Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 53
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 5 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 223 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 235 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Yazarların Yorumları
Yazar Fakir - Şubat 02 2013 - 18:42:01
Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan Öyküleri/Yılmaz Yalçıner
Yaz Yürüyüşleri

Yalçıner Yılmaz  Ardahanda adet olmak üzere erkek milletine has verdişetmedir.
Yürümenin toplumsal faydası: Selamlaşılır, sefahoş edilir, ölen- kalandan haber alınırdı.
Yürüme fitarihten... kadim,en beleş vesayitti.
Yeri yavrum yeri!
Kışın evde oturmaktan.Yazın bolluğuna gıran giren yürümeler.
Dünya kındıl kalıyor açıldıkca addımlar.
Boşuna askerde PİYADE dememişler yürüyüşcülere.
Oniki kişi sırayla açıldımı: Koca dağlar, dereler, insan ayakizinden cüce.
Oturduğun noktadan büyür arazi: Kalk! Gez! Yürü!..
Şu bunu tanıtlar: Dünya küçük insan büyük.
Kilometre başı birer adamla birer adım aç... mesafe bir kilometre olsun. Ardahan'dan Kars'a, on adam açılsın, on kilometrede bir...
Dağ dağa kavuşmazmış, insan insana kavuşurmuş.
Genciyle, yaşlısıyla güniçinde, akşamüstüler dahil ... Cincorop yolunda herkes yürüyüşte...
Yürümeye çıkan gençler, yaşlı piyadeleri selamlamaya hazırlanmış olurdu.
" NASIL DURSAM NE KADAR YAKIN OLSAM NE DESEM NE DEMESEM"
Hıyo Dayı,
- Eeee nasıl gidiyor beyler?
- Sağol dayı!..
Hıyo Dayı allah var gün görmüş adam. Çocukların cebine para sıkıştırdı. Her cebe, ayırmadan ama.
Allah bağışlasın el çocuk yetiştirmiş ki: Güldalı.
Ardahan ahalisi kendi çocuklarını diğerlerin çocuklarıyla illa kritize ederdi. Etmezse olmazdı. Ölçecekti, ölçerdi: Hikmetinden sual olunmazdı.
Nedeme?
Elalem modern zamanlarda her bireyi kendi özelliğiyle değerlendirirdi. Hiç'te hiçlemezdi çocuklarını.
Bizim anababalarsa olanı kopanı havaya savururdu: Üfürürdü!
Hallefendi yolu, akşamüstü arkadaş gurupları yürüyüşte. Şoseyol kum tanecikleri kunduraların ezdiği müzik nağmeleriyle erkekliğe zeval getirmeden inim inim inliyordu.
Kunduralar çifter çifter boyanmıştı. Parası olmayanda cila attırmıştı.
"Hatrın var abi " demişti boyacıçocuk ve beleş kadife fırça atmıştı: Abisi yaşındaydı kundurasını boyatamayacak kadar parası olmayan genç.
Gezmek... yazının konusu ve Ardahanı Ardahan yapan bir hususun... yaz yürüyüşleri mahalle demeden şose, cadde, sokaklarda intizamlı yapılırdı.
Lojmanların oradaki kaldırım, hayatın böğründe Kemo'nun dizine ancak gelirdi. İnzibatlar nöbette olurdu. Taşlığa bakan kapıda olurdular. İnzibatların elbiseleri aynı kalırmış, askerler değişirmiş. Büyüdüğümde anlayacaktım bunu.
İbrahim Avşar karşı evde otururdu. Kazım Ustanın eviyse yolun solundaydı.
Ganime Nenegilin evin çepere dayanan yolu, aşağıdan yukarı çıkardım.Lojmanların önünden yola... çarşıya.
İnzibatlar lojman kaldırımında yürürdü. Aynı kaldırımda gençler: Ufka fırçayla sürülmüş, uzun ufki, geniş, başsız, sonsuz yatay hattı yürürdüler...
Tat İskender'in bostancılara kiralanmış karanlık, ışıksız, kapısı penceresinden küçük, kireç boyalı üstüçatısız ama otbasmış damlı binayı tekkaçışlı perspektifte seyrediyordum.
Dürbünle taşlık piyade yolu yürüyen genci takip etseydim. Mavi mintanlı gedeyi yarı yolda yitirdim. Kırmızı mintanlıyı ufkun dibine kadar gözüm götürdü: Yalınız!...
Kırmızı renk maviden daha tahammülkardı.
Mintanlar kendi başlarına yalın- yapıldak yürüyemezlerdi de gençlerin sırtında sabahtan akşama gezerdiler. Terlemiş çoraba saklanmış suluca olurdu. O genç sigarayı çıkarmasıyla kaldırdı attı.
Karabey Çobanın evden buyan aşağı inen yol çakır- çukurdu. Oraya fırlattı.
Hamoş ( Anan ölsün oğlum) göğsünden mintan cebinde Bafra sigarası onu çıkarttı. Yol arkadaşına ikram etti. Bu yaz bu gençle takılacaktı kızlara. Kızların peşisıra ayağı kırık it gibi gezecektiler.
Geceleri şarap içecektiler.
Yeni Sinemada üç filmi birden seyredeceklerdi.
İkili ahbap çavuşlar Kura nehrinde Cincorobun altında su çimecektiler. Belki: Boğuluvercektiler. Belki biri boğulacak diğeri kurtulacaktı. Yazgılarında yoktuysa yaşamak: İkiside yaşabilecekti.
Kazlar kesilende, Cumhuriyet Bayramında kazeti yiyecekti Sarı Mamo, Hamoşgilde.
Kazeti yenilmez miymiş?
Bişiynen hem de?
Kazetini patatesle mi pilavla mı seversin?
Böyle davet edilebilirdi: Bu da " Zahmet etmeyin, zahmet çekmeyiniz bişe... " diyecekti.
Yalanyere diyecekti. Blöf yapacaktı.
Blöfünü arkadaşı görseydi ve deseydi ki:
" - SEN BÜLÜRSÜN!"
Bu yerbeyer yere yığılırdı, anakurban dayanamazdıki...
Yürüyüşe giden dönerdi. Dönmemek işler miydi?
Hoç dönülmez akşamın ufkunda işten miydi?
Gidilir dönülür ufukmuş bu ufuk ki hiç bişey olmadı.
Şefiklerin petrolden başlamıştı GİDİŞ: Köylüler yayan, arabayla, minibüsle, traktörle, kızlar, kadınlar mahalle oturmalarına, baş sağlığına gitmeğe, dolaşmağa, gençlerin yürüyüşleriyle bilmediğimiz şeylerle...
Biz: selamlaşmalar, konuşmalarla...
Yürüyüşcülerin birçoğu İstanbul'a KAÇMA planını bu yollarda yaptılardı: BOZO, MİRZO, SECO.
Bense ufkun ardına geçeceğime çok inanmıştım.
Bugün geçmesem yarın.... derdim.
Yarınsı gün... olmadı mı öbürsü gün...
Ufkun ardına ermeği birgüne gün olsun umudumdan çıkarmadım.
Gençliğim hakkıyçün!..

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
İstanbul’a gelmişlerken toplantı yapalım..

Bölge sorunlarından uzak, ‘Bize başkan desinler’ diye kurulan dernekler arasında bulunan Kars Ardahan Iğdır Sanayicileri ve İşadamları isimli dernek EMİTT Furaı için İstanbul’a giden yöneticilerinin de davet edildiği bir toplantı düzenlendi.
Adeta, ‘Bölge yöneticileri İstanbul’a gelmişken biz de bir toplantı yapalım’ denilerek al ecale düzenlenen toplantı ile ilgili Gazeteci İlyas Yıldız’ın görüşleri şöyle oldu.

**KAISİAD'la Kaygan Zeminde Bölge Sorunları Tartışıldı..!

Kısa adı KAISİAD olan Kars-Ardahan ve Iğdır Sanayici ve İşadamları Derneği girişimi ile bölge belediye başkanları, İstanbul'da bulunun dernek ve federasyon başkan ve yönetim kadroları ve yerel gazetecilerin bulunduğu yemekli bir toplantı gerçekleştirildi.
Toplantının ana gayesi Kars-Ardahan ve Iğdır'ın dâhil olduğu bölge ile ilgili sorunların tartışılması ve çözüm yoları idi. Toplantı Sirkecide bulunan Empire Palace Otel'de gerçekleştirildi.
Gazetemiz Ardahan Gündem ve Siyasal birikim gazetesi imtiyaz sahibi Mustafa Küpeli haricinde KAISİAD benzeri dernek ve federasyonlarda faaliyet gösteren şahsiyetlerin vazgeçilmezi diyebileceğimiz Yusuf Şit arkadaşımızda vardı. Doğası gereği bu toplantının vazgeçilmezi olan Yusuf Şit arkadaşımız bu toplantı hakkında ne yazar-çizer bu kendi bileceği bir şey ancak biz, gerçek manada yaşadığımız bu toplantıyı sizlere doğru temelde aktarmayı boynumuzun borcu bildik.
Toplantıya;
· Kars Belediye başkanı Nevzat Bozkuş,
· Ardahan Belediye başkanı Faruk Köksoy,
· Sarıkamış Belediye Başkanı İlhan Özbilen,
· Iğdır eski milletvekili yanı sıra KAŞKAR Süt ürünleri işletmeleri sahibi Hakan Çapan,
· Kars esnaf odaları birliği başkanı Âdem Burulday,
· Ardahan Federasyonu Genel Başkanı Güven Doğruyol ve bağlı dernek başkan ve yönetimleri,
· Hoçvan Federasyonu eski ve yeni Başkanları Yakup Mavzer ve Güven Yılmaz,
· İstanbul Kültür Evi Başkanı Tuncer Dağ ve Ekibi yanı sıra çeşitli Kars-Ardahan ve Iğdır Dernek yöneticileri,
· YİBO Başkanı Celil Ünlü,
· Basından Ardahan Gündem-İlyas Yıldız, Siyasal Birikim- Mustafa Küpeli, Doğu Kültür- Yusuf Şit katıldılar.
Toplantı Yerel Basınında dâhil olduğu 45-50 kişilik bir organizasyon olmasına ve salonun buna göre dizayn edilmesine karşın sayı fazla olunca 'ki, önemli konukların dâhil olduğu yemekli toplantılar genelde böyle olur' gazetecilerin serbest hareket etmesini sağlayan yerden kaldırılıp en diplerde bir yere oturmalarının teklif edilmesi soğuk duş etkisi yapınca bundan vazgeçildi.
Toplantıya katılan konuklar genel olarak bölge ekonomisi ve buna bağlı istihdam konuları yanı sıra Ardahan'daki eğitim sorunlarını masaya yatırdılar.
Konuların görüşülmesi esnasında belediye başkanlarının tamamı fikir birliği etmişçesine mevsimsel koşulları dile getirmek suretiyle vatandaşların belediyelere karşı duyarsızlıklarını ve belediye gelirlerinin zamanında tahsil edilememesinden şikâyet ettikleri, dolayısıyla yapılmak istenen hizmetler, gelirlerin yetersizliğinden dolayı çoğu kez yerelde yetersiz kaldığını söylediler.
Konukların, 'STK faaliyetlerinin anlam kazanması için yerel yönetimlerin duyarlılık göstermesi gereğine' işaret etmeleri üzerine Başkan Faruk Köksoy, konuyu Ardahan acılığına getirmesi ilginç bir diyaloga neden oldu. Gazetemiz genel yayın yönetmeninin bu paralelde sormak istediği Kura Nehri üzerinde yapılmak istenen HES' lerle ilgili soru, toplantıyı yöneten KAISİAD Başkanı Süreyya Cinik tarafından yazılı iletilmesi istendi. Bunun üzerine soruyu hazırlayan İlyas Yıldız'ın bu isteği toplantının adabına ters orantılı davranılarak, siyasal boyutlu bir soru olduğu gerekçesi ile geçiştirilmeye çalışılıp cevaplandırılmaması ve bu konuya duyarlı olması gereken derneklerin o anki vurdumduymazlığı bize ister istemez ''körler ve sağırlar birbirini ağırlar'' sözünü hatırlattı.
Bu toplantının yukarıdan aşağıya genel bir özetini dile getirdiğimiz bu haberde kimin ne söylediği bazıları için önemli olabilir ancak bu toplantıdan ortaya çıkarılan bir ders söz konusu Kİ;
BU YEMEKTE ŞUNU BİR KEZ DAHA ANLADIK. K.A.I DERNEK-FEDERASYON VE YEREL YÖNETİMLERİ SİYASAL KAYGILARLA HAREKET EDİYORLAR, BÖLGENİN KALKINMASI KONUSUNDA SAMİMİ DEĞİLLER… KURA PROJESİ EKOLOJİK DENGEYİ KÖKTEN SARSACAK VE ZENGİN FLORA YAPISINI BOZMAK SURETİYLE EN YARAMAZ BÖCEĞİN BİLE YAŞAMA ŞANSINI ORTADAN KALDIRACAKTIR. BU PROJENİN GERÇEKLEŞMESİ ARDAHAN'IN İNTİHARIDIR. SİYASAL BOYUTTA YAKLAŞILAN BU MESELE TOPLUMDA PARÇALANMAYI TETİKLEMEKTEDİR. BU YAKLAŞIMA KARŞI KİŞİSEL HIRSLARIN BİR KENARA BIRAKILARAK BİRLİKTE HAREKET EDİLMESİ KAÇINILMAZDIR. TOPYEKÜN KAYGAN ZEMİNDE DANS EDİLDİĞİ MÜDDETÇE BAŞTA ARDAHAN OLMAK ÜZERE BÖLGE SORUNLARININ ÇÖZÜLMESİNİ HAYAL ETMEK BİLE ABESLE İŞTİGALDİR.
www.arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Filmin asıl “oğlan”ı Dağıstan Karakoç!

Evet…Filmin asıl “oğlan”ı Dağıstan Karakoç nihayet sahneye çıktı.
Rodi Baz’a gereken cevabı verecekmiş, pardon Cafer Şahin’e!!!
Dağıstan Karakoç, güzel bir örnek vermiş, “Terekeme’nin deyimiyle diyor; “Arya Haber Göt burgusuna dönüşmüş”…
Bak bunu takdir ettim!
Bence o yazıda kayda değer tek doğru cümle bu…
Belli ki, o “Göt burgusu” Dağıstan Karakoç’u fena halde acıtmış!!!
Eee Dağıstan Karakoç bu işler böyledir…
Bu şeylerle fazla oynamayacaksın, oynarsan sonuçlarına katlanırsın!!!
Neyse; Gelelim asıl meseleye…
Bu zat Komploculukta sınır tanımıyor. Adamın işi, gücü bu!
Yaptığı siyasi ayak oyunları ve seçim döneminde yaptığı yolsuzluklar ve entrikalar ayyuka çıkmışken, beni AKP belediyesinden reklam almakla suçlaması onun yaptıklarını örtmez.
Hayatımda ne bir belediyeden ne de Hoç-Fed’den tek kuruş almadım. Bırak elli lirayı 5 lira bile o kurumdan almadım. Ama sen önce yoksul Kürt halkının canından, kanından kuruş kuruş biriktirdiği paraların hesabını ver.
Ve çık mertçe deki ‘kimse beni böyle bir şeyle itham etmedi, Kimse beni yaptığım siyasi komplolardan dolayı suçlamadı!
Ben bunlardan dolayı soruşturmaya tabi tutmadı’ de…
Diyemezsin…
Do-Jîn dergisinin Beş liralık abone paralarını düşüneceğine Sen önce o partide yarattığı tahribatların, yaptığı yolsuzlukların hesabını ver. Üstelik sen de o dergide yazıyordun. Unutun mu?
Beni suçladığı şeyler hakkında seçim döneminde ilçe başkanı olduğu parti tarafında yaptığı yolsuzluklar nedeniyle hakkında bir ton iddia olan biri kalkmış beni suçluyor!
Kendinsin bile inanamadığı komik iddialarla çamur at izi kalsın misali başka bir şey bulamayınca da, sen şuradan reklam aldın, buradan bilmem abone parası aldın gibi saçma sapan iddialarda bulunuyor.
Dağıstan Karakoç, daha birkaç ay öncesine kadar bana; “ya Rodi Artık telefonlarımıza da cevap vermiyorsun, yazılarımı neden geç koydun” diyen sen değil miydin?
Hoçvan Haber’den bu güne kadar benim başında bulunduğum dergi ve web sitelerinde yazmıyor muydun?
Ne oldu?
Laz’ın deyimiyle ne oldi?
3 ay içinde ne değişti?
Bütün mesele ne biliyor musun Dağıtan Karakoç: Sen hastasın, senin hastalığın Kerem’in hastalığına da benzemiyor, Sen şovmensin, versinler eline mikrofonu sen şiir oku, seni alkışlasınlar!
Birileri seni alkışlasın. Miratê bu hastalıkların hepsi farklı biçimlerde nüksediyor, Bir kısmı, kendisini şizofrenik aşağlık kompleksiyle gösterirken, bir kısmı da kendisini konuşturma biçiminde nüksediyor. Sonuçta ikisi de aynı kapıya çıkıyor.
Sen anladın onu değil mi?
Hani diyorum ki, felsefeye fazla merakın olduğu için oturup bol bol analizini yaparsın artık....
Evet nerede kalmıştık?
Birde şu YİBO konusunda yazdığın muhteşem bir yazın vardı. Bir tek son cümlesi sana aitti değil mi?
Samimi olarak cevap ver yalan mı?
Onda da ne dediğin anlaşılmıyor ya neyse…
Ha evet, yahu Dağıstan sen bırak ilçe başkanlığını, kendi köyünün derneğini bile karıştırdın. Sana inanan saygı duyan tek bir kişi gösteremezsin. O köyü bile bölmeyi başardın. Onları da düşürdün. Senin için Kerem At baş sabah kahvaltısı bile sayılmaz.
Senin işin köy derneklerin gecesinde şiir okumak bedava kaz yemek!
İnsan bu kadar küçülmez, biraz onurlu ol!
Sana eğer insanlar bir parça değer veriyorsa bu senin marifetin değil. Bu sitem senin gibileri el üstünde tutar. Bütün mesele ilçe başkanlığını yaptığın partiye duyulan saygıdan dolayıdır. Sana değil Dağıstan Karakoç, duy, duy…!!
Sen bunu da tükettin. Şimdi kapağı Hoç-Fed’e attın, Seni kurnaz seni, işini biliyorsun!
Boş adamsın, 21 köyün nerdeyse 15’inin derneği var. Her hafta birisinden otlanırsın! Yaşat kendini…
En son birkaç ay önce yanılmıyorsam 3 - 4 ay öncesine kadar arya Haber’de yazarken bir sorun yoktu da şimdi ne oldu?
Sen yeni mi keşfettin Rodi Baz’ı?
O zaman seni bağlayan neydi?
Neden kıç yalıyordun?
Yao çok merak ettim; Bu hangi Esenyurt belediyesi haberlerini, reklamlarını günlerce yayınlamışız, reklam almışız?
Yalan!
Üstelik bunun yalan olduğunu sen de biliyorsun! Bunlar bana sökmez. Sen her zamanki gibi komplocu özelliklerini konuşturuyorsun!
Ben gazeteciyim Dağıstan Karakoç!
Senin gibilerini haber diye cebimden çıkarırım,
Sen bana göster bakayım o haberleri?
Üstelik ben işimin gereği bütün siyasi partileri ve yaşadığımın alanın sorunlarına ilişkin haberleri yapmak zorundayım ve yapıyorum.
Sen benim yazdığım köşe yazılarına bak!
Kimi, neyi övmüşüm?
Bir de Hoçvan Haber mevzusu var. Hoçvan haber Benim web sitemdi ve ben yıllarca bu sitede Hoç-Fed’i kamuoyuna tanıtmak için kullandım. Senin bunda bir emeğin, bir paran mı var? Bu tamamen benim tasarrufumda olan bir web sitesiydi. Dün sattım, bu gün de aldım!
Dağıstan Karakoç, o kadar hasiyetli o kadar şerefliydiysen neden benim başında bulunduğum bütün web siteleri ve dergilerde yer aldın?
Bu gün mü öğrendin bunları?
Daha düne kadar Arya Haber’i yere göğe sığdırmayan sen, ne olmuştu da 360 derece çark etmiştin?
Sana 100 liralık bir web sitesi bağışladılar diye mi?
Biraz onurlu ol.
Ayaklarımın altında dolaştığın günleri unutma!
Eğer böyle bir düşüncen vardıysa neden o gün tavrını koymadın?
Neden bu kadar bekledin?
Sende azıcık ahlak varsa, beş yıl beklemezdin!
Beş yıl yalakalık yaptığın, sitesinde ve dergisinde yazmak için olmayacak şaklabanlık yaptığın Cafer Şahin’i bu gün mü tanıdın?
Ha evet, senin de dediğin gibi o “Göt burgsu” seni fazlasıyla acıtmış olmalı ki bu gün söylüyorsun!!!
Benim hayatım boyunca veremeyeceğim hiçbir hesabım olmadı Dağıstan Karakoç!
Bu gün de yok!
Yayın çizgimiz ve yönetim kadromuzun yaptıkları, yazdıkları ortada!
Sana kemik atacak ve kendini yaşatacak bir alan bırakıyorum. Bana teşekkür et. Sayemde kendini yaşatıyorsun.
O federasyonu kurmak için verdiğimiz mücadeleyi her kes çok iyi biliyor. Şimdi sen orada kendini yaşatma derdindesin. Belki, ‘gelecek yıl yine festivalde şiir okurum, birileri beni alkışlar’ diye hayal kurmaya devam et.
Son bir şey daha; "Bu kerem için psikopat, kafayı yemiş" diyen sen değil miyidin? "yazılarını koymaya gerek yok" diyen sen değil miyidin?
Azıcık onurun varsa söylediklerinin arkasında dur...
Rodi Baz

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Gölgeli Derneği Genel Kurula Giderken

Değerli Gölgeli köyü halkı ve değerli Gölgeli köyü dernek yöneticileri, öncelikle şunu vurgulamakta yarar.
Bu bir rapor niteliğine haiz bir yazıdır.

Araştırmalar ışığında hazırladığımız bu yazıyı, Gölgeli derneğinin kuruluşundan beri olan gözlemlerimizi tam bir tarafsızlık ilkesini içinde bugüne kadar olan gelişmeleri tek, tek irdeleyerek hazırladık.

Dernekçililiği her şeyden önce etik kurallar çerçevesinde günün hukuk normları neyi öngörüyorsa o çerçevede ele alınmasında yarar görmekteyiz.

Dünde savunduklarımızın bugünde arkasındayız. Bugüne kadar zaman, zaman vurguladığımız hukuksal normlara rağmen, ''Bunu bu insanlara anlatamayız, deden atadan miras feodal ilişkiler çerçevesinde bazı motifleri kullanarak ancak köylülerimizi, tabiri caizse kafa kol ilişkileri ile bir arada tutabiliriz' Babında yaklaşımlar söz konusu olduğundan dernekçilikte, bugüne geldiğimizi kabul etmek zorundayız.

Bu rapor niteliğine haiz yazı, iki ayrı araştırmanın ürünüdür. Biri, 'bazılarının varlığı ile yokluğunun bizim için bir anlam ifade etmediği' mensubu olduğum aile bireyleri arasında çoğunluk görüşü olarak, diğer ayağı ise gölgeli köyü halkı arasında gerçekleştirilmiştir.

Gölgeli Oso ailesi mensupları olarak düzenlenen anket sonucuna göre, ''ilk zamanlar tüm Gölgeli halkını temsil edeceği iddiası ile kurulan ancak süreç içinde Dernekler yasasının 63-65-67 ve 68 maddelerine muhalif, Dernek üyeleri arasında eşitsizliğe sebebiyet veren bir dernekçilik anlayışının varlığı söz konusu.'' Olduğu noktasında görüş ortaya çıkmıştır.

Sorgulanan mevcut durumdan Gölgeli genelinde beliren ortak kararla, ''Gölgeli Derneği amacı dışında, Dernek, üyeleri arasında yasasının 68 maddesine göre, Dil, Cinsiyet, Din ve Mezhep, Aile, Zümre ve Sınıf farkı gözetilmesine sebebiyet vermek, bazı üyelere bu sebeplerle ilgili ayrıcalık tanıyan uygulamalar içinde olmaktan dolayı dernek içinde temsil edilmenin çekimserliği' Dillendirilmiştir.

Gölgeli kamuoyunda yapılan araştırmada ayrıca, Dernek içinde faaliyet gösteren yönetim kurulu 'asil' üyelerinin dâhil olması gereken toplantılara dıştan müdahalelere işaret edilmiştir. 'Yönetim kuruluna üye olmayan insanların bu tür toplantılara iştirak etmesi nedeni ile toplantıların sonunda alınan kararların selametine gölge düştüğü' vurgusu yapılmaktadır.

Bu tür toplantıların gizliliği söz konusu iken alınmayan tedbirler nedeni ile toplantılar dışarıdan katılanların baskı ve yönlendirmeleri ile yapıldığından derneğin sağlıklı bir şekilde işlerliği sekteye uğradığı vurgulanmaktadır.

Yönetim Kurulu toplantıları, toplantı adabına uygun yapılmadığı. Toplantılar, üyelerin sıra ile konuşma ve fikir beyan etmekten uzak, her kafadan bir sesin hâkim olduğu, sonuç alınamayan sıradan kahvaltılı sohbetlere dönüştüğü. Şikâyetleri söz konusudur.

Yönetim, Denetim ve Komisyonlarda görev alan insanlar derneğin hemen, hemen 3/1 çoğunluğunu temsil ettiği görülmektedir.

Bu mevcut duruma göre; Bunlar, derneğe doğal olarak maddi ve manevi gönül veren, katkı sunan insanlar olması gerekirken bu manada bir ilgisizlik söz konusudur. Bu insanlar zaman, zaman yapılması gereken genel toplantılarla, derneğin sağlıklı bir şekilde işlerliği için fikir ve düşüncelerini ortaya koymaları gerekmektedir. Ancak, ayda birde olsa bu genel toplantılar yapılmadığı ve bu insanlara fikir ve düşüncelerine olanak tanınmadığı noktasında iddialar söz konusudur. Bu olumsuzluğun tekerrür etmemesi için ayda birde olsa istişare toplantılarına bugüne kadar yer verilmesi gerekirken bunun üzerinde durulmadığı dillendirilmektedir.

Derneğin Asil ve Yedek Yönetim ve Denetim-Disiplin Kurulu üyeleri ile kurulu bulunduğu varsayılan komisyonlarda yer alanlar, derneğe maddi ve manevi gönül veren, destek sunan insanlar olarak kabul edilir.

Bu mevcut yapı göz önünde bulundurulmadan, üyeler arasında ayrıcalığa sebebiyet verecek düzeyde sınıflandırma yapılması, dernek tüzüğüne ve dernekler kanununa muhalif bir durum ortaya koyduğu görüşü ağırlık kazanmaktadır.

Örneğin üyeler arasında imtiyaz gibi algılanan dernek başkan danışmanları olarak yer alan insanlar, yukarıdan beri izah edilen düzenli bir çalışmanın ortaya koyulmamasından dolayı uygulanan masumane bir durum olsa da genel manada derneğe bakış açısına olumsuzluk olarak yansımaktadır. Bu durum öncelikle derneğin çeşitli birimlerinde görev alan insanlar arasında rahatsızlığa sebebiyet vermektedir. Dernekler içinde hiç kimse ayrıcalıklı değildir. Bu durum, 68 maddede belirtilen, aile, zümre ve sınıf farklılığını ortaya koyması açısından sakıncalı bir durumdur ki, aynı zamanda bu köyde yaşayan aydın insanlara karşı bir hakaret olarak algılanmaktadır. Giderilmesinde yarar olduğu ortaya çıkmıştır.

Yukarıdan beri izah edilen olumsuzluklar göz önünde bulundurulmadan gerçekleştirilen faaliyetler dizini, köyde yaşayan aileler bir yana akrabalar arasında dahi çeşitli anlaşmazlıklara ve kırgınlıklara sebebiyet vermiştir. Dileğimiz ve temennimiz bu olumsuzlukların yaşanmaması adına gereken tedbirlerin tezden fark edilmesidir. Öte yandan, Gölgeli Köyünün, Hoçvan bölgesinin genel yapısı göz önünde bulundurulacak olursa, yukarıdan beri izah ettiklerimiz çerçevesinde kendine has bir aidiyeti söz konusudur. Bugüne kadar yaşanan olumsuzlukların bir daha tekerrür etmemesi adına yapılan araştırmalar sonucu, bir rapor düzeyinde ele aldığımız bu önerilerimiz, oluşacak yeni yönetimin belirlenmesine bir yol haritası olarak kabul görmesini umarız.

UNUTMAYIN Kİ, KİN VE NEFRET, BİRBİRİNE DAVETİYE ÇIKARIR, İNSANLAR ARASINDA SEVGİ VE SAYGIYI YOK EDER.

KİŞİSEL ÇEKİŞMELERİ BİR YANA BIRAKARAK YENİ BİR BEYAZ SAYFA AÇMAK İÇİN HEPİMİZ, ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYMAK GİBİ BİR ZORUNLULUĞU VAR.

BİREYSEL ÇIKARLARLA HAREKET EDEREK BAŞKALARINI KİŞİSEL RANT UĞRUNA HARCAMAK HİÇ KİMSEYE FAYDA VERMEZ.

SEVİYELİ TARTIŞMALARLA FİKİR ÜRETMEK VE TOPLUMSAL HEDEFLER İÇİN EL ELE YÜRÜMEK ZORUNDAYIZ. GERİSİ TEFERRUATTIR.

KİM NASIL YORUMLARSA YORUMLASIN, BU BİZİM UMURUMUZDA DEĞİL, BİZ KENDİ DOĞRULARIMIZLA YAŞARIZ.

GÖLGELİ DERNEĞİ YENİ BİR SAYFA OLUŞTURMAK VE GÖLGELİ HALKI BARIŞ İÇİNDE YAŞAMAK ZORUNDADIR.
İlyas Yıldız

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Anlaşılmayan Nedir Bilemiyoruz..!

Doğruyu Söyleyen Dokuz Köyden Kovulur... Sanırım bende kendi köyümden kovuldum..!
Şimdi yeni bir moda sözcük türemiş..
…''Her eleştiride gizli bir hayranlık var' diye.
Ben bu anlayışa...'Minareyi çalan kılıfını hazırlar'. diyorum.
Biz eksiklikleri, noksanlıkları yazdıkça birileri her cümlemize bir kulp takmakta…
Her yazdığımıza karşılık öz savunma verileceğine en kolay yol neyse 'Burada Söylemek istemediğim o yol' seçilir oldu!
Bunu anlayanlar anladı, bu konuda gayet uzmanlar..
Bir kere şu çok iyi algılanmalı!
Şunun bilinmesini isterdim… Ben kendimi yedi suyla da yıkasam Gölgeli'li olmaktan arınamam…
Her ne kadar birileri ki, BÜ SÖZÜM KAN BAĞIM OLANLARADIR, ya menfi çıkarları için ya da ödlekliğinden bizi ayaklar altına atmaya çalışsa da ben Gölgeli liyim ve geçmişim o topraklarda yatmaktadır. Bu böyle bilinmelidir.
Gerçi bu durum yalnız Gölgeliye özgü değil… Sözünü edeceğim yaşam içindeki olumsuzluklar hayatın tüm alanları için söz konusudur.
Yazı ve yorumlarımızda sürekli 'Dernekler, şahısların kendi egolarını tatmin etme yerleri değildir.' demeye çalışıyoruz…
Bunu bazen aleni bazen üstü örtülü olarak birçok kez dile getirdik.
Bizim ne demek istediğimizi anlayanlar dahi hep anlamamakta direndiler…
Dile getirmek istediklerimizi sürekli göz ardı ederek her zaman kendi bildiklerini okudular..
Sonuç ortada ve işte size bir örnek!
Söylemek istediğimiz şu ki, Derneklerde danışmanlara ihtiyaç yoktur esasen.
Benim bildiğim bir kurumda varsa da eğer danışman en fazla 3'dür..
İşin aslını sorarsanız hiç gerekte yoktur.
Gayet açık!
Yönetim ve denetimde rol alanların her biri görev gereği zaten her biri danışmandır.
Ancak siz alt tarafı bir köy derneğinde üzerine basa, basa, birilerine inat, DANIŞMAN kavramını vurgulamaya çalışırsanız başkaları da bunun üzerinden rant sağlamaya çalışır. Bunıu anlatmaya çalıştık.
Bizim rantla mantla işimiz olmaz.
Hele ki, bizim açımızdan yeryüzündeki canlı âlem içinde en kutsal varlık olan insanı küçümsemek gibi bir anlayışımız kesinlikle söz konusu olamaz.
Bunun üzerinden bizi günah keçisi ilan etmeye kimsenin hakkı yoktur.
Böyle bir yönetim şekli konusunda hoçvan kamuoyunda dillendirilenlerin sivri ucu bize de dokunmakta ve her zaman vurgulamak istediğimizde bu ve benzeri yanlışlardır...
Gereksiz ve yeterli bilgi ve birikime sahip değilseniz sorun, soruşturun, araştırın ve ona göre karar verin.
Çünkü sizlerde biliyorsunuz ki, 'bilmemek ayıp değil bildiğinizi sandığınız konuda inatla yanlış yapmak' ayıptır esasen.
Tekrar gelelim danışmanlık meselesine!
Yukarıdan beri izah ettiklerimiz anlaşılır olsa gerek… Kaldı ki, bu konuda gelen şikâyetlerde zaten bu söylediklerimizi doğrulamakta.
Ancak, gel gelelim bu manada birçok çelişki söz konusu!
Daha dün artık adını anmak istemediğim Derneğin sitesi üzerinde 16 kişilik bir danışmanlar listesi, görmüştük… Eleştirel yaklaşımımızda zaten bu yönde idi.
Ancak bize gelen bir telefonla 'bunun böyle olmadığı' anlatılmak istendi.
Dün görüp paylaştıklarımız konusunda yanılmış olamazdık… 'Nasıl Olur?'' Deyip, tekrar söz konusu siteye baktığımızda 16 danışmandan eser kalmamıştı..!
Yazılanlar bizim yorumumuzdan sonra garip bir şekilde silinmişti!
'Şoka girdim' diyebilirim.
Hayret ve şaşkınlıktan tabiri caizse küçük dilimi yutacaktım..!
Anlaşılan o ki, birileri yazdıklarımıza orantılı kendi kafasına göre bu web sayfasını yönetiyor!
Yazık, çok yazık!
Bu dernek hepimizin(di)
Şimdi artık benim değil ve istediğiniz gibi yönetebilirsiniz.
Kısa ve öz!
Gölgeli derneğinde Muhtar Osman da olmalı, Mizahi anlamda başkanlığını vurguladığımız ki, 'yapamayacağını herkes biliyor' İstanbul da Osman Çobanda… Bu anlamda vurgulamak istediğimiz esasen kimsenin hakir görülerek dışlanmaması idi ancak, görünen köy kılavuz istemiyor. yanlızca dini veya herhangi bir siyasal motiflerin söz konusu olduğu bir dernekçilik anlayışının kabul görmeyeceğinin kavranması gerekiyordu.Getirdiğimiz eleştirel yaklaşım budur.
Bu anlayışla hareket edildiğinden insanların bir kısmı Dinsiz, Ateist, bir kısmı Zerdüşt vb. ilan edildi.
Oysa söz konusu olan bir köy ise 'kimin ne olduğu?' kimi ilgilendirir?
Allah Akıl ve izan verdiği insanlara, iradi olarak yaşamlarını özgürce idame etme yeteneği vermiştir.
Öyle ise Ahmet, Mehmet, Ali, Veli, Zerdüşt, Ateist veya kısaca 'İslam' kategorisi içinde ele alınan Alevi, Sünni veya Şii olup olmadığı kimi, niye ilgilendirir ki?
Unutmayın, her şey maddiyat değildir!
Bugün maddi gücünüz yerinde olabilir ama bunun yarını da söz konusu… Sizde biliyorsunuz ki, dünya nimetleri geçicidir, ebedi olan insani değerlerdir.
Birileri kendi kafasına göre hareket etmemeli… Anlatılmak istenen bu, 'Anlaşılmayan nedir, bilemiyoruz?
Toplum olarak bir zayıflığımız daha söz konusu!
Sürekli geçmişe takılmak gibi bir huyumuz var.
Oysa bugünü yaşamakta her zaman hayır vardır ancak, eksikliklerimizi ve noksanlıklarımızı da bilmek ve medeni şekilde tartışmak gibi bir sorumluluğumuzda olmalı.
Şahsıma yönelik şikâyetler dillendirilmekte.
Birilerinin dolduruşu ile günah keçisi ilan edilmek isteniyoruz sanki!
Buna karşılık, 'nereden inceyse oradan kopsun' desek biliyorum ki, buda meydan okuma olarak algılanacak!
Lakin düşünen ve düşündüğünü yaşama uyarlayan insanında sabrının bir sınırı vardır.
'Kim, neden, niçin, hangi kıstaslara göre böyle davranmakta' anlaşılır değil ancak, bunun üzerinde de durmaktayız!
Kimsenin böyle bir hakkının olmadığını bilmekte yarar var.
Unutulmaması gerekir ki, burası koca bir metropol ve bizler medeni insanlarız!
Kötü söz sahibinindir… 'Hele ki, bizim için namus şeref söz konusu olduğunda akan sular durur' Dersek, ne demek istediğimiz herhalde anlaşılır olsa gerek..!
Bunu bilerek hareket eder ağzımıza gem vurmayı da biliriz ancak, hak etmediğimiz bir şey söz konusu ise bu konuda da herkesi vicdanı ile baş başa bırakmaktan başka yapabileceğimiz bir şeyde söz konusu değildir.
Geçmişe takıldıkça işin içinden çıkılamayacağını kavramakta yarar var...
'Doğruyu söyleyen dokuz köyden kovulur'… Bunu hiçbir zaman yabana atmamak gerek.
Şunun da bilinmesini isterim ki, Gazetecilik mesleğinde bir şeyi çok iyi öğrendim!
'Ne?' diye sormaya gerek var mı bilmiyorum ama doğruyu yazan hiçbir zaman sevilmemiştir... Çeşitli şekillerde şahsımıza yapılan saldırılara da alıştık artık.

KALP KIRMAK, İNSANLARI ÜZMEK ÇOK KOLAYDIR... ELBETTE Kİ, DİLİMİZE HAKİM OLMAYI BİLMELİYİZ.
NEREDE NASIL SÖZ SARF EDECEĞİMİZİ İYİ HESAP ETMELİYİZ.
İNSANIZ VE ŞAŞAR BEŞERİZ BAZEN ANLATMAK İSTEDİKLERİMİZİ HERKES TAM MANASI İLE ANLAYACAK DİYE BİR KURAL SOZ KONUSU DEĞİLDİR.
ZAMAN ZAMAN BİZİMDE DİLİMİZE HAKİM OLAMADIĞIMIZ DURUMLAR SÖZ KONUSU OLABİLİR ANCAK, AĞZIMIZDAN ÇIKANI MUTLAKA KULAKLARIMIZ DUYAR VE ÖLÇÜMÜZÜ MUHAFAZA ETMEYİ İYİ BİLİRİZ... ZORBALIKLA İŞİMİZ OLMAZ BİZİM TEK SİLAHIMIZ KALEMİMİZDİR.
ŞUNUN DA İYİ BİLİNMESİNİ İSTERİZ Kİ, BUNDAN SONRA BU DERNEKLE İLGİLİ TEK KELİME ETMEK DAHİ İÇİMİZDEN GELİR Mİ BİLEMEYİZ FAKAT FAALİYETLERİNİ DİKKATLE TAKİP EDECEĞİZ. İLYAS YILDIZ

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan