Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 36
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 5 Gün Gelmedi
abdullahank 107 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 201 Gün Gelmedi
atlantis 222 Gün Gelmedi
baris dursun 223 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 232 Gün Gelmedi
admin 234 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 235 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
GAZİ USANMAZ
Yazar Fakir - Ağustos 26 2009 - 06:12:50
Ardahan Öyküleri
GAZİ USANMAZ /Yılmaz Yalçıner

Yalçıner Yılmaz Akşamüstü henüz kararmağa koyuldu. Babam elinde file içeri girdi. Kanatlı kapının sağından addımını attı. Eşiğin önündeki küçük ayakkabları çıkarmağa yarayan sahanda dikildi. Annem, elinden fileyi aldı. Çıkardığı, ilk, ekmekler oldu. Babama, annem sabahtan söylemişti: Ekmeği " Güven" fırından al, diye.
" Ekmeği, Güven fırından al. Kokusu ta, buraya geliyor. Rusyadan gelmiş bu fırıncılar. Orada da menşurmuş bunlar."
Özcan Uygur'un fırını o zamanda ekmek çıkarırdı.. Güven fırını; Sovyetlerden göçerek gelen, soyadları," Güven" olan iki kardeş çalıştırdı bir müddet fırını. Sonra adet olduğu üzre " Basıp gittiler.." Ardahan'a her konan bir gün uçup gitti!..
Öyle turşu kurardılar ki yemekle doyamazdın. Kokusunu, şart olsun, fırının önünden geçerken alırdık. 1950 yıllarında Sovyetlerin, kısmen izin verdikleri göç etmek imkanından faydalanarak Batum'dan Ardahan'a gelmiştiler. Hangisinin oğludur bilmem ama birinin oğlu; Lütfi Abiyle Gebze de komşuluk ettim. Almanya da oturuyor. Lütfü Abi Her yıl üç-beş gün gelip kalıyor,Gebzede. Bir defa neskafe içmeğe davet etti, bizi, gittik. Ardahanı anlatıp, durdu. Sürekli; Yaylacığı sordu. Bizim köydür dedim.
- Ola, Baloş Azeri vardı. Bilir misin?
- Dayımdır, dedim. Duymadı.
- Ola Aslan Azeri vardı. Bilir misin?...
Ne desem duymadı. O ve Ardahan bir boyuta girip hemhal olmaktadır diye yordum.. İnsan yerine, yurduna ve yuvasına ne kadar bağlı bir canlıymış!...
Akşamın Ardahandaki hali, eski halini düşünebiliyor musunuz? Karanlık çökmeğe başladı mı, sofralar kurulur. İnsanlar: ağızlarının tadını bilir. Sofra kurulur sözü bir anlatı simgesi olarak o akşam yenen, içen ve halvetin içini yeterli bir kifayette aktarabilmese diye düşünürüm.
Peşhunlar da akşam yemeğine oturuldu. Ardahan " Aş-etmek yemek te" Ardahanı çalsalar kimsenin haberi olmaz" Kimse çalmaz ki insanlar rahat ve kendi kendilerinde.Ocağ önlerinde de küçük büyük peşhunlar da haşıl yeniliyor. Katmer yenililiyor. Kartollu et yeniyor. Hoşaf eksik değildir. Tamas hoşafı her sofrada vardı. O akşam..O akşamlar...O akşamlarda Ardahan da...
Annem yemek masasını kurdu. Aralığın lambası kısık, kör bir aydınlatmaydı. Sedirin önüne masayı çekerdi annem. Masa muşamba çekiliydi. Muşambanın üstü resimle bezeliydi. Gözümüzü alamazdık. Görsellik ve lezzet birarada.. Yemekte hangel var. Gazocağında; tencerede, hangeli sudan çıkarıp siniye döküyor, annem. Biz yiyoruz. Anık yağını da en son siniye yayınca annem. Hep birlikte hangeli yemeğe başladık. En önce sofradan hangel'in sıcak buğusu kalktı. Ben ve kardeşim Zafer, Güven fırının ekmeği ile yağ ve yoğurt anığını sıyırdık. Bu sos hangelin son safhasıydı. Tad-ı damağı budur.
Sofradan kalkıyoruz. Babam her zaman ki ihtiyatiyle öbür sedire sırt üstü uzandı. Asker de doktorun verdiği bir salık üzerine onu hala uygular. Biz de bekliyoruz ki önce babam kahveye çıkacak sonra da annem oturmağa Pamuk nenegile gideceğiz. Pamuk Nenegilde karyolanın üstüne çıkıp karyoladan sekiye atlayacağız. Çay içecekler. Bize de süt verir Pamuk Nene. Ardahanın Nahırına üç- dört ineği vardı. Sofi Dayıgilin katdıkları...
Babam istirahatteyken; anneme:
- Güller! Yeni yaptığımız küçük evi kiraya verdim.
- Kime?
- Çalabaşlı Gazi Ağanın öğrenci çocuklarına.
Annem de tanıyor ki babamı teyiden:
- Onlar; değerli insanlar iyi etmişsin. Varidatlı insanlar.
Annem babama, babasından duyduğu ile " Gazi Ağayı " tanıdığını söylüyor. Söz daha çok okumağa verdiği değerden dolayı Gazi Ağaya övgü üzerinde dolaşıyor. Ben, beş veye altı yaşımdayım. Lafların bu tesiratıyla kiracıları merak ediyorum.
Okumak ne?
Görgü ne?
Bu öğrenciler kim?
Eğitim ne?
Akşamın güzelliği devam ediyor. Babam ayakkabını bağladı. eşiğin dışına çıkarken eline bir sopa aldı. Köpekler den sakınmak için akşamları herkesin ellerinde bir sopa olurdu. Ses ve stresin olmadığı akşam güzelliğine: Egzotik bir güzellik yakıştırması yapabiliriz gibime geliyor. Yabansılığın masum olgunluğu idi, bizi hala anlatmaklarda; etkisi ile büyüleyip duran şey...
Egzotik güzel eski gecelerini yaşadığımız görkemli şehir Ardahan. Görkemli güzellik yabanıllık yani egzotika... Mahrumiyet: konforun rahatlığını vermesede sessizliği ile sakinliği ile konfordan kaçmamıza sebep oluyor. Konfor bize rahatlığı verirken sıkıntıya salınca da başlıyoruz egzotizme sarılmağa....
Üç göz, küçümen, içiçe açılan odalardan oluşan evde bir yıl kadar kaldılar... İlhan Abi, Asım Abi ve Necibe Abla ..
İlhan Abinin bir fotoğrafı var, biz de. Yaşını veya okul sınıfı kestireceğim: Orta bir yani altıncı sınıf. Ben de varım fotoğrafta. İlhan Abi bir taşın başına ayağını muzaffer bir romalı gibi koymuş: "Geldim, gördüm, yendim." diyen bir eda ile poz vermiş. Asım Abi ondan iki sınıf üsteydi. Asım Abi; daha çok yolunda ilerleyen ve açıklayıp, uygulayan tip adamlardan değil de, uygulayıp açıklayan bir hasiyetteydi. Necibe Abla, İlhanın ablasıydı. Onlara o sezon bakacak ve ilgilenecekti. Necibe Abla, okumayı seven biriydi.
Gazetelerden okur, iş arasında kitapları incelerdi.
İlk gazeteyi onlar da gördüm. Beş yaşımın ortasında, bana günaydın gazetesindeki, "Sanat Güneşi " Fotoromanından yavaş yavaş okumayı söktürmüştüler. Ödüllendirme sistemi ile. Okudukça, Asım Abi; bana şeker, kanfet verirdi. Okumak ne ki? Bu büyünün içerisine beni sokmuştular. En önemlisi bu idi!...
Necibe Abla İstanbuldaymış. İlhan Abi doktor ve İzmitte. Asım Abi; Enerji bakanlığının daire başkanlığından emekli olmuş...Çalabaştan daha nice okumuş, yazmış kişiler. Bütün bir ülkeye yayılmış, Usanmazlar ve Çalabaşlılar.. Ardahanlıların göğsünü kabartan başarıların arkasında ki sima: Gazi Usanmaz'ın İdealleridir. Onu saygıyla anıyoruz.
25/08/2009

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan