Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 43
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 6 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 224 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 236 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Zübük 3
Yazar Fakir - Nisan 08 2008 - 20:45:07
Zübük 3/Mustafa Küpeli

Mustafa Küpeli **Gel abi gel ucuz yemek mecliste ..

Zübük Ağa 1993 yılında genel seçimlerinde milletvekili seçilince kendisine olan ilgi ve alaka 100 kat daha arttı.

Aslında Ardahan hep yoksulluğun adresi, Türkiye’nin en son sınırı, bazen yaşamda yolun bittiği, Basan hayattan kopmanın adresi ama uzun yıllarca yoksulluğa direnmiş, bütün zorluklara göğüs germiş, sınırda her karış toprağına vatan demiş, o yoksulluğuyla sınırı beklemiş. Buna karşılık sosyal devlet ne yol yapmış, ne su getirmiş. Hükümetler bir fabrika yapmamış. Buda yetmemiş devlet bir tas suya muhtaç etmiş. Hal böyle iken biri çıkmış elinde umut torbası çaresizlikle kıvranan bu halka umut dağıtmış. Onlarda oy vermiş ve Zübük Ağayı mebus seçmek onlar için bir umut kurtuluş yolu olmuş.

Mebus Zübük’ün vaatlerinin yerine tereddütsüz geleceği kanısını taşıyarak çocuklarının bir iş sahibi olma sevinci yaşarken, ahırdan ineğini satan Ankara’nın yolunu tutmaya başladı. Gelen giden çok olunca Ardahan’da bir hareketliliktir başlamış bir dini bayram veya bir milli bayramı andırıyor. Ankara’ya gedenler büyük bir mutluluk içinde


Ardahan’daki Otobüs şirketlerin yüzü gülmeye başladı. Bu süslü yolcuların karşısında otobüs şirketlerinde gözle görülür değişiklikler yapmaya başlayarak yeni otobüsler alınmış, eskilerini boyanmış, kravatlı kaptanlar ve muavinler, çaylar şirketten, Mebus Zübük’ün iyi adamlarına yolda kaptan yemeği yedirmeler yeni bir yaşama sevinci herkesi alıp bir tarafa götürüyor. Yani Mebus Zübük herksin hayatına girmiş, bazen bir umut kapısı, bazen umudun tükenişi

Borcunu ödemeyen uzun yol otobüs sahibi Kaptan Orhan Cuma namazını kılarken birden, yarabbi Mebus Zübüğ’ün işini gücünü ras getir. Yarabbi olmasaydı binim otobüsüme haciz götürecekti, onun ayağı taşa değdirme. Yarabbi Zübük Ağamızı muzaffer eyle. sesli dua edince birden cemaatin kendisini seyrettiğini görünce duasını yarım bırakıp camiyi terk etti.


Eskiden hiç kravat takmayanlar, çok fakirler bile fiyakalı elbiseler, kravat takmaya başlamış. Tabiki Ardahanlılar TBMM’de de el aleme karşı sinek taraşı kravatlı şık elbiseler, ayakkabılar boyalı, tok çalımlı sallanacaklardı.

Kimilerin Meclise hiç gitmemelerin merakı, bazılarının milletvekilleriyle birlikte yemek yerken yaşayacağı mutluluk, Kimilerine verilen vaatlerin yerine getirilmesi gibi umutlarını yeşerten Kimileri Mebus Zübük’ü görmek için TBMM’ye gelence bir yığılma oldu ki mecliste çalışan 550 Milletvekillide şaşırdı. O kadar gelen giden var ki bütün milletvekilleri, bakanlar, büyük bir aşiret ağası olduğunu zannettiği için onlarda Mebus Zübük’ten çekinmeye başladılar.

Çok gelenlerin yarın sorun yaratacağını anlayan Mebus tebdilini almış, hemen bir personel meclisin giriş kapısına koyup gelenleri TBMM’nin yemek salonuna alarak ortalığı sakinleştirmeye çalışmaktaydı.

Her gelen heyete yemek yedirmeden önce sekreterini arayarak bana çabuk başbakan ve falan bakanı bağla. Sekreteri eşini bağlatarak Mebus Zübük Sn başbakan veya falan bakanla görüşüyorum diye insanlar hava atarak verdiği vaatlerin üstünü örtmeye çalışıyordu. Çoğunu bakanla görüştüm senin işin yarın değil öbürsü gün yapılacak. Daha doğrusu bitmeyen günler başlayınca gelenlerin çoğu Ankara otellerinde bitlenmeye başladılar.

Ankara’ya fiyakalı kravatla gidenler gelirken kravatsız, saçlı, sakallı, yüzlerine bir pire düşse bin parça olacak gibi gelince, Mebus Zübük Ağa’nın kirli siyaseti bütün Ardahan’ın diline dolandı. Gidenlerin hiç birinin işi olmamış hiç kimse çocuğunu işi koyamamış bol bol yemek yemiş Ankara’nın kirini Ardahan’a getirmişlerdi. Ama çoğu kendisine yediremediği için ağasının aleyhin konuşmuyor. Kimileri de suskun, her insan bir umutla yaşıyor ya yaparsa…

Ardahan sokarlarında tek gerçeği söyleyen Deli Hemme bu kirli siyaseti bilerek veya bilmeyerek karşı koymaya karar verdiği için, otobüs garajının önünde nöbet tutmaya başlamıştı.
Ankara’dan gelen otobüs daha yolcuları indirmeden Deli Hemme bağırıyor.
—Deli Hemme gel abi gel ucuz yemek burada.
—Simsar soruyor; Deli Hemme bu ne yemektir.
—Ağabey bunlar Ardahan’ın sorunlarını meclise götürdüler Mebus Zübük ucuz yemeğiyle değiştirip geldiler. Bir yemeğe bu makus tarihimizi değişir miydi?
—Oğlum sen deli misin? Bizim yolcularımıza niye hakaret ediyorsun, onlar olmazsa biz ne yapardık, bırak gitsin sana zararı ne
— Sen ne biçim konuşuyorsun ben sükut durayım da bu Ardahan hep gerimi gitsin. Bin sükut durayımda göç yine devamı etsin ben sükut durayım da binim gibi yoksullukta bir sürü deli mi olsun
—Olan deli, 40 yılın başında doğru bir kelime söyledin.
—Abi bunlar Ardahan’ın sorunlarını çözmek için Ankara’ya gitmedi mi?
—He doğru
—Hani oğullarını, kızlarını işe koymak karşılığında oy vermediler mi?
—He verdirdiler
—Hani Ardahan kurtulacaktı. Fabrikalar yapılacaktı, Ardahan şantiyeye dönecekti, işse iş, yollar yapılacak, sular akacaktı. Hani Mehmet dayımın 8 işsiz oğluna iş verecekti. Dayımın iki ineği vardı birini sattı onu da otellerde yedi geldi.
-Öylemi
- Hani ben oy verirsem Bakırköy Deliler Hastanesi’ne götürüp iyi edeceklerdi. Gidenler mecliste onun yüzüne tükürselerdi bende onlara burada Ardahan etinden yemek yedirirdim.
— Sus olan deli, sen kim oluyorsun da memleket kurtarıyorsun. Aç karnını doyurmadan yemek yediriyorsun, memleketi kurtarana bak.
— Deli Hemme; Ardahan gerçeğini anlattığını anlayan Simsar sesini kesti ve ortalıktan yok oldu.
Dele hemme bütün gelenleri böyle rencide ederken, Ankara’dan gelen Mebus Zübüğ’ün adamları ve oy verenler Deli Hemme’yi görünce saklanacak delik arıyorlar.

Ardahan’a acil telgraf
Çok gelen olunca TBMM’de yığılma olmuş ve Aylarca Ardahan’a gedemedikleri için bir sürü dedi kodu telefonlarını susturmak için Mebus Zübük, hemen bir cin fikirle Ardahan Köy Muhtarlarına ve Partililerine birer telgraf çekmiş.
Telgraf aynen şöyle; Benim canım kadar sevdiğim Ardahanlı Canlarım. Ankara’ya gelenleri başımın üzerinde ağırlıyorum. Dediğim gibi sizin hizmetkarınızım. Benim Canlarıma hiç masraf ettirmiyorum. Ankara’ya Ardahan’ın sorunları için gelen pek yok. Sadece çocuklarının iş için gelenler var. Onlarda Sabah önle akşam 3 öğün meclisin yemekhanesinde yemek yiyor, Başbakanla Ardahan’ın sorunlarını ve gelenlerin işsiz çocuklarına iş bulmak için görüşürken onlarda çayların içiyorlar. Ardahan’dan gelen çok solunca Ankara’da otellerde yer bulamadıkları için Geceleri Meclisin gurup odalarında bedava yatırıyorum. Başka ne yapabilirim. Bin sizi sevmekten kendimi tutamıyorum.Sakın tereddüt etmeyin benim canlarım

Zübüğ’ün mebus olması ve uzun yıllar Ardahan’ı meşgul etmesi, yılların siyasetçisi Zübüğüa Ardahan’ın başına bele eden Taştan amcayı yatağa düşürmüştü. Ben bu vebalin hesabını o dünyada nasıl vereceğim diye sürekli sayıklıyordu
—Bir gün oğlu demiş baba bize söyleyeceğin bir sözün var mı?
—Var oğlum hem de çok
—Nedir baba
—Ben Ardahanlılarla helâlaşmak istiyorum
—Peki ne yapalım baba
—Çağır gelsinler köy meydanında onlarla helâlaşalım
— Taştan amcanın Oğulları zaman kaybetmeden Ardahan belediye Reyis’ine gitmiş babalarının son vasiyetini bildirmiş. Reyiste eskiden aynı partili olduğu için oda bir o kadar suçluluk hissettiği için belediyenin operlolarıyla halka bildirmiş ve Günlerden Pazar bütün Ardahanlılar Taştan amcanın köyünün meydanında toplanmış, bir kısmı sandalyede, bir kısmı taş üstünde yerde oturuyorlar. İki tahtanın üzerine koyulmuş Taştan amcayı getirip kalabalığın ortasında bir masanın üzerine koydular.
—Köyün kadınları akrabaları ve eşi duvarın dibinde hüngür hüngür ağlarken
—Taştan amca sesi titreyerek değerli komşularım derken gözlerinden burum buram yaş geldi. hıçkırıklar tuttuğu için bir zaman konuşamadı. Birden kendini toparladı ve konuşmasını sürdürdü.
Bu mebus zübüğü ben getirdim Ben sizsinle tanıştırdım ben nereden bilirdim bu kadar bizi kandıracaktı. Şimdi herkes sebebe bana beddua ediyor.
—Köylü Memet emi Taştan abi ben size söylemiştim. Bu adam Ardahan’da siyaseti kirletecek ama bana inanmadınız, çoğunuz onun peşinden koştunuz,
—Müjde müjde Banka borçlarını sildi. Diye muhtarlar faks gönderdi. Ben devletin işidir dedim inanmadınız bak hepiniz icralık oldunuz.
—Devletin valiliği her kuruma gönderdiği veya göndereceği bütün yatırımları ben gönderdim diye telefonlar, fakslarla, Ardahan Muhtarlarına ilgililere ve gurbetteki dernekler bildirerek kendisini bir hizmet adamı gibi gösterdi. Ben doğru değil dedim, siz ses çıkarmadınız.
—Su motorlarını getirdi. Elektrikle birkaç köye su getirdi. Şimdi dünyanın elektrik parası geldi, ödenmeyen elektrik paraları yüzünden sular kesildi. Ama bana yine inanmadınız.
—1992 yılından beri 100 bine yakın Ardahanlı göç ederken, arkalarından ağıtlar yakıldı, maniler söylendi, destanlar yazıldı. Bayramlarda gurbetten gelip yakınlarının mezarlarını ziyaret edemeyenlerin gözyaşları sel oldu aktı. Ama göç devam erken siz yine uyanmadınız.
— Onu destekleyen muhtarlara verdiği çekler karşılıksız çıkanca, 52 muhtar, 52 cami hocası soruşturma geçirdi. Bu kirliliğe yine seyirci kaldınız.
—Yalanları ortaya çıkınca üstünü örtmek için Festival Ağası oldu, çok konuşan muhtara ben maaş almıyorum, her ay bir köy muhtarına bağışlıyorum dedi. Bir sürü aslı astarı olmayan sözler, yıkılan hayalleriniz karşısında yine siz partililer sessiz kaldınız.
—Yoğun göçten sonra oğullarını gurbete gönderip de geri gelmedikleri için yalnız kalan, yıllarıdır o coğrafyanın yoksulluğuna göğüs germiş ve duvarın dibin de ağlayan yaşlılar görüp selam vermeden yanından geçtiniz.
—Ardahan’a köprü, fabrika, hava alanı, baraj, çürük yapılan fakülte binası, 15 yılda bitmeyen hükümet konağının önünden geçtiniz yine uyanmadınız.
—16 yılda binlerce söz ve gazetelerde beyanat verildi. Ama sanayi sitesi yapılmadı.
Binlerce söz verildi. Ama barajlar, hava alanı bunun gibi binlerce insan öldü. Onların çocukları evlendi, çocukları oldu. Ama bu vaatleri görmediler
— Her gün önünden geçtiğiniz Valilik binası 15 yıldır bitmedi. Siz yine hesap sormadınız.
—Sınır kapıları Karadeniz lobisinin hatırına başlatılmadı. Ama sekreterin eşinin üzerine TBMM’nin temizlik ihalesini aldırdı. Siz yine ses çıkarmadınız.

Orta kent’li Temel Banka borçlarını ödeyemeyince inekleri, traktörün römorkuna yükleyip TBMM’nin önüne bırakmak için yola çıkanca önünü kesip Ankara’ya gitmesini engellidiniz. Yine yanlış yaptınız.
-Yahu kardeşim siz partililer ve biz Ardahanlılar Deli Hemme kadar olamadık. Ardahan gerçeğini görmezden geldik. Sizin sayenizde Siyaset bu kadar kirlendi. Şimdide o dünyaya gitmeye korkuyorsunuz. Arkadaş ben hakkımı helal etmiyorum. Ardahan çektiği bu sefaletin yüzünden sizin cenneti bırakan cehennemde de yer bulamayacaksınız.
- Bu sözler taştan emmeyi büsbütün bitirmişti.
-Memet eminin yoğun eleştirilerine kızan Belediye reyis’i sesini yükselterek Yahu adam bizden af diliyor. Sin Tek suçlu gibi yükleniyorsun
- Yavrum ben nereden bileydim bu soysuz bizim ocağımızı söndürecek. O konuşurken hepiniz inanmıyor muydunuz. ki benim yüreğim seninki kadar yanmıyor mu. Göç yüreklerimizi ikiye böldü Göçten sonra terk edilen yıkık evler, duvarın dibinde benim gibi ölümü bekleyen sahipsiz yaşlıları görüp kahrolmuyor muyum.

Mebus Zübüğ’ün yaptıklarını anlatırken daha fazla dayanamayan Taştan amca bana hakkınızı helal edin dedi ama yoksulluk çeken çile çeken halk tek bir kişi bile hakkını helal etmedi. Taştan amca eski partilisi belediye reyisine yalvarır gibi baktı. Reyis yüksek taşın üstün çıktı, ve bu mebus Zübük beni ve bütün partilileri inandırdı. Ama biz taştan amcadan daha suçluyuz etmeyen eylemeyen hakkınızı helal edin saatlerce dil döktü ama tek bir kişi bile hakkın helal etmedi. Heyecanlı toplantıdan güneşin yakıcılığın hissetmeyen Taştan amca daha fazla dayanamayarak hayata veda etti. Köyün hocası gözlerin kapatmak için ne kadar uğraştıysa başaramadı. Ve Taştan amca Ardahanlılara borçlu olduğu için gözü kapalı hakkın rahmetine kavuştur.
Taştan amcanın ölüm haberi bir şivan’a dönüştü. Bütün köy kadınları beddua etmeye başladılar. Zübük Zübük ocağın sönsün hani benim çocuğumu işe koyacaktın, hani fabrika yapacaktın, göçü durduracaktın. Sen bizim ocağımızı söndürdün, bizim gibi yaşlanınca Allah seni de bu duvarların dibinde bıraksın inşallah.

Zübüğ’ün yaptığı kirli siyasetten herkes nasibini almıştı. Sanki herkes bir rüyadan uyanmıştı. Bir yandan Taştan amcayı kaybemelerine bir yandan hakkın helal etmedikleri için büyük üzüntü duyan Ardahanlılar, Mebus Zübüğ’e verilen oyların Ardahan’ a bir düşmanlık olduğunu anladılar, oy verirken imza atan ve parmak basanlar ve İmza atanlar suçlu saydıkları o işaret parmağını kesip sızım sızım sızlıyorlardı Köyün meydanı kan revan içinde insan parmağıyla doldu. Kediler, köpekler kesilen parmakları yiyip bayram ettiler..
Taştan amca defin etmeye götürülürken biri koşarak geldi cenaze törenine katılanların önünde durarak bağırdı. Durun durun Allah rızasına beni bir dinleyin sonra gömün. Allah rızası deyince köyün hocası işaretiyle cenaze bir taşın üzerine konuldu. Gelen adam mezarlığın duvarını üstüne çıkıp elinde ki Mebus Zübüğ’ün posterini göstererek bu adam 15 yıl önce anam ve babamı kandırdı. Senin oğlunu işe kayacağım diyerek oylarını aldı. Ama beni işe koymadı. Bende gurbete gittim uzun süre gelmeyince Anam ve babam aynı gün kahrından ölmüş. Ben gurbetten geldim birkaç yaşlının dışında hepsi göç etmiş ben tek başıma cenazeleri defin edemem bana yardım eder misiniz? Köylü hep bir ağızdan tamam dedi. Bir isteğim daha var; Babam anam ve Taştan amcada aynı dertten öldüğü için üçünü de yan yana gömebilir miyiz? Köylü hep bir ağızdan tamam dedi. Ve üçünü de yayana köyün mezarlığına defin ettiler. Taştan emi Mebus Zübüğün yüzünden yok yere o dünyaya binlerce insanın ağını alarak borçlu gitti.

**Bu Yazı 7-4-2008 tarihinde düzeltilmiştir.
mustafaküpeli36@gmail.com

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan