Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 40
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 6 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 223 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 235 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
NEWROZ ve NEVROZ
Yazar Fakir - Mart 21 2008 - 22:34:44
NEWROZ ve NEVROZ ARASINDAKİ FARK

Asıl dil kökeni Kürtçe ve persçe olan ve söylenişi (New) ''Yeni'', (Roj) ''Gün'',Türkçede karşılığı ''yeni gün'' manasına gelen Newroz' un iyi kavranması gerekmektedir.
Bu anlamda:
Baharın müjdecisi olan Newroz'u kimi Newroz gibi gerçek manada kullanırken, birçok insan bu kelimeyi farkında olmadan psikriyatik dalda bir hastalık olarak anılan Nevroz veya Türkçeleştirilmiş adıyla Nevruz olarak dile getirmektedir…
Newroz Efsanesi
Bir kral vardır 2600 yıl önce; tanrılaşmak isteyen. Bir kral vardır Demirci Kawayla çağdaş; zalim ve zorba. Kürt halkını Fıratla Dicle arasına hepseden Ninowalı bir gardiyan, babası Mardası öldürüp yerine geçen, Bilvarasp adında, Dehak denen bir yılan. Ve her gün biri kız biri erkek iki gencin beyniyle yaşayan insan silüetli bir canavar.
Efsane bu ya, bir gün zalim Dehakın iki omuz başında iki yılanbaşı çıkar zehirli ve aç. Tez elden ferman çıkarılır Med halkına: Yılanlar Dehakı zehirlemesin diye her gün iki gencin beyni sunulmalıdır altın tepsi içinde.
İki Nehir boylarında çocuklar Bir aşk gülünü bile /Dalında koklayamadan yok oldular."
Ninowaya kaleler kurulur kemiklerden ve etten şatolar. Ama zalim Dehak doymak bilmez; yılanlar ölmek bilmez. Medya ülke, iki nehrin ortasında üçüncü bir nehir olmuştur, tanrılaşmış kral soyunun zulüm kalesinin hemen yanında kan akan. Med halkı suskun, korku boydan boya...
Korkunun ecele faydası yok. Ama ölümün çaresi var...
Bir Dehaka... Bir dağa...
Bir Dehaka... Bir dağa verilir gençler.
Yıllar sonra büyük bir ordu olur dağa gönderilenler
8 çocuğunu zalim Dehaka sunan Kawa adında bir demirci fırlar öne. Son çocuğunu vermeyi reddeder Dehaka. Ve yeşil, sarı, kırmızı önlüğünü giyip, Ninowayı yakacak isyan ateşen tutuşturur en yüksek tepede.
Alınca işareti isyan için bekleyenler, kışın ilkyaza evrildiği, kelebeklerin çiçek-çiçek gezmeye korktuğu, zulüm karası bahar gecesi aydınlanır tepelerden.
Her biri birer Kawa, birer isyan ateşi, ateşten birer top. Dağdan kopan ateşten bir çığ gibi akarlar Ninowanın üstüne. "Tam da karlar erirken yürüdüler. İncecik derelerce süzülüp nehirleştiler."
Dehakın zulüm kaleleri yerle bir edilir. Demirci Kawa demire biçim veren balyozuyla devirir zalimin başını. "Medyadan yükselen havarlar adına
Babilde çekilen ahlar adına bir daha-bir daha
İskit gözünde süzülen yaşlar adına
Elam kilerinden çalınan aşlar adına
Beyinleri çıkarılan gencecik başlar adına
Bir daha-bir daha. "
Gün düşer 21 Martta iki nehir arasına ve zulüm kavrulur yangınlarda havarlar değil, zılgıtlar yükselir medya ülkesinden. Bir de ateş, gökyüzüne, Ninowadan.
Yükselen yalımlarla dillendi özgürlük /Ceylanlar indi yeniden nehir kıyılarına /Turaç sesleri yükseldi sazlıklardan
/Ateşin çevresinde halaylar kuruldu /Sevinçler süzüldü geçmiş havarlardan /O büyük günün adına Newroz denildi. 2615 yıl önce zulmün başı Kawanın balyozuyla savruldu.
Nevroz:
Televizyon kanalları şiddet ve ölüm haberleriyle dolu. Silahlı çatışmalar, trafik kazaları ve tecavüzler günlük yaşamın alışılmış bir parçası sayılıyor. İnsan eliyle yaratılan bu şiddete doğa da, deprem, sel, toprak kayması gibi yıkımlarla katkıda bulunuyor. Dünyada her gün binlerce insan doğal ya da toplumsal yıkımlar nedeniyle hayatını kaybediyor. Peki, bu arada sağ kalanlara ne oluyor? Savaşa katılan, bir kaza ya da depremden sonra enkazın arasından kurtarılan, tecavüze uğrayan ya da işkence gören kişiler yaşamlarına hiç bir şey olmamış gibi kaldıkları yerden devam edebiliyorlar mı? Bazıları bunu başarabiliyor. Ya da, yaşadıkları olayın etkisini üzerlerinden tam olarak atamasalar bile ciddi bir ruhsal rahatsızlık geçirmeden onunla bahşedebiliyorlar. Bu insanların önemli bir bölümüyse 'travma tik nevroz' adı verilen ruhsal rahatsızlığa yakalanıyor. Bu rahatsızlığın en önemli belirtisi olayın kişinin zihninde sürekli olarak yeniden yaşanması. Bazıları sık-sık olayla ilgili kâbuslar görüyor. Kimileriyse, olayı anımsatan bir durumla karşılaştıklarında sanki o anı yeniden yaşıyor gibi oluyor, hatta kimi zaman hayaller görüyor, gerçekte olmayan sesler duyuyorlar. Hiç beklenmedik durumlar olayın anımsanmasına yol açabiliyor. Örneğin, tecavüze uğramış bir kadın, şort giymiş bir erkek gördüğünde tecavüz anıyla ilgili anıları yeniden canlanabiliyor. Ya da, savaşa katılmış bir asker bir egzoz patlamasıyla birlikte kendini yere atıp geçmişte yaşamış olduğu çatışma anının havasına yoğun biçimde kendini kaptırabiliyor. Kişi, olayı anımsatabilecek durumlardan uzak durmaya çalışıyor. İnsanlardan kaçıyor, içe kapanıyor ve giderek donuk, duygularını yaşayamayan bir kimliğe bürünüyor. Ancak, tüm bu çabalara rağmen, olayı anımsamaktan ve aynı yoğun duyguları tekrar-tekrar yaşamaktan kurtulamıyor. Bu arada uykuları da bozuluyor. Uykuya dalmak güçleşiyor. Sık-sık uyanmalar görülüyor. Kişi sinirli ve her an patlamaya hazır birisi haline geliyor. Kafasını toplamakta güçlük çekiyor ve kendini işine veremiyor. Travma tik nevroz en az bir ay sürüyor. Daha doğrusu, bir aydan kısa sürüp geçen durumlar travma tik nevroz olarak kabul edilmiyor. Bu rahatsızlığın belirtileri genellikle olaydan kısa bir süre sonra ortaya çıkıyor. Ancak, bazen yıllar sonra bile hastalanan kişilere rastlanabiliyor.
Travma tik nevrozda beyinde neler oluyor?
Olay sırasında beyinde korkunun tipik biyokimyasal bulgusu olan noradrenalin salınımı görülüyor. Ancak, travma tik nevrozda söz konusu salınım bir aşırılık gösteriyor ve süreklilik kazanıyor. Bu süreklilik aşırı bir gerginliğe, bunaltı ve kolay irkilme gibi belirtilere yol açıyor. Bu kişilerde görülen bir başka önemli laboratuar bulgusu, yaşanan olayın anımsanması sırasında beyinlerinde morfin benzeri bir maddenin salgılanması. Bu madde kişinin ağrı ve acıya karşı direncini yükseltiyor. Hatta bazılarının olayı anımsatan durumları tekrar-tekrar yaşamaya çalışmalarına neden oluyor

Psikiyatrist
Doç. Dr. Levent METE
Nevruz
Orta Asya'dan Balkanlardaki uluslara kadar çok geniş bir bölgede yerel renk ve inançlarla kutlanan Nevruz, her ulusun kendi kültür değerleriyle özdeşleştirip sembolleştirdiği, özü itibariyle baharın gelişinin kutlandığı coşkuyla karşılandığı bir gündür.
Yaşadığı geniş coğrafyada doğa ve çevrenin uyanışının kutlandığı Nevruz Bayramı'nın Anadolu'da ve Türk kültürünün yayıldığı bölgelerde de son derece köklü ve zengin bir geçmişi vardır.
Nev (yeni) ve ruz (gün) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelen ve YENİGÜN anlamını taşıyan Nevruz, kuzey yarımkürede başta Türkler olmak üzere birçok halk ve topluluk tarafından yılbaşı olarak kutlanır.
Gece ile gündüzün eşitlendiği 21 Mart'ta güneş göçmen kuşlar gibi kuzey yarımküreye yönelir. 21 Mart ile birlikte havalar ısınmaya, karlar erimeye, ağaçlar çiçeklenmeye, toprak yeşermeye, göçmen kuşlar yuvalarına dönmeye başlar.
Bu nedenle 21 Mart bütün varlıklar için uyanış, diriliş ve yaradılış günü olarak kabul edilerek, Nevruz/YENİGÜN bayramı adıyla kutlanır.
Orta Asya'da yaşayan Türkler, Anadolu Türkleri ve İranlıların yılbaşı olarak kabul ettikleri güne Nevruz adı verilir ki, yeni gün anlamına gelir. Gece ve gündüzün eşit olduğu Miladi 22 Mart, Rumi 9 Mart gününe rastlamaktadır.
Nevruz-i Sultani, Sultan Nevruz, Sultan Navrız, Navrız, Mart Dokuzu gibi adlarla da anılmaktadır.
Oniki Hayvanlı Türk Takviminde görüldüğü üzere Türklerde de çok eskiden beri bilinmekte ve törenlerle kutlanmaktadır. Türklerde Nevruz hakkında başlıca rivayet, bugünün bir kurtuluş günü olarak kabul edilmesidir. Yani Ergenekon'dan çıkıştır. İşte bu nedenle bugün Türklerde Nevruz, yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilmiş ve günümüze kadar bayramlarda kutlana gelmiştir. Orta Asya'daki Türk topluluklarından Azeri, Kazak, Kırgız, Türkmen, Özbek, Tatar, Uygur Türkleri, Anadolu Türkleri ve Balkan Türkleri Nevruz geleneğini canlı olarak günümüze kadar yaşatmışlardır.
Newroz ''Bahar bayramınız'' kutlu olsun,
Saygılarımızla
İlyas YILDIZ / Araştırma yazısı

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan