Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 42
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 5 Gün Gelmedi
abdullahank 107 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 223 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 235 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
TEZEK KALAK'I
Yazar Fakir - Nisan 25 2009 - 13:04:55
TEZEK KALAK'I /ARDAHAN ÖYKÜLERİ (18)

Yalçıner Yılmaz Yalan olmasın 1942 yılları olsa gerek.
Baharın bitişine yakındı.
Yaz "Geleceğim" diye haber yollamıştı.
Ardahan’da tek Farsça bilen kişi oydu...
İran’dan gelmişti.
İstanbul’a çalışmaya gitmiş tutunamayıp geri İran’a dönecekken Ardahan’a uğrar ve Ardahanda kalmaya karar verir.
İbad Ağa her akıllı insan gibi bir fırsat analizi yapar ve Ardahanı tercih eder. Küçük bir dükkanı işletmeğe başlar.
Meşhedi İbad Ağanın dükkan yerini doğrultamadık. Başak otelden ,Sahil Palas’a sıralı yerlerden biri diye zannediyoruz.
Bekar olan İbad Ağa burada yattı kalktı.Burada çalıştı.Fantazi dükkanların başlangıcı burasıdır.Memet Işıklı’nın ,Ebubekir Güngörün dükkanları sonradır.
Ankara Palas’a kaydını yaptıran turist, otel katibiyle konuşmak için çalışıp duruyor.Beceripte aralarında iletişim kuramadılar.
Katip zeki adam, koştu, İbad Ağa’ya :
- İbad Ağa! Bir turist var, ne söylüyorsa anlayamıyoruz !
İbad Ağa :
- Koymayın ,kaçmasın ,ola yetiştim !
İbad Ağa ,Farsçayı tam İngilizceyi az biliyordu. Amerikalı turistte İngilizceyi tam Farsçayı az biliyordu. Asimetrik bir muhabere için şartlar tas ve tamamdı.
İbad Ağa anlayışlı adamdı.Amerikalı sanat felsefecisini anladı...Bir kahve ikram etti Bay Samuel Chaimson’a...Ankara Palas’ın camekan sarayı lobisinde kahveler içildi...İbad Ağa , seyirci gibi duran otel müşterilerine :
- Bu kişi ; ne soruşsa ey! Bilirmisiniz ?
Otel müşterileri , On - On beş kadar insandı... Bunlar: Antep’ten gelen mes satıcıları , Maraşlı kadın - erkek bohçacılar, İspirli çerçiciler , Artvinli bostancılar , Angaralı celepler ve civar köylerden ev bezginleri. Hepsi koro halinde :
- NEEEEEEE!!!
- Kalak soruşur !
- Ne kalağı ?
- Mal Poğu var ya !
- HEEEEEE!...
- Ha bak onu soruşturur.
- Yok ya !..
İbad Ağa , Kaptanpaşa mahallesinde Kara Binaligilin basma ve kalağı göstermek kararını verdi. Turisti de yanına katdı.Şimdiki Askeri Hastanenin oradan Kasap Dervişgilin oradan da geçtiler.Cabbar Dayıgilin , "Tat " İskender Dayıların evlerinin de içinde bulunduğu harmanlık sahana erdiler.
Basmalar jilet gibi öyle basılmış ki basma atomuna değin sıkışmış lokum gibi olmuş , olursa bu kadar olur , nevinden.Bir yandan da basmalar kesilmeğe başlanmış.siz deyin: sekiz basma var , ben deyim: on basma var.Kuzu gibi yayılmış basmalar kol - boyun yanyana kurbanlık koyunlar gibi.Demek ki bura baharın basmalık , sonbaharın hırmanlık. O çıkıyor da , anlayana !
Basmalar kesiliyor. Kesici delğanlılar kan ter içinde nice çalışıyorlar nice...Kesen genç , kare tamamında ki basmayı " çiz " dediğimiz çizgilerle çiziyor. Yirmi santim arayla belleyerek çiz tamamında çizildikten sonra enine kesip " parke " gibi beher tezek kaldırılır. " V " Şeklinde ardarda zincirlenerek tezekler kurumağına bırakılır. Mahallenin bütün basmalığı buracıkta , kelebekler gibi görünüyor tezekler , kahverengi kelebekler gibi....
Turistin altına sandalye verdiler.Turist yazıyor , çiziyor , fotoğraflıyor. İbad Ağa ’ ya sorular soruyor. Amerikan Profesör güzelde resim çiziyor. Alanı , zaten sanat felsefesiymiş. Çektiği şekiller , basmanın aynı tıpkısının aynı , çızları, çız çeken uşakları , bel ’ in resmi , hepisini , hepsini çekmişti .
Herif herşeyi soruyor , gardaş !
Herşeyi not alıyor !
MAZGAL’I
HERZAL’I
AHBUN’U
SANAZKAL’I
Ahbun ile kermenin farkını....
Ahırın çalğı ile süpürüldüğünü bile yazdı.
Tırnak içinde " MAL POĞUNU " onu da yazdı.
Çiz çekilir...
Parke dilimleri gibi dizilir....
Zincirleme dayayıp kurumağına bırakılır...
...Profesör , deftere her bir basma dilimini " Modül " diye yazdı . Birim manasında kullanır Amerikalılar. " V " harfi gibi bir-i ötekine dayanarak kalkıp kurumaya durmalarına da profesör şu terimi verdi: " Connecting "
İbad Ağa :
" - Ola bu poğ da neler varmış !" diye söylendi.
Profesör Samuel Efendinin gözlediği basma ayağa kalktı sayılır....Çiz’ den sonra tezek modüllerinin " V " sistemiyle ritmize olduğunu da yazdı , ona da : STUCTURE ismini verdi ve kaydetti."Ölçüsüz ritm olmaz, ritmsiz ölçü olmaz "diye de kırmızı kalemle şerh düştü.
Başka "Töyür " kalakları da gösterdiler :
Ambar’ın yanındaki kalağı..
Çeperdeki kalağı..
Otluk’ daki ...
Profesör :
- Kalaklar BİRİM- BÜTÜN sistematiğine uydurularak dizilmiş, dedi.Alt yapının üstünede " Yappa " ile tekstüre suvanmış ,uydurulmuştur ’u ekledi.
İbad Ağa anlamaz birine :
Tekstüre demek , UYDURELLEZİNE manasına geler ay bala , dedi.
" İnfrastructure olan tek bir tezek, alın elinize ki bir "Birimdir" neticede tekrar edin bunu yapıya erişirsiniz. Son yapı dış yapı yani textürdür." dedi Samuel Adamı.
İbad Ağa , profesöre niçin isbatlamaya çalışıyorsunuz ,
dedi.
Samuel cevap verdi :
- Sistem analizi denen bir şey var bunu ben sanat’a dercederek yeni bir estetik kanun oluşturmak istiyorum.İcat yapmak istiyorum,yani.Örneğin : Derya damladır , damla deryadır. deriz ... Deryadan bir damla alarak analiz yaparız mesala ,derya tuzlu mu , değil mi diye ama derya yı boca etmeyiz bunun için bir damla kafidir. Bir damlayla tuzlu olup olmadığını anlarız.
Orda ki bir arkadaş :
_ NAA ... Dedi.
İbad Ağa :
_ NASIL MI ? Demek istedin ay kardaş, diye sordu.
Adamcağız :
_ Nadur ki ?...Diyerek anlamadığını gösterdi....
.....Profesör hala orda yani örnekte ,
_ Deryanın tuzlu mu , tuzsuz mu olduğunu anlamak için bir damla alıp tadarız değil mi arkadaşlar ?
_EVEEET !
_ Bir hükme varmak içinde bütün bir denizi ummanı boşaltmayız dimi ?
_ EVEET !
_..........
_ Hayır arkadaşlar ,dedi , Kendi yanıtladı kendisini :
_ İşte bunu ben sanat nesnelerinde , resim de , heykel de , gösteri de , kanıtlamağa çalışıyorum. Tasarım , temel sanat da " BÜTÜNÜ BİRİM OLUŞTURUR " diye bir teori kurdum. Onun için tezek birimiyle başlayan ; kalak bütünü ile son bulan deneysel çalışmamı Kalak- tezek modeline oturtdum. Sizin komiğinize gidiyor anlıyorum , farkındayım ama " HAYAT BU ! " n’aparsın ?
İbad Ağa sözleri çevirdi....
İbad Ağa yaşasaydı , TEZEK - KALAK teorisinin sanat dünyasını nasıl salladığını görecekti. Ne yazık ki ömr-ü yetmedi , müteveffanın !
Bu olayı ancak hatırlayan birkaç kişi en çok şeyi hatırlar, profesörün , teşekkür ettikten sonra galahın nasıl deyip sorduğunda galah sahibine ,yaşlı kişinin de ,profesörü bile güldüren sözü :
" _ GALAH MI , ÇOK BOKDAN ?"
22/04/2009 gebze/yalciner17@hotmail.com

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan