Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 50
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 6 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 224 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 236 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
ARDAHAN ÖYKÜLERİ
Yazar Fakir - Mart 08 2009 - 16:42:59
ARDAHAN ÖYKÜLERİ/TABELACI ESAT

Yalçıner Yılmaz Gelen insan seyirci yığınına takılıp kalıyor. Seyredenler yarım ay biçiminde anfitiyatroda , anfitiyatro seyircileri gibi dizilmişti.
Havzer ' in dükkanının önü ana baba günü ...Tek kişilik bir oyun var. Yeni mahalleden Hamit Efendinin oğlu Esat oynayacaktı, bu dramayı.
Esat, Havzer Demirci nin dükkanının camına onun adını, soyadını ve künyesini yazacak.
Havzer’in köylüleri; Tazeköylüler karıştırıp başka dükkanlara gidermişler.
" Yanlış" gittikleri kişiler de;
" Hee, biz bıyıksız Havzeriz" deyip uyandırmazlarmış.
Tazeköylülere köyden talimat verenler " Havzer, Tazeköylüdür. Bizim köylüdür ondan alışveriş yapın " dermişler.
Talimat verenler birde emare belirtmeden geçmezlermiş. "Havzer'in bıyığı yok ! İkincisi Havzer'in şapkasının tereği kırıktır."
"Sarı çizmeli Mehmet Ağa .."
Esat milletin ilgisinden, seyrinden gayet memnun. Yazısını yazmaya başlamıştı bile. Babası Hamit Efendi kurumlu kurumlu sigarası müştüğünde Raşit Tırpancı'nın oradan bakıyordu.
Sazaralı Nimet Hoca da rakibini garajdan seyrediyordu. Ardahan da iki tabelacı varken şimdi üç tane olmuşlardı.
Nimet Hoca,
Necati Bey,
ve Esat ...
Üç kişilik murakabe ve rakipler ...
Nimet Hoca tabela yazmanın yanında müthiş portreler de çiziyordu.
Üç tane portresi Ardahan'da çok konuşuldu. Avukat Halis Özdemir'in, Avukat Ali Avşar'ın,Tapucu Şerafettin'in .
Bu üç portre (tablo) çok sahiciydi.
Yağlı boya resimler o denli canlıydı ki, otur konuş! Şimdi ise Esat çıkmıştı.
Esat İzmir de bir sanatkarın yanında yazı yazmanın tüm hünerlerini öğrenmişti.
Ustası yabancıydı "Jakson Usta" hiçbirşeyi esirgememişti.
Nimet Hoca öğretmenlikten gelen hayırhahlığından dolayı bu genç ile iftihar etti. "Ne güzel, memleket çocuğu bir meslek şinas, hayta olmamış. Toplumsal itibara sahip. Keşke diğer gençlerde bir meslek sahibi olup, okuyup iş güç sahibi olsalardı. "Öğretmen milleti doğuştan iyilik severdir. Tanrı onları böyle yaratmış,öyle olmalarını istemiş. Neylersin ?
Necati Beyin de Esat'tan haberi vardı . Ardahan da yeni bir yazı sanatkarı peyda olmuş. Necati Bey Celil Başaran'ların damadıydı . Sanatcı ruhlu, içine kapanık , nezaketli bir beyefendiydi.Kendi stüdyosunda fotoğraf çekerdi. Kompozisyonları basma kalıp değildi. Yorum katardı, yorumlardı. Güzelliğin kurallarına karşı duyarlıydı. Güzel nedir? Kendi kendine sormaz da değildi, hani. Gül nesnesi ile gül resminin güzellliğini kıyaslardı, düşünürdü .
"Pervane gibi yakar adamı, fazla düşünmemeli" deyip; tefekkürü keserdi.
Sen yanmazsan
Ben yanmazsam
Biz yanmazsak
Karanlıklar nasıl çıkar aydınlığa ..
Esat bantları çekti, yazı metnini Havzer' den aldı. Kardeşi de boyaların ağzını açmıştı . Tiner fırça takımını çantadan çıkardı. Bezde vardı, çok lazım oluyordu .
Kontur fırçası eksikti fakat onu da maharetle kontur atarak hallediyordu. Yoruluyordu, bir yerden artık fırça edinmeliydi.
Esat :
_ Havzer abi senin adın Abuzer değilmiydi ?
_ Kütükte Havzer'dir. Eseet !
_ Abi tam olarak şunu mu yazacağız ? "Havzer Demirci Bilumum Gıda ve Bakkaliye Kars Cd. No: 27 "
Ustası, "Önce bütünü göreceksin Esat " demişti .
_ Bütün nedir, Jakson Usta?
_ Bütün geometrik şekildir. Çerçeve kare ise bütün karedir. O karenin ortası da merkezdir. Merkezi kullanacaksın, merkezden başlayacaksın. Merkezdeki boşluğu kare ile üçgenle, daire ile dolduracaksın. Merkeze koyduğun şeklin dört yanı boşluk eşitliği ile örülü olacak ona da dikkat!
Esat işin ilmini almıştı. Jakson Usta buna akademik bilgi derdi.
Ardahan’da da buna "İşin fendi " derler. Sazaralı Nimet Hoca da resmi ve grafiği Artvin öğretmen Okulunda öğrenmişti. Ne okuldu, ne hocalar vardı!
Nimet Hoca, Şükrü Hocanın damadıydı.
Sınıf öğretmeniydi. Sanata bulaşmıştı bir kerre. Bir yerlere ulaşmak istemiyor değildi. Bir yol haritası olsaydı n'olurdu, n'olmazdı ? Allah bilir. Sahi her insan yaşamına kendimi karar verir . Neden, sorumluluğunu üstlenmez o halde.
Taş yerinde ağırdır. Aşık Şenlik Suhara' yı çıksaydı. Şenlik olurmuydu ?
Sümmani Narman 'dan ilim ilim yitseydi. Kendisi ve Narman aşığı olabilirmiydi ? Çobanoğlu biraz murattır bir o kadar da Kars 'tır.
Taş yerinde ağırdır.
Taş yerinde cevahirdir.
Taş yerinden oynarsa sakıt olur.
Bir sanat İkilemidir bilirsiniz . Yer be yerellik mi, çepe çevre evrensellik mi?
Aha burada olmadan orada olunmuyor.
Aşık Veysel'in gücü , Ahmet Kaya'nın özgünlüğü yer be yerellikten geliyor.
Sonra, ahırında da evrensellik..
Nimet Hoca Almanya'ya gitti.
Necati Bey'de İstanbul'a yerleşti.
Çocukları orta yaşa gelmiştir nerdeyse. Necati Bey yazı yazmakta çok mahirdi. Performans deniyor günün paradigmal değeriyle. Onun eserlerini nasıl görebiliriz diyenlere: Ağabey Balcı'nın dükkanının kepenkleri üstünde olan tabelaya bakmalarını salık veririz. Dar; uzun bu tabela Necati Bey' in olsa gerektir. Yavruağzı renginde ki fon da mavi harflerle menevişlenmiştir.
Harfler gölgelidir. Resim vardır. Arı resmi , kovan figürü sol espastadır. Kovandan arılar çıkıyor...
Tabela da resmetmek zordur.
"Haşim Avşar oğlu Mecit Avşar Manifaturası"
Tabelası’da Mecit amcanın dükkanının önünde duruyor, bu yazın görmüştüm.
O da Harikulade bir çalışmadır.
Her iki tabelanın Necati Bey'e ait olduğunu sanıyoruz. Değilse bile "Güzel" ne kaybeder şanından. Nesini eksiltebilir katre deryanın.
"Çirkin sen burda dur. Güzeli buldum buldum bulamadımsa.."
"Güzele, güzel demem güzel benim olmayınca."
"Güzel eskisede güzeldir. Sen bil yeter ki."
Güzelin şansımı m'ola ?
Esat bir saati artıktır çalışıyor.
Sağ elinde fırça öbüründe bez.
Üzüm kasasında ağzı açık boyalar sarı, beyaz, siyah, kırmızı ve mavi. Rötuşları yapıyor Esat .
Yazı bitti sayılır. "kubbe" şemasında " Demirci ticaret........" Yazının cezbiyeti büsbütün ortaya çıktı.
Esat imzasını attı.
Tarihi düştü.
Alkış koptu, tebrik edenler , öpenler.
O esnada iki kişi itişmeye başladı ,birbirlerine:
_ İnsan evladısın oyanı geç . Öbürü de ,
_ Esas insan evladı sensin . demiş.
Akıllı bir amca da " Bu lafta birşey yok iyi bir mana taşıyor.." diyerek ikna etti.
Hamit Efendi Esat’ın gözünü öptü. Oğluda babasının elini öptü. Hamit Kişi :
_ Esat, sen bizi sevindirdin Allahta seni sevindirsin oğlum.
Hamit kişi göz yaşlarını içine akıttı." Dost var, düşman vardı."El ayak çekildi. Kalabalık kalmadı. Dağıldı.
Havzer Emi, Esatın hesabını ödedi. Çay söylemişti . Cengiz Vural sıcak çayı getirdi. Kendine de getirmişti.
Başladılar çayları HORTLATMAĞA, hortlata hortlata lezzetle içtiler. Çayın lezzeti, içenlerin iştehası, çayın iştahla içilme sebebi çay suyu idi . KUNZUT'un suyu ondan, çay bal şeker gibiydi. Mehendisin de emeği vardı ocakta o bulunuyordu.
Yıllar " Rüzgar gibi geçti."
Arada yıllar kaldı.
Şair der ki ;
" ..: Yıldızlar mı uzak,
Gençliğim mi,
Yoksa memleketim mi?"
İhtiyar bir Ardahanlı da demiş ki:
" _ O ki vakıt gitti gelmez
O ki Ardahan’da değilim.
O ki Ardahan uzakta.
Dünya ne'luğ eder!"
DÜNYA NELİK EDE,
ARDAHAN OLMAYINCA!..

03/2009 _ Gebze

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan