Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 45
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 6 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 198 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 224 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 233 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 236 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Gündem Yazıları
Yazar Fakir - Temmuz 30 2013 - 10:29:15
Yazarlarımızı okuyor musunuz?
DEĞİŞKEN GÜNDEMİN HIZI

Ardahan Haberleri Türkiye’de değişken olan gündemin, hızına ulaşabilmek başlıbaşına bir sorun.
Umutla kaygıların iç içe ve her şeyin adeta bıçak sırtında olduğu bir ülke.
Güven duygusuyla,güvensizliğin;tutarlılıkla, tutarsızlığın; doğruyla, yanlışın; mertle, namerdin; korkakla, cesurun; haklıyla, haksızın;omurgalı ile omurgasızın; adaletli ile adaletsizin, bir arada olduğu ve kendisini dayattığı bir durum sözkonusu.
Toplum bunun farkındamı? Değimli?
Veya ne kadar farkında sorularını sormadan önce;Türkiyedeki basının durumuna kısaca değinmek faydalı olacaktır.
Sistemleri toplum adına denetleyen, halkı doğru bilgilendiren ve yönlendiren en örgütlü kuruluşlardan bir tanesi basın kuruluşlarıdır. Toplumu aydınlatma, hazırlama noktasında alternatifsiz bir konuma sahip. Bu yönüyle basının rolü tartışmasızdır.
Türkiyede basın özgürlüğünden söz etmek oldukça zordur.Tarafsızlığını koruma noktasında ve özgür basıncılık yapmada sınıfta kalmıştır. Rantla buluşan basın kuruluşları, her iktidar döneminde farklı yayın politikalarıyla halkın karşısına çıkarlar.
Yayın çizgilerini iktidar partisinin politikalarına göre belirlerler.
Bu yaklaşım iktidarın tüm basın üzerinde tahaküm kurmasınında önünü açmıştır.
Hiçbir iktidarın özgür basına tahamülü olmaz.
Çünkü icraatlarının deşifre olması, toplumun doğru bilgilendirilmesi kendilerini zorlar. İktidarın kendi politikalarını rahatlıkla hayata geçirmesi için yandaş diye tabir ettiğimiz bir medya grubu oluşturur.
Aynı zamanda diğer medya gruplarını baskılamaya çalışır.
Sistem özgür medyayı tasfiye etmekle uğraşırken, yandaş medya aracılığıylada toplum hazırlanır.
Bu konuda Kürt ve sosyalist basınının ve sisteme muhalif gazetecilerin ödediği bedeller (gündem gazetesinin bombalanmasi, öldürülen, kaçırılan, tutuklanan gazeteciler vs.) bilinmektedir.
Türkiyedeki basının durumunu özetle belirttikten sonra;t oplumun farkındalılık sorularına verilecek cevaplarda kolaylaşır.
Evet yukarıdaki sorulara verebileceğimiz cevap,Türkiye'deki basının, toplumsal sorunlara yaklaşımı paralelinde gelişmektedir.
Tespiti abartılı olmaz. Çünkü Türkiyedeki özgür basın ile satılmış yandaş basın ve medyanın sahip olduğu olanaklar ve ulaşmış olduğu kitlelerinin oranı ortadadır.
Bu gerçeklikten yola çıktığımız zaman; toplumun bakış açısının şekillenmesinde basının büyük bir etken olduğu görülmektedir. Toplumun sorunlarına karşı duyarlılık göstermiyen, toplumun doğru haber alma hakına saygılı olmayan, yanlı, yandaş, burjuva basınının ve medyasının protesto edilmesi isabetli olur.
Demokrasinin rafa kaldırıldığı ceberut devletlerde halkın söz ve karar sahibi olmadığı; halka ramen siyasetin yapıldığı görülmektedir.
Halk adına siyaset yaptığını iddia eden egemenlerin ve onları temsil eden burjuva siyasetçi ve partilerin bu söylemleri bir aldatmacadan öte bir şey değildir.
Burda kimsenin hesaba katmadığı birde sosyal medya gerçekliği var. Gezi direnişlerindeki etkinliği dikkatlerden kaçmamıştır.Hükümetin biz bunun istihbaratını üç ay önceden almıştık söylemleri gerçekçi bir yaklaşım değildir.Bunu ne hükümet ne siyasi partiler nede örgütler hiç kimse böyle bir öngörüye sahip değildi.Hazırlıklıda değildi.Gezi direnişi başladığı zaman bile bunun sonucunun nereye varacağı,ne gibi etkiler yaratacağını hükümet dahil kimse okuyamadı.
Gezi direnişiyle ortaya çıkan toplumsal tepkiyi ve mücadeleyi hayatın bütün alanlarına örgütlü bir şekilde yaymak başarıldığı zaman, büyük kazanımlardan bahsetmek mümkün olur.
Aslında yeni bir Türkiye ile karşı karşıyayız.
Türkiye toplumu Kürt halkıyla empati kurmaya başladı.
Bu olumluluğu görmek gerekir. Licede köylülerin karakol değil barış istiyoruz. Açıklamalarına ve demokratik tepkilerine karakolda açılan ateç sonucu yaşamını yitiren bir insanımız ve yaralanan on insanımıza karşı gelişen olayları protesto etmek için Kadıköy, Beşiktaş ve Taksim gibi yerlerde elerinde Türk bayraklarıyla sokaklara dökülüp kimisinin bijji, kimilerinin mijji bıratiya gella sloganlarını karıştırarak attığı;bijji ne anlama geliyor bırati ne anlama geliyor sorularını birbirlerine sorarak, ‘Diren Lice, Gezi seninle’ sloganlarının karıştığı gerçekliğine baktığımızda; barış ve müzakere süreciyle gezi direnişlerinin toplum üzerinde yarattığı olumlu etkiler görülmektedir.
Elbette bu durumu yönetmek ve kontrol edebilmek önemlidir.
Hükümet bundan ders çıkarıp,toplumun demokratik taleplerini karşılıyacak yasal düzenlemeleri yapacağına, suçluluk psikolojisiyle saldırgan tutumundan ısrar etmektedir.
Kürt tarafın samimiyetinin yanında, Hükümetin güven vermiyen açıklamaları ve toplumsal barışa hizmet etmiyen ve toplumu geren dil ve üslup, tekçi zihniyette ısrar, hayatın her alanına müdahaleye, Roboski katliyamının üzerini örten, Reyhanlı katliyamının gerçeklerini gizleyen, cezaevlerindeki çocuk istismarı, tecavüz, özelleştirme, sağlıktan ekonomiye, çevrecilikten her şeyi ben bilirim anlayışı, mezhepcilik ve din istismarlığına, ayrımcılığa ve ötekileştirmeye; çözüm deyip, hiç bir şey yapmıyan, aksine savaş ve şiddet politikasıyla halkı gazlıyan, kör eden, öldüren, orantısız güç kullanan anlayışa karşı milyonlar tepki veriyor.
Direniyor...
Licede karakol (kalekol) inşaatı değil, barış istiyen, sivil silahsız halkı tarıyarak, katliyam yapmaya çalışan, bir kişinin ölümüne ve on insanın yaralanmasını sağlıyan anlayışın sahiplerinden; kan ve gözyaşından başka ne beklenirki.
Şiddet ve öldürme geleneklerinden vaz geçecekleride yok.
Esas olanı, sokak direnişlerinde tecrübeli olan Kürtlerle,gezi direnişiyle başlayıp bir çok bölgede yaygınlaşarak devam eden,kentlilerin sokağa inişiyle dillendirilen taleplerin elde edilmesini ve özlenen yaşam için,ortak paydalarda buluşmayı güçlerini birleştirmeyi ve Türkiyenin çehresinin değiştirilmesini sağlıyacak örgütlülüğü, toplumsal tepkiyi ve mücadeleyi hayatın bütün alanlarına yaymanın başarılmasıdır.
Başarı için cesur çıkışlar gerkli.
Fedekarlık ve özveri gereklidir.
Özlenen yaşamın mücizelerle olmadığını, mücadeleyle, doğru bir stratejiyle, örgütlenmeyle olur.
Halkın beklentılerinin doğru okunmasıyla olur.
Şabloncu yaklaşımların hiçbir kazanımının olmadığını tarihten dersler çıkararak anlamaya çalışılmalıdır.
Gezi direnişiyle ortaya çıkan halkın beklentilerinin,atılan sloganların, yazılan dövizlerin, pankartların, afişlerin içeriği ve gençliğin duruşu, kadınların katılımının güçlülüğü doğru okunmalıdır.
68 ve78 kuşağıyla, günümüzün gençliğinin talaplerinin benzer ve farklılıkları üzerinde kafa yorulmalı ve anlamaya çalışılmalıdır.
Fehmi Morkoç

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
“ARDAHAN TÜRKMENLERİNİN YAŞAM VE KÜLTÜRLERİ”

Ardahan Haberleri **“DADALILER-DEDELİLER”

(1ci bölüm)

...Biz bu bildirimizde, Dadali Türkmenlerinin yaşadıkları yörelere, bölgeye gelmiş oldukları yerlere, inanç yapılarına, diğer kültürel özelliklerine,, çevredeki diğer halklarla ilişkilerine dair açıklamalar yapıp , bazı karşılaştırmalara gidip, tespitlerimizin genel Türk halk kültüründeki yerlerine işaret etmeye çalıştık. Bazı inanç içerikli etimolojik irdelemelerde bulunduk. Alandan derlenilen bu bilgilerde bize, Katip Musa Özmen Dede (2002 tarihi itibariyle 95 yaşında, Damalın Konuksever mahallesi halkından) ve Erol Özer (Koyunpınar köyünden Sazkara ilköğretim Okulu Müdürü, 2002 yılı itibariyle, 50 yaşlarında) yardımcı olmuşlardır
...Dadali Türkmenleri Alevi inançlıdırlar. Dadali Türkmenlerinin bir kısmı; Ardahan ilinin Damal ilçesi ve yakın çevresinde meskundurlar. Meskun bulundukları köyler; Eskikılıç (Kirpeşen), Obrura (Çıkara), Üçdere, Kalonder Dere, aşağı Gündeş, Yukarı Gündeş, Seyitveren, Tepeköy, Otağköy (Erzede), Burmadere (Sort), Deveköy, Damal (Yukarı Damal), Aşağı Damal, Küçük Damal, İkizdere (Sonu) dur. Damalın etimolojisi, dam=ev, eval şeklinde yapılmaktadır. Damal’daki tarihi kilisenin cemaatini yörede uzak geçmişte yaşamış olan Gregoryan Türkler ve Ermeniler oluşturuyorlardı. Hanak bölgesine bağlı Dadali Türkmenleri ise; Koyunpazarı (Sazkara), İncedere (Piklap), Güneygören (Kelkeden), Çavdarlı (Nakalaköy), Serinkuyu (Deneden), Çiçeklidağ (Payatlı), Çat (Dereçatağı) ve Çimliçayır köylerinde ikamet etmektedirler.
Tarihi haber kaynak:Prof. Dr. M.F.Kırzıoğlu ve el sanatlarını Prof. Dr. Neriman Kırzıoğlu,tarafından ilk kez incelenmiştir.

Not:Tekrar incelenmeye değer bir tarih olduğu notunu düşmüştür..

"Ardahan Türkmenleri tarihleri"

Ardahan Türkmenleri (Meşe-Ardahan Türkmenleri, Damal-Hanak Türkmenleri, Damal Türkmenleri, Hanak Türkmenleri, Dadali Türkmenleri, Dadaliler, Dadalılar, Dedeliler), Kura Nehrinin solunda ve Ardahan'ın kuzeyindeki “Meşe-Ardahan” denilen yörede Ilgar Dağı eteklerinde, eskiden Cumhuriyetin ilanından sonra Kars ilinin Posof ilçesine nahiye olarak bağlanan ve 1992 yılında Ardahan iline ilçe olarak katılan Damal ilçesinin bütün köyleri ile yine Ardahan'a bağlanan Hanak ilçesindeki 8 köyde yaşayan Alevi-Bektaşi Türkmenlerdir. Etimolojik açıdan Dadali ile Dadalı eş anlamlı olup, «dedesi olan, dedesi bulunan, bir dede’ye bağlı olan» anlamındaki Dedeli kelimesinden gelir ve Dadaliler aralarında hitap şekli olarak «kardeşim, canım» anlamında dadam ifadesini kullanırlar. Halk Damal ve Hanak Alevilerine Türkmen derken, Ardahan'ın Göle ilçesine bağlı iki Bayat boyundan Türk Alevi köyü (Yeniköy ve Kalecik) sakinlerine muhtemelen ağız farkından dolayı Dadali saymamıştır. Dadalılar her nedense bazı çevrelerce Kars Aleviliğinde farklı bir yere oturtulmuş; bunlara Gürcü Türkmeni, Türkmen, Yerli Türkmeni veya Cinçavut da denilmiştir. Karsın yerli halkı anlamında Bezbaşlar, Dadalılardan tamamen farklı ve Sünni inançlıdırlar. Dadali yerleşim yerleri daha ziyade, Yörenin Kıpçak Türk coğrafyası kapsamındadırlar.
Günümüzde Alevi Dadali Türkmenleri Ardahan ilinin güney orta-kuzeyinde,Damal (ilçe merkezi ve 12 köy) Hanak (8 köy) ilçelerinde yaşarlar
93 Harbi'nden sonra Rus idaresinde kalmış olan bu Türkmenlere Ruslar, kendilerinin esasen Afganistan’dan gelmiş olan Türkler olduğunu ve Türkiye Türkleriyle aralarında bir milliyet münasebeti bulunmadığını aşılamışlardır. Meşe-Ardahan Türkmenleri atalarının “Maraş-altından’’ buralara Akkoyunlu hükûmdarı Uzun Hasan zamanında kendilerinin “Gurculuk” «Gürcülük» dediği (Kıpçak Atabekleri Hükûmeti çağı yani Atabek Yurdu Gürcüce Sa-Atabago denen bölgedeki Çaldır/Çıldır Atabekleri ya da Hıristiyan Atabekler Hükümeti-I (1268-1578)) zamanında geldiklerini söylerler.Gerçekten de bunlar, Akkoyunluların güç kaynağı “Boz-Ulus” adlı ulu Türkmen uruğunun “Maraş-Türkmen’i” da denilen “Dulkadırlı” boyundan gelmedirler. Dadali Türkmenleri biri Bektaşi Kolu ve diğeri Hüseyinli Kolu olmak üzere iki koldan oluşurlar. Aşağıda ismi sayılan köylerin halkı her iki kolun karışımından meydana gelmiş olup, bir arada yaşarlar. Bektaşi ve Hüseyinli Dadali Türkmenlerinin dedeleri ayrı ayrıdır ve dedelerin akait içerikli tutumlarında bazı farklılıklar görülür.

...Bektaşi Dadali Türkmenlerinin dedeleri Çorum, Sivas ve yöresinden gelirlerken, Hüseyinli kolunun dedeleri, Gaziantep ve Maraş’tan gelirler.Bektaşi inançlı Dadaliler, camiye gider, vakit namazlarını kılar, oruç tutarlar. Hüseyni inançlı Dadali kesimde namaz kılınma ve oruç tutulması pek görülmez. Bunlarda Muharrem Orucu 3-12 gün olarak tutulur. Dadali Türkmenlerinde Nevruz/Yeni gün kutlamaları geleneği yoktur. Tandır kullanmaya alışık değillerdir; ekmeklerini sacda pişirirler. Göçerliklerini öne çıkarıp yaz gelince çoluk çocuk yaylalara çıkarlar.

...Köyler ıssız bir biçimde, bekçi ile kalır. Ekicilikleri iyi değildir. Ektikleri arpa ve buğday kışa dahi kalır.Ardahan Türkmenleri Kılık kıyafetleriyle eskiyi yaşatırlar ve bu kıyafetleri Damallı bir hanım “Damal Bebekleri” adı ile üreterek tanıtmıştır. Damalın ünlü bebekleri, bölgenin folklorik özelikleri ile donatılmışlardır. 1960 nüfus sayımına göre Ardahan Türkmenlerinin sayısı 13.000 civarında idi.

· Damal'ın bütün köyleri: Aşağı gündeş, Burma dere, Dere köy, Eski kılıç, İkizdere, Kalender dere, Obrucak, Otağlı, Seyit ören, Tepe köy, Üç dere, Yukarı gündeş ve Damal ilçe merkezine katılan köyler (Yukarı Damal, Aşağı Damal, Küçük Damal).

Hanak'taki 8 köy: Çat köy, Çavdarlı, Çiçekli dağ, Çimli çayır, Güneş gören, İnce dere, Koyun pınarı, Serin kuyu.
Alevi Türkmenler, sık aralıklarla Maraş, Orta Anadolu ve Kars yöreleri arasında göçlere maruz kalmışlardır. CHP Bölge Müfettişi Ahmet Esat Uras tarafından hazırlanan 1930 tarihli raporda bu Türkmenlerin Çorum, Yozgat ve Sivas yörelerinden geldikleri yazılmıştır:

Çorum, Alaca (Hüseyinabad)'dan gelenler: Yukarı Damal, Aşağı Damal, Aşağı gündeş, Yukarı gündeş, Burma dere ('Sors), Dere köy, Eski kılıç (Kirpeşin), Kalenderdere, Obrucak (Çikora), Otağlı (Erzede), Seyit ören, Tepe köy, Külekçi, Samathev

Sivas, Divriği’den gelenler: Hanak'ın Çavdarlı (Virane Nakala), Güneşgören (Kerkeden), Koyun pınarı (Saskara), Serin kuyu (Deneden) köylerine yerleşmiştir.

Yozgat’tan gelenler: Hanak'ın Çat köy, Çiçekli dağ (Fay atlı) Çimli çayır köylerine yerleşmiştir.
Ardahan Türkmen şivesi: Bu Türkmenler İstanbul Türkçesine uygun bir ağızla konuşmaktadırlar. Dadali Türkmenlerinin ana dilleri tamamen öz Türkçedir: ban « ben», bene «bana», naluk edeyirsin «ne yapıyorsun».[139] Dilleri Fırat doğusunda hiç görülmeyen “-yor” ekini kullanarak “geliyorum-gidiyorum” şeklindedir. Art damak n’si (ñ), Batı Grubu ağızlarının temel seslerindendir ve bu gruba giren ağızları, diğer ağız gruplarından ayıran özelliklerden biridir. Dil bilimci Türkolog Ahmet Bican Ercilasun, bu ñ ünsüzünün Kuzeydoğu Grubu Anadolu ağızlarında olduğu gibi Kars ve Ardahan-Posof yerli ağzında da kendisini muhafaza edemeyip n’ye, Hanak Türkmenleri ağzında kendisini muhafaza edemeyip ğ’ye dönüştüğünü, Kars Azerileri ve Tere kemeleri (Kara papaklar) ağzında ise muhafaza edildiğini belirtir.

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
AĞRIDAN ARDAHAN’A
SERHAD İLLERİNDE YOLCULUK YAPARKEN/Yusuf Sit

Ardahan Haberleri Serhat illerinde Kuzeydoğu Anadolu’da son on yıldır siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel bakımdan birbirinden çok önemli gelişmeler yaşanmaya başlandı...

Her yıl 2-3 defa Kars-Ardahan-Iğdır’a gidip bölgede çalışma yaptığımız gibi bazı gazeteci arkadaşımızla geliştirdiğimiz ortak çalışma zemini nedeniyle Kars-Ardahan, Iğdır ve Ağrı’da birebir her zaman alanda oluyoruz. Ağrı’da Ağrı Zirve, Iğdır’da Iğdırdkmhaber, aynı şekilde Kars, Ardahan, İstanbul’da açtığımız siteler ve temsilcilerimizle her yerde olmaya başladık. İstanbul’la birlikte bölgeyi baştanbaşa kuşattığımız gibi, internet medyasındaki güçlü alt yapısı ile basın olarak bölgenin her yerinde halkın içinde olan tüm bölgeyi kapsayan tek basın biz olduk. Alana hakim olmamız nedeniyle bölgemizi, bölgedeki gelişmeleri ve sorunlara diğer arkadaşlarımızla vakıf olmaya başladık. Gelişmeleri olduğu gibi kamuoyuna yansıtmaya başladık.
Serhat illerinde Kuzeydoğu Anadolu’da son on yıldır siyasi, sosyal, iktisadi, kültürel bakımdan birbirinden çok önemli gelişmeler yaşanmaya başlandı. Gerek siyasi iktidarın bölgeye yönelmesi, gerekse 2010 Yıl’ından sonra bölge ile ilgili plan program yapan düzeyli STK’ların ortaya çıkması, bölgeye yönelmeleri her yıl serhad’a on binlerin yönelmesini; bu sayının her geçen yıl artmasını da beraberinde getirdi.
Bu yönelme ile birlikte Serhad şehirleri şaha kalktı. Sarıkamış kış turizmi, inanç turizmiyle, Kars tarihi eser bakımından bir açık hava müzesi olması bakımından, Ardahan festivaller başta olmak üzere içine girdiği gelişme sürecinden her yer şantiyeye dönüşmüş bir durumda. Iğdır üç ülkeye sınır olması, havası doğası ile müstesna bir konumda…
Bölge genelinde kış turizmi, inanç turizmi, yayla turizmi, yaz ve kış ayında yapılan festivallerle bölge şaha kalktı. İstanbul’da görmeye alıştığımız Diyarbakırlı Tevik Usta, Panikli Ahmet Usta, Kağızmanlı Ahmet Usta gibi bir çok inşaat ustası artık yurt dışına yada başka yerlere çalışmaya gitmiyor. Yaz ayları ile birlikte soluğu Ardahan’da, Serhad illerinde almaya başladılar. Son bir iki yıldır onları artık serhada çalışırken görmeye başladık.
STK’ların bölgeye yönelmesi, gelişen toplumsal baskı nedeniyle 50 yıldır kapalı olan sınır kapıları açılmaya, Ilgar Dağı gibi geçit vermeyen dağlar delinmeye başlandı. Bölgenin ekolojik dengesini bozmak için harekete geçen doğal yaşamın, halkın düşmanı sömürücü zihniyet geri adım atmak zorunda bırakıldı. Ama bu zihniyet tüm gücü ile pusuda. Kura Nehri, eşsiz sarıçam ormanları tümüyle katledilmekten şimdilik kurtarıldı…
Birçok yönüyle 2000’li yıllar bölge için milat oldu. Yüzyıllık geri kalmışlık hızla çözülmeye başlandı. Serhad’a komşu halklar, devletler, milletler… Serhadlılarla birlikte sahte-suni sınırları zorlamaya bölge genelinde yüzyıla yakındır süren siyasi, iktisadi, kültürel geriliği ve ablukayı kırmaya başladılar. Bölgede bu süreçle birlikte en ağır bedeli eski Kars Belediye başkanı Naif Alibeyoğlu ödedi…
Dünya ve Türkiye’de gelişen koşullar, yüzyıla yakındır Anadolu ve Mezopotamya halklarına nefes aldırmayan diktatör T.C sistemini yıkıp demokratik bir yapıya dönüştürürken, bin yılların ticaret kapıları (ipek yolu) stkların, halkların zorlamasıyla tekrardan açılmaya kapalı olanlar sorgulanmaya başlandılar…

**BÖLGE ÖZEL SEKTÖR LE ÇAĞ ATLAMAYA BAŞLADI…
Bölgemiz genelinde STK alanında KAİSİAD, ARDAFED; HOÇ-FED’le STK’lar çağ atlatırken, KAİSİAD hızla bölge iş dünyasını birbiriyle buluşturup bölge lobiciliğini oturturken özel sektörde bölge genelinde gelişmeye, büyümeye, birbiriyle buluşmaya; deyim yerinde ise çağ atlamaya başladı. KAİSİAD’ın açtığı koridordan iş dünyası birbiriyle buluşmaya aynı çatı altında toparlanmaya 20-30 yıldır bölgenin önünü tıkayan şovmen ve dinazor anlayışlar, sahte yapılar bir bir dökülmeye başladılar…
Bölgenin en büyük süt ve süt ürünleri entegre tesisleri Kaşkar Süt Fabrikası ile Hakan Çapan, Haci Ali Modern LTD. ŞTİ ile Süt Hayvancılığı ve Entegre Tesisleri ile Orhan Gökdemir, Karaca Şirketler Gurubu ile sağlık ve seyahat ve Turizm sektöründe Gazi Karakurt, İnşaat alanında Iğdır’a yaptığı dev yatırımları ile Gökkuşağı Firması’yla Cemal Avcı, Ardahan’da gıda ve inşaat sektöründe hızla yükselen yapılanması ile Çapanlar İnşaat ve Ilgar Süt Ürünleri ile giderek devleşen Gökmen Çapan, Koç Otomotivle Yasin Koç…
Düzeyli, STK özelliği taşıyan derneklere, kurumlara yaptığı yardımlarla, sunduğu desteklerle bölge STK’larının önünü açmayı misyon edinmiş yapısıyla Yakup Süt, Aytekin Kaya (Hanak) gibi onlarca iş adamıyla bölge genelinde özel sektör, onlara bağlı bir şekilde gelişen STK’lar çağ atlamaya, hızla gelişmeye, büyümeye, bölgeye önemli yatırımlar yapmaya, bölgenin önünü açmaya, bölgenin makus kaderini değiştirmeye başladılar…

**AĞRI’DAN ARDAHAN’A SERHAD İLLERİNDE MANZARALAR…
Bu yıl bölge gezimizin 1.durağı Sarıkamış oldu. Sarıkamış Belediye Başkanı batıdan gelen tüm hemşerilerimizi kucaklayan yapısıyla ciddi anlamda bir lider, bir başkan. Sarıkamış’ta kendisine misafir olurken Adapazarı-Gebze-İstanbul gibi şehir dışında gelen onlarca gurubu kabul eden, misafir eden ağırlayan yapısıyla herkesi şaşırtan bir başkan gördük. İş adamları heyeti (KAİSİAD) Kars hava alanına iner inmez onları karşılayan, ağırlayan, emirlerine araba veren Sarıkamış’ın en ünlü otellerinde ağırlayan Özbilen oldu. Aynı sıcak yaklaşım Kars Belediye başkanı Nevzat Bozkuş’ta da her yıl gözlemliyoruz. Ama Ardahan’da tam tersi karikatür bir yapı ile karşılaşıyorsunuz…
KAİSİAD programı ile bölgeyi baştanbaşa turlarken, Iğdır’ı bölge iş dünyası ile kaynaştıran buluşturan isimlerin başında her zaman Abdullah Adıman yer aldı. Adıman bölge iş dünyasının toparlanmasında önemli bir misyon yüklendiği gibi, Iğdırlı iş adamlarının bölge iş dünyası ile bağ kurmasının aktörü oldu. Adı Iğdır Tuzluca Belediyesi aday adayları arasında geçen Adıman’la birlikte Iğdır Tuzluca’daki Tuz Mağaralarını, İshak Paşa Sarayını, Ahmed’e Xani’nin Türbesini ziyaret ettik, tanıdık. Eşsiz lezetteki canlı alabalık tesislerini, İçinde Cemal Avcının Gökkuşağı firmasının yer aldığı Organize Sanayi bölgesini, Iğdır’ın birçok güzelliğini görme tanıma fırsatını yakaladık. (Devam edecek…)

**ANİ ŞEHRİNDEN ARDAHAN’A..
Ani Şehri ile ilgili kısa bir yazıyı KAİSİADLA BÖLGEYE BELGESEL TADINDA YOLCULUK http://www.dogukultur.com/Default.asp?Cmd=HaberOku&ID=16803 adlı haberle Ağrıdan-Ardahana uzanan koridorda bol resimlerle vermiştik.
Ani Şehrinden Ardahan’a oradan bölgedeki festivallere katıldık. Ardahan’da 10-15 gün sürekli şehri gözlemleyerek geçirdik. Bir çok gelişmenin yanı sıra bir çok şikayet ve geriliğe de şahit olduk.
ARDAHAN’DA HALK ŞOVMEN DEĞİL HİZMET ERBABI İSTİYOR…
Son 4-5 yılda siyasi arenaya çıkan Orhan Atalay, Orhan Gökdemir, iş dünyası içinde bölgeye ciddi yatırımlar yapan Hakan Çapan, Gazi Karakurt... gibi iş adamları yukarda vurguladığımız bazı STK’lar halk nazarında büyük bir ilgi ve kabul görürken, özellikle belediye başkanlığı için en çok ismi konuşulan, ismi kabul gören isimlerin başında Orhan Gökdemir Geliyor. Gökdemir bir önceki genel seçimde milletvekili aday adayı olduğunda da toplumun tüm kesimleri tarafından çok olumlu tepkiler almıştı.

**ARDAHAN VALİLİĞİ ÇAĞ ATLAMIŞ…
Festivallerde Orhan Atalay’a karşı büyük bir sempatinin, sevgi ve saygının geliştiğini gözlemlerken; Ardahan’a Seyfettin Azizoğlu’nun vali olarak atanması ile birlikte Ardahan, halkıyla kucaklaşan bir şehir haline getirmiş.
Daha bir yıl önce valiliğin etrafını Demirperde ülkeleri andıran beton duvarlar arındırılmış, etrafı yeşille bezendirilmiş pırıl pırıl bir valilik binası. Festivallerde her yerde Azizoğlu için “böyle bir vali bugüne kadar görmedik, Allah razı olsun” cümleleri ile herkesin dilinde...

**HALK ARDAHAN’IN ON YILLARINI ÇALANLARDAN ŞİKÂYETÇİ OLDUĞU GİBİ MEVCUT YEREL YÖNETİM KADROLARININ ARDAHANIN SORUNLARINI ÇÖZECEK GÜÇTE OLMADIĞINDA HEMFİKİR…
Ardahan’da büyük gelişmeler yaşandığı gibi, büyük olumsuzluklar, iddialar ortalığı kaplamış durumda. Geçmişte Ardahan’ın on yıllarını çalan şovmenlerin, bir temcit pilavı gibi ıstılıp tekrardan halkın önüne sürülmeleri, sahte konvoylarla güç gösterileri düzenlemeleri halkı büyük bir oranda rahatsız ederken bazı iddialar dudak uçuklatan cinsten…
Saffet Kaya döneminde yapılan Ardahan Devlet Hastahanesi binasının çürük olduğu, canlı bir tabut olduğu, bir depremle yerle bir olacağı, bir önceki başhekimin bu çürük yapıyı teslim almadığı için görevinden alındığı…
Ardahan Ticaret Merkezi Olarak ihale edilen bina iki yıl içinde teslim edilecek denilmesine rağmen hala temelinin atılmadığı…
Ardahan Merkezde Yılmaz’ların işlettiği parkın içindeki turistik otel Fevzi Yılmaz’ın ölümünün ardından kısa sürede yerle bir edilip yıkılırken, tam merkezde bulunan altında Avşar Gıda’nın ve birçok esnafın yer aldığı belediyeye ait binanın üst katının yıllardır harabe ve inşaat halinde durması orada bulunan esnafı bezdirilip kaçırtılmaya yönelik olduğu…
Ardahan yapılan alt yapı çalışmaları nedeniyle şehir perişan. Dört yıldır ne yolları düzeldi. Ne de çukurları bitti. Doğal gaz döşemesi, altyapısı festival dönemlerine denk getirilerek esnaf perişan edildi.
Batıdan bir çocuk üst üste konmuş taş duvarlı yaylaları gördüğünde onların sincap vb. hayvanların içinde yaşadığı bir kümes olarak algıladığı gibi, Ardahan’a girdiğimizde garaj bölgesi yolları ile bir şehirden ziyade terk edilmiş bir kasaba görüntüsü göze çarpıyor. Bir şehrin en önemli kimliklerinden biri olan otogar çakır-çukur alanı, kümesleri andıran yazıhaneleri ile hala Ardahan’lılarla dalga geçmeye devam ediyor. Otogar için aynı görüntü gölede de hakim.
Geniş ve güzel bir alan üzerine yapılan Hayvan Pazarı Ardahan için çok büyük bir kazanım. Ama basına servis edildiği gibi insanların ve hayvanların ihtiyacını gideren bina ve alt yapı yok. Yine kümesleri andıran derme çatma yapılar orada da hakim…

**İÇKİ KUMAR… KÜRTLERİN YOĞUN OLDUĞU BÖLGELERDE…
Pavyon-bar-kumar eski garaj bölgesinde: Bazı yerlere de İçeri girince, mide bulandırıcı pis bir ortam. Bir bira iç, bir öpücük 10-15 dk. İçinde 100 tl.
Yukarda ki duruma en çok Hoçvanlılar tepki duyarken, bu yıl festyival alnında bazı çadırlarda içki içildiği kumar oynatıldığı iddiaları yüzünden halkta öfke büyüktü. Federasyon seneye etkinlik yapacaksa içki ve kumara izin vermemeli, alanı iyi kontrol etmeli…

**GENÇLERDEN OLUŞAN BİR GURUP BİLİM ADAMI…
Ardahan’a, doğuya giderken kafamı kurcalayan ana sorunlardan en önemlisi hayvanların çeşitli hastalıklardan ölmesi, bu anlamda hastalıkların önünün alınmaması, arıların giderek telef olması; Kafkas Arı ırkının tehlikeye girmesi…
Kendilerine Ardahanlı genç bilim adamları ismini veren, ve beni kendileri bulan bir gurup gençle tanıştık. İsim ve fotoğraflarının yayınlanmaması koşulu ile bir gurp genç bu konularda hayati önemde bilgiler verdiler. Tek kelime ile duyduklarım ve söyleneler ve yapılan tespitlerle şok oldum...
İşte o tesbitler:
Bölge genelinde hayvan barınakları mikrop saçıyor. Geleneksel ahırlar hayvanların ciğerini çürütüyor. Baraj diye birçok köy, yayla ve mezrada kazılan su çukurları mikrop saçıyor. Akarı olmayan bu sular ciddi bir tehdit oluşturmaya başladı. Halk bilinçlendirilip geleneksel barınma ve beslenme yöntemleri terk edilmedikçe hayvan hastalıklarının, ölümlerinin önü alınmayacaktır. Bölge genelinde bu durum ağır bir sorun devlet, halk ele verip komisyonlar kurulmalı. Halkın kullandığı ahır, ağıl vb. modren bir hale getirilmeli…

**ÜLKE GENELİNDE ŞEKER’İN GENİ İLE OYNANDI…
Şeker pancarının doğal üretimi kamudan özel sektöre geçişi, işin içine yabancı firmaların girdi. Bu girişi ile birlikte hem üretimle oynandı. Hem de katkı maddeleri (nişasta, GDO’lu suni gübre, GDO’lu maddeler karıştırılarak) ile hem pancar, hemde şeker doğal halinden koparılarak biyolojik bir silah haline getirildi. Bu şeker insanlarda kalıcı hasar ve hastalıkların yanı sıra çocuklarda geri zekalılığa yol açtığı gibi kışın bu şekerden imal edilen şerbetler Arı soyunu katletmeye başladı. Toplu arı ölümlerine neden oldu. Aynı hastalıklar ve ölümler zamanla insanlarda da yaygın bir hale gelecek. Bir başka deyişle “Arılar ölürse insanlarda ölür” gerçeğini herkesin kavraması lazım…

**HES’LER BARAJLAR DOĞAL DENGEYİ YOK EDEN CANAVARLAR…
Elektirik, sulama vb. bahanelerle uzmanlardan, halktan, stklardan ayrı kapalı kapılar ardında yapılan projeler, yapılan ihaleler bölgenin doğal dengesini yok ettikleri gibi, yakın alanlardaki HES’ler arı ölümlerini hayvan hastalıklarını tetikleyen en önemli unsurlar oldular. HES’lerin yaydığı radyoaktiv serpinti bitkileri katlettiği gibi, radyoaktif serpinti bulaştığı flora (bitki çeşitleri) yı öldürüyor. Bu da doğal olarak insan, bitki, hayvanlar açısından yaşamı tehdit eden bir unsur oluyor…

**BARAJLAR HES’LER KURAKLIĞI TETİKLİYOR..
Dikkat edilirse son 3-4 yıldır kuraklık giderek artmaya doğal bal alanı olan Ardahan’da bal üretimi her geçen yıl düşmeye başladı… Kuraklık nedeni ile tarım-hayvancılık can çekişmeye başladı.
Çok iddia edildiği gibi bu bölge tarım ve hayvancılıkla değil, sanayi ve ticaretle kalkınır.
Bölgenin tümü doğal hayvancılık ve tarım alanı bakımından doğal üretim çiftliğine dönüştürülmeli. Ürün fiyatlarının Türkiye ortalaması üstünde olmalı. Karadeniz “Çaykur” benzeri projelerin bölge hayvancılığı ve tarımı için devreye konulması lazım.

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
ALEVİ AÇILIMI; DEVLETİN VE SİYASAL İSLAMIN KALIPLARINDA BETONLAŞMAK

Ardahan Haberleri ALEVİ AÇILIMI; DEVLETİN VE SİYASAL İSLAMIN KALIPLARINDA BETONLAŞMAK A ALEVİ AÇILIMI; DEVLETİN VE SİYASAL İSLAMIN KALIPLARINDA BETONLAŞMAK
Bekir Bozdağ’ın başkanlığında kurulacak komisyon “Alevi açılımı” tekrar ele alacakmış. Bu yeni bir açılım olmayıp, 2009-2010 çalıştayları sonrası hazırlanan ve Alevi taleplerini ve çözümlerini içermeyen, AKP’nin “Ön Raporu”nun uygulanmasıdır. Asimilasyon belgesi olan “ön rapor”daki “devletçi çözümler” uygulanmaya konarak, AKP’nin tek taraflı projesi Alevilere seçeneksiz olarak dayatılacaktır.
Alevi çalıştayları süresince Alevilerin görüşleri, önerileri ve talepleri dikkate alınmadı. Aleviler çalıştaylarda sadece “dinlenilen” ve “bakın Alevileri de muhatap aldık” demek suretiyle, kamuoyunda yaratılmak istenilen algının malzemesi haline getirildi. İsmi “Alevi çalıştayları” olmasına rağmen, katılımcıların yüzde yetmişi Sünni, ancak yüzde otuzu Aleviydi.

**ÖN RAPOR ASİMİLASYON BELGESİ, AÇILIM İSE ASİMİLASYON UYGULAMASIDIR..
Alevi kurum temsilcilerinin samimi duygular ve çözüm beklentileriyle katıldıkları “Alevi çalıştayları” sonucunda, Alevilerin istismar edildiği anlaşıldı. Çünkü bu çalıştaylar sonrası ortaya çıkan “Ön Rapor Alevi Çalıştayları” kitapçığı adeta bir asimilasyon belgesi niteliğinde. Kitapçık, Başbakanın ve dönemin Diyanetten sorumlu Devlet Bakanı Faruk Çelik’in önsözleriyle hazırlandı. Alevi toplumunu tuzağa düşüren stratejik belge niteliğindedir.
Alevi talepleri ve çözüm önerileri ile hükümetin tek taraflı asimilasyoncu çözümleri taban tabana zıtlık taşıyor. AKP hükümetine ait ve Alevi kurumlarının kabul etmediği ve bu stratejik bir asimilasyon belgesi denilen “ön rapor” üzerinden “Alevilerle tam bir uzlaşma sağlanmıştır” denilerek, kamuoyu yanıltılmaktadır. Oysa orta da bir uzlaşma yoktur. Var olan uzlaşma devlet, iktidar, cemaat ve üç kesimin çakma Alevi kurumları arasındaki uzlaşmadır.

**ÇAKMA MUHATAP İLE ÇAKMA ALEVİLİK AÇILIMI..
AKP, “devletçi çözüm” konusunda somut adımlar atacaktır. Bu adımlar, Alevi toplumunun taleplerine, laiklik, demokrasi ve inanç özgürlüğünü sağlama konusunda çözüm getirmeyecektir.
Fakat bu süreçte İzzetin Doğan’a ait Cem Vakfı, Gülen cemaati tarafından açıldığı bilinen çakma Alevi dernekleri, araştırma merkezleri ve AKP tarafından açılmış çakma Alevi dernekleri önümüzdeki süreçte, hükümetin “açılım” muhatapları ve “devletçi çözümün” tarafı olacağı aşikârdır.
Alevi hareketi, siyasal İslamcı, cemaatçi ve diyanet endeksli çözümlere el uzatarak, Aleviliği ve Alevileri kendi çıkar ve statüleri için pazarlayanlara yönelik dikkat etmesi gerekir. Her dönemin din tüccarları olur. Şimdi Aleviler adına bu din tüccarlığa soyunarak, laiklik, demokrasi ve inanç özgürlüğünün evrensel değerlerine aykırı pazarlıkların tarafı olanları deşifre etmek gerekir.

**ALEVİLERİ BÖLECEKLER..
Laiklik, demokrasi ve inanç özgürlüğünün evrensel ilkeleri doğrultusunda çözüm arayan Alevi kurumları bu süreçte muhatap alınmayacak gibi. Hatta Alevi hareketinin en kitlesel kurumları hakkında bu yöndeki “itibarsızlaştırma” kampanyası kısmen yandaş medyanın kimi köşe yazarları tarafından başlatılmıştır. Çünkü yandaş medyanın kimi yazarları şimdiden “Alevi açılımı için solcu ve laik kimlikli Alevileri değil, Alevi İslam kimlikli kesimleri muhatap alın” diye Başbakana ve hükümete akıl hocalığı yapıyorlar. Alevilerin solda ve laiklikte yana durması olumsuz gösterilmeye, itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor. İslamcı ve yandaş medyada sahibinin dili olan köleleşmiş yazarlık, Alevilerin soldan ve laiklikten yana açıktan tutum almasından rahatsız. Yandaş yazarlar AKP’ye uyarılarda bulunarak, her dönemin hükümetleri ile çıkar birliği ekseninde yan yana gelen İzzetin Doğan ve benzerlerinin muhatap alınmasını ima ediyorlar.
AKP tarafından Alevilerin bölünmesini önlemek için daha fazla birlikte mücadele etmek ve çözüm için inadına gerçek laiklikten yana açık tutum almak önemlidir. AKP’nin kendi çözümlerini destekleyecek olacak rantçılar açışından önemli olan, demokratikleşmek, laiklik ve inanç özgürlüğü değildir. Devletin sağladığı maddi, manevi ve statü sonucu Aleviler üzerinde kurulacak hegemonyadır. Bunun kayda düşülmesi lâzım.
Şimdi, Alevilerin eskisinden daha çok yan yana gelmesi ve AKP’nin oyununu 2008 yılında olduğu gibi boşa çıkarma zamanıdır.

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
» ÖSS SONUNCUSU İLLERDEN
ÖĞRENCİLER VE ÖĞRETMENLER TARTIŞIYOR: Başarısız oluyoruz, çünkü..

Ardahan Haberleri HAMZA AKTAN

2013 yılının nın Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) geçen yıllardan farklı bir manzara ortaya koymadı.
Başta Hakkari ve Şırnak ile diğer doğu illeri bu yıl da makus talihi yenmeyi başaramadı. Binlerce öğrenci ya sınav barajını aşamadı ya da istedikleri bölümleri seçmelerini sağlayacak puanı alamadı. Herkesin sınav birincilerine zoom yaptığı bu günlerde Hakkari, Şırnak, Ardahan, Ağrı ve Bingöl gibi yine sonuncu sıralara düşen illerin öğrencileri kısıdı imkânlarla yeni bir yılın hesapları peşinde. Fakat görünürdeki manzara gelecek yılın da bu yıldan farklı olmayacağı yönünde. Sonuncu gelen illerden sınava girmiş gençlere ve öğretmenlere başarısızlıklarının nedenini sorduk. Anlattıkları, sorumlu olarak bir başka adresi gösteriyor...

» Öğrenciler anlatıyor
» ŞIRNAK:
DERSANEDE BİLE DERSLER BOŞ GEÇERSE
Şırnaklı öğrenci Şevim Güler (18), Eşit Ağırlık alanıyla girmiş sınava. İşletme bölümünde okumak istiyor. Fakat bu yıl istediği sonucu alamamış. "Buradaki başarısızlık önemli ölçüde ortamdan kaynaklanıyor bence. Eğitim düzeyi çok düşük düzeyde. Öğretmenlerin önemli bir bölümünün direkt stajyer olarak atanmaları bizi etkiliyor. Dersanelerin ticari kaygılarla hareket etmesi de önemli bir neden.

Sosyal ortamımız zaten yetersiz. Dersanemize gelen öğrenciler ders çalışmaya değil de zaman geçirmeye geliyorlardı. Bu da bizi çok olumsuz etkiliyor. Dersanede bile hocalar derslere girmiyor, derslerimiz boş geçiyordu. Ailede de aynı ölçüde bir ilgisizlik oluyordu. Bunlara rağmen benim hazırlanma çabam vardı; okuma hevesim hep oldu; ama Şırnak gibi bir yerde olunca etkilenmemek imkânsız. Yine de yapamayız diye bir şey de yok."

»ARDAHAN:
ÖĞRENCİDE ÖZGÜVEN YOK
Ceren Demirci 17 yaşında. Liseden bu yıl mezun olmuş. Sayısal alanından girdiği sınavda 299 puan almış. Fakat bu, beklediği puan değil.

"Ardahan'da insanlar eğitime önem vermiyor. Bize iyi öğretmenler gelmiyor, buraya gelen öğretmenlerin tek amaçları da kariyer yapıp, gitmek. Okulumuzda yalnızca birkaç kişi sınava hazırlanıyordu. Sınavın ne olduğunu bile bize tam olarak anlatmıyorlar. Bir bakıma 'olsa da olur, olmasa da olur' havasıyla sınava girdik. Bizim sınıfımızda durumu iyi olan dört öğrenci vardı, onlar bile iyi üniversitelere giremiyor. Ailelerin çocuklarının öğrenim hayatına dair herhangi bir ufukları yok. Öğrenci ne varsa kendi çabasıyla ediniyor. Birkaç arkadaşım sınava bile girmedi, arkadaşlarımızda büyük bir özgüven eksikliği var."

» HAKKARİ:
ÖSS'DEN GEÇ HABERDAR OLDUK
Hakkari Yüksekova'dan Nusret Düzgün Eşit Ağırlık alanıyla girdiği sınavda 283 puan almış. İkinci senesinde de istediği bölüme girecek puanı yakalayamamış. Nusret'in anlattıkları, manzarayı daha iyi ele veriyor:

"Bu bölgedeki başarısızlığın çeşitli sebepleri var. Biz önce köyde okuyorduk. Orada iyi eğitim verilmiyordu. Biz zaten eğitim olarak önce Türkçe'yi öğrendik.
Ortaokulda Türkçe'yi bilen akranlarımıza göre birçok şeye daha geriden başlamış olduk. Liseyi okuduğumuzda da ÖSS'ye yönelik herhangi bir eğitim yoktu. Dolayısıyla liseyi bitirdikten sonra üniversite diye bir şey olduğunu, üniversite oloıyarak farklı alanlarda çalışabileceğimizi bize çok sonra birileri söyledi.
Liseyi bitirdikten sonra yavaş yavaş oradan buradan kitap toplayarak üniversiteye hazırlanmaya başladık. Yüksekova'da liseyi bitiren öğrenci herhangi bir bilgi sahibi olmadan dersaneye gitmiş oluyor. Dolayısıyla sıfırdan başlayıp dersaneye gittikten sonra üniversiteyi kazanan öğrenciler var."

»BİNGÖL:
ÖĞRENCİLER DURUMUN FARKINDA DEĞİL
19 yaşındaki Ahmet Yılmaz, sayısal, sözel ve eşit ağırlık alanlarında Bingöl birincisi olmuş. İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi'nde okumak istiyor. İki senedir gittiği dersanede nihayet bu yıl olumlu sonuç alabilmiş.

"Ben başarmak zorundaydım, başka bir şansım yoktu. Zaten ailemin maddi durumu kötü, benim de tek seçeneğim, kurtuluş yolum ÖSS'ydi. Fakat Bingöl'de benim durumumdaki çoğu öğrenci bu durumlarının farkında değiller."

» Öğretmenler anlatıyor
BAŞARILI ÖĞRENCİ BAŞKA İLLERE GİDİYOR
Bingöl merkezde, geçen öğretim sezonunda 5 dersane vardı. Yeni dönemde bu sayı dokuza yükseliyor. Bingöl'ün ilçelerinde de yalnızca Solhan'da bir dersane var. Bingöl Sınav Dersane-si'nin kurucusu Bünyamin Varol anlatıyor:

"Bizim kendimize göre önemli gördüğümüz nedenlerden biri; çevre illerden gelip sınava girenler. Bunlar ortalamayı bir hayli düşürüyor. Bingöl'de önceki yıllarda öğrencilere sınavlarda yardımcı olunuyordu, insanlar bunun için ilgi gösterip buraya geliyorlardı. Şimdi öyle bir şey olmadığı için başarısız olunuyor. Bana göre en önemli nedenlerden biri de; Orta Öğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı'nı (OKS) kazanan iyi öğrencilerin tümü dışarıya gidiyorlar. Yılda en az 40-50 öğrenci dışarıya gidiyor."

ÖĞRENCİLERİN ÇOĞU TÜRKÇE BİLMİYOR
Şırnak Analitik Dersanesi öğretmenlerinden Kasım Yavuklu, bize öğrenciler ve Şırnak'la ilgili izlenimlerini aktarıyor:
"Bir yıldır Şırnak'tayım. Gençler, üniversitenin ne olduğunu, üniversiteye niçin gitmesi gerektiğini bilmiyor. Şırnaklı öğrencilerin önemli bir bölümü Türkçe bilmiyor; kendini Türkçe ifade edemiyorlar. Kendini Türkçe ifade edemeyen öğrenci Türkçe sorulara da yanıt bulamaz.

Burada çok iyi öğrenciler de var ama bir bakıyorsunuz; sınava son bir ay kala; dağıtıyor, başarısız oluyor. Dersanelerin katkısı var ama; ilginç bir dersanecilik anlayışı var. Şırnak'ta tamamen ticari bir dersanecilik yapılıyor. Öğrenciyi önemsemek, onu dinlemek yönünde herhangi bir rehberlik yapıldığını görmedim.

"ÖĞRETMENLER STAJYER OLUNCA...
Yüksekova'da yeni kurulacak Büyük Birikim Dersanesi'nin öğretmenlerinden İsmet Yorgun:
"Öğretmenler buraya gelerek zorunlu bir şekilde hizmet veriyorlar, bu nedenle de verdikleri hizmet pek faydalı olamıyor. İyi niyetli öğretmenler var ama bunu geneli için söylemek mümkün değil. Öğretmenler zorunlu eğitim sürelerini bitirdikten sonra hemen ayrılıp buradaki öğrenimi yarıda kesiyorlar. Oysa normal sınıf öğretmenliği sisteminde bir öğretmen bir sınıfı alıp 5 sene okutur. Bu da öğrencinin konsantrasyonu için çok önemli. Genellikle üniversiteyi bitirdikten sonra ataması olan gençler geliyor. O da bir nevi stajyer öğretmenliktir. Gelen yeni öğretmen öğrenciyi ve bu coğrafyayı tanıyana, yıllardır biriktirdiği önyargılarını kırana kadar uzun süre geçiyor. Yani, stajyer öğretmen öğretmenliği öğrenene kadar öğrenciler heba oluyor.

"SINAVA 'ÖYLESİNE' GİREN MEMURLAR...
Ardahan'daki Çözüm Dersanesi'nin rehber öğretmeni Günay Yılmaz:
"Burada ÖSS'den başarılı öğrenciler görebilmemiz için fen ve Anadolu liselerinin mezun vermesini beklememiz gerekiyor. Düz liselerde hem branş öğretmenleri olmuyor hem gelen öğretmenler fazla kalmıyor. Hala sınıf mevcudu 50'yi geçen okullar var. Dersanelerin bir geçmişi yok, yeni yeni kurumlaşıyorlar. Ayrıca üniversitede okuma hevesinde insan yok. Bir de burada sınava öylesine giren memurlar, memur eşleri var. Bunlar da Ardahan'ın ortalamasını düşürüyor."

» Yarıya yakın düşüş var
Hakkari'de 4793 öğrencinin sınavı geçerli sayılmış; bunlardan yalnızca 3250'si 160 ve üzerinde puan alabilmiş. Diğer illerle ilgili ÖSYM'nin açıkladığı veriler şöyle:

Sınavı geçerli sayılan öğrenci sayısı:
Şırnak: 4508
Ardahan: 2287
Ağrı: 5760
Bingöl: 4644

160 ve üstünde puan alan öğrenci sayısı:
Şırnak: 2985
Ardahan: 1613
Ağrı: 4332
Bingöl: 3542

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan