Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 44
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 6 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 224 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 236 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
BİR BAHAR HAVASI
Yazar Fakir - Mart 10 2007 - 14:51:50
BİR BAHAR HAVASI


Dün İzmir’de tam bir bahar havası vardı. Saat 16’dan sonra işyerinden çıkıp, kendimi kırlara atmak geçti içimden. Arkadaşım da benim gibi düşünmüş olmalı ki, “Hadi arabaya atlayıp kırlara gidelim,” dedi. Bir sevinçle arabaya binip yola koyulduk. Üst üste dizilmiş konserve kutularını andıran binaları geçip, şehrin dışına çıkınca yemyeşil tepelere yöneldik...

Tam o anda bize doğru yaklaşan bir koyun sürüsüne gördüm. Koyunların arasında yeni doğmuş kuzuları görünce yüreğim bir hoş oldu. Yalpalayarak yürüyen yeni doğmuş kuzulara sarılmak, bağrıma basmak istedim. O manzarayı en son ne zaman gördüğümü düşünmeye başladım. Belleğim beni yanıltmıyorsa on yaşındaydım. Yani 1969 yılının bahar ayıydı.

O yıl yaylada rahat, kırlarda özgürdüm. Çiçeklerle bezenmiş yeşilliklere sırtüstü uzanıp, temiz havayı ve mis gibi kokuları içime çekiyordum. Bazen de bulutlara yaklaşan tepelere çıkarak kocaman taşların arasına uzanır, o tarif edilmez sıcaklığa bedenimi yayarak gevşeyip kendimden geçerdim. Yüzümü okşayan güneşe bakarken, gözlerimin kamaşması bile hoşuna giderdi.

Taşlara tırmanan kertenkeleler beni görünce otların arasına dalar, uğurböcekleri gelip elime konardı. Çiçeklere konan arılar, otların arasında dolaşan diğer canlılar farklı güzellikler, doyulmaz melodiler yaratırdı.

Üstüme kapanan sonsuz maviliğe bayılırdım. Pamuk bulutların oluşturduğu farklı şekiller, akıllara durgunluk verecek kadar güzeldi. Karşılıklı gelen beyaz bulutlar, birbirlerini toslamak için koşan koçlar gibiydiler. Çarpışmalarından, birbirlerinin üstünden aşıp uzaklaşmalarından büyük zevk duyardım.

Burnuma dolan çiçek kokuları, etrafımda dans eden kelebeklerin güzellikleri doyumsuz bir tattı. Yanımı yöremi saran sarı ve beyaz papatyalar başlarını, günebakan gibi güneşe çevirmişlerdi. Yeşilliklerin arasında gül gibi yükselen gelincikler, halı deseni menekşeler, kırları doyumsuz bir renge bürümüştü... Hafif bir esintide kokularını yayarak, nazlı nazlı sallanışlarına can dayanmaz. Her birinin üstüne konan arılar, ayaklarıyla polenleri taşıyıp, başka çiçekleri döllüyorlardı.

Kuzuları emzirmek, en çok sevdiğim işlerden biriydi. Kuzusunu arayan koyunun melemesi, insan ağlamasına benzer. Kuzuların da öyle. Anne ile yavru, birbirlerini bulana kadar meleyerek sağa-sola koştururlardı. Annesini bulmak için oradan oraya koşan kuzuların gözünden yaş geldiğini gördünüz mü bilmiyorum? Yavrusunu bulana kadar koşturan koyunun, önüne çıkan her kuzuyu koklaması görülmeye değer. Yavrusu olmadığını anlayınca başını yukarı kaldırıp kısa bir süre etrafı süzer, sonra da meleyerek diğer kuzuların yanına koşturur. Bir yanda kuzuların, diğer yanda ise koyunları sesi ortalığı çınlatırdı.

Annesini bulan kuzunun yere diz çökerek, memeye saldırışı bugüne kadar gözümün önden hiç gitmedi. Memeyi iştahla somururken, çorba kasesi büyüklüğündeki küçücük kuyruklarını keyifle sallarlardı. Bütün koyunlar yavrularını bulduktan sonra, kulakları sağır eden meleme sesleri bir anda bıçak gibi kesilirdi. Ortalık, huzurlu ve mutlu bir sessizliğe bürünür ve kuş seslerinin dışında hiçbir ses duyulmaz olurdu....

Düşlere öylesine dalmıştım ki, kolumu dürten arkadaşım kuzulara bakarak iç çekip:
“Ne köylü olabilirdik, ne de şehirli,” dedi inleyen bir sesle.
Koyunların yanımızdan geçip uzaklaşmalarını seyrettikten sonra yeşilliklere uzanıp, hayal dünyamıza daldık...

Turgut Erbek

10.03.07 / Saat: 01.40

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan