Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 35
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 5 Gün Gelmedi
abdullahank 107 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 201 Gün Gelmedi
atlantis 222 Gün Gelmedi
baris dursun 223 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 232 Gün Gelmedi
admin 234 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 235 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Yazarlar/Yorumlar/Yazılar
Yazar Fakir - Aralık 05 2011 - 07:12:14
Yazarlarımızı okuyormusunuz?
Ardahan Öyküleri/Yılmaz Yalçıner
Azeriler

Yalçıner Yılmaz Yaylacık Köyünde oturdular.
Yaylacıkta Azeriler ile oturanlar: Yusuf öğretmen ve tahlukatı.
Kadaş Dayıların kesim: Bulutlar.
Şado Dayıgilin aile: Yılmazlar.
Binali Dayıgil.
Nurettin Güler.
Sıddık Dayı. Nurettin Doğru ve akrabaları.
Azmi Dayı, Sıddık Kısakol: İki ailede Şavşattan gelmişti.
Sıddık Kısakol Celil Azeri'nin bacısı: GÜLÜ MAMA'yla evlenmişti.
Esat Dayıgilin sülale.
Halis düngürler.
Efo Dayılar.
Rıza Uğurlular.
Bayram Çimenler.
Sütler... Erdoğanlar.
Fikoş Abilerin sülale.
Koca köyümüzün hepsi.
Eskilerden:
Aslan Azeri
Tekin Bulut
Veyis Yılmaz
Harun Yılmaz
Bir iki hane daha desen... eskilerden. Şimdi köyümüzde mukimler.
Yaylacık mezarlarda uyuyanlar eskiler namına eskiye şumuliyet verse yine hepsi bu!
Azeriler bu Beylerin yaylasına Beberek'ten geldi.
Yaşadı ve İstanbul'a göçettiler.
Onlara dair bir öyküdür aşağıya yazdım.
Belki yetersizdir. Belki yetmezsizlidir!
Öykümüz:
" - Konakta Emin Azeri'nin birosuna gittim. Emin Bey şecere haritası çıkartmıştı. Çok güzeldi. Hemen açtı. Benim nenemin adı Melektir. Bunu niye geçmedin dedim.
Emin Bey hiç duymadığını söyledi.
Melek Hanım Celil Ağayla emiuşağıdır. Mahmut kişi Meleğin babasıdır.
Mahmut ile Akçuhalı Paşa Kişi kardeş.
Melek babası Mahmut, annesi Marzu'dur.
Ağbabadan Sağamoy'a gelmiştir.
Sağamoy'da yedi tane ağa varmış.
Her birini beş, yedi onbin koyunu varmış.
Herbir ağanın kapısında 40-50 köpek varmış.
Kışın koyunu kışlaya çekermişler.
Ot dökmek yok. Döl dökene yakın komlara alırdılar. Mümbit bir diyar!... Bileceğin!
4-5 köy varmış.
Yarıya verirmişler yarıcılara.
Ağbaba'da değerliymiş.
Dedem Memet Sağamoya gelir.
İbrahim dedemin babası Ağbabadan Sağamoy'a gider.
Melek'in babası Mahmut, Marzu Sağamoy'da gömülüdür.
Sağamoy bilmem nerdedir?
Acaba Ağbaba Ermenistan'da mı?
Sağamoy Gürcistan'ta mı?
Rahmetli dedem burdan çıksam birgünde Çıldır tarafından birgüne aşarım derdi.
Sağamoy'da bir Boğa Gölü varmış.
Boğalar güleşirken; güleşe güleşe göle gire girer ortaya erince gombala gop boğuluvermiş.
Göl'e sen misin giren, boğulan; gölün ismi BOĞA GÖLÜ kalmamış mı? Kalmış.
Otlakiye kuvvetliymiş.
Yahya Bey varmış. Onikibin koyunu varmış.
Mısto Beg, Hasan Beg: sekiz'er bin de onların koyunu varmış.
Bunları anlatan şahsın adı: Gülahmet Gökçe.
İbrahim Ağa
Memet Ağa
Onun oğlu. Binnet.
Güloş Dayı'da Binnet'in oğludur.
Sağamoydan gelmedir. Geceli- gündüzlü dağlardan aşa aşa gelir Türkiye'ye.
Ur'a gelirler.
Ur'da üç sene kalerler.
Ağbaba'da İbrahim Ağa kan'a düşer. Neçellik zamanı. kardeşi gelir götürür.
Sağamoy'a yerleştirir.
Ağbaba: üst dağ, alt'ı bağ. meyve yetişirmiş he mi de ne meyveler.
Ordan terki vermesinler? Veriyorlar şeycan!
- Yapma dayı yahu?
Yatakların sırf yüz katlarını arkalarına vurmuş getirmişler.
Başka birşey getirememişler.
Yolda yağmalama gırla!
Herkes talan ederdi.
Gücü yeten yetene.
Harp var deyende babamlar ağlaşardı!
Melek Nenemi ziyarete Halil Azeri gelirdi.
Melek Nenem sükut kadındı. Karıncanın hatrını incitmezdi.
Melek Nenem'den dilime pelesenk bir söz onuda diyem yaz!
Çakal bir alayı mahveder/ Kurdun adı bedazar..."

10-10-2011 Çanakkale

Yazarlarımızı okuyormusunuz?
Yazıyorsam Sebebi Var/Fakir Yılmaz
Kardeşliğin zamanı ..

Fakir Yılmaz Bir zamanlar bizimle birlikte Ardahan'da gazetecilik yapan Kutbettin Tahran'ın memleketi olan Van Erciş'de meydana gelen depremin sarstığı Doğu Anadolu Bölgesi kışa girerken ağlıyor.
Kar yağışının yeniden yaşanması beklenen şu günlerde meydana gelen 7.2 şiddetinde ki depremin sarstığı Van ve Erciş'in yanı sıra bu yerleşim alanlarının dışında bölgede bulunan kent ve köylerin zaten birikmiş olan onca sorununa yeni sorunlar eklendi bu beklenmedik deprem ile birlikte.
99 yılın da Marmara da meydana gelen aynı şiddetteki depremi bizzat yaşayan biri olarak hislerimi anlayacağınızı beklerken, orada ki insanların yaşadığı şoku da anlamanızı bekliyorum.
Bu depremin Göle'yi sarsan 3.6 depremin daha büyüğünün Ardahan'da olacağını düşünerek Van'a, Erciş'e bakmanın tam zamanı..
Dün Çıldır'da kurduğu Yüksek Okulunun Resmi açılışını gerçekleştiren Ardahan Üniversitesi'nin hemen kolları sıvayıp, yardım kampanyası başlatması gibi her kurumun, her iş adamının, her hayır sevenin Van'a el uzatması, karınca kararınca bir şeyler yapması gerektiği bir zamanı yaşayan Van ve Erciş'e el uzatmalıyız..
Bunu yapacak olanların başında gelenleri se Kocaeli ve Adapazarı depremini yaşayanlardır..
Batının doğuya bakışının da görüleceği bu depremin kardeşliği de ortaya koyacağını unutmamak gerekir.
Haydi o zaman hep birlikte yardıma ..

**İntikam, İntikam ..

Bizim Ardahan'da ki yerel gazeteler gibi siyah, beyaz olmazsa da renkli sayfaları büyük fotoğraflarla doldurup, fantom uçaklarla süsleyen, bu yetmez gibi benim gibi kara gözlüklü bordu berelilerin yakışıklı fotoları ile kapatan ulusal basının masa başında yaptığı,'Lağım çukurunda yakalandı', 'Beni öldürmeyin, Allaha bakın' başlıkları ile verdiği Kaddafi'nin vahşice öldürülmesini, ailesinin yok edilmesini okuyor, izliyorum..
Gerçi alışkın olduğumuz bizim ulusal basının bu tür masa başı haberleri son bir haftadır, 'Sınır geçtik, kampları yerle bir ettik' manşetleriyle de görmüyor değiliz..
Gerçi bunu izleyip, okurken Arapların ve bu bölgede sultanlıklar, krallıklar, imparatorluklar kuranların yüz yıllardır koltuk için, saray için bir birlerinin babasını, kardeşini, anasını kesip, zehirleyip, astığınıda hatırlıyorum..
Evet önce Tunus, ardından Mısır, sonra da Libya ile devam eden sözde Arap Baharında bir lider daha Irak lideri Saddam gibi kendi insanlarına öldürültür..
BOP, yani Büyük Ortadoğu Projesi, yani Bölünmüş Ortadoğu Planı adım adım uygulanır, dün el üstünde tutulan, bugün vahşice öldürülenlerle..
Ve; Mısır lideri gibi Kafese konulup, 12 Eylül Cuntasının kurduğu sözde mahkemelere çıkarılanlarla..
Kiminin al acele öldürüldüğü, kiminin ise iktidarda olduğu süre içinde yaptığı iyilikler (!) dolaysıyla yavaş yavaş ölüme terk edildiği bir süreci yaşayan Ortadoğu'da geleceğin birçok şeye gebe olduğunu al açık gören bizler ise içte, dağları taşları bombalar, birbirimize kurşun sıkar dururuz.
Barışı, kardeşliği düşünmeden, konuşmadan, BOP'u uygulamaya koyanların oyunlarını bozmak için değil, huzurumuzu alt üst etmek için uğraşır, sınıra tabur, tabur yığınaklar yapar, 'Biz bu kadar, siz o kadar öldürdünüz' diye manşetler, naralar atar, intikam intikam diye bağırırız ..
Sonumuz hayra alamet diyerek..

**Onbaşı gazeteciler..

Genelkurmay’ın geçtiğimiz günkü açıklaması ardından savaş çığırkanlığı yapan onbaşı medya ve gazeteler yine ofsayta düştü..
Çünkü A'dan Z'ye kadar bütün gazeteler manşetlerinde amansız takip başlattı, Mehmetçik PKK’lı kamplarını kuşattı ve Kandil'e kadar gidip "temizlik harekatı" bile yaptı. "Bitirmeden dönmeyin" diye nasihat edenler bile oldu.
Ve TSK da bu manşetleri görünce düzeltme yapma gereği duydu.
Sonuç: Nereden baksan rezalet!
Çünkü Genelkürmay Başkanlığı bile savaş çığırtkanlığı yapan gazeteleri görür, görmez F-16’lardan daha şahinleşen ulusal gazeteleri çürütmek zorunda kalmış, adeta ‘Yok öyle bir şey kardeşim. Sınır ötesi harekat falan yapılmadı’ demek zorunda kaldı.
Genel Kurmayın açıklaması aynen şöyle;
TARİH 20 EKİM 20111
YER ANKARA:
AÇIKLAMAYI YAPAN: GENELKURMAY BAŞKANLIĞI
KONU: SINIR ÖTESİ KARA HAREKATI
Fakir Yılmaz AÇIKLAMA: Yurt içinde ve sınır ötesinde (Irak kuzeyinde) toplam beş ayrı bölgede komando, Jandarma Özel Harekât (JÖH) ve Özel Kuvvetlerden oluşan toplam 22 tabur ile geniş kapsamlı hava destekli kara operasyonlarının icrasına başlanmıştır.

Bu açıklama üzerine TÜRK MEDYASI DAHA DA İÇLERE KADAR GİRDİ!
Genelkurmayın bu açıklamasını son dakika olarak ekranlarına taşıdı Türk televizyonları. Muhabirler heyecanlı seslerle askerin sınırı nasıl geçtiğini anlattı.
Emekli askerler, strateji uzmanları, Fetullah Gülen'in komiserleri, "Pkk uzmanı" yazarlar, AKP'liler, CHP'Liler, MHP'liler kanal kanal dolaşıp sınır ötesi operasyonun yorumlarını yaptılar.
Sabah oldu; gazeteler tam evlere şenlik başlıklarla çıktılar.
Akşam : Havadan karadan Kuzey Irak
Cumhuriyet : 22 taburla kara harekâtı
Habertürk : Katiller çemberde
Milliyet : Kamplara kuşatma
Radikal : Kuzey Irak'a 5 noktada operasyon
Star : Sonuç alınana kadar
Şok : Gazanız übarek olsun!
Taraf : Yirmi altıncı operasyon
Türkiye : Bu defa bitecek
Vatan :Kuzey Irak'ta amansız takip
Yeni Çağ : Bitirmeden dönmeyin
Yeni Şafak : Harekat başladı netice ...
Zaman : Kuzey Irak'a özel harekat
İşte böyle benim savaş çığırkanı ulusal, yerel basın ve medyam..
Yorumu size bırakarak ..
fakiryilmaz323@hotmail.com-0.535.418 32 58

Yazarlarımızı okuyormusunuz?
GÖLE GÖZLEM GAZETESİ'NİN BAŞ YAZILARI
Bayrama çöple girdik ../Selahattin SAKİNOĞLU

Göle'nin Tek Günlük Gazetesi Göle Yeni Gözlemin Gözlemleri .. 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Ramazan Bayramı'na birlikte kutladığımız şu günlerde Göle7nin birçok yerinde çöp dağlarının olduğunu görmenin üzüntüsünü yaşadım.
Bayramdan önce çıkan bir çok sayımızda bu önemli konuyu defelarca yazıp, yayınlamıştık. Ancak ne kadar yazarsak yazalım boş olduğunu ve Göle Belediye Başkanı Sabri Muratoğlu'na bir çok kere çağrıda bulunduğumuzu da söyleyebiliriz.
Özellikle Salim bey mahallesi de bulunan bir çok çöp rağları, Göle Tarım Kredi Kooperatifi karşısında bulunan çöp yığınları, Göle ilçe girişinde ki hayvan atıklarını bir çok kere yazmıştık ..
Tabi bu durumda sadece Göle Belediyesi değil Göle halkının ve muhtarların da sorumlu olduğunu hatırlatırım ..
İnternet ortamlarında İstanbul dan gelen gurbetçilerin videosunu izlerken "Göle aynı Göle Ne Yolu değişmiş, Nede çeri çöpü" söyleyen yolcular suçlu kim? diye sorulduğunu görüyordum ..
Neyse bayram keyfini daha çok bozmadan gelecek bayram'a çöpsüz bir Göle ile veinsanlarının sevgi dolu olduğu bir ilçe ile girmeyi diliyorum.

Yazarlarımızı okuyormusunuz?
Kura Nehri Karadeniz’e akarsa
Ardahan Somali'den beter olur ..

Cevdet Şentürk **SEVGİLİ ARDAHANLILAR;

Sayın Başbakanımız televizyon ekranlarında çok akıllıca önceden hazırlanmış konuşmalar yapıyor. Âdete Türkiye güllük güzellik içinde bizlerde bütün sorunlar halledilmiş Dünya lideri Başbakanımız Somali Halkını da kurtarıyor. Kura Nehri Karadeniz’e akarsa Ardahan Somali'den beter olur, daha evvelce göç eden halkımız İstanbul ve diğer İllerde kazma kürek inşaat işçiliği yapıyordu.

**Bu yazının ve diğer bir çok yazarımızın günlük, güncel yorumlarını okumak için sitemizin sağında bulunan EN YENİ MAKALE linkini TIKLAYINIZ ..

Yazarlarımızı okuyormusunuz?
ÇILDIR GAZETESİ'NDEN
Aktaş Çalıştay’ı ..

Hilal Demirkaya 9 Günlük tatil boyunca uzak kalıdğımız okurlarımıza yeniden merhabalar derken, bu süre içinde tartışılan konuları yeniden masaya yatırmak istiyorum.
Çünkü unutkan bir toplumun fertleri olarak dün yediğimizi bugün unuttuğumuzu az çok sizin kadar bende bliyorum.
Evet nerede kalmıştık diyerek başlayacak olursak eğer Çıldır’ın unutulmaması ve gündemin birinci sıra konusu olması gerekenin, Aktaş Gümrük kapısı olduğunu hemen söyleyebiliriz.
Birilerinin develetin kutramadığı eğitimi kurtarmaya, bir diğerlerinin üniversitenin kendisinin yapacağını söylediği Çıldır MYO binasını yapmak için para toplayacaklarını gürlerken, biz Çıldır’ın asıl gündemin ve atılacak her adımın Aktaş Gümrük Kapısı olduğunu ısrarla söyleyip, gündemde tutmaya devam edeceğiz .. Doğrusuda budur!
Çünkü eğitimin de içinde bulunduğu birçok ana sorununun ekonomik olduğunu ve bu nedenle Çıldır’ı zenginleştirecek olan Aktaş Gümrük Kapısının bir an önce açılması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz.
Bu nedenle iki belediye başkanımızın bayramdan önce düzenleyeceklerini belirttikleri Aktaş Gümürk Kapısı Çalıştayı’nı heyecan ve merakla bekliyoruz.

Yazarlarımızı okuyormusunuz?
KADINCA/Selmi Yılmaz
İyi tatil yaptık ..

Selmi Yılmaz Memleketin sorunları minimuma inmiş, herkes refah içinde, keyif için fırsat kollarcasına 9 gün boyu ortada kayıp olduk hepimiz ..
Vur patlasın misali yılın 365 gününün yarısını çeşitli adlar altında tatille geçiren bir toplumun ferdi olarak çıktığımız 9 günlük tatil boyunca iyice dinlendik hepimiz ..
İşte bakın şimdi Aslanlar gibi işimize sarılıp, var olan sorunların üzerine birer panzer gibi gideceğiz ..
Kimimiz memleketi terk ederek, kimimiz uzun uzun uyuyarak 9 günü geride bırakırken birileri tatil, matil demeden çalışmaya devam ederek, yol almaya devam etti..
Kimi Libya’yı işgal etti, Suriye’ye geçti, kimi ise dolarlarına yeni dolarlar kattı ..
Kimi ise 1 Eylül Dünya barışı demeden namluları çevirip, insanları öldürmeye devam etti, dağları, taşları bombalayarak var olan sorunu bitirmek için uçtuğunu söyledi ..
Kimi ise beyinlerindeki yeni planları düşünüp, ellerini ovarak onları nasıl uygulayacağını uzun uzun düşündü.
Kimi ise otunu, samanını, kimi ise arabasını, buğdaysını toplayarak her geçen gün yaklaşan kışı kara kara düşündü ..
Sonuçta öyle yada böyle hepimiz iyi bir tatil yaptık gibi ..
Çünkü çok yorulmuş, o kadarda bitap düşmüştük onca işi başarıp, eğitimde, ekonomide, sosyal hayatta, demokraside, insan haklarında gelişmeyi sağlamak için gecemizi gündüzümüze katmış, çok yıpranmıştık ..
Şimdi yeniden baştan alarak çalışmaya, bir adım daha ileri gitmeye hazırlanalım mı?!.

Yazarlarımızı okuyormusunuz?
DİBE VURMUŞ EĞİTİMİ İLE ARDAHAN NASIL KURTULUR?

Yaşar Geler Ardahan’da eğitim dibe vurmuş, Türkiye sıralamasında son üçü paylaşıyor. Evet çok kötü bir sonuç tabi ki, ama bunda şaşacak bir durum yok aslında. Türkiye’de ki eğitim sistemine göre kaçınılmaz son. Ardahan sonda olmasa başka bir il olacaktı.Ne fark eder ki ? Sonuçta okuyan tüm çocuklar bu ülkenin çocukları. Kaybeden de yine bu ülke ve ülkenin insanları, işgücü.
Bir il düşünün, 17 yılda 10 Vali değiştiriyor, 13 Milli Eğitim Müdürü değiştiriyor. Yani kalıcı politikalar üreten, kalıcı çözümler üretecek sabit kadronuz yok. Anadolu Liseniz , Fen Liseniz,Öğretmen Liseniz , Meslek Liseniz, Normal Liseniz var ama kadrolu öğretmeniniz yeterli değil. Öğretmenlik hizmeti çeşitli kurumların çalışanlarından alınıyor. Asker, polis, vali yardımcıları vs. Hiç bir Pedagojik formasyonu olmayan, yani uzmanlık gerektiren bir mesleği hiç ilgisi olmayan mesleklerle takviye ederek günü kurtarmaya çalışıyorsunuz. Bu buluşta sağ olsun Sayın Valimizin ürettiği en köklü çözüm modeli olarak, Ardahan eğitim tarihine geçmiştir.
Gerçi Ardahan il olmadan önce de, ta ki 70 yıllarda benim okuduğum dönemlerde Çıldır Ortaokulu ve Çıldır Lisesi’nde yine aynı dâhiyane buluşlarla, diğer meslek guruplarıyla dersler doldurulmaya çalışılıyordu. O zamanda da aslında durum pek farklı değildi. Ama geçen 40 senede de bir şey değişmedi. Demek ki kalıcı ve kökten sorun çözücü hiçbir politika üretilmemiştir.

**Bu yazının ve diğer yazarlarımızın yorumlarını okumak için sitemizin sağ köşesinde bulunan EN YENİ MAKALE linkini TIKLAYINIZ ..

Yazarlarımızı okuyormusunuz?
LİBYA HAKKINDA BİLMEDİKLERİMİZ

Kaddafi 
-Libya yurttaşlarına kredi sıfır faizle verilir.
-...Öğrencilere yaptıkları tahsile göre ortalama ücret ödenir.
-İşsizlere iş bulana kadar tam ücret ödenir .
-Evlenen çiftlere bedelsiz olarak konut verilir.
-Yurt dışında tahsil yapanlara 2500 Euro harçlık yanında, barınmak ve araç yardımı yapılır.
-Ülkede otomobiller fabrika maliyetine satılır.
-Libya’nın kimseye tek sent kredi borcu yoktur.
-Eğitim, tahsil ve sağlık hizmetleri tüm yurttaşlara bedelsizdir.
-Nüfusun yüzde 25’i yüksek tahsillidir.
-Son bombalama olaylarına kadar sokaklarda evsiz veya dilenci bulunmamaktaydı.
-Bir somun ekmek fiyatı sadece 15 centtir.
ABD ve diğer kapitalist Ülkelerin Libya’yı sevmemelerine şaşmamak gerek. Gaddafi IMF veya Dünya Bankası kredisi kullanmadı.
Libya bağımsızdı, savaşın gerçek nedeni budur, kendisi bir diktatör olabilir, ABD bunu sorun yapmaz. Ne zaman ki Gaddafi Petrol İhraç eden ülkelere OPEC Dolar ve Euro yerine altın karşılığı satış yapmalarını önerdi.
Bu altın karşılığı para basmayan Batılı ülkelerin iflasını istemek demekti…
EVET; Hatırlayın, Bunu en son dile getiren Saddam Hüseyin idi;
OPEC ülkelerine dolar karşılığı satış yapmamalarını önermişti.
Hepiniz sonunun ne olduğunu biliyorsunuz:
ONU ASTILAR.

Nürettin Orak

Yazarlarımızı okuyormusunuz?
Yazıyorsam Sebebi Var/Fakir Yılmaz
Hedef Kandil mi, İsrail mi yoksa Suriye mi?

Fakir Yılmaz Önce, savaşmak için bayramın bitmesini beklediklerini, ancak bu sözünü de unutarak Kandil’e saldırı emri veren başbakan şimdi de İsrail’e namlusunu çevirdi..
Diğer hükümetlerin yaptığı gibi önce hava saldırısı ile ardından bir fark ile yani Müslüman kardeş İran ile birlikte Kandil’e bir kara harekâtı içinde olduğu görülen başbakanın bunlarla yetinmeyip birde Müslümanların baş düşmanı Yahudi İsrail ile deniz savaşı macerasına girmek istediğini gözlemliyoruz. Hem de Ege Ordusunu kaldırmak için gizli bir hazırlığın yapıldığı ileri sürüldüğü bir zaman da ..
Kandil’e bir kara harekatını da çoğu generali hapiste olan ordu ile yapmaya hazırlanan başbakanın burada ki hedefinin top yükün bir savaş değil, Ergenekon başta olmak üzere birçok iddia ile yıpratılıp, zayıf düşürüldüğü ileri sürülen orduyu kamuoyu nezlinde biraz daha zayıflatmak ve ‘İşte bakın bu kadar büyük ama hantal bir ordu ile istenen alınamıyor’ dedirtmenin ve oluşturulması planlanan 5 bin kişilik özel ordunun alt yapısını hazırlamanın peşinde olduğu da ileri sürülüyor ..
Ancak ben bu iddiaların üzerinde durmayıp, asıl konuma yani yazımın başlığına dönmek istiyorum.
Çünkü, ‘Bayram değil, seyran değil eniştem beni niye öptü?’ misali bir gelişme ile Amerikan basının sızdırılan Birleşmiş Milletlerin Mavi Marmara Raporu’nun hemen ardından, hem de bayramın bitimini hemen ardından Davutoğlu’nun yaptığı basın açıklamasıyla gündem aniden değişmiş, 30 Ağustos kutlamalarında başkomutan olduğu hatırlatılan Cumhurbaşkanı Gül’ün de İsrail’e savaş ültimatomu gibi çok sert bir açıklama yapması beni olduğu gibi bir çoğunu derin düşünceye itmiş ve bu beklenmedik yaşananlara şüphe ile bakmasına neden olmuştur ..
Nedeni ise dünyanın jandarması ABD’nin Ortadoğu’yu sevk ve dizayn etmek için hep kollayıp, koruduğu İsrail’e Türkiye’nin böyle bir sert çıkış çokta ciddiye alınacak bir şey olmadığı gibi az aklı olana inandırıcıda gelmiyor..
Hem de daha resmi olmayan ve Türkiye’yi Suriye’ye karşı ‘Sen Aslansın, Kaplansın’ diyerek tahrik eden ABD’nin gazetesine BM’nin raporunun sızdırılması ardından gelen bu çıkış gerçekten kafaları karıştıran bir durum değil mi?!.
Bilmiyorum ama bana soracak olursanız burada ki amacın Kandil’e yapılması düşünülen saldırıyı kamuoyu nezlinde gölgeleyip, saklamak, bununla birlikte ABD ve diğer sömürgeci güçlerin Libya’dan sonra saldırmayı düşündükleri Suriye’yi Türkiye-İsrail gerginliği gölgesinde rahatça işgal etmektir.
Bu arada Türkiye’ye, İsrail’e kafa tutan güçlü bir Müslüman Türkiye rolü verilip, Ortadoğu ve Afrika ülkelerinin Suriye’ye yapılacak saldırı karşısında gösterecekleri tepkiyi en minimuma indirmek projesini de unutmamak gerekir..
Çünkü bugün aniden İsrail’e kafa tutan Davutoğlu’nun daha iki gün önce ABD’nin Dışişleri Bakanı ile görüştüğünü ve ABD’den Kandil’e saldırmak için iki aylık bir süre kopardığı iddialarını unutmamak ve ABD’nin de Suriye’de petrol alınmamsı için dostlarını nazikçe uyardığını atlamamak gerekir.
Kısacası Kandil ile top yükün bir savaşa hazırlandığı ortada olan AKP hükümetinin bu savaşta nasıl bir karla çıkacağını izleyip göreceğimiz şu günlerde asıl savaşın ve hedefin bugün Davutoğlu tarafından İsrail’e karşı sayılan 5 şartın zaten çoktandır uygulandığı İsrail ile değil, Kandil ile olacağını, karşılığında ise Suriye’de ki Esad yönetimine Libya’da ki Kaddafi yönetimi gibi son verilmesi için ABD ve sömürgeci ortaklarına zaman ve fırsat vermek olduğunu düşünüyorum.

Yazarlarımızı okuyormusunuz?
SİTEMİZİN SAĞINDA BULUNAN en yeni makele LİNKİMİZDE
YAZARLARIMIZIN GÜNLÜK YAZI VE YORUMLARINI OKUYABİLİRSİNİZ..
Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Yazarlarımızı okuyormusunuz?
Yazıyorsam Sebebi Var/Fakir Yılmaz
Orada ne oluyor?

Fakir Yılmaz Başbakan'ın önce bayram sonrası dediği ardından gaza gelip, bayramı beklemeden uçakları kaldırdığı şu günlerde Güney'de önemli gelişmeler meydana geliyor.
Ulusal basının Fenerbahçe Futbol Kulübünde ki gelişmeler başta olmak üzere alakasız şeylerle üzerine kapatmaya çalıştığı Güney'de ki olaylar her geçen gün biraz daha büyüyor, biraz daha gerginleşiyor.
Hakkâri sınırın da yaşanan gelişmeleri Avrupa TV'lerinde izlediğiniz de sanki önce Mısır, ardından Suriye'de yaşanan manzaraları izliyor gibisiniz.
Çünkü binlerce insanın yaya olarak canlı kalkan adı altında Türki'den sınır ötesine geçen uçaklar gibi sınırı geçmeye çalıştıklarını, onları engelleyemeye çalışan askerlerin ise bunu önlemek için gaz bombaları başta olmak üzere bütün güçlerini ortaya koyduğunu, hatta bir İl Genel Meclis Üyesinin ölümüne neden olduğunu görüyor, izliyor, ağlıyor, bayram öncesi mayına çarpıp, hayatını kayıp eden üç askere daha ağlıyoruz..
İnsana,'Orada ne oluyor?' sorusunu sorduran gelişmelerin yaşandığı Güney'de her geçen biraz daha ısınan havanın bayramdan sonra tüm yurdu sarıp, batıda ki ormanlar gibi bizi yakacağını his ediyor, bir o kadarda da korkuyoruz ..
Çünkü başbakanın heyecanla beklediği aha bayram da geldi, haberiniz var mı?..

**Genel Af Niye Olmasın?

Dünya'da bulunan tüm cezaevlerinden daha çok insanın cezaevinde olduğu bir ülke'de bir genel af ilan edilirse sizce ne olur?
Bana sorarsanız çok iyi olur ve zindanlar olduğu gibi ülke geneli rahat ve uzun bir nefes alır.
Çünkü bu ülkenin radikal kararlara ihtiyacı var ve radikal kararların başında da PKK'lılarında içinde bulunduğu geniş değil, tam bir genel af gelmektedir.
Evet eğer genel bir af ilan edilirse bu ülkenin önü bir 50yıl açılır ve en önemlisi BOP Planı bir o kadarda geriye atar..
Çünkü çıkarılacak olan tam bir genel affın dağlarda olduğu söylenen 5 ila 7 bin insanın hayata dönüşünü, bir o kadarının yeniden düşünüp, kendisine yeni bir yol çizeceğine inanıyorum.
Bunun yanı sıra diğer suçlardan içeri de olan insanların aileleri ile birlikte yeni bir hayata adım atacağını ve bana göre hapishanelerde bulunan insanlar gibi ülkeme de yeni bir fırsat tanınacaktır.
İç çatışmaların yoğunlaştığı, Askerlerin şehit edildiği, gençlerin dağlarda öldüğü bir ülkenin önüne geçilmesinin tek ama tek yolunun geniş kapsamlı, değil tam bir genel af olacağında olan ısrarımı lütfen sizde bir değerlendirmeye alın..
Bir hiç uğruna kader mahkumu olanları, idolleri için dünyanın en büyük bir ordusuna kafa tutmaya kalkanları ve onların milyonları bulan ailelerini bir düşünün ..
En önemlisi ise bu fırsattan yaralanıp güzelim ülkeyi bir Libya'ya, bir Suriye'ye, hatta bir Somali'ye çevirmek isteyenlerin oyunları bozulacaktır tam bir genel af ile ..
Çünkü affın kültür olduğu bir toplumun yaşadığı ülkemde bu gerçekleşirse gerçek barış gelir, kardeşlik sürer, ekonomi düzelir ve herkes ama herkes bir 50 yılda olsa rahat bir nefes alır ..
Sanırım hükümette böyle bir şey düşünüyor ve fırsat bekliyor ..
İnanmıyorsanız bu yönde ağırda olsa yaşanan gelişmelere bir bakın ..
fakiryilmaz323@hotmail.com-0.535.418 32 58

Yazarlarımızı okuyormusunuz?
KADINCA/Selmi Yılmaz
Bolca Bayramlar ..

Selmi Yılmaz Bir aylık ramazan ayı ardından gelen şeker bayramını 9 gün boyunca kutlayacağız.
Bin bir sorun karşısında olan ülkemde bu sürenin uzun bir süre olduğuna inandığımı hemen belirtmek isterim.
Yılın yarısında çok bir süreyi zaten tatil olarak geçiren memurların kızacağı bu yazının iyi değerlendirilmesi gerekenlerin başında gelenlerin siyasiler olduğunu da hatırlatırken bayram, seyran derken bu ülkenin, bu Ardahan'ın onca sorunun hep ötelendiğini bilmesini istiyorum.
Bunu bilmesi gerekenlerin başında yasa yapmaya yetkili iktidar, muhalefet olduğu bilinmesi ve bu ülkenin değil 9 gün, inanın iki günlük tatil yapacağı zamanı yoktur.
Çünkü geçtiğimiz aylarda 9 şiddetine yakın bir depremi yaşayan Japonya'nın bugüne kadar yeniden baştan aşağıya yapılmasının nedeninin orada ki insanların tatile değil, çalışmaya alıştırıldığı için olduğunu düşünmek ve bu yazıyı da bu örnekle değerlendirmek gerekir.
Şeker Bayramı 9, Kurban Bayramı 9, Kurtuluş, Çocuk, Kuruluş günleri derken 365 günün büyük bölümünü tatilde geçiren bir ülkenin ekonomik, sosyal olarak yarıştığı diğer ülkelere nasıl olup ulaşacağını da hesaba katmak gerekir.
Ki eğitimde 81 vilayet içinde hep sonlarda olan Ardahan'da onca tatil günü yetmez birde kar yağdı, tipi koptu okullar talide üzerine eklerseniz alın size yılın yarısını çoğu tatille geçti gitti.
Evet belki şimdi bu yazıyı okuyanlar kızıp, diyecekler ki amma da yaptın, iki günlük tatilimizi burnumuzda getirdin ..
Ama bir gerçek var ki o da gerçekleri söylemek her zaman zordur, hele bu gerçeklerle yüzleşince iş daha da zorlaşıyor ..
Ancak biz gerçekleri saklayıp, yaşanması muhtemel olayları yan gelip, yatmakla, bolca tatil edip, elesine çözüm aramak ve niye sorunlar çözülmüyor diye sormakla demekle bu ülkeyi tembelliğe alıştırır, sonrada Aş Evi, SYDV, PTT ve Bankaların önünde sıraya dizeriz ..
Haydi bolca bayramlar ..

**Görgölü ile kalınmamalı ..

Gazeteci Fakir Yılmaz'ın Ardahan'ın beklenen gelişmeyi bir türlü yakalayamamasının diğer bir nedeni olarak, bu kentte bulunan kurumların başında ki 'Değişmezler' olduğu yönünde ki iddiasına gün geçtikçe katılmaya başladım.
Çünkü başarılı denilip,yıllardır aynı görevlerde tutulan birçok kurum amirinin başında bulunduğu kurumlarında Ardahan'da farklı olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz ..
İnsan hastalığı olur, Erzurum'a sevki yapılır, hayvan hastalığı olur hemen karantina uygulanır, bal olmaz ise günah yağmura kesilir, eğitim de hep sondan birinci olunur, suçlunun kuzu yiyenler olduğu belirtilir 'zıkkım yiyin' denir ..
İşte uzun süredir alınsın denilen ancak yine Fakir Yılmaz'ın inadına o makamda tutulan İl Milli Eğitim Müdürünü gecikmelide olsa uğurladılar ..
Ancak benim asıl üzerinde durmak istediğim Ardahan'da ki eğitimin sadece Görgölü'nun alınması ile olmayacağının hemen altını çizmek istiyorum.
Çünkü biz şu an görevden alınan ve ondan öncekilerine hep dedik, 'senin gelmenle, senin gitmenle sanma ki eğitim düzelecek' diye ..
Çünkü sadece müdürün değişmesiyle değil, her gelen müdürün en iyi adam olan şube müdürleri, okul idarecilerinin de hemen dağıtılması gerekiyor yönünde ki ısrarımızı yeniliyoruz..
Adam öğretmen ama 50 tosun sahibi, bayan öğretmen ama yıllardır aynı yerde şube müdürü .. Ve hele bazıları var ki kendileri yetmez gibi çocuklarımızın başına, çocuk bile yapamayan karılarını da bela ederler ..
İşte bu nedenle bu iş Görgölü ile kalınmamalı, eğitim kadrosu gözden geçirilmeli ..

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
GÖLE GÖZLEM GAZETESİ'NİN BAŞ YAZILARI
Nice Bayramlara ../Selahattin SAKİNOĞLU

Göle'nin Tek Günlük Gazetesi Göle Yeni Gözlemin Gözlemleri .. Şirin Göle'mizin sorunlarını gündeme getirmek için gecesini gündüzüne katan Yeni Gözlem'de çalışmak ve bu gazetemiz ile diğer gazetelerimizi yapan ekiple birlikte yol almak gerçekten ayrıcaklı bir önemli durum olduğunu bir kez daha görüp, inandım.
Çünkü bu gazetenin içinde bulunduğu toplumuna bir şeyler vermek istediğini bilen bir okura sahip olduğunu bayram mesajı için bir kez daha dolaştığım Göle caddelerinde, sokaklarında, hatta evlerinde görmenin mutluluğunu bir kez daha yaşadım.
Gazetemizin yaptığı haber ve yorumları ile kendisini kanıtlayan bir kimlikle her gittiği kapıda kabul gördüğünü ve en önemlisi onca yerel gazetenin içinde tek denebilecek bir destek alması bir gazeteci için çok önemlidir.
Gittiğimiz kapıdan eli boş dönmeyip, mesaj, reklam, yorum, haber almamız bizim bu toplumun sesi, kulağı ve dile olduğunu, bu nedenle yaşatılmamız gerektiğini bir kez daha anladım. Kısacası bir bayramı kutlamaya hazırlandığımız şu güzelim kutsal günler boyunca bizden desteklerini esirgemeyen tüm okurların ve Gölelilerin bayramını bu güzel duygular içinde kutluyorum.

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
ÇILDIR GAZETESİ'NDEN/Hilal Demirkaya
Asıl Bayram ..

Hilal Demirkaya Mübarek Ramazan ayı boyun tuttuğumuz orucun ödülü olarak bizlere hediye edilen bir bayramı daha kutlamaya hazırlanırken, Çıldır'ın da, Çıldırlılarında artık ekonomik anlamda bir bayram yapması gerektiğini diye düşünüyorum.
Bölgenin kalkınmasına büyük bir katkı sunacağına inandığımız Çıldır Aktaş Gümrük Kapısı'nın artık açılması gerektiğini aylar öncesi çıkan ilk sayımızdan bugüne kadar sürekli işlerken, bu yönde gözle görülür, elle tutulun ciddi bir adımın atılmamasından sık sık yakındığımızı her okurumuz iyi biliyor. İşte tam da bu aşamada Gazeteci Fakir Yılmaz ile görüşen iki belediye başkanımızın yaptıkları açıklama beni gerçekten sevindirmiştir.
Çünkü toplumun önderleri ve lokomotifleri olan belediye başkanlarının Aktaş'a el atmaları önemli bir gelişmedir.
Nedeni ise Çıldır Belediye başkanının belirttiği Çıldır Aktaş Gümrük Kapısı Çalıştayıdır .. Evet bu Aktaş Gümrük Kapısı'nın Açılması Çalıştay'ın sonuç vermesi ve Aktaş'ın açılması için karar alacak hükümetin gündemine sokmak için herkesin başkanlara destek vermelidir diyorum.. Haydi sizde bir adım atın ..

Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan