Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 43
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 6 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 224 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 236 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
"Bir saatlik direniş ..
Yazar Fakir - Temmuz 16 2009 - 07:21:53
"Bir saatlik direniş, bir puanlık zam…"/Yılmaz Şentürk

Yılmaz Şentürk Hep birlikte hatırlayalım, Türk-İş ile Hükümet arasında kamu işçilerini ilgilendiren 2009 yılı toplusözleşmelerinin ilk etabı kriz tartışmaları gölgesinde uzlaşmazlıkla sonuçlanmıştı.
Bilindiği üzere 2008 ortalarında başta Amerika olmak üzere ivme kazanan küresel krizin emek cephesine yansımaları Ak Parti hükümetince göz ardı edilmişti.
Hükümetin krize karşı açıkladığı tedbir paketleri ekonomide yaşanan durgunluk ve daralmayı aşıp, piyasada sermaye akışını rahatlatmak amacını taşıyordu.
Ne işini kaybedenler ne de kaybedecekler için hiçbir önlem alınmamıştı.
Yine hükümet tedbir paketlerini hazırlarken emek cephesinin uyarı amaçlı gerçekleştirdiği ne Ankara'da 29 Kasım 2008 tarihinde yapılan ne de 15 Şubat 2009 Kadıköy' deki eylemlerini dikkate almıştı.
"Kriz bizi teğet geçti" diyen Başbakan 04.07.2009 günü Sakarya' da yaptığı konuşmada hem krizi hatırlamış oldu hem de Türk-İş'e dolayısıyla bütün işçilere "uzlaşmıyorsan greve git" diyerek, oylarıyla 7 yıldır iktidarda olmasına katkı sunan işçilere meydan okudu.
Hazır Başbakan çok doğru bir yerden greve vurgu yapmışken bende Sendikalar ve grev meselesini bir kez daha hatırlatmak istiyorum.
Daha önceki yazılarımda' da ifade ettiğim gibi Türk-İş 12 Eylül sonrasında 3 Ocak 1991 yılında "genel grev" yapmıştı.
"1989 bahar eylemleri" işçi sınıfının yaygın eylemlerinin bir sonucu olarak bu grevi ortaya çıkmıştı. Bu grevden sonra Türk-İş 1995 toplusözleşmelerinde Ankara'da etkili alan eylemleri yaptı. Ancak Türk-İş genel grevi hiçbir zaman gündeme almadı.
Zaten genel grev "ha diye" yapılan bir eylem değildir. Öncesinde yaratılan dinamik bir sürecin üzerinden yükselir genel grev.
Bugün Türk - İş'te bu dinamizm var mıdır diye sormak gerekiyor.
Elbette potansiyel vardır bana göre.
Ancak işçileri genel greve hazırlayacak bir hareketlenmeden maalesef söz edemiyoruz.
Çünkü karşımızda 2008 ortalarında yükselen küresel krizi teğet geçen, 15 Şubat 2009 eylemini Ergenekon sanığı Türk Metal İş Sendikası genel başkanı Mustafa Özbek'i savunmakla geçiştiren, son olarak 1 Mayıs'ta Taksim'de DİSK ve KESK'i yalnız bırakan, eski ve yeni çekilmiş birkaç tane resimleri Sendika dergilerine koyarak önümüzdeki süreçte yapılacak olan Şube ve Sendika Genel Kurullarında işçileri kandırma çalışmalarını içeren bir Türk - İş ve bağlı Sendika Genel Merkez Şube yönetimleri ve işyerleri Temcileri vardır.
Bu sürece herkes ortak olmuşlardır.
Elde sadece sendikalardaki 3-5 dinamik çabalarının dışında fazlaca bir şey yoktur. Hükümetin ekonomik tedbir paketlerinde krizin gerçek mağdurlarını göz ardı etmesinde elbette başta Türk-İş olmak üzere Türk-İş'e bağlı Sendikaların Genel Merkezleri, Şubeleri ve en önemlisi' de işyerleri Temsilcilerinin rehavetine güvendiği ortaya çıkıyor. Zaten genel grev resti de bu rehavetin devam ettiğinin başbakanca tescili anlamına geliyor. Yoksa aklı başında hiçbir Başbakan bir konfederasyona istiyorsan genel greve git demez, diyemez, dahası cesaret edemez. Ve uzlaşamazlıkta bu kadar kolay diretemez.
Kamu kesiminde hükümetle uzlaşmazlığa karşın Türk- İş 2 Temmuz da mesai saatleri bitiminde (saat:18.00) 81 ilde Ak Parti il binalarının önünde basın açıklamaları yaptı. Türk - İş'in açıkladığı eylem takviminde sözde en etkileyici görünen geçtiğimiz 7 Temmuz 2009 günkü bir saatlik iş bırakma olarak görülüyor. Kuşkusuz işçi sınıfının yaptığı-yapacağı her eylem değerlidir bana göre.
Bu başka bir şeydir.
Ama 1989-2000 yıllarında olduğu gibi iyi bir sözleşme yapmak ve bir genel greve gidecek süreç için bunlar yeterli değildir. Mesele sadece 2009 toplusözleşmeleri de değildir. Küresel kapitalist krizin sonuçlarına karşı en etkin eylemi gerçekleştirmektir. Türk - İş genel grev sürecine işsizleri göz ardı ederek gidemez. Ekonomik kriz sürecinde işini kaybeden 7 milyona yakın işsizin, bir o kadar emeklinin gücü çok önemlidir. Şimdilik işsiz olan milyonların gücünü arkasına alan bir Türk - İş'i kimse durduramaz. Dönem her sendikanın özgünlüklerine mahkûm olma dönemi de değildir. Gün birleştirme günüdür. Yarın çok geç olmadan…
Gün 1989-1999 yılları arasında olduğu gibi onurlu mücadele etme günüdür. Konfederasyon ve Sendika üst organları bu süreci örgütlemekten kaçınabilirler.
Görev bu rehaveti sonlandıracak tabandaki İşçi Temsilcilerine, kadrolara düşüyor. Süreci takip etmeye devam ederek hep birlikte göreceğiz.
Hep birlikte hatırlayalım önceki günlerde işçilerin bir saatlik direniş eylemini yansıtan deneyimli televizyoncu habercilerden haber; sıcak bir yaz, büyük grev olasılığından söz açıyorlardı...
Değilmi? 1 saatlik eylemin arkasından gelen jet anlaşmaya habercilerde şaşırdılar. Emeği ve onuruyla çalışan işçilerle alay edercesine "bir saatlik direniş, bir puanlık zam" olarak özetlenmişti 2009-2010 dönemlerine ait toplu iş sözleşmesi.
7 yıldır iktidarda olmasına katkı sunan işçilere meydan okudu
2010 yılında Sendikaların Genel Kurulları var bu nedenle 2009-2010 dönem 2 yıllık Toplu İş Sözleşmelerini imzalanmadan sıcak bir yaz, büyük grev, 1 saatlik eylem falan filan bir bahaneydi.
Türk - İş kendi bünyesindeki mevcut potansiyel gücü dinamik bir sürece yükselmesi için hiçbir çaba sarf etmeyeceksin, tam 6 ay sessiz sedasız kalarak 2009 Temmuz ayının sıcak bir yaz ayında 1 saatlik eylemle 2009-2010 dönemlerini kapsayan 2 yıllık Toplu İş Sözleşme imzalayacaksın… hem ide 1 puan artışla..
Türkiye'de, dünyada örneği olmayan, toplu pazarlık, işçi hakları ile yüzde yüz çelişen, ücretlerin Başbakan tarafından belirlenebildiği bir çarpık düzen geçerliydi. Böyle olduğu içindir ki, Başbakan Erdoğan teğet geçtiğini söylediği krizi 7 yıldır Ak Partinin iktidarda olmasına katkı sunan işçiler ve sendikalara karşı kullanarak, meydan okuyarak "Benim dediğimi kabul etmezseniz size pahalıya mal olur" tehdidini savurabiliyordu...
İşçiler 12 Eylül düzeni ile toplumumuzda unutturulmuş sendikal haklar, sözleşme, özgür pazarlık masası, grev hakları düzenini, bizdeki yasakları, yaşanmış anlamlı uygulama örnekleri de olmadığından hiç bilmiyorlardı. Pazarlık masasının yetkili taraflarının masaya oturamamasının, yetkili bakanların ancak arabuluculuk yapabileceklerinin, astığı astık, kestiği kestik Başbakan gerçeğinin ne anlama geldiğini sorgulayabilecek konumda değillerdi. Uyuşmazlığın tarafı işçilerin büyük çoğunlukla grev hakları olmadığını da duymamışlardı.
Ben Askeri darbeleri, faşizmi savunmuyorum. Çiğ yemedim karnım ağırmıyor benim. 12 Eylül'ün mirası olan yasaklı Anayasaya oyda vermedim Yılmaz Şentürk olarak.
Hani askerleri teslim almak adına AB kriterlerini ağızlarından düşürmeyen, Ak Parti iktidarını nerdeyse Sosyalist ilan edecek Ak Parti iktidarı ve yandaşları aslan demokratlar var ya, bugüne kadar AB kriterlerinin demokrasinin olmazsa olmazları arasındaki Sendikal hak ve özgürlüklerin geri verilmesini hiç gündeme getirdiler mi? Türkiye, işçileri için dünyada en ağır grev yasakları olan ülkelerin başını çekiyor. 2821-22 sayılı yasalarımız, 12 Eylül'ün mirası yasaklı Anayasamız, Sendikal hak ve özgürlükleri gasp etmekten sabıkalı, bu yıl da ILO Genel Kurulunda en zor duruma düşmüş ülkeyiz.
12 Eylül'den bu yana bir tek yeni sendika kurulamadı, bir tek işyerinde işveren istemiyorsa işçiler sendika çatısı altında örgütlenemediler, her sendikal örgütlenme çabası işçilerin sokağa atılması ile sonuçlandı.
1999 yılında Türkiye Genelinde 37 Şubesi bulunan Tarım-İş Sendikasının bu gün 9 Şubesi kaldı.
Topu topu birkaç yüz bini sendikalı, 5 milyonlarda takılı kalmış İş Yasası'ndan yararlanabilen işçimiz var. Kara ekonomide çalıştırılanlar, işsizler, sigortalıları katlamışlar...
Ve Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hükümeti bu örgütsüz, sömürü düzeni ile yetinmemiş, zaten çaresiz, örgütsüz işçiyi kırmak üzere, sözde AB'ye uyum adına Meclis'ten son gece yarısı 03.00'ten sonraki korsan yasasını çıkarmış; özel istihdam büroları eliyle kölelik düzeninde, İş Yasası'nın verdiği hakları da gasp etmiş olarak, yasadışılığı yasal hale getirmek istiyor..
Türk-İş, Hak-İş, DİSK başkanlarının Cumhurbaşkanı ile görüşmelerinin, kamu sözleşmeleri sıcak eylemleri, uyuşmazlığı ile hiçbir ilgisi yoktur; Siyası partilerden, Sendikalardan ve Türkiye kamuoyundan kaçırılarak, gece yarısı korsan çıkarılmış 5910 sayılı yasanın onaylanmaması için Cumhurbaşkanı'na ricacı olmuşlardı.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı "bu kadarı da olmaz" deyip Meclis'ten son gece yarısı 03.00'ten sonraki korsan yasası Anayasanın 145. Maddesine aykırıdır diyerek yasayı neden geri çevirmedi? Neden Meclis'ten son gece yarısı 03.00'ten sonraki korsan yasasını onaylayarak hem ide Hükümete ricada bulunur gibi gerekli düzenlemeyi yapın dedi.
Sayın Cumhurbaşkanı madem gerekli düzenlemeyi gerekli görüyorsanız neden bu yasayı onayladınız? Anayasanın 145. Maddesine aykırı görmediğiniz ve imzaladığınız gece yarısı yasanın neyinin düzenlemesini istiyorsunuz? Bu Hükümet yetkilileri size sormayacaklarmı nedir bu düzenlenecek olanlar…

**Tarım-İş Sendikası İstanbul eski Başkanı
yilmazsenturk75@gmail.com

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan