Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 18
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 27 Gün Gelmedi
abdullahank 179 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 268 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 273 Gün Gelmedi
atlantis 294 Gün Gelmedi
baris dursun 294 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 303 Gün Gelmedi
adacala 304 Gün Gelmedi
admin 306 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 306 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
KAYIP KENT
Yazar Fakir - Aralık 09 2010 - 19:10:52
Şehirler arası otobüs yolculuğu../Ali Kaya

Ali Kaya Korkunç, Ardahan İstanbul yolculuğuna çıkıyoruz hazır mısınız?
Birer tane ilaç atın, tutacak bu yol bizi… Yolculuğumuzu 302 ile
yapıyoruz ve firma da Doğuş Ardahan.
Hatırlar mısınız Doğuş Ardahan’ı?..
Otobüsün içinde tezek taşındığı dönemlerdi.
Sloganları ise şöyleydi… Yeniden doğuyoruz, konfor yolu kısaltır…
38 saatten aşağı İstanbul’a varan olmuyordu.
38 saati aşan yolculuklar akabinde bir 38 saat da
dinlenmeyi gerektiriyordu. Neredeyse 4 gün yollarda hiç olup gidiyordu.
Tatilde bitmiş oluyordu zaten, bir 38 saat dönüş ve dinlenişi de hesaba katarsanız eğer…
Muavin kaprisli şoför artist…
Otobüsümüz 303…
Eyvahlar olsun, titremeleri sağır edicidir, kafayı cama yaslarsınız dişleriniz tıkırdar ben en çokta buna sinir olurdum. Yolculardan biri dayanamaz...
“Muavin bey
istirfam geldi”
“Neyin geldiii”
“Ulan kusacam bir şey getir!
“pislik yapma, batırma bari ortalığı, dur geliyorum”
Siyah, sıcaktan erimiş kokusu iğrençlerin efendisi bir poşet getirir muavin bey, tam bir buçuk saat kusarsınız…
Hele muavin Erzurumluysa
battınız,
-Eze sen ne yedin ki ele
dokundu?
İllaç içmedin mi eze sen?..
tüüü, hele üstünü başını ne etti ola…
Muavin bey…
Hee, ne oldi neren ağirir ..
Allah belanı vermesin, sus…
Arkada bir çocuk zırıltısı, onun yanında ki saçını çekiyor.
Yanda ki Amca, samsun sigarası yakmış…
Anne, küçük bebeğini koridora yatırmış altını bezliyor,
Nasıl gidiyor yolculuk?
Ahh, ben size demedim mi ilaç alın, almadınız mı?
İyi yaptınız, o küçük pembemsi hapların hiçbir işe yaramadığını söyleyeyim de aklınızda
bulunsun daha vahim
oluyorsunuz.
Evet, şoför muavini sinir ediyor, çay getirterek her 10
dakikada bir.
Muavin şoförde ana avrat
bırakmadı küfretmekten.
Öhöö öhöö öksürükler her bir taraftan…
Ingaaaalar…
Yüksek sesli konuşmalar…
Arkada iki yaşlı teyzenin
fesatlıkları, önde ki at
hırsızlarının satış maceraları…
Biri durdursun bu otobüsü artık.
Aha, bir müziğimiz eksikti, Hakkı bulut ve Azer Bülbül…
Hakikaten zor durumdayız, bir şeyler olsun artık.
Muavin olaya el koyuyor.
Alıyor eline mikrofonu başlıyor şarkı söylemeye.
Biraz sesi yanık ama şimdi değil Allah aşkına otur yerine.
Aynısını şoför de diyor, kafasına bir tane vurarak,
“Ola kalk, ola kalk, bir çay getir”
Muavin küfrü, 29-30 koltuklarından geçerken basıyor…
Şoför iyice sinir ediyor muavini, o kocaman aynadan eliyle göstererek
“Hele bunun tipine bak
şarkısına bak”
8 saat geçti, millet acından birbirini yiyecek.
Nerede bu mola kardeşim altımıza ettik.
Ve o müthiş haber geliyor Şoförden.
Doğuş Ardahan’ın sayın
yolcuları, bilmem ne tesisine gelmiş bulunuyoruz 30 dakika ihtiyaç ve yemek molası.
Sayın mı?
Sayın mı bıraktığınız anasını satayım…
Otobüsten indiğinizde zombi gibisinizdir, yemek yemek…
Bir gün önceden kaynatılmış tavuklar…
Kaynatılmış yumurtalar,
Ücretli WC ler…
WC ye bakanlar genelde orta yaşta ve gözlüklü olurlar.
Küçük bir kulübeden parayı alır, tabi önce kafayı uzatır, gözlüğü az inik.
Sorar büyük abdest mi küçük abdest mi?
Ne
münasebet kardeşim, elimi yüzümü yıkadım…
“Hadi lan, duyduk gümbürtüyü…
Mideniz alt üst oldu farkındayım sayın okurlarım…”
Bir molada benden size, Kuzey Son Vilayet gazetesinin sayın okurları, yeni mahalle tesislerine gelmiş bulunmaktasınız 24 saat ihtiyaç ve yemek molası…

***Eski sevgiliyle Markette karşılaşmak...

Çok ağır gelir onu kapıdan içeri girerken görmek.
Hemen kafanı doritos rafına saklarsın, onunla o an göz göze
gelmeye hazır değilsindir, dünya duracak sanırsın ama dünya nerede sen nerede…
Ohh iyiymiş, saklanacak bir sürü raf var, olmadı tavuk dolabının içine girersin düşüncelerini kafanda tasarlarken o çoktan
yaklaşmıştır sana.
Saklanmak mı, neden?
Kimden?
Şöyle bir irkilip gözlerine bakmak daha iyi olmaz mı?
Hangimiz daha üzgünüz diye sormak gözlerinin içine!
Hangimiz daha yanlışız?
Hangimiz daha güçlü, hangimiz en galip?
Kafa hala Doritos rafının arkasında gizlidir.
“Ulan, ben ne alacaktım. He, yağdı dimi”
Hiç yapmadığın bir şey, o an yağların tarihini inceliyorsan eğer,
ya da janjanlı doritos reklamları aklına geliyorsa saçma sapan,
bil ki bayılmak üzeresin.
Eski sevgili yanındadır, nefes almakta zorlandığını hissediyorsun,
Ulan sende başka bir markete gitseydin, ne bileyim mahalle bakkalına gitseydin dersin ama o, buradadır, yanında…
O da hiç çaktırmaz tabi, ben başka bir dünya kurdum kendime, aşk mı ne aşkı zırvalıklarını kafasında tasarlıyordur sanırım…
Olayın geçtiği markette de çalan müzikler, hep bir şey almadan
çıkmama sebep olmuştur, Ardahan FM’in çaldığı saçma sapan parçalar…
O arada nasıl oluyorsa, Sertap Erener’in
*Bir damla gözlerimde* parçası başlıyor, o an o
duygusallığı bırakıp Ardahan FM bu parçayı nasıl çaldı diye düşünürsün, bu jest karşılıksız kalmamalı, bu parçayı sana armağan ediyorum Ardahan FM…
Uzun zamandır aynı mekânda nefes almadığını hatırlarsın onunla. O dakikaların hiç bitmemesini istersin, tabi bunun içinde acayip saçma sapan şeyler almak gerekiyor, o an ne yapmak istediğinizi anlamlandıramadığınız dakikalarla savaşırsınız…
Pil alırsınız ne alakaysa, kuru fasulye alırsınız: “ Dükkânda öğlen yemeği yapacaksınız”
O da fark etmiştir sizi, saçmalıklarınızı…
Gözlerini hep kaçırmaya çalışır, raf aralarından bakar, o da çok özlemiştir…
Her iki eski âşıkta o duygusal parçaya kaptırmışlardır kendilerini…
Koşarak birbirlerine sarılsınlar mı?
Olmaz, ıssız adam olur…
Evet, ıssız adam bulaşık süngeri almaya gider deterjan bölümüne, aynı bölümde eski sevgilinin çocuğuna bebek bezi aldığını görür…
Derin bakışmalar başlamıştır artık…
Ne olur sende fazla üzülme der gibi, bakar ıssız adamın gözlerine…
Yok, mutluluklar… Der gibi bakışmalar…
Bir damla gözlerinizi ele geçirmeye çalışır,
boğazınızda acımsı bir tat…
Bu kargaşanın içinde Ardahan FM parçayı sürekli
tekrarlasa film çekeceğim.
Ardahan FM, ne tarzı var nede parça sırası…
Ah be kardeşim bu parçadan sonra, hiç Mirkelam gider mi?
Ve sadece Mirkelam olsa razı olacağım, Mirkelam ve parçası Kaybedenler Kulübü…
Kaybedenler Kulübü parçası çalıyordur artık
bu bize yapılır mıydı ulan…
Neyse, ben şimdi
*Bir damla gözlerinde* parçasını yine tekrarlıyorum siz hiç o müziği duymamış olun. Artık çok yakınsınızdır, selam vermemek olmaz…
Ancak, deterjan bölümünde
merhabalaşma fırsatı bulursunuz, öznesiz yüklemsiz
cümleler çıkacak birazdan
ağzınızdan…
Merhaba diyebilecek miyim?
Nasılsın derse ne demeliyim?
Önce boğazı temizleyerek
–ığı- ığhı- ıhı-
Boğazdan çıkan o melodi zaten bitirdi sohbeti.
Biri bu anı durdursa, biraz düşünseler ya da o dakika
kaybolsalar…
Orada da yaşlı bir teyze
bırakmaz yakalarını.
Oğlum, Ariel rengarenk hangisi…
Teyze, tezgahtar arkadaşlara
sor ben ne bileyim!
Oğlum, benim gözlerim seçmiyor hele bak bu mu?
Teyze Allah belanı vermesin…
Hee o !
“Elinde ki de çamaşır suyuuu !”
Teyze bu aynı zamanda kola gibi içiliyor da…
Melek yüzlü bir teyze orada rehin alıyor bizi, yine eski sevgili kurtarıyor durumu, yine ne varsa onda var
diyorsun…
Buyur teyze diyor, Ariel rengârengi uzatarak…
Rengârenk bir aşkımız vardı
hatırlar mısın?
Diye sorarsın, hazır kimse yokken!
Teyze çok susamış çamaşır suyunu kafaya dikmiş.
O yüzden yalnızız,
burasını attım tutun…
Hatırlar mısın?
Rengârenk bir aşk vardı…
Sen gittin, sakladın gözlerini…
Şimdi ne olur üzülme diyorsun,
Bırak o damlayı, aksın…
Konuşmaya ne gerek, öyle bakalım…
Birde dışarıda bakışırız…
Bir sana bakarım, bir göğe…
Nasılsa ikinizde benim değilsiniz…
Sende bak, nasılsa ikimizde senin değiliz…
Göğe Bakalım…
Nasılsa Birbirimizin değiliz…
Göğe Bakalım…

Esen Kalın…
0543 637 76 97
0507 249 38 16
a75kaya@hotmail.com

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan