Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 66
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 10 Gün Gelmedi
abdullahank 112 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 202 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 206 Gün Gelmedi
atlantis 227 Gün Gelmedi
baris dursun 228 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 237 Gün Gelmedi
adacala 237 Gün Gelmedi
admin 239 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 240 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Köy Enstitülerinden Tandoğan Meydanına…
Yazar Fakir - Nisan 18 2007 - 13:14:43
Köy Enstitülerinden Tandoğan Meydanına…/Öztürk Polat

Daha emekleme dönemimde olan Türkiye Cumhuriyetinde yıl: 1936, nüfus 16 Milyondur. 16 Milyon nüfusun 12 milyonu köylüdür. Nüfus olarak erkeklerin; % 76,7’ si, kadınların ise % 91,8’ i okur- yazar değildir. Bu tarihte 35.000 köyde ilkokul yoktur. Hal böyle olunca da nüfusun büyük çoğunluğunun yaşadığı köylere eğitim götürmek ve köylüyü hayata katmak için ilk adım 1926 da atılmış. 1926 tarihinde köylerdeki öğretmen ihtiyacını karşılayabilmek için “Köy Muallim Mektepleri“ açıldı. Köy Muallim Mekteplerinin bir sonraki ayağı olan “Köy Enstitüleri” 17 Nisan 1940 da 3083 sayılı yasayla, Mili Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in büyük çabası sonucu kuruldu ve 1940–1953 arasındaki on üç yıl boyunca yirmi bir enstitü on yedi bin mezun verdi.

Köy enstitülerinde yaşam çok farklıydı. İlkokulu bitiren öğrencilerin beş yıllık bir eğitim gördüğü enstitülerde, haftada 44 saat ders veriliyordu. Bunun yarısı genel kültür ve meslek derslerine, diğer yarısı ise uygulamalı derslere ayrılıyordu. Bunun yanı sıra her mezunun diplomasında meslek belirtiliyordu. Öğrencilere verilen eğitimin yanında, köylülere de köylerin modernleşebilmesi anlamında bilgi ve beceriler kazandırılıyordu. Edebiyat, müzik, resim ve spor gibi dallar öğrencilerin doğal haklarıydı. Özellikle halk kültürüne çok büyük bir önem verilirdi. Bu amaçla Ruhi Su, Âşık Veysel gibi üstatlar enstitülerde öğretmenlik yapıyorlardı. Verilen değerler sadece bir eğitim değil, aynı zamanda da bir yaşam biçimiydi. Yetişen yerel aydınlar, üretimin içinde eğitim şiarıyla nefes veriyorlardı.

Köy Enstitüleri’nin aydınlık beyinleri; gittiği her köyde birer mum yakmaya başlamıştı. Köy Enstitülü Öğretmenler feodalite altındaki Anadolu’nun yaşama bakışını değiştirdi. Köy Enstitüsü mezunu öğretmenler görev yaptıkları köylerde, ezberden uzak duran, analitik düşünen, sorgulayan birey yetiştiren demokratik ve üretici eğitimi başlatmıştı. Bu eğitim çok kısa sürede ülkenin her yanında kendini fark ettirecekti.

Köy enstitülerinin kapatılması süreci de büyük ölçüde bir korkuya dayanıyordu. Buradan yetişen öğrenciler vurgulandığı gibi bilime önem veriyor, ülke sorunlarını tartışıyor, ağalık sistemini ve köylünün geri kalmışlığını sorguluyordu. Bilinçlenen köylü haktan ve hukuktan güç alıyor, ağalara, beylere, tarikat şeyhlerine karşı çıkıyordu. Atatürk ilke ve devrimlerini her şeyi üzerinde tutuyor, tüketimi değil üretimi savunuyordu. Bu yüzden köy enstitülerine karşı olanlar, büyük ölçüde Cumhuriyet değerlerine de karşı olanlardı. Buna karşılık, ülkede hızla yükselen bir karşı devrim süreci başlatılmıştı ve Demokrat Parti kurulmuştu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinden ve dışarıdaki muhaliflerin örgütlenmesi sonucu kurulan DP, karşı devrim sürecini başarıyla yürütüyordu. Muhaliflerin tek derdi vardı. O da köy enstitülerinden yetişen gençlerden duydukları rahatsızlıktı. Bu gençlerin “komünist” olduklarını öne sürüyorlar ve enstitülerin kapatılmasını istiyorlardı. Yaklaşmakta olan 1946 seçimleri, ülkede yepyeni bir süreci başlatmak üzereydi. Çok partili sürecin ilk adımı olan seçimler öncesi güçlenen muhalifler, CHP içindeki muhalifleri de yanlarına çekerek Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye müthiş bir baskı uyguluyorlardı. Sonuçta istediklerini başardılar ve enstitülerin amaçlarından saptıklarını iddia edenler, 1946 yılında yapılan müfredat değişikliği ile enstitüleri gerçek amaçlarından uzaklaştırdılar. 1950 yılında DP’nin iktidar olmasının ardından köy enstitülerinin içleri tamamen boşaltılmış ve 1953 yılında kapatılmıştır.

Sanayisi tarıma dayalı ve ekonomisi çöküntü halinde olan bu Genç Cumhuriyetin köylülerini eğitmek ebetteki kolay olmayacaktı. Dönemin en büyük sermayedarları olan toprak ağalarının tedirginliği ve hükümetin kaygıları bu aydınlanma hareketinin kısa ömürlü olmasına sebep oldu. Feodal toprak rejiminin değişimi toprak ağalarının kendilerinin ortadan kaldırılma tehdidinin hissetmelerine bir Bu nedenle tedirginlik içindeki toprak ağalarının hallerine tanık olan Ozan Hasan Akarsu bir dizesinde: ‘’Komadı karanlığın ağaları Halk uyansın ülke çiçeğe dursun’’ diyerek köy enstitülerinin kapanmasına tanıklık edecekti.

Köyleri, köylüyü eğiterek düşünen özgür bireyler yaratılması ve bu beyinlerin yönetimlerde söz hakkı olunması adına kurulan Köy Enstitülerinin; kuruluş nedenlerini sıralayan Köy Enstitülerinin mimarı Hasan Ali Yücel: “Biz, istiklal mücadelesinden itibaren sosyal hayatımızda yaptığımız büyük devrimleri köylere götürecek adam yetiştirmek isteriz. Çünkü ümmet devrinin böyle bir adamı vardır. Bu, imamdır. İmam, insan doğduğu vakit kulağına ezan okuyarak, vefat ettiği vakit mezarının başında telkin vererek, doğumundan ölümüne kadar bu cemiyetin manen hâkimidir. Bu manevi hâkimiyet, maddi tarafa da intikal eder. Çünkü köylü hasta olduğu vakit de sual mercii imam olur. Biz imamın yerine, köye devrimci düşüncenin adamını göndermek istedik.”

Olmamıştı… Düşünce adamları bir kere daha imamlara, şeyhlere, ağalara karşı kaybettirilmişti. Bu kayıp: Türkiye’yi bugün çözümsüzlüklere itenlere karşı 14 Nisan Günü Tandoğan’da toplanan kalabalığın aradığı aydınlığın kaybıdır.

ozturkpolat75@msn.com

Yorumlar
Henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Gönder
Yorum yapmak icin giriş yapmalısınız.
Oylama
Sadece üyeler oylayabilir.

Lütfen Giriş Yapın.

Henüz oylanmamış.
Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan