Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 45
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 5 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 223 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 235 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Y O R U M L A R
Yazar Fakir - Ağustos 14 2012 - 18:10:35
Doğu hayvancılığında saman gerçeği…
Prof.Dr.Yavuz ÖZTÜRKLER

Yavuz Öztürkler Bir türlü hayvancılığın yakasından düşmeyen süreğen sorun…
Her platformda dile getirdiğimiz mesele…
Çitçinin ve hayvan yetiştiricisinin kabusu…
Hayvancılıkta fiyat iniş çıkışlarının en önemli sebeplerinden biri…
Yetiştiriciyi şaşkına çeviren istikrarsızlığın çıkış noktası…
Hayvancılıkla geçinen herkes bunun kaba yem açığı olduğunu ve bu açık içerisinde ise samanın baş köşeyi tuttuğunu bilir.
Rengi altın sarısı olan samanın değerinin bazen altın pahasına dönüşmesi öteden beri hayvancılığımızın belini kıran nedenlerin başında gelmektedir. Ayrıca, son zamanlarda ülke genelinde de artmaya başlayan ot, saman ve yonca fiyatları acı yüzünü bölgemizde daha şiddetli gösterebilir. Şimdiden önlem almak gerekir.
Hastalıklar, dolu, kırağı,kuraklık ve aşırı yağışların her zaman korkulu bir rüya olmaya devam ettiği bölgemizde hayvancılık yapmak hiç de kolay değildir. Öyle ki, geçmişte de saman kıtlığı ve saman kıtlığına neden felaketler aşıkların dillerine destan olmuştur. “Meşe Ardahan Dolu Destanı”nı Hanaklı Aşık Mazlumi’ye (1895) dolu, “Saman Destanını ise Kağızmanlı “Aşık Sezai”ye (1907) “ saman kıtlığı yazdırmıştır.
Doğu Anadolu gibi hayvancılığın başlıca geçim kaynağı olduğu bölgemizde hayvan ithalatından, yapısal sorunlardan, hastalıklardan ve bilinçsizlikten kaynaklı birçok soruna saman sorunu da eklenince durum daha da içinden çıkılmaz bir hal almaktadır.
Ne acı çelişkidir ki, bizler saman yerine yem bitkileri kullanın derken, çiftçimiz saman yüzünden hayvanından fayda göremiyor. Hayvanı para etmeyen çiftçimiz üstüne üstlük şimdiden samanı nasıl temin edeceğini kara kara düşünüyor. Hayvan piyasasının ne zaman canlanacağını dört gözle bekliyor…
Üreticimizin saman alışkanlığından bir süre daha vazgeçemeyeceği anlaşılmaktadır. Klasik arpa-saman kullanımı hala revaçta. Kolay kolay terk edilemeyeceğine göre, bölge gerçeklerini göz önünde bulundurarak bir çözüm üretmek gerekmektedir. Örneğin, arpa-saman üretimine de destekleme primi verilmesi düşünülebilir.
Yem bitkilerinin ekiminin teşvik edilmesi yerinde ve iyi niyetli bir uygulama olmasına rağmen teşvik miktarları yeterli değildir. Ayrıca yem bitkilerine verilen desteklerin artırılmasının yanında yem bitkisi ekimlerinin iyi denetlenmesi de önemlidir.
Önerilebilecek diğer bir çözüm ise: “ Kaba yem silolarının kurulması ve devlet tarafından yönetilmesidir. Çiftçinin kara gün dostu siloların kapsamının ve hacminin genişletilerek merkezi noktalara birkaç adet kurulması çiftçiyi rahatlatacak ve bölge hayvancılığının geleceğine ilişkin umut verecektir.
Hayvan sayısına göre iyi bir planlama yapılarak, gerekirse kaba yem ihracatı sınırlanmalı ve ekilebilir alanlardan daha fazla yararlanmak için yeni stratejiler geliştirilmeli,bölge çiftçisi otunu satarak saman almaktan kurtarılmalıdır.
Ez cümle, hayvancılığımız saman fiyatlarındaki dalgalanmanın insafına terk edilmemeli ve gerekli önlemler şimdiden alınmalıdır. Saygılarımla.31.07.2012
**Kars-Ardahan-Iğdır Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası Başkanı

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Heba olan bir nesil Ardahan’da….. Yazık ki ne yazık..

Fitre tutarı Ardahan’ın bu yılda sınavlarından aldığı sonuç ne yazık ki yine sondan birinci olması. Bu elbette ki kabul edilemez bir durumdur. Her yıl yazıp çizmemize rağmen. Bir sürü rapor ve öneri sunmamıza rağmen ilgilerce dikkate alınmayan önerilerimizin umarım ki bu yıl, bu tür çalışmalarla dikkate alınır.

ARDAHAN’DA Kİ EĞİTİMDEki BAŞARISIZLIK NEDENLERİ;

Bana göre, Ardahan’ın eğitimdeki başarısızlıkları sadece bir şeye bağlı değildir. Aşağıda sıralayacağım bir çok etmen eğitimdeki başarısızlığı ortaya koymaktadır. Aile, okul, öğrenci, çevre, programlar, öğretmen, yöneticiler, araç-gereçler, rehberlik ve sosyo-ekonomik gibi sebeplere dayanmaktadır. Bu etmenler genel olarak ele alındığında aşağıdaki durum karşımıza çıkmaktadır. Bu tablodaki etmenlerden ne kadarını çözebilirsek, eğitimdeki başarısızlığa da o oranda çözüm bulunmuş oluruz. Ancak eğitim bir bütündür. Bu bütünün parçalarını ayrı ayrı ele alarak çözüm bulunması mümkün olacaktır.
Geçen yılda bu konuda Eskibeyrehatun Derneği, Ardahan Kültürevi ve bir çok derneğin katılımıyla bir çalışma yapmış ve bir rapor halinde sunmuştuk. Ancak, öyle anlaşılıyor ki ilgili kurumlar yapılan bu çalışmaları pek te dikkate almamışlardır.
Umarım Ardahan’ın ilgili kurumları bu çalışmayı dikkate alarak gelecek yıllarda eğitimdeki başarısızlığı ortadan kaldıracak hazırlık ve çalışmaları yaparlar…

1.AİLE
1)Öğrenci velilerinin duyarsızlığı,
2) Öğrencilerin evdeki çalışma ortamlarının yokluğu, olumsuzluğu
3) Beslenme yetersizliği,
4) Akraba evliliklerinin çokluğu, çocukların küçük yaşlarda evlendirilmeleri , bu nedenlerle zeka gelişimlerinin tamamlanamaması,
5) Aile tarafından öğrencinin işgücüne katkısının hesap edilmesi, çocukların ev ve arazi işerlinde çalıştırılmaları,
6) Aile içi problemler, kalabalık aile ortamları öğrenci başarısını olumsuz etkiler,
7) Ailelerin eğitimsizliği,

2.OKUL

1) Okulların fizikî yetersizliği, (bilgi teknoloji, kütüphane, laboratuar, çok amaçlı salon)
2) Birleştirilmiş sınıf uygulamaları,
3) Sosyal donatı alanlarının eksikliği,
4) Okulun cazibe merkezi olamaması, kurslar ve etütlerle desteklenememesi,
5) Bazı okullarımızda hala elektrik, su ve telefonun bulunmayışı, kalorifer vs eksikliği,
6) Okul öğretmenlerinin bulundukları yerleri benimsememeleri, yabancı öğretmenlerin kısa sürede okulundan ya da bölgeden ayrılma isteği, yerli öğretmenlerin de okul dışı işlerle uğraşmaları.
7) Fiziki imkansızlıklar nedeniyle bazı okullarımızda ikili öğretim yapılması, yani derslik sayısının yetersizliği,
8) Okullarda yeterli düzeyde branş öğretmeni bulunmaması,

3.ÖĞRENCİ

1) Öğrencilerin büyük bir çoğunluğunda amaç eksikliği,
2) Öğrencilerin yeterli düzeyde beslenme alışkanlıklarının olmaması,
3) Öğrencilerin okuma, araştırma, düşünme, uygulama konusunda yeterince bilinçlendirilmemeleri, yönlendirilmemeleri,
4) Taşımalı eğitim uygulaması kapsamında taşınan öğrenciler, yatılı olarak pansiyonlara yerleştirilen öğrenciler ile Merkez Okul öğrencileri arasındaki seviye farklılıkları ve ulaşım problemleri, hele hele kış koşullarında,
5) Öğrencilerin ilgileri dışında, yetenekleri olmayan konularda sorumlu tutulmaları,
6) Devamsızlık sorununun varlığı ve devam takip uygulamasının yetersizliği,
7) Sınav kaygısının yüksek olması ve öğrenci başarısına olumsuz etkisi ,
8) Derslerin derste yeterince öğrenilmemesi, kaynak , araç ve gereçlerden yeterince yararlanamaması,
9) Ders çalışma sürelerinin, ders dışı etkinlik sürelerinin ve sosyal ortam sürelerinin planlanamaması,

4.ÖĞRETMEN

1) Okullarda Öğretmen eksikliklerinin çok fazla olması, öğretmen açıklarının vekil-ücretli öğretmen görevlendirilmesi yoluyla karşılanması,

2) Türkçe dersi öğretimine yeteri kadar yer ve önem verilmemesi,
3) Gerekli ve yeterli formasyona sahip olmayanların öğretmen olarak görevlendirilmeleri,
4) Öğretmenin kendini yenileyememesi, mezun olduğu bilgilerle emekli olması,
5) Sürekli, öğretim yapılması; bilginin eğitime ( Davranışa) dönüştürülmesine çalışılmaması,
6) Öğretmenlerin derslere hazırlıksız, araç-gereçsiz girmeleri
7) Sosyal becerileri geliştirici çalışmalara yeterince zaman ayrılamayışı,
8) Öğretmenlerin pedagojik formasyonunun yeterli olmayışı, üniversitelerde öğretmen yeterliliği eğitiminin eksikliği,
9) Hizmet içi eğitim faaliyetlerine gereken önemin verilmeyişi ya da katılmamaları,
10) Göreve yeni başlayan aday öğretmenlerin tam olarak mesleğe hazır olmaması, öğretmen açığı nedeniyle hemen göreve başlatılmaları, staj dönemlerinin sağlıksız geçmesi,
11) Etkin ders çalışma yöntemlerinin bilinmemesi, öğretmenlerin kendini yenileme ve yetiştirme çabalarının eksikliği,
12) Derslerin derste öğrenilmemesi,
13) Ders çalışma ve ders dışı faaliyet sürelerinin planlaması ,
14)Okullarda öğretimden çok eğitime yer vermemeleri,
5.ÇEVRE VE YAYGIN EĞİTİM
1) Eğitici tv programlarının olmaması ya da yetersiz olması,
2) Çevrede model olabilecek insanların azlığı,
3) Arkadaş grupları ve iletişimsizlik sorunları,
4) Bölge insanımızın " hala büyük bir çoğunluğunun" okuma-yazma bilmemesi, okullaşma oranın düşük olması
5) Öğretmenlerin çalıştığı ortamlardaki barınma sorunları, büyük çoğunluğunun merkezlere taşınması, çevreyi ve bölgeyi iyi tanımamaları,
6) Okul-aile ilişkilerinin zayıf olması,
6.MÜFREDAT VE YÖNETMELİKLER
1) Bazı dersler için ayrılan ders saatlerinin yetersizliği ,
2) İlköğretim okullarında sınıf geçme sisteminin olumsuzluğu,
3) Öğrencilerin ilgi alanlarının dışında, yetenekleri olmayan konularda sorumlu tutulmaları
4) Birleştirilmiş sınıflarda eğitim yapılması, taşımalı eğitime ağırlık verilmesi,
5) Ortaöğretimde sınıf geçme yönetmeliğine dayalı fazla ek sınav hakkı verilmesi ŞÖK kararları vs.
6) Liselere gelen öğrencilerin bir çoğunun lise müfredatını kaldırabilecek seviyede olmaması,
7) Öğrencilerin YGS'ye yerleşmede alan-bölüm uygulamalarının eksikliği/ yetersizliği,
8) İlköğretim düzeyinde bütün sınıflarda matematik dersine ayrılan saat sayılarının yetersiz oluşu
9) Öğrencilerin yeteneklerine uygun alanlarda eğitim görmemeleri, yönlendirmenin yetersiz oluşu,
7.PSİKOLOJİK DANIŞMA VE REHBERLİK
1) Öğrencilerin boş zamanlarını değerlendirme yöntemlerini bilmemeleri, okulların imkanlarının ders dışı zamanlarda öğrencilerin hizmetine sunulamaması, okullarda yeteri sayıda Rehber öğretmen olmaması,
2) Bütün öğrencilerimizin fiziksel, zihinsel ve duygusal yönden gelişim aşamalarının öğretmenlerimizce dikkate alınmaması, sadece öğretim ağırlıklı çalışmalar yapılması,
3) Disiplini, sorumluluk veren bir eğitimsel sürece dönüştürememek,
4) Hafif ve orta düzeyde öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerin zamanında teşhis edilememesi ve uygun eğitim yöntemlerinin uygulanmaması, BÖP’ lerin (Bireysel Öğretim Planları) hazırlanmaması,
5) Öğrencinin okul ve ders motivasyonunun sağlanamaması,
6) Etkin ders çalışma yöntemlerinin bilinmemesi,
7) Sınav kaygısının yüksek olması ve öğrencinin bu konuda rehberlik hizmeti alamaması,
8) Ders çalışma ve ders dışı faaliyet sürelerinin planlamalarının yetersiz olması,
9) Psikolojik sorunları olan öğrencilerin gerekli psikolojik yardımı alamamaları,

8.DERS KİTAPLARI, DERS ARAÇLARI VE YARDIMCI ARAÇ-GEREÇLER
1) Hazırlanan kitaplar ile araç-gereçler okulda dengeli biçimde bulunmaması,
2) Okullardaki materyal eksikliği ya da gerekli materyallerin eğitim öğretim ortamında kullanılmaması,
3) Okulların gelişen teknolojiye uyum sağlayamaması,
4) Ders kitaplarının öğrenci seviyesinde olmaması, çok gereksiz, anlamsız ve soyut bilgilerle dolu olması,
5) Okutulacak ders kitaplarının sık sık değiştirilmesi,
9.YÖNETİM VE EĞİTİM PLANLAMASI
1) İdarecilerin yetersizliği ve bu alanda yaşanan atamalardaki boşluklar ve tutarsızlıklar.
2) Sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerin yetersizliği
3) Pek çok eğitimcinin çalıştığı merkezde ikamet etmemesi, çevreyi yeterince tanımaması
4) Okullaşmada yapılan yatırımların düzensizliği, günübirlik çözümler,
5) Öğrenci üzerinde öğretmenin yeteri kadar söz hakkına sahip olmaması
6) Okullarda Memur ve hizmetli personelinin ya hiç bulunmayışı, ya da yetersizliği
7) Okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılmamış olması
8) Taşımalı ilköğretimin, İlköğretim çağındaki çocuklarda bıkkınlık oluşturması
9) Eğitim- Öğretim konulu toplantılara gereken önemin verilmemesi, ciddiyetten uzak olması
10) Eğitim bölgesinde oturmuş bir öğretmen kadrosunun bulunmayışı, sözleşmeli öğretmen uygulaması,
11) Öğretmene asli görevlerinin dışında gereğinden fazla ya da ilgisiz görevler verilmesi
12) Ders dışı zamanlarda merkezi sistem sınavlarına yönelik olarak açılan kursların azlığı ya da hiç açılamaması
13) Okulun, Bakanlığımız ve ailenin eğitimden beklentilerinin farklı olması
14) Eğitim bölgesindeki müdürler kurulu kararı ile yapılan öğretmen alış-verişlerinin düzensiz, zamansız ve sağlıksız olması
15) Okullarda yeterli rekabet ortamının oluşturulamayışı
16) Öğretmen üzerinde bulunan idare- müfettiş baskısı
17) Bölgemizdeki eğitim yöneticilerinin sık sık değiştirilmesi, bölgemizi bilmeyen yabancı idarecilerin görev yapması,
10.SOSYO - EKONOMİK PROBLEMLER
1) Ailelerin içinde bulunduğu olumsuz ekonomik koşullar, çocuklarına yeterli maddi destek verememeleri,
2) Öğrencilerin, gelir düzeyleri düşük çevrelerden gelmeleri,
3) Kırsal kesimdeki öğrencilerin dengesiz beslenmeleri, hatta beslenememeleri, buna bağlı zeka gelişimlerini yeterince tamamlamamış olmaları,
5) Sağlık sorunları bulunan öğrencilere, yılda bir-iki defa yapılan sağlık taramaları ile yeterli yardım ve tedavi olanakları sağlanamaması ,
6) Öğrencinin aile tarafından işgücüne katkısının hesap edilerek zaman zaman okul ortamından uzak kalmaları,
7) Okulların devlet tarafından belirlenen bütçelerinin olmayışı,
8) Sosyo-Ekonomik koşulların düşük olmasının olumsuz etkileri. 27 TEMMUZ 2012
YaşarGELER Eğitimci-Yazar
Eskibeyrehatun Dernek Başkanı

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
HOÇVAN ŞENLİĞİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

Ardahan'da Eğitim Sorunu Çok istememize rağmen bu yılda hesaplar tutmadı ve sonuç olarak Hoçvana gidemedik... Ömrümüz yeterse bir dahakini bin umutla bekleyeceğimizin bilinmesini isteriz.

Bazı arkadaşların bire bir gözlemlerine dayalı yazılan çizilenlerin her birini en az iki kere okuduk… Ardahan basınında çıkan Hoç-Fed 2012 etkinlikleri ile ilgili tüm yazıları takip ettik. Çok az farklılık olsa da genel olarak gözlemler bir birinin aynı diyebiliriz.

Değirmene gidip üstü başı un olsa dahi inanmak istemediklerimizin aktarımları dahi ilk kez diğerlerinin yazdıklarıyla karşılaştırdığında etkinlikte yaşananların yalan olmadığı ortaya çıkıyor!

Başını, 'Hoç-Fed'den ayrı çeken malum iki köyün kısır dağına en az 500 kişi toplanıp gönüllerince ne yaptıklarını bilemiyoruz ancak, varsa gerçek payı bilen arkadaşların bunu da mutlaka aktaracağına inanıyorum!

Uzatmayalım, gelelim anlatılanlardan aklımızda kalanların ne kadar doğru olup olmadığının değerlendirmesine

BDP'nin (2012) Xoç-Fed gelişme sürecini doğru değerlendirerek Xoç-Fed Yöneticilerine kahvaltı vermek suretiyle görüşlerini iletip misafirlerini onore etmekle nasıl bir avsahibi olduklarını dile getirdiği varsayılsada Oradaki halkın misafirperverliğinin sadece BDP' ye özgü bir davranış olmadığı, bu geleneğin köklü bir geçmişi olduğu unutulmuş gibi geldi bana!

'BDP'li vekillerin korumasız, sıradan Xoçvanlılar gibi düşünen' Vurgusunda verilmek istenen mesajı gayet iyi anmalıyız… Bilim ve teknolojinin sınır tanımaz biçimde ilerleme kaydettiği bir zamanda bunun şirin bir davranış olarak gösterilmesi iyi anlamak gererkir!

Ömrümüz yeter mi, görür müyüz, görmez miyiz orası meçhul ancak, dileğimiz 26 etnik unsurun mevcut olduğu bu ülkede tek başlarına iktidar olmaları nasip olduklarında da böyle(Korumasız) dolaşmalarını isterdim doğrusu…

Biraz önce yukarıda BDP' ye mal edilen Hoçvan halkının misafirperverliğinden bahsettik…

Varsayın ki sizler bir milletvekilisiniz ve hoşnut olmasanız da davete icabet ederek düzenlenen etkinliğe geldiniz…

Yıllardır bu bölgeye azda olsa hizmetleriniz söz konusu ve bu hizmetlerin göz ardı edilircesine bir tepkiyle karşı karşıya kaldınız.

Nerede kaldı o aslen hoçvan halkının samimiyetinin dışavurumu olan ancak, BDP' ye mal edilen misafirperverlik?

Yeri geldiğinde 35 yıldır dökülen kanın durması adına bu ülkede demokratik cumhuriyetin tesisi ve barışın sağlanmasının vurgusu yapılmakta… Uzaktan davulun sesi hoş gelir… Barışın ne denli zor olduğunu 1982 yılında Urfa-Ceylanpınar da canımdan bir parça yitirmiş olan bir ben bilirim birde yaradan!

Barışın sağlanması adına bugünlerde herkes canhıraş bir uğraşın içinde… Merak ediyorum doğrusu barışın konuşulduğu bugünlerde misafirperverlik önce ağırlanıp sonra tartaklanmaya maruz kalmak mıdır?

Nerde insan hakları, nerde demokrasi… Her tepki kısasa kısas ölçülere uygun olacak diye bir kaidemi var?

Kürt asıllı Ak Parti Milletvekili Orhan ATALAY'ın Kürtleri soykırıma iten bir partiye üye oluşu hoş karşılanacak bir davranış olmayabilir ancak olaya bireysel özgürlükler çerçevesinde bakıldığında hangi partiye üye olup olmaması gerektiği kişinin kendisini bağlar.

Gerek sayın Atalay ve Gerekse Sayın Öğüt'ün davete icabet etmesi ve tepkiyle karşılık bulması günay restaurantın Rövanşı olarak yorumlanması hoş bir davranış olmasa gerek!

Sayın Atalay iktidar partisinin inkâr politikalarına rağmen orada bulunuyorsa demokratik teamüller hiçe sayılmak suretiyle kendisine karşı takınılan tavır bu olmamalı diye düşünüyorum…

Bunu bir tek ben söylemiyorum. Kendileriyle tamamen zıt düşünceye sahip olduğum basından bazı arkadaşlarda benimle aynı düşünceyi paylaştıklarına şahit oldum. Yıllardır gerek meclis içinde ve gerek meclis dışında yakından şahit olduğum kadarıyla yöre halkının çektiklerine elinden geldiğince tercüman olmaya çalışmış CHP milletvekili Sayın Ensar Öğüte karşı yapılan hareket tasvip edilemez bir davranıştır. 'Bu ülkede barışın nasıl sağlanacağı' noktasında sanırım bir kez daha düşünmemiz gerekir… Temennimiz bu tür girişimlere pirim verilmemesiydi ancak olan olmuş, yaşanan yaşanmıştır ne yazık ki!

Yerel sanatçılar konusunda yapılan açıklamalar daha da ilginç… Yapılan bir takım değerlendirmelerde 'yöresel sanatçılarımızın maddi olarak doyurulması' vurgusu yapılmakta! Profesyonellik maddiyatla kıyaslanmış… Sanırım Hoçvanlı sanatçılarla bir şarkı için milyarlar isteyen salon bibloları birbirine karıştırılmış!..

Festival boyunca Adını anmak istemediğim bir haber ajansına işaretle ona karşı duyarsızlığa vurgu yapılmış... sanırım himaye edilmesi gereğine işaret edilmekte... Eleştiriye kulak vermeye eyvallah ancak, eğer bir kurum dışarıdan gelen telkinlerle var olan kurumsal politikalarını birilerinin lehine değiştirme gibi bir eğilimi varsa ben o kurumdan şüphe duyarım!

Neden bu konuya değindik?

Çok istememize rağmen gitmek nasip olmadı, nedenini açıklamak zorunda da değiliz… Uzaktan kumanda ile kimler yazı yazar bilinmez ancak, Görünen köy Kılavuz istemiyor ve Hoç-Fed etkinliği ile ilgili tüm Ardahan basınında yazılıp çizilenler ortadadır. Değerlendirmelerimizde biz bunları dile getirmeye çalıştık… Yukarıdan beri gerekli açıklamalarımız sol geleneğin bize verdikleri ile dürüstlük ilkelerine sadık kalarak anlatmaya çalıştık. Kim kendi payına ne anlamak istiyorsa da umurumuzda değil… Bu haber yorum gelişmeye müsait bazı yanlış anlamaları önlemek adına yeniden güncellenmiştir.
İlyas Yıldız

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
ZEKÂT-FİTRE-SADAKA

Fitre tutarı Muhterem Mü'minler!

Kâinatta bulunan her varlığı Yüce Allah kudretiyle yoktan var etmiştir. Bu alemdeki her şey O'nundur. Dilediğini aziz, dilediğini zelil kılar.(2) Dilediğine bol bol ihsanda bulunduğu gibi dilediğini lütuf ve ihsanından mahrum bırakır. Elbette O'nun bol bol vermesinde de kısmasında da hikmetler vardır. Bize düşen tedbir alıp, takdirine boyun eğmektir. İnsanlık var olduğu sürece istesek de istemesek de aramızda yoksul, güçsüz ve himayeye muhtaç kimseler olacaktır. Bugünün zengini yarının fakiri olabileceği gibi, bu gününün fakiri yarının zengini de olabilir. Toplumdaki bu farklılık ancak varlıklı kişiler ile yoksullar arasında kurulacak insani ve İslami bir bağ ile giderilecektir. Bundan dolayı Yüce Dinimiz İslam; toplumda bütünleşmeyi, zengin ve yoksul arasındaki uçurumu kapatacak tedbirleri almıştır.

Aziz Cemaat!

İhtiras ateşleri içinde servet toplama yarışına giren bir insan, böyle bir ruh hali içerisinde servetinde fakirin de hakkı bulunduğunu düşünmesine imkân yoktur.(3) Böyle bir ortamda ferdin ve cemiyetin imdadına yetişecek olan, İslam'ın getirdiği mali ibadetler olacaktır.
Hutbemizin konusu olan, Zekât, Fitre, Sadaka mali ibadetlerin bir kısmını teşkil etmektedir. Bu ibadetlerden zekât, İslam'ın beş temel esasından biridir ve dinen zengin sayılan kimselere farzdır. Kur'an-ı Kerim'de otuz yedi yerde namaz ile birlikte geçmesi, bu ibadetin önemini vurgulamak içindir.(4) Fitre ise malından bir miktarı fakirlere vermek suretiyle yapılan bir ibadet olup hükmü vaciptir. Ramazan ayında verilerek fakirlere bayram sevinci yaşatılmış olur.
Farz olan zekât ve vacip olan fitrenin dışında, gönüllü olarak yapılan yardımlara da sadaka denilmektedir. Sadaka, Sevgili Peygamberimizin ifadesiyle "Suyun ateşi söndürmesi gibi günahları giderir"(5)

Kıymetli Kardeşlerim!

Mali ibadetlerini ifa edenler; Yüce Allah'ın sevgisini, mal ve servet sevgisinden daha üstün tuttuklarını ifade etmiş olurlar. Zekât, fitre, sadaka toplumun sosyal güvenlik şemsiyesidir, cimrilik hastalığını tedavi ederek insanın cömertlik duygularını geliştirir. Zengin-fakir arsında bir köprü oluşturarak toplumda huzur ve birliği sağlar.
Zekât-fitre ve sadakanın fakirleri incitmeyecek şekilde verilmesi çok önemlidir. Aksi takdirde fakirin onurunu zedeleyecek şekilde yapılan yardımlarla sevap elde edilemez. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rableri katında mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, Halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir)."(6)

Aziz Müslümanlar!

Yüce Allah'ın bizlere emanet olarak verdiği mal ve servetin sorumluluğunu bilelim. Rabbimizin rızasını gözeterek vereceğimiz zekâtın, fitrenin ve sadakanın sevaplarımızı çoğaltacağını, malımıza bereket ve yaşantımıza huzur getireceğini; bu ibadetlerin ihmalinde ise büyük bir vebalin olduğunu unutmayalım.
Hutbemi zekatla ilgili bazı ayetlerin meali ile bitirmek istiyorum. "… altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele. O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da oların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve "işte bu, kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Haydi, tadın bakalım biriktirip sakladıklarınızı" denilecek. (7) "Herhangi birinize ölüm gelip de, "Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!" demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın."(8)


HAZIRLAYAN: İsmail HATİPOĞLU
UNVANI : İlçe Müftüsü/HANAK
1-Bakara, 254.
2-Al-i İmran, 26.
3-Zariyat, 19.
4-Tevbe, 103.
5-Tirmizi, İman, 8.
6-Bakara, 262-263.
7-Tevbe, 34-35.
8-Münafikun, 10.
ARDAHAN İL MÜFTÜLÜĞÜ HUTBE KOMİSYONU TARAFINDAN DEĞERLENDİRİLMİŞTİR…

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
KADINCA/Selmi Yılmaz
Serka’nın valileri alınmış..

Selmi Yılmaz Yeni valiler kararnamesi ile birçok valimiz gibi merkeze çekildiğini öğrendiğimiz Ardahan'ın 10. Valisi Mustafa Tekmen ile birlikte Ardahan'ın da içinde bulunduğu Kuzey Doğu Anadolu Bölgesi'nde ki İl valilerinin bir çoğununda Tekmen gibi merkeze çekildi.
Bu valilerin bizi ilgilendirenleri SERKA'ya başkanlık eden Ardahan, Ağrı, Iğdır ve Kars valileridir..
Evet bu valilerin neden merkeze çekildiğini, niye başka vilayetlerde görevlendirilmediğini bugünden itibaren çok tartışmaya başlayacağız..
Gerçi bu tartışmaların gazete sayfalarında değil, dipte, köşede, çeper arkalarında olacağını ve gidenlere güle güle, gelenlere ağam, paşam denileceğini de biliyoruz ya neyse..
Ama işin en ilginç yönü ise SERKA'ya başkanlık eden Ardahan, Ağrı, Iğdır ve Kars Valilerinin birden görevden alınmasıdır..
Çünkü bu 4 valide başında bulundukları vilayetlerde idareyi yardımcılarına, genel sekreterlerine kaptırmış, halkın ana sorunlarından uzak kalmış, siyasileri, köy muhtarlarını, kapılarına gidenleri, gazetecileri es geçip, müdürlere, bürokratlara daha çok inanmıştırlar..
Yani SERKA'nın Genel sekreteri ile diğer yöneticilerin başarısızlıklarının kurbanı olmuşlar, Ardahan'ın, Ağrı'nın, Iğdır'ın v e Kars'ın eski valileri..

**Yol medeniyettir..

Ülke de bir çok yolun yapılıp, bölünmüş, hatta beton yola çevrildiğini her Ardahanlı iyi bilir ve söyler..
Ve bu yatırımların neden Ardahan'a bu kadar geç geldiğini de düşünür, sorgular..
İşte yanı başımızda tünellerle açılmış onca yola sahip Artvin'den Samsun'a kadar uzanan yollar..
Evet bu hükümetin iktidarının 10. yılında sıranın ancak Ardahan'a geldiğini ve mevcut yollarımızın da ele alındığını görmenin güzelliğini yaşıyoruz..
Yıllarca el vurulmamış köy yollarının öyle yada böyle yenilendiği, şehirler arası yolların yeni yeni yapılıp, genişletildiği Ardahan'da en önemli yol olan Aktaş Gümrüğüne giden yol olduğunu, Posof Türkgözünün önünde bulunan Ilgar dağı üzerindeki yolun tünelle aşılması olduğunu hepimiz iyi biliyoruz..
20 yıldır bir türlü bitirilemeyen Ardahan-Ardanuç yolunu unutmadan..
Medeniyetin yol ile geldiğini bilen bir toplumun ferdi olarak yapılan yol çalışmalarını cani gönülden desteklerken, bu yolların bu bölgenin geleceği olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz..
Çünkü yatırımcının yol yok, iz yok dediği, Iğdır'ın havaalanına kavuştuğu bir süreçte yol için atılan her adımın biz Ardahanlıları mutlu ettiğini biliyorum, onca yıldır medeniyete uzanan yolları beklerken..

**Muhalefet varmış!

Sıkça yaşanan sorunlara karşı duyarsızlığı ile eleştirdiğimiz muhalefetin varlığını his ettiğimiz şu günlerde CHP ve MHP'nin İl başkanlarını sıkça basında görmeye başladık.
Her ikisi de yeni başkanlar olan CHP ve MHP İl Başkanlarının toplumun sesi olmaya başlaması ve var olan sorunlar üzerine gidişleri bizim gibi toplumun da takdirini alıyor. Çünkü birçok sorunla baş başa bulunan Ardahan toplumu bu sorunları dile getirecek, çözülmesi için mevcut iktidara, idarecilere baskı yapması gerektiğini hep söylüyor.
Evet CHP ve MHP'nin yeni İl başkanları bugünlerde sıkça kamuoyu ve basının önüne çıkıp var olan sorunlara dikkat çekmeye başlamaları güzel bir gelişmedir..
Toplumun önderleri olan siyasi partiler, stk'lar ve basının susmadığı, sorunlar üzerine yüreklice gittiği bir yerde iktidarın ve devletin idarecilerinin bunu görüp, yapması gereken işleri yapmasına da yardımcı olacaktır..
Çünkü birilerinin gözlerine taktığı pembe gözlükleri muhalefet, stk'lar ve basının çıkarabileceğini düşünüp, ona göre hareket edeceğini sanırım CHP ve MHP İl başkanları da anlamışlardır..
İşte burada yayın grubum adına her iki başkana da teşekkür ediyorum, her şeyin 'Gazeteci yaz' denildiği Ardahan'da..

**7. Ay değil 2012 yılı bitiyor..

Dünya'nın neresinde görülebilir iki gümrük kapısı olmasına karşın sınır ticaretinin yapılmadığı böyle bir vilayet?..
Hangi ülkenin en huzurlu sınırı olmasına karşın gümrük kapısı kaplı olur?..
En çatışmalı sınırların bile açık olduğu, insanların sınır ticareti yapıldığı dünyanın Türkiye isimli ülkesinin kuzey sınırlarında bulunan gümrük kapılarının biri açık ama doğru dürüst sınır ticareti yapılmaz, bir diğeri ise 50 yıldan fazladır kapalı bekler..
Birinin adı Posof Türkgözü..
Diğerinin adı Çıldır Aktaş..
Biri açık ama bölgenin insanının bir ekmek kazanıyorum diyemediği Posof Türkgözü Gümrük Kapısı..
Diğeri kapalı ve 50 yıldır 'Ha Nisan'da açılıyor, ha Mayıs'ta, Ha 7. ayda açılıyor' denir ama bir türlü açılmaz Çıldır Aktaş Gümrük Kapısı..
Evet 7. Ayda açılacak denilen ancak 2012 yılının 7. ayının son günün de ele alınan bu yazı ile yine açılmadığını gördüğümüz Çıldır Aktaş Gümrük Kapısı 2012 yılının 7. ayında da açılmadı maalesef..
Göç etmemek için direnen, bölgeye yatırım için Aktaş'ı bekleyen insanların umudunu kıran, beklentisini bir kez daha yıkan 2012 yılının 7. ayının 31'inde ele alınan bu yazıda olduğu gibi bölge insanın umutsuzluğunu bir kez de yüzlerinden okuyor gibiyim..
Evet Aktaş bu yılın 7. ayında da açılmadı..

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Niyet Allah Rızası Olunca

Din Köşesi Ahmed Haznevî hazretlerinin (k.s) halifesi Seyyid Abdülhakim Bilvânisî hazretleri (k.s) şöyle anlatıyor:
Şah-ı Hazne (Ahmed Haznevî) (k.s) irşada başlayıp şöhreti etrafa yayılınca onun dergâhına çok sayıda insan akın etmeye başladı. O zamanlar Suriye'de çok şeyh vardı. Bunlardan kimisi gerçekten veli zatlardı. Elbisesi, sarığı, cübbesi, entarisi hep yeşil renkli olduğu için "Yeşil Şeyh" diye bilinen biri vardı. Etrafına çok insan toplamıştı. Şah-ı Hazne (k.s) irşada başlayınca onun çok sayıda müridi kendisini terketti, Ahmed Haznevî hazretlerine bağlandı. Zaman ilerledikçe onun yanında hiç müridi kalmadı. Bu kez Yeşil Şeyh civarda sözünün geçtiği ağaları topladı. Şah-ı Hazne'yi suçladı ve onu bir toplantı yapmak üzere davet etti.
Şah-ı Hazne (k.s) bu daveti kabul etti. Müridleri, "Efendimiz, izin verirseniz biz de gelelim" dediler. Şah-ı Hazne (k.s) ise, "Neden gelmek istiyorsunuz, bu bir aşiret davası mı?" diyerek gelmek isteyenlere engel oldu ve dedi ki:
- Mademki bizi davet etmiş, gidelim. Bize söyleyeceği bir sözü varsa dinleriz. Sadece bir iki arkadaşımızın bize katılması yeterli.
Şah-ı Hazne (k.s) Yeşil Şeyh'in köyüne gitmek için yola koyuldu. Köye vardığında Yeşil Şeyh'in etrafında bütün köylüler toplanmış vaziyetteydi. Neredeyse kırk elli kişiydiler. Selâm verdi ve odaya girdi. Fakat kimse selâmına karşılık vermedi. Şah-ı Hazne (k.s) hiç aldırış etmedi, kendisine ayrılan yere oturdu. O oturur oturmaz da Yeşil Şeyh söze başladı:
- Bize yaptığın bu zulüm yetmez mi? Bütün müridlerimi elimden aldın. Etrafımızda hiç derviş bırakmadın. Babamdan, dedemden kalan sûfîleri bile yanına topladın.
Yeşil Şeyh bu şekilde uzun uzun bütün duygularını açıkça dışa vurdu. Ancak Şah-ı Hazne (k.s) ona hiç cevap vermedi. O konuştukça sükût etti. Nihayet Yeşil Şeyh, "Sen niye konuşmuyorsun?" diye sordu. Ahmed Haznevî hazretleri (k.s) şöyle dedi:
- Benim bütün söyleyeceğim şu iki cümleden ibarettir: Birincisi, eğer benim niyetim ve yaptıklarım Allah rızası için ise hiç meraklanma, senin gibi 100 kişi bile olsa bunun önüne geçemez. İkincisi, şayet benim niyetim ve yaptıklarım Allah rızasına uygun değilse, hiç şüphen olmasın, altı aya kalmaz söner gider.
Yeşil Şeyh, Şah-ı Hazne'nin bu sözleri üzerine şunları söyledi:
- Vallahi doğru söylüyorsun. Niyeti Allah için olan kişiye hiç kimse engel olamaz.
Kaynak: (Altın Silsile, Semerkand Yayınları)
Halis HOCA

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Şemsettin Şenel’den Yorumlar/Şemsettin Şenel

Efkan Demir **SONUNCU ARDAHAN'A MERHABA..

Sayın çalışkan valimiz mi sonuncu yoksa Ardahanlı mı?
Valla ben anlamam.
Sayın Başbakanım'la üç yıl önce yaptığımız basın açıklamasında bize söylediğini söylüyorum: Ardahan'ınıza çalışkan bir vali gönderdim dedi.
Biz de kendisine teşekkür ettik.
Ancak gel gör ki Ardahan'ı üç yıldır da sonunculuktan kurtaramıyor, acaba neden?
Öyleyse , vali çalışkansa çalışmayan Ardahanlı, bu da onun kaderi, hiç kimseyi suçlamanın anlamı da yok o zaman.
Peki bunu da kabul ettik. Biz de üç yıldır yazıyoruz. Milli Eğitim'i, müdürünü, taşımacı öğretmenini suçluyoruz ama bir türlü suçluyu bulamıyoruz. O zaman suçlu sözüm ona bizim gibi yazıp çizenler. Tamam, onu da anladık. Sayın valimizi suçlama anlamında değil. Bu güne kadar kaç okulu ziyaret etti? Milli Eğitim Kurmayları'na bu sorunla ilgili hangi basın açıklamasında bulundu? Ben okumadım, duymadım. Ancak kuran kurslarının açılışı, yurtların yapılışı, yaz okulları adı altında çeşitli mekteplere verilen yer birazcık da ortaöğretime verilip denetlense belki durum değişir tabi ki. Sakın kızmayın sayın valim. Biz hepimiz Müslümanız elhamdirüllah. Aynı vatan toprakları hepimizin yurdu. Kasıt yok, iddia var. Suçlama yok, eleştiri var. Niye? Bir zamanların Türkiye ikincisi, birincisi, üçüncüsü ardahanlı da şimdi niye sonuncu? Ben de derim ki memleket sahipsizse evlatları da hayırsız olur diye düşünüyorum. Sayın vekillerime derim ki İstanbul'da Ankara'da ikamet edeceksin Ardahan milletvekiliyim diyerek hava atacaksın, tabi ki bunları hak ediyoruz. Ardahan büroksasi de vekilin ve de siyasi kuruluşların manevraları doğrultusunda hareket edecektir ki etmiyor ve de umursamıyor. M. Kemal'in bir sözü var 'disiplinsiz toplumlar yok olmaya mahkumdur'. Öyle ya kel başa şimşir tarak, tara tarayabilirsen. Diyeceksin ki 'sen de kimsin?'. Ben de eğitim emekçisi olarak basının yazar çizer dertlerimi arz eder giderim. Ancak takipçisi olur, değişikleri izler ve de yakasını bırakmam. Keşke ben de birileri gibi umutlarını yitirmiş biri olarak aldırmazlıktan gelip umursamasam. Ancak gel gör ki gerçek acı köyünlerinde yaşayanları tenzih ederim. Bu ülkenin kurucusu ve kurtarıcısı ruhu şad olsun Mustafa Kemal'in bir sözünü arz etmek isterim ' milletin efendisi köylüdür' sözü çok önemlidir. Tabi ki anlayıp bilene. Ya bizim sivil toplum dernekleri güya Ardahan'ın savunucusu koruyup kollayıcısı gibi görünmekten öte yol alamamışlardır. Çünkü bizden bir şey olmaz. Yine olan garibim Ardahanlıya olur, yine karboran onu yener, kaderiyle baş başa yine sorunları düğüm düğüm, yine kaderine küsmüş, yine yüzü gülmeyen, yine kapıları kapalı, suları satılmış, tezek yakan, banka kapılarında ümitçiliğe sığınmış, basını susturulmuş memleketimin haline vay…

**DERNEKLER NE İŞ YAPAR

Sayın Hilal Demirkaya'nın arz ettiği gibi dernekler ne iş yapar?
Ben de cevaben bir dernekçi olarak derim ki dernekler bol bol hava atar, şov yapar, Ardahan da bir kazı altmış tl'ye alır İstanbul'da bin tl'ye satar. Bu yetmezmiş kışın karda boranda İstanbul'da geceler yapar, bol bol bilet satar, lokallerde kumar oynar, köylü ve de Ardahanlının sorunlarıyla ilgili güya çözüm arar. Yazın gelmesiyle leylekler misali Ardahan'a göçer.
Üç gün beş gün şeniliktir düğündür festivaldir diyerek oynar, zıplar, güya onları sevindirip çoşturur misali katmerleşen sorunlarını sanki üç günde unutturur. Altında güzel arabası var, elbisesi kravatı var ancak cebi boş kapı baca dolaşarak kime musallat olur üç beş aparırım diyerek sanki Ardahan'a ümit olacak, sanki Ardahanlının sorunlarını çözecek, sanki dertlerine ortak olacak. Peki bu mudur dernekçilik?
Tabiî ki hayır. Dernekçi sivil toplum demektir basınla hareket eder, basın da halkın sesidir, umududur, güvencesidir, savunucusudur. Basını susturulmuş memlekette demokrasiden söz edemezsin. Ardahanlının İstanbul'da yaklaşık altmış yedi derneği var. Bunlarla birlikte hareket etme bilincine varsa da bir hareket edebilse var ya, basınla birlikte siyasilerini de bürokrasisini de değiştirir ve de etkiler. Biz de hani öyle dernekçilik? Örneği yok. Birileri barını oynar birileri kendini yorar. Ne öyle dernek ne de yeterli basın. Ardahan'ın bir sürü basını var yazar çizer ama sesi yok, sedası kesilmiş, ümmetçiliğe sığınmış, siyasiden medet bekleyen, savcıdan hakimden korkan, dayak yerim suçlamaları korkusuyla onu kayır, onu doyur, gerçek taşınmaz bir kambur banane der çıkar içinden.
Sayın Fakir Yılmaz kardeşimi tenzih ederim. Her zaman da söylerim Ardahan'ımın sesi, Ardahanlının umudu, bürokrasinin korkulu rüyası, kuzey anadolunun gazetecisi kendilerini, kutluyorum. Ancak bir gülle yaz gelmez ki, gelen yaz da cırcır böceği misali gelen dernekçilerle dolar taşar. Buradan dernekçi arkadaşlarımıza sesleniyorum gelin birlik olalım, güç oluşturalım, sesimizi yükselterek Ardahan'ımıza ve de halkımızın sorunları noktasında projeler üreterk umut olalım, yoldaş olalım, gardaş olalım, bir şeyler yapalım. Bir şey yapmalı, bir şeyler yapmalı. Bir şey yapmalı bir şeyler yapmalı.

**BÜLBİLAN YAYLASI NERESİ KİMLERE AİT?

Ardahan, Artvin, Erzurum illeri arasında 2860-3000 metre yükseklikte, zengin bitki örtüsüyle kaplı olan, Kuzey Anadolu'nun en büyük yaylası. Bir zamanların doğunun karadenize açılan tek kapısı. İpek Yolu üzerinde Yalnız Çam Geçidi'nin zirvesi.
Sağara Geçidi'nden başlar Erzurum Olur Şenkaya sınırına kadar uzanan bu yaylada 65 yaylanın yeraldığı Doksan Harbi sırasında askerin Rus, Ermeni, Gürcü işgalinde topçu birliklerinin yayladan geçişi sırasında duman ve sisten yolunu kaybederek bir bülbülün ötüşü istikametinde yürüyerek bu meskene ulaşarak askerin burada ikamet etmesi duman çekildikten sonra bu güzellkteki yaylamıza o meskene Bülbülhan ( bülbülünhanı) adını vermişler. Ordan asker, topçu birlikleri Erzurum'a geçer. İşte o askerin güzergahı top yolu aynı zaman da Artvin'le Ardahan arasındaki sınırı çizmiştir. Ancak 1965 yılında Artvin ile bizim Bağdaşen (kinzodamal) köylüleri arasında savaşı andıran çatışmaların yaşandığını hatırlıyorum. Bu anlaşmazlıklar bugüne dek sürmektedir. Zamanın muhtarı Ali Şenel bu yaylaya yerleşen hopa Hemşinlerini çıkarmayı başarmış ancak buralara halkımızın yerleşmemesi sağlanmadığından tekrar dostluk ilişkileriyle tekrar yerleşmelerine sebebiyet doğurdu. Sonraki muhtar Fehmi Bozkurt tekrar davayı yenileyerek hudutları yeniden belirlemesini bakanlık mezninde eski kararları aynen onayladılar. İçişleri Bakanlığı'ndan gelecek heyetin karar nezninde yer belirlemesi gerekirken mevcut muhtar alelacil Ardahan'dan bir ekiple yer belirlemeye çıkmış ve yanlış tespitle karardan halkın yine rahatsız ve tedirgin olduğu, tartışmaların hala devam ettiği aşikardır. Bu yayla zamanında yurdumuzun hepsine hitaben Pazar ve panayır yeri olmasına rağmen aynı zamanda Teksas gibi bir mezkendi. Zamanla insanların göçü taraflı siyasilerin Artvin bağlantı yolunu Şavşat Sahara'ya almalarından bu Pazar yeri yıkılan hanlar restaurantların kalıntıları yeniden hayata geçirme anlamında yayla turizminin canlanmasıyla ben de bölgeyi iyi bilip tanıyan bir eğitim emekçisi ve sivil toplum başkanı olarak emekli olduktan sonra 2005 yılında bir şenlik başlatarak yeniden yaşatma yolunda yeniden yapılanması meclisten sayın vekilimiz Ensar Öğüt ve Saffet Kaya'nın da katkılarıyla muhtarımız Fehmi Bozkurt'la birlikte sorunlarımızı dile getirme, turizm anlamında ivme kazanması köyümüzü örnek köy alt yapı projesi parke döşemesi gibi çalışmalar sağladık. Tüm Ardahan büroksisine de emeği geçen siyasileri sonsuz teşekkürler.
**Ardahan Dernekler Federasyonu Eğitim Sekreteri

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan