Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 68
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 10 Gün Gelmedi
abdullahank 112 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 202 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 206 Gün Gelmedi
atlantis 227 Gün Gelmedi
baris dursun 228 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 237 Gün Gelmedi
adacala 237 Gün Gelmedi
admin 239 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 240 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Yorumlar/Yazarlar
Yazar Fakir - Mayıs 21 2012 - 13:46:37
Gıda Güvenliği
Prof.Dr.Yavuz ÖZTÜRKLER

Yavuz Öztürkler Dünya’da gelişmiş ülkelerde bile gıda kıtlığı yaşanacağı öngörüleri gündemde iken, her gün kaygılarımızı artıran haberlerle sarsılıyoruz.
Asla karşılaşmak istemediğimiz muhtemel tehlike şudur:
Gıda güvensizliği….
Ve toplumda oluşabilecek paranoya ve panik…
Avrupa Birliği müktesebatının %40’ının gıdaya ayrıldığı gerçeği dikkate alınırsa gıda hijyenini ciddiye almak gerekmektedir. Bu durumda, “Çiftlikten sofraya, yemden çatala…” denetim zincirini her yerde kurmak ve denetimleri daha da artırmak zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.
Ancak bu denetimleri ve kontrolleri yaparken tavuğu, ineği veya hastalık kaynağı olan bir hayvanı günah keçisi yapmak yerine, kendi sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz.
Ayrıca her gün abartılarak sansasyonel hale getirilen yorum ve haberlerle toplumu paranoya yapmaya da gerek yoktur. Yapılması gereken ve her gelişmiş ülkenin yaptığı basit tedbirler vardır. Bir de toplumun her alanında ilgi, bilinç ve duyarlılığa gereksinim vardır.
Gıda hijyeni ve denetimi hususunda ilgili kurum ve kuruluşların üzerine düşeni üst seviyede yapmasının yanında bizim de toplum olarak duyarlılığımızın üst seviyede olması gerekir.
Hayvansal ürün aldığımız yerlerde Veteriner Hekim veya Gıda Mühendisinin kontrolünün olup olmadığını sormamız veya en azından merak etmemiz gerekir. Özellikle süt ve diğer hayvansal gıdalarda Veteriner Hekimin önemli bir yeri ve rolü olduğu da tüm otoritelerce kabul edilen bir gerçektir. Süt hijyeni, et muayenesi ve diğer gıda sunumlarındaki hijyen kontrolünde Veteriner Hekimlere önemli görev ve sorumluluklar yüklenmeli ve sorumlulukları kadar yetkileri artırılmalıdır. Ayrıca Veteriner Fakültelerinde gıda hijyeni ve kontrolü üzerine ders müfredatı ve uygulamaları dünyada başlatılan ve hızla yayılan “Tek Dünya, Tek Tıp ve Tek Sağlık” görüşüne göre yeniden gözden geçirilerek günün koşullarına göre geliştirilmelidir. Beşeri ve Veteriner Hekimlik kurumları ortak eğitim ve uygulama programları ile eşgüdüm içerisinde olmalıdırlar. Toplumsal sağlıkla veya halk sağlığıyla ilgili kurum ve merkezlerde Veteriner Hekim istihdamı yapılmalıdır. Bu Tek Tıp –Tek Sağlık anlayışının oluşması ve ileride bu sisteminin oturmasının ilk şartlarından biridir. Çünkü insan sağlığı ve hayvan sağlığı birbirini bütünleyen kavramlardır. Kısaca, sağlıklı toplum ancak sağlıklı hayvan yetiştirilmesi ve sağlıklı hayvansal gıda sunumuyla mümkündür.
Tüm bu düşünceler ve gerçeklerin ışığında Gıda Hijyeni ve Güvenliği kavramını önemsemeli,“Can boğazdan gelir” atasözünü bu bağlamda daha ciddi bir şekilde değerlendirmeliyiz.04.05.2012
Sağlıklı günler dileğiyle….
**Kars-Ardahan-Iğdır Veteriner Hekimleri Odası Başkanı

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Yazar/Çizerlerden Hoç/Fed’e Tepkilar Sürüyor

Hoç Fed Son yaptığı bol baronla gece ardından yaptıkları açıklama ile kendilerine yönelik eleştirileri hazmedemeyen ve gecelerinin güzel geçmemesini yazar/çizerlere yükleyen Hoçvan Federasyonana yazar/çizerlerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

**İşte o yazılardan biri daha;

HOÇ-FED doğru düzgün bir özeleştiri yapmak yerine, Faacbook üzerinden ahbap-çavuş ilişkilerini kullanarak kendisini aklı sıra haklı çıkarmaya çalışıyor...Bu kez baltayı sahiden taşa vurdunuz.
Kurnaza bak hele...isteseymişler kimsenin ruhu duymadan bu geceyi yaparlarmış. Yine de gönülleri el vermemiş bazı "marabalarıda" çağırmışlar, ancak o marabalardan biri nankörlük yapmış...Cici demokrasileri böylece zeval görmüş.
Bu ağanın HOÇVAN HALKINA bakışı bu...STK'dan anladığı şey bu çıplak gerçekliktir...
Hoçvanın dostlarına yönelik gece düzenlemiş, halka yönelik değilmiş zaten bu baldırı çıplaklar nereden bilecek koca Günay restaurantın yolunu...Kimmiş bu dostlarımız, bizim niye haberimiz yok bu dostlardan...
Protokolden davet ettiği birisine "beleş" yemek yedi diye dedikodu yayıyor, diğerine de kendi federasyonunun başkanından önce söz veriyor...düzenbaza bak hele...Efendi efendi size sordum: neden önce Gürbüz Çapana söz verdiniz, buna cevap vereceğinize bana saldırıyorsun...yemezler, sana pabuç bırakmazlar, sen önce kendi başkanını nasıl düşürdün onu açıkla...
"Mekan sahibi Kürtçeden rahatsız" diyen sen değilmiydin, madem Kürtçeden rahatsız oluyor ne işin var orada...Sen bostan bekçisimisin? Azeri şarkıları çalacağız diye garanti mi verdin sen onu açıkla...
Biz fikrimizin kabadayısıyız, o fikrin bedelini ödemişiz...Vermeyecek hesabımız yok, madem salonun hepsine hakimdin o geceye kaç biletli insan geldi, kayıtların nerede sen onları açıkla...Al gülüm ver gülümle bu işler olmaz...
Biz o gece gördüklerimizi yazdık...hatta bir kısmını es geçtik...eleştiri yaptık...Size düşen bu eleştirilerimize cevap vermektir. Beni tehdit ederek susturamayacağını çoktan öğrenmeliydin...O gece çekilen resimlere iyi bak, kim kiminle resim çekmiş...kim kime yalakalık yapmış...kim nerede nasıl durmuş iyi bak...O resimler sitelerde var...
Alışacaksınız başka çareniz yok...Eleştiriye açık olacaksınız...Öyle sağı solu arayarak bunu geçiştiremezsiniz...
O gece HOÇ-FED başkanının hangi cümleleri kurduğu kayıtlarda var, açar bakarsınız...ben öyle demedim, şunu dedimle olmuyor...
Madem öyle demek istemediniz, o zaman doğru dürüst bir açıklama yaparsınız ve "çok değerli bilgilerinzii" paylaşırsınız...Kamoyuda bilgilenmiş olur...
Sen ne yapıyorsun "eli kalem tutan" diye başlıyorsun sonrada da tüm cehaletini kusuyorsun...Bir hata daha yaptınız, düşünen ve yazan insanlara kara çalarak aklanamazsınız..
Almanak fikrinden, plaza fikrine nasıl ulaştınız siz onu açıklayın. Kiminle tartıştın, kimin fikrini aldın sen onu açıkla...
Önce şefaf olacaksın, eleştiriye tahamül edeceksin, cevap vermeyi öğreneceksin...Kamoyunu bilgilendirmek senin görevindir, bunu bile doğru dürüst yapamıyorsun..Ya ne yapıyorsun? Kumpas kuruyorsun, arkadaşını açığa düşürüyorsun, sahnede her çıkanın kulağına birşey fısıldıyorsun...
Senin gecenin programı nasıl olacağına dair bir programın bile yok, herşey stopane gelişiyor, çuvallıyorsun işin içinde çıkamayınca da bana saldırıyorsun...
Evet şunu dedim, "Bakalım yayla festivalinde hangi iş veren Kürtçeyi engelleyecek"...Ben bunu niye yazdım; senin aktardığın bilgiye dayandırarak...Şimdi sen söylemedin mi, "mekan sahibi Kürtçeden rahatsız oluyor"...yalan mı bunu demedin mi?
Kürtçeden rahasız olan birisinin mekanında sen ne arıyorsun önce onu açıkla.....
Madem aydınları, yazarları, eli kalem tutanları beğenmiyorsun o zaman niye davet ediyorsun...Kendini padihşah mı sanıyorsun sen öteceksin biz padihşah ne güzel şarkı söylüyor diye yazacağız bunu mu bekliyorsun....Sen daha çok beklersin...
Arya Haber Hoçvanda devrim diye verdiği ALMANAK haberinin üzerinde üç ay bile geçmedi, proje çöpe...Paranın ucunu görünce vites büyütüp plaza dedin bakalım o ne olacak...
Vana üç tane koyteyner yapa kararı aldın, o yana çevirdin bu yana çevirdin...proje çöpe...
Uzatmadan el altında bana yönelik sağı solu kışkırtarak bir yere varamayacağını anlamak zorundasınız...
"Beleş" yediğim yemekle ilgili görüşlerimi buradan açıklamayacam ancak maddi kaybınızı karşılayacam...
"KÖR CAHİL" yakanı bırakmayacak....

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
ADSYB SEÇİM DEĞERLENDİRMESİ‏/Hakan Çapan

Hakan Çapan YUNUS BAYDAR SEÇİMDE PROVAKTÖRLÜK YAPTI.

İnsanların konuşmalarını bile hazmedemeyen kişiye yazıklar olsun. İnsanlar beni tanımıyorlar bile. Fakat bana pet şişe atıyorlar. Bu nasıl olabilir? diye kürsüdeyken düşündüm. Konuşmanın içeriğinde, üyelerimizin faydasına olan şeyler vardı. Konuşmamda, başka yerlerde yapılan Verimli hayvancılık ile, Ardahan’da yapılan Verimsiz hayvancılıktan bahsediyor ve sonuçlarını karşılaştırıyordum. Ardahan hayvancılığının aslında daha iyi yerde olması gerektiğinden bahsediyordum. Fakat insanlar bana tebeşir, pet şişe atıyor, bağırarak konuşmamı sabote ediyorlardı. Meğer; Yunus Baydar insanları hazırlamış ve olayı tertiplemiş. Organize ettiği guruba, ''O'nu konuşturmayın, Bir şeyler fırlatın, İndirin'' dediğine yanındakiler şahit olmuşlar. Bu çirkin olayı meydana getirenin bizzat Yunus Baydar olduğunu etrafında bulunan tüm insanlar bana söyledi. Kockoca İl Başkanı Yunus Baydar'ın yaptıklarına insanlar bizzat şahit olmuşlar.Yunus BAYDAR'ın bu tavrını görenler, bu çirkin hareketinden dolayı, ona şiddetle karşı çıkmışlar.

KURGU-KOMPLO-VURMA-KIRMA YUNUS BAYDAR'IN GENİNDE VAR!
ADSYB'nin her üyesi beyninde bulunan her şeyi, kendi kongresinde fevkalâde anlatabilir. Fakat Yunus BAYDAR ve mensubu olduğu düşüncenin hakim olduğu o salonda buna asla yer yoktur. Çünkü; ''Bir insanın düşünce boyutu, mensubu olduğu meslek kadardır.'' Dolayısıyla Yunus BAYDAR'ın insana bakışının da mesleği yönünde olduğunu orada müşahade ettim.
Yani; hayvana baktığı bakış açısıyla insana baktığını gördüm. Fazlasını da beklememeliyiz.
Yunus BAYDAR'ın siyasi kökenine bakıldığında da; Baydar'ın AK PARTİ'li olmadığı ve MHP'den geldiği görülecektir. Yaptığı hareket de AK Parti'nin siyasi kültüründe yok. Vurma-Kırma-İndirme geleneğini Yunus Baydar'ın MHP'den aldığını bana hatırlattı. O salonda o anlayış zuhur etti.

KÜRSÜDE ŞUNLARI MI KONUŞACAĞIMI BEKLİYORDU?
Yunus BAYDAR'ın MHP kökeninden geldiğini, bu zihniyetin, hem Ardahan'a hem de AK Parti'ye yarar değil zarar vereceğini anlatmamdan mı çekiniyordu? bilemiyorum. Yoksa siyasette çok deneyimli olan, bir zamanların DYP İl Başkanı olan Nam-ı Diyar Cemal BAYDAR bey üzerine mi kouşacağımdan korktu? Veya Ardahan'da o kadar önemli olan bunca görevin kapasitesiz bir insana verilmesinin Ardahan için bir intihar olduğunu anlatmamdan mı rahatsız oldu? Damızlık sığır birliğinde olup bitenler konusunda halkı aydınlatacağımı mı düşündü? bilemiyorum. yine bilemiyorum. Fakat belli ki Yunus BAYDAR ne Orhan Palavan'dan, ne de Hikmet YILDIZ'dan çok rahatsız olmuyordu. Meydanı boş bulmuştu ve kendisini aktör zannediyordu. Bu talihsiz ve seviyesiz provokatörlüğünden dolayı yunus Baydar’ı şiddetle kınıyorum.
YUNUS BAYDAR IN DAMAL’DA ALDIĞI OYLARIN ŞİFRESİNİ ÇÖZEMİYORUM:

Damal halkımızın Yunus Baydar’a veya anlayışına kesinlikle oy vermeyeceğini düşünüyordum. Damal sandığında kullanılan 141 oyun 126 tanesini Yunus Baydar aldı. Sadece 10 tanesinin, Hikmet Yıldız’a 5 tanesinin de Taşkın Polat’a çıkması beni son derece şaşırttı. Damal halkımız, aynı düşünceyi bile paylaşmadığı ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri birliğinde başarısız olan Yunus Baydar’a bu kadar oyu nasıl verdi? ben bunun şifresini çözemiyorum. Mademki; Yunus BAYDAR bu kadar başarılı, o halde Genel seçimlerde Ak Parti Damal'dan neden hiç oy alamadı?

POSOF’UN OY TABLOSU GÖNLÜMÜZÜ KIRDI:

Posof sandığında kullanılan 200 oyun 196’sının Yunus Baydar ‘a çıkması bizleri çok incitti. Bu sandıktan diğer adaylara da oy çıkmaması çok acı oldu. Diğer adaylar acaba nereden gelmişlerdi? Biraz da olsa, diğer adaylara da oy verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Diğer adayları dışlamamış olurlardı. Biz birbirimizin insanlarıyız ve birbirilerimizi kırmamalıyız.

1141 OY YUNUS BAYDAR'IN OYU DEĞİLDİR. BANA GÖRE YUNUS BAYDAR VE EKİBİ BAŞARISIZ OLDU.
Alınan 1141 oy, Yunus Baydar’ın aldığı oy değildir. Üç adayın ve bir yığın ağır topun birleşerek aldığı oydur. 1141 oyda Mitat ÇOBAN'ın çok büyük payı vardır. Gördüğüm ve tetkik ettiğim kadarıyla Mithat ÇOBAN'ın kamuoyunda bir ağırlığı var. Halk onu seviyor, kişiliği düzgün diyor. Öte taraftan Nizam DAŞÇI'nın da büyük payı vardır. Oda kendisi çekilmiş, Vanmen Yunus Baydar'ın ekibine oğlunu sokmuştur. Bir de AK Parti İl Başkanı, İL Genel Meclis Üyesi olmanın, Veteriner Hakimler Başkanı, vs. vs. olmanın avantajlarını düşündüğümüzde, diğer taraftan Baydar için seferber olan diğer İl Genel Meclis Üyelerini, İlçe Başkanlarını hesaba kattığımızda, Yunus BAYDAR ve Azametli Ekibi, ve Âli Makamları, ADSYB Seçiminde Galip Değil, Mağlup olmuşlardır.
Bana göre; kendisi âli makamlarda oturmasına ve bu kadar da haşmetli, azametli ekipler çalıştırmasına rağmen Yunus Baydar'ın sadece 1141 oy alması hezimettir. Bu yapıya karşı hiç bir gücü olmayan, Masum, mahsun Orhan PALAVAN'ın da 491, seçime kıyak kafayla gelen Hikmet YILDIZ'ın da 426 oy alması tek kelimeyle bir zaferdir. Bu seçimde Yunus BAYDAR ve koskoca ekibi kesinlikle mağlup, Orhan PALAVAN ve Hikmet YILDIZ da galip olmuşlardır.
Tüm Ardahan Komuoyuna Selam ve Muhabbetlerimle...

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Akıllı Yazılar..

Ercan Akıl Allah insan hayatını yalnız değil toplum içerisin de geçirmesini dilemiş ve hayatını öyle tanzim etmiştir.
Çünkü insanların birbiri ile münasebetleri alışverişi konuşmaya ve dertleşmeye daha birçok şeye ihtiyacı var, ve bu ihtiyaçları da sadece insanla giderebilir.
İnsanların bir arada yaşaması ihtiyaçtır bizler o ihtiyaç içerisinde yaşarken çok önemli bir hususu kul hakkını hep göz ardı ediyor dikkat etmiyoruz.
Önceki sohbetlerimizde de belirtmiştik affedilmeyen günahlardan birisi kul hakkıdır.
Peki kul hakkı nedir?
Sadece birinin malını çalmak mı kul hakkıdır?
Doğrusu o kadar çok şey var ki saymakla bitmez kul hakkı o kadar ince hesap ki aklımıza bile gelmeyecek şeyler ahrette karşımıza kul hakkı olarak çıkar ve bizi orada perişan edip cehennem ehlinden olmamıza sebep olur.
Birkaç örnekle kul hakkının nerelere uzandığını ve ne derece önemli olduğunu hep beraber gözden geçirelim.
Diyelim ki esnafsınız çakmak da satıyorsunuz sigaranızı yakmanız gerekti çakmağınızı bulamadınız ve raftaki çakmaktan sigaranızı yakıp çakmağı yerine koyarsanız o çakmağı alanın hakkı üzerinize geçer.
Amirsiniz ve bir yeri denetlenmeye ya da ziyarete gidiyorsunuz.
Belirlenen saatte yarım saat geç gittiniz insanları beklettiniz gittiğinizde bekleyen insanlardan helallik almalısınız.
Bu durum arkadaşların hatta eşlerin bile birbirinin randevusuna geç gelmesini de kapsar.
Yolda yürürken yanlışlıkla birine çarpıp helallik almadan devam edersek o kişi ahrette yakanıza yapışacaktır.
Camideki imam namaz vaktine 5 dakika geç gelse cemaatten helallik almalı, ibadet bile olsa bekletmeye hakkı yok.
O geç gelişinden dolayı cemaatten biri içinden de olsa böyle hocamı olur dakikalardır bekliyoruz hala ortada yok dese o kişinin buğz etmesine sebep olmasından kul hakkına girer.
Sevgili kardeşlerim.
Kul hakkı o kadar ince hesap ki, en sevdiğimiz bile ahrette hakkını sorar.
Birine haksız yere sert bakmak yere tükürdüğümüzden dolayı birinin midesinin bulanması, arabamızla yolun ortasında durdurup trafiği 10 saniye de olsa tıkaması, birinin giyim, kuşamından konuşmasından dolayı küçük görmek alay için o kişiyi işaret etmek ve o kişilere gülmek onları taklit etme kul hakkıdır.
Bir işte çalışan işçinin işini aksatması, kaytarması patronun işçinin parasını bir gün bile geç vermesi kul hakkıdır.
Bir de toplumun hakkına girmek var, bu kul hakkı umumidir ki helalleşmek imkânsızdır ve tüm toplumun hakkını vermek imkânsızdır.
Bunda da birkaç örnek verelim.
Bir kamu görevlisi isek ve kamuya ait malın bir lirasını, tuğlasını bir kürek kumunu dahi haksız yere alır, harcar birilerine peşkeş çeker ve ya zayi olmasına göz yumarsak o ülkedeki tüm insanların hakkı üzerimize geçer.
Her kim ki devlete ait ufacık bir taşı dâhil zayi etse o taşı zayi eden o devlette yaşayan herkesin evinden bir taş çalmış gibidir. Çünkü devlet malı herkese aittir.
Hz. Ömer'e bir misafir gelmiştir.
Misafirin dikkatini çeken bir şey olur ve sorar; Ey müminlerin emri, niye iki lamba kullanıyor bazen onu bazen diğerini yakıyorsun.
Hz. Ömer'in cevabına bakın;
Lambanın biri bana biri devlete ait, devlet işini yaptığımda devletin lambasını yakıyor, kendime ait bir işim çıktığında ise devletin lambasını söndürüp kendi lambamı yakıyorum.
Devletin lambasını kendi işimde kullanamam der.
Birde kendi halimize bakalım.
Bırakın bu kadar incelikleri ideolojik, siyasi bazen de üften Püften şeylerden en büyük kul hakkı olan cana bile kıyıyoruz.
Bakın rabbimiz haksız yere adam öldürmeyi nasıl cezalandırıyor;
"Kim de bir mümini kasten öldürür ise artık cezası içinde ebediyen kalıcı olarak cehennemdir, hem Allah ona gazap etmiş, ona lanet etmiş ve onun için pek büyük bir azap hazırlamıştır." Nisa - 93.
Rabbim muhafaza etsin. - Âmin
DUALARINIZI BEKLERİZ.

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Akıllı Yazılar..

Ercan Akıl **KİBİR

İnsanoğlunun kibirlenmesini böbürlenip kendinin et ve kemikten ibaret olduğunu bir gün o etin de kemiğin de çürüyüp gideceğini unutmaması lazım.
O kadar zayıf bir varlığız ki sivrisineğin görülmeyecek kadar küçük iğnesine bile dayanamayıp acı duyabiliyoruz.
İnsanın her an yemeğini bile yiyemeyecek kadar güçsüz takatsiz bir duruma geleceğini unutmaması lazım.
Nice kabadayılar ve zalimler şuan yürüyemeyecek durumdadır. Bir çoğu da ahir ömrün de yani kabrinde hesap vermektedir.
Onlar şimdi asıl büyüklüğün sadece Allah'ta olduğunu kendilerinin ise çok aciz bir varlık olduğunu çok iyi anlamışlardır.
Bizler de insanlara karşı büyüklenmeyi terk etmemiz ve asıl büyüklüğün Allah'ta olduğu anlamamız için o hale gelmeden önce tevazu ve alçak gönüllülük içinde olmamız lazım.
Hz. Ömer'in torunu Ömer Bin Abdulaziz devlet başkanı idi. Ona bir akşam misafir gelir…
Ömer Bin Abdulaziz'e bir şey lazım olur, kalkıp lazım olan şeyi alıp gelir, misafiri ona ey Ömer sen koskoca devlet reisisin emrin de onlarca adam ve hizmetçi varken neden kendin iş yapıyorsun? , onlara iş verseydin ya der.
Ömer Bin Abdulaziz olmaz onlar şimdi uyuyorlar, istirahat saatlerin de onları çağırmaya hakkım yok.
O işi görmem benden bir şey eksiltmedi, Allah için yaptım.
Hem bak Ömer olarak gittim, Ömer olarak döndüm der.
Bakın Rabbimiz bu konuda son noktayı nasıl koyuyor ve ne buyuruyor.
"Ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme, çünkü sen ne yeri yarabilir ne de boyca dağlara erişebilirsin." İsra-37.
Rabbim bizleri alçak gönüllü ve insanlara hizmet etmeyi nimet bilenlerden etsin zira bir büyüğümüz bu konuda ne güzel söylemiş "Hizmet Nimettir, Kibir Şeytandandır".
DUALARINIZI BEKLERİZ.

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan Türküleri

Ercan Akıl "Ardahan'ın Yollarında (Dimme)" Türkü Sözü
Güller açıp bağlarında
Eyle bir yar sevmişem ki
Onüç ondört çağlarında
Eyvah Dimme Dimme
Nazlı yar Dimme
Men özüm serhoş
Sen şarap verme
Dimme'yi çayda gördüm
Elinde bir bayda gördüm
İki öptüm bir de sevdim
Ondan ne bir fayda gördüm
Eyvah Dimme Dimme
Nazlı yar Dimme
Men özüm serhoş
Sen şarap verme
Samavarı alıştıram
Maşa salıp garıştıram
O yar mennen ayrı gezer
Küstürmüşem barıştıram
Eyvah Dimme Dimme
Nazlı yar Dimme
Men özüm serhoş
Sen şarap verme

"Benim Toyuğum (Acem Ağzı)"
Türkü Sözü
Benim toyuğum ağ idi balam
Derisi dolu yağ idi balam
Düne bu vakit sağ idi balam
Seni yanaşın toyuğu tutan
Ohlanasan toyuğu çalan
Neçe ki ben bele yanıram
Seni yanasın toyuğu tutan
Benim toyuğum çil çildi
Kanatları da tel tel idi
Toyuğ değil ki bir fil idi
Seni yanasın toyuğu tutan
Ohlanasan toyuğu çalan
Neçe ki ben bele yanıram
Seni yanasın toyuğu tutan
Toyuğum köyün sonasıydı
Sarı anacın anasıydı
Cücelerin nenesiydi
Sen yanasın toyuğu çalan
Ohlanasın toyuğu çalan
Neçe ki men bele yanıram
Seni yanasın toyuğu çalan
Menim toyuğum hanlar idi
Nenem de ona danlar idi
Kulakta küpe şanlar idi
Seni yanasın toyuğu tutan
Ohlanasın toyuğu tutan
Neçe ki ben bele yanıram
Seni yanasın toyuğu tutan
Zübeyde hala çıhdı dama
Köyüne baktı yana yana
Toyuğu tuttup kaçtı m’ola
Seni yanasın toyuğu tutan
Ohlanasan toyuğu çalan
Neçe ki ben bele yanıram
Seni yanasın toyuğu tutan

"Entarim Yandan Yandan" Türkü Sözü
Hayatları sarı gül
Yarı gonca yarı gül
Sevda görünce soldun
Görmeyeyedin bari gül
Entarim yandan yandan
Seni severim candan
Oğlan senin yüzünden
Oldum dinden imandan
Çeper taşın elinden
Kiprik kaşın elinden
Yaştık şikayet eyler
Gözüm yaşın elinden
Entarim yandan yandan
Seni severim candan
Oğlan senin yüzünden
Oldum dinden imandan
Bulağın başına gel
Dolanda peşime gel
Bulağa gelmez isen
Geceler düşüme gel
Entarim yandan yandan
Seni severim candan
Oğlan senin yüzünden
Oldum dinden imandan
"Tandır Yaptım Terledim" Türkü Sözü
Tandır yaptım terledim
Çıktım seyran eyledim
Dediler yarin gelir
Koçu kurban eyledim
Odasında halıyım
Kıymetli pahalıyım
Dostum düşmanım bilsin
Ben yarimin malıyım
Yük üstünde durayım
Seni kimden sorayım
Boş mektubu ne edem
Gel yüzünü göreyim
"Gizli Gizli" Türkü Sözü
Gül yüzlüm bu kadar cevretme bana
Kerem et yanıma gel gizli gizli
Yürekten bir çağrı geliyor sana
Gönülde mihmanım ol gizli gizli
Hasretini çektim hayli bir zaman
Divane gönlümde kalmadı aman
Ey sevdiğim sende yok mudur iman
Arada bir mektup sal gizli gizli
Mevlayı seversen yad ele bakma
Virane gönlümü bir daha yakma
Bahar seli gibi çağlayıp akma
Muhabbet gölüne dol gizli gizli
Çınar’ın sözleri sende sır olsun
Aşikar eyleme gizlide kalsın
İlahi aşkımı yaradan bilsin
Hak yanında nice hal gizli gizli

Yorumlar
Henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Gönder
Yorum yapmak icin giriş yapmalısınız.
Oylama
Sadece üyeler oylayabilir.

Lütfen Giriş Yapın.

Henüz oylanmamış.
Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan