Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 43
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 6 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 224 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 236 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Barış sürecinin geleceği ve taraftarların tutumuna dair
Yazar Fakir - Temmuz 14 2013 - 06:58:43
Barış sürecinin geleceği ve taraftarların tutumuna dair

Ardahan Haberleri **Tarafların konumları..

Bugün yaşanan barış sürecinin iki önemli tarafı ve aktörünü ve bunların geçirmekte olduğu paradigmatik değişimi anlamadan bu süreci anlamak zor. Peki, nedir gelişmenin özü? Bu sürecin bir tarafında Bağımsız Birleşik Kürdistan şiarıyla ortaya çıkıp, 30 yıl silaha başvurduktan sonra bugün silahı bırakıp “Misak-ı Milli” sınanırları içinde demokratik cumhuriyet idealini ileri süren ve bu değişimin de taktiksel değil, stratejik bir değişiklik olduğunu savunan Öcalan ve Kürt hareketi yer alırken öbür tarafında ise “son terörist kalıncaya kadar vurup kökünü kazıyacağız” demenin bedelini ağır can ve mal kaybıyla ödedikten sonra Öcalan’la şeffaf biçimde dünyanın gözü önünde en üst düzeyde görüşen bir devlet ve onun 60. hükümetini temsilen AKP iktidarı ve başbakan Erdoğan yer alıyor.

**İki taraf da değişti mi!..

Peki, süreç bu noktaya nasıl geldi? Herhalde önümüzü daha iyi görebilmek için, ardımıza bakıp bu soruya cevap bulmakla işe başlamanın herkese daha çok faydası olacaktır. Bir kere dünya değişti, bununla beraber sorun çözme biçimi ve o arada Öcalan da değişti. Öcalan PKK’nin yaşayan gerçek ve tek lideri olduğu için kendinde meydana gelen değişikliği kendi kitlesine de benimsetme becerisi ve kararlılığını gösterdi. Gördü ki küreselleşmenin son sürat gittiği bir çağda Ortadoğu coğrafyasında kurtlara yem olmamak için barışı ve demokrasiyi birlikte ihya edebilirsek bu süreç hem Kürd’ün hem de Türk’ün yararına işleyebilir. Öcalan bu fikri işledi ve sonuç almada şimdilik başarılı olduğu görülüyor. Öte taraftan devlet de gördü ki devletin bekası bütün farklılıkları teke indirgeyen anlayışta değil. Üstelik, bunun için ret, inkâr, asimilasyon ve hatta silah kullanmakta değil, aksine Kürtlerle birlik olunursa ve Kürt sorunu çözülürse bu bölgenin en güçlü ve en saygın ülkesi olabilir, aksi ise mümkün değildir. Çünkü kendi iç sorunlarını çözemeyen bir başkasının sorununu çözemez, etkili bir aktör olamaz. Dolayısıyla biraz örgüt değişti, biraz devlet değişti, şimdi her ikisi de çözüm noktasında buluşmak üzereler. Bunun için bir diyalog ve müzakere süreci yürütülüyor.

**Süreci doğru okumak gerek..

Ancak süreci doğru okumak çözümü doğru anlamak gerekir. Aksi takdirde yeni bir hayal kırıklığı bunun ötesinde sonuçlara yol açabilir. Peki, nedir mesele ve ne yapmak gerekir? Bir kere Kürt sorununun çözümü; sadece silahların susması demek değil. Silahların susması Kürt sorununun demokratik yollardan çözümünün ilk adımını teşkil eder ve bu adımı atmak, daha doğrusu bu adımın işlevsel olabilmesi için karşılıklı güven esastır. Öyle anlaşılıyor ki bazı kaygılarla birlikte bu yaz çekilme, ardından da silahtan arınma gerçekleşebilir. Hükümetin “silahlı unsurlar ülke dışına çıksın da nasıl çıkarsa çıksın ya da ne olursa olsun” yaklaşımı işin ciddiyetine dair kaygı yaratmıyor değil. Burada Kandil’in Öcalan’a göre daha kaygılı olduğu, ancak Öcalan’ın bastırmasıyla işlerin yürüyeceği anlaşılıyor. Burada hükümetin biran önce şunu görmesi gerekir: Çatışmasızlık barış için önemli bir olanak, ama barış demek değil. Bu olanak ancak demokratik hak ve özgürlüklerle birlikte ele alındığında ihya olabilir, anlam kazanabilir. Aksi takdirde bugün susan silahların yarın konuşmayacağının hiçbir garantisi yoktur. Bunun için içeride, dağda ve diasporadaki Kürtlerin siyasal ve sivil hayata entegre edilmesi gerekiyor. Bu entegrasyon için de toplumsal barış projesinin, hükümetin şimdilik dillendirmekten özenle kaçındığı, genel bir afla işlevsel hâle getirilmesi şarttır. Bir düşünün, diyelim ki silahlı unsurların sınırdışına çekilmesinden başka bir değişiklik olmadı; dağdakiler dağda, Avrupa’dakiler Avrupa’da ve cezaevlerindekiler de orada kalmaya devam etti; bu iş çözülmüş mü olacak? Zaten eğer iş böyle götürülecekse maksadın kalıcı ve gerçekçi bir çözümden ziyade seçimleri sorusuz atlatmaya dönük olduğu algısı birden yaygınlaşacak, bu da toplumu derin bir hayal kırıklığına uğratacağı gibi örgütü de yeniden hareketlendirmeyecek mi? O hâlde artık “..yapıyormuş gibi” yapmaktan vazgeçip “gerçekten yapmak” gerek. Bunun zamanı çoktan geldi geçiyor bile.. Umarım bu yapılır. O hâlde olumlu bir hat üzerinde devam edelim analize..

**Tam demokrasi, kalıcı barış..

Diyelim ki genel bir afla insanlar sivil ve siyasal yaşama döndü. Eğer demokratik bir örgütlenme ve ifade özgürlüğü sağlanmazsa, gelenler siyasal hayata nasıl entegre olacak? İkinci kritik soru(n) budur. Kalıcı barış için geçmişle yüzleşmek ve geçmişteki hataların yol açtığı yaraları sarmak gerekir. 4500 civarında köy ve mezra boşaltılmasının, 3,5 milyon insanın maruz kaldığı göçün açtığı yaraların, 17 bin faili meçhul cinayetin yarattığı acılar iyileşmeden barış tam olarak nasıl gelebilir? Bu durumda yarım ve arızalı bir demokrasi ile bir şark kurnazlığı ve birbirini oyalama taktiği ile bunların hiçbirisinin yapılamayacağı belli.

Sonuç almak için samimi destek şart
Başlatılmış olan barış sürecinin onurlu ve kalıcı bir hâl almasısın ilk adımı iyi niyet, samimiyet ve karşılıklı empatidir. Bu psikolojik eşik aşıldıktan sonra diğer somut adımların toplumda yer ve karşılık bulması daha da kolaylaşacaktır. Bu psikolojik adıma batının bölünme paranoyasını, doğunun da acaba gene kandırılıyor muyuz sendromunu aşmalarını eklemek lazım. Bölünme sendromunun tarihsel kaynaklarına inerek berhava etmek lazım. Osmanlı topraklarının çeşitli nedenlerle 10 milyon metrekareden bir milyonun altına düşmesi, I. Dünya Savaşı yenilgisinin yarattığı kayıplar, SSCB ile yaşanan Kars, Ardahan ve Boğazlar meselesi ve nihayet PKK’nin 30 yıl sürdürdüğü savaş bir güven bunalımı ve bölünme sendromuna yol açmış durumda. Bu sendromun bugün için her ne kadar bir karşılığı yoksa bile giderilmesi gerekir. Bu konuda âkil insanlara da önemli görevler düşüyor. Bu konuda söylenecek çok söz var. En başta Kürtler ayrılmak istemiyor. Bu ülkenin eşit ve özgür vatandaşları olmak istediklerini her fırsatta dile getiriyorlar. Son süreçteki Öcalan’ın yaptığı açılım da bunu perçinledi. Ayrıca evlilikleri, göçleri, ortak pazar birliğini, din ve kültür birliğini eklediğimizde çözümü zorlaştıran bu bölünme sendromunun yersiz olduğu görülüyor.

Kürtlere gelince, onlar da artık “kandırılma meselesini” aşmalı. Nitekim en başta silaha sarılmış, otuz yıldır bu işin içinde pişmiş Öcalan ve örgütü her şeyden önce bu adımı atıyorlarsa bir anlamı olmalı. Kürtlerin kahir ekseriyeti, bedel ödemiş örgüte bu kadar yetkiyi sorumlulukla birlikte tanıdıklarını Newroz alanındaki destekleriyle zaten gösterdiler. Savaştan ziyade barış istediklerini, savaşın tahribatlarını yaşayarak gördükleri için Öcalan’ın önerilerini tartışmasız kabul ettiler. Kaldı ki daha olmamış olanın, ya da gelmemiş olanın korkuları ile bugünü esir almak sürecin ruhuna zarar verir. O hâlde bu kuruntulardan sıyrılıp sürecin düzgün işlemesi için herkesi katkı sunması gerekir.


PROF. DR. AHMET ÖZER *
ahmet.ozer@toros.edu.tr

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan