Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 38
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 6 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 198 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 224 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 233 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 236 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Bayram Karataş'ın anısına ..
Yazar Fakir - Nisan 04 2009 - 08:51:13
ARDAHAN ÖYKÜLERİ/Bayram Karataş'ın aziz anısına ..

Yalçıner Yılmaz Şimdi olmayan bir evin sokağında, 1966’da Haziran ayının dolunay'ı çinko tabak gibi hem çemberi hem şualı...İken..
Gece yine de laciverdiydi.
Ne de olsa akşamın degirmanından ögütüle gelen bir karanlıktı, gece .
Kaptanpaşa mahallesi "Dere sokak" Kürt Ali Dayı' nın bakkalından başlar ta Gardiyan Ganime Nene' nin bostan'ın çeper dirseğine kadar sürer.
İsrafil, Mikail kardeşlerin Ambar'ı Ali Dayının bakkalı ve evin tam karşısındadır.
Bu sıra Sofi Dayıgilin eviyle beraber aynı hiza da Yenimahalleye bakar.
Özer Kadir Ağagilin bütün evleriyle karşı karşı ya kalır bizim sokakta ki evler.
Akşam yemeğinden sonra erkekler kahvelere gitti. Kadın kız kızan ve çocuklar kapı önlerine çıkıp oturdu.
Bir hafta önce Ay ilk dördünde idi.
Hava da bulut vardı.
Bulutların züllesi de karaltı yaptığından ahali böyle oturmağa can atmadı.
Ay ışığı alatirik gibi, sinekler görünüyor.
Sofi Dayıgilin evin, ahırın ve çöplüğün ortasında ki taşların üstünde yerlerini alan kadınlar sohbete başlamış bile.
Safiye Abla çaynik de yaptığı çayı gazocağından aldı, siniye koddoş kırtlama şekerinnen bardağı koydu. Getiriyor.
“Bu gün ayın onudur da gülüm nanay da ninay ..
Yüküm buğday unudur ay yüküm buğday unudur."
İki karaltı iki adam Vali Hurşit Bey Caddesinden kunduranın sesiyle yukarıdan aşağı indiler Şefiklerin evine giden köprülü yola devam etmeyi, "Ambar'dan " Sapıp bize doğru geliyor: Ayak sesleri, arkaların da ökçe şıkırtısı önlerin de filede ki karbuzun gölgesini getiriyorlar!.
İki kardeş: Ali Hanoğlu, Rasim Hanoğlu .....
Önceden eve gönderdikleri onca nevaleden sonra karpuzlar adeta "Çiçek" gibi götürülüyor. Hanoğlu kardeşler atadan dededen ; yemeyi içmeği bol görmüştü. Emirhan dede :
"-Biz Revan' da da böyle yerdik atam ! " derdi.
Kardeşler daima takım elbise giyerdi. Kunduraları boyalı ve sanatkar Kazım Usta 'ya yaptırırdılar.
Kazım Usta, Halil Usta meşhur sanatkardı. Doğu'nun Halaskarı Kazım Paşa okutmuştu iki genci...
Kazım Paşa "Bilinmez" Amma Türkiyenin çok az olan eğitim filozoflarından biridir...
Kardeşler: İbrahim Abi de olmak üzre çok rebiteli yürürdü.
Hele Ali Hanoğlu, Dayım Baloş Azeri'nin arkadaşı, bizim evin önü köprü'den sertleme adımla nice vakit gitti geldi.
Köprü, köprümüz: Altından akıp gürceleyerek gür gür akan Alabalık çay'ının yakamoz resmi.
Brugel'in " Düğün yeri", "Pazar yeri" Kompozisyonu gibi açık, sarih ve sıpsıcak resim.
Nuri İyem 'in leçekli kadınları çay içiyor. Yaşmakları ağzın da, bardak ağza gidince leçek saçdan yere doğru deniz dalgası gibi aşağı. Örükler belden aşağı iki örük, iki modül bir sağ bir sol , bir üsttte bir altta .....
İt enügünün çenkürüğü Zeko Dayıgilin kalağın ardından geliyor.
Ses saçağı, tertemiz işitiyoruz.
Her sesi saçabiliyoruz.
Sinekleri bile görüyoruz, seçiyoruz.
Ay ışığı bilhassa onu çok rahat seyrediyoruz .Dolunay olduğundan olsa:
Laz İhsan'ın evinin çinko çatılı bacasının üç- beş baca misli üstünde asık duran Porselen tabağa okşayan dolunay irişip kikirdeyer.
O, ışık gülüyor. ışık kakıldıyor.
Işığın suya düşen bayazı, havaya saçıldı .
ZÜLALİ DER Kİ
IRMAĞIN NE TAŞKIN AKAR
YAZ GELİR MANZARAN ALEMİ YAKAR
ÇİÇEKLER AÇILIR MENEKŞE KOKAR.
NE GÜZELDİR DAĞIN TAŞIN ARDAHAN.
Anlatmayı çok mu istiyorsunuz?
Anlatın öyleyse !
Duygu coş eylemişse . Bilmek, bilmemek ne yazar! Hoçum; anlatı ve anlatım esasen his , sezi ve duygudur.
Bakın ,böyledir:
SEFİL CEYHUNİ' Yİ DERDİ YOK SANMA
TAKDİR-İ EZELDİR BEYHUDE YANMA
SILAYI TERKMEK GAM DEĞİL AMMA
TOPRAK DA ATALAR ANALAR KALDI.
( ....Bayram Cannnn!..)
...............................
Haziran da haziran, Ardahan da Ardahan
Akşam gece ye devrilirken,
Gece sehere ,
Bu üçünde de hakkı kalır,ay ışığının.
Akşam
Gece
Sehr-i gece de....
(....Hay, vahhhhh!....)
Bizim evin arkasında Ölçekli Memet Efendinin dört takım evi vardı.Ruslardan kalan evler klasik Baltık mimari yapıtlar değildi Ardahan 'a özgü yerel ,özgün tasarımdı. Memet Efendi ev'i kiraya vererek geçinirdi . Köyde otururdu: Sanayii bakanı oğlunu , profesör oğlunu burdan aldığı kirayla okuttu." Ardahan'dan büyük , çok adam çıkmıştır."
Memet Efendi : Başında kasketi öyle çıkar gelirdi Ölçekten. Keftar bir at'ı vardı ona biner. Yarım saatte Ardahan'a inerdi.
ELVADA GÖRÜNDÜ ,ÇİMENLİ DAĞLAR
GÖLLER DE ÖTÜŞEN SONALAR KALDI
AK SUVAKLI SEDR-İ MERMER OTAĞLAR
HER TAŞI GEVHERDEN BİNALAR KALDI.
Memet Efendiyi kira almağına geldikce görürdüm .Dört takım evi "L" şeklinde konmuştu Allahın Dünyasına " MAL DA YALAN MÜLK DE YALAN ,HANİ BUNUN İLK SAHABİ, AL DA BİREZ SEN OYALAN!"
Evin önü "HAYATTI" üç takım Yaylacığa cephe idi. Geri kalan tek takımsa Yeni mahalleye doğruydu . Evlerin çatısı yoktu. Toprakla kapatılmış ev: Yağmur geçirtmezdide soluk alıp veren ev diye tabir edilirdi .
Bu evlere "Geleneksel Ardahan evi" denmek doğrudur."... çünkü Ardahan spesifiğinde yer alan evin istisna ve Ardahan bergüzarlığı olduğuna inanmak realist bir yargı olup hakikiyete daha uygun bir hükm-ü belirtimdir."
Kalın taşlı evler ,penceresi darvazı en az yarım metro olan ışığı kıskanan pencereler, dört bin yıl önceye de giden dam - pencereler." Ben insanım benim mazim mağaraya kadar "Gider" pencereler..."
Memet Efendinin evinin "Hayat'ı"
Dünyanın " Hayat'ı"
" Hayatım nasılsın?"
" Hayat memat"
Dört evin kapısı çat kapı Hayata açılırdı.
-Bu hayatta neler oldu?
- Ne insanlıklar oldu?
Meskunda ki sakinlikler
Kiracı olmaklan yahut olmamaklan ne eder " Cem Özer"
Kiracılar : Gürcü begli Ferik Dayı ,eşi "Çıldırlı " Saran Teyze Nurani sufatlı,nuran kadın ;Saran Teyze. Kızı,Figen Abla ilk yazımı ilk sayfama yazdığımda ilk bakan ve tebrik eden ablam ; Figen ! Nerelerde ,neredesin? A , ablacığım!
"BİR IŞIK VARDI
BEN ONA BAKIYORDUM
O IŞIK SALLANIYOR SANIYORDUM.
OYSA HEMEN ANLADIM ,
Kİ BEN KIMILDANIYORDUM."
Özdemir Asaf'dan...
O gece ,o ay dolunayın da , o Ardahan da, o kadınlar çaynikten çay içtiler .konuştular. Teyp'den Nuri Sesigüzel'i dinlediler.Ağladılar ,ağlaştılar.
Pamuk Nene . Güller Hanım ,Saran Teyze , Hoçevanlı Dilber Teyze Ay'ın altında tas koyup tas'a baktılar sanki .Onlar kadın dı ,zayıf ama nahivdiler magripten, maşrıktan şarktan şimalden şimali şarkdan ve garbi garpten. Her yerden ,suharadan Şenliklikten, Zülalinin suskap'ından Haşim Avşar'ın Hoçuvan'ından , Derinderenin derininden gelen bir daha da gelmeyecek KADINLAR DI:
Baktıkları tas karanlıktı . Hepsini gördüler .Korkmadılar .
- Allah gençleri korusun ! dediler
-Allah bizden alsın gençlere versin . Dediler.
...Tasta gördüler ki : Tas karanlık . Korkmadılar!
İmanlı ve akıllı kadınlardı . Çayı içtiler . Hatta Saran Teyze , Semaver'e bir de çay koydu. Onu da içtiler ...Ve Hayat 'a, inan'a ve Allah'a inanarak Gözlerini kapadılar O haziranın dolunay gecesine Bir daha nerede ne zaman gözlerini açarlar ? kim bilir?
Ay ışığı ...
Bütün,sokak ve gelip_geçenleri...
Alabalık çayı...
Kamer teyzenin "Ördeklerinin ses'i...
Şemşinur Teyzenin "Hu! Kız Pampuğ Abla !" ...
Şükrü Öğretmenin karısı Ayna Abla , oğlu Zarif 'i yolladı :
!HELE BAK UYUYANLAR KALKT IMI?"
EL CEVAP :
_ VAZİYET VAHİM AMA ÜMİTSİZ DEĞİL!:
04/04/ 2009 GEBZE

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan