Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 35
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 5 Gün Gelmedi
abdullahank 107 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 201 Gün Gelmedi
atlantis 222 Gün Gelmedi
baris dursun 223 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 232 Gün Gelmedi
admin 234 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 235 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
BİR VANDALA DEMİŞ Kİ…
Yazar Fakir - Eylül 23 2007 - 14:22:09
BİR VANDALA DEMİŞ Kİ…/Nizamettin ÖZTÜRK

Nisan ayının ortalarıydı, insanlar başladılar sıcaktan yakınmaya. “Güneş kızgın ışınlarını yer yüzüne salıyor” diye kızanlar, güneşin insanoğluna neden bu kadar “kızgın” olduğunu algılayamadıkları gibi, sorgulama gereğini de duy(a)madılar. Halbuki, o zaman, aşırı sıcaklığın doğurduğu sonuçlar medyaya hayli malzeme de çıkartıyordu. Tıpkı bugün AKP’nin hazırlattırdığı anayasa taslağında olduğu gibi. (Bu cümleden hareketle politika da işleyeceğimiz anlaşılmamalı.) Toplamda 5-6 ay gibi bir zaman süren o etkili sıcak günlerde, şu sıralar girmekte olduğumuz kış mevsimini pek düşünen yoktu. Ama bakın kış gelip çattı bile. Dikkat edilecek olursa, sonbaharsız kışa giriyoruz. Sıcaklar başladığında da ilkbahar yoktu. Görülen o ki, ara mevsimler ortadan kaybolmuş durumdalar. Ara mevsimlerin en önemli yararları; canlıların içinde bulundukları mevcut sıcak ya da soğuk karakterli mevsimden tam tersi (zıddı) bir mevsime girerken o koşullara hazırlık ve yavaş yavaş alışmanın fırsatını tanımaktı. Bu ara mevsimlerden mahrumiyet, ani hastalıkların baş göstermesine delalettir.

Evet, bu duruma nasıl gelindi? Ozon tabakasının delinmesi, küresel ısınmayı tetikleyen etmenler ve bunlara neden neydi gibi konulara dair epeyce yazılıp çizildi. Bu dünyanın yaşanmaz hale gelmesinde, insanlığın büyük çoğunluğunun suç işlemediği bilinen bir gerçekliktir. Fakat, suçun doğurduğu sonuçlarından, maalesef yine en çok ve en çabuk zarar gören de suçsuz olan o büyük çoğunluktur. Bu kesimin mağduriyeti ne zamana kadar sürecek? Onların, suçlulara “yeter artık, ben de senin kadar bu dünyanın doğal bir varlığıyım!” diyene kadar…

Eğer, doğal küresel dengenin bozulmasının önüne geçilemezse, yerkürenin bir yerlerinde ani sel ve benzeri afetler sürerken, bazı yerlerinde de kuraklık başını alıp gider. Bu durumda coğrafyaların çölleşmesi mukadder sondur. Ve sonrası malum! Bir canlının asla birlikte yaşayamayacağı başka başka canlılar ortaya çıkacaktır. Bunlardan bazıları varlıklarını hissettirmeye başladılar bile. Biyolojik olarak her canlı kendi doğal barınma ve yaşam ortamını oluşturacak kabiliyete sahiptir. Bazı minik canlılar ise, diğer iri cüsseli hayvanların derilerinde barınmaktadırlar. Keneler bu türlerdendir. Hayvancılığın “zorunlu” bir geçim kaynağı olduğu yörelerden Erzurum-Kars platosu ve yakın çevresi üzerinde yaşamını sürdüren halkımız keneleri iyi bilirler. Geride bırakılan o sıcak yaz günlerinde, bir kene türü, iri gövdeli hayvan derilerini beğenmeyerek, insanlara tebelleş olmuştu. Tuhaf olan, bu keneler de o minik halleriyle nerede yoksul, tarlada-bağda çalışan emekçi insan varsa onlara dadanmış ve Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi teşhisiyle hastanelere sevk edilenlerden yaklaşık 20 kişi yaşamını yitirmişti.

Günlerin ne getireceği bilinmemekle birlikte, durum kötü gözüküyor. Siz bakmayın havaların ufak tefek gürültü çıkarttığına. Olanlar olmuş, kutuplarda buzullar eriyor, birçok göl ve nehir kuruyor. Elbette bizim üzerinde yaşadığımız coğrafya da bu durumdan nasibini alacaktır. Altı ay sonra kuraklık yeniden etkisini gösterecek ve muhtemelen başkent Ankara ile uzayda bir yerler arasında “ufo”larla dolmuş seferleri başlayacaktır. Çünkü bu ülkede de, doğanın tahribatı hoyratça sürmektedir. Bilinçli olarak yakılan ormanlar ve mecrası dışında zorla akıtılmak istenen nehirler vs. ekolojik dengenin canlılar aleyhinde bozulmasına neden olmaktadır. Ve bu ülkede de Vandalizm sürüp gitmektedir. Çünkü bu ülkede, bekli de dünyada eşine ender rastlanacak; birçok uygarlığa beşiklik yapmış, insanlık tarihinin kültür mirası, doğa harikası Hasankeyf gibi bir yer yok edilmek isteniyor…

Hasankeyf’i boğacak olan Ilısu Barajı’nın finansmanı, her ne kadar kapitalizmin ninnileriyle büyüseler de, uygarlıklara biraz daha duyarlı olan Avrupa’nın (İsviçre-Avusturya-Almanya) birkaç ülkesinden sağlanıyor. Bu kurnazca bir iştir. Diyelim ki parayı ABD verseydi o zaman; “bir Vandal bir Vandala demiş ki gel beraber yıkalım” olurdu. Ne demeli! Bu Hasankeyf’e olan tutumunda Avrupa’nın iki yüzlülüğü bir kez daha açığa çıkmıştır. Bunlar kirli politikalardır. Şu tartışmaları sürmekte olan anayasa içinde, bu sorunlar nasıl yer alacak merak konusudur. Biz politika yapmayalım dedik, ama her şeyde politik motifler hakim. Karma karışık halde oynanacak olan bu anayasa hazırlık maçında, sessiz çoğunluk tribünlere serpiştirilerek sessizce oturmaları isteniyor ve sessiz kalamayacaklarını bildikleri Kürtleri ise, her pozisyonu tam olarak göremeyecekleri kale arkası tribününde tutmayı amaçlıyorlar. Bu kadarını anımsatmak politika sayılmaz herhalde. 23.09.2007
Nizamettin ÖZTÜRK/nizamettin_ozturk

**Vandallar KİMDİR
Doğu Cermen Kavimleri'ndendir. Kavimler Göçü sırasında 5nci yüzyılda Roma İmparatorluğu'nun değişik eyaletlerini yağmalamalarıyla tanınırlar. Bu eyaletler sırasıyla Galya (Gallia), Galiçya (İspanya), Endülüs (Hispania Baetica), Kuzey Afrika ve Akdeniz adalarıdır. 439 - 533 yılları arasında çok kısa süre ayakta kalan bir "Afrika Vandal Krallığı" ya da diğer adıyla "Kartaca Krallığı"nı da kurmuşlardır.
Ostrogotlar'ın kralı ve Vizigotlar'ın kral naibi olan Got kavminden olan Büyük Theodoric evlilik yolu ile Vandallara akrabaydı.
**Yurtları ve asılları bilinmemektedir.
Vandallar, Galya ve İspanya'da büyük bir kıyım yaparak Afrika kıyılarına dek ilerlediler. 455 yılında Vandal Kralı Geiserich, Roma şehrini yağmalamıştır. Bu gelişmelerin sonrasında yıkılmanın eşiğine gelen Batı Roma İmparatorluğu, aşiretlere ayrıldı. Tüm gücünü yitiren Batı Roma İmparatorluğu 476 yılında yıkılmıştır. Kartaca'ya hâkim oldular. 6. yüzyılda Bizanslılar'a yenilip, onların hâkimiyetine girince; kendilerini muhafaza edemeyip eridiler. Vandallar önceleri Ariusçu Hristiyan iken sonra Katolik Hristiyanlaşmışlardır.Roma'nın yağmalanmasına atfen, sebepsiz yere zarar verme eylemine vandalizm denmeye başlamıştır. Haber: www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan