Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 48
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 6 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 224 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 236 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Bildiklerinizi unutun Gürcistan aklınızdaki yer değil!
Yazar Fakir - Mart 11 2012 - 09:54:27
Bildiklerinizi unutun Gürcistan aklınızdaki yer değil!/ Alpaslan Pehlivan

  Alpaslan Pehlivan 15 Kasım 2011 günü saat 11 uşağı ile Kars'a hareket ettiğimde İstanbul'da hava biraz kapalı ama 8-10derece civarındaydı. Gitmeden önce birçok kişi kalın giyinmemi orada havanın çok soğuk olduğunu -17 dereceleri gördüğün söyledi. Tavsiyelere uyup olabildiği kadar kalın giyindim ve 2 saat sonra Kars'taydım. Uçak bulutların altına indiğinde tavsiyeleri dinlemiş olduğuma mutlu oldum çünkü yukarıdan bakıldığında bütün Kars ve civarı bembeyaz karlarla kaplıydı.

Karşılamaya gelen dostum Tuncay Akdeniz'le birlikte onun ofisine gittik. Bilgisayarındaki 1-2 eksikliği hallederken uzun süredir özlediğim sohbetleri de yapma şansımız oldu. O gün Ardahan'a gitmek niyetindeydim ancak Tuncay bey bu gece bırakmam diyerek Kars'lı misafirperverliğini ortaya koydu. O gece Geç saatlere kadar beraber sohbetler yaparken bir yandan da kar yağışı iyiden iyiye kendisini göstermeye başlamıştı.

Sabah 07:00 de uyandığımda ortalık bembeyaz olmuştu. Saat 10:00 da Ardahan'da olmam gerektiğinden hemen yola çıktım.
Hafif bir kar yağışı altında 90km yolun çoğunluğunda sonsuzluğa doğru hareket ediyormuşum hissiyle tek başıma gittim. Sadece arada sırada karşıdan gelen bir arabayla karşılaşıyordum. Ardahan'a doğru yaklaştıkça Kar yerini karla karışık yağmura bırakmıştı.

Saat tam 10:00 da Ardahan'daydım. Buradaki işimi bir çırpıda hallettikten sonra kendimi Ardahan'ın bir lokantasına attım. Buraya özgü 1-2 şey yedikten sonra orada görüşmelerimi yapmak üzere kendimi sokaklara attım. Görüşmelerimi de yaptıktan sonra Ardahan kalesini, Kura nehrinin üzerindeki köprüyü ve kalan sokaklarını gezdim. Bu arada saat 14:00 olmuştu.
Gürcistan'a doğru yola çıkmak üzere kendimi arabaya attım. Yaklaşık 100km mesafedeki Türkgözü sınır kapısına gidip karşıya geçen bir araba bulmayı umut ediyordum. Eğer bulamasam Posof-Kayınlı köyde bulunan dostum Ednan bey'in misafiri olacaktım. Yolda kar yağışı yeniden başladı. Atatürk'ün Gölgesinin çıktığı Damal'ı, Hanak'ı geçtikten sonra Ilgar geçidine geldim. Burası 2550 rakımda ve gerçekten yolu bilmeyen, yalnız birisi için maceralı bir yoldu. Sol taraf tamamen uçurumdu. Posofa yaklaştığımda dik bir yokuşu indim. Posof Ağaçlık ve güzel bir Anadolu ilçesiydi. Yol üzerinde Tarlasından Posof'a giden 2 kişiyi abraya aldım. Benim de Çıldır'lı olduğumu duyunca çok şaşırdılar. Samimi bir sohbetten sonra onları inecekleri yere bıraktım.
Sınır Kapısına gittim neredeyse hiç kimse yoktu. Sadece Gürcistan'dan Türkiye'ye geçen bir minibüs dolusu insan gördüm. Geçenleri önce Türk sandım. Ancak Türkçe bilmediklerini görünce karşı tarafın Güvenli olup olmadığını, Nereleri görebileceğimi içlerinden İngilizce bilene sordum. İçimi rahatlatan şeyler söyledi.
Kafamda hemen plan yaptım. Arabayı sınırda bırakıp Karşıya geçip gece Ahıska'da kalıp ertesi gün de Tiflis'e geçecektim. Pasaport işlemlerim yaklaşık 10 dk.sürdü. Saat 16:00 gibi karşı taraftaydım. Etrafta 3-5 kişiden başka kimse yoktu. Öylece kalakalmıştım. 5-10 dk. Bekledim geçen herhangi bir araba da yoktu. Biraz sonra yanıma birisi gelip tarzanca Taksici olduğunu istersem Ahıska'ya götürebileceğini söyledi. Kısa bir pazarlıktan sonra 30TL ye anlaştık. Taksiye bindik yola çıktık. Taksici ilk uyarısını yaptı. Gürcistan yerel saati bizden 2 saat ilerideydi. Yani orada saat 18:30 olmuştu. Ve hemen hemen her yer kapalıydı. Biraz sonra bana eğer 50tl verirsem beni Tiflise Gönderebileceğini söyledi. Bu teklif daha mantıklıydı. Kabul ettim. 15 dk. sonra Ahıska'daydım. Küçük bir yer olduğu belliydi. Beni bir minibüsün yanında indirdi. Paramı ödedi ve 5-10 dk. Beklemeden sonra minibüs hareket etti. Yolumuz yaklaşık 250km civarındaydı. Dışarıda yağmur yağıyordu Halbuki Ardahan'da önemli miktarda Kar vardı. Ben buranın da karlı olacağını sanıyordum ama hava yumuşaktı.. Hiçbir şey göremiyordum ve konuşulan hiçbir şeyi anlamıyordum. Camdan dışarıdaki tabelaları okumaya ve anlamaya çalışıyordum fakat yazı karakterleri de tamamen oraya özgü olduğundan bir şey anlamaya mümkün yoktu. Dünya genelinde Türk gibi Şoför olmak değimi vardır ya bu söz Gürcü şoförleri bilmediklerinden olacak sanırım. Yağmurlu ve önünü göremedikleri halde nasıl o hızda gittiklerine şaşırarak devam ettik. Ancak bir süre sonra uykum geldi ve Tiflis'e kadar uyudum. Yolun sonuna geldiğimizde saat 23:00 olmuştu. Minibüsten indim. Ama bir film karesine düşmüş gibiydim. Tiflis'in neresinde olduğumu, en yakın otelin nerede olduğunu, güvenli olup olmadığını bilmeden öylece kalakaldım. Üstelik dil bilen kimse de yoktu. Doğrusu biraz korktum. Halbuki gitmeden orada 5-10 kişiden birinin Türk olduğu veya Türkçe bildiğini, oraların köy gibi yerler olduğu söylenmişti. Fakat gördüğüm manzara hiç bu durumda değildi.

3-5 taksiciye otel sordum fakat dil bilmediklerinden anlaşamadık. İçlerinden bir tanesi biraz daha ilgili davrandı. Otel aradığımı söyledim. O da istersen götüreyim dedi. Kaç para olacağını cep telefon una yazdırarak anlaştım. 50Lari ye (Yaklaşık 60TL) otel ve Taksi olarak anlaştık. Orada Tek istediğim temiz ve başımı sokabileceğim bir odaydı. Gelirken önünden geçtiğimiz bir otele götürdü. Otel görevlisi biraz ingilizce biliyordu. Boynuna sarılasım geldiJ 30$a oda konusunda anlaştık. Taksici de Larim olmadığını görünce 10$ istedi. Tartışmak istemedim. Odaya yerleştim.
Hemen üzerimi değişip kendimi sokaklara attım. Yolda 1-2 markete uğradım ama $ kabul etmediler. Karnım acıkmıştı. Ama sanırım $ın geçmediği ve İngilizce bilinmeyen Dünya'daki tek ülkeye düşmüştüm.
Şehirde bir tur atıp geri otelime döndüm. Bir duş alıp uyudum.

Sabah erkenden uyandım. Otelin kahvaltı salonunda Azerice Konuşan birilerinin yanına gittim ve şehir hakkında biraz bilgi aldım. Bulunduğumuz otel merkezde sayılırmış. Rustavelli ve Ortecala'yı mutlaka görmeliymişim. Yakındaki bir döviz bürosundan Biraz Lari yapıp otel parasını ödedim ve ayrıldım.

Şehirde yürüyerek keşfetmeyi ve halka temas etmeyi sevdiğimden Otobüs duraklarına, üste geçitlere yakın olacak şekilde 5-6 km.yürüdüm. Şehir haritası alayım dedim ama bulamadım. Önüme gelen herkese İngilizce biliyor musunuz? Diye sordum çok az evet cevabı aldım. Evet diyenlere de nereleri görmem gerektiğini sordum. Postahane sordum ama bilen olmadı.
Şehirde çok Türk görmeyi umuyordum ama Hiç görmedim diyebilirim. Beko, Aksa Jeneratör gibi markalara sık sık karşılaştım. O mağazalarda da Türkçe bilen bulamadım.

Rustavelli'ye gitmek üzere Metroya bindim. Oldukça gelişmiş ve yerin altından işleyen bir metro sistemi olduğunu görünce çok şaşırdım. İnsanlar geyet eğitimli ve samimi görünüyordu. 5-6 durak sonra indim. Yaklaşık 50mt yerin altından yürüyen merdivenle son derece temiz, bakımlı ve güzel bir meydana çıktım. Kaliteli Rus yapıları olduğu belliydi. Birçok resim çekerek yürüdüm. Yolda Cafe Antalia diye bir yere girdim.içeride baklava, börek v.s satıyorlardı. Sahibi bir Türk'müş ancak orada değilmiş. Bir şeyler atıştırp yoluma devam ettim. Ardahan'ın içerisinden geçip Tiflis sokaklarında dolaşan Kura nehrine şehrin her yerinde rastlıyordum. 2-3 sokakta bir başka bir meydana çıkıyordum ve daha çok şaşırıyordum. Hele meydani diye bir yere geldiğimde gözlerimi alamadım. Meydanın tam ortasında yaklaşık 15-20 mt. Bir sütun üzerine yapılmış At üzerinde bir adam elindeki mızrağı bir ejderhanın ağzına sokarken tasvir edilmiş bir heykel gördüm ki bence herkesin görmesi gerekiyor.

Yoluma devam ederken yolda yürüyen liseli oldukları belli olan 3 kız gördüm İngilizce biliyor musunuz? Diye sordum evet dediler.Şehir hakkında bir şeyler sorarken bir ara belki Türkçe de biliyorlardır diye aklıma geldi ve gerçekten çok şaşırdım çünkü kızların 3ü de gayet güzel Türkçe konuşuyorlardı. Türk Kökenli misiniz? Dedim hayır Gürcüyüz ama burada Türk kolejinde okuyoruz Türkçeyi de orada öğrendik dediler. 10-12 defa da Türkiye'ye gelmişler. Kızlar çok yardımcı oldular.Ortecela'ya gitmek istediğimi söyledim bizim okulumuz da orada dediler. Beni bir otobüse bindirdiler ve yolculara da beni nerede indirmeleri gerektiğini tembihledi gittiler.
Ortecelayı biraz dolaştıktan sonra Azerbaycana gitmek için otogara gittim fakat kara girişide 1-2 gün beklettiklerini öğrenince vazgeçtim. Geri dönmeye karar verdim ancak otobüsler ancak 2 günde bir varmış ve o gün otobüs yokmuş. Geri dönüş için tek yolum geldiğim gibi dönmekti. Otogarda tanıştığım bir Türk beni bir Türkçe bilen bir taksiye bindirdi. Minibüs durağına geldim. Yaklaşık 250 km yolum vardı ve saat 19:00 dan önce orada olamazsam sınır kapanıyordu. Minibüs kalkana kadar bir lokantada yemek yedim. Minibüse bindim o kadar yol için 12Lari (15TL) ödedim. Neyse ki sorun olmadı. Aynı yoldan geri döndüm. Geri dönerken biraz daha rahattım. Yolda mola verdiğimizde Şöförle de diğer Yolcularla konuşmaya çalıştık ama başaramadık. Ahıska'ya geldiğimde bir taksi tutup sınıra Saat 19:00 civarında geri geldim. Birkaç dk.da sınırı geçtim. Sınırda bıraktığım Arabama Atlayıp Ednan beye uğradım. Çay, Peynir, Ekmek vs. yedikten sonra Çıldır'a doğru yola çıktım. Yaklaşık 90km yolu 2 saatte tamamladıktan sonra Kendi Köyüm YukarıCanbaz'a geldim Köy meydanında Ağabeyim karşıladı. Eve gittim oldukça yorgun olduğumu o zaman anladım Hemen uyuyup Ertesi sabah saat erkenden uyandım. Çocukluğumun geçtiği evde ve köyde sanki yıllardır oradaymışım da birisi pause tuşuma basmış sonra da tekrar play yapmış gibiydi.
Ogün ve ertesi gün Çıldır'daki işlerimi halledip Tekrar Gürcistana nasıl gideceğimin hesaplarını kafamda yaparak Kars'a ve oradan da hava yoluyla İstanbul'a geri döndüm.

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan