Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 44
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 6 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 224 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 236 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
YARAYA MERHEM OLMAK ..
Yazar Fakir - Nisan 11 2010 - 18:26:11
YARAYA MERHEM OLMAK .../Engin Kasap

Engin Kasap Ardahan’a geldiğimin ilk günleri yürüyüşe çıktım, sabah erken saatti sokak köpeklerine rastladım, havladılar, saldırmak istediler ama etrafımda dostlarım vardı kalabalık görünce sustular, geri çekildiler,
Ertesi sabah yeğenimin, can paremin rahatsızlandığını duyduk koştuk hastaneye.
Oldum olası hastaneleri sevmem lakin yolumuz kesişir inadına, aslında basittir beklentim, isterim ki doktorlar, hemşireler kanayan yaramızı sarsın, anlasın hasta halimizden, güler yüz, tatlı dildir beklediğimiz.
İnsanımız alçak gönüllüdür, mütevazıdır, eğer tatlı dille yaklaşılırsa canını dahi alsan üzülmez, boyun büker katlanır.
Lakin cahil olsa da, eğitilmese de, samimiyetle sahtekârlığı anlayacak kadar bilgin ve deneyim sahibidir. Bilgisini tarihsel süreçten alır, yanılgıları, aldanmışlıkları olsa da, bilir insan değerini, bilir iyi ile kötü arasındaki ince çizgiyi.
Sadece mevzuatı bilmez, derdini anlatmakta zorlanır, ceketini ilikler, şapkasını eline alır ve bekler ki sorsunlar, bekler ki anlasınlar kanayan yarasına, merhem olsunlar, yitik, yaralı yüreğine bir su serpsinler.
Bu süreçte insan sütü emmişler kadar soysuzlar da yer alır, kanı peş para etmeyen bu şahsiyetsizler küçük görür, hakir görür bu Anadolu insanını, babası eşeksırtında kavun, karpuz satarak okuttuğu halde görev yaptığı yerdeki köylüyü horlar, ezer.
Kendi hayal kırıklarını, kendi ezilmişliğinin acısını masum insanlardan çıkarır, amirine, üstüne kızar acısını garibandan alır, namerttir, koşullar eşit olmadığı halde ezer kendinden aşağıdakini, kendini bir halt sanır, kendini okumuş, adam olmuş addeder.
Bu arada, acil servisin koridorundayız, kızımızın röntgeni çekilecek, babası, annesi kıvranıyor, karşımızda kendini adam sanan biri, aldırmıyor, acı çeken çocuğumuzu hiçe sayarak suratındaki biçimsiz tavırla aldırmadan bekliyor.
“Gidin filmini yukarı da çektirin” diyor, oysa hasta olan kızımız zaten bu hastane de çalışıyor, doktorlar acile yollamış, orada müşahede altında bulunsun demişler,
Görevli teknisyen arkadaşın odasına gittim alçak sesle, nazikçe hastamızla ilgilenmesini istedim,
“ Emredersiniz” dedi, emir olmadığını, ricada bulunduğumu tekrarladım, aldırmadı başını eğdiği masadan yüzüme bakma nezaketini dahi göstermedi, oysa iletişim kurmak için bakmalıydı yüzüme, bakmalıydı iyi niyetle bakan gözlerime,
Tavrı, vurdumduymazlığı karşısında sinirlendim, masasında duran sıcak çay bardağını avuçladım, başından aşağı boca etmek istedim, yapmadım, yapamadım, sabrettim, ya sabır dedim canı yürekten, ya sabır, kırılmadı bardak, avucumda kaldı öylece,
O anda sabah üzerime saldıran sokak köpekleri geldi aklıma, bir üstadım demişti, “Ardahan’da köpekler salınırken, taşlar bağlanırmış.”
İşte Ardahan’da köpekler salınmış, lakin taşlar bağlanmıştı. Kimdi bu köpekleri sokağa salarken taşı bağlayanlar, acaba güçlerini, cesaretlerini nereden alıyorlardı merak ettim. Sormadım, soramadım.
Bende taş oldum, bağlandı elim kolum, Devlet memurluğu söz konusu, makam ve göreve olan saygım kelepçe oldu bağladı kollarımı, dilim haykırmak, küfretmek isterken sustum, ağu oldu, zehir oldu içimdeki nefret, aktı yüreğime.
Biliyorum ki, bu kör cehaletini, bu insana yakışmayan tavrını sergilerken benim şahsıma değildi tavrı, benimle hesabı olamazdı, daha yarım saat oldu bu hastaneye geleli, tanımam, bilmem kim olduğunu, sanırım bu karakter yoksunu, bütün hasta yakınlarına aynı tavırda, aynı davranışta bulunuyor. Cesaretini dayandığı çürük ağaçlardan, bağnaz ve gerici siyasetten, siyasilerden alıyor, köksüz, asaletsiz bir dayanma kuvveti, bu da kendine yalancı bir güç, anlamsız bir güven veriyor.
Koridorda bağrışmalarımızı sadece masum korumalar duydu, onlar girdi araya, birde aynı odada görev yapan diğer arkadaşı, efendice ricada bulundu, sustum, sabrettim.
Yüreğimde volkanlar yanarken lavlarım dışarı değil içime aktı, ağlamak istedim, haykırmak istedim olmadı, bir bardak çay içtik dostun elinden, sakinleşmeye, arınmaya çalıştım.
Kızgınlığım ve öfkemle aşındırdığım koridorda, acil serviste nöbetçi doktor odasının önünden geçerken ilaç ve pis kokan ortam olsa da bir güler yüzlerle karşılaştım, İnce faulü çenesinin altına kadar inen Malatya’lı genç doktor arkadaş, yaşlı bir teyzenin muayene için masaya oturmasını istedi, baktı çıkacak, oturacak gibi değil, ısrar etmedi, getirildiği tekerlekli sandalye de muayenesini yaptı, dilaltına bakmak isterken yere eğildi, beyaz önlüğünün, pantolonunun kirlenmesine aldırmadan dizini kırdı, soğuk kalebodurlara, betona eğdi ayağını ve kontrol etti hastasını.
Tansiyonunu ölçmek için nöbetçi hemşireden yardım istedi, hemşire kardeşim, sarışın, sarı saçlı, güler yüzlü melek arkadaşım baktı tansiyonuna, yüzünde merhamet, yüzünde insana yakışan ışık vardı, ilaç yazdılar, teyze tanıdığımdı, teyze annem kadar yakındı. Biraz tansiyonu yükselmişti, başka da bir sorunu yoktu.
Koridorları sinirle arşınlarken asık olan yüzümde gülümseme belirdi, başımda ki sancı, ağrı ilaca gerek kalmadan geçti.
Duvarlar soğuk olsa da, koridorlar pis koksa da yüreğimde ümit yeniden filizlendi. Artık aldırma dedim yüreğime, aldırma, sokaklar da başıboş köpekler olsa da, taşları bağlasalar da, yöneticiler, idare edenler gaflet uykunda olsa da. Nasibini insanlıktan almamış, bu insanlara ve onları koruyanlara, siyasetin kirli, pis korumasında olanlara rağmen çaresiz olmadığımız.
Gönül parçası, iyi eğitim almış, aile kültürüyle, görgüsüyle büyümüş, kendini geliştirmiş, gönlü zengin evlatlarımızın, kardeşlerimizin olması yüreğime su serpti.
İyi ki varsınız, genç doktor arkadaşım ve hemşire kardeşim mesleğinize olan saygınız, insana olan sevginiz ve onurlu davranışlarınızın karşısında saygıyla eğiliyorum.
Teşekkür ediyorum.

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan