Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 37
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 5 Gün Gelmedi
abdullahank 107 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 201 Gün Gelmedi
atlantis 222 Gün Gelmedi
baris dursun 223 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 232 Gün Gelmedi
admin 234 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 235 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Limonatacı ..
Yazar Fakir - Nisan 29 2009 - 06:31:54
LİMONATACI / ARDAHAN ÖYKÜLERİ

Yalçıner Yılmaz Sarı rengi mavi renk tamamlar....
Yaz günü , ışık tonuyla ; kış günü ışık tonu aynı mı ?
Sarf zannediyor olunmamalı !
Yaz günü ışığının gam ’ı şiddetlidir. Rock müziği, makamı gibi.
Kış ışığı grisatrdır , sanat müziğimizin makamı gibi.
Sonbahar renkleri , pastel gamdır, makam olarak disko müziğe benzer, hafif veya yüngül ...
İlkbahar da renk çiçeklerin taze bendeleri yepyenilikten heralde keskin bir makamdaki gam da : Beethoven ’ın " İlk ilkbaharı" senfonisine benzer.
Dört mevsim de dört renk makam-ı renk saltanatı vücudiyet bulur.
Keza , gün içinde de ışık aynı renk lezzetinde değildir...
Yaz sabahı renk tonu , makamı , gamı mavi ile başlar..
Seherden sonra ışığın dik inme açısı 90 derece iken zaman öğlendir ve renk ismen . sarı , sapsarı , sarııscaktır.
"Makam mı ? "
- Queen ’in " show must go on’ undan " daha beter ,daha Teneberistik gam.
Güneş zevalına doğru..Renk gamı : turuncudan , mora ve boşluk gibi karşıtı olmayan renge oturur.Gam . pasteldir. Makamı :" RAP" gibi yalın ve hafif çünkü bitiş yok gibidir de ondan, ha varmış ha yokmuş ,anlaşılacağı...
Zülali ne der ?
" ....DERYANIN DİBİNE DALINCA DALGIÇ
KARANLIKTA YANAR SANARSIN TURUNÇ
YANAR ZİYAN VERİR AŞIK KARARİ
DÖNER ZİYAN VERİR AŞIK KARARİ...."


ZÜLALİ de,
ŞENLİK’ te RENK bilgisi olağanüstü !
Bu : Mevlana’da da böyle!....

" Bütün renkler tek bir renkten gelmedir, der. O da beyazdır ; Beyaz da ışıktır. Renk ışıktır; Işık renktir. Beyazdan doğan tüm renkler elvandır. Elvansa ışıktır." der.
Mevlana’yı iyi analiz eden , ağzını değil gözünü açarak çözen GOETHE ’de : Modern dönemin renk teorisini klasik dönemlerin bitişinde ; çok çabuk kavrayarak çözmüş ve yeni ’yi kurmuştur.
Modern dönemlerin sonunda ise artık renkler HOLOGRAM tekniğine kadar geldi...
Renkten açılan bahis ile :
Ardahan da yıllar önce yaz aylarında limonatacılar vardı onları aklıma getirdi.... Buzlu limonata arabalarının ; satılan limonataların resmi, fotoğrafı var mı? Olsada onun üzerinden yad ediversek!...
Nesneler aleminde ki körler gibiyiz. Körler fil’i tarif etmişler ya : Kör tuttuğu nesneyi bilmiş , onu anlatmış. Bizim de aklımızda kalan sanıyoruzki en doğrusu bu .Halbuki ne arar! Gerçek ne çetin ,ne menem zordur ki!
Temmuz sıcağının , biçin sıcağının karşıkoyan buzlu soğuk limonatalarını Yapan tek satıcı yeni mahalle’ den Ali Rıza Ağabeyin babasıydı adını hatırlayamıyorum.Babadan oğula Ali Rıza ’ ya geçti meslek, onlarda bir müddet yaptılar.
Kıştan hazırlanırdılar. Torun Rıza ’nın bana anlattığı : Kış ’ın Kura Nehrinden buz kırdırıp kestirir , Buz ambarında stoklar yazın limonata arabalarında limonatanın soğuklamasında kullanır , limonatayı satardık ....
İki çift öküzün çektiği buzlar boyut olarak 1,5 x 3 metre kalıbında idi hemen hemen...Öküzler zincire bağlanık halde buzu süründüre süründere çekerdi...Zeki Kocamemi ’nin bir resmi vardır , nakliye kolunu anlatan
tablo ile buzu çeken öküzlerin yokuşa kapaklanması ,figür olsun ,form olsun sanki aynı... Bizim alabalık dere yokuşunda buz çeken öküz koşum takımı... Derede ki evimiz , yenimahalleye gidişin, tek yolun başıydı, bu yüzden müşahadem kendiliğinden... Köprü tek idi mecburen yenimahalle Şükrü Hocaların kavağında ki köprüden geçerdi... Çok zengin gözlemleri yapmak işten bile değildi mahallenin insanları da üstelik bir gevher misali insanlardı... Köprü çarbuk , çurbuk bir geçit yolu kadar bir köprüydü. Köprünün başında , başlayan yokuş kış oldu mu , kış olimpiyatları , yani ? Öbür mahalle çocukları gelirdi. Kaymağa , kızakla ,patenle , kayakla ,leğen’e binip kayanlar bile ....Onlarca çocuk , cıvıl cıvıl seslerinden önce aşağıya yetişen kızaklı çocuklar. Kızak’ı yok, kızağın arkasına , Sürücünün ayağına yapışıp baş dan aşağı, ayağın
üstünde dumuşuk, hep ikinci gelen çocuklar...O ara At kızağı çıksın da , ne verdiyse Allah, asılan asılana çocuklar... Zirveye erdin mi dönmesi kolay ; iki ayak iki iz oluğuna ayağın geçirip buzlanmış zemin den Fırjjjjjjjjjjj ! İnen çocuklar! Bir fayka katındaydık,site site elimizi ,kolsuz faykanın koltuk altından içeri takardık , üşüdüğümüzden fırtığ , burunnan dudağımızı dar bir PİST’le bağlıyordu. "Kayabilsek fırtığın üstünde de kayacak değin çocuktuk " Çocuklar!...
Ardahan bülbül’ü adını biz vermekte ; oda almakta beis görmüyor.Allah’dan Ardahan’a vergili " Kargalar"...Yokuş da her kış buz çeken öküzleri ayamdan tarassut ettiler. Gördükleri . Cıvıl cıvıl çocuk sesleri , kızakla kayakla yarışan çocuklar , gençler sevinçde ve oyundaydı.. . kargalar : çocukları,kız çocuğunun da patenle kaydığını gördü . Anlamak namına hiç birşey’i hiç bir zaman anlayamadılar.Çünkü , Oyun du bu, oyun ... Oyun da amaç yine oyunun kendisidir. Küçük hızekler altına balya demiri çektirirdi ki çocuklar, uçsun...Ki göz göremez haten gözün ögünden geçsin getsin!..İki kalas’a üsten kayış bağlayan ayağını burya takdı mı ,ayağını kırsada gene kayacak imkanı yok! İlla ki ,zirveden aşağı uçsada köprüye gelecek ! Zirveden aldığı fileyi aşağıda sahibine veren genç kurulur da kurulurdu , daha ...Beş altı çocuk, ardarda zincir gibi dizilip ayaklarına yazdan kalan pilaçları geçirip , kaya kaya inecekler.. Devrilen mi !...Uçan mı!...Ağız üstü kapanan mı!..Ne ararsan? ...
Kargaların yukarıdan bakıp da göremedikleri, Kavak ağaçları "Hayat" duvarlarının çeperinden yükselip uluya çıkmaklıkları ,kavaklar beyaz baş yaşlı adam taklidi yapan " Dodo dodo gezdiren çocuk kisbetinde." Söğütlerde de hal kalmamış , kış kışlığını ;kuş kuşluğunu yapacak illa ! Söğütler beyaz karlarla gofret gibi kat kat. Emma! Güzel kar ,beyaz tek renk , monokromatik bir lavi den daha güzel hele bu sulu boyayla vede mavi ile çalışılmışsa.
Manzara bu idi , kül döken kadın , buzda yürüyecek kocasının düşüp te bacağını kırmasın diye külden çizgi çizdi resm-i yol kayırdı ki er’i düşüp kılçasını zadını kırmasın ! Hatt-ı zatinde kırsada aklı başına gelse diye de bir defe sadece bir defe düşünmüştü !...
....Manzara: Kış günün de ,yokuştan aşağı inen yolu ,kar, buzla
karık. Çocuk ,insan eğlentileriyle hayat bulan ,hayat veren kışın ve onun sıcağıydı deyip bahsi sıcağın Mal Meydanın da limonata satan; içen Ardahanlalılara çevirelim...
Ayrıca...
NE DER SEFİL ŞENLİK ? Görüp bakalım ,

" SİN SEHERDE SEYRE ÇIKIF SITKI GÜZAR KIRMIZI
MÜBAHİ GONCA BEZASLAN ÇİM LALİZER KIRMIZI
YAKUTU AHMER MİSALLİ LEYSE BUSER KIRMIZI
NARINCI GÜLGEZİ ELVAN HER NAKŞİ MÜNAKAŞŞA
TAZE TER EBRÜŞÜM GİBİ TERTER ESER KIRMIZI"
Şeref Taşlıova’nın bir konferans da sorduğu "Şenliğin" bu dizeleri ...Eğer kim çözerse ! Helal olsun ,demiştir!
........Yukarıda BÜYÜK ZÜLALİ şunu demeğe getiriyor; En çok ışık ,Empresyonistlerin de kabul ettikleri üzr-e TURUNCU renktedir.Claude monet’in dominant rengiydi. Gözdesiydi ...Karanlık bir yer de deneyin! diğer renklerden çok turuncu ,mübarek sanki bir alatirik , gece güneşi adeta..ZÜLALİ BÖYLE BÜYÜK ; BÖYLE BİLİMPERVER !....
Deryanın dibine dalınca dalgıç
Karanlıkta yanar sanarsın turunç
.........................................

Mal meydanında ; Öğlen saati sıcaklayan kasketini geri kaldıran ,terleyen ,hararetleyen parası olan ,olmayan herkes içiyor. Kasketinin tereği kırık, başı açık ,hasır foterli çocuk ,kanayaklı her kim ,limonatayı kana kana içiyor. Kim ise " Babasının heyrine " Mavi limonata arabasını açık büfe yapmış herkeşe içirtiyor. Damacana’nın büyüklüğü iki adam kolların sarsa anca erişir. Millet kana içti. Kana kana ,bende içtim .Cam, sarı narıncı renkten; birden bire beyaza döndü . Geriye kalan kasanın mavi rengiydi maviş:
Açık desem benzemiyor, tam olarak , turkuaz gibiydi az sarı çok beyaz ile karılı bir Akdeniz deniz mavisiydi...
Akdeniz Nire !..
Ardahan Nire !..
Baban rehmet emice içürtdün, susuzluğumuzu geçürdün,baban ruhuna degsin. Birlerce herif ,kadın ,çocuk ,ergişi, kanayaklı,ecük,cücük:
- Baban rehmet ,emice ! Limonata ne datliydi ...Allah rehmet etsin !
- Sizinde geçmişize rehmet yeganım ! Bişe degül !...

yalciner17@hotmail.com

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan