Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 45
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 5 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 223 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 235 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Ardahan'dan niye kaçılır?
Yazar Fakir - Şubat 28 2009 - 22:24:28
Ardahan'dan niye kaçılır?/Cemal Yeşilyurt

50 Yıl önce Ardahan Edebiyatçılarımızdan birine sormuşlar: '' Ankara'nın en çok nesini seviyorsun?.. '' diye.
O da yanıtlamış : '' İstanbul 'a dönüşünü seviyorum... ''
Yani, Ankara o yıllar da çok verimsiz ve sosyal yaşamı sıfır olan bir kent.
O sevilse sevilse, oradan ayrınıldığı için sevilir ancak!
Geçenler de Sayın Ardahan Valisi de yanılmıyorsak buna benzer laflar etti. Vali beyin sözleri özetle şöyleydi:
-Ardahan' a görev yapmaya gelenlerin buradan bir an önce tayin isteyip gitmesine şaşırmayın... Ne yapsınlar? Yılın büyük bir zamanı soğuk ve kar altında geçen bir yerden kaçıp, kurtulmak istiyorlar?''
Vali bey bir yerde haklıdır, ama sebep bu kadar basit değildir.
Bir kere Ardahan, kendisinden daha daha doğuda olan Rusya'dan ve onun en uç bölgesi olan Sibirya'dan daha batıdadır.
Dünya milletleri içinde çoğu insan, Sibirya'nın o soğuk, öldürücü ayazını görmek ve onu yaşamak için, on binlerce dolar harcayıp, Trans - Sibirya hattında oraya bir gezi yapmak hayalindedirler.
Yani, bugünkü dünyamızda gelişen ulaşım teknolojileri artık, çoktan beri uzakları yakın etmiştir.
Hasbelkader, Ardahan'dan kalkacak bir uçak, direkt bir uçuşla, Azerbaycan, Ermenistan, Türkmenistan, Afganistan, Hindistan üzerinden 6-7 saat içerisinde eski adıyla Siyam Krallığı, yeni adıyla Tayland olan ülkenin tropik bahçelerine dalmış olacaklardı. O ülkenin az aşağısında Singapur, Avustralya; az üstünde ise Çin, Japonya, Kore vardır.
Görülüyor ki, Ardahan dünyanın en önemli merkezlerine pek de uzak değildir. Yani, coğrafya olarak güzel bir yerdedir.
Ülkesinde güneş görmeyen, soğuk iklimler yaşayan ülkelerin insanları bir an önce oradan kaçıp, kurtulmaya çalışmazlar.
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''One Minute ... One Minute ...'' diyerek, nam saldığı Avrupa'da ki Davos kenti coğrafi olarak çok mu matah bir yerdir?
Dört bir yanı kar, buz, ayazla kaplıdır.
Ama oradaki zihniyet, karı, buzu, ayazı, zemheriyi marka yapmayı başarmıştır. O küçücük kıç kadar kasabada dünyanın önde gelen devlet adamları konferanslara, panellere katılabilmek için fırsat kollarlar, diğer insanlar da bu etkinliklere şahit olmak için o küçük beldeye milyonlarca dolar veya EURO akıtırlar.
Orada soğuğa koşup, kendine yer kapmak isteyen insanlar...
Bizde ise yerini, yurdunu terk edip kaçmaya çalışan insanlar...
Birisi hedefe varırken, öteki kaçıyor.
Kaçıp da ne oluyor?
Tepiş , tıkış Büyükşehir varoşlarında zombice bir yaşamın sığıntı insanları oluyorlar .
Peki, ama neden kaçıyoruz?
Rusya'da insanlar o iklimde yaşamaya âşıkken, Kanadalılar Kanada'da yaşarken, Sibirya, Davos gibi yerler cazibe merkezi haline getirilirken, biz şu Anadolu'nun serhat şehrinden niye kaçmaya çalışıyor, ha bire kaderimize küfrediyor, buralar yaşanmaz sızlanmasının aryalarını döktürüyoruz?
Söyleyelim:
Kafamız yüzünden!
Kendimizi, ruhumuzu, coğrafyamızı kafamızda güzelleştiremiyoruz ki, gerçeğini de yaratmaya çalışalım.
Bütün bunların tek bir sebebi, ama tek bir sebebi var.
Okumamak!
Evet, ne yazık ki, Türk okumayı sevmiyor ..
Sadece Türk mü? Bu topraklar içinde yaşayan ne kadar etnik köken varsa, hiçbiri okumuyor.
Soğuk Kanada’yı, soğuk Paris'i, sisli, puslu ve soğuk Londra'yı, Münih'i, Amsterdam'ı ve Moskova'yı sevimli yapan, yaşanır kılan, işte o okuma sevdasıdır. Yani aydınlanmadır.
Okuyan, ışıldayan beyinler yaşadıkları yeri yaşanır hale getiriyorlar.
Tersini yapanlar ise doğdukları yerleri yaşanmaz kılıyorlar!..
Barış ile, sevgiyle, kardeşlikle, sinema salonlarıyla, tiyatrolarıyla, opera-baleleriyle, yöreye özgü etkinlikleriyle, foklörüyle, mutfağıyla ve en önemlisi de , kavgasız , dövüşsüz , çekişmesiz yaşam anlayışlarıyla; kentler yaşanabilir ve sevilebilir duruma getirilebiliyorlar ...
Okumayınca, yukarıdaki vasıfların hiç birinin kendine yer bulma şansı yok.
Elli yıl öncesinin Ardahan’ı daha entelektüeldi.
İngiliz adedi olan 5 çayı servisleri, Ardahan'da ki evlerin bahçelerinde de verilirdi. Dans vardı, müzik vardı, konser alışkanlıkları vardı, balolar vardı.
Semaver çayı eşliğinde kurabiye, pasta servisleri, vazgeçilmez alışkanlıktı...
1950'li yıllarda Ardahan'da kaymakam olarak görev yapan, daha sonra Manisa Valisi de olan Mustafa Yörükoğlu bir keresinde anısını şöyle anlatmıştı:
''İzmir'in bir ilçesinde kaymakam iken, tayinim Ardahan'a çıktı... Ne yalan söyleyeyim, hanımla göz göze geldik ve içimizden, ''galiba sürüldük'' dedik.
Üzgün ve moralsiz yollara düştük. Kars'a varışımızda hava kararmıştı. Aynı gece Ardahan'a hareket ettik. Saat oldukça geç vakitleri gösterdiği sularda bir tepeyi aşınca, bir ışık seliyle karşılaştık... Haritada Ardahan ilçesini Rusya sınırında bildiğimizden, şoföre ''oğlum yanlışlıkla Rusya'ya geçmeyelim'' dedim .
Şoför: ''Hayır efendim, orası Ardahan ...'' dedi .
Ardahan ışık seli içindeydi ..
Oysa İzmir de görev yaptığım ilçede henüz elektrik yoktu.
Ardahan'ın içine girip de, o muhteşem caddeleri, taş yapıları görünce, şaşırdık kaldık.
Ortada içi ağaçlarla dopdolu bir millet bahçesi, biblo gibi binalar... Ardahan mışıl mışıl uykuda...
Ben ve eşim Ardahan' a giderken üzülmüştük, ama en çok ayrılırken ağlamış ve üzülmüştük... ''
Sözlerini böyle bitirmişti sayın vali.
Sadece kent yapısı değil, o günkü şartlarında Ardahan'ın oldukça aydın ve entelektüel donanımlı insanları da vardı.
Ne yazık ki, okumayan bir toplum oluşumuz, zaman içinde bu aydın kitle ile halkı birbirinden ayırdı.
İşte bu nedenle Ardahan'da kendine yer bulamayan beyinler kaçıp gitti.
Bu kısır döngü de, Ardahan'ı yönetenlerin ne kadar vebali var, soruşturulmalıdır ..
Ankara/cemal_yesilyurt@mynet.com

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan