Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 51
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 5 Gün Gelmedi
abdullahank 107 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 201 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 223 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 232 Gün Gelmedi
admin 234 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 235 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
AHISKA DA DÖRT GÜN
Yazar Fakir - Ağustos 28 2009 - 05:54:09
Ardahan Öyküleri
AHISKA DA DÖRT GÜN /Yılmaz Yalçıner

Yalçıner Yılmaz İki şehir var; o yan da bu yan da yanyanalığın ayrılması meğer aralıktaymış:
Ahıska ve Ardahan'ı ayıran, yan: Mesafe aralığıymış.
Nihayet otobüs sınırı geçip de Gürcistan gümrüğüne girdi. Yolcular boşandı. Gümrükte pasaportumuzu mühürledi, genç polis.
Ulgar dağından beri çukur bir çanağın ağzı şekil alır. Ha, bir de Posof'un arkasındaki dağlan bir yüzey çökeltisine girdiğimizi tebarüz edebiliriz.
Çanak, çukurun burçları: Arsiyan, Kumlu tepe, ve Posof' un Arkasındaki dağlar...
Bu çanak: Deniz seviyesi denen, bereketin yeridir. Akdeniz iklimi ile karşılaşma başladı. Ilık rüzgar insanın tenine değdikçe, insanın eti şimşekliyor. Kazağı çıkardım, eğnimden. Sauna da, hamam da zanneder ya, insan kendini diyeceğim. Ama o kadar da değil. Ahır da tekne de üşümememk için çimer insan, o ılıklıkta Ahıskanın yazı; tatlı, vasat, tropikal iklim...
Ardahan; ne kadar istemişdir. Ahıskaya gidiyim de bir göreyim. Ahıska için de aynı şeyi söylemek olur. İki şehir karşı karşıya. Ondan ona, giden. ondan ona gelen. O kadar insan olmuş ki. İki şehir bir şehir gibi sanki. İnsanların, " Hasiyetleri." bile benzeşmenin tam bir tanımı. Otelci kadın; personeliyle konuşurken. Baktım: " Hasiyet." kelimesini söyledi. Kadın Türkçe biliyordu. Madonna Hanım " Hasiyet." ne anlamda kullandınız. Ses benzer de anlam tutmaz.
- Canım! Sen biliyor, karakter, ha o aynı bizde hasiyeti.
- Bizde de. Otomatikman söyledim.
Ahıska da her insan bir seviyede dili mizi biliyor, konuşuyor. Biz bilmiyoruz. Bunu anladım. Lisan bilmenin engin yararından çok yazık yoksunuz.
Lisanlar, dünyayı kavrarken bile bir insaniyetlik eseri bırakmaksızın kalplerden geçmemiştir.
Resim veya müzik yapmak kadar , kültürel formasyon katar, lisan bilmek. Lisan konuşmak. Heykelin çamuru ile kaşını gözünü çek- uzun eden sanatçı gibidir. Lisanla uğraşan kişi. Lisan konuşan da resim yapan ressamın inşaa yapmasına yakın bir ustalık ta sayılır. Lisanda da renkler, tonlar, formlar vardır. Lisan yapı yasalarına ne denli tabii ise sanatta öyledir.
Gürcistan çanak ta bir sahan ve ılıman, savail olmasını buna borçlu.
Bizim Alagöz'ün önünde: "Adacala" da çöküntüde bir çanak, yer hareketlerinde oluşumları çökelti olarak yaşayan yerler, deniz düzeyine indiğinden ısı artıyor. Adacala'ya da çökelti karşılığı " Cala" ismini isabetle vermiş insanlar. Cala: çöküntü demektir.
Posoftan başlayan" Cala" Batumu alarak sıralı uzun Kafkas dağları ile Azerbaycan'a iner...
Düz ovaları bağlar ve bostanlarla süslü, gelinlerin gerdanındaki altunlar gibi...
Envai tür ağaç, dağ da dere de tepe de... Dağın zirvesine gözünü dikiyim dersin, gözünü tepeye vardırdığın da kafanda ki kasket yere düşer. O, o kadar ucalanır, ucalanır ki. Dağlarının yüksekliği bilinen birşeydir. Borjomi de Bakuryani dağı mesala.
Abas tuman'da ki dağlar alt mı kalır?...
Otobüste: Bu olguyu yanımda oturan Ermeni bayana sordum. Kadıncağız Jeologmuş.
Doğanın Ahıska, Posof’ta, Ardahan da, bazı teorilerde böyle açıklamaları varmış. Kadıncağız; Doğanın ve insanların bütünün bir parçası olduklarını söyledi. Ardahanın yeşil zemininin mesala
kayalık araziye yeşil bir halıyı sermeye benzetti. Halının altından bıçak gibi çıkan kırık kayaların halıyı parçalaması gibidir dedi Ardahan’ın zemini. Volkanik meralar... Alpin çayırları da deniyor...
Ahıskayı anlatayım diyorsun.
Laf lafı açıyor.
İmge imgeyi açıyor. Ahıska uzuyor. Konu uzanıyor.
Anlatacak ne çok şeyin varmış Ahıska?..
Terminal'e girdim mimarisini seyrediyorum. Az, modern mimariden biri. Bizim Kars'ın terminalini okşuyor. Terminal, Tiflis yolunun sol dikinde. Arkasında tren istasyonu, elektirikli trenler bir enişe bir yokuşa gidip geliyor...
Sovyetlerin anlayışını, yaşadıklarını okumak için karineler geziyorum. O " Zamanın ruhunu " yakalamak istiyorum. Akıl yürütüyorum: Bizim modern mimarilerimizle bir tutuyorum. Kars terminali ile analoji yapıyorum." Okka her yerde aynı dirhem geliyor." diyorum.
Fakat; anlamak, ötekini anlamak en iyisiymiş diyorum. Hamasi, atıp tutmaların gerçeği algılamada ne kadar yanlış yol olduğunu anlıyorum..
Üç beş yolcu bank da oturuyor. Boyasız duvarlar. Gözünüze mahcup bir vaziyette bakıyor. Bir gişeden her linke bilet satılıyor. Gişenin ağzı küçük adamın başı sığacak kadar. Üçüncü sınıf elle çizilmiş link haritası. İngilizce ve Gürcüce yazılmış. Gürcüce levha, bizim tezniyatlar gibi nakışlı ve güzel tablo ... İngilizce levhada "Schema " yazıyor. Akıl yürüterek bir sözcük öğreniyorum. Bu bildiğimiz ŞEMA sözcüğü. Öğrenmenin, sonu, yeri yokmuş...
Bir berber var koltuğu var ve malzemeleri çok eksik. Traş fiatıyla yolcu biletleri aynı, nerdeyse.
Bilet çok ucuz. Ardahan- Erzurum arası burada bir berber fiyatı.. Açıktım. Bizim hamur işleri burada yeme-içme menüsü. Kadın, yağ kazanında hamuru bişirip, kızartıyor. Bişi, bunu oturup kağıda sarılısından yiyorsun. Bir lira, iki lira bedeli..
Bişi satan kadın, müşterisi ile tenekuza mı düştü ne?
- Ara! Araaaaa....deyip duruyor.
Ara'nın, hayır olduğunu biliyorum. Ama benim dikkati mi başka bir şey çekti. Kadının " Ara!" derken, eliyle, ayağıyla hamletmesi. Bizim Ardahan insanının aynı jest ve mimikle hamletmesine benziyor. Bunu farkettim. İki ayrı yer de ama " Mızıldar gibi" konuşma tarzı bizde de var. Rahmetli Ali Emi de aynı tarzda hamlederdi.
- Yokkkk, babaaaaa. Ne getmesi....!
Bişici kadın da:
- Araa! Araaaaa! Eliyle, ayağıyla, iki ayağını tekine mökkem basıp ileri geri yaylanarak. iki elin, iki avucunu da havaya açıp.
- Yokkkk! Yokkkkk! Baba, ne getmesi?..
- Araaaaaaaaaaaaa! Araaaaaaaaa!..
yalciner17@hotmail.com

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan