Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 49
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 5 Gün Gelmedi
abdullahank 107 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 201 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 223 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 232 Gün Gelmedi
admin 234 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 235 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Seni yazdım ..
Yazar Fakir - Kasım 01 2009 - 20:57:07
Aklın Süzgeci/Kamil Üci
Seni yazdım, kimsenin sesini duymadığı yüreğime ..

Kamil Uci Göğüs kafesim kalbime dar geliyordu.
Sıkılıyordum…
Evin duvarları üzerime, üzerime geliyordu.
Sen yoktun…
Sinirimden sessiz sessiz duran duvarları yumrukladım...
Tek kelime söylemedi, sitem de etmedi duvarlar.
Sonrasında sokağa çıktım.
Kar yağıyor, ellerime ve yüzüme çarpan kar tanecikleri çoban ateşinin üstüne düşmüşçesine eriyordu.
Umarsızca attığım adımlar ile ilerledikçe, esen sert rüzgar içime, içime işliyordu..
Sensizliğinle bedenim üşüyordu ….
Kentin sokaklarında, ayaklarım adressiz bir yolculuğa çıkmıştı.
Aslında, seni bulmak ümidiyle sokağa çıkmıştım.
Rüzgarın uğultusu ve kar fırtınası nefesimi daraltıyordu.
Kentin kaldırımları buz kesmişti, ayrılığı onaylayan insanların yüreği gibi…
Yürüdüm, yürüdüm seni bulurum diye...
Ayaklarım gövdemin ağırlığını taşıyamaz olduğunda, sokak lambasının üşüyen ışıkları altında belki beni görürsün diye bekledim.
Zaman ilerledikçe üşüyen bedenim, bedenin sıcaklığıyla yüzleşiyor, seninle aynı yastığa baş koymuştum.
Huzurlu bir uyku göz kapaklarımı ağırlaştırdıkça ağırlaştırdı…
Göz göze gelmiş, bir birimize gülümsüyorduk.
Seninle uzun saatler konuşmak istiyordum.
Sana o kadar çok şey anlatmak istiyordum ki, Ama yüreğimde sana beslediğim yangını ve özlemi, içinde bulunduğum duygularımı anlatacak bir söz, bir kelime bulamıyordum.
Sonrasında doğduğum köyde, yem yeşil bir çayırın uzayan otları arasında yürüyorduk.
Gözlerimin içine bakarak "Seni seviyorum" deyip sonrasında gülümseyip koşarken, peşinden yetişemiyordum.
Kendi, kendime nefesim niye daralıyor diyordum.
Otobüslerle yarışan bir koşucuyken şimdi ayaklarıma ne oldu? Niye ayaklarımı ileri atmada zorlanıyordum.
Sana yetişemeyen ayaklarıma kızıyordum,
Kendime bin lanet okuyordum…
Sonrasında attığım her adımda ayaklarım umarsızca çarpıyordu yere.
Gülen yüzüne dokunamadığım için kızıyordum kendime….
Kıskanıyordum saçlarını dalgalandıran rüzgarı.
Benden önce saçlarına dokunduğu için Bin lanet okuyordum nefesimi daraltan rüzgara.
Peşinden Tepeye koşuyordum, nefesim daralmasına, karnıma saplanmasına ağrılar rağmen peşinden gelmeye çalışıyordum.
Çıktığın tepenin yamacında bir gelincik çiçeği bir papatya gördüm.
Rüzgarın esintisine inat, dim dik duruyorlardı.
Sana yüreğimdekini, en iyi bu kır çiçekleri ile anlatacağımı düşündüm.
Eğilip çiçekleri almaya çalışıyordum.
Karnımdaki ağrıdan, gelincik çiçeğine, ve papatyaya uzanamıyordum.
Rüzgarda sallanan çiçeğe elimi iyice uzattığımda, ayaklarım beni taşıyamadığı için yere düştüm.
Uçuruma doğru rüzgar beni savuruyordu.
Çaresizce aşağı yuvarlanırken, tutunacak dal arıyordum.
Ben düşüyordum
Ölümden değil, gözden kaybolursun diye korkuyordum.
Rüzgar beni uçuruma doğru sürüklüyordu.
Karnım ağırıyor, ellerim tutunacak bir dal arıyordu ben düşerken…
Son anda, elimi uzattım bir dal tuttum. Tuttuğum dala baktığımda göğe yükselmiş bir dikendi.. Ellerim neden çok acıyordu ki…
Karnım neden ağırıyordu ki…
Tepede duran ve bana gülümseyen senin yanına gelmek için, Ayaklarımın beni taşıması için dualar ediyordum Tanrıya…
Karnım ağırıyor, nefesim daralıyordu…
Sonrasında bana ilaç veren doktor aklıma geldi, ona da kızıyordum…
Kulaklarımda bir ses…
Biri bağırıyordu "Hey hemşerim, uyan, uyan" diyordu…
Göz kapaklarımı asırlardır kapıları açılmamış bir kale kapısı ağırlığın da araladığımda, başımda pala bıyıkları ile minare yüksekliğinde bir adam duruyordu.
Uyandığımda bana ne oluyor? diye kendi kendime söylenirken, başımda duran adam bağırdı "Ulan i. oğlu i., sende hiç vicdan yok mu? Bu soğukta havada bu sokak lambasının altında yatıyorsun" dedi.
Sokak lambasına baktığımda güzlerin gibi ışıldıyordu..
Gözlerin gibi nemli…
Pala bıyık yeniden bağırdı "Öleceksin bu soğukta"….
Kendimi toparlamaya çalışırken . Pala kolumdan tutarak ayağa kaldırdı.
Başımda durarak küfreden pala bıyık sordu "Evin nerede?" dedi
Gözlerine baktığımda nemliydi
Bıyıklarını kar sarmıştı senin beni sardığın gibi…
Sağ ol abi, ben giderim dedim.
Ayaklarımı elilerimi hissetmiyordum. Üç adım attım,yeniden yere düştüğümde, beni ayağa kaldıran adam yeniden bana bağırdı "Cehenneme kadar yolun var eş.. oğlu eş.." dese de yanıma gelerek "Kalk ulan, kalk ayağa. Anan seni bekliyor evde" dedi.
Seni anlatmak, seni anlamak, kendimi anlatmak .. Bir söz telaffuz etmede zorlanan ben, konuşur olmuştum.
Abi annem mezarda…
Pala atıldı "Annen, eşin ve çocukların evde seni bekliyor. Kal kalk Allahın belası kalk" dedi.
Yeniden beni yerden kaldırdığında, doğruca eve gittim.
Kapıdan içeri girdiğimde lanbayı yaktım ne annem, ne sen vardın.
Gecenin o kuytu karanlığında yapa yalnızdım…
Bulutların arkasına gizlenen yıldızlara seni sordum.
Uğultu ile karı savurup götüren rüzgara seni sordum.
Sonrasında elime kalemi alıp seni yazdım….
Sana veremediğim kır çiçeklerini….
Elime batan dikenlerin acısıyla yüreğime seni yazdım.
Kimsenin göremediği, sesini duymadığı yüreğime….
kamil_üci@hotmail.com

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan