Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 44
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 6 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 224 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 236 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
y O r U m ARDAHAN
Yazar Fakir - Mart 11 2013 - 07:41:13
Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Dokunulmazlara dokunmak!

mahmut baran ozyildirim **Konuk Yazar/Orhan Bozkurt
Erzurum çiftçisinin bu yıl yaşadığı ot ve saman sıkıntısını duymayan kalmadı...
Ama nedense duyması gerekenler ise bir türlü duymak istemiyor...
Bulgaristan'dan, Gürcistan'dan ithal ot ve saman getirilen Erzurum'da, Et ve Balık Kurumu hayvan kesimi yapmadığı için besiciler isyan ediyor: Yem bulamıyor, hayvanlarımızı satamıyoruz...
Ak Parti'den 5, MHP'den 1 milletvekili olan Erzurum'da bu sorunları gündeme getiren ise CHP'nin Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt...
Milletvekili Öğüt, Ardahanlı olması nedeniyle hem bölge insanını hem de bölgenin sorunlarını çok iyi biliyor... Son bir aydır hemen hemen her hafta Erzurum'a geliyor, ilçeleri, köyleri geziyor çiftçilerin yaşadığı sıkıntıları tespit ederek o kendine has üslubu ve dikkat çekici yöntemleri ile TBMM'ye taşıyor. Son olarak Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ile girdiği 'makarna polemiği' ile gündeme geldi.
Milletvekili Öğüt önceki gün yine Erzurum'daydı? CHP İl Başkanı Fehmi Bedir ile birlikte Pasinler ve Şenkaya'da bazı incelemelerde bulundu, kahvehanelere girdi vatandaşlarla sohbet etti, besicilerin sorunlarını dinledi, tek tek notlar aldı.
"Ne var bunda? Her siyasetçinin yapması gereken şeyler!" diyeceksiniz.
Doğru... Her siyasetçinin yapması gereken ama nedense bizim Erzurum Milletvekillerimizin pek yapmadığı şey!
Neyse biz konumuza dönelim...
Dedik ya Sayın Ensar Öğüt ile sabahın erken saatlerinde Erzurum'dan yola çıktık. Pasinler, ilçe merkezindeki birçok kahvehane ve işyerinin camında "hayvanlar için patates bulunur" ilanları asılmış. Malum Erzurum'da en çok patates üretilen ilçemiz burası...
CHP Milletvekili Öğüt, İl Başkanı Fehmi Bedir ve Pasinlerli İl Yöneticisi Metin Çakıcı, daha çok besicilerin oturduğu bir kahvehaneye girdi.
Çakıcı, hemşerilerine Öğüt'ü tanıttı.
Öğüt, hayvancılığı sordu.
Adeta, bir dokundu bin ah işitti!
Herkes samandan, etten, kombinadan, ottan bahsetti... Hayvancılığın bittiğini anlattı...
Besiciler, samanın tonunun bin liranın üstünde olduğu Pasinler'de, tonunu 120 TL'ye aldıkları patateslerle hayvanlarını besleyerek bahara çıkarma telaşına düştüklerini söyledi.
Tarım Bakanı Mehdi Eker ile 'makarna' polemiğine giren CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, hayvanlara nasıl patates yedirildiğini merak edince bir çiftliğe gittik?
Anadolu çiftçisi gerçekten kendi çözümünü kendisi bulmuş, özel yaptırdıkları bıçaklarla patatesi doğrayıp hayvanların önüne döküyorlar... Samandan ve ottan çok daha ucuz olan bu kaliteli yemi hayvanlar öyle bir iştahla yiyorlar ki..
Milletvekili Öğüt, bu manzarayı hemen cep telefonu ile görüntülüyor.
Bakalım sayın bakan bu görüntüler için ne diyecek?
Söz bakandan açılmışken, bazı gözlemlerimizi de paylaşalım.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'e müthiş bir tepki var. AKP'lisi de, MHP'lisi de, CHP'lisi de Eker'in bir an önce koltuğunu bırakmasından yana? Hayvancılık ve Tarım alanında yaşanan tüm sıkıntıların başlıca sorumlusu olarak Eker'i gösteriyorlar.
CHP Milletvekili'nin tarım politikalarına yönelik eleştirilerine hak veriyorlar ama hükümete laf söyletmiyorlar... AKP'ye oy verdiklerini belirten bazı çiftçiler, sorunun bakandan kaynaklandığını, hükümetin bu anlamda hatası olmadığını belirtiyorlar.
Hele yaşlı bir amcanın söz isteyip yaptığı konuşma bölge insanını ne kadar kaderci olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
"Bey... Bey... Hükümet ne yapsın? Kıtlık, kuraklık! Geçen sene samanları tarlada yaktık? Bu yıl cezasını çekiyoruz yaşadığımız Allah'ın bir afatı..."
Tam bu esnada fanatik bir AKP'li içeri dalıyor:
-Sayın Milletvekilim sen bunları değil tek parti dönemindeki kıtlığı anlat, karneyi anlat, CHP iktidarlarındaki mazot kuyruklarını anlat.
Bu çıkış ile ortalık karışıyor... Besiciler tepki gösteriyor!
"Sen ne konuşuyorsun? Patatesle hayvanlarımızı besliyoruz... Bizim vekillerimiz nerde?"
***
Siyaset gerçekten insana dokunma sanatı...
CHP Milletvekili Ensar Öğüt'te bunu en iyi bilen siyasetçilerden. Girdiği her ortamda, sabrı, olaylara bakışı, anlatım tarzı ve kurduğu iletişim ile kısa sürede sempati topluyor?
Erzurum'u temsil eden milletvekillerimizin Sayın Öğüt'ü örnek almalarını öneririm. Sanırım o zaman üç dönem mecliste olmanın sırrını anlarlar...
Dokunmak demişken, vatandaşın 'dokunulmazlık' algısına da bu gezi sırasında yakından tanık oldum.
Pasinler'den sonra Şenkaya'nın Akşar beldesine gittik...
Öğüt, yine bir kahvehanede vatandaşların sorunlarını dinliyor. 20-25 yaşlarında bir genç kalabalığın arasında eliyle Milletvekili'nin omzuna dokunarak, dikkatini çekmek ve bir şeyler anlatmak için çabalıyor. Tam bu esnada yine yaşlı bir amca hemen gencin koluna yapışıyor:
"Ne yapıyorsun sen, milletvekiline dokunulur mu?"
Genç, irkiliyor bir an;
"Neden?"
Yaşlı Amca:
"Televizyonlar aksama kadar bağırıyor. Milletvekillerinin dokunulmazlığı var oğlum!"
***
Evet... O amca haklı, siyaset bir dokunma ve dokunamama sanatı..
Bu sanatı en iyi yapan ise Erzurum'daki siyasetçiler...
Malum, bizimkiler seçildikleri gün giydikleri o lacivert dokunulmazlık ceketleriyle birlikte bu kente ve insanına dokunmayı da, birilerinin kendilerine dokunabilecekleri seviyede dolaşmayı da unutuyorlar...
Öyle olmasa her gün seçilenleri koşar adım ilerleyip büyüyen Erzurum'un kendi bu kadar küçülerek geri kalır mı...

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
VEKİL VE MAKARNASI

mahmut baran ozyildirim Sorarım size bir millet vekilinin görevi nedir?
Adı üstünde diyeceksiniz milletin vekili milletin olmadığı yerde onun hakkını hukukunu koruyan kişidir.
Ben kelime lugatını artırayım biraz millet vekili halkı temsil eder. Hem sosyal,hem ekonomik yönden hem etik değerler yönünden seçildiği şehrin bir yansımasıdır yani.
Benim halkım dubleks dairelerde kalmıyor, benim halkımın emrine tahsis edilmiş makam araçları yok, benim halkımın elektriği, suyu yemeği devlet tarafından karşılanmıyor.
Şimdi ben sorarım sana sayın vekil:
Utanmıyor musun?
Kaç yıldır ekmeğini yediğin bir şehri seçim zamanı kendine hemşeri edinip sonra sırtını dönmeye!
Siz ne yapıyorsunuz de mesela meclis kürsüsünden: ben o bana bahşettiğiniz villada kalamam çünkü halkım yarım metre karın altında kalıyor…!
Ben sıcak meclis odamda kalmak istemiyorum.
Çünkü halkım hayvanlarına doyurmak için -40 derecede elleri morarıyor bir nebze ot kesebilmek için de yahu!!!
Ben sizin makam aracınızı istemiyorum halkım dolmuşlarda hayvan gibi taşınırken ben nasıl bu geniş makam aracını kullanırım? Çiftçim mazot alamazken ben nasıl bu makam aracına binerim Allah aşkına?
Bunu de be gözümün nuru!
Sizin bana verdiğiniz maaş …. Tl bir seçmenimin bir yılık geçim miktarıdır.’
Derler adama ulan,v ekil aldığın para zehir zıkkım olsun!’
Sayın vekil,anlaşılan Erzurum’u kendisine memleket ilan etti. Ardahan’dan çok Erzurum’da görüyorum kendisini. Burada kime sorsan gösterirler hani şu ineğe makarna yedirmeye çalışan vekil mi diye bi tebessüm kondururlar!
Neredesin sayın vekil?
Bi çık şu Ankara’dan, Erzurum’dan, İstanbul’dan bi gelde gör seni seçen halkını..
Merkeze gelip üç beş muhabbet edip kaçma.
Ben Ardahan halkının bu yoksulluğunu, dışlanmışlığını, ki burası önemli seçtiğiniz bir millet vekili sizden çok başka şehrin halkıyla ilgileniyorsa ve siz hala onu gördüğünüzde önünüzü ilikliyor saygı duyuyorsanız buyurun kendinize kader ilan ettiğiniz fakirliğiniz hayırlı uğurlu olsun!
Ve ben adım gibi biliyorum bu sözlerim değiştirmeyecek hiçbir şeyi mesela ne olacak biliyor musunuz?
1. Sizleri kurumuş yabani birer ot gibi dağ başlarında bırakacaklar, su vermeyecekler, güneşinizi sahiplenecekler, sonra seçim zamanı ellerinde oraklar ekine gelecekler..
Onlara deyin ne ektiniz ki ne biçeceksiniz?
2- Sizin köyünüzün şehrinizin bakkalına, esnafına borcunuz kabarmışken makarna alacak paranız yokken, vekiliniz bir ineğe makarna ikram edecek…!
Seçmen değişmez nede olsa…ha iki ayaklı ha dört….!
3- Siz sabah ezanı ile kalkacak hayvanlarınıza bakacaksınız sabah ayazı siz hayvan pisliğini el arabasıyla atmaya götürüken elleriniz buz kesecek. Sonra bir hayvanınız ölmesin diye yüzlerce lira masraf yapacaksınız çünkü ekmek tekneniz o hayvanlar ve onca zahmet onca eziyetten onca masraftan sonra mevsimler sonbaharı gösterecek ve haber bültenlerinde şunu göreceksiniz kurban bayramı için bilmem kaç bin ithal angus alındı.
Bütün ümitleriniz beklentileriniz o angusların gelmesiyle yer ile yeksan olacak zararına satacaksınız el emeği göz nuru hayvanlarınızı
4- Ne olacak biliyor musunuz?
ANLAMAYACAK, AKILLANMAYACAKSINIZ..!!
Saygılarımla...
Mahmut Baran ÖZYILDIRIM
Üniversite öğrencisi

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
''Dokunma İçimdeki Uyuyan Canavara..!''

İlyas Yıldız İlyas Yıldız

''Herkesin içindeki uyuyan canavarı ortaya çıkarırsanız döner sizi yer''
23 Şubatta Kürtler Neden Yoktu? Diye sorduk.
Cevap verdi... ''İlyas Bey, bunu sen mi söylüyorsun... Öyle yazana kadar, ''Kurtuluşa Kürtler(Hoç-Fed) davetli oldukları halde niye gelmediler?'' diye onlara sor.'' Diyor mübarek..!
Devam ediyor, ''Neden bazı olaylar da katılanlara değil de katılmayanlara hesap sormuyorsun anlamıyorum..!'' Diyor.
İlginç adam doğrusu... Sanki ben adamın gölgesiyim de ne yaptığını bildiğim halde üzerine gidiyorum..!
Peş peşe sıralı bu cümleler, kendine göre haklı sebepleri olan, ancak birazdan yapacağım açıklamalarla ne kadar haklı olup olmadığı anlaşılacak olan, Ardahan'ın tümünü temsil ettiği varsayılan, Ardahan Dernekler Federasyonu Genel başkanı Güven Doğruyol'un dilinden dökülen sözler bunlar..
Eskiye dönmeyecektim.
Yaradılışım gereği mecbur kalmadıkça geçmişte yaşamak gibi bir derdim olmaz fakat, buna mecbur kaldığım an tozlu raflara dokunmaya üşenmem..!
Sayın Doğruyol kendince haksızda sayılmaz ancak, fevri davranış sergilemezlerse şayet neden en hassas noktadan sorgulama gereği hissettiğimizi anlayacaklarda bu konuda henüz yeterli değiller sanırım..!
'Buna rağmen nasıl Federasyon başkanı oldular?' diye soranların kim olabileceğini tahmin etmemizle birlikte, 'federasyon başkanlığına nasıl geldikleri?' ise zaten bilenlerce malumdur..!
Neyse, konumuz şimdilik bu değil.
Şayet direnç gösterilirse az önce sözünü ettiğim o tozlu rafları karıştırmaktan geri kalmam..!
Sorgulamamızın ana teması taksim meydanında gerçekleştirilen 23 Şubat...
Federasyon başkanı Güven Doğruyol'la ve Ardahan Belediye başkanı Faruk Köksoy arasındaki Ardahan basınına yansıyan 23 Şubatla ilgili tartışmaya değinmeyeceğim.!
Sayın Doğruyol a söyleyeceğim şu ki, bu diyalogdan sonra gündeme gelen 23 Şubat Taksim etkinliği, eğer akılcı bir yaklaşımla organize edilebilseydi belki de bugün eleştiri hakkım olmayabilirdi...
Halk adına kişisel öngörülerle hareket edenler, sonunda toslayacakları duvarı suçlamaları normaldir... Sayın Doğruyol un yaptığı da budur.
Ardahan adını çağrıştıran bir federasyonun başındaki şahsiyet Federasyon tarihi boyunca süregelen hatalar zincirine bir halka daha eklemiş oldu.!
Facebook sayfası üzerinde, ''TAKSİMDEKİ 23 ŞUBAT KUTLAMALARINDA KÜRTLER NEDEN YOKTU, YOKSA ARDAHANDA KÜRT YOKMUYDU?'' Diye sorduk...
İyi ki sorduk!

Bu sorunun ne anlam ifade ettiğini idrak edemeyen bazı sivri akıllılar meğer saldırıya dünden hazırmış ta haberimiz yokmuş.!
Bu yetmezmiş gibi birde federasyon başkanının saldırısı başladı..!
E maşallah yani, sen ki böyle düşünüyorsan seni bu göreve laik görenlerin saldırısını da makul görmek gerekir Sayın Doğruyol.
Federasyon başkanı değil mübarek sanki EFE..!
Şimdi Ardahan'ı bir kenara bırakalım.
Bildiğim kadarı ile bir ilin federasyonunun kendine has aidiyetleri olmalı... Bir kurum başkanlığı bu kadar basit olmamalı.
Öyle ya bir kurumun başında bulunan kişinin o kurumun aidiyetini bilerek hareket etmesi gerekir... Çünkü, o ilde yaşayan 72.5'i temsil etmektedir... Ne demek istediğimizi anlayan anladı sanırız!
Ortak akılla hareket etmeyenlerin varacağı nokta bellidir... Tamda bu noktada sormamız gerekeni sorduk ve karşılaştığımız tepki malum!
Bu, bu işin aynaya yansıyan bir tarafı.
Birde aynanın karşısındaki resme bakalım..!
Sayın Doğruyol, 'Ben herkese ve tüm derneklere 3 kez mesaj attım, senin o sorguladığın Kürtler(Hoç-fed) Gelseydi efendim' diyor.
Durur muyuz, sorguladık elbet.!
''Size 23 şubat taksim etkinliği ile ilgili bir teklif geldi mi, eğer gelseydi bu günle ilgili ortak akılla oluşturulmuş etkinlikte bulunur muydunuz?'' diye.

Verilen cevap ilginç..!
''Elbette ki, günün anlam ve önemine ilişkin fikrimizi ortaya koyar, ortak akılla oluşturulan bir program çerçevesinde bizde o etkinlikte olabilirdik'' şeklinde idi cevap.
''Peki, size bildirimde bulunulduğunu söylüyorlar, bu bildirim nasıl yapıldı?'' Dediğimizde cevap aynen şöyle;
''Sadece 3 defa Taksim meydanında 23 Şubat Ardahan'ın kurtuluşu etkinliği için telefonla mesaj aldık, herhangi bir fikir alışverişinde bulunmak üzere çağrı yapılmadı'..!
Nerde kaldı Sayın Doğruyol senin Ardahan aidiyetin?
Bir şey daha var!
''Tencere dibin kara seninki benden kara'' derler ya, şu bizim Ardahanlıların işine akıl erdirilemiyor doğrusu... Alın birini vurun ötekine.
Bir yanda, ''23 şubat etkinliği ile ilgili fikir alışverişi için çağrı yapılmadı'' diyerek Taksim etkinliğine katılmayan Hoç-Fed yöneticileri, diğer yanda rantiyecilerin dernek kuruluş yıl dönümünü bahanesiyle 23 Şubat'ı Lüks otellerde, Rakılı-Kazlı-Kuşlu-Sazlı Sözlü masa kutlamalarına katılabiliyorlar... Üstelik rezil olma pahasına.
Ne denebilir ki... ''Dokunma İçimdeki Uyuyan Canavara..!'' Dediler, dokunduk döndü bizi yemeye çalışıyor..!

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
KİM DEMİŞ Kİ ARDAHANLI YAPAMAZ?

Şemsettin Şenel Ardahanlı Ardahan için her şeyi yapar.
Eğer o memleketin öz çocukları ise her yerde en iyisini yapar.
Gücü de bilgisi de parası da herkese yeter. Sanıyor musunuz ki Ardahanlı yapamaz? Yapar, yapar bal gibi yapar… Ardahan'ın çocukları 5000 kişiyle Taksim meydanında buluştu. Derneği, vakfı, kültür evi, iş adamı, genci, yaşlısı, sanatçısı, folklor ekibi, aşığı, sazı, basını, sesi, federasyonun organizasyonunda kenetlendi yürü. İstiklal Caddesi doldu taştı. Davulu zurnası coştu arşa taşıdı. Atasını da andı, Berfo Ana'sını da andı, ecdadını da… Bağırdı, çağırdı, çığlıklar atarak Ardahan sedasıyla Taksim'e yürüdü. Törenini de yaptı, mesajını da verdi, halayını da çekti. Oynadı, sesini duyurdu.
Sayın başkan, biz 5000 kişiyle Ardahan'ımızın 92. Yıl dönümünü Taksim'de kutladık. Siz kaç kişiyle Ardahan'da kutladınız? Bize Ardahan'ı çok gören başkanımız ve de vali mize çok mu külfet getirecektik? Makamlarına mı göz dikecektik? Yoksa onları yerinde mi rahatsız edecektik? Makamlar geçicidir. Ancak Ardahanlı kalıcıdır. Ardahanlı sorumluluklarını bilir. Makamlara saygılıdır. Ancak eleştirmeden geri durmaz. Haksızlıklara hiç de boyun eğmez, direnir, edebi terbiyesinden de çıkmaz. Onurundan kimseye ödün vermez. Kolay kolay da yanlış yapmaz. Yapsa da en güzelini yapar. İşte Ardahan Dernekler Federasyonu görev sorumluluklarını yerine böyle getirir. EMİT fuarına "feselli yapamayanlar" diye suçlayan sayın valimize derim ki; biz feselliyi yaptık, 3 gün beklettik, siz Çarşamba başlar dediniz, Cuma günü başladı. Kalanları dolaptan çıkartıp numune olarak fuara getirdik. Pişirdiklerimizi halka dağıttık.
Biz valisine de paşasına da amirine de memuruna da her zaman sahip de çıkar onure de ederiz ve de her zaman etmişizdir. Yanlış program, yanlış uygulama, zamansız çıkışlar bizim suçumuz olamaz.
Amacımız kimseyi ne suçlamak ne de kırmak… Amacımız sayın baş valimize de arz ettiğim gibi onure etmekti, her zaman da ederiz. Bizim memleketimize bir çivi dahi çakana dua ederiz, saygı duyarız. Hz. Ali'nin de dediği gibi "Bize bir harf öğretenin bile kulu kölesi oluruz."
Aşığın da dediği gibi;
Ben yanarım yavrum sana
Yavrum da yanar, yavrusuna…
Sayın basın, değerli okuyucular, kusurum varsa af ola! Ardahan'ın yürekli yiğitlerine selam ola! Bize katılmayan, yanımızda olmayan vekilimize yazıklar ola! Ardahan'ımızın için kendini adayan yurtseverlere yoldaş ola! Gününüz şen, gönlünüz sevinç dola, sesimizi duymayanlara da basınımız sesini duyura… Saygı sevgi ve hürmetler de bizden ola, saygılarımla…
*ARDAFED Eğitim Sekreteri

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Anlaşılmayan Nedir Bilemiyoruz..!

İlyas Yıldız Doğruyu Söyleyen Dokuz Köyden Kovulur... Sanırım bende kendi köyümden kovuldum..!
Şimdi yeni bir moda sözcük türemiş..
…‘’Her eleştiride gizli bir hayranlık var’ Diye.
Ben bu anlayışa...‘Minareyi çalan kılıfını hazırlar’. Diyorum.
Biz eksiklikleri, noksanlıkları yazdıkça birileri her cümlemize bir kulp takmakta…
Her yazdığımıza karşılık öz savunma verileceğine en kolay yol neyse 'Burada Söylemek istemediğim o yol' seçilir oldu!
Bunu anlayanlar anladı, bu konuda gayet uzmanlar..
Bir kere şu çok iyi algılanmalı!
Şunun bilinmesini isterdim… Ben kendimi yedi suyla da yıkasam Gölgeli’li olmaktan arınamam…
Her ne kadar birileri ki, BÜ SÖZÜM KAN BAĞIM OLANLARADIR, ya menfi çıkarları için ya da ödlekliğinden bizi ayaklar altına atmaya çalışsa da ben Gölgeli liyim ve geçmişim o topraklarda yatmaktadır. Bu böyle bilinmelidir.
Gerçi bu durum yalnız Gölgeliye özgü değil… Sözünü edeceğim yaşam içindeki olumsuzluklar hayatın tüm alanları için söz konusudur.
Yazı ve yorumlarımızda sürekli ’Dernekler, şahısların kendi egolarını tatmin etme yerleri değildir.’ demeye çalışıyoruz…
Bunu bazen aleni bazen üstü örtülü olarak birçok kez dile getirdik.
Bizim ne demek istediğimizi anlayanlar dahi hep anlamamakta direndiler…
Dile getirmek istediklerimizi sürekli göz ardı ederek her zaman kendi bildiklerini okudular..
Sonuç ortada ve işte size bir örnek!
Söylemek istediğimiz şu ki, Derneklerde danışmanlara ihtiyaç yoktur esasen.
Benim bildiğim bir kurumda varsa da eğer danışman en fazla 3'dür..
İşin aslını sorarsanız hiç gerekte yoktur.
Gayet açık!
Yönetim ve denetimde rol alanların her biri görev gereği zaten her biri danışmandır.
Ancak siz alt tarafı bir köy derneğinde üzerine basa, basa, birilerine inat, DANIŞMAN kavramını vurgulamaya çalışırsanız başkaları da bunun üzerinden rant sağlamaya çalışır. Bunıu anlatmaya çalıştık.
Bizim rantla mantla işimiz olmaz.
Hele ki, bizim açımızdan yeryüzündeki canlı âlem içinde en kutsal varlık olan insanı küçümsemek gibi bir anlayışımız kesinlikle söz konusu olamaz.
Bunun üzerinden bizi günah keçisi ilan etmeye kimsenin hakkı yoktur.
Böyle bir yönetim şekli konusunda hoçvan kamuoyunda dillendirilenlerin sivri ucu bize de dokunmakta ve her zaman vurgulamak istediğimizde bu ve benzeri yanlışlardır...
Gereksiz ve yeterli bilgi ve birikime sahip değilseniz sorun, soruşturun, araştırın ve ona göre karar verin.
Çünkü sizlerde biliyorsunuz ki, ‘bilmemek ayıp değil bildiğinizi sandığınız konuda inatla yanlış yapmak’ ayıptır esasen.
Tekrar gelelim danışmanlık meselesine!
Yukarıdan beri izah ettiklerimiz anlaşılır olsa gerek… Kaldı ki, bu konuda gelen şikâyetlerde zaten bu söylediklerimizi doğrulamakta.
Ancak, gel gelelim bu manada birçok çelişki söz konusu!

Daha dün artık adını anmak istemediğim Derneğin sitesi üzerinde 16 kişilik bir danışmanlar listesi, görmüştük… Eleştirel yaklaşımımızda zaten bu yönde idi.
Ancak bize gelen bir telefonla ‘bunun böyle olmadığı’ anlatılmak istendi.
Dün görüp paylaştıklarımız konusunda yanılmış olamazdık… 'Nasıl Olur?'' Deyip, tekrar söz konusu siteye baktığımızda 16 danışmandan eser kalmamıştı..!
Yazılanlar bizim yorumumuzdan sonra garip bir şekilde silinmişti!
‘Şoka girdim’ diyebilirim.
Hayret ve şaşkınlıktan tabiri caizse küçük dilimi yutacaktım..!
Anlaşılan o ki, birileri yazdıklarımıza orantılı kendi kafasına göre bu web sayfasını yönetiyor!
Yazık, çok yazık!
Bu dernek hepimizin(di)
Şimdi artık benim değil ve istediğiniz gibi yönetebilirsiniz.
Kısa ve öz!
Gölgeli derneğinde Muhtar Osman da olmalı, Mizahi anlamda başkanlığını vurguladığımız ki, 'yapamayacağını herkes biliyor' İstanbul da Osman Çobanda… Bu anlamda vurgulamak istediğimiz esasen kimsenin hakir görülerek dışlanmaması idi ancak, görünen köy kılavuz istemiyor. yanlızca dini veya herhangi bir siyasal motiflerin söz konusu olduğu bir dernekçilik anlayışının kabul görmeyeceğinin kavranması gerekiyordu.Getirdiğimiz eleştirel yaklaşım budur.
Bu anlayışla hareket edildiğinden insanların bir kısmı Dinsiz, Ateist, bir kısmı Zerdüşt vb ilan edildi.
Oysa söz konusu olan bir köy ise 'kimin ne olduğu?' kimi ilgilendirir?
Allah Akıl ve izan verdiği insanlara, iradi olarak yaşamlarını özgürce idame etme yeteneği vermiştir.
Öyle ise Ahmet, Mehmet, Ali, Veli, Zerdüşt, Ateist veya kısaca ‘İslam’ kategorisi içinde ele alınan Alevi, Sünni veya Şii olup olmadığı kimi, niye ilgilendirir ki?
Unutmayın, her şey maddiyat değildir!
Bugün maddi gücünüz yerinde olabilir ama bunun yarını da söz konusu… Sizde biliyorsunuz ki, dünya nimetleri geçicidir, ebedi olan insani değerlerdir.
Birileri kendi kafasına göre hareket etmemeli… Anlatılmak istenen bu, ‘Anlaşılmayan nedir, bilemiyoruz?
Toplum olarak bir zayıflığımız daha söz konusu!
Sürekli geçmişe takılmak gibi bir huyumuz var.
Oysa bugünü yaşamakta her zaman hayır vardır ancak, eksikliklerimizi ve noksanlıklarımızı da bilmek ve medeni şekilde tartışmak gibi bir sorumluluğumuzda olmalı.
Şahsıma yönelik şikâyetler dillendirilmekte.
Birilerinin dolduruşu ile günah keçisi ilan edilmek isteniyoruz sanki!
Buna karşılık, ‘nereden inceyse oradan kopsun’ desek biliyorum ki, buda meydan okuma olarak algılanacak!
Lakin düşünen ve düşündüğünü yaşama uyarlayan insanında sabrının bir sınırı vardır.
‘Kim, neden, niçin, hangi kıstaslara göre böyle davranmakta’ anlaşılır değil ancak, bunun üzerinde de durmaktayız!

Kimsenin böyle bir hakkının olmadığını bilmekte yarar var.
Unutulmaması gerekir ki, burası koca bir metropol ve bizler medeni insanlarız!
Kötü söz sahibinindir… ‘Hele ki, bizim için namus şeref söz konusu olduğunda akan sular durur’ Dersek, ne demek istediğimiz herhalde anlaşılır olsa gerek..!
Bunu bilerek hareket eder ağzımıza gem vurmayı da biliriz ancak, hak etmediğimiz bir şey söz konusu ise bu konuda da herkesi vicdanı ile baş başa bırakmaktan başka yapabileceğimiz bir şeyde söz konusu değildir.
Geçmişe takıldıkça işin içinden çıkılamayacağını kavramakta yarar var...
‘Doğruyu söyleyen dokuz köyden kovulur’… Bunu hiçbir zaman yabana atmamak gerek.
Şunun da bilinmesini isterim ki, Gazetecilik mesleğinde bir şeyi çok iyi öğrendim!
‘Ne?’ diye sormaya gerek var mı bilmiyorum ama doğruyu yazan hiçbir zaman sevilmemiştir... Çeşitli şekillerde şahsımıza yapılan saldırılara da alıştık artık.
KALP KIRMAK, İNSANLARI ÜZMEK ÇOK KOLAYDIR... ELBETTE Kİ, DİLİMİZE HAKİM OLMAYI BİLMELİYİZ.
NEREDE NASIL SÖZ SARF EDECEĞİMİZİ İYİ HESAP ETMELİYİZ.
İNSANIZ VE ŞAŞAR BEŞERİZ BAZEN ANLATMAK İSTEDİKLERİMİZİ HERKES TAM MANASI İLE ANLAYACAK DİYE BİR KURAL SOZ KONUSU DEĞİLDİR.
ZAMAN ZAMAN BİZİMDE DİLİMİZE HAKİM OLAMADIĞIMIZ DURUMLAR SÖZ KONUSU OLABİLİR ANCAK, AĞZIMIZDAN ÇIKANI MUTLAKA KULAKLARIMIZ DUYAR VE ÖLÇÜMÜZÜ MUHAFAZA ETMEYİ İYİ BİLİRİZ... ZORBALIKLA İŞİMİZ OLMAZ BİZİM TEK SİLAHIMIZ KALEMİMİZDİR.
ŞUNUNDA İYİ BİLİNMESİNİ İSTERİZ Kİ, BUNDAN SONRA BU DERNEKLE İLGİLİ TEK KELİME ETMEK DAHİ İÇİMİZDEN GELİRMİ BİLEMEYİZ FAKAT, FAALİYETLERİNİ DİKKATLE TAKİP EDECEĞİZ.

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
ARDAHAN ŞİİRLERİ

Ardahan Şiirleri Ardahan’dan dümdüz yola çıkarsın
Büyük, küçük Cincorop’u geçersin
Kirman, Bağdat derken varıp, seversin
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Eskiden Konk idi şimdi Tepeler
Yolun kenarına uzayıp, gider
Yaz, bahar zamanı cennete benzer
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Sindizkom’la Goduzhara arası
Kireçhana derler köyün tarlası
Çil,çil altın gibi buğday, arpası
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Aneşrevan, Korhan, Bentler, Napuzar
Kızılkaya, Bayır, Bedrabavul var
Her evin bir harman bir pulan’ı var
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Nice anılara mesken Meşesi
Ziyaret tepesi, Kurtlu deresi
Çift direkler sanki aşkın simgesi
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Göle yolu üzerinde yaylası
Ormanın içinde derman havası
Nice canlar besler zengin merası
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Tarlasından yenir gımi, özeği
Sögütlük’te olur yaban çilek’i
Yaylada punğarı yağlı gevreği
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Arıları çiçeğine konuyor
Bal’ı gören kokusundan doyuyor
Gımi’sinden nefis turşu oluyor
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Kuzukulağı var, hoşgoz, külül var
Çanaçuna, kobuk, kuşekmeği var
Ğalo, Adol, Yemlik daha neler var
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Yediğin, içtiğin her şeyde tat var
Hınkal’ına, çeçil’ine kim doyar?
Bişi, Mafiş, Katmer, Kete’leri var
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Tuluk peyniri var hem de göğermiş
Haçapur yemesi ömre değermiş
Her türlü nimeti önüne sermiş
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Kor araba ile koza toplarsın
Odun tezek ile soba yakarsın
Fırına da patatesi atarsın
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Dağda mal otarmak, cinlenmek güzel
Suda elle balık avlamak güzel
Yağmurda pulul'a sığınmak güzel
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Hanımların teknesinde hamurlar
Fırın yakan komşuda buluşurlar
İmece usulü yardımlaşırlar
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Cinçar toplamaktan yanan o eller
Çaputlardan doydo yapıp, severler
Hotağlıkta horoveller söylerler
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Hodağlıkta sabah sütaşı yersin
Cadi ekmeyiyle, ayran içersin
Karnın doyar, işe başlar ho dersin
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Furğun’a koşardık Tumbul, Sümbül’ü
Macera olurdu her an, her günü
Şimdi Traktörler yapar sürümü
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Çayırlar yeşerir, mevsimi gelir
Irgatlar peş peşe, kol,kol dizilir
Bir ahenk içinde, tırpan çekilir
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Ya at ya öküzle gem sürmek güzel
Patosla çabucak iş görmek güzel
Kalpten kalbe sevip, aşk örmek güzel
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Ya süt makinesi, tığ makinesi
Uykulu gözlere ninnidir sesi
Eksilmez üstünden huzur, neşesi
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Orta çayda tahılları yıkanır
Kenarında kaz cuculu yayılır
Ambarın önünde sohbet kurulur
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Gençler her gün bir hanede toplanır
Yağlı kayış, yüzük kimde dolanır
Beş keçili, mile, körük oynanır
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Birbirinden güzel kadın, kızları
Adam gibi adam yiğit erleri
Sevgi ile ortak çarpar kalpleri
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Harman düğününde halay dizilir
Kimi türkü söyler, kimi çevirir
Oyunlar oynanır, yemekler yenir
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Atlar hazırlanır, yarış yapılır
Gelin yastığını kazanan alır
O anı yaşayan herkes haz alır
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Kış gelince adam boyu kar yağar
Boy gösterir kayaklarla kızaklar
Kürülür, çatısız damlar, bacalar
Burası Ardahan Tepeler Köyü

Recai yurdunu bir bütün sevdi
Edirne’den Ardahan’a hep gezdi
Öz köyünden size çok kısa yazdı
Burası Ardahan Tepeler köyü
Recai Mert

**ŞİİR..

Benim
sevdamsın Ardahan
Sen aslısın bende kerem
Benim sevdamsın Ardahan
Hasretinle oldum verem
Benim sevdamsın Ardahan

Bülbül neden aşık güle
Gül kokusun veriri yele
Burnumda tütüyor göle
Benim sevdamsın Ardahan

Bahar ile coşar seli
Şenligi babanın eli
Çok güzeldir çıldır gölü
Benim sevdamsın Ardahan

Posoflu aşık zülali
Unutulurmu müdami
Cennete benze her yeri
Benim sevdamsın Ardahan

Her evde dokunur halı
Derde derman olur balı
Gezip görmeli damalı
Benim sevdamsın Ardahan
mazlumide etmiş konak
Erolum bu sevgiyle yanak
İlçemi sorarsaz hanak
Benim sevdamsın Ardahan
Ozan Erol

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan