Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 40
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 6 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 224 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 236 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
AHISKALILAR RAPORU
Yazar Fakir - Haziran 21 2011 - 08:05:24
POSOF’LU GAZETECİ HAZIRLADIĞI
AHISKALILAR RAPORU’NU AVRUPA KONSEYİNE SUNDU

Ardahan Haberleri Ardahan’ın Posof İlçesine bağlı Eminbey (Cilvana) köylü Gazeteci Burhan Özkoşar yaklaşık bir yıl süren, ‘Ahıskallır Raporu’nu bitirip, Avrupa Konseyine sundu.
Fransa’nın Bordeaux şehrinde yaşayan Gazeteci Özkoşar’ın büyük bir emek ve zaman harcayarak hazırladığı ve Avrupa Konseyi’ne sunduğu Ahıskalılar rapor şöyle;

**Ahıska Neresidir?

Ahıska, Güneybatı Kafkasya’da, Gürcistan sınırları içinde yer alan, Türkiye’nin kuzeydoğusunda, Ermenistan’ın kuzeybatısında bir bölgenin merkezidir. Bu şehrin çevresinde Abastuman, Adigön, Aspinza, Ahılkelek, Azgur ve Hırtız gibi önemli yerleşim birimleri bulunmaktadır. Bu kasabalara bağlı iki yüzden fazla köy vardı. Bu bölgenin yerli ahalisinin büyük bir kısmı, yakın zamana kadar Türklerden meydana gelmekteydi. Türkiye sınırına 15 km mesafede bulunan ve Posof Çayı’nın iki yakasında yer alan şehir, karayolu ile Tiflis, Batum, Ermenistan ve Türkiye’ye bağlıdır. Ayrıca Türk sınırının çok yakınına kadar uzanan bir 3

demiryolu, Ahıska’yı Tiflis’e bağlar. Bakü-Tiflis-Ceyhan enerji hatları da buradan geçer. Gürcüler bu bölgeye, eski bir kavmin adına izafetle Mesketya, Türk olan yerli ahaliye de Mesh adını vermişlerdir. Bölgede yaşayan Türkler ise Ahıska ve kendilerine Ahıskalı adını vermişlerdir. Bölge halen Gürcistan’ın güneybatısında Ermenistan ve Türkiye’ye komşu olan bir bölgedir.

**Ahıska Türkleri Kimdir?

Ahıska Türkleri, merkezi Ahıska şehri olan ve 1944 sürgününe kadar Gürcistan’ın güneybatı bölgesinde yaşamış yerli ahaliden ibarettir. Bu halk, çok eski Gürcü kaynaklarında Kıpçak ve Bun-Türk olarak anılmaktadır. Tarihî Gürcü kaynağı Kartlis Çxovreba (Kartli’nin Hayatı), bu halkın, Makedonyalı İskender çağında burada yaşadığını bildirmektedir. Gürcü bilgini N. Marr, Bun-Türk sözünü, “otokton/yerli Türk” olarak açıklamaktadır.

Ardahan Haberleri **Günümüzde de bu halk, kendisini Türk olarak tarif etmekte ve Türkçe konuşmaktadır. Bu hususta herhangi bir tereddüt yoktur.

Bu halk, bilinen tarih içinde Gürcü Krallığı dönemlerinde devlet yönetiminde ve orduda çok önemli roller üstlenmiştir. Bu tür bilgiler Gürcistan tarih kitaplarında yer almaktadır. Bu gerçeği bilen günümüz Gürcü yazar ve siyasîleri, bu eski Kıpçak ve Bun-Türklerin Gürcü varlığı içinde eriyip gittiğini iddia etmektedirler! Halbuki 1944 yılında sürgüne gönderilen halk, bölgenin otokton halkı olup, etnik temizliğe kurban edilmişlerdir.

Gürcistan, Orta Çağ’da Safevi Devleti kontrolüne girmiştir. Bölge, Osmanlı-Safevi savaşlarıyla 1578 tarihinde Osmanlı Devleti’ne katılmış; 1828 Osmanlı-Rus Savaşıyla da Rus Çarlığına geçmiştir. SSCB yönetiminin başında bulunan ve kendileri de birer Gürcü olan Stalin ve Beria zamanında Gürcistan’da, uluslararası hukuk çiğnenmiş ve etnik temizlik yapılmıştır.

**1944 Sürgünü ne anlama gelir?
Bölgenin Türk ahalisi, hiçbir zaman bağlı olduğu devlete asi olmamıştır. Bilhassa İkinci Dünya Savaşı sırasında SSCB ordusuna 40.000 genç evladını vermiştir. Bunların yarıya yakını savaşta hayatını kaybetmiş, dönenlerin büyük bir kısmı da sakat kalmıştır.
Sürgün sırasında da kendilerine herhangi bir suç isnat edilmemiş; yaklaşan Alman tehlikesinden korumak için geçici olarak güvenli bir yere götürüldükleri söylenmiştir. Yani yalan söylenmiştir.
Savaş yıllarında bölgede kalan yaşlılar ve çocuklar, devlet tarafından meccanen çalıştırılarak demiryolu inşa ettirilmiştir. Devlet, bu demiryoluyla gelen ilk trenlerle bölgede yaşayan 5120.000’den fazla Ahıska Türkünü Orta Asya ülkelerine zorla göç ettirmiştir. Bu nüfusun içinde az da olsa Kürtler ve Hemşinliler gibi etnik Müslüman gruplar da yer almaktaydı.
Tüm araştırmalar gösteriyor ki sürgün için hiçbir haklı sebep yoktu. II. Dünya Savaşı sırasında bu bölgede yaşayan halk ülkesine hiçbir şekilde sadakatsizlik etmemiştir. Ahıskalılar, dönemin Sovyet liderleri Stalin ve yardımcısı Beria tarafından alınan kararla sürgün edilmiştir.
Sürgün edilenlerden okur-yazar ve aydınlar Sibirya’ya gönderildiler. Daha sonra bunlardan hiç haber alınamadı. Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan’a yerleştirilenler, 12 yıl boyunca (1944-1956) özel bir rejime tabi tutuldular ve yerleştirildikleri köy ve kasabalardan dışarı çıkarılmadılar. Çıkanlar ağır şekilde cezalandırıldı.
1953’te Satlin’in ölümünden sonraki yönetim, ülkedeki nisbî rahatlamaya paralel olarak 1957’de diğer sürgün toplulukların vatanlarına dönmelerine müsaade ettiği halde, Ahıskalılara sadece sürgün bölgelerinde sınırlı seyahat serbestliği verdi. Fakat hiçbir zaman anayurtları olan Ahıska bölgesine seyahat ve yerleşmelerine müsaade edilmedi. Bir kısım sürgün halk, 1958’den itibaren, vatana yakınlığı ve ilk fırsatta oraya dönme ümidiyle, kendi imkânlarıyla Azerbaycan’a yerleşti.

Ardahan Haberleri **Fergana Faciası ..

1989’da Özbekistan’ın Fergana vadisinde yaşayan Ahıska Türkleri, bir provokasyon sonucu yerli halkın kıyımına uğramıştır. Saldırılara maruz kalan Ahıska Türklerinin büyük çoğunluğu Özbekistan’ı terk etmek zorunda kalmış ve ikinci bir sürgün yaşamışlardır. Özbekistan’ı terk etmek zorunda kalan Ahıska Türklerinin bir kısmı, Sovyet Hükümeti tarafından Rusya Federasyonu’nun çeşitli bölgelerine yerleştirilmiştir. Halkımız özellikle Krasnodar bölgesinde çok kötü şartlarla karşı karşıya kalmıştır. Krasnodar bölgesindeki Ahıska Türklerinin bir kısmının halen ikamet izni bulunmamaktadır. Ayrımcılığa maruz kalan Ahıska Türklerinin bir kısmı, göçmen yerleştirme programı kapsamında ABD’ye göç etmek zorunda kalmışlardır. Bu göç, önemli sayıda ailenin parçalanmasına sebep olurken, zaten çok dağınık yaşayan Ahıska Türklerinin durumunu daha da kötüleştirmiştir. Birçok Ahıska Türkü ABD’ye göçü üçüncü bir sürgün olarak tanımlamaktadır.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Ahıska Türklerinin bir kısmı Türkiye’ye göç etmiştir. Hâlen 100 bin civarında Ahıska Türkü Türkiye’de yaşamaktadır.

Ardahan Haberleri **Dönüş süreci ..

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Gürcistan’a geri dönüş tekrar gündeme gelmiş; Ahıska Türklerinin geri dönüşünün Gürcistan’ın 1999 yılında gerçekleşen Avrupa Konseyi üyeliğinin şartlarından biri olması nedeniyle yeni bir süreç başlamıştır. Uluslar arası toplum geri dönüş sürecini desteklemektedir.
Ahıska bölgesinin Sovyetler Birliği’nin bir parçası haline geldiği tarihten itibaren çok çeşitli ayrımcılıklara ve insan hakları ihlâllerine maruz kalan Ahıska Türkleri, günümüzde sekiz farklı ülkede yaşamaktadır. Bu ülkeler, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Rusya Federasyonu, Ukrayna, ABD ve Türkiye’dir. Bu ülkelerin bazılarında çeşitli hak ihlâlleri yaşanmaktadır. Ahıska Türklerinin 1944 sürgünüyle uğradıkları haksızlığın hukuken düzeltilmesi ve Gürcistan’a geri dönüş sürecinin yeni ayrımcılık ve insan hakları ihlâlleri doğurmayacak şekilde hayata geçirilmesi çok önemlidir.
Avrupa Konseyi’nin delâletiyle 11 Temmuz 2007 tarihinde Gürcistan Parlamentosu’nda kabul edilen Geri Dönüş Yasası, Gürcistan’ın 1944 yılından bu yana attığı önemli ve somut bir adımdır. Fakat bu yasanın çok büyük eksiklikleri vardır. Ahıskalı sürgün halk ve sivil toplum teşkilâtları bu yasayı ciddî bir şekilde eleştirmektedirler. Bazı uzmanlar yasayı, geri dönüşü engellemek üzere düzenlenmiş bir yasa olarak değerlendirmektedir.
Uluslararası kuruluşların geri dönüş sürecine maddî destek vermeleri gerekmektedir. Gürcistan, sosyal, siyasî ve ekonomik yönden birçok problem yaşamaktadır. Zaten gönülsüz olan bazı Gürcüler, bu durumu mazeret olarak öne sürmekte, sürgün halkın dönmesine karşı çıkmaktadırlar. Dolayısıyla vatana dönüşün, uluslararası siyasî ve ekonomik destekle mümkün olacağı aşikârdır. Uluslararası maddî desteğin, hem Ahıska Türklerinin hem de onların yerleştirileceği bölgenin kalkınmasına katkıda bulunacak şekilde kullanılması sağlanmalıdır. Geri dönüş yasasının sebep olduğu zorluklar böylece aşılacak ve gerçek anlamda dönüş için yeni düzenlemelerin yapılmasına yardımcı olacaktır.

Ardahan Haberleri **Ahıska Türkleri ne istiyor?

Haksız olarak sürüldüğümüz topraklarımıza dönmek istiyoruz. Günümüz itibariyle ABD dâhil olmak üzere 8 ayrı ülkede 2000 ayrı yerleşime dağılmış durumdayız. Bulunduğumuz ülkelerde vatandaşlık, yerleşme izni, çalışma izni almakta zorlanmaktayız. Kültürümüz ve dilimiz yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Biz ülkemize Gürcistan vatandaşı olarak dönmek ve bundan sonra kendi topraklarımızda yaşamak istiyoruz.
Gürcistan devleti, bizim dönüşümüz için gerekli sosyal ve ekonomik şartları hazırlamakta zorlanmaktadır. Daha önce buralarda topraklarımız, evimiz vardı. Ama geri dönen Ahıskalılar bu yerlerdeki toprakları ve meskenleri satın almak durumundadır. Bu, zaten büyük kayıplara uğramış halkımız için yeni bir sıkıntı demektir. Dileğimiz Gürcistan’ın bu ülkelerle sahip olduğumuz sosyal haklar, meslekî haklar, ev, arsa ve arazilerimizin değerlendirilmesi karşılığında bize kendi vatanımızdaki eski arazilerimizin bir kısmını tahsis etmesidir. Gürcistan, yaşadığımız ülkelerde aldığımız diploma ve icra ettiğimiz meslekleri tanımalıdır.
2007’de çıkarılan kanun, ilk defa bize haklar sağlamakta ise de son derece yetersizdir. Bu kanunun eksiklikleri:
1. Bu kanun, vatandaşlık hakkı problemine sebep olmaktadır. Çünkü dönüşü kabul edilenlerden derhal geldiği ülke vatandaşlığından ayrılması istenmekte fakat Gürcistan vatandaşlığı verme garanti edilmediği için döneceklerin vatansız duruma düşmesi tehlikesi doğmaktadır. Bu durum, dönmek isteyenleri caydırıcı bir etki yapmaktadır.
2. Dönüş için verilen başvuru süresi yetersizdir.
3. Dönüş başvurusu yapan kişilerden talep edilen evrak ve belgelerin, Ahıskalıların bilmediği İngiliz ve Gürcüce dillerine tercüme dilmesi istenmektedir. Hâlbuki yakın zamana kadar ortak dil Rusçaydı ve söz konusu belgeler de Rusçadır. Zaten geçici olan bir hâl için tercümeye gerek olmamalıdır.
4. Dönecek kişilerin yerleşeceği yerler belirsizdir. Dönenlerin Gürcistan geneline serpileceğine dair söylentiler var. Hâlbuki halk, sürgün öncesindeki yurduna yani Ahıska ve köylerine yerleşmek istemektedir. Bölgede boşaltılmış köyler mevcuttur en azından bu bölgelere yerleştirilmemiz sağlanmalıdır.

**Özet:

Biz, haksız olarak sürgün edildik. Vatanımız olan Ahıska’ya yerleşmek istiyoruz. Dönüş için hazırlanan kanundaki eksikliklerin giderilmesi gerekir. Vatana dönüş süresi için sınırlama kaldırılmalıdır veya en az 20 yıllık bir zaman tanınmalıdır. Dönmesi kabul edilenlerin eski vatandaşlığı ile Gürcü vatandaşlığı arasında 5 yıl içinde tercih yapmasına imkân verilmeli veya çifte vatandaşlık statüsü tanınmalıdır.
1944’ten beri yaşadığımız insanlık dışı şartlardan kurtulmak ve vatanımıza dönmek için Avrupa Konseyi başta olmak bütün uygar dünyayı yardıma çağırıyoruz.
Ahıska ve köylerinde kaldıkları süre içerisinde gizli servis polisleri olduklarını düşündükleri bazı sivil araçlar peşlerini sürekli takip etmişlerdir. Bu yüzden olacak ki uzun kalamayıp erkenden geri Türkiye’ye dönmek zorunda kalmışlardır.

**Baskı ve susturma politikası uygulanmaktadır

Gürcistan Parlamentosundan geçen ve 3 yıldan fazla bir zamandır bir türlü uygulamaya konmayan kanun sözde kalmıştır. Ayrıca bu yasa kapsamında müracaatlar çok az sayıda olmuştur çünkü bu kanun geri döneceklere güvence sağlamamaktadır. Dolayısıyla bu kanun göz boyamadan ve uluslar arası kamuoyunu aldatmadan öteye gitmemiştir.
1999 tarihinde Avrupa Konseyi’ne Azınlıkların haklarının özellikle de Ahıska Türklerinin haklarının geri iade edilmesi koşuluyla üyeliği gerçekleşen Gürcistan 2004 yılına kadar bu Meclisi Genel Kurulunda görüşülmesinden sonra başlatılan baskıya dayanamayan Gürcistan yönetimi konu ile ilgili bir bakan görevlendirerek (Georgi Haindrava) ve bakanın başkanlığında oluşturulan komisyon tarafından yasa tasarısı hazırlatılmıştır. Bu yasa tasarısı 11 Temmuz 2007 tarihinde Parlamentodan geçirerek kanunlaştırmıştır. Eksikleriyle dolu ve Ahıska Türkleri aleyhine yapılan bu kanun maalesef halen uygulama aşamasına gelmemiştir. Ancak bu çalışmaların sürdüğü tarihlerden itibaren yıllardır sürdürdüğü sıkı tutumunu gevşeterek serbest göçle gelmek isteyenlere kapılarını aralamıştır. Maddi imkanı olan Ahıska Türklerinin gelip yurtlarını kendi paralarıyla geri almasına önce ses çıkarmayan Gürcistan yönetimi daha sonra gelmek isteyenlerin çoğalmasından korkarak yeniden sudan bahanelerle baskısını artırmıştır.
Kanun tasarısı hazırlamak için oluşturulan komisyonda görev alan dönemin Sivil Toplum Örgüt başkanlarından Gürcistan vatandaşı olan Süleyman Barbakadze çeşitli bahanelerle hapse atılmıştır. Bakü vatan Cemiyeti Başkanı İbrahim Burhanov’a ise Gürcistan’a giriş yasağı konmuştur.

**Ahıska Türkleri ile ilgilenenler takibe alınıyor

Ahıska’ya gelip derneklere uğrayan ve Ahıskalılar’ın evlerine gidenlerin hepsi Gürcü istihbaratı tarafından takibe alınmaktadır. Türkiye’de Ardahan ili Posof ilçesinde ticari faaliyetlerini sürdüren esnaflar 2009’un Ramazan ayında fakir ailelere yardım maksatlı 6 bin dolar fitre ve zekat toplayarak Ahıska’daki ihtiyaç sahiplerine götürmüşlerdir. Bundan önce defalarca Abastuman’da termallere gidip kalan Ahıska’yı ve Gürcistan’ın bir çok yerini gezmiş olmalarına rağmen hiç bir sorunla karşılaşmamışlardır. Sırf Ahıska Türkleri ile ilgilendikleri için Ahıska’da takibe alınmış hatta Ahıska çıkışında otomobilini durduran polis aracın evraklarını kontrol etmiş herhangi bir şey bulamayınca da farın üzerinde çamur var diye ceza yazmıştır.
Fransa’da yaşayan eski Ahıskalı ve Türk asıllı Fransız vatandaşı olan, aynı zamanda DATÜB’ün Avrupa Konseyi’nden sorumlumuz Burhan Özkoşar, özel otomobili ile 2010 yazında memleketi olan Ardahan ili Posof ilçesi’ne tatile gelmiştir. Buradan Haziran’ın son haftasında Gürcistan’a oradan da Azerbaycan’a Ahıska Türkleri olan akrabalarını ziyarete gitmiştir. Temmuzun ilk haftasında geri dönmüş gidiş dönüşlerde Gürcistan’da hiç bir sorunla karşılaşmamıştır. Ancak Temmuz ayı boyunca bir kaç kez giriş yapmış, her defasında da doğal olarak DATÜB’ün Ahıska şubesine (vatan Cemiyeti) uğramıştır. Aynı zamnada Ahıska’da faaliyetlerini sürdüren Tolerenti derneğine de uğrayarak başkan ve başkan yardımcısıyla da tanışarak Ahıska Türkleri hakkında görüşmüştür. Bu esnada aracının takibe alındığını görmüştür. En son 4 Ağustos 2010 tarihinde eşi ile birlikte yine Fransa plakalı aracıyla gittiği Ahıska’da Gürcistan’a girişte sorun yaşamıştır. Buna rağmen sınırda tanışmış olduğu rütbeli kişilerin inisyatifiyle Gürcista’a girişine müsaade edilmiştir. Aynı zamanda Fransa’da Gazeteci mesleğini de sürdüren Burhan Özkoşar yaşadığı bu olayı kaleme alarak bizzat Gürcistan Devlet Başkanı Sayın Mikheil Saakashvili’ye gönderdiği mektubunda şöyle anlatmaktadır ; “...Gümrükte polisler ve gümrük memurları çok iyi davranıyor ve yakın ilgi gösteriyorlardı. Bundan son derece memnun olduğumu ifade etmek isterim. Ancak her gittiğimde de Ahıska’daki derneğe uğradım. Dernek önünde sürekli gizli istihbarattan görevliler olduğuna şahit oldum. En son 4 Ağustos 2010 tarihinde gittiğimde gümrükten geçerken görevli polis memuru Fransız pasaportumu alıp bilgisayara ismimi girdiğinde bir süre durdu ve rütbeli komiserlerini çağırdı. Onlarda telefonla birkaç yeri arayıp Gürcüce bir şeyler konuştular. Epey bekletildim. Yanımda eşim de vardı. Onun pasaportunu aldılar, ona giriş vurdular. Bir zaman sonra bana da giriş vurarak Gürcistan’a girmiş oldum.

**Gümrükten çıktıktan sonra Vale’den itibaren arkama LADA marka 4x4 beyaz renkli ve GTR-563 plakalı bir araç takıldı. Gün boyu beni takip etti.
Avrupa ülkesinde yaşayan ve demokrasiye sonuna kadar inanmış biri olarak Gürcistan’a olan sevgimi bir günde alıp götürdü. Gürcistan’da tanıdığım akrabalarıma gitmem ve insanlara yardımcı olmak için dertlerini dinlememle suç işliyormuşum algılamasında olmam beni çok üzmüştür. Oysaki ben Gürcistan’ın Sovyetler döneminden kalan alışkanlıklardan uzak demokratik tahammüllere dayalı bir devlet olduğunu düşünmüştüm. Gürcistan gerçekten de öyle ama bazı konularda devletin bazı yetkilileri maalesef demokrasiyi birileri için baskı unsuru olarak kullanıp, o kişilerin hak ve özgürlüklerini ihlal ettiklerinin farkında bile değiller...”

**Bizi Avrupa Konseyi yetkilileri ile görüştürmüyorlar

Tiflis’te bulunan DATÜB (Dünya Ahıska Türkleri Birliği) Gürcistan Temsilcimiz İsmail Molidze, Gürcistan’da yaşayan Ahısaka Türkleri’nin sorunlarıyla ilgilenmekle yükümlüdür. Uzun yıllardır Tiflis’ta bulunan “Veten” Cemiyeti Başkanlığı görevini de sürdüren İsmail Molidze Gürcistan Hükümeti ile de yakın temas halinde çalışmalarını sürdürmektedir.
Ancak Bu geri dönüş sürecinde Ahıska Türkleri sorunlarını dinlemeye gelen Avrupa Konseyi Yetkilileri ile fazla görüşemediğinden yakınan temsilcimiz İsmail Molidze “Tiflis’e gelen Avrupa Konseyi yetkililerine sesimizi duyuramıyoruz. Avrupa Konseyi yetkililerini karşılayan Gürcü yetkililer onları bizden uzak tutuyor. Her gelişlerinde sırf göz boyamak amacıyla 10-15 dakika bizimle görüştürüyorlar güya sorunlarımızı dinliyorlar. Daha sonra 2-3 gün boyunca 23
Gürcü yetkililerle görüşüp geri dönüyorlar. Gürcistan otoriteleri bu zaman zarfında bizi yakınlarına bile bırakmıyorlar” diyerek Gürcü yetkililerin tutumlarından yakındı.

**Gürcistan gereksiz ince hesaplar peşinde

2010 yılı itibariyle Gürcistan’ın Türkiye sınırı yani Ahıska bölgesi ile Posof bölgesi yakından incelendiğinde Gürcistan tarafının sırf bu Ahıska Türklerinin geri dönmemeleri için çok ince hesaplar yaparak hareket ettikleri açıkça görülmektedir.
1995 yılında hem Gürcistan hem de Türkiye tarafından Cumhurbaşkanları düzeyinde tüm devlet erkânının katılımıyla açılışı yapılan Türkgözü sınır kapısı çalışmaz duruma 24 düşürülmüştür. Açılışta birinci sınıf gümrük ve sınır kapısı iken, bugün üçüncü sınıf gümrük ve sınır kapı durumuna düşürülerek atıl bırakılmıştır.
Çünkü Gürcistan tarafının bu kapının çalışmasından oldukça rahatsız olduğu anlaşılmaktadır. Aynı zamanda Türkiye ile olan dostane ilişkilerini de bozmak istememektedir. Dolayısıyla bu kapının yükünü Karadeniz’deki Batum’a Sarp sınır kapısına yani Acara bölgesine yöneltmiş gözükmektedir. Ancak son zamanlarda İran ile ticari ilişkilerinin gelişmesiyle ve İran TIR’larının bu güzergâhı kullanmak istemesiyle yeniden gelişme gösteren bu güzergahı çeşitli bahanelerle buradan uzaklaştırma yoluna girmişlerdir.
Öte yandan Kars-Tiflis-Bakü demiryolu için yapılan güzergahın Çıldır Aktaş sınır kapısından geçmesiyle de Gürcistan tarafı karayolu olarak bu güzergahı tamamlayarak Ahıska’dan uzaklaştırıp Ermenistan’a yakınlaştırma düşüncesinde olduğu gözlenmektedir. Çünkü su sıralar Gürcistan tarafı bu yolun çalışmalarını tünelleriyle birlikte tamamlamış durumdadır. Oysa ki Türkiye tarafında henüz kara yolu ile ilgili bir çalışma görünmemektedir. Daha çok demir yolu çalışmaları yapılmaktadır.
Kara yolunu da Ermenistan’a yakın bu bölgeden vermek istemesiyle hummalı bir çalışma başlatmış olduğuna şahit olduk.
Gürcistan’ın Ahıska’yı direkt olarak Türkiye’ye bağlamama gibi bir amaç güttüğü aşikardır. Mümkün mertebe yolları diğer bölgelerden vererek buranın kadük kalmasını sağlamak asıl amaç olarak karşımıza çıkmaktadır. Halbuki Azerbaycan’dan gelen petrol ve doğalgaz boru hatları bu bölgeden geçmektedir. Dolayısıyla bu bölge aynı zamanda uluslararası enerji koridorudur. Normalde bu bölgenin kalkınması uluslar arası bir çıkar konumunda olmasına rağmen maalesef burada tersi uygulamalar görülmektedir.

**4 km yol yıllardır bakımsız

Türkiye’den Gürcistan’a Türkgözü sınır kapısından giriş yaptıktan sonra Vale kentine kadar olan bölüm kapı açıldığından bu yana yani 1995 yılından beri hiç yapılmamıştır. Tiflis’te görüşmelerde bulunduğumuz bir milletvekili “Biz bu yolun yapılması için 3 defa kaynak ayırmamıza rağmen bölge yönetiminin reaksiyonu yüzünden o 4 kilometrelik yol 15 yıldır yapılmamaktadır” dedi.
Yıllardır bu yol Gürcistan tarafınca bilinçli olarak yapılmamaktadır. Merkezi yönetim Tiflis’ten bu yolun tamiratı için gönderdiği bütçeleri kullanılmadığı gibi Türkiye’nin bu güzergahı biz yapalım önerisini de kabul etmedikleri bilgileri konuşulmaktadır.
Gürcistan Gümrüğünden içeri girdikten 200 metre kadar sonra sola doğru ayrılan bir ara yolun asfalt olduğu görülürken Uluslararası yolun stebilize ve oldukça bozuk bir yol dolduğu görülmektedir.

Ardahan Haberleri **Gürcistan tarafı istekli değil

Gürcistan’ın bu güzergahı kullanmak istememesinin altında yatan tek gerçek Ahıska gerçeğidir. Çünkü 1944 yılında ellerinden malı mülkü alınarak zorla yurtlarından sürülen Ahıska Türklerinin 66 yıldır geri vatanlarına dönme arzusu vardır. Bu bölgenin de Türkiye’ye yakın olmasından dolayı kafalarında bu bölgede sorun yaşanabileceği kuşkularıdır. Oysa dostane ilişkilerin geliştiği bir dönemde devletler sınırlarına saygılı davranır ve sorun yaşamazlar gerçeği bugün Avrupa’da rayına oturmuştur. Avrupa’da ve dünyanın bir çok ülkelerinde var olan bu gibi örnekler Kafkaslarda neden hayata geçirilmesin ki? 28

**Çıldır tarafı hemen yapıldı

Gürcistan’ın daha çok stratejik ve siyasi olarak baktığı gümrük konusu farklı bir boyut kazandı. 1995 yılında açılan Posof Türkgözü sınır kapısı bilinçli olarak atıl bırakılırken öte yandan Kars-Tiflis-Bakü’yü demir yolu ile bağlamaya hazırlanan güzergahta kara yolunu da harekete geçirdiler. Çıldır Aktaş’tan geçecek olan ve sadece demiryolu sınır kapısı olarak düşünülen proje yanına sıkıştırılan karayolu ile Gürcü yöneticilerinin iştahını kabarttı. Bu yüzdendirki henüz Demir yolu yapılırken Gürcü tarafı karayolunu da yaparak Karzak’ı geçip Çıldıra kadar getirdi.
Oysaki Posof Türkgözü sınır kapısı ile Vale arasındaki 4 kilometrelik yolu yıllardır yapmadıkları gibi tamir bile etmiyorlar. Sadece bu olay dahi Ahıska’dan sınırı uzak tutmalarının amaçlı olduğunu ortaya koyduklarını düşünmekteyiz.
Türkiye sınırın yakın köylerde yaşayan Gürcü ve Ermeni halkı Ahıska Türklerinin haksız yere sürlmesinden duydukları üzüntülerini her defasında dile getirirlerken, geri dönmeleri halinde evlerini kendilerine severek verebileceklerini ifade eden yaşlılar da bile var. Didi pamaji (Büyük Pamaç) köyünde Türkçe olarak iletişim kurduğumuz yaşlılar Türklerle halk olarak hiç bir sorun olmayacağı düşüncesindedirler.
Burhan Özkoşar/Gazeteci

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan