Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 50
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 5 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 223 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 235 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Kura Nehri /Yusuf Tıraşçı
Yazar Fakir - Aralık 21 2010 - 04:50:05
Kura Nehri /Yusuf Tıraşçı*

Kura'ya sahip çık .. Sabahın ilk ışıkları yere ulaşamadan ölümün kollarında bulur kendini. Yine sis deryası kaplamıştır gözün gördüğü her yeri. Okul bahçesindeki çocukların bağırış çağırışlarından anlarsınız yeni günün başladığını, güneşin gül yüzünü gösterme mücadelesiyle çırpındığını. Açınca güneye bakan pencerenizi, serin, nemli rüzgâr tatlı tatlı yalar yüzünüzü. Rutubetten küflenmiş, hem yatak odası, hem banyo hem de oturma odası olarak kullandığım mütevazı bekârhaneme dalma telaşına girer soğuk, sis ve duman. Saat sekize doğru ılgıt ılgıt bir rüzgâr eser. Kura’nın yatağında yoğunlaşan bu bembeyaz örtüde başlar büyük bozgun, büyük panik. Gürcü topraklarına, Babazit dağlarına sağa sola doğru bir kaçışma yaşanır umarsızca. Dağların eteklerine sığınır sis ve pus. Kefenlenmiştir adeta dağlar ve tepeler. Yemyeşil dağ eteklerinde yalnız beyazın fermanı hâkimdir artık. Kura kefenini yırtmış, çağıltısıyla rüzgârın uğultusuna dem tutmaktadır günün bu saatlerinde. Bir başka coşkun akar baharla beraber eriyen kar suları. Gürül gürüldür boz bulanık suyu. Yatağından taşma sevdasıyla hırçındır, azgındır. Goncaya durmuş kır çiçeklerine buseler kondurur uzaktan. Kimi vadilerde meyve ağaçlarıyla sarmaş dolaş, suçlu yosmalar gibi koyun koyuna bulursunuz Kura’yı. Elma, üzüm, cancır (yöresel dilde kullanılan enfes bir erik türü), vişne, kayısı, dut, armut, ceviz, kayısı vb. meyveler, tarihi Kurtkale kalesinin yakınlarını, Kura’nın duldada kalmış kıyısını mesken tutmuştur. Buralar Çıldır ilçesinin en lezzetli meyvelerinin yetiştiği yerlerdir…

Serazat akar Kura yad ellere. Gem vurulmamıştır ağzına hiçbir yerde. Önünde ne bir baraj ne de set vardır. Şımartılmış bir çocuk gibi asırlarca kurtulamamıştır toyluktan. Gamsız, kasavetsiz boyuna şarkılar mırıldanır yılın bütün aylarında. Bu teranesini kilometrelerce uzakta duyarsınız büyük bir hazla. Kulaklarda uğuldar bu çağıltılar. Eylül ayında düşük olduğundan debisi biraz mahzundur. Nisanla beraber geme gelmez yaban atları gibi deli coştur suyu. Yılanvari kıvrıntılarla her mevsim neşe saçar etrafına. Nisan, mayıs aylarıyla beraber yağmur suları da besler bu çağıltıları. Bahar ayları hep yağmurludur buralarda. Bir anda beliren kara bulutlardan aniden boşalan yağmur Kura’yı kudurtur. Çıplak yamaçlardan, dik uçurumlardan, küçük derelerden Kura’nın yatağına çamur akar adeta. Keyifli ve sürurlu nağmelerin yerini kükremeler, gürlemeler, homurtular alır. Okulumuzun lojmanı Kura’ya nazır Kayabaşı adı verilen yüksek bir tepebaşındadır. Elde sigara, bir taraftan derin vadide beliren iç içe gök kuşaklarının renk cümbüşüyle sermest olur, azgın azgın akan suları kaygıyla, korku dolu gözlerle seyredersiniz. Diğer taraftan da Çıldır’a doğru uzanan bomboş toprak yollara, uçsuz bucaksız kırlara dalarsınız. Yollar mart başlarına kadar kara ve buza teslim olur. Mart ayında bitevi yağan yağmurlar hem Kura’ya hem de yonca ve yaban otu tarlalarına bereket kaynağıdır. Kura bazen sığmaz yatağına. Taşkınlarla korku salar etrafına. Bu taşkınlık kilometrelerce uzaktaki Kurtkale köyünde bile ürperti verir insanın yüreğine. Kıyısında bulunan zayıf, köksüz, yaşlı ağaçlara karşı acımasızdır Kura. Önüne katar sürükler kocaman kocaman ağaçları. Kasımın ortalarına doğru kış bütün bürudetiyle gelir bu ellere. Kar bir yağmaya başladı mı saatlerce durmak bilmez. Ve aylar boyu yalnız karın sultası hüküm sürer bu topraklarda. Kışın uzun ve soğuk gecelerinde yatmadan önce ateşe attığınız tezekler usul usul yanar saatlerce…

Yaz sonlarına doğru Kura renk yarışına girer kıyısındaki ağaçlarla. Yeşilin her tonunu görürsünüz sularında. Kıvrımlar oluşturduğu yerlerde göletlere rastlanır. Derin su birikintilerinin bulunduğu bu göletler baharın ilk yaprakları rengindedir. Buralardaki koyu yeşil, Kura’nın heybetinin, ihtişamının, ürperten soğukluğunun simgesi olarak yansır gözlere. Kimi yerlerde sular girdaplar oluşturarak akar ağır ağır. Dipsiz kuyular olduğu söylenir halk arasında buraların. Gençliğine, gücüne güvenen nice babayiğitlere mezar olmuştur bu serin sular. Tarih boyu kaç anne babayı evlatsız, kaç evladı annesiz ya da babasız bırakmıştır kim bilir yazın sıcak günleri. Bağda, bahçede çalışan, büyük baş hayvanların yemesi için ot biçen köylüler, günün yorgunluğunu, terini, kirini atmak, serinlemek için bu sularda çimerler. Bazen bu keyifli dakikalar köylülerin, masmavi gökyüzünü derin vadilerde seyrettikleri son demler olmuştur. Halk arasında Kura’ya kurban edilen insanların hikâyeleri bilindiği halde yine de yaz aylarının harareti bu sularda atılır…
Kura kimi yerlerinde sonbaharın ölgün, solgun yapraklarının rengine bürünür. Yeşilin bu tonu bir başka güzellik katar Kura’ya. Sığ yerlerdir bu yerler. Buralarda çakıl taşları güneşe cilvelerle tebessüm eder sanki. Gayet olgun, vakur, geniş yelpazelerle akar bu yeşil tonda. Minik minik adacıklarla bezenmiştir bu sığ yerler. Kimi yerlerde ise boz, kahverengi karışımı bir yeşil rengin boyunduruğu altına girer. Buralar Kura’nın çağıltısının kesildiği, cansız ceset gibi durgun, ölgün, sessizliğe gark olduğu yerledir. Denize ulaşma heyecanını yitirmiş taşkın sular, ölümün kollarına atarlar kendilerini. Ve sonra yavaş yavaş yitirirler canlılık ve akışkanlıklarını. Kara kara taşlar su yatağında sabun gibi kaygan ve tehlikelidir. Bu su birikintilerinden yalın ayaklarla içlere doğru ilerledikçe yosunun çirkin kokusu, rengi karşılar sizi. İşte bu yosun göllerinde yeşilin en tiksinti verici rengine ve kokusuna rastlarsınız.
Kura Nehri kimi yerlerde sarp, çetin vadileri aşa aşa ilerler Gürcü topraklarına doğru. Derin uçurumlardan geçerek tarih boyu değişik milletlerin hâkimiyeti altına girmiş Şeytan Kalesi, Kurt kale, Sevimli kalesi gibi kalelerin eteklerini yalayarak akar süzüle süzüle. Hiç ummadığınız vadilerde değişik derelerle beslenir suyu. Bu derelerde kırmızı benekli ala balağı rastlanır. Bu derelerin bazısı buz gibi pınarlara da kaynaklık eder. Ayrıca Kura’nın hemen yanı başında bazı yerlerde çermiklere de rastlanır. Bu çermikler yazlı kışlı çobanlara, balık tutmak için nehir boyu çıkıp da yorulan köylülere iyi bir dinlencedir. Suyunun cilt hastalıklarına, romatizmalı hastalıklara iyi geldiği söylenir. Dar ve sarp bir vadide bulunan bu çermiklerin suyu Kura’nın yatağına karışır. Kura’nın hem doğu hem batı kıyısında yer alan çermiklerin içinde, uzanmış vaziyette masmavi gökyüzünü seyrederek sigara içmenin hazzını ben hiçbir yerde almadım. Hamur gibi olmuş bedeninizle nehrin karşı kıyısına yüzmek biraz tehlikeli olmakla beraber ayrı bir macera ayrı bir zevktir.
Köylüler Kura’da tor adı verilen ağlarla balık avlarlar. Karabalık, nurca, sazan, çay alası türü balıklara rastlanır. Nehirde balık avlamak her babayiğidin harcı değildir. Balığın nerelerde bulunabileceğini; balık sürüsüne nasıl, hangi yönden yaklaşılması icap ettiğini, torun nasıl tutulup nasıl serpilmesi gerektiğini bilmeden imkânı yoktur balık avlamanın. Ama yine de herkese karşı cömerttir Kura. Kimi balıkçılar akşam çuvallar dolusu balıkla eve dönerken kimisi de bir öğünlük balıkla yetinir. Kış aylarında ise ağları bazen buz tutan ırmağın buzlarını kırarak suyu gererler. Akşamdan gerilen ağlar ertesi gün balıklarla beraber nehirden çıkarılır…(2)

(1)”Kura Nehri, Allahuekber Dağlarının kuzey yamaçlarından doğan Kayınlık Dere, Türkmen Deresi ve Kür Çayının Göle Ovasında birleşmesiyle oluşur. Toplam uzunluğu 1523 km’dir. Ardahan il sınırlarında uzunluğu ise 189 km’dir. Gürcistan topraklarını geçtikten sonra Azerbaycan’ın Sabirabad şehrinde Aras Nehri ile birleşir. Neftçala Rayonu’nda Hazar Denizine dökülür.”
(2) “ Yedek subay öğretmen olarak görev yaptığım Ardahan’ın Çıldır ilçesinin Kurtkale köyünde gerek benim gerekse diğer memurların en büyük eğlencesi hâkim tepelerde Kura’yı seyredip sıla türküleriyle avunmak olurdu. Ayrıca kıyısında mesire yapıp çermiklere girmek, balık tutmak en büyük keyif kaynağıydı. Eşsiz, bakir tabiat manzaralarını, baharla uyanan kırların harikulade çiçek cümbüşünü, kıvrıla kıvrıla akan Kura’nın enfes görüntüsünü 2000’li yıllarda yazdığım yukarıdaki yazıyla anlatmaya çalıştım.”

**Hatay Polis Meslek Okulu Türk Dili Okutmanı

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan