen bir milletler topluluğu olan devlet var mı?
Kardeşliğin koparılmak istenen bir ülke de vatan, millet, sakarya edebiyatları ile, bayrağın altına girip, insanları tahrik edenlere kaşın hala bilikte yaşanılabilirden ısrar edenlerin çoğunluğunun gün geçtikçe azaldığını görmeyen gözlerin bu ülkenin geleceğinin altına dinamitler dizdiğinin farkındalar mı?
Bilemiyorum ama bu ülke de birlikte yaşamak isteyenle ile onları bir birinden ayırmak isteyenlerin direnişi ve savaşı olduğunu bilmekte fayda var..
Ve birlikte yaşamak isteyenlerin güneyden, Artvin’e uzanan direnişi daha da sıklaştırıp, tüm tahriklere karşı birlikte direnmelidir..

**Sıra Doğanın Anasında..

Ortaya çıkan onca kasetin arasında birisinde ‘Biz bu milletin anasını belleyeceğiz’ diyen müteahhidin saldırdığı Artvin ayakta..
Günlerdir doğalarını korumaya çalışan Artvinlilerin gün geçtikçe 2. Gezi’ye dönüşen haklı direnişi karşısında hala bir şey diyemeyen başkan başbakanı konuştururken, başbakanın da ‘Ya üstten değil, alttan delecek’ diyerek işi sessizce yoluna koymak istediğini görüyoruz..
Yani Kura nehrinin sularını nasıl tünel yolu ile alıp, Çoruh Nehrine akıtacaklarsa, Artvin’i ayağa kaldıran Cerattepe’yi de alttan deleceğiz diyor..
Yani, daha önce ‘Bu milletin anasını ..’ diyen müteahhidinin üstten değil, alttan doğanın anasına girecek diyor..
Evet sıra doğanın anasında denilecek Artvin’de ki gaz bulutları Cankurtaran tünelini aşıp, ülke geneline yayıldığı şu günlerde Güneydoğu’da gelen haberlerde anaları ağlatmaya, yüreklerini yakmaya devam ediyor, benim savaşa sürüklenmek istenen güzelim doğa analı ülkem..


**Örnek davranış..

Suriye’de ki savaşının ateşi çevresini yakmaya devam ettiği bir sıra da Ankara’da patlayan bomba ve Güneydoğu’da devam eden çatışmalar da yaşamlarını yitiren insanlara saygı çerçevesin de 23 Şubat etkinliğini 27 Şubat’a erteleyen Ardahan Dernekler Federasyonun bu ulvi davranışı toplumun büyük kes mi tarafından alkışlarken, küçükte olsa bir grubun da ince oyunlarını bir hayli bozmuşa benziyor..
Çünkü hükümetin yanı sıra bir çok derneğin iki gün içinde yaşanan onca olaylara, ölümlere karşın hayata normal devam ederlerken, son aylar da inanılmaz bir çıkış yakalayan ARDA/FED toplumsal duyarlılığı gözden kaçırmamış, gecesini 27 Şubat’a erteleyerek, duyaralı stk örneğini ilk kez ciddi anlamda ortaya koymuştur.
ARDA/FED’in bu örnek davranışı ve bu yönde ki mesajının da dikkatte alınıp, not etmesi gerekenlerin de duyarlılığın öyle içi boş vatan, millet, sakarya edebiyatları ile değil, samimi ve eylemini ortaya koymakla olduğunu da anlamalıdırlar..
Anlayıp, Ardahan ve ülke için el ele vermeleri gerekenlerin artık ARDA/FED’in bu yönetiminin altında buzağı aramadan hareket etmesi gerekir derim..

**Sıra Doğanın Anasında..

Ortaya çıkan onca kasetin arasında birisinde ‘Biz bu milletin anasını belleyeceğiz’ diyen müteahhidin saldırdığı Artvin ayakta..
Günlerdir doğalarını korumaya çalışan Artvinlilerin gün geçtikçe 2. Gezi’ye dönüşen haklı direnişi karşısında hala bir şey diyemeyen başkan başbakanı konuştururken, başbakanın da ‘Ya üstten değil, alttan delecek’ diyerek işi sessizce yoluna koymak istediğini görüyoruz..
Yani Kura nehrinin sularını nasıl tünel yolu ile alıp, Çoruh Nehrine akıtacaklarsa, Artvin’i ayağa kaldıran Cerattepe’yi de alttan deleceğiz diyor..
Yani, daha önce ‘Bu milletin anasını ..’ diyen müteahhidinin üstten değil, alttan doğanın anasına girecek diyor..
Evet sıra doğanın anasında denilecek Artvin’de ki gaz bulutları Cankurtaran tünelini aşıp, ülke geneline yayıldığı şu günlerde Güneydoğu’da gelen haberlerde anaları ağlatmaya, yüreklerini yakmaya devam ediyor, benim savaşa sürüklenmek istenen güzelim doğa analı ülkem..

**Bu ülke hepimizin..

Son olarak Ankara’da patlayan bomba ile onca insanın hayatını kayıp ettiği olayların nasıl olup, sonlanacağını anlayamadığımız şu günler de başta siyasiler olmak üzere birileri ortaya çıkıp, yüksek ses ile bu ülke hepimizin diyerek gerek savaş politikası izleyenleri, gerek ise savaşta nemalananları şiddetle kınanmalıdır..
Buna önderlik yapacak olanların başında gelen iste sivil toplum örgütleri, basın, sendikalar, muhalefet ve iktidardır..
Her patlayan kurşun, bombanın zaten kanayan yarayı iyiden iyiye kanattığı ülkede ortaya konulacak birlik berberlikle daha da yaşanması muhtemel saldırıların önünü keseceği gibi bu ülkede berber yaşamak isteyenlerin ortak gücünü de ortaya koyacaktır..
Evet BU ÜLKE HEPİMİZİN diyerek ben bir gazeteci olarak burada bir kez daha yüksek ses ile bağırıp, altını kanla değil kalemle çizerken, başta başkan olmaya çalışan ama bir hayli gergin olan cumhurbaşkanı olmak üzere herkesin barış dilini kullanıp, savaş yöntemlerini elinin tersi ile kenara itmelidir..
Haydi hep berber, birlikte BU ÜLKE HEPİMİZİN diyelim ve birlikte yaşadığımızı bir kez ortaya koymanın tam zamanı..

**Güreş minderleri çürüdü mü?

Şavşat’ta kar güreşleri yapılırken ve güreşçimiz Gürcü şampiyonu karlara gömerken benimde aklıma Çıldır’da çürüyen güreş minderleri geldi..
Kar Ardahan’da, Güreşçi Posof ve Çıldır’da, Koşuyucu Göle ve Damal’da, Futbolcu Hanak ve Hoçvan’da minderler de bodrumda çürüyor Çıldır’da..
Evet, amcasının 2 milyon dolar harcayıp, Goravel’e e yaptırdığı Zeki bayraktar isimli Ardahan/Çıldırlı güreşçi Zeki Bayraktar’ın Çıldır’a götürüp, bir salonda belki yeni Hamzalar yetiştirirm dediği o güreş minderleri ne oldu gerçekten?
Hamza Yerlikaya’ya hocalık eden, bir çok şampiyon yetiştiren Zeki Bayraktar’ın ‘Bana bir salon erin Çıldırlı güreş severleri ata, dede sporuna kavuşturacam’ dediği ve kendi imkanları ile Çıldır’a getirdiği güreş minderleri ne oldu?
Yoksa insanların topluca yakılarak öldürüldüğü ileri sürülen o bodrumlardan birinde çürütülüyor mu?
Kısacası Serhat Ardahan Spor’un futbol’da bir yere gidemediği Ardahanlı güreşçinin Şavşat’ta düzenlenen kar festivalinde Gürcü dünya şampiyonunu karlara gömdüğü bir sıra da o minderlere ne oldu?..

**Bodrumlardan Kaldırımlara..

Güney doğu da kentlerin top ve tanklarla dövüldüğü, insanların bodrumlar da öldürüldüğü bir sırada ülkenin başkentinde patlayan bomba işlerin gün geçtikçe daha da içinde çıkılmaz hale geldiğini bir kez daha ortaya koydu..
Ayladır insanların tank, top, keleş, kansaslarla öldürülüp, toprağa verildiği bir ülke de hala ülkeyi iyi yönetiyoruz diyenlerin de olduğunu görmemekle insanı öldüren diğer ciddi bir konu olarak karşımızda durmakta..
Eriyen karların cadde ve sokaklarını çamur suyu ile doldurduğu şu günlerde güneyden başlatıp, başkentte kadar uzanan kan gölü içinde ‘başarılıyız’ deyip, dünyaya kafa tutmaya kalkmanın bedelini suçu, günahı olmayan insanlara ödetmek ve en önemlisi bu güzelim ülkenin geleceği tehlikeye atmak ne kadar anlamlı bir yönetim anlayışı olabilir?
Bilemiyorum ama dün akşam Ardahan Dernekle Federasyonun da bir araya geldiğimiz, Ardahan, Van, Diyarbakır, Amasya, Siirt ve Bitlis Denekler Federasyonu başkan ve yöneticileri olarak bu ülkenin ne kadar birlik beraberliğe ihtiyaç duyduğunu bir kez daha anladım..
Çünkü bodrumlardan kaldırımlara kadar uzanan kanın hepimizi boğmaması için mutlak el ele verip, bilikte başa Kürt sorunu olmak üzere sorunları görüyorduk..

**Yalancı Savaş Gerçekleşirse..

İçeride yanmaya devam eden ateşi söndürmek yerine dışarıya doğru, sınır ötesine top ateşleri yaparak daha da alevlendiren hükumetin burada ki asıl hedefinin, küçük bir gaz ile hemen gaza gelen halkın milliyetçi duygularını kabartıp, kendilerini sorgulatmaktansa gündem değiştirip, gözleri başka yöne çevirmek olduğunu artık çocuklar bile anlıyor, hatta gülüyor..
Çünkü bugünlerde bir hayli seslendirmeye başlanan savaşın gerçek olmadığını, yalancı bir savaş olduğunu herkes iyi biliyor.
Dünyanın iki dev ülkesi ABD ve Rusya ve 60 yıldan fazladır bir türlü içine giremediği AB’nin izni olmaksızın iki Arap askeri ile Suriye’ye gireceğini söyleyen, bunu söylerken kendisinin bile inanmadığını bilen kamuoyu bu yalancı savaşın bir anda gerçeğe dönmesinden de korkmuyor değil..
Çünkü yalancılığın bir yere kadar gittiğini gerçeğin gelip, kapıya dayandığını hemen herkese yaşamıştır..
Ülkenin içe yaşadığı ciddi gelişmeler karşısında yorulduğunun farkında da olmayanların iktidar olduğu şu günlerde her an çıkabilecek ciddi bir savaş halinde yalanı kalacağımızı da her kes ama herke iyi bilmelidir..
Çünkü tarihe baktığınızda bu işlerin hiçte öyle şakaya gelecek yönlerinin olmadığını anlar, bu işin çözümünün Kürtlerle barışmaktan geçtiğini fark eder..

**Esenyurt Bunlardan Kurtulmalı..

Dikkat ediyor musunuz bilmem ama hepimizin bildiği ama nedense, belki de küçük çıkarlar ve günü birlik menfaatler dolaysıyla ses çıkarmadığı ciddi bir sorunda topluma kendini adam diye yutturup, topluma değil, hep kendisine yontan küçük bir grubun bu güzelim ilçede ki insanların önünde hep engel ve birer takos gibiler..
Yani, 'Kral Çıplak' diyemediğimiz bir ilçede yaşadığımızın fakındayız, farkında değilmişiz oyununu oynarken..
Evet, Esenyurt'un diğer önemli bir sorunu da budur..
Yani küçük bir grubun büyük toplunu sömürüp, söğüşlediğini kimse kimseye demiyor.. Yada cafe sohbetlerinde dedikodu yaparak azda olsa şarj oluyoruz..
Ancak birilerinin ortaya çıkıp, hem de yüksek ses ile 'Kral Çıplak' demesi gerektiğini sağa sola, arkaya, öne bakmadan kendimize sorup, 'Evet, Kral Çıplak' demesi gerekenin ben, sen, o..
Kimi belediyenin adını, makamını, kimi içi boş stk'ların, kimi mafyacık oyunu oynayarak, kimileri ise gerçekleri görmezden gelip, bir iki resmi gün ilanı için ağzını, gözünü, kulağını tıkarken Esenyurt'u adeta esir alanlarda rantlarına rant katmaya devam ediyorlar..
Aslında şu an başkan olan Necmi Kadıoğlu'dan, beşikteki bebeğe kadar herkesin iyi tanıdığı bu grubun dağıtılmasını tek yolu da sadece üç kelimeden geçiyor..
Yani birileri yüreklice ortaya çıkıp, 'Esenyurt Bunlardan Kurtulmalı' demeli..
Bakın ben dedim..
Ya sen bu yazıyı okuyan?..

**Kabul edin sarsıldınız..

Seksen Milletvekilinin nasıl olup, 40’a düştüğünü kendilerine sormayanlar gibi bizim Ardahan Dernekleri de kendilerine ve yaptıklarına bakmadan suçlu arıyorlar.. Çünkü gerçek anlam da mücadele edenler ile kendilerini karıştıran kimileri, ‘mecliste ben olayım da, gerisi önemli değil’ derken bizim dernekçilikte de, ‘bana başkan desinler, gerisi önemli değil’ anlayışı hüküm.. Evet, hükumetin zafer sayıp, bayraklar astığı Sur ve diğer yerlerde hendekler kapatırken, yüreklerde vede toplumlar arasında açtığı yaraların derinleştiği ve bunu saklamak için de yeni bir savaş senaryosu hazırlarken, bizim sözde dernekler de daha arkası gelecek olan bir iki harekette sarsılıp, şaşırmış haldeler..
Rus uçağının düşürülmesi gibi ne yapacağını şaşırıp, ülkeyi kapalı olarak gözü Ortadoğu bataklığına çekmek isteyenlerin gazıyla Suriye’ye girmek için hazırlıklar yaptığını gördüğümüz hükumetin bu telaşının altında yatanın gündemi değiştirmek olarak algılanırken, derneklerimiz ve başkan tayfaları da ARDA/FED’in beklenmedik çıkışı ile üzerilerinde ki ölü toprağını silkeleyip, ‘bizde iş yapıyoruz’ dercesine kazları hızla tüketmeye devam ediyorlar..
Halbuki; Hükümetin birde buzdolabına koyduğu ve indirmeyi düşünmediği görülen barış politikasını uygulaması halinde, deneklerinde ARDA/FED’in toplum nezdinde destek alan çıkışlarını örnek alıp, hareket etmeleri halinde güçlü bir ülke ve lobisi ciddi, üçlü bir Ardahan yaratmaz mı?.. Bilmem ama sanırım birileri bu dağınıklıktan vede dağılmışlıktan zarar görecek gibi. Görüyor da..

**Bu işler hava işi değil, gönül işi..

Gazetecilik mesleğim boyunca mücadelesini verdiğimiz güçlü bir Ardahan lobisinin oluşumu için yeni bir yolda yürüdüğümüz şu günlerde gazetecilikten sonra gerek Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olarak, gerekse çatısı altında bir araya gelen dernekler ile her geçen gün büyüyen Ardahan Dernekler Federasyonu olarak başlattığımız hareket gün geçtikçe amacına doğru hız almaya başlarken, birilerinin de bu yolda takoz olma görevini üstlendiğinde görmüyor değiliz..
Çakma oluşumlar ile yıllardır kendi siyasi ve ticari ilişkileri için evrilip, çevrilen dernekçiliğin nasıl yapılacağını ortaya konan çabalarımızı engellemek, her attığımız adıma çelme takmaya çalışanların korkulu rüyası olmamızın getirdiği bu boşa çırpınışları boşa çıkarmak için ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ isteyen, samimi olan Ardahanlılardan destek beklediğimizi burada bir kez daha anons ediyorum..
Çünkü bu işlerin öyle hava, civa işleri ile, ‘benim param var, ben yaparım’ demekle yada birilerinin önünde diz kırmakla, bize inat silik, toplum nezdinde ciddiye alınmayan girişimlerle, facebook, sanal ortam görüntülerle olmayacağını her Ardahanlıyım iyi bilmeli ve ARDA/FED’in İstanbul’da başlatmış olduğu hareketin iyice anlaşılıp, buna göre destek sunulmalı.. Çünkü birilerinin bu çıkışı, bu birlikteliğini engellemek için talimatlar yağdırdığını görüyoruz..

**İmkan olsa..

Güvendiği dağlara kar yağdı misali ABD ile de ters düştüğü görülen Başkan’ın, 20 Şubat’ta geceye hazırlanan benim gibi bugünlerde bir hayli gergin olduğu his ediyorum..
Esenyurt Ardahan tayfasını arkasına takıp, Ankara’ya giden ve bizimkilerini kapıda bırakıp, kendisi içeri giren Esenyurt’un Gümüşhaneli Belediye Başkanı ile verdiği pozda da bir hayli gergin olduğu görülen Başkan’ın terörist dediği PYD’ye tam destek çıkıp, 'Hayır onlarda Türkiye gibi bizim müttefikimizdir’ diyen Amerika’nın bu çıkışı karşısında dünyanın en güçlü (!) ülkesi ve ordusuna sahip Arabistan'la kol kola girip, Suriye’yi sunnileştirme operasyonu gün geçtikçe suya düştüğünü de gördüğümüz şu günlerde Kürtlerin direnişi karşısında da nasıl bir yol izleyeceğini de şaşırmış gibi..
Kürt sorununu ve Barış sürecini buzdolabına koyup, Güneydoğu’da ki ateşi yeniden yakan Başkan’ın ülkenin en önemli sorununu asker ve polise havale ettiği günden beri doğru dürüst uyumadığı için olacak ki benden beter bir hayli gergin olduğunu da tahmin ediyorum..
İmkan olsa şöyle bir saat kendisiyle görüşebilsem ve saraydan alıp, şöyle bir o çok özlediğim Ardahan karlarla örtülü dağlarına götürebilesem ve bu işin öyle sağda solda çözüm aramakla değil, bizzat Kürtlerle masaya oturup, 'gelin biz kardeşiz' demekle olacağını söyleyebilsem oda bende rahatlayacağız da..

**Bu Mücadele Hepimizin..

Her yıl ortalama 2 bin Ardahanlının göç etmeye devam ettiği İstanbul’da verdiğimiz ‘Güçlü Bir Ardahan Lobisi’ mücadelemizi anlamayan ve birilerinin büyük hesapları bozulmasın diye küçük rant hesapları uğrunda önümüzde engel olmaya çalışanlar bu mücadele hepimizindir..
Gelin, elinizi elimize verin, adımlarınızı adımlarımıza uydurun, arkada kalmadan yanımızda yer alın..
Yanımızda görünün ve hem sizin hem de Ardahan’ın İstanbul’da ki gücü artsın, büyüsün, bu büyük metropolde güçlü bir Ardahan lobisi olsun..
Olsun ki; Sizin o hep söylediğiniz, ama gerçekleşmesi için hiç bir şey yapmadığınız gibi yapmak isteyenlerin önüne engel olduğunuz o hepimizin özlemini çektiğimiz güçlü Ardahan lobisi aracılığıyla Ardahan ve Ardahanlının ekonomisine, sosyal hayatına yönelik enerjiye dönsün..
Dönsün ki; Ardahan’ı unutmaya başlayanlara, Ardahan’ı görmeyenlere cesaret versin, onlarında güçlü Ardahan lobisi için cesaretlenmesine sağlasın..
Bakın olmaz denilen o özlemini çektiğimiz Ardahan birlikteliği İstanbul’da, Bursa’da atılan adımla ile Ankara’da yeni federasyona, İstanbul’un 39 ilçesinde hatta İzmir’de Ardahan İl Derneklerine dönüşüyor.. KAI’ler tarihe gömülüyor, Kars dernekleri ortaya çıkarken Ardahan’ın üzerinde ki gölge kalkıyor..
Çünkü bu mücadele hepimizin..

**Korku İmparatorluğu her yerde..

14 Yıla yaklaşan iktidarı ile Milli İdareciler adını koyduğu kadroları ile rejimin tüm damarlarına sızan ve her geçen gün kök salan AKP iktidarının korku imparatorluğu havası yarattığını ileri sürenlerin hiç ama hiç kendilerine bakmadıklarını, federasyon başkanı olduktan sona daha net görmeye başladım..
Türkiye’de ki stk’ların, sendikaların büyük bölümün hala sol görünüşlü olanların elinde olduğunu da gördüğüm şu günlerde dernekçiliği kendilerine meslek edenlerin toplum üzerinde yarattığı korku imparatorluğu da AKP’nin korku imparatorluğundan aşağı kalmadığını da söylemek sanırım yanlış olmaz..

Çünkü ola ki küçük bir eleştiri yapman halinde bu toplumun üzerinde kendilerini gören ve dokunulmaz sananların civaklamaları öyle yüksek ki insanların susmasına, hatta geri çekilmesine neden olmakta..
Benim gazeteci olduğumu unutup, kendilerine benzememi bekleyenlerin dernekçilik alanında yaptığım çıkışlardan bi hayli rahatsız olup, elli kulp takıp, bir çokları gibi beni de korkutma çabaları nafile olsa da insanın aklına bir çok ‘Acaba?’ ları akıllara getirmiyor değil..
Evet, korku imparatorluğu ile iktidarlarını korumaya çalışanların başında Hoç/Fed’in başındakiler, Ardahan Derneği adını taşıyıp, birilerinin arka bahçesi olanların geldiği şu İstanbul’da insanın AKP’ye şükür etmesi geliyor..

**Kerimoğlu’ndan Reddi Ardahan..

Ardahan Damallı olan bugünün İstanbul Bakırköy İlçesinin Belediye Başkanı olan Dr. Bülent Kerimoğlu, ‘Ardahan ve Ardahanlılarla ilgili hiç bir sosyal aktiviteye, siyasal çalışmaya, ticari işle kendisinin aranmamasını istedi. Üstelik rica ediyorum’ dedi.
ARDA/FED Başkanı olarak mesaj attığım ve davet ettiğim Dr. Kerimoğlu bana dönerek aynen bunları dedi..
Bunlar ile yetinmeyen Kerimoğlu şöyle devam etti..
-Eğer Ardahanlılar benim Ardahanlı bir hemşehrileri olduğunu anlayıp, daha önce girdiğim seçimde İstanbul Esenyurt’ta belediye başkanı seçseydiler bugün tabiki onlara karşı bir soromluluğum olurdu..
Kerimoğlu’nun beni şoke den bu çıkışını, ‘Kerimoğlu’ndan Reddi Ardahan’ olarak değerlendirirken, aynı Kerimoğlu’nun ‘Beni Ardahan ile ilgili hiç bir etkinliğe, iş birliğine vede siyasi çalışmaya davet etmeyin kardeşim’ demesi düşündürücü, bir o kadar da iç acıtıcıdır..
Çünkü, ‘Beni Ardahan ile ilgili toplumsal bir şeye çağırmayın’ diyen aynı Kerimoğlu telefondaki bu açıklamasının ardından, ‘Bana bir doktor olarak ihtiyaç duyarsanız, şahsi bir ihtiyacınız olursa yardımcı olmaya çalışırım’ demesi de ayrı bir düşündürücü konu..
Kısacası bundan sonra Ardahan adına, Ardahan Damallı Dr. Kerimoğlu’nu bir daha aramayın.
Çünkü Kerimoğlu artık yok..

**Kirli Havuz Hükümeti Boğacak..

Bülent Arınç’ın çıkışı ardından yeniden gündemin birinci sayfasına taşınan Hükumet-Cemaat Kavgası Güneydoğu’da yaşananları gölgelemek amacını taşıdığını düşünürken, asıl tartışılması gerekenin kirli havuz da çıkarıldığı, yayınlandığı ileri sürülen gazete ve televizyonların hükumeti zorda bıraktığını ben görsem de sırtını bu kirli, hatta kan kokan basın e medya’ya eren hükumeti zorda bıraktığını belirtmek isterim.
AK Parti Ardahan Milletvekilinin bile uzak durmaya çalıştığı ve demeç bile ermekten kaçındığını düşündüğüm bu kirli havuzun attığı manşet ve yatığı yorumlarla başta Başkan Erdoğan’ı olmak üzere AK Parti Hükumetini boğacak hale getirdiğini de üzülerek izlemekteyim..
Çünkü bu basın ve medyanın derdinin hükumetin yada ülkenin güzel geleceği için olmadığını, asıl hesaplarının başta devletin resmi kurum ilan ve reklamları olmak üzere rantı götürürken, görülmemesini sağlamak olduğunu düşünüyorum..
Onca şehidin geldiği, insanların bodrumlarda ölüme terk edildiği güneyde ki olayları atıkları manşet ve gösterdiği görüntülerle saklayıp, çirkefleştiren bu kirli havuzdan bir an önce uzaklaşması gereken hükumetin yeniden bir cemaat kavgasına çekmek istemesi de bunun açık göstergesidir..
çünkü hükumet meşgul oldukça kirli havuz kanlı paralarla doluyor..

**Mutluluk pozları ve savaş..

Her geçen gün biraz daha şiddetlenen ve her an ülke geneline sıçrayabilir denen Güneydoğu’da ki amansız iç çatışmaların tüm hızıyla devam edip, İstanbul’a kadar sıçradığı şu günlerde dikkatimi çeken önemli bir noktaya sizlerinde dikkatini çekmek isterim..
Gerçi bu dikkat çekişlerimizi sık sık dile getirsekte, tepki alsakta kimin umurunda ki..
Neyse ben yine de görevimi, gazeteciliğimi yerine getirip, ‘dikkat’ demeye devam edeceğim..
‘Efendim, Güneydoğu’da çatışmalar var, başta gazeteciler olmak üzere, stk’lar, aydınlar, HDP ve PKK’nın için de bizzat olmayan Kürtlerin umurun da değil’ diyerek kendilerini, Kürt’ten öte daha Kürt, yetmedi en büyük devrimci sayanlar ve benimde için de bulunduğu grubu hain, iş birlikçi diye lanse edenlerin sanal ortamda ki sayfalarına baktığımız da, bu ülkede hiçte çatışma, ölüm, göz yaşı olmadığını, o sayfalarda verilen pozlarla her şeyin güllük gülistanlık olduğunu görmekteyim..
Dikkatimi çeken bu durum karşı tarafta, yani klavye şövalyeliği, yaparak, ‘Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez, Kahrolsun PKK’ naraları atıp, bunlar yetmezmiş gibi Türkmenler, Ahıskalılar, Uygurlar üzerinden Türkçülük yapanların sayfalarında da aynı poz ve durumlar var.
Peki İstanbul ve diğer batı kentlerine pala bıyık bırakıp, bıyıkları çeneye uzatan beyler bu ne iş?..

**Sen başkansın, sen de görme!

Dernekçiliğin yerlerde süründüğü bir süreçte beklenmedik bir anda nur topu misali kucağımda bulduğum Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanlığım sırasında paçama yapışan onca bataklık canavarlarını aşmaya çalıştığım bir sırada bazı dostlarımda bana zarar gelir düşüncesiyle gazetecilikte kullandığım kalemi azda olsa eğmemi tavsiye ediyorlar..
Neymiş efendim, ben artık başkanmışım, düşüncelerimi, yazılarımı ele alırken biraz frene basmam gerekiyormuş..
Evet yani açıkça söylenmese de başta insanların öldürüldüğü, ev ve iş yerlerinin harabeye çevrildiği, ambulanslar ve çocukların savaş ortamı varmış gibi cadde ve sokaklarda beyaz bayraklar ile dolaşmaya çalıştığı, her gün şehit haberlerinin geldiği Güneydoğu’da ki olaylara bakışım olmak üzere siyasilere, idarecilere yönelik olarak ele aldığım yazılarımı, haberlerimi yontmam gerekiyormuş..
Yani başkanım ya..

Fakir Yılmaz’ın gömleğini çıkarıp, mevcut sisteme ayak uyduran başkanlardan olmam gerekiyormuş.. Başkansan, hatta birileri gibi gazeteciysen her şeyi güllük, gülistanlık görmem, gerekiyormuş..
Bu dostça tavsiyeleri verenlerin art niyetli olmadığını bilsem de benim de Fakir Yılmaz olduğumu herkesin unutmamasını istemekte benim hakkım değil mi?..

**Dernek değil, STK olun..

Seçimden seçime değerlenen, kış geceleri kaz geceleri ile çal oynasın, vur duysun, yazında kışın büyüyen göbekleri eritmek için festivallere gelip, gözlerine taktıkları güneş gözlükleri ile poz verip, memleket kurtaran derneklerimizin bugünlerde bir hayli hareketli olduklarına şahit olmaktayız..
Gerçi, bu hareketlerin hala gerçek anlamda bir dönüşü olmayan etkinlikler olsa da insana bunada şükür dedirtmektedir..
Evet, dernek denilince seçimden seçime birilerinin siyasette kullanmadığı, ‘Başkan hele falan partinin genel merkezine bir faks yap, üzerinede yaz ki ‘Falan adam aday gösterilmezse siz seçimi kazanamazsınız’ demeyen, toplumun ana sorunları ile ilgilenen, ciddi ciddi lobi çalışmaları yapan stk’lar akla gelmeli..
İşte bakın Göle Belediyesinin bile İstanbul’da ki sarsıntının ardından dernekleri hatırlayıp, ciddiye almaya başladığı Göle’de ki stk’lar ve diğerleri ‘evet bizim asıl işimiz dernekçilik değil, sivil toplum kuruluşuyuz’ demelidirler.
Bir köy muhtarının bakanı arayıp, Göl’nin sorununu gündeme getirdiği gibi stk’larımızda sorunlar masaya yatıracak, yöneticiler ile birlikte ele alacak, çözümü için uğrlacak birer ciddi kurum olmalıdırlar..
Ve en önemlisi ‘sizler olmasanızda olur’ diyen ve dernekleri yok sayanları yeri geldiğinde yok sayacak, dik duracak Ardahan’ın stk’larına ihtiyaç duymaktayız..
Çünkü derneklerin buna yani stk olmaya çok ama çok ihtiyaçları var..

**Ailem ve Mesleğimden Özür Diliyorum..

İstanbul gibi dev bir metropol de yoğun bir tempo için de koştururken unuttuklarımın başında gelen, ailem ve mesleğim olan gazeteciliğim olması beni çok üzüyor..
Gerçi, Ardahan gibi bir yerde ikisi günlük olmak üzere 5 gazete çıkarmış, ulusal bir çok gazete ve tv’ye haberi manşet etmiş, 4 internet siteyi güncelleyen, twitter, facebook paylaşımları yapan, okurlarına sıkça mesaj atan, siyaset yapmış, köyleri en az 2-3 kez dolaşmış, Ardahan Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığına devam eden bir insan olarak yoğun tempoya alışkın olsam da, İstanbul’da yüklendiğim Ardahan Dernekler Genel Başkanlığı işin tuzun biberi oldu gibi.. Ve önce özlediğim ailemi sonra da gazetecilik mesleğimi daha da unutturdu gibi..
Her ne kadar Ardahan’da olmasam da yaşanan her haberlik olayı yine de ilk yayınlayan, sitesini her gün güncelleyen, manşetleri ile gündem oluşturan biri olarak dün yaşadığım bir olay beni çok ama çok üzdü..
Çünkü Ardahan’ın da tanıtıldığı EMITT’e Ardahan standını ziyaret ederek ayağımıza kadar gelen Kültür ve Turzim Bakanına, ‘Sayın bakan bizim Ardahan’da 20 yıldır İl Kültür Müdürü niye yok?’ diye sormayı unutuğum için şu an bile kendi kendimi yiyor ve bu nedenle; ‘İstanbul’da Güçlü Bir Ardahan Lobisi Oluşturma Sevdası’ içinde aksattığım ailemden, sonra da soru sormam gereken mesleğim, gazetecilikten özür diliyorum..

**Herkes ayrı tel çalarsa..

Güçlü bir Ardahan birlikteliği için çabaların yoğunlaştığı şu günlerde bu birliktelikten korkanların ellerinde tuttukları maşaları hemen, hem de panik içinde hızla harekete geçirdiklerini görüyoruz..
Yıllarca parçalanmış bir Ardahan topluluğundan faydalanıp, 3-4 oyu olmayanın belediye başkanı, belediye meclis üyesi, muhtar ve sonradan yetme iş adamı olduğu bir İstanbul’da Ardahan Dernekler Federasyonu olarak mutlak bir Ardahan birlikteliğine olan inancımızla bunlara karşı direnç gösterirken, bu kez yanınızda gördüğünüz, bizlerle aynı düşündüğünü sandığınız Ardahanlı siyasilerinden, stk’larından şut geldiğini görmekteyiz..
Ki bunu gören bürokratlarda, ‘şimdilik’ güçlü olan tarafta yer alıp, oluşturulmak istenen güçlü Ardahan birlikteliğine katkı sunmaktan çekinip, geri durduğuna da şahit olmaktayız..
Örnek mi?
Bir zamanlar yapılmayan, bizlerin diretmesiyle son yıllarda stant açılarak Ardahan’ı tanıtmak için ortaya konulan çaba olan EMITT fuarının her yıl yapılan açılışı öncesinde görmekteyiz..
Güçleri yanına alarak, onları paydaş yapması gerekenlerin adeta, ‘Siz olmasanız da olur’ diyerek hareket etmesi, o her Ardahanlının dediği ama niye gerçekleşmediğini hiç düşünmediği ‘Güçlü bir Ardahan lobisi’ geciktirmekte..
Yani herkes ayrı tel çalmakla bu işin olmayacağını her Ardahanlı iyi bilmeli ve kulağına küpe etmelidir..
Yoksa kayıp eden Ardahan olur..

**Öz yönetime doğru..

Cumhurbaşkanı olduktan sonra resmi olmasa da artık başkan dediğim Recep Tayyip Erdoğan’ın dillendirdiği başkanlık sisteminin Özal döneminde de yoğun ama çatışmasız bir ortamda yapıldığını unutanlar bugün insanların ölmesine, kentlerin yıkılmasına ses çıkarmamaları gerçekten acı verici bir durum.. Gerçi Özal ve Çiller dönemlerinde de bugün ki gibi kentler olmazsa da köyler boşaltılıp, harabeye çevrildiğini de unutmamak gerekir ya neyse biz asıl konumuza, Öz yönetime dönelim.. Buzdolabına kaldırıldığı ileri sürülen Barış Süreci gibi getirilmek istenen başkanlık sisteminin içinde neler olduğunu topluma anlatamayan başkan Erdoğan’ın isteği ile PKK’nın istediği öz yönetim arasında ki farkı kimse anlamıyor, anlatamıyor..
Evet, Ardahan gibi kent merkezlerinin nüfusu 50 binin altında olan yerlerde o kentlerde doğmuş insanların idareci olabileceğine kapı açan, büyükşehirleri çoğaltıp, bir merkeze bağlayan, raflarda duran bütün şehirler yasasını bir türlü yasallaştırmayan AK Parti ve onun kurucu başkanı Cumhurbaşkanı başkanlık isterken, başkanlığın sözlükteki anlamında içinde öz yönetimin de bulunduğunu ve oraya doğu gidildiğini niye kimse anlamıyor, anlatamıyor ve insanların ölmesini seyrediyor, hala anlamış değilim..

**Siyasileri Ziyaret..

Federasyon başkanlığına geldikten sonra yerlerde sürünen dernekçiliği bir nebze olsun ayağa kaldırma çabası için verdiğim mücadelenin başında Ardahan’ın, Ardahanlıların bir arada, tek yumruk olduğunu başta siyasilere olmak üzer tüm kamuoyuna anlatmak gelmektedir..
Bu çerçevede İstanbul’un ilçelerinde ki ziyaret ettiğim ve Ardahan, Ardahan Dernekler Federasyonu dediğimizde, ‘Orası neresi?’ cevabı ile karşılaştığım İstanbul’da ki siyasi parti temsilcilerine ilk önce Ardahan’ın nerede olduğunu ve siyasette, siyasilerden ne beklediğini anlatmaya çalışıyorum..
Bu çerçevede bugüne kadar ziyaret ettiğim Esenyurt, Beykoz ve Sarıyer ilçelerinde ilk kez bir şey yaparken, bu bir şeyin ne kadar önemli olduğuna da, birlikte bu ziyaretleri gerçekleştirdiklerimle birlikte şahit oluyoruz.
Çünkü her ziyaretimiz de karşımızda duran siyasi parti temsilcilerinin ya Karadenizli yada Güneydoğulu olduğuna şahit olmaktayız..
Yani bu önemli ziyaretlerimizde ekonomide olduğu gibi siyasette de Karadenizliler ve Güneydoğuluların İstanbul’da da bir arada durduklarını görüyor, şahit oluyoruz..
Çünkü gittiğimiz bir çok siyasi partide Karadeniz ve Güneydoğulu idarecile gördük.. Anlayacağınız biz Ardahanlılar bir birimiz yemektense bu iki noktaya da önem vermeliyiz..

**Kamer Genç..

Gerek bir gazeteci olarak, gerek ise sade bir vatandaş olarak yakından takip ettiğim siyasilerin başında gelen Kamer Genç’in ölümü ardından yapılan tartışmaları izlerken benim kendisiyle TBMM’sinde karşılaştığım anımı hatırladım..
TBMM’sinde karşılaşıp, merhaba için elini tutarken, ‘Sayın Genç sizi takip eden bir gazeteci olarak başta Güney’de ki çatışmalar olmak üzere bunca soruna neden çare bulamıyorsunuz?’ diye sormuştum.
Bu soruma kızan ve elimden tutup beni büyük pencereli meclisin arka kısmını gösteren tarafa çekerek, ‘Bak camdan dışarıya görüyor musun meclise hiç bir sual sorulmadan giren şu siyah arabaları görüyor musun. İşte o siyah arabalarla her gün meclise gelen ve kimlerle görüştüğü bir türlü anlaşılmayanlar bu ülkenin gündemini belirleyenlerdir. Bizim burada olmamız çokta fark etmiyor’ derken camdan baktığım araçların çoğunun Amerikan plakalı olduğunu görüyordum.. İlk etapta anlamadığı sonrada yapılan uzun uzun açıklama adından anladığım Kamer Genç’in kendi çapında verdiği mücadeleyi hep takdir edenlerin başında geldim..
Çünkü kendisinin de içinde bulunduğu CHP’yi bir türlü solcu yapamayan Kamer Genç’i bizlerinde bir gün gideceği ahirete yolcu ederken, yaşamı solcu olmaya gayreti içinde birini kayıp etmenin üzüntüsünü yaşadım değil..

**Ardahan’da Eğitim..

Son yıllarda durumu iyiden iyiye kötüye gittiği ileri sürülen eğitim/öğretim bir kez daha ara verdi..
25 Bini Ardahan’da olmak üzere bir çok öğrencinin birinci yarı yıl tatiline girdiği şu günlerde kimsenin sormadığı bir soruyu yine ben sorsam kızan olmaz demi?
Bilmem ama iki vekilimizin de dış işlerinden boşanıp, bu önemli konuda çokta muhatap olmak istemedikleri o soruya cevap verecek bir baba yiğit bulmakta zor desem yine kızan olacak ama ben sormaya kararlıyım..
Çünkü iktidar partisi vekilimizin onca görevi arasında TBMM’si Eğitim Komisyonu Üyeliği olduğunu da hatırlar gibiyim..
Neyse çok uzatmadan sorumu sorup, 2015/2016 Eğitim/Öğretim Sezonunun 1. Yarısını geride bırakan Ardahan’da ki eğitim 81 Vilayet içinde acaba kaçıncı sırada? Bilmem ama bir çok olay ardından alınan yayın yasağı gibi bu konuda da kimseden bilgi alamıyoruz..
0.535.418 32 58-fakiryilmaz323@hotmail.com


Yazarlarımızı okuyor musunuz?

KADINCA/Selmi Yılmaz
Bir kelime ölümlere son verir..

Ardahan Haberi Facebook'ta PaylaşTwittirda PaylaşSon olarak Ankara ve Diyarbakır gelen ölüm haberleri ile yeniden sarsılan ülkemin idarecileri hala bir suçlu arıyor.
Ve savaş dilini kullanmaya devam ediyor..
Halbuki; Sadece bir kelime, bir söz bu ölümleri durduracak ve acıları sona erdirecek..
O da BARIŞ kelimesidir..
Buzluğa konulduğu söylenen süreci o kanlı buzdolabından alıp yeniden masaya koymaktır..
Çok kolay, çok basit olan bunu yapacakta bellidir..
Ölümlere son verecek bu adımı atmak için bizlere ne düşüyorsa hazırız..
Yeter ki ölümler dursun..
Yürekler dağlanmasın..
Gelin hep birlikte o kelimeyi, BARIŞ’ı bağıralım..
BARIŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞ diyelim..
Sürece dönün diyelim..
Durdurun bu ölümleri diyelim..
Ve lütfen değil, kamuoyu olarak barış için Ankara’da toplanalım..
Korkmadan, yüreklice, hep birlikte sadece BARIŞ diye bağıralım..

**Savaş varrrrr...

'Savaş’a Hayır' seslerinin duyulmadığı bir süreçte bir çok insanın ölümüne neden olan savaşa hala çatışma demek ne kadar mantıklı?
Bilemiyorum adeta bir savaşın yaşandığı ülkemde hala savaş yok demek ne kadar anlamlı anlayamıyorum..
Evet bu ülkede bir savaş var ve aynı ülke birde dışarı da savaşa girmek istiyor..
Ve toplum onca kara habere rağmen hala sanki bir şey yokmuş gibi davanıyor..
Ve onca ölümle yaşanıken birileri hala daha çok diyor..
Ve kimse korkudan bu ülke de savaş var diyemiyor..
Ama bir savaşta ölecek kadar insan ölüyor, şehirler, kentler bombalanıyor, toplar, tanklar, füzeler patlıyor..
Savaş olmadığını kim diyebilir?..
Bilemiyorum ama bu ülkede hiç bir gün kara haber alınmadan geçilmiyor ki..
Ve bu ülkede savaş yok, çatışma var deniniyor hala..
Herkes susmuş, herkes vağ, vağ demekten öte bir şey yapmıyor..
Ve son olarak daha iyi bir yaşam diyerek Ardahan’dan göç eden onca insanın arasında bulunan Değirmenli köylü hemşehrimizin oğlu da bu savaş’a mı, çatışmaya mı?kurban gidiyor..

**KAR SPORLARI..

Kentlerin tanıtımı için milyon dolarların harcandığı bir dünya da Allah'ın bir nimeti olan kardan para kazanmayan bir Ardahan’a, Ardahanlıya ne demek gerekir?..
Bilmem ama iş yok diyerek saat 15.00’da dükkan kapatan Ardahan Küçük Sanayi Sitesinde ki marangozların teneke sobacılar gibi kışları kızak yapıp satmadığı bir Ardahan’ın karşımızda olduğunu hepimiz biliyoruz..
Bir çok ülkenin kar turizmi ile ekonomilerini ayakta tuttuğu şu dünyada Kar yağar, Ardahanlı camdan bakar şiirini okumamak elden değil..
Çünkü, ‘Belediyeden kar temizliği’, ‘Kr yolları kapattı’ başlıklı haberler dışında karların kar getireceğini düşünmeyen, yazmayan, anlatmayan bir anlayışın hüküm sürdüğü Ardahan’da, Ardahanlı olupta yaz tatillerini olduğu gibi kış tatillerini de diğer kayak merkezlerinde geçirenlerin olduğunu da biliyoruz..
Halbuki kayak tesisi, dağ oteli olan bir Ardahan’ın neden kardan para kazanmadığını soran o kadar Ardahanlı var ki, sayılarını yazsak Kısır Dağında ki karlar kadar yüksek bir lise çıkar..
Evet ya gerekten biz Ardahanlılar kardan neden para kazanmayıp, kar yağar bardan bara deriz..

**Üniversitede kurtaramadı..

Köylerin ardından kent merkezlerinin de devam eden göç dolaysıyla boşalmaya devam ettiği Ardahan’ın Posof ilçesinde açılmaya hazırlanan ve gelecek yıldan itibaren öğrenci almaya başlayacağı belirtilen Posof Meslek Yüksek Okulunun hazırlıkları devam ediyor..
Son seçimler öncesi bir iki oy fazla almak için tabelası al acele asılan Posof MYO’nun gelecek yıldan itibaren öğrenci alıp, nüfusu arttıracağı yönünde ki açıklamaları gördükçe Çıldır’da açılıp, öğrenci yurdu bir türlü bitirilmeyen Çıldır MYO ve bir ana okul kadar öğrencisi olmayan Göle MYO ve 1992 yılında 176 bin nüfusla yeniden vilayet edilen ve bugün nüfusu 100 binin altına düşen Ardahan Üniversitesi gözümün önüne geldi..
Yani yaşlılara kaldığı için yeni bebeklerin doğrulamadığı Posof’u kurtarıp, nüfusunu arttıracağı belirtilen Posof Meslek Yüksek Okulunun yen tabelasının altında fotoğraf çekenlerin bile inanmadığı hayali bir nüfus artışında bahsedilen Ardahan’ın boşalmasını nüfus artışı sağlayacak denilen Ardahan Üniversitesi de sağlamadı desem şimdi yine birileri bana ve bizlere ‘Moral Bozuyorsunuz’ diyerek kızacak.
Ama gerçekleri de bilmek gerek..

**3., 10. vekil..

Başbakanın partisinin milletvekili olmayan illere vekil tayin edip, o illerin sorunlarıyla da ilgileneceğini ima eden açıklamasını hatırlıyorsunuzdur..
İyi niyetle atılmış olduğuna inandığım bu adımın birde milletvekili olupta, onca çözüm bekleyen sorunlarının bir türlü çözülmediği iller içinde atılması gerekliliğine inananlardanım..
Bu inancım mevcut vekilin yetersizliğinden değil, aynı vekilin de şikayetçi olduğu Ankara’da ki bürokratik imparatorluğu ile mücadele edecek bir değil, en az 10 vekilin şart olmasındandır..
Evet, Ardahan’ın mevcut vekillerinin de dert yandığı Ankara bürokrasisinin bir türlü aşılamadığı ülkemin bir çok yerinde olduğu gibi Ardahan’da zorda..
MHK’yı Ardahan’da toplayacağını belirtip, bu yönde çalışmalar başlattığını da öğrendiğimiz CHP’li vekilin gibi AKP’li vekilin danışmanlarını da bu sorunlara ve engellere eklerseniz siz o zaman görün ki bir vekil değil, 10 vekilin bile var olan sorunların çözümü için yeterli gelmediğidir..
Sonuç.; Ardahan’ın her geçen gün eriyip, ilçe olma yolunda yol aldığını görmek bizim bu yönde ki sitemlerimizin fazla değil çok az olduğunu da kabuL eder ve buna göre adım atarsınız..

**Ardahanlı Ünlüler..

Adam devletin en üst makamlarına kadar çıktıktan sonra unuttuğu Ardahan’ı, Ardahan'lıyı tanımazdan gelir, ama anasının, babasının cenazesini kaldırınca da Ardahanlılardan yarım ve sevap bekler..
Adam paralanıp, pullanır, Ardahan’ı ve Ardahanlıyı aşağılarken onu oraya taşıyanın Ardahan ve Ardahanlı olduğunu unutuverir..
Adam adam olunca adamlığını unuttuğu gibi Ardahan ve Ardahanlıyı unutur..
Kader mi bilinmez ama Ardahan’ın şansıda bu sanırım..
Ve en önemlisi bu adamlar emekli olunca, yalanız kalınca kendilerinin Ardahanlı olduğunu hatırlar ve gelip, Ardahan adına koşturanların baş masalarına oturuverirler..
Ve adam kendini adam olarak sahiplenilmesini ister, hatta vekil edilmesini, belediye başkanı, meclis üyesi edilmesini beklerler..
Ardahanlı ünlüler adını koyduğumuz bu şahsiyetlerin en sonuncusu da ‘Kardeşim beni arayıp, sormayın, beni sevseydiniz Esenyurt’ta belediye başkanı yapardınız’ diyen doktor oldu..
İstanbul’un elit ilçelerinde olan Bakırköy’de başkan dediğimiz ve halende sevdiğimiz bu Ardahanlının bu davranışı karşısında şoke olurken, kendisinin bu davranışının nedenlerinin sebebine de bakmak gerekir diye düşünüyorum..
Çünkü Ardahanlıyım deyip, Ardahanlıya sahip çıkmayan bir toplumunda olduğunu bilmek ve bu konuda da bir şeyler yapmak gerekir. İstanbul’da kanayan diğer bir yarada Ardahanlıyım deyip, bir birine sahip çıkmayan Ardahanlılar sorunudur..

**Kanlı para ve rüşvet..

Başta Suriye’den olmak üzere Ortadoğu bataklığından kaçıp, Avrupa’ya sığınmak isteyenlerin Türkiye’de tutulması için iktidara para ve güneyde ki operasyonlara sessiz kalmakla rüşvet veren AB iktidarlarının gerek Ortadoğu’da, gerek ise Türkiye’de yaşanan katliamlara ortak olduğu bir kez daha kanıtlanmış oldu.
Ardahan’ın da göç ettiği şu günlerde yıllardır yaşanan çatışmalardan kaçan insanların gelip, huzurlarını bozmaması için para ve katliamlara karşı sessiz kalmak şartıyla TÜrkiye’ye para veren Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerin tüm dünya da olduğu gibi bu bölgede patlayan silahların sahibi olması ise ayrı bir acı olay..
AB’nin bu iki yüzlü politikası karşısında ülkenin iktidarının para ve güneyde ki operasyonlar karşılığında sessiz kalması karşılığında aldığı paraya ne demek gerek..
Kanlı Nigar mı?, Yoksa Kanlı para mı? desek..
Bilmem ama gerek AB’nin gerek ise ülkenin iktidarı akan kanı ekonomi adı altında kapatma girişimi olarakta değerlendirilebilecek şu günlerde yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya olan ülkenin içinde de göç hızla devam ediyor..
Ortadoğu’dan batıya, Doğu’dan ise batıya devam eden göçün nasıl bir sonuçla, kimi hangi iktidarı boğacağını merak ederken, umut yolculuğunda denizlerde boğulan onca çocuk, patlayan onca mermi ile ölen insanların hesabının ne zaman, kime sorulacağı da bilinmez kara, kanlı paralar yüzünden..

**Ardahan’ın Önderleri..

Son günlerde Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar ile görüşen Ardahan önderlerinin Ardahan’ın hangi sorunlarını üste taşıdıklarını, hangilerinin çözümünde söz aldıklarını merak etmiyor değiliz..
Önce muhtarlara, ardından Göle kaymakamına, sonra milletvekilline, daha sonrada başbakan ile yakışıklı pozlar veren ATSO ve ESOBB Başkanların bu yönde bir sorsak acaba bir cevap verirler mi?
Bilmem ama belki de AK Partili kabul eden Ardahanlı Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarından Yalçın Topçu’ya bir şeyler aktarmış ve bu bir şeylerin yani sorunların çözümü içn destek sözü alınmıştır..
Evet sayın önderler!
Bu kadar önemli ziyaretler yaparken şu an karlar altında bulunan, köylerinin yolları kapalı olan, hayvancılığı zorda bulunan, esnafın kepenk üzerine kepenk kapattığı şu günlerde ziyaretler de bulunduğunuz üste ne dediniz, ne cevaplar aldınız?
Açıklar mısınız, der misiniz, söyler misiniz bilmem ama ‘Falan filanla görüştü, şunu dedi’ diyebilir miyiz?
Yoksa onlar konuştu, siz sadece dinleyip sadece alkışladınız mı?
Haydi söyleyin, basın açıklaması yapın, o görüşmelerde neler konuşuldu?
Hangi sorunlar masaya yatırıldı?
Göç mü, işsizlik mi, gümrük kapıları mı, yıllardır bitmeyen şehirler ve uluslar arası yollar mı konuşulup, tartışıldı..
Ne konuştunuz sayın önderler?

**Ardahan’ı tanıtmak..

Göreve geldikten hemen sonra KAI’denen Ardahan üzerinde ki kara bulundu dağıtan Ardahan Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Fakir Yılmaz dünyanın dev metropollerinden olan İstanbul’da ilk ciddi sınavlarını tek tek aşmaya çalıştığı şu günlerde gözler 20 Şubat’ta İstanbul’da, 23 Şubat’ta Ardahan’da yapılacak olan kurtuluş gecelerine dönmüş durumda..
Önemli günleri en iyi şekilde değerlendirip, Ardahan’ın tanıtımına dönüştürülmesi için her Ardahanlıyım diyenin bu tür güzel etkinliklere katkı sunmasını beklediğimiz şu zaman da İstanbul Barcello Otel’de düzenlenecek olan gecenin önemi de artmakta.
Başta siyasilerimiz, yerel idarecilerimiz olmak üzere ARDA/FED’in çatısı altında toplanan derneklerimizin el atması gerektiğine inandığımız bu gece ardından İstanbul’dan Ardahan’a kaldırılacak olan uçağın önemi de bir kat daha artmakta..
Çünkü havaalanı olmayan Ardahan’a bu sloganla gelmek çok önemli, bir o kadar da dikkat çekicidir.
Evet, ülkemin serhat kenti, sınır şehri, güzelim Ardahan’ı en iyi şekilde tanıtmak için ortaya konulan samimi çabaların kişiler arasında yaşanan irili ufaklı gerginlikler kenara bırakılarak önce Ardahan denilmesi yönünde çabaların ortaya konulmasından yana olan bir gazeteci olarak Ardahan’ın tanıtılmasında büyük rol oynayan her konuda el ele verip, birlikte hareket etmenin mutlak faydasının olacağına inanmak, samimi olmak gerekir derim..

**Hesap verme kültürü..

7 Haziran Genel Seçimlerinin sonuçlarını beğenmeyip, 1 Kasım seçimlerini yaptıranların Ardahan’a hediye ettiği siyasiler Ardahan’ın sorunlarından ziyade dünyanın sorunları ile ilgilendikleri bir sırada gazetemize gelen iki esnaf Yaşar Daşdemir’in İl başkanlığına vekillik ettiği sırada aday olan ve biri seçilip, vekil, yetmedi CHP Genel Başkan Yardımcılığına yükseldiği CHP’nin borcu dolaysıyla icralık olduğunu söylüyordu.
Haberi yapmadan önce Gazeteci Fakir Yılmaz aracılığı ile konunun muhatabı olanları arattırıp, karşı savunmalarını almak istediklerimizin diğer partinin vekili gibi telefonlara cevap vermemesi üzerine haberi yaparak kamuoyuna sunduk..
Çünkü dernekler gibi vekillerimize de hesap sorulamayacağını unutup, gazetecilik gereği kendilerini arama zahmetinde bulunmuştuk..
Zaten hesap verme kültürünün olmadığı bir siyasi arenada böyle bir şeyi düşünmekte kendimizi yormaktan öte bir şey değil ki..
Son olarak CHP Merkez İlçe Başkanı Sinan Onay ile yaptığımız telefon görüşmemizde borcu inkar etmediklerini ancak bu borcum ne İl Başkanlığının nede Merkez İlçe Başkanlığının borcu olmadığını belirtmesi icrayı, pardon okları yeniden duvar diplerinde pozlar veren vekile ve onun seçilmesinde büyük katkısı olan 2. sıra adayına döndüğünü görmekteyiz. Hesap için bekleyelim, borç yiğidin kamçısıdır diyerek!..

**Çatışmaya da varız..

Gün geçtikçe şiddetlenen iç çatışmaların devam ettiği bir süreçte birilerinin de bizlerle çatışıp, kahraman rolüne soyunduklarını izlemekteyiz..
Özellikle de; Gazeteci Fakir Yılmaz’ın Ardahan Dernekler Federasyonu Başkanlığına gelmesi ardından her geçen gün arttığını gördüğümüz saldırıların ‘şimdilik’ vur-kaç taktiği ile sürdüğünü görmekteyiz..
Yılmaz’ın işine baktığı, bizlerin ise takibe aldığı bu saldırıları yapanların amacının bizi çatışmaya çekip, ‘Aha bakın, biz demiştik’ demek için taktik izlediklerini de bilenler olduğumuzu o vurup, kaçanlar başta olmak üzere herkes iyi bilmelidir..
Ki bizim çatışmada kaçmayacağımızı, çatışmaya girdiğimiz de ise bugün kahramanlık rolü üstlenenlerin kısa sürede kaçtığını da biz değil tüm Ardahan kamuoyu iyi bilmektedir..
Kaldı ki bizim sırtımızı birilerine vererek iş yapmadığımız gibi çatışmalarda da kimseden destek almadığımızı da iyi bilinmeli..
Ardahan için çalışanların yanında olmak her Ardahanlıyım diyenlerin görevdir derken, deveyi ürkütme adına yapılan bu tür saldırıların saldırılara göğüs germeyi bilen bizleri değil, ancak o deve sürüsünün içinde olanları ürküteceğini de iyi bilinmelidir.
Çünkü biz doğru yolda, Ardahan için adımlar atmaya devam ettiğimiz gibi bugünkü saldırıyı yapanların dün biz durduramayanlar olduğunu da iyi biliyoruz..

**Çatışmaya da varız..

Gün geçtikçe şiddetlenen iç çatışmaların devam ettiği bir süreçte birilerinin de bizlerle çatışıp, kahraman rolüne soyunduklarını izlemekteyiz..
Özellikle de; Gazeteci Fakir Yılmaz’

Sayfa 2 - 212 < 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 > >>
Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan