Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 44
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 5 Gün Gelmedi
abdullahank 107 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 223 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 235 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
ŞEYTANİ KİMLİKLER
Yazar Fakir - Ekim 02 2007 - 18:43:26
ŞEYTANİ KİMLİKLER/Saim ÖZER

Lise de otuz üç kişilik bir sınıfımız vardı. O güne kadar kimliklerimiz değil arkadaşlıklarımız ön plandaydı. Sonradan öğrenecektik, sınıfın on altı kişisi alevi on yedi kişisi Sünni idi. Detayda etnik ayrıcalıklarda vardı. Ama bunlar bizim için hiç önemli değildi. Çoğumuz ilkokuldan tanışıyorduk. Kırmızıçizgilerimiz yoktu. Birbirimizin evine gider kalırdık. Annelerimizin yaptığı katmerleri, börekleri, dolmaları o eşsiz lezzetleri bilirdik. Ama sonradan ayrıştırılacak kimliklerin farkında değildik. İnsanı insan olarak görüyor ayrılıkçılara karşı çıkıyorduk. Bize inat, öğretmenlerimiz kesin çizgilerle ayrılmış, birbirlerinin gölgelerine kurşun sıkan insanlardı.

Aylardan yine ramazandı. Bütün mahyalar ‘Hoş geldin ramazan’ yazıyordu. Kendisini çok sevdiğimiz din dersi öğretmenimiz Kemal Bey, atamayla başka okula gitmiş yerine felsefe öğretmenimiz derse giriyordu. İlk defa din dersinde çocuklar oruç tutmayabilirsiniz, namaz kılmayabilirsiniz diyen bir öğretmen görüyorduk. Birkaç gün sonra bayan felsefecimiz, spor odasında beden eğitimi öğretmeni ile basılıyor. Matematik öğretmenimiz, aşırı derecede alkol alan birisi. Kendisini ayık kafayla sınıfta çok az görmüşüzdür. Kendisinden yediğimiz dayakların şiddetini hiç unutmadım. Türkçe öğretmenimiz ile diğerleri arasında tam bir kumpas yaşıyorduk. Yüzünü gülerken hiç görmediğimiz fizik öğretmenimiz, Sayın Açıcı sınıftaki bakışları hep kızgınlık ve nefret doluydu. Kendisi emekli olunca yerine daha sempatik ve bizimle diyalog kuran Tarık öğretmen gelmişti. Yeni kuşağın biz den daha şanslı olduğunu görüyorum. Kısaca sevgisiz bir okul ortamı yaşadık. Tarık öğretmenin gelişi hayatımızda tam bir dönüm noktası olacaktı. Sabah blok dersimiz vardı. Edebiyat dersinden sonra fizik dersimiz vardı. İkinci derse gelen Tarık öğretmenin ilk sorusu oruç tutan var mı? Sınıfta bir kişi sağlık problemi, iki kişi katılacakları spor faaliyetlerinden dolayı oruç tutmuyordu. Otuz kişinin parmak kaldırması Tarık öğretmeni çılgına çevirmiş olmalı ki, sınıfa hakaretler yağdırıyordu. Atilla arkadaşımız, minyon tipli ufak tefek birisiydi. Atilla öğretmenden söz hakkı almadan ayağa kalktı. Öğretmenim, dersimiz fizik isterseniz derse geçelim deyince ortalık karıştı ve öğretmen tekme tokatla Atilla’yı yerlerde süründürmeye başladı. Müdahaleyle Atilla’yı Tarık öğretmenin hırçın pençelerinden kurtardık. Sınıfın kapısını açınca flaşlar patladı. Meğer Tarık öğretmen bizden önce girdiği sınıftaki ikinci kademe öğrencilerinden birini oruç tutuyor diye hastanelik etmiş. İşte o gün sevgi dolu olan sınıfımız ikiye bölündü. Bu bölünmeyi sonraki yıllarda diğerleri takip edecekti.

Birbirimizi anlama konusundaki en büyük engel kimliklerimiz oldu giderek. Oysa kimlikler, hepimizin 'olmazsa olmazları'dır. Peki neden böyle oldu? Hemen her kimliğe bir siyasi kumaş biçildi çünkü.
Başörtülüysen 'bir gün şeriat devleti kurabilirsin'. Başka bir tanıma, başka türlü bir anlama maharetine ihtiyaç yok. Kürt kökenliysen, 'bölücü ve teröristsin'. Gayrimüslimsen memleketteki en büyük kötülüklerin, hainliklerin anası sensin. Üst sınıftan biriysen de direkt olarak 'vicdansızsındır' zaten.
Kimliğimiz ne olursa olsun, ister bölgesel, ister dinî, ister etnik veya sınıfsal: Ötekine karşı ısrarla bir şeytanlaştırma kampanyası olarak kullanılmasına ve giderek en sömürgeci siyasi projelerin sacayağı haline getirilmesine razı mı olacağız? Her birimizin kâinatta kapladığı bir alan, bir 'varoluş terminoloji'si var öncelikle. Üst sınıflardan gelenler arasında son derece vicdan sahibi olanlar olduğu gibi, mazlum sınıflardan gelerek saf ve temiz kalmak yerine bir nevi 'mağduriyet efendiliği'ne soyunmuş ve sınıf atlar atlamaz aynı zorbalığı diğerlerine yapan birçok kişi var. Hayat böyledir işte. Çelişkilerimizle, zaaflarımızla iç içeyiz. Ne her zaman haklıyız. Ne de her zaman zorba. Canlı yayına telefonla bağlanan bir profesör stüdyoda oturmakta olan başörtülü hanıma "içinde ne var bilmiyoruz" diyerek sataşma hakkını kendinde bulabiliyor. Çünkü o kendini daima haklı buluyor. Gelecekte bir olasılık olarak görünen tehlikeyi gerekçe göstererek bugünden karşısındakine saldırma hakkını kendinde bulan bir profesör böylesi bir nefret söylemiyle kitleleri kışkırtmasının vebalini bile taşımıyor. Kimliklerimize bir şeytanlaştırma efekti katmak, kimliklerimizden bir siyasi sembol üretmek bizi nereye götürür?

Kardeşi kardeşe kırdıran, kinin nefretin temelinde de şeytanlaşmış kimlikler yok mu? Neden birbirimizi anlamak için uğraşmayız. Devrimcinin, Müslüman’ın, türbanlının, türbansızın, alevinin, Sünni’nin, v.s. hepsinin ortak paydası insan değil mi? Neden bu kimliklerin taassubundan kurtulamayız. Neden ille de ötekini oluştururuz. Bir aile’nin altında yaşadığı çatı altında bile, odalar herkesin özel mekânı salonlar ise herkesin ortak mekânıdır. Salonlar ortak paydada buluşulan yerlerdir. Gelin şeytanlıktan ve şeytanilikten sıyrılıp, insan ve insanlıkta buluşalım.
saimozer@yahoo.com

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan