Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 43
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 6 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 224 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 236 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Y e n i y o r u m l a r
Yazar Fakir - Ekim 26 2012 - 20:43:40
Yazarlarımızı okuyor musunuz?
GERÇEĞİN ALTINI KENDİ KALEMİMİZLE ÇİZELİM

Yavuz Naim Kızılkuş Ardahan'ın ÖSYS'de bu derece başarısız olması, Ardahan'ın ve Ardahan halkının okumaya olan ilgisini, okumaya verdiği değeri anlatıyor gibi geliyor bana.
Çoğunluk bu durumu, büyük bir oranda Ardahan'ın ekonomik yapısıyla örtüştürmeye çalışıyor ama bilmeliyiz ki, Türkiye'nin diğer illerinin ekonomik durumu Ardahan'dan çok farklı değildir.
Bu başarısızlık böyle devam ederse, geleceğin Ardahan'ı; okumamış, geri kalmış, bürokraside gücü olmayan, dışlanmış insanların Ardahan'ı olacak.
Ardahan halkı, bazı siyasetçilerin, kişilerin siyasi ve ekonomik çıkarları uğruna sistemli bir şekilde çağın gerisinde bırakılmak isteniyor. Geleneğimizi, göreneğimizi koruyalım söylemiyle kafası resmen tarihteki ortaçağın karanlık, cahil sayfalarına sokulmak isteniyor. Bu durumun farkında olan birçok insan olmasına rağmen nedense bu farkındalıklarını ortaya koymuyorlar.
Ardahan'da her yıl temmuz ayının ilk yarısının belirli günlerinde festivaller yapılmaktadır.
Bu festivallerin şimdiye kadar Ardahan'ımıza bir getirisi olmadı.
Örneğin Çıldır Gölü Festivali: Gölü kirletmekten, bazı siyasetçilere siyasi rant ve kendini ozan zanneden çığırtkanlara ekonomik rant sağlamaktan başka getirisi olmadı. Köy ve ilçe derneklerimiz kış aylarında İstanbul'da birbirleriyle yarışırcasına kaz geceleri düzenliyor ve çoğumuz da bu düzenlemeye destek veriyoruz.
Sonuç: Bir kaz budu yemek ve bağırış çağırış ile bolca tepinme. Getirisi yine bazı siyasetçilere ve kendini ozan zannedenlere…
Bu benim çok zoruma gidiyor. Çünkü bizler siyasi ve ekonomik çıkarlar için resmen kullanılıyoruz.
Olayın özüne gelirsek:
Ardahan, 2012 LYS-1, LYS-2, LYS-3, LYS-4 sınavlarına katılan adayların alan puanlarının ortalamalarına göre, 224,537 MF puanıyla 81. sırada, 231,559 TM puanıyla 80. sırada, 235,788 TS puanıyla 80. sırada yer almıştır.
Bu puanlar Ardahan'daki Okulların, Öğretmenlerin, Velilerin, Ardahan'ın sosyoekonomik yapısının ve Türkiye'deki eğitim sisteminin bir göstergesi, bir aynası olsa gerek.
Peki, bu acı durum karşısında biz Ardahanlılar ne yapmalıyız? I
Olaya siyasi ve ekonomik kaygılardan arınarak yaklaşmalıyız yani kendi yüreğimize sarılma cesareti göstermeliyiz. Bütün başarıların yolu buradan geçer.
Ardahan'ın sorunları, Ardahan'da tartışılır, Ardahan'da çözülür,
İstanbul Esenyurt'ta tartışılamaz ve çözülemez gerçeğini görmeliyiz.

II
Bilmeliyiz ki, hayatta başarılı olmanın birtakım kuralları vardır.
ÖSYS başarısı da sadece kuralına göre çalışmayı gerektirir.
ÖSYS'de başarı, hiçbir şekilde üstün zekâ ve yetenek gerektirmez.
Bu gerçeğin altını kendi kalemlerimizle kalınca çizelim.

III
''Refaha erişmenin, kuşaklar arasında belirgin bir fark yaratmanın ve sınıf atlamanın en garantili yolu eğitimdir.''
Bu nedenle; çocuklarımıza bırakacağımız "en iyi miras, en iyi eğitimdir'' gerçeği ile hareket ederek:
- Okullarımızın rehberlik ve psikolojik danışmanlık çalışmalarına ağırlık vermelerini,

- Belediyelerimizden, derneklerimizden bu alanda seminerler, paneller düzenlemelerini kitapçıklar çıkarmalarını, gençleri okumaya teşvik edecek, onları yüreklendirecek festivaller, geziler vs. düzenlemelerini istemeliyiz.

Şunu iyi bilelim ki, bu durum karşısında belediye başkanlarımız, dernek başkanlarımız, bazı sivil kuruluşlarımız en az bizler kadar hassas ve bir şeyler yapmaya hazırlar.
Saygılarımla, yazılarım devam edecek!
Yavuz Naim Kızılkuş
( Çıldır'lı Matematik Öğretmeni) Ankara...

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
APE FEZO’NUN ARDINDAN..

Fakir Yılmaz **Uğur ÇELİK

Çocuktum!
12 Eylül sonrasının Karagöl mahallesinde yaşayan, ayakkabı boyacılığı yaparak büyüyen, büyümeye çalışan 8-9 yaşlarında bir çocuktum.
Sıradanlaşmış günlük yaşamım içinde;babası esnaf olan arkadaşımın yanına uğramıştım. Belirgin üzüntüm ve mutsuzluğum dikkatini çekmişti. Nedenini sordu. Benim gibi insanların fazla olduğu etnik kimliğimden dolayı hakarete uğramadığım bir yerde yaşamak isteğimden bahsettim.
Bana dönerek : -Peki en çok Kürt nerede yaşıyor biliyor mu sun? diye sordu
- Bilmem dedim.
-Diyarbakır da! dedi. Orada herkes Kürt dedi.
Şaşırmıştım.
Ve devam etti ;
- Burada da Fezo amca var! Dedi göğsünü şişirerek.- Ardahan da ki Kürt lerin amcası, koruyucusudur o!
- O şu anda burada olmadığı için bize, bizim gibilere böyle kötü davranıyorlar dedi durak sayarak.
- Ama merak etme yakında geri gelip, onlara gününü gösterecek dedi. Büyük bir hiddetle.
O an öğrendiğim bu bilgilerin etkisiyle donmuş kalmıştım. Hem heyecanlanmış, hem şaşırmış, hem de farklı bir düşünce dünyasını aralamıştım.
Aradan uzun yıllar geçti. Şunu bugünde rahatlıkla da söyleye bilirim ki; o günün koşulların da Fezo adı, Kürtler ve yörede bilinen adıyla Fezo ye Hite adı sadece benim ve arkadaşımın çocuk yüreğine su serpmiyor, o gün Ardahan da yaşayan tüm mazlumların yüreğine su serpiyordu.
Çünkü Fezo amca her zaman mazlumun, fakirin, ezilenin, gelir dağılımında en altta bulunanların yanında yer alıyor, onların mutlu ve adaletli bir yaşam kurması için mücadele ediyordu.
Aradan uzun yıllar geçti demiştim.
Fezo amcayla tanışmak, ellerinden öpmek, yaşamını öğrenmek, nasihatlarından faydalanmak bana da nasip oldu. Onu gözlemlemek yaptığı şeylerden ders çıkartmak ve daha da önemlisi onu anlamaya çalışmak benim için çok önemli bir süreçti.
Zaten ömrü de hep insanlara hizmetle geçen bir insan tanıdım. Birileri rant kavgasında büyük payı alırken o her zaman yaptığı tercihlerle hizmeti seçmişti. Yaşam mücadelesinde ailesi de onun yolunu sürdürerek hep hizmetler sektöründe yer aldılar.
Fevzi Yılmaz’ı var eden en önemli faktörü; Gururu ve kişiliği olarak görüyorum.Onun her zaman arkasında duran, destek veren ihtiyaç duyduğuna omuzlayan ailesi, kardeşleri ve kısmen de arkadaşları nı da anmak istiyorum.
Aksi durumda bir insanın bu kadar cesur olmasını, fedakar olmasını,tanımadığı insanlar için mahpuslarda yatmasını ve yaşam riski almasını adlandıramıyorum.
Kendimce anlatmaya çalıştığım bu yiğit insanın aynı zamanda çok zarif ve yufka yürekli olduğunuda belirtmeden geçmek ona yapılacak en büyük haksızlıktır bence.
Onun yersiz yurtsuz, Ardahanlılar arasında Deli Celil olarak tanınan bir muhtaca yer vermesine, her gün onun yemeğiyle ilgilenmesine, kendisi orada olmadığı zamanlar da çocuklarına Celil’i doyurma talimatı vermesine ve her hafta Celil’i elleriyle yıkamasına yaptığım tanıklığı ömrüm boyunca unutmayacağım ve herkese örnek olası için anlatacağım olaylardan birisidir.
Onun için çok şey söylenebilir, anlatılabilinir mutlaka!
Ama bunların içinde bence en önemlisi; Eğer bugün Ardahan da Göleleiler, Hoçvanlılar ve hele hele hergün Mutruf olarak hakarete uğrayan Yenimahalleli Kürtler yaşıyorsa bunun en temel sağlayıcı kişiliklerinden biridir Fevzi YILMAZ..
Kesinlikle abartmıyorum.
İnsanlar, hele hele köşebaşlarını tutmuş olan bazı belengazlar mutlaka sürgün kararlarını ve bunun önüne tek başına dikilen Fezo ye Hite yi hatırlarlar.
Her ne kadar o günleri unutmak isteseler de mutlaka hafızalarında yer etmiştir o sürecin olayları.
(Gerçi zihniyet değişmediği için yakın geçmişte de benzer olaylar yaşanmıştı.
Kaderin cilvesi ya ; bu seferde Fevzi YILMAZ’ın çocukları ve yeğenleri direnmiş, olayların farklı noktalara sürklenmesini önlemişti)
Bu söylediklerim orta yaş kuşağının altındaki gençler için abartılı gelebilir.
Ama orta yaş kuşağının üzerindeki Ardahanlılar söylediklerimi eminim çok yetersiz bulacaklardır.
Aslında onu tanıma şansına sahip olan bizler kayıp bir kuşağın temsilcisi olduğumuzdan, gelecek kuşaklara bu kişiliği anlatmak en büyük görevimizdir bence..
Fezo amca için susuzların susuzluğu giderebileceği bir çeşme yaptırmak, Fezo ye Hite çeşmesi adını vermek bence sevenlerine, üzerlerinde emeği olanlara düşen en büyük görevlerden biridir.
Onu bir daha rahmetle anıyorum.
Rehma Xade lı ser de da qet qem nebı! ( Allahın rahmeti üzerinden hiç azalmasın)

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
GÖLE GÖZLEM GAZETESİ'NİN BAŞ YAZILARI
Birbirine Destek Çıkmayan Hemşerilerim!../Selahattin SAKİNOĞLU

Göle'nin Tek Günlük Gazetesi Göle Yeni Gözlemin Gözlemleri .. Son bir aydır Göleli hiçbir pazarcının tezgâh açamadığı Ardahan pazarına diğer sebzeciler grubunun da alınmadığı bilgisi alınırken, Göle'de yayım yapan iki gazetenin de olaya tepkili baktığı görüldü.
Ayrıca Ardahan'da bulunan zabıta komiserinin de bu görevinin layık'ı ile yapmamasının da sebebi kafaları karıştırırken Göle Belediye Başkanı Sabri Muratoğlu'nun da Göleli pazarcılar ile gidip yer bulmadan dönmeleri de kafaları karıştırdı.
Sonuç olarak Göleli pazarcılarımızın Ardahan pazarına alınmamasından dolayı bizimde Çarşamba günleri açılan pazarımızda Ardahan'dan gelen esnafları almayıp tepkimizi gösterebiliriz.
Ayrıca Ardahanlı vatandaşların işlerini halletmeleri için Belediye başkanına değil orada bulunan Zabıta komiserine gitmeleri daha iyi olur.
Sonuçta orada tek sözü geçen zabıta komiseri değil mi?
Ayrıca bu olayların artık çözülmeyeceğini hepimiz bildiğimiz için Göle'de Çarşamba günleri açılan pazarın da Perşembe gününe alınarak karşılık verebiliriz.
Sonuçta Ardahan'ın bel kemiği Göle değil mi?
Tüm bu yaşanan tatsızlıklara rağmen, zabıtanın suçlu olup Pazar esnafının 6 ay hapis cezasına tutulması sizce garip değil mi?
Haberi manşetten verdiğimizde o habere gülen Göleli hemşerilerim, sizler bizim verdiğimiz desteğin çeyreğini verip Belediye başkanlığının önünde bir propaganda yapıp tepkinizi gösterebilirdiniz!
Neyse siz kahve köşelerinde dedikodu yapmaya devam edin, biz hemşerimize sahip çıkarız.
golegozlem@hotmail.com-0554 604 84 49

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Yazıyorsam Sebebi Var/Fakir Yılmaz
Otu kim getirecek?

Fakir Yılmaz 'Yandık bittik, kurak geçti, tüccar olmadığı için elimizde kalan hayvanlarımız kırılacak' diye feryat edip duran, bizlerin yazmasında, çizmesinde medet ve umut bekleyen, vekillerin Ankara'da çözüm aramasını isteyen ünlü, ünsüz köylümüz armut piş, ağzıma düş diye bekler ha yağdı, ha yağacak karları ve de -40 derece kışı..
Evet iki gümrük kapısı olmasına karşın sınır ticaretinin yapılmadığı bir kentin Çiftçisi, köylüsü ve bunların sözde temsilcisi yaklaşan kış öncesi kaba yem sıkıntısı yaşayacakları belirtip, ağlarlarken, şurada 90 kilo metre uzaklıkta Posof'a kimse gidip, sınır ötesinde bol olduğu söylenen otu nasıl getirecekleri yönünde bir adım atmazlar..
-Efendim ele diyorlar, bele diyorlar deyip durup, bu yönde bir adım ileri atmayan köylünün bir çoğunun o Posof Türkgözü Gümrük Kapısının nerede olduğunu bile bilmediğini adım gibi emin olduğum Ardahan'da Ticaret ve Sanayi ile ilgilenmesi gerekenlerin Çıldır gölü kenarında kuruyan fidanlar için açıklama yapar dururlar..
Ziraat Odası'nın nerede olduğunu, ne işe yarağını bile sorgulamayanların gelip bizlere, 'Ne oldu ithal ot?' diye sorarlarken ellerinde ki hayvanların fiyatının her geçen gün biraz daha düştüğünü anlamazlar bile..
Çünkü bizim toplum hiçte öyle atılkan, kendin pişir, kendin ye alışkanlığına sahip olmadığı gibi birilerinin pişirip, ağızlarına koymasını beklediğini bilirim..
Evet otu kim getirecek diye çeper diplerinde bu yönde konuşup, tartışan köylümüzle ilgili daha çok haber yapacağız gibi..
-Köylü bitti, hayvanlar yemsizlikten bitap düştü, çiftçi zor durumda.. diyerek..
Bu memleketin gelişimi ve büyümesini sadece ve sadece bir valiye, 5 kaymakama bağlayan, onlar yapmaz ise gazetecilere koşup, 'Aman yandık, aman bittik' diye feryat edenlerin bu kente ki sorunların çözümüne nasıl bir katkı sunduklarını da merak etmiyor değilim..
Örnek olarak köylerine yapılan su şebekesini uzaktan izleyip, sonrada iki santime gömülen boruların -40 derecede patladığını gelip bize anlatan o köylüler acaba o boruların iki santime gömüldüğünü hiç mi görmediler, hiç mi, 'Ne yapıyorsunuz, bu devletin, milletin parasını çöpe mi atıyorsunuz?'z diye ordular mı?
Hayır, çünkü otlarını da gazeteci yazar, vekil sırtına atıp getirir onlara.
Hükümetlerde tembelliğe alıştırmış ya ondan..

**Dernekçilik bu olmalı..

Kurucularıyla İstanbul’da tanışıp, bir nebze de olsa fikir babalığını yaptığım Ardahan Yatılı Bölge İlköğretim Okulu Derneği nihayet kuruldu..
Ve en sevindiğim şey ise bu derneğin diğer dernekler gibi Ardahan’ın görmeden, Ardahan ismini taşımayacaklarını ilk etkinliklerini Ardahan’da yaparak ortaya koymalarıydı..
Çünkü Ardahan’ı düşünüp, ona yönelik her hareketin onunla, onun içinde yaşayanlarla çözüleceğini anlamayanların dernek üzerine dernek kurup, Ardahan’ı uzaktan kurtardıklarını bilen en bilen biriyim..
Evet Ardahan Yatılı İlköğretim Okulu’nda okuyup bir çokları gibi gerek eğitim, gerek sağlık, gerek ise yıllardır beklenen hizmetler dolaysıyla göç etmek zorunda kalan insanlardan olan bi grup eski YİBO mezununun kurduğu dernek hayatta..
Ve buda Ardahanım için birilk oluyor..
Çünkü onca derneğin yanında okullara, eğitime hitap eden bir derneğimiz bugüne kadar yoktu.. Hayırlı olsun..
Dün Ardahan’da verilen ve pırıl pırıl öğretmenlerimiznde katıldığı yemekle ilk faaliyetine başlayan Ardahan Merkez Yatılı İlköğretim Bölge Okulu Mezunları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği bir ilk olduğu gibi ilk güzel bir örnekte oldu..
Çünkü eitim/öğretimde son 10 yıldır hep sondan birinci olan Ardahan’da bu tür sivil toplum örgütlerine, duyarlı insanlara ihtiyaç var..
İlk etkinliğini Ardahan’da yapan ve ilin belediyebaşkanı, İl Milli Eğitim Müdürü’nün tam destek verdiği bu gecede yaşananları görmenizi isterdim.
Öyle ki çokta imkanları olmayan bir grup insan işini, gücünü bıkramış, İstanbul’dan Ardahan’a dönmüş ve Ardahan’da ki eğitime nasıl bir katkı sunar, nasıl bir omuz veririz diye çırpınıyordular..
Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy’un Ardahan’da yaşanan eğitim sorunun diğer önemlibir ayağının ailelerin öğrencilerden kopuk olması olduğunu belirtip, bu derneğin ve diğer bir çok kuruluşun öğrencilerimizle velileri bir araya getirmesini umduğunu belirtmesi de ayrı bir önemli noktaydı Ardahan’da ki eğitim, öğretim için.. Bunun nedeni ise biz velilerin işi ya tek bir müdürün başına ya da daha yeni işe başlayan öğretmenlerimizin sırtırna attığımızın farkında değiliz..
Bundan dolaydırdı mı, ‘Dernekçilik bu olmalı’ deyip, umutlandığımız..
fakiryilmaz323@hotmail.com-0.535. 418 32 58

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Sivri Sinek İle Uğraşma, BATAKLIĞI KURUT!/Ozan Umut Suci.

Umut Suci Bir ailenin geleceği, o ailenin yetiştirdiği çocuğa bağlıdır.
Bir ülkenin geleceği ise, o ülkenin yetiştirdiği vasıflı ve genç nüfusa bağlıdır.
Maalesef geçmişten bu yana gerek hükümetlerin gerek ise devletin yanlış politikaları yüzünden bu işe çözüm bulunamamıştır.
Maalesef bunu üzülerek söylüyorum, öyle bir duruma gelmişiz ki, ne tam olarak ailelerin çocuklarından bilgisi var, ne de yönetenlerimizin insanlarımızın hakkında yeterince bilgisi var.
Oysa anne ve babalar çocuklarını takip edip ve gözden geçirmelidir.
Bizi yönetenler de halkının beklentisini, duruşunu ve objesini müşahede etmeli ve politikalarını ona göre yönlendirmelidirler.

Bizi idare edenlerin, vatandaşları yeterince tanımaması ülkemizde çok büyük bir vahamet yaratarak aileler arası ilişkileri bozarak darma dağın bir aile objesi oluşturmaktadır.
40 senedir bitmeyen anarşi ve terör durumu yanlış politikalar yüzünden devam etmektedir.
Son dönemde ekonomik ve sosyal nedenler üzerinden boşanmalar artmış, çocuk yaştaki evlilerin, çocuklarına sahip çıkmayan ailelerin yuvası yıkıldıktan sonra geride kalan çocukların angarya koruma ya alınan çocuklar, aile şefkatinden yoksul, şiddet, nefret, zoraki zordan kurallar içerisinde zar zor hayatını idame ettirip kurumlardan kaçarak, kurtularak, köprü altlarında, parklarda mekruh yerlerde yaşamayı tercih edip, hiçbir terbiye ve eğitim almadan al orta yaşayarak uyuşturucu, içki, tiner, madde bağımlısı olarak adeta toplum içinde patlayan bir atom bombası gibi tehlike saçmakta olup teröre, anarşiye, ahlaksızlığa büyük bir malzeme olmuştur.
Bu insanlık dramı son zamanlarda hızla çoğalarak, hat sefaya tırmanmıştır.
Aile içinde intiharlar, aile içinde şiddet gibi her türlü olumsuz rezaleti beraberinde getirerek adeta kanayan toplumsal bir yara gibi kendini belirtmiştir.
Sadece İstanbul da binlerce, belki on binlerce çocuk anakent varoşlarında sığınmasız, sorumsuz, başıboş yaşayıp toplumun her kesimdeki insanlara gerek maddi gerek ise manevi yönden tehlike saçmaktadır, cinayetler işlenmektedir.
Kötü niyetli insanlara malzeme olmaktadır.
Bunun yanında ailesi dağılmış yetişkin ve yaşlıları hesaba katarsak ülkemizde başlı başına bir aile dramı yaşanmaktadır.
Bu birikim birkaç senenin ürünü olmayıp, yılların yanlış politikasından kaynaklanmıştır.
Ve şimdi ise kambur o kadar büyümüş ki sırtta taşınmayacak hale gelmiştir.
Peki, çözüm ne? Hemen cevap vereyim.
Ülkemizde temel aile yapısı ve çekirdek aile düzeni olmalıdır.
Bu temel aile bireylerinden, aile içinde aklı başında ve tutarlı bir aile ferdi sorumlu olmalıdır.
Bizzat kızlar ile anneler, erkekler ile babalar çok yakından ilgilenmelidirler.
Çocukluk evresinde 01 - 09 yaş arası çocuğa yansıyacak aile içinde şiddet, kavga, içki, kumar, hovardalık gibi herhangi bir olumsuz davranışa bulunulmaması gerekli olup, anne ve baba çocuğuna gerekli bir örnek teşkil etmelidir.
Ayrıca temelde anne babanın evlatlarına din ahlaklı terbiye hakkında eğitim vermeleri lazımdır. Aile ilişkisi komşu ilişkisi çevre ve örf adet gelenek göreneklerden faydalı olabilecek konularda çocuklar bilgilendirilmelidirler. Temel aileden sorumlu aile reisi her yıl temel aile durumunu rapor edip her ilçede olabilecek sosyal politikalar temel aile dairesi adında bir kuruma durumu bir dosya şeklinde sunmaları gereklidir. Söz konusu kurum elemanları sosyolog, psikolog, aile bilimcileri, felsefecilerden ve ilgi dalı ilgilililerden oluşturulup temel aile dökümasyonu gözden geçirilip gereken boşluklar doldurulmalıdır. Çocuklar 0-5 yaş arası mutlaka ailelerinin yanında kalmalıdırlar. Çocuklar 0-2 yaşına kadar annelerinin sütüyle beslenmesine lazım olup. Herhangi bi olumsuzluktan dolayı tıppi beslenme destekli yardımlarda bulunmalıdır. Her temel ailenin çok detaylı genel profil dokümanını çıkararak işlemler bu evrak üzerinde yürütülmelidir. Çocuklar 5 yaşını doldurduktan sonra kentsel ve kırsal bölgeler olmak şartıyla 2 yıl günde en az 4 saat kreşlerde uzmanlar tarafından ilk okula doğru eğitim verilmelidir. Bu 2 yıl aile ile okul arasındaki bir uzantı olup çocuğun hazırlanma konusunda bir metetot olmalıdır.0-7 yaş arasında çocukları olan ailelerin çalışan fertlerine özel izin tanzim edilmelidir ve mutlak ve mutlak aileler çocuklarına zaman ayırmalı akşam olunca anne baba ve çocukların bir arada kalması ihmal edilmemelidir. Arkadaşlık unsuru 2 senelik kreşlerde oluşturulup ilk okulda perçümlenmelidir.İlk okuldaki öğretmenler itinayla seçilmeli, teorik ve pratik çocuk eğitim testinden geçirilmeli sorumluluk derecesi belirlenmelidir.Sadece zamanı dolsun diye çocukları okutmak değildir.Öğretmenin talebesini annesi ve babası kadar yakın olmalıdır.Bu görsel olmayıp aklen ve kalben olmalıdır.Bu durumdan yoksul olan öğretmenler tespit edilip farklı meslek alanlarına kaydol olmalıdır.Yani öğretmen görevini zoraki değil severek yapmalıdır.9-13 yaş arası çocuklara bizzat annelerinin kızlarına yardımcı olmalıdır.Okullarda cinsellik ve din dersi ağırlıklı olarak verilmelidir.Çünkü 13-15 yaş arası gerek kızlar gerek erkekler olsun ruhsal fiziksel olarak çok tehlikeli bir durumdan geçtiklerinden bazen irade dışı davranışlar kişilerin hayatını zindan edebilir.13 yaşında kişisel yetenekler öne çıktığında çocuk analiz edilip eğitimin becerisi olduğu kaynağa doğru yönlendirilmelidir.Çocuğun orta eğitiminde hangi yeteneğinin hangi meslek dalında olduğu tespit edilip o meslek üzerinde eğitim almalıdır.Her ilde üniversiteler her ilçede fakülteler olmalıdır.Çocuklar eğitimlerini kendi bölgesinde tamamlanması sosyal aile politikası için daha faydalıdır.Devamını da çok yazacığım. Bizzat çözümleri yazacağım.Bu benim kişisel görüşüm olup kimseyi bağlamaz.
Araştırmacı, Gazeteci, Yazar

Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
ANA DİLİMİZ/Mehmet Avşar

Kürt Dili Tanrının insanlığa sunmuş olduğu olduğu kutsal bir olgudur dil. Dilini kaybeden kişiliğini, karekterini kaybetmiştir, artık o insan, insan dan artakalmış bir şeydir.
Halk arasında şöyle bir inanış var; ''Anadiller ziyaret gibidir, anadillere kalkan elleri Allah felç eder.'' denilmektedir.
Ana kucağı kadar sıcak, ekmek kadar helal, su kadar azizdir anadiller.
Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan diller var Dünyada, bu dilleri koruma altına almak için Unesco ve Harvard Üniversitesinin de desteğiyle, Ardahan Üniversitesi Rektörü Ramazan Korkmaz bu konuda bir çalışma başlatmıştır.
Geçenlerde kendisiyle yaptığım röportajda Korkmaz,'' Anadiller dünyayı süsleyen çiçekler gibidir,her dilde gizli birçok zenginlik bulunmaktadır. Bütün ana diler kutsaldır. Dilleri koruma altına almak bütün insanlığın görevidir.'' dedi.
Anadiller için söylenmiş çok güzel sözler var, Türk ve Dünya edebiyatında işte bunlardan bazıları;
Bir ulusun bütün yönetimi bana bırakılsaydı, ilkin dilini düzeltirdim. Çünkü, dil düzgün olmayınca söylenen anlaşılmaz ve yapılması gereken yapılmadan kalır, böyle olunca töreler ve sanat geriler, adalet yoldan çıkar, halk çaresizlik içinde kalır. İşte bundan dolayı söylenmesi gereken başıboş bırakılamaz. Bu her şeyden önemlidir.
Konfüçyüs
Ana dille uzanan el, namusa uzanmıştır.
~ Cemil Meriç ~
Dilini kaybeden bir millet, herşeyini kaybetmiş demektir.
~ Peyami Safa ~
Bir ülkenin kanunlarının çiğnenmesinden sonra en büyük suç, dilinin çiğnenmesidir.
~ Walter Lanoor ~
Millet, edebiyatı olan topluluktur.
~ Balzac ~
Bana mükemmel bir lisan ver, sana büyük bir millet teşkil edeyim.
~ Leibniz ~
Kendi dilini tam olarak bilmeyen, başka dilleri de bilemez.
~ Bernard Show ~
Herhâlde münevver bir insanın, anadilinden en az 30.000 kelime bilmesini zaruri bulurum.
~ H. Saadettin Aral ~
Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır.
~ Ludwig Wittgenstein ~
Bir kimsenin ne söylemesi gerektiğini bilmesi yeterli değildir; nasıl söyleneceğini bilmesi de gerekir.
~ Aristo ~
Dil, insanın karakterinin bir parçasıdır.
~ Bacon ~
Bütün dilleri ana dillim gibi görüyorum. Hepsinin önünde saygıyla eğiliyorum.
**SABAH GAZETESİ İL TEMSİLCİSİ/05414757500

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan Öyküleri/Yılmaz Yalçıner
Tabanı kırık ayakabı-

Yalçıner Yılmaz İti sıçırtmamışım, yeni ayakkabımı çalsınlar.

Ayakkabını yatanda baş ucuna koydu. Yastığın kırlentine kundurası sürtündükçe kırlent boyandı.
Sabah uyandığında kırlentin berbat olduğunu anası görmesindi; görüp güne bir gündemle günü günün ahengini mahvetmesindi, kırlenti alel acele tersyüz etti.

Yorgan yokuştan kayarak halının üzerine çullanmıştı. Yorganın yüzü naylonumsu kumaşla astarlanmıştı.
Koşata varanacak yastık, kırlent yatak yüng yatak hepsi yüngdü, kırlentler kaztüyüydü birsade.
O oda ters taraftaydı. Cümle kapısına demek istedim.
Gece çok soğuk olmuştu. Kapılar: feleği şaşmıştı.
Kırlent salona çıktı diğer odalar ve mutfak, banyo hepsi salona gelirdi, ısınırdı.
Burası ısı dağıtım merkeziydi. Evin hanereisi Kudbettin Dayı evi planlamıştı.
Şimdiki gibi; az önce söyledikleri söyler söyler ve söylerdi.
" Sıcak salon eşikten sonra dış avluya söz çattıramazdı.

Anamdan doğdum doğalı fizik yasalar diye tutturmuşlar bu söylemi. Bu fizik yasası söylemi söyleyenler: Fizik yasası uyarınca eksi bilmem kaç derece gereğince ölümallah savukluğa salonun sobalığı etki etmezmiş falan. " Kubdettin Dayı bunu söyledi. Söyler söylemez yeni sözüne geçti.

O yeni sözünü birtaraf edelim.
Kırlent adamın koltuğualta yapışmıştı. Suç ortaklığı yapıyordu desem ne olurdu ki? Kırlent’in bildiği, kendi insiyatifidir.
Ayakkabı bir çift kunduraydı. O parayı pul sayıp almıştı. Her işte çalıştı, güzden iki ay al, kışın iki ay’ını karıştır: Toplamı sıfır olmayan ay beher sayı say! Denildiği gibi sayının düz çıkması lazımdır.
Toplamı sıfır çıkan sayı ile toplamda sıfır çıkmayan sayılar: İlki siyah ve beyaz gibi... ikincisiyse siyah beyaz ve gri gibiymiş!
Bereketli paraymış kunduraya saydığı para. Niye ayağına geçirmeden evden çıktı? Kundura verilen parayı karşılıyordu.
İngiliz demişliği: Ucuz ayakkabı alacak kadar zengin değilim!
Kırlenti ayakkabı yerine almış. Çarşıya vardığında koltuğualta kırlentin kikerdiğini gördü. Cin vurdu başına çıktı.
Garson başına bitmişti. Ayakkabı yerine ayağına karı pilacı giydiğini söyledi garson.
- Çay getirem abi içirsin? dedi.

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Sizde bir reklam verin, binlere ulaşın ..
Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Sizde bir reklam verin, binlere ulaşın ..
Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Sizde bir reklam verin, binlere ulaşın ..
Sizde bir reklam verin, binlere ulaşın ..
Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Sizde bir reklam verin, binlere ulaşın ..

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
**SİZDE BİR REKLAM VERİN BİNLERCE İNSANA ULAŞIN ..
Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Sizde bir reklam verin, binlere ulaşın ..
Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan