Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 40
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 5 Gün Gelmedi
abdullahank 107 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 223 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 235 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
GEŞMİŞ HATALARLA YÜZLEŞME
Yazar Fakir - Ocak 04 2010 - 07:54:41
GEŞMİŞ HATALARLA YÜZLEŞME/Osman Kamacı

Osman Kamacı Otuz yıldır televizyonlarda, radyolarda ve ulusal basının manşetlerinde ilk haber olarak hep Doğu ve Güney Doğu’da yaşanan olayları duyduk, okuduk, seyrettik, gözyaşı ve anların acı dolu feryatları eşliğinde. Ne yazık ki bugün geldiğimiz noktada değişen hiçbir şeyin olmadığını hep beraber görmekteyiz. Çözüm noktasında hiçbir politika geliştirememiş, hep bir suçlu aramışız yıllarca. Duyamamışız bir türlü acı çeken halkımızın fısıltıyla başlayıp, çığlıklara dönüşen haykırışlarını. Kim bilir belki de duymak istemedik, işimize gelmediği için. Değişen ve gelişen Dünya düzenine inat statükocu politikalarımızı ısrarla sürdürerek çözüm bekleyen sorunlarımızı yıllarca halının altına süpürdük, kendimizi kandırarak.
Birimizin ak dediğine diğerimiz hep kara dedi, dağ gibi biriken ve çözüm bekleyen sorunlarımızın var olduğunu gördüğümüz halde. Dışımızda dile getirilen fikirleri ve farklı düşünceleri ihanet ve dış mihrakların senaryoları diye kabul etmedik yıllarca, o dış mihrakların kim olduğunu bilemeden. Diyalog ve uzlaşı kültüründen o kadar uzaklaştık ki, birbirimizi dinlemeye dahi tahammül edemez olduk. Buna bağlı olarak hoş görü ve samimiyetten uzak, gerilim yüklü bir toplum haline geldik. Oysa fevri hareketlerle, ön yargılarla sorunların çözülemeyeceği ve daha da derinleşeceği tartışma götürmez bir gerçektir. Neredeyse hoşgörü, barış ve kardeşlik duygularının meyvesi olan birlik ve beraberlik ruhunu mumla arar hale geldik. İnanılması güç ama bazen bize neler oluyor demeden edemiyor insan. Bu ülkede yüz yıllarca barış içinde yaşamış halkların birbirlerine şüpheyle bakacak duruma gelmesi çok vahim olduğu kadar tehlikeli bir durumdur. Bu durumun vahametini gördükçe soramadan edemiyorsun. Gerekli Sosyal ve ekonomik politikalar neden geliştirilip hayata geçirilmedi? Etnik kimliklerinden dolayı ötekileştirilmeden, barışın ve kardeşliğin egemen olduğu ve demokratik ölçülerin bütün kurumlarıyla işlediği bir Türkiye’de yaşamanın herkesin hakkı olduğu gerçeği neden görülmek istenmedi?
Eğer bugün bu ülkede yaşananlar bir çözüme kavuşturulamıyor ve devam ediyorsa, bunun en önemli sebeplerinden biri kuşkusuz çözüme yönelik politikalar geliştiremeyen, günü ve koltuğu kurtarmanın hesaplarıyla pasif politika yapmaya çalışan basiretsiz zevatların sorumsuzluğundandır. Sorumlu siyasetçi ve sorumlu idareci anlayışıyla hareket edememekle 30 yıldır kardeş kanın ve gözyaşının akmasına sebep oldular. Demokrasilerin her on yılda bir darbelerle kesintiye uğradığı, insanların zindanlarda, faili meçhullerde ve sürgünlerde param parça olan ve yaşama hakkı katledilen bir ülkede ne acıdır ki başta siyasiler olmak üzere, hiç kimse ama hiç kimse parmağını dahi kımıldatmadı. Bu ülkenin çıkarlarına hizmet edecek bir sürecin başlatılması için sorumluluk üstlenip, elini taşın altına sokmadı. İnsanların aidiyet duygularını adeta örselediler. Politik çıkarlarını halkların masum sayılabilecek taleplerinin üstünde tutarak bu ülke insanına ve demokrasisine en büyük kötülükleri yaptılar. Eğer bugün hala birlik, beraberlik ve kardeşlikten bahseden bir çoğunluk varsa, hala sağduyulu, vatansever ve aidiyet duygusunu sahiplenen bir halk iradesi varsa, kışkırtmalara ve ırkçı temele dayalı faşist ideolojiye karşı koyabilecek büyük bir güç varsa bu bir şanstır. Bu şans, birlikte yaşamanın mücadelesini veren ve çığlıklarıyla yasaların emrettiği gibi meşru zeminde sorunlarını dile getirmeye çalışan halkların anlaşılması gereken gerçeğidir. Bu gerçeğin üzerini çirkin emellerle kapatarak, partizanca çıkarlarını ön planda tutup yok saymak ve önemsememek ihanettir, korkaklıktır. Bu şansı zorlamanın ülkenin çıkarlarıyla örtüşmediği gün gibi ortadadır. Cesaretle üzerine giderek bu şansı kullanmak ulusal birliğimizin sağlanması açısında çok önemlidir. Eğer bu güne kadar halkın çığlığa dönüşen sesine bir şans tanınabilseydi belki de bugün bunları tartışmıyor, ekonomik ve sosyal alanlarda elde edilen başarılarımızı bir adım daha ileriye nasıl götürebilirizi tartışıyor olacaktık. Zamana, iç barışın sarsılan çizgisine ve on binlerce vatan evladının telafisi imkânsız kayıplarına yazık olmadı mı? Otuz yıldır bunun için kan kustuk, içimiz acıdı, yetmedi mi?
Medeni cesaretimizle Kürt gerçeğinden hareketle yola çıkarak biz nerede hata yaptık diyebilecek erdemi sergileyebilmeliyiz artık. Bu anlamda, bugün gelinen noktanın sebepleri irdelenmelidir. Mesela 4.000’e yakın boşaltılan köy sorgulanabilmelidir. Adeta kimin ne yaptığı belli olmayan o kaos ortamında 17.000’e yakın faili meçhul nasıl gerçekleşti? Kimler gerçekleştirdi, bunlar sorgulanabilmelidir. Yüz binlerce insanın sürgünlere maruz bırakılarak köyünden, evinden, ata topraklarından uzaklaştırılarak darmadağın edilen hayatları ve sebepleri sorgulanabilmelidir. Bütün bunlar nasıl başladı ve sebepleri nelerdi? Yaşanan bu olumsuzluklar realist yaklaşımlarla ele alınarak tartışmaya açılmalıdır. Açılmalıdır ki yaşanan bunca acının sebepleri ortaya çıkarılabilsin. İşte bu sorular cevap bekleyen karanlık noktalardır. Bu karanlık noktaların aydınlığa kavuşturulması için bir şeyler yapılmalıdır. Bunları ortaya çıkaracak yürekli, gözü kara birilerinin bir gün ortaya çıkması bu ülkenin birliğini ve beraberliğini savunan, bayrağını sahiplenen vatandaşları olarak hepimizin özlemidir. Sorunun dış kaynaklı olduğu senaryolarını bir kenara bırakalım. Sorun içseldir. Hiç kimse bu saatten sonra işin içinde olduğunu düşünülen dış güçlerin arkasına sığınmasın. Eğer o dış güçler gerçekten varsa (ki vardır) o halde bunların içerdeki uzantıları kimlerdir?
Yıllardır hep bu dış güç martavalları ile oyalandık, uyutulduk. Neden perdenin arkasındaki bu güçlerin içerideki uzantıları ortaya çıkarılmıyor. Artık yeter, şimdi çözüm zamanı. Sorunlarımızı başkalarına yaftalayarak durumu kurtarmanın lüksüne sahip değiliz.
Akli selim davranarak akan kardeş kanının durdurulması için ne gerekiyorsa yapılması noktasında yeni stratejiler geliştirmeliyiz. Sokaktaki gergin atmosferin normale dönmesi için zaman kaybedilmeden harekete geçilerek tansiyon düşürülmelidir. Geçmişteki hatalarımızdan ders çıkararak, gerçeklerimizle yüzleşme yürekliliğini sergilemenin şimdi tam sırası değilse daha ne zamandır? Eğer bu hatalarımızla cesurca yüzleşme cesaretini gösterebilirsek, ülkemizin aydınlık yarınlarına hep beraber ulaşmamamız için hiçbir neden kalmaz. Ülkemizin kanayan bu yarasına biz sahip çıkamaz, gerekli hamleleri gerektiği zamanda yapamazsak, korkarım yarın çok geç olabilir. O zaman ahlar vahlar hiçbir fayda sağlamayacaktır.
Sağduyulu ve akli selim olalım. Meseleye ne intikamcı duygularla yaklaşalım nede at gözlüğü çerçevesinde bakalım. Adaletin eşit dağıtıldığı ve bütün kurumlarıyla işlediği bir Türkiye Cumhuriyeti hukuk devletinde toplumsal barışın ve güven duygusunun sağlanması önemlidir. Bu yaşanan gerginliğin tansiyonunu istenen düzeye indirmek için bu önemsenmelidir. Samimiyatle, Sağduyu ve cesaretle kangrenleşen sorunlarımızı sahiplenerek hatalarımızla yüzleşme erdemi gösterebilirsek, içinde bulunduğumuz zifiri karanlık bu tünelin ucundaki umut ışıklarını yakalayabiliriz.
Kısacası hamaseti bırakıp gerçeklerimizle yüzleşmemiz gerekiyor. Eğer bunu başarırsak, özlediğimiz o umut ışıkları bizi tünelin ucundaki aydınlık dolu yarınlara çıkaracaktır. Cesaretle bu şansımızı kullanalım ve tıkanan sürecin önünü açalım.
osmankamaci@hotmail.com

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan