Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 44
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 6 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 198 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 224 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 233 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 236 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Yeni Ardahan Yorumları
Yazar Fakir - Ağustos 28 2013 - 04:46:55
Yazarlarımızı okuyor musunuz?

İŞİ OLMAYAN İŞADAMLARI DERNEK BAŞKANI.!!

Yalçıner Yılmaz **İlyas Yıldız

Bundan önce Ardahan ve Hoçvanlı gazetecilere hitaben ele aldığım yazımı kim nasıl anladı bilemiyorum ancak, o yazımda, Dernek ve Federasyon benzeri bazı oluşumların başında bulunan bazı işi gücü olmayan çıkarcı unsurların sözde basın adına kendilerine yakın gördükleri yakaları kullanmak suretiyle, sosyoekonomik ve sosyokültürel boyutuyla bölgede 'Iğdır'lıların hiç oralı olmadığı', kısa adı KAI olan Iğdır, Ardahan ve Kars adına mücadele verdikleri, amaçlarının bölge için güçlü LOBİ oluşumunun hayat bulması izlenimi vermek olduğunu, gerçekte böyle bir niyetlerinin söz konusu olmadığını, asıl amaçlarının üç kuruşa tamah eden yalaka basını kullanmak suretiyle kendi pazarlarını oluşturduklarını, özellikle seçime yakın dönemlerde bu unsurların bu tür faaliyetlerinin artarak devam ettiğini dile getirmeye çalışmıştım.!
Kim nasıl anlar bilemeyiz ancak nasıl anlarlarsa anlasınlar bizim amacımız ve anlayışımız, yeni oluşumları yıkmak değil aksine gerçek manada inşasına yönelik çaba ve gayretlerimizi ortaya koymak suretiyle bu tür oluşumların gerçek değerini muhafaza etmelerine katkı sunmaktır.
Üç il için öngörülen LOBİ faaliyetlerinde esasen Kars için her hangi bir ihtiyaç söz konusu değildir.
Ardahan, 27 Mayıs 1992 tarih ve 3806 sayılı kanun ile tekrar 1921'deki gibi bir İlhaline getirildi. Ardahan'ın Bakanlar Kurulu Kararıyla il olduğu 3806 sayılıkanunla tekrar eski statüsüne kavuşmasını hazmedemeyen Kars LOBİ'si İlimizin gelişmesini durdurmak ve tekrar karsın gölgesine maruz kalmasını sağlamak gayesi ile öteden beri Hemşericilik maskesi altında KAI yapılanmalarından vazgeçemediğinin bilincine eremeyen Ardahanlı çıkar guruplarının da etkisi ile ilimiz sürekli küçülmektedir.
Gerçeklere gözü kapalı olan bir takım anlayışların hala geçmişin birer kalıntısı olan, alışageldikleri KAI yapılanmaları içinde yer almalarını doğrusu anlamış değilim.!
Anlaşılan o ki, LOBİ'cilik faaliyetleri denince Iğdırlıların Iğdır'ın il oluşu ile birlikte kesinlikle oralı olmadıklarına nazaran, Karslıların bu alanda oldukça ileri bir safhada olduklarını idrak edemeyen Ardahanlı bazı çıkarcı iş çevrelerince desteklenen bu yapılanmaların kalıntılarını temizlemek oldukça zaman alacak gibi.
Karslılar, gerek ticarette ve gerekse siyasette ne Ardahan'la ve ne de Iğdır la kıyaslanabilir. Ekonomik, Sosyal ve Siyasal anlamda kendi memleketlerine sahip çıkan Iğdırlı İşadamlarının zaten bu tür oluşumlara tenezzül etmiyorlar. Siyasal ve Sosyal anlamda sözü edilen güçlü LOBİ faaliyetlerine esasen Ardahan'ın ihtiyacı vardır. Ardahanlı işadamları miadını dolduran bu tür KAI yapılanmalarındansa doğdukları il ardahan için LOBİ faaliyetleri içinde olmalıları gerekirken Kars LOBİ'sinin etkisi altında kalmaları anlaşılacak bir şey değildir.!
Kaldı ki, sözde bölge için kurulduğu ve güçlü bir LOBİ çalışması ortaya koyduğunu iddia eden bir yöneticinin bir bakkal dükkanı dahi çalıştırmadığı halde nasıl bölgeyi temsilen işadamları derneği başkanı olduğu, ve dahası bu işi gücü olmayan başkanın etrafında hangi mantığa hizmetle bölge işadamlarının toplandığı halk adına sorgulanması gereken bir durumsa bunu sonuna kadar sorgulamak ve bu konuda izahat istemek bizim asli görevimizdir.
Yalnız içi boş, bireysel çıkarlarla hareket eden bu tür oluşumları sorgulamak yetmez tabii ki, neden Ardahanlı işadamları doğdukları yer olan Ardahan adına benzeri oluşumları meydana getirmektense bu tür oluşumlara gerek duyduklarını da sorgulamak gerekir.!
Ardahan'ın sosyoekonomik, sosyokültürel kalkınması için gerçekten samimiyseniz neden kendi iş camianızı, kendi LOBİ faaliyetiniz içinde yer almaktan kaçınıyorsunuz, sizin Kars'lılardan, Iğdır'lılardan ne eksiğiniz var ki iliniz adına hareket etmektense başkalarının gölgesi altına sığınmayı tercih etmektesiniz? Bu sözüm aynı zamanda Hoçvanlı İşadamlarına da sormak gerekir... Sosyokültürel farklılığınız olsa da aynı ilin mensubu işadamları olarak yatırımlar noktasında bir ayrıcalığınız olmamalı
Kars'ın LOBİ faaliyetlerine ihtiyacı olmadığı, Iğdır'ılıların bu tür oluşumları umursamadığı ancak, Ardahanlı iş adamlarımızın halen bu tür oluşumların içinde hangi akla hizmetle bulunduklarını esasen anmamak için kör ve sağır olmak gerekir.
Ardahan her geçen gün gerek Kars LOBİ faaliyetleri ve gerekse süregelen mevcut devlet politikaları neticesinde nüfusu küçülmek suretiyle neredeyse bir kasaba görünümüne eşit seviyeye gelmiştir. Ardahanlı ve özellikle Hoçvanlı iş camiasının boş hayaller peşinde koşmayı bırakıp doğup terk ettikleri ilin durumunu düşünmelerinin zamanı çoktan gelmedi mi?
Neden illa miadını doldurmuş bu tür yapılanmaların içinde bulunmaktansa, işveren dahi olmayan bir şahsiyetin başında bulunduğu KAI türü yapılanmalar dan'sa kendi özünüze dönmeyi düşünmezsiniz?
Hiç sorgulamak aklınıza gelmez mi bu oluşumun başında bulunan kişinin işverenlik statüsünün ne olduğu, ne iş yaptığı, yanında kaç kişiyi sosyal güvenliğini sağlamak suretiyle çalıştırdığını?
Hayatında bir bakkal dükkanı dahi çalıştırmayan, tek bir kişide olsa sosyal güvenliğini sağlammıış bir insanın yönetiminde sözüm ona LOBİ FAALİYETLERİ BAHANESİ İLE KAI yapılanması içinde yer almak size ve doğduğunuz topraklara yönelik hangi kazanımları elde etmeyi umuyorsunuz?
Size belki bir anlam çıkarırsınız umuduyla aşağıda yer alan tabloyu vermek istiyorum ve Iğdırlıların neden KAI benzeri yapılanmalara itibar etmediğini görmeniz açısından iyi örnek... Iğdır, İl olduğundan bu yanı tersine bir göç var, yani nüfus oranında azımsanmayacak bir artış var... Hiç bunu sorgulamak aklınızın ucundan geçti mi?

Yazarlarımızı okuyor musunuz?

Ardahan Öyküleri/Yılmaz Yalçıner
Yaylacık köyü..

Yalçıner Yılmaz  Yaz akşamları Ardahan'da kısadır. İklime sebep.
Rakamlar yaşanmayacak nitelikleri atlatır.
Yaz neyse de; akşamlar hele yazın geceler.
Allah sizi inandırsın!
Çiğit kokuyordu. Kesilmiş pay edilememiş, Iğdır karbuzunun tadı kokuyordu... Gündüzün yeşili kokardı. Mavili yeşil iki yandan bir ışığa tüterdi. Yıldızlar birbirini çağırmada beis göstermezdi.
İğne atsan, düşse, apaklıkta eğilip alırdın.
Kandil kimi, çıra kimi kara uzaya asılmış idare lambaları Ziyarat'tan Ardahan'a Tat İskendergilin, Feramuz Çağlayan'ın eve projöktör vermişsin de ışıklandırmışsın, aynen:
Artvinli bostancıların İskender Dayı'dan kiraladıkları napızarlar ve bostanlarda ayçiçekler uydu alıcılar büyüklükteydi. Günebakan tekerleri, üç kişi yerinden zor sökerdi. Yemeynen; köye zor bitirirdi gençler.
Sabgaralı
Sazaralı
Gürcübegli Sarzepli gençlerde gececiydi.
Öldürsen gecenin emsalini, yalnızını yaşamadan kimse geri çekilmezdi.
İllam akşama sinemaya gidecekler, Kor ışıklı kahvenelerde ufaktan kağıt oynayacaklar. Selami'nin biranesinde içecekler Sevdiği kızın evin mutfak ışığını yandırtacak.
Kız üç saat içinde bir defa dört saniyelik bir alatrik yaktı.
Lamba derakap kainatı ışıkladı. Oğlana öyle geldi.
Şehir kendini bildi bileli zevkzadelerle içli- dışlı yaşadı.
Ah bir karataşların dili dil olsada derbeyan etse.
Yaylacık akşamdan gecelere her daim hazırdı.
Gece yaşam başlamaz mı? Küre-i arz da.
Nahırdan mal sağıma geldi.
Sağınçcı kadınlar meme'de danayı emizdirdi. İnekleri sağdı. Zavot'a sütü tartıp verdiler. Vedraları boş taşımamak için,bulağa uğrayacaklar.
Vedrasını çalkalayan, serpdi. Laz Halilgilin napızarın ceperine tırmandı sütlü su. Köy kadınları zavot'dan, bulağa. Suyu doldurup omuzluğla iki vetra suyu evde, boşkaya dökücekler.
Su başında eğleşip, ağzında sakız çiğniyor; iki genç kız.
Öbür kadınlar kürün'de; yosun, çamur ve çer- çöp'ü ayıklayıp yalakların beri tarafına aktarıyor.
Uğraşmayla bir, ayrıca; konuşuyorlar...
Yaşlıların, yatakta döşeğe düşmeleri'ni değerlendiriyorlardı.
Mahsusen: " Öldürmeyen Allah öldürmez!" diyip. " Allah almışları, alsa da kurtulsak!" diyordular, içlerinden.
Gaziantepli Bohçacıdan süveter almıştı kumral kız. Esmer orta boylu kız çiçekli bulüzü eğnine giymişti. Giydiğinden haberi yok, şaşkının. Kumral kız: Kız eğninde ki ne?. Başını eğdi ve ne görsün? Bohçacının sattığı eğninde. Kadın milleti: Tanrı yaratmış, gülmenin en şenini gülsün diye. Gülmek ama ne gülmek Babamcan!
Ayuplığa erkişiler, herifler görür!
Ağızları yaşmaklı, Gülücekse sesler görünsün. Dudaklar gözükmesin.
Beyaz yaşmak burna çekilmiş sinor çizgisi. Kahkalar beden diliyle kolda gah, omuzların inişinde, kalkışında. Elleri çırpmada. Ne sevinç, ne mutluluk bu? Avuçları dizlere çırparak kızarttılar.
İnsan sevinince ne güzel seyredimli oluyormuş?
Kadın, sevinç ve kahkaha!
Ey dünya ezizin ölsün, o gülüşler geçti gitti ya!..
Paltarları değiştirdi gençler. Elini, yüzünü yıkadı. Yeni çorabını giydi, Engin. Dere de ayağını yıkamıştı. Gök mavi ceketi dik kesik çizgilerle iki üç santim arayla sadece cekette sırayı şaşırtmıştı.
Terziye kapıya çıkıp bağırmıştık ben de ordaydım. Terzi sanmıştı, parayı vermiycektik. Hal bu: Engin zevki için bir at'a karşılık pantolun ile değiş- tokuş yapmıştı. İlk gençliğinden beri giyimine gejimine meraklıydı.
Hecer'in dereye danacılar önlerine katdıkları dana kuzuyu sürüyor. Akşam seferi azcık otaracaklar. Dere karanlık sanki vadiye sonışıklar tepeler gibi düşmez. Miro Dayı beyaz danayı ayağında dabak vardı. İbogilin dalından götürüyor. Eline kakaç almış onnan beyaz danaya çalıyor. "Bürç!" diyor. " Çat, çat!" Kahraman eniştegilin önüne geldi. Selamlaştılar: - Hayırlı akşamlar Kahraman Efendi. - Hayırlı akşamların olsun Mürsel kardaş!
Kıtan Mamagilin kapıda kalabalık var. Bir çocuk önüne ineği katmış nahıra yetiştirecek bunu. Geçikmişler.
Turan bu: İsmet Emigil Çalkavurdan geldiğinden hep işlerine yardıma koşar.
Muharrem, "Büyükkaya" da tabir ettiğimiz Hecer'in dereye koşturuyor.
Çocuklar plastik topla sigarasına maç yapacaklar. Sabahtan sözleşmişlerdi. Stadyum tereklerini andırırdı dik iki yamacın bir yanında dere akardı. Sağa tarafta genişlik açılır sonra büyük kayalar insan heykelleri gibi terasla kapatırdı batı cenahı. Çakrak bir yerdi, yeşillik ve çum deriz çimenler endemik ve binbir çeşit çayır bitkileri serilirdi. Ağızlarının altında mübarek hayvanlar gırç, gırç dişlerinin ve üst dudaklarının arasına çiçek ve ot demetlerini sıkıştırıp kopartarak yerdi.
Ben aşağı uzanır hayvanları yukarıda iken seyrederdim. sahnedeymişler gibi.... toprağın kokusunu alırdım. Kara: cernozyum toprağı seyrederdim aşağı baktığımda kınalı taşların dokularını izlerdim. Göğe gözümü direrdim. Tepelere yakın geçen beyaz tayyare bulutların ardına takılır, kalırdım.
Zavot buzağıların renklerinden başlayıp şekillerini hareketlerini incelerdim. Dalkır renk, sarı, boz, ala ve kara renkli hayvanların baha da renk niye değer döver düşünürdüm, cevap arardım. Altından kalkamazdım.
Gerdanların en güzelini seçmeğe çalışırdım. Ağzının ucundan sallanarak kat, kat pileli olanın mama olmaması cins ve renkli olması lazım gelirmiş dendiğinde yine kestirememiştim .
Sırt üstü döndüm. Bu gece ve gündüzlü vadide yüzüm ve gözlerimle göğdeki mavi okyanusa düştüm.
Ne ben boğuldumdu.
Okyanus kör olmadı.
Yaylacığın bir bağışı olmuştu:
"Yaşadık yalan Allahın düşmanı."
Ama az yaşadık!
Ve kadrini bilmedik!
Karşımda Binali Dayıgilin tarla çeperi . Seyrediyorum. Anlamaza, bilmeze bakardım. Çocuğum, hoş ve haz etme üzerine bakmaydı onlar:
Gözümü alamıyorum. Bilincim duruyor aniden boş kuyuya düşmüşüm sanki. Doğa büyülemişcesine.
Melul, melul göz bebeklerim tarlanın çavdarlarıyla sallanıp gidiyor, geliyor. Hipnotizma olmuş gibi mehirlenmiştim.
Bir motorlu taşıt yok. Tren, asfalt yok, site yok, ev yok, apartman yok, şehir yok, sorun yoktu.
Binlerce önce biri aynı yerde otursa, o, ne görürdüyse, bende aynını gördüm.
Üç bin, dört bin yıl arasında aynı çiçekler ve havalar aynı ...

Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
Röportaj

Ardahan Haberleri **Sayın Başkan Festifal çadırında size yöneltiğim sorularla Röportajımıza
devamedelim?

Öncelikle üstlendiğiniz bu anlamlı ve güzel çalışmalarınızdan dolayı sizleri kutluyor ve içten teşekür ediyorum.Bölgemiz için basın hem önemili ve hemde gereklidir.
Hoçvan Haber Gazetesi olumlu bir görev üstlenmiştir bizim için sevindiricidir.
Sayın başkan, yöremizin köy dernekleri ile federasyon derneği hakında tarafsız bir bakış açısıyla genelden özele indirgeyerek bize neler söyliyebilirsiniz ve eksiklikler nelerdir?

Bölgemiz en sonunda dernekçiiğe başlayan bir bölgemizdir. Bu bağlamda ele aldığımızda en çok göç yaşayan bölge konumunda olması; eksikliklerimizle birlikte kısa zamanda güzel şeylerde başardık.
Bakın diğer bölgelerin bütün il, ilçe, köy derneklerin sponsorları hazırda bekliyorlar, zor dönemlerinde hemen devreye giriyorlar. Bizde böyle bir durum yok. Kendi yağımızda kendimiz kavuluyoruz ve her insanımız kendisinden bir şeyler katarak yürütmeye çalışmaları olumlu ve güzel bir davranış olarak değerlendiriyorum.
Hoç-Fed kurumsal olarak bölgede birşeyler yapmaya çalıştığı anda bürokrasi büyük bir engel olarak karşılarında duruyor. Kendimden yola çıkarak O evrelerden geçtiğim için engellerin neler olduğunu biliyorum,bürokrasi çok büyük sıkıntılar yaratıyor.
İlk Festifalı biz yaptık. İnanırmısınız izin almak için günlerce uğraştık,yaptırmak istemiyorlardı.
Şimdi'ki durmda dahi engel çıkarıyorlar ve uğraştırıyorlar.Yani İl Jandarmadan tutunda, garnizon komutanlığı ve vali'ye kadar çalmadığımız kapı bırakmadık,Ve bu günlere öyle kolay gelinmedi çok zahmet çektik.
Kısa sürede iyi işler başardık ve bölgemizin ilk Federasyonudur. 21 köyün üst çatı örgütüdür.Hep birlikte sahip çıkarak yaşatmamız gerekiyor diye düşünüyorum...

Hoçvan köylerinin yaşadıkları sıkıntıları vardır, ve hepimiz tarafından biliniyor.Bu sıkıntılarla bürokrasinin önüne çıkıldığında çok rahatsız oluyorlar ve zorluk çıkarıyorlar.Dolayısıyla, federasyonun köy muhtarlarıyla ilişkileri yok denecek düzeydedir.
Yaşanan bu diyalogsuzluğun nedenleri üzerinde durup gidermek için acil çareler üretilmelidir.Tüm bu engel ve zahmetlere rağmen Hoç-fed halen ayakta duruyorsa büyük bir başarıdır....
Sorunların pratik çözümü için, Ardahan ilimizde bir şubenin açılmasıyla hal olunur diye düşünüyorum...Halkımız kurumunu sahipleniyor...O konuda bir sıkıntı yok.Sıkıntılı olan şudur;Yönetim tam manasıyla kendisini çalışmalara vermiyor.Gözlemlediğim kadarıyla kaygılarla hareket etme vardır.Başkası gelmesin diye ön kesme kaygısı yaşanıyor.
Sayın Başkan;Genel anlamda çok geniş ve derinlemesine sorunların neler olduğunu güzel yorumluyorsunuz ve dahada yorumlayacağınızdan en ufak bir kuşkumuz yotur.Ancak;Birbirimizi terleteceğiz!!!Sokratesin diyalog ve monolog yöntemini uygulayacağız.Bilmelisiniz'ki monolog kişinin kendi kendisiyle sesli konuştuğu bir yöntem şeklidir.Biz,İkinci yöntemi esas alacağız;Sokratesin annesi doğum ebesi idi annesinin kadınlara nasıl'ki doğum yaptırmışa,sokrates'de insanları konuşturarak kelime doğurtmuştur.
Dolayısıyla sorumuza geliyoruz;Derneklerin içerisinde en çok ilgisiz kalan ve sesi sedası çıkmayan derneklerin başında siz geliyorsunuz.Örneğin , bir yıla yakın bir zaman dilimi zarfında Hoç-Fed'in yönetim toplantılarına katıldım ve sizin derneğe yönelik eleştirilerim olmuştu,sözünü ettiğim zaman dilimi dahilinde varlığınız ile yokluğunuz fark edilmedi.Ne bir toplantıya katıldınız nede federasyona uğradınız içe kapanık bir durumu yaşıyorsunuz??Neden?Var olan sıkıntılarınızın neler olduğunu kimse bilmiyor. Dolayısıyla, rahatsız olduğunuz hususları içten ve samimi bir biçimde kamuoyu ile paylaşabilirsiniz?
Esas olan köy dernekleridir.Dernek yönetimleri rastgele yada kafakol ilişkisi içerisinde oldukları insanları seçıp federasyona delege olarak göndermesinler.Bilgi ve birikimi olan insanlara ihtiyaç vardır.Yani iş yapacak insanlara ihtiaç vardır.Temsil gücü olan insanları seçip göndersinler.O zaman daha verimli olur ve şimdiki sorunlar yaşanmaz.
Birbirimize açık olalım ve herşeyimizi halkımızla paylaşalım,içten ve samimi olunmalı.Yönetim oluşturulurken açık ve şefaf olunmalıdır.Sonuç itibarıyla yapılacak olan hizmet Halkımıza ve yöremize yapılacaktır.Böylesi anlamsız ön kesmeler neyin nesidir.
Herşeyimizi Halkımızla birlikte tartışarak doğru olana ulaşmak için yapalım, neden yapılmasın'ki?Dernek işi gönülülük temeline dayanmaktadır.Dolayısıyla.açık ve şefaf olalım.Her şeyimizi halkımızla tartışıp paylaşarak yapalım.
Hoç-Fed; Her derneğin önünde olsun, gerisinde olmasın,Öyle bir oluşuma gidelimki temsil gücü, çok yüksek olsun ve yönetime alacağımız insanlarımızı özenle seçip öyle alalım....Yani ince eleyip sık dokuyalım...Ben dahil olmak üzere,hiç birimiz bulunmaz hint kumaşı değiliz.Hiç kimse halkımızın kurumu önünde kendisini engel haline getirmesin...
Hoç-fed İsmail Beşikçi konusunda büyük bir hezimeti yaşadı ve sınıfta kaldı!!Yönetme sorunu yaşanıyor.Yinede işleri boğuntuya getirmeden bu süreci yürütmek lazım.Özelikle O panelde federasyonun durumu içler acısıydı...Bize yakışmadı...Bölgemiz ve Halkımız böylesi bir durumu hak etmedi...Hele-hele ismail hocamız hiç hak etmedi...Kendimi'de suçlu görerek çok üzgünüm...Hep beraber başaramadık...Bu eksisikliklerin özürünü hep birlikte halkımızın önüne çıkıp yapmakta yarar görüyorum...Yaşanan eksiklik nedeniyle...Bu eksiklikleri yaşayan sorumlulardır...Niye giz
İşleri boğuntuya getirmeden,güven tazelemekte yarar görüyorum...Adeta korku fobisi yaşanıyor.Herşeyin önünü 3-4 kişi kapatmış durumda...Yaşanan sorunlara halkımızı ortak etmiyorlar...Eksikliklerini hiç kimseyle paylaşmıyorlar...Hiç kimseye danışmadan bildiklerini okuyorlar...Bazı kişilerin darlıklarından dolayı yaşadıkları sıkıntılar vardır.
Açık ve net olarak şunları söylemek istiyorum; dernek olarak bize haber verilmeden oldu bitiye getirilen hiç bir kararlarına onay vermiyoruz ve katılım göstermiyeceğiz diye dernek olarak kararımız vardır.Hiç bir derneğe haber vermeden ve hiç kimseyi bilgilendirmeden 3-4 kişinin kendi dar alanlarında aldıkları her kararları bizi, bağlamadığı gibi yapılacak olan her hangi bir faaliyet içerisinde olmayacağız...Tavrımız olumsuzluklara karşıdır...Yönetim düzelmedikçe tutumumuz devam edecektir.
Sayın başkan sorunlarınızı bizimle paylaştığınız için size çok teşekkür ediyoruz,deyip oradan ayrılıyoruz.Tüm halkımıza selam ve sevgilerimizi iletiyoruz.Başka röportajlar yapmak için arkadaşımla birlikte yine yola koyulduk yapacağımız her şey halkımız içindir.Biz konuşmayacağız.Resimlere bakarak halkımız karar verip konuşacaktır.
Hoçvan Haber Gazetesi.

Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin
GÜNEŞİN DOĞDUĞU YER XOÇVANA RENGİN:YAZI DİZİSİ BÖLÜM (2)

Ardahan Haberleri Yol boyunca çevreye göz atıyorum.Eskiden yayla karakolu’nun içinden ve Nebioğlu köyünün yanından Ardahan’a giden yolun güzergahının değişikliği ve Çalabaş’tan Kelik’e giden yolda,Çalabaş deresinin üstüne yapılan köprü ilk dikkatımı çekenler oldu.
Doğuya bu kadar yatırım yaptık dedikleri bu olmalı herhalde. Öyle bir köprü’ki iki araç yan yana geçemez.Hele biraz surat varsa Allah muhafaza etsin.Demekki Halkımıza bunu layık görüyorlar.Bizden toplanan vergilerle batıda dağlar delinip tüneller açılırken,bölgemizede sosyal bir devletin yapmak zorunda olduğu basit bir işi bile adeta gözümüze sokarak anlatılması;bölgemize ve bölgede yaşıyan halkımıza verilen önemi anlamamız için yeterlidir.
Çalabaş köyü’nü geçtikten birkaç dakika sonra köyüme vardığımızda; geleceğimizden haberleri olan eş,dost arkadaş ve akrabalarımız bizi karşıladılar.Küçücük olan köyümüzün merkezi ve meydanı sayılabilecek noktasındayız.
Yağan yağmur yerini gökyüzünün mavisi ve Kısır dağı ile Hoçvan ovasını saran güneşe bırakmıştı.Gökkuşağı’nın o muhteşem görüntüsü ve toprağın o güzel kokusu bambaşkaydı. Nefes aldıkça, duraklayıp derin bir nefes daha alıyordum.Aldığım her nefesin,içtiğim her yudum suyun ikincisini gelmiyen,gelemiyen anayurtlarından uzak,gurbette ve sürgünlerde olan arkadaşlarımın yerine alıyordum.
Hasret giderdikten sonra,çevreye bir göz attım.En çok dikkat etiğim;köydeki değişiklikten ziyade evlerin çatılarında kurulu olan çanak antenlerdi.
Çünkü gelişen teknoloji ve köylere elektiriğin verilmesiyle beraber,her eve televizyonun girdiği, dolayısı’ile o evlerde izlenen kanalların halkın üzerinde yaratacağı etkiler düşünüldüğü zaman,evlerin üzerinde kurulan çanaklara neden özellikle dikkat etiğim anlaşılır olacaktır.Üzülerek ifade ediyorum… Çift çanağın kurulu olduğu çatı yok denecek kadar azdı.Kendi köyümde tek bir evin çatısında çift çanak vardı.
Yol güzergahımda olan diğer köyler de benim köyümden farklı değillerdi.Özellikle sorup soruşturdum. Gözlemlerimden yanılmadığımı gördüm.Bu vahim bir durum.Dokuz yıldır Hoçvanda festival yapılıyor.Şimdiye kadar hiç kimsenin dikkatını çekmedimi?Çektiyse neden insanlarımız Kürt kanallarını(roj tv,nuçe tv vb.) izlemeye teşfik edilmedi.Bunun önemi konusunda on dakikada olsa festival alanlarında bu yönlu teşfik edici ve özendirici bir açıklama yapmak çok mu zordu.
Bu önemli eksikliğin giderilmesi için zaman kaybetmeden bölgede ve metrepollerde yaşıyan duyarlı insanlarımız, bölge adına faaliyet yürüten Stö ve köy derneklerinin bu yönlü bir çalışma başlatmaları gerekmektedir.

Köylerde genç nufus yok denecek kadar az.Yoğun göç ten dolayı bir çok köyümüzün mezra’dan farkı kalmamış.Bölgede yaşıyan halkımızın ortak şikayetlerinden bir tanesi yaşanan hırsızlık olaylarıydı.Bunun yanında sevindirici olumlu bazı gelişmelerde vardı.Metropollerde yaşıyan bazı insanlarımızın kendi köylerinde yaptırdıkları evler,az’da olsa köyüne dönüş yapanları’da görünce biraz rahat nefes aldım.
İlk işim,köylerine ev yapan hemşerilerimin evlerini ve devam eden inşaatlarını ziyaret etmek oldu.Köyde ev yapıp köyüne yerleşen arkadaşımı ziyaret ettiğimde, bahçesini ağaçlandırması,bostanı ve serası dikkatımı çekti.Arkadaşım ve köylüm beni alıp sera’ya götürdü.Diktiği ağaçları,ektiği bostanı bana gösterirken mutluluğu adeta gözlerinden okunuyordu.Yaptıkları olumlu sayılacak bir işti.Gerek gurbette,gerek köyde yaşıyan insanlarımızı teşvik ve özendirici bir örnekti.Bu türden örneklerin çoğalmasını arzuluyoruz.
Arkadaşımdan müsademizi isteyip,bir gün sonra yapılacak panele katılmak için Hoçvan coğrafyasına Sayın İsmail Beşikçi ve Sayın Faik Bulut’un gelişlerine tanıklık edeceğim tarihi günün heyecanıyla misafiri olduğum eve doğru yöneliyorum.

Devam edecek. Hoçvan Haber Gazetesi

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan