Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 47
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 5 Gün Gelmedi
abdullahank 107 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 201 Gün Gelmedi
atlantis 222 Gün Gelmedi
baris dursun 223 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 232 Gün Gelmedi
admin 234 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 235 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
TAKKE DÜŞTÜ, KEL GÖRÜNDÜ!
Yazar Fakir - Haziran 29 2013 - 07:05:31
TAKKE DÜŞTÜ, KEL GÖRÜNDÜ!

Yalçıner Yılmaz **ALPER AKÇAM

AB VE ABD EMPERYALİZMİNİN DEMOKRASİ DERSİ BİTTİ!

“Taksim Gezi” olayları birçok şey için bir ayıraç oldu.
İnananla inanmayan,
İçten olanla yalancı,
İnançlı ile takiyyeci,
Yalakayla sorgulayan,
Riyakârla onuruyla yaşayan,

“Halkların Kardeşliği” sloganını yürekten isteyenle, bunu milliyetçi politikaları için malzeme olarak kullanan, ayrıldı birbirinden…
ABD ve AB politikacılarının, basın-yayın temsilcilerinin Türkiye sembol kimliğinde bir Doğu ülkesine ve oradaki demokrasi olayına hangi içtenlikle baktığına da tanık olduk…
Taksim’de başlayıp oradan neredeyse tüm yurda yayılan olaylar, Gezi Parkı'nda AVM yapılması için ağaçların kesilmesine karşı çıkan bir avuç insana sabaha karşı yapılan gaz bombalı polis saldırısına karşı tepkiyle alevlenmişti. Bu tepkinin gerisinde, iktidardaki anlayışın insanların kafasından üreme organına, tüm yaşam tarzını kendi bakış açısına ve çıkar ilişkilerine göre belirlemeye kalkan, hatta bunu direten tarzına, deyim yerindeyse isyan eden bir içerik vardı.
“Ağaçlar kesilmesin, her yere AVM yapılmasın, yaşam tarzıma karışılmasın diyenler kimdi?”
KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır açıklıyordu (12. 06. 2013, Saat 21.00 NTV canlı yayın)
- Gezi Parkı’ndakilerin %50’den fazlası üniversite mezunu, lisansüstü eğitim, doktora yapmış kişi (Türkiye ortalamasının 5 kat üstünde)
- Buradakilerin %45’i polisin Cuma sabahı yaptığı ilk müdahalesine ve Başbakan’ın açıklamalarına yanıt olarak kendilerine oraya gelmek zorunda hissetmişler,
- %40’a yakını daha önce oy kullanmamış, şu anda da kendisini bir partiye bağlı görmüyor.
Olaylar başladıktan sonra polisin kullandığı şiddet, neredeyse tüm dünyayı ayağa kaldırdı. ABD’den AB’ye, R. T. Erdoğan’ı Esad’da benzetti diye Kemal Kılıçdaroğlu’na fırça atmaya kalkan, Tayyip Erdoğan’ı koruyan Sosyalist Grup Başkanı Hannes Swoboda’dan Almanya Başbakanı Angela Merkel’e, dört bir yandan Türkiye’ye yıldırımlar yağdırmaya başladılar. Neye uğradığını şaşıran bazı iktidar temsilcileri yurda döndükten sonra Başbakan tarafından azarlanmak pahasına halktan özür dilemeye kalktılar…
Kimi safdilli aydınlarımız, “Bu iş bitti, ABD ve AB, AKP’den ve Siyasal İslam’dan desteğini çekti” diye zil takıp oynadılar.
Olayların başlangıcından üç gün sonra, bir geceyarısı Türkiye’ye dönen Başbakan Tayyip Erdoğan ayağının tozuyla esti gürledi. Türkiye’yi ve polisin tavrını eleştiren ABD ve AB yetkililerine, “Şaşırmış mı bunlar yahu?” dedi, “Ahde vefa yok mu?”
Dönüş gecesi yaptığı konuşmada, kendisini karşılamaya gelenlere “Sizlere Fas'taki kardeşlerimin selamlarını getirdim, sizlere Cezayir'deki kardeşlerimin selamlarını getirdim, sizlere Tunus'taki kardeşlerimin selamlarını getirdim. Değerli kardeşlerim, Allah kardeşliğimizi daim etsin inşallah” diyordu. İstanbul'un kardeşi Saraybosna'yı, Bakü'yü, Beyrut'u, Kahire'yi, Üsküp'ü, Bağdat'ı, Şam'ı, Gazze'yi, Ramallah'ı, Mekke ve Medine'yi selamlıyordu… Getirdiği selam, kendisini temsilcileri ve belli oranda liderleri saydığı, Arap Baharı ile Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da iktidar koltuğuna epeyce yerleşmiş “Müslüman Kardeşler”e aitti…
Geçen günler içinde, Türkiye’ye AB sürecinde yeni fasıl açılma önerisine Almanya, Hollanda ve Avusturya temsilcilerinden itiraz geldi.
Başbakan Tayyip Erdoğan bir adım geri atmadığı gibi, çıktığı ekranlarda, yaptığı mitinglerde hep aynı şeyleri söylüyor, “camide içki içtiler, başörtülü kadınlara saldırdılar, çadırlarda uygunsuz davranışlarda bulundular” gibi ifadelerle göstericileri hedef gösteriyor, ABD ve AB temsilcileri tarafından eleştirilen polisi kutluyor, “onlar destan yazdı” diyordu.
Bu arada çadırlarda, meydanlarda, polis saldırıp ortalığı gaza, kimyasallı ve basınçlı suya boğmadıkça bir şenlik havasıdır almış başını gidiyordu.
Anadolu coğrafyasında çok yakından tanıdığımız, bereket törenlerinde, seyirlik köylü oyunlarında, Keloğlan’da, Karagöz’de, Köroğlu’nda, Karacaoğlan’da, eşeğe ters binmiş bir din adamı kimliğiyle, iktidar ideolojilerine, sorgulanamaz gösterilen tekil bildirimlere, korku ve karanlığa karşı gülerek direnen Nasreddin Hoca’da örneklerini görebileceğimiz, halk kültürünün, çoğul, tüm hiyerarşilere ve kutsal böbürlenmelere kıçıyla gülen, tüm farklılıkları silen, deliyi padişah seçip ata bindiren, sonra da alaşağı eden gücü, Taksim’de yeniden doğmuştu sanki.
Gösterilere katılanlar, alanlara girenler, iktidarın aşağılayıcı suçlamalar için kullandığı “Çapulcu”, “Ayyaş” gibi lakapları halk kültüründe olduğu gibi severek benimsiyor, böylece aralarındaki tüm farklılıkları, “ayaklar baş olur mu?” diyecek seçkinci bakış açısını süpürüp atıyor, eşitlik, kardeşlik, özgürlük, onurlu bir yaşam istiyordu.
Ölüm haberleri geliyordu bir yandan, aralarında durumu ağır olanların da bulunduğu binlerce yaralı vardı; göstericilere kendi olanaklarıyla yardımcı olmaya çalışan hekimler gözaltına alınıyor, büyük şehirlerde geceyarıları başlayan gösteriler sabahlara kadar sürüyor, Kadıköy’den Taksim’e geçmek için yola çıkan kalabalık boğaz köprüsünü kilitliyordu…
Batı dünyası ile ile iktidar arasındaki ipler koptu kopuyor derken Tayyip Erdoğan’ın “ahde vefa” istediği Batılı politikacılar indiriverdiler yelkenleri...

Sorun yoktu, “fasıl” da açılacaktı, “uyum süreci” de…

Elbette “Ahde vefa” isteyecekti, dediğinden bir adım geri atmayan, Batılı politikacılara zehir zemberek seslenen Başbakan… Anadolu coğrafyasında ormanları kesip, toprağa siyanür katarak maden aramak isteyen uluslararası finans kapital’e ikide bir ruhsat engeli çıkaran, “anıtlar- tabiat koruma” gibi gerekçelerle durdurmaya kalkan yüksek mahkemelerin yapısı değiştirilmiş, mimar mühendis odalarının, bilim kurullarının denetimine son verilmişti.
Türkiye coğrafyası yerli-yabancı parababaları için “Yağma Hasanın Böreği” durumuna getirilmişti.
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, tam bir saat telefonla konuştuğu (Vay be!) Obama’dan Türkiye’ye demokrasi dersi vermeye çıkmışken birden yelkenleri indirip saygı duruşuna geçen Batılı politikacılar, Başbakan’a şöyle demiş olabilir miydi … “Sen bize kulak asma; arada bir kendi halklarımız karşısında demokrasi istermiş gibi yaparız da, bizim ne istediğimizi sen daha iyi bilirsin; aldırma; işine bak!”
En sağcısından en solcusuna, ABD ve AB politikacılarının, büyük yayın tekellerinin dini imanı kapitalizmin can sağlığıdır çünkü; tek dertleri soygundur, sömürüdür. Onlara göre, bir Doğu ülkesi olan Türkiye’nin ve diğer Doğu halklarının ne demokrasi hakkı vardır, ne de insanca yaşama hakkı!
Bir şeyi unutmasınlar ama… Ölü toprağını attı bu ülke üzerinden… Türkiye’de bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bir avuç kendini bilmez dışında, Başbakan'ın her türlü söz haklarını üzerinde taşıdığını var saydığı o %50 de aldırmadı kışkırtmalara...
Taksim’den Anadolu’ya, gün batımıyla birlikte insan yürekleri akıyor gökyüzüne. Konuşan, eğlenen, gülen, insanca yaşam ve özgürlük isteyen bir ses yükseliyor şimdi…
Güneş de bu umutlarla doğuyor artık…
Kimsenin akıl hocalığına, vereceği derse de ihtiyacı yok!

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan