Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 43
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 6 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 224 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 236 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
8 MART
Yazar Fakir - Mart 07 2009 - 08:33:56
8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ/Hikmet YILMAZ

Kadınlarımız, bizim kadınlarımız .. Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü,

Ben bugünün tarihçesini uzun uzun anlatmayacağım.1857 yılında başlayıp çeşitli ulusal ve uluslararası kuruluşlarca belirli tarihlerde kabul edilmiş ve kutlanmaktadır. Türkiye’de 1921 yılında emekçi kadınlar günü olarak kabul etmiştir.Ama gelin görün ki uygulama biraz farklıdır.
İşte size örnek;
(Gerçi aynı terane her sene devam ediyor ama bu örnek uluslararası boyutta müşahede edildiği için veriyorum.)
Tarih 7 Mart 2005 Avrupa Birliği Komisyonu Türkiye’de
Ve AB Troykası’nın Türkiye ziyareti sırasında kadınlar emeğe saygı ‘’günlerinin’’ arifesinde yaşadıkları olumsuzlukların,ayrımcılığın ve de istismar edilişlerinin Türkiye ayağını protesto etmek için yürüyüş yaparlarken kolay kolay hafızalardan silinmeyen o görüntülerle; Polisin,kadın ve çocuklara karşı kullandığı şiddeti hepimiz seyrederken AB heyeti bu durumu anlamakta zorluk çektiğini belirtip hükümeti kınadı.
Heyet;Açıklamasında,Türkiye’nin insan hakları ile ifade özgürlüğü ve azınlık haklarına riayet etmesi gerektiğini belirterek inceleme başlatıp,bundan böyle önlem almasını istedi.
Bu konuda bir hayli sicili bozuk olan Türkiye’de herhangi bir düzelme oldu mu? Sorusunu sormak herhalde abeste-iştigal olur.
Şimdi ben bir başka boyutuyla, hemde daha vahim olan boyutuyla konuyu ele almak istiyorum.
Kadın namlunun ucunda mı?
Evet.
Ve maalesef kadın namlunun ucundadır.
Yerelden başlayarak ve bazı kaynaklardan edindiğimiz verileri aktararak babaerkil toplum marifetimizle yaşam hakkını çaldığımız kadınlarımızı anlatmaya çalışalım.
Üzerinde yaşadığımız gezegenle yetinmeyip uzay çağını yaşadığımız bir dönemde halen ortaçağın karanlığından arta kalan ve adına da ‘’Töre cinayeti’’ dedikleri bu vahşetin kurbanları kadınlar,
Daha başına eşarbı ,ayağına çorabı biz erkeklerin aldığı kadınlar,
Batman’lı kadının,
Van’lı kadının kaderi mi? Kahrolası töre cinayeti.
Onlara rol biçmişiz;
Tarlada ırgat,
Fabrikada işçi,
Evde hizmetçi,
Namusumuza bekçi,
Namus bekçiliğide, cinsel istismarlara haklılık kazandırmanın sahtekârlığıdır erkeklerin. Töre cinayeti adı altında bir taraftan abla, yenge ya da kardeş katilleri yaratmak, diğer taraftan yok ettiğimiz değerlerimiz değimli kadınlar.
Kadın kimsenin namusu değildir. Olmayacağı gibi kimseninde sahiplenme hakkı olmamalıdır.
Değerli okuyucular, bazı kentler vardır ki kişiliğini orada gerçekleştirilen üretim belirler ya da tüketim? Üretim ilişkileri kantin mimarisinden sosyal yapısına, alışkanlık ve davranış biçimine kadar belirleyici özellik taşır.
Monte Carlo bir ülkenin kentidir. Paranın, yaşamın, ilişkilerin ve değer yargılarının tüketildiği bir kent. Dünyanın dört bir yanında burjuvalar buraya tüm değerlerini kumar ve rulet masalarında, içki şişeleri eşliğinde tüketmeye gelirler. En çok tüketilen para sanılsa da kadındır aslında. Kadın, vücuduyla, cinselliğiyle, ahlak ve erdemiyle ve yaşamıyla sonuna dek tüketilir orada.
Nasıl Monte Carlo tüketici özelliğiyle öne çıkıyorsa Zonguldak’ta üretim kenti olma özelliğiyle öne çıkmaktadır. Üretim denilince ilk ve tek kömürün akla geldiği yerdir Zonguldak. Kömür belirler oradaki yaşamı.
Geleceğin madencisini yetiştirir madenci kadını, Geleceğin madencisi çocuğudur Zonguldak kadınının. Bir madenci kızıdır aynı zamanda o. Her patlama bir yakınını alır götürür yaşamdan Zonguldak kadının. Yeni çocuklar büyütür Zonguldak kadını.
Kısacası, yukarıdaki örnekte olduğu gibi tüketmenin de, üretmenin de öznesinde kadın var.
Sömürüye dayalı üretim ilişkilerinin hâkim olduğu bir ülkede siyasi üst yapı, üretim araçlarını elinde bulunduran sermaye sınıfı tarafından belirlenir. Devlet örgütlenmesi ise bu siyasi üst yapının denetimindedir. Hal böyle olunca Ataerkil bir toplumda kadın bir kez daha ezilmektedir. Çünkü 1.işyeri baskısı altındadır, 2.aile erkeğinin baskısı altındadır.
Yukarıda belirttiğim ‘’ kadın namlunun ucunda’’ örneğine şimdi birazda dünya ölçeğinde bakalım. Ve bakalım ki küresel sermayenin buradaki rolü nasıl açığa çıkıyor.
Uluslararası af örgütünün verilerine göre dünyada yaklaşık 640 milyon hafif silah kullanımda bulunuyor ve her on kişiye bir silah düşüyor. Bu silahlar en az 100 ülkede çeşitli şirketler tarafından üretilmektedirler.
Güney Afrika’da her 18 saatte bir kadın eşi ya da eski eşi tarafından kurşunlanarak öldürülüyor. Fransa ve Güney Afrika’da kocaları tarafından öldürülen her üç kadından biri silahla ölüyor. ABD’de üçte iki. Aile içi cinayetlerde genelde kadınlar kurban, eş ya da erkek akraba katil oluyor.
Tecavüz bir savaş silahı haline geldi. Gerçek şu ki kadınlar ve kız çocukları cinsiyetleri nedeniyle evlerinde, tarlalarda ve okullarında hedef halindeler. Barış ve yeniden inşa sürecine kadınların aktif katılımı olmadığı takdirde ne güvenlik, ne adalet, ne de barış mümkündür.
Kadın aynı zamanda ana’dır. Doğurduğu oğlan çocuğunu erkek olarak yetiştirirken siyasi üst yapının değirmen taşlarında öğütülüp, hizmetine giren’’ ufku miyop, bilinci hadım’’bir birey değil, yanında yer alabilen ve onun haklarını savunabilen bir evlat olarak bilinçlendirmeli ve yetiştirmelidir.
Gününüz kutlu olsun!
hy7575@mynet.com

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan