Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 52
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 5 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 223 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 235 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Haber/Yorumlar
Yazar Fakir - Ağustos 29 2013 - 18:42:29

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
AREV görücüye çıktı..

Ardahan Haberleri Ardahan Eğitim Vakfı (AREV) bölge basınıyla yemekte bir araya geldi…
Dernek başkanı İlter Avşar, Genel Sekreter Fuat Avşar ve Yönetim Kurulu Üyesi Gazeteci Ali Rıza Yıldız’ın Beylikdüzü’nde gazetecilere verdiği iftar yemeği mini bir açık oturuma dönüştü.
Ergenekon kararının açıklandığı günün akşamına denk gelen toplantı gazeteciler arasında da güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmeler yapıldı.
Organizasyonunu Gazeteci Çetin Yılmaz’ın yaptığı İftar’ın açılış konuşmasını Başkan İlter Avşar yaptı. Avşar, AREV’in kuruluş amacı ve basının önemine ilişkin kısa bir konuşma yaptı. Daha sonra karşılıklı sohbete dönüşen iftar yemeğinde ilginç diyaloglar da yaşandı.
Özellikle Flaş medya grubunun sahibi AREV yönetim kurulu üyesi Ali Rıza Yıldız ve basın mensupları arasındaki diyaloglar, bölgedeki diğer STK’lar arasındaki gizli bir çekişmeyi ve çatışmayı da deşifre etti.

**Anadilde eğitim, Dinde de evrensel hukukta da bir insan hakkıdır…
İftardan sonra söz alan AREV başkanı İlter Avşar’a gazetecilerden de çeşitli sorular geldi. Arya Haber’den Rodi Baz’ın, “Bölge ile ilgili yaptığınız eğitim çalışmalarında, seçmeli ders olarak okutulan Kürtçe ile ilgili herhangi bir çalışmanız var mı?” sorusuna şu karşılığı verdi:
“Biz çok yeni bir kuruluşuz, bu konuda henüz yeterli bir çalışmamız olmadı. Biliyorsunuz vakıflar dernekler gibi değildir. Vakıfların da kendine göre zorlukları var. Henüz çok yeniyiz ve sanırım önümüzdeki dönemde Kürtçe konusunda da çalışmalarımız olacak” dedi…
Rodi Baz’ın ısrarla “Anadilde eğitim” konusunda ne düşündüğünü sorması üzerine de şu açıklamayı yaptı.:
“Bakın bunu sormanız çok iyi oldu. Ben de bu vesileyle kendi görüşümü açıklamak istiyorum. Burada bütün basının önünde açık açık söylüyorum. Evet “anadil” sadece evrensel hukuka göre değil, aynı zamanda dini olarak da bir insan hakkıdır. Şimdi size soruyorum, bu ülkede Arapça, İngilizce veya bütün batı dilleri anadilde eğitimlerini yapmıyor mu?
Kürtçe neden yapılmasın?
Bunu yasaklamak, Allaha karşı gelmektir. Çünkü bu dili de Allah yarattı…
Ben şahsen bunu sonuna kadar savunacağım. Ve önümüzdeki süreçte buna ilişkin elimden ne geliyorsa da yapacağım” dedi…
Ali Rıza Yıldız: Biz kimseyi rakip görmediğimiz gibi, tehditlere ve tahriklere de gelmeyiz…
Daha sonra gazetecilerin çeşitli konulardaki sorularını yanıtlayan AREV yönetim kurulu üyesi gazeteci Ali Rıza Yıldız’da gündeme ve yerel sorunlara ilişkin çok önemli açıklamalarda bulundu.
Yıldız Bir soru üzerine: Bize bazı kimseler ve kuruluşlar, “kapatın gidin ne gerek var, zaten yeteri kadar dernek var” diyorlar. Biz bu kurum kuruluşlara ve bizi istemeyen arkadaşlarımıza şunu diyoruz; Biz kimseye rakip olmak için AREV’i kurmadık. Ne kadar sivil toplum örgütü kurulsa o kadar iyidir. Bu rakip olmayı değil, tatlı bir rekabeti getirir. Bence kimsenin bir kaygıya kapılmasına gerek yok” dedi.

**KAİ ve KAISİAD’a gönderme…
Yıldız, Gazeteci Rodi Baz’ın bunların kim olduğu sorusuna üstü kapalı olarak, KAİ vakfı, KAISİAD ve bazı önemli iş adamı ve şahsiyetleri işaret ederek; “Bizi tehdit ederek veya Bir Madam’ın arkasına takılarak, Toptancısını dolandıranlarla Ankaraları dolaşmakla bu işler yürümez. Bu gün siyasetçilerin peşinde koşarak bir yerlere kendini yamamak isteyen çok kişi ve kurum var. Biz neden bunları yapıyorsunuz dedik mi?
Üstelik yaptıkları her şeyi bölge adına,, yani bizim adımıza yapmadılar mı?
Biz onlara böyle bir yetki mi vermiştik?
O halde bizim de bölge insanları olarak böyle bir hakkımız var. Çünkü bizde o bölgenin çocuklarıyız ve o bölgeye olan vefa borcumuzu ödemeye çalışıyoruz. Bizi kimsenin sorgulamaya veya kapatın gidin demeye hakkı yok. Elbette eleştiriler olacak. Demin Rodi bey de söyledi. Bu gün veya yarın eğitimdeki her başarısızlığı bize yıkacaklar, bizi eleştirecekler, biz hazırız, ama böylesi gereksiz tepkiler yersizdir.” Dedi

**Esfender Korkmaz'a "sarı kafa" dedi...
Daha sonra isim vermeden Prof Esfender Korkmaz’ı kastederek eleştiren Yıldız, “Şimdi başsına kına yakan, sarıya boyayan bir zat kalkmış bizimle uğraşıyor. Şimdi sormak lazım; Bu zat şimdiye kadar bölgesine ne verdi?
Düğünlerde elinde 20 lira düğün salonlarında alkışlar eşliğinde gelin ve damada takmaktan başka ne işe yaramıştır? Üstelik elindeki sanki 20 lira değilde 20 milyar lira gibi sahneye gidip gelmesi insanın aklına çeşitli soruları getiriyor. Bu kimseler kendisini ne sanıyor?” dedi.

**Basını yoğun ilgisi vardı…
Aynı gün KAISİAD’ın da basına yemek vermesi üzerine ikiye bölünen bölge basınının büyük bir kısmı AREV’in iftar yemeğine katılırken, iftar’dan 10 dakika sonra KAİSİAD iftar yemeğinden ayrılıp toplu olarak AREV’in yemeğine katılmaları gazeteci arkadaşlarının Ali Rıza Yıldız’a olan saygısı ve mesleki dayanışmadan kaynaklandığı izlenimini de verdi.

**AREV’in İftar yemeği Yıldız’ın adaylığını açıklaması için mi düzenlendi?
Bu iftar yemeğinin sanırım bir diğer özelliği de gazeteci A.Rıza Yıldız’ın adaylığını açıklaması oldu. Gazeteci Rodi BAZ’ın “Siz uzun süredir gazetecilik dışında STK’larda görev alıyorsunuz. Siyasete girmeyi hiç düşündünüz mü?” sorusuna teşekkür ederek, “Evet bana geçen genel seçimlerde 11. sırada yer verilmişti. Üstelik kesin seçileceğim bir sıralamaydı, kabul etmedim. Ancak bu yerel seçimlerde ya Beykoz’da ya da Çekmeköy’de CHP’den belediye başkan aday adayı olmayı düşünüyorum. Tabi bu durum yereldeki bazı kimseleri de rahatsız ettiği için AREV’i hedef gösteriyorlar. Yani bizi tehdit etmeleri, “bırakın gidin demeleri, ne gerek vardı” filan gibi söylemleri kendi açmazlarını, yetmezliklerini örtme çabasıdır. Ne diyorlar biz 150 öğrenciye burs veriyoruz. Yalan, bu bursu bir iş adamı veriyor, bunlar da rica etmiş bizim üzerimizden verin diye hepsi bu. Şimdi de bununla böbürleniyorlar. Bize bu konuda iş adamlarımızdan bir çok öneri geldi. Biz hayır dedik, yani göstermelik iş yapmak istemiyoruz.” ded
Tatlı bir sohbete dönüşen iftar yemeği gecenin ilerleyen saatlerinde sona erdi…


Yazarlarımızı okuyor musunuz?
GEZİ PARKINI DOĞRU OKUMAK

Ardahan Haberleri Olayları doğru okumak, doğru dersler çıkartmak için dönüp, geçmişe bir göz atmak yeterlidir.
Bilinmelidir’ki asırlar boyuhalkların birlikte verdikleri, haklı mücadele ve direnişleri sonucunda insani haklar kazanılmış ve çetin savaşımlar neticesinde’de demokratik haklar elde edilmiştir..
Halkların direniş mücedalelerinde belirleyici olan faktör karakter yapısıdır. Ortak talepler etrafında bir araya gelen halk toplulukları sağcı ya da solcu olmaları gerekmiyor.
Ortak talep ve istemler etrafında buluşmaları ortak direnişi geliştirir ve güç olmayı sağlar. Öncülük yapanlar ise ortak istem ve talepler üzerinden hareket edip kazanımlar, elde edilir.
Ortak çıkarlar etrafında bir araya gelen toplumun çeşitli kesimleri haksız, uygulamalara karşı seslerini birleştirip haykırmaları kadar doğal daha ne olabilir ki?
Birlik ve bütünlük içerisinde kötü muamele ve hak gasplarına karşı, omuz- omuza yürümek mazlumların direniş geleneklerinin bir gereğidir.
Toplumun haklı ve meşru talepleri karşısında şiddete baş vurmak haksızlıktır, zorbalıktır.Uygulanan şiddete karşı halkların birlik ve kardeşlik mücadelesi benimsenmeli ve desteklenmelidir.
Devletin kolluk kuvvetleri tarafından halkın haklı ve meşru talepleri karşısında orantısız güç kullanıp şiddet uygulayarak bastırmaya, susturmaya çalışması kabul edilir bir durum değildir.
Hükümetin yanlış uygulamaları neticesinde halkta, birikmiş tüm öfkeleri ve rahatsızlıklarının bir neticesi olarak tepki patlaması baş göstermiştir..
Topluma karşı kullanılan tazyikli su ve biber gazına karşı, halk tepkisini günlerce ortaya koyarak göstermiştir.
Topluma reva görülen bu haksız şiddete karşı durmak, temel bir hak ve insani bir görevdir.
Buraya kadar olan toplumun masumane tepkisi anlamlıdır ve meşrudur, haklarını korumaya yönelik geliştirdikleri sivil itaatsizlik eylem biçimlerinden bir tanesidir.
Çok hassas bir dönemden geçmekteyiz, yürürlükte olan bir barış süreci vardır. Dolayısıyla kürt gerilları sınır dışına çekilme durumuna geçmişlerdir. İki halkın barışını istemeyen ve çeşitli engellerle durdurmaya çalışan karanlık güçler devreye sokulmuşlardır.
Kurt, dumanlı havayı sever deyiminden hareketle, gezi parkına toplumun her kesiminde insanlar bir araya gelip meşru ve masumane tepkilerini ortaya koymuşlardır.
Ortak paydalarda buluşup direnişe geçen halk topluluğuna yönelik,sinsice oyunlar sahneye konulmuştur. Sabote etmek için adeta altın tepside sunulmuş bir fırsat olarak görüp üzerine atlamışlardır.
Asırlar boyudur Kürtlerin üzerinde yaşadığı coğrafya yakılıp tahrip edilirken, bu olup bitenlere karşı seyirci kalıp, alkış tutanlar bugün nasıl olurda gezi parkındaki üç beş ağaca sahipleniyorlar. Tek amaçları vardır. Barış sürecine karşı sinsice yürüttükleri hain emellerini gerçekleştirmeye dönüktür.
Tarih tekerrürden ibarettir. CHP yıllardır Kürtlerin başına hep çorap örmüştür. Kılıçdaroğlu Gezi parkında devreye koyduğu anarşizmin eylem biçimi olan yakıp yıkma faturasını Kürtlere kesiyor.Yapılanlar gündemi saptırmaya yöneliktir.Cezaevlerinde yaşanan vahşeti görmezlikten gelenler, Demokratik kitle guruplarıyla aynı kulvarda kulaç atması düşündürücüdür.
Ortamı sabote etmek için pusuda bekleyen barış karşıtları anında teşhir edilmelidir. Görevimiz; var olanı yaşatmak, olmayanın yerine yenisini inşa etmek olmalıdır. Kılıçdaroğlu yaptığı tahriklerin faturasını Kürtlere kesiyor. Doğru politikalar neticesinde bu kirli oyunlar boşa çıkarılmalıdır.


Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Önder olsa AKP Alır..

Ardahan Haberleri 2014 de yapılması ön görülen yerel seçim hazırlıklarının kızıştığı bu günlerde herkesin ve her partinin gözü olan İstanbul’u kim alacak? Belki de en önemlisi ve en merak edilen şehir...
İstanbul’u almak için kim talip olursa olsun talip olacak parti ve kişilerin işi zor!
Neden diyeceksiniz?
Barış sürecinin açtığı kutuplaşma bunun yegane sebebidir.
Yani artık toplum Türkiye’nin genelinde olduğu gibi İstanbul’da da iyi hizmet eden kişiler veya partilerden taraf olmayacaktır. Ya da “falanca partinin belediyeciliği iyi yapıyor” diye oyunu kullanmayacaktır.
Meydana gelen gezi olayları ve barış süreci halkın saf tutmasına sebep olacaktır.
Gelin bir de olası aday ile İstanbul’da dengelerin nasıl değişebileceğini değerlendirelim. Aldığımız duyumlara göre BDP’nin İstanbul Adayı HDK’li olacak ve bu HDK’linin de Sırrı Süreyya Önder olacağı kulislerde konuşulmaktadır. İstanbul’un adayı olarak Önder’in gösterilmesi gerisinde birçok soru işaretini de barındırıyor!
Bu kulislerin konuşulduğu anlarda CHP ve BDP arasında birçok görüşmelerinde olduğu duyumlarımızın arasında. Önder’in aday gösterilmemesi için CHP üst düzey kesiminden yoğun bir baskı unsuru oluşturulduğu da bizlere gelen bilgiler arasında.
Sırrı Süreyya Önder aday gösterilmesi durumunda meydana gelecek olası durumlar neler olacaktır?
Sırrı Süreyya Önder aday gösterilmesi durumunda CHP, Abdullah Öcalan konusunda taviz vermek zorunda kalacaktır. Çözüm sürecine daha ılımlı bir politika sergilemek zorunda bıraktırılacaktır.

Doğu ve Güneydoğu’da CHP ve BDP ittifakı

CHP ve BDP’nin arasında gecen görüşmeler sırasında, Güneydoğu ve Doğu’da yapılması öngörülen CHP ve BDP ittifakı olması için çalışmalarında hız kazanacaktır. Bu ittifak sonucunda BDP’nin kazanacağına ihtimal verilmeyen yerlerde de CHP’nin desteklenmesi için görüşmeler yapıldığının sinyalleri veriliyor. Ancak CHP’nin Gaziantep, Adıyaman, Malatya, Elazığ gibi illerde de bu ittifaka yanaşmadığının duyumlarını almaktayız.

**BDP’nin işi zor!
BDP’nin olası bir ittifak ile işi bir hayli zorlaşacak gibi gözüküyor. Neden diye soranlar olabilir.
Çünkü BDP’nin CHP ile itifak etmesi durumda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tavrı sertleşecektir. Başbakan bu tavrının rövanşını da Barış sürecini sekteye uğratarak almaya kalkışacaktır. Bunun için de BDP bu konuda zor durumda kalan taraf olarak tarihe not düşülecektir. Barış süreci Kürt halkının yıllardır özlemle beklediği devletin atması gereken bir adım olarak görülüyordu.

**BDP, CHP ile ittifak yapmaz ise;
CHP’nin sürece karşı tavrı sert bir üslupla sürdürecektir. CHP’nin içerisinde bulunan ulusalcılar ve Kemalistler Abdullah Öcalan konusunda tavırları sertleşecektir. CHP de kendi içerisinde ayrı bir politikayı da üretmek zorunda kalacaktır.
Herkes çok iyi biliyor ki İstanbul’u kazananın da iktidarı da alacağının işareti olarak bilinmektedir.
Ne BDP ne de CHP, kazanan AKP olur!
Sırrı Süreyya Önder’in İstanbul’a aday olarak gösterilmesi durumda CHP’nin adayı kim olursa olsun Ak Parti’nin göstereceği aday kazanacaktır!

**Zor ve çetrefilli bir durum!
Bundan sonra CHP ve BDP seçmeninin aklına ilk gelebilecek neden altın tepsi ile İstanbul’un Ak Parti’ye sunulduğunun sorusunu akıllara getirecektir. Ve bu durum karşısında da en çok zor durumda kalan BDP yetkililerin olacağından BDP seçmeni tarafından zor durumda kalacaktır.
Hiçbir seçim İstanbul için bu kadar zor ve çetrefilli bir durum olmamıştır. Çetin Yılmaz


Yazarlarımızı okuyor musunuz?
RABBENA / HEP BANA!
YAZIK BU İNSANLARA…

Ardahan Haberleri RABBENA duasında, dünyada ve ahirette iyilik istenir…
İslami söylemi kullanarak iktidar olanların istediği ise, “HEP BANA” oldu.
Türkiye’de, ülkenin tüm değerler sistemine, toplumsal kardeşliğe zarar veren, farklı kültür ve yaşam biçimini seçmiş kesimler arasına düşmanlık tohumları atan iki önemli darbeden birisi 12 Eylül 1980 faşist darbesi ise, diğeri de 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan REFERANDUM DARBESİ’dir.
Batı demokrasilerinin olmazsa olmaz ön koşulu olan “Kuvvetler Ayrılığı” ilkesi 12 Eylül 2010 tarihinden sonra “Hakkın rahmetine kavuşmuş”tur.
Batı Burjuva Demokrasileri’nin 1789 Devrimi’nden sonra kuramsal olarak kabul ettiği ana ilke, devletin yasama, yürütme ve yargı sistemlerinin birbirine karıştırılmaması, yargının yürütme ve yasama denetçisi olarak bağımsız kalmasıdır. Devlet ile hükümet arasındaki kuvvetler ayrılığında, yargı bağımsızlığı, özerkliği kalktığı anda demokrasinin üzerine de kara bulutlar inmiş demektir.
12 Eylül 2010 Darbesi’nde “demokrasi demagojisi” ile, “boykot” ve “yetmez ama evet” diyen farklı kesimlerin de desteğini alan iktidar, yargıyı da tamamen kendi yönetim erki kapsamına almış oldu. Başbakan Erdoğan’ın “çalışmamıza izin vermiyorlar” diye yakındığı Danıştay, Anayasa Mahkemesi, HSYK gibi yargı kurumları, Sayıştay, RTÜK, YÖK gibi toplumsal ve kültürel yapıyı denetleyen kimi merkezler, 12 Eylül 2010 darbesi sonrası büyük ölçüde iktidar atamaları ile yönlendirilebilir duruma geldi.
“Çalışmalar” gaz aldı! 40 Milyar doların üzerinde özelleştirme yapıldı. Kamuda iş olanakları ve ekonomide kamu rekabetçi gücü yok edildi. Anadolu’da dağı taşı alt üst edecek, ormanları kırıp geçirecek, dereleri, nehirleri kurutup tarımın iyice çanına ot tıkayacak HES kurma, AVM yapımı, maden arama ruhsatlarının önündeki yasal denetim, özelleştirmelerde anıtlar kurulu, tarihi doku, çevre kaygısı gibi sorunlar ortadan kalktı.
“Kim tutar seni, ey sermaye!” oldu durum… Paranın açmayacağı hiçbir kapı kalmadı. Bunun için de büyüyen işsizlik, halkın yaşam koşulları bakımından Türkiye çok gerilere düşmüş olsa da, kredi kuruluşları tarafından el üstünde tutulan bir sermaye cenneti durumuna geldi.
Seçimini çoğunlukla seküler bir yaşamdan yana yapan ve 20. Yüzyılın son on yılından itibaren ABD’nin Ortadoğu politikalarında kimi ulusalcı dikbaşlılıklar gösteren Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tartışmalı iddianamelerle alt üst edilmiş olmasını ve komuta kademesinin tutuklanıp onlarca yıl hapis cezalarıyla cezalandırılmasını alkışlayan Batı dünyası, yere göre sığdıramadığı AKP iktidarına, “Kuvvetler Ayrılığı Olmadan Demokrasi Olmaz” diyebilmek mertliğini gösteremedi. Uluslararası Finans Kapital’in ekonomide de siyasette de “dini imanı para” idi çünkü! Onlar yalnız kendi halklarına karşı demokrasi şirinliği oynamak zorundadır.
AKP’nin on yıllık bir süreçte gerçekleştirdiği, toplumu baştan aşağı tektipleştirme zorlaması (eğitimde 4+4+4, içki yasakları, iş sağlığı ve güvenliğinden otomobillerde gaz sızdırmazlık testine kadar her şeyin meslek odalarının denetiminden alınarak atanmış memurların yetki alanına sokulması), Taksim Gezi Direnişi ile toplumsal bir uyanışa kapı açtı. Ülke çapında milyonlarca insan bir şenlik havasında sokaklara çıktı. Dostoyevski’nin deyimi ile, “insanın asla bir piyano tuşu olmadığı” gözlendi.
Mısır’ın Mursisi ise, Türkiye’de on yıllık bir süreçte yaşanan bu gelişimi, bir yıllık zaman içine sıkıştırmaya kalktı. Mursi’ye iktidar yolu, bir yıl önce başlayan Tahrir olaylarını izleyerek yine bir askeri darbeyle açılmıştı. O da AKP’nin yolundan gidiyordu…
Mursi de, bizimkiler gibi, iktidarını RABBENA değil, HEP BANA için kullandı. Öncelikle yargıyı “zapturapt” altına almak için atadığı Başsavcı aracılığı ile binlerce yargıcı devre dışı bıraktı. Devletin tüm kilit noktalarına kendi adamlarını atadı.
Tek adamın tartışılmaz egemenliği, gemi azıya almış gidiyordu… Tahrir meydanı ve diğer büyük şehirler yine gösterilerle dolup taştı. Bu kez tam 17 Milyon Mısırlı yer almıştı gösterilerde.
Bir zamanlar ABD karşıtıymış gibi görünüyor iken, son yıllarda ABD dostu durumuna gelen ve emperyalist protokolde üst sıralara yerleşmiş bulunan Müslüman Kardeşler’in inançla gözü bağlanmış tabanı da kendi iktidarına destek için meydanlara çıkınca, ülke büyük bir iç savaşın eşiğine geldi. Mısır ordusu, darbe ile iktidara el koydu; uzlaşma yolları aranmaya başladı.
Askerlerle göstericiler, karşıt göstericiler arasındaki çatışmalarda ölenlerin sayısı yüzleri bulmaya başladı.
Yaşanan çok acı olaylara, beş kişinin ölümüne, gaz tabancası mermisi ile çıkarılan gözlere, polis tarafından sırtı okşanan eli palalı, eli sopalı göstericilere karşın Türkiye’nin olayı “ucuz” atlatmış olduğu ortaya çıktı…
Şimdi sermayenin borazanı durumuna gelmiş medyanın bülbülleri çıkıyor ekranlara… Bilmiş edalarla, tüm bu olup bitenin arka planı göstermeden, olayı yalnızca bir Demokrasi- Darbe karşıtlığı olarak anlatıp kendilerini demokrasi kahramanı ilan ediyorlar.
Ölen ve öldürülen insanların günahı, iki cihanda da bu çokbilmiş aydın züppelerin yakasında olsun!
Takke düşmüş, kel görünmüştür!
RABBENA değil, HEP BANA dediğiniz için ölüyor insanlar. YAZIK!...
09 Temmuz 2013,
Alper AKÇAM


Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Hoçvan Yayla Şenliği Ardından

Ardahan Haberleri 9. Hoçvan Yayla Barış ve Kardeşlik Festivali, 5-6-7 Temmuz 2013'te Ardahan Hoçvan yaylalarında gerçekleşti. Hoçvan Dernekler Federasyonu'nun organize ettiği geleneksel festivalin sunuculuğunu Turgay Zorba'nın yaptığı yayla festivali sona erdi.

**Hoçvan Yayla Festivali Sona Erdi

9. Hoçvan Yayla Barış ve Kardeşlik Festivali, 5-6-7 Temmuz 2013'te Ardahan Hoçvan yaylalarında gerçekleşti. Hoçvan Dernekler Federasyonu'nun organize ettiği geleneksel festivalin sunuculuğunu Lehimli Köyü'nden Turgay Zorba'nın yaptığı yayla festivali sona erdi.

Geleneksel hale gelen Hoçvan Yayla Barış ve Kardeşlik Festivali, Çalabaş Köyü yaylalarında kurulan festival alanında bu sene de gurbetçi Hoçvanlıların katılımı ile gerçekleşti. Bölgede aynı güne denk gelen festivalden dolayı katılımcılarda geçmiş senelere nazaran büyük azalma gözlendi.

**Yaylada panel var

9. Hoçvan Yayla Festivali, Barış ve Kardeşlik Şöleni 5 Temmuz Cuma günü başladı. Yazar İsmail Beşikçi ve gazeteci Mahmut Övür Hoçvan'a gelmesi bekleniyordu. Festival kapsamında Yazar İsmail Beşikçi, Araştırmacı Yazar Faik Bulut, Avukat Veysel Uçum Toplumsal Barış ve Çözüm Süreci konulu panel için Hoçvan yaylalarına geldi. Gazeteci Mahmut Övür, işlerinin yoğunluğu nedeniyle panelde konuşmacı olarak bulunamadı. Kürt yazar Faik Bulut, Avukat Veysel Uçum, Ak Parti Ardahan Milletvekili Prof. Dr. Orhan Atalay, Ak Parti İl Başkanı Yunus Baydar, Meclis Başkanı, Ak Parti ve DSP İl Genel Meclis üyeleri de panele katılım gösterdi.

**Beşikçi'den Federasyon önerisi
Sosyolog yazar İsmail Beşikçi, barış süreci ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Sürecin tek taraflı samimiyetle yürüdüğünü belirten Beşikçi, sınır dışına çıksın denilen PKK güçlerinin bu isteğe uyduğunu ve sürecin bundan sonra tıkandığını söyledi. Kürtlerin dillerinin unutulmaması ve yaşaması için öncelikler sokaklarda oynayan çocuklarına bakması ve hangi dil ile konuştuklarının duyulması isteyen Beşikçi, katılımcılara yönelik olarak "öncelikle siz Kürtler kendi dilinizi konuşmuyor ve çocuğunuza Kürtçe öğretmiyorsunuz" dedi. Apo, Kandil ve BDP'nin neden alenen federasyon istemediğini şaşırdığını belirten sosyolog İsmail Beşikçi, "Kürtler yıllardır verdiği mücadelenin federasyon için olduğunu açıkça söylemeli. Ve bu yönde istemde bulunmalı, ısrarcı olmalı. Ardından kurulacak olan federasyonda bugün sınır dışına çıksın denilen silahlı PKK'lıları güvenlik gücü olarak eyaletlerde değerlendirmelidir." dedi.
"Dünyada bu tür mücadelelerin başarıya ulaşması için teslimiyetçi bir rol değil, ısrarlı bir rol oynanması gerektiğinin örnekleri çoktur. Bu nedenle başta diline sahip çıkan çocuğuna dilini öğreten ve en önemlisi harekete sahip çıkan bir yol izlenmelidir. Bugün adına barış sürece denilen kimi otuz, kimi elli bin insan kaybedildi dese de dünyadaki diğer bu tür mücadeleri daha uzun ve daha şiddetli olduğunu ve bunun sonucunda başarı geldiğinin de unutulmaması gerektiğine dikkat çeken İsmail Beşikçi sürecin getirdiği rehavete kimse kendini kaptırmasın." diyerek Kürtleri uyarması dikkat çekti.

**Türkiye'de bir ilk: Yayla Paneli
Şimdiye kadar yapılan festivallerden farklı olarak ilk kez bir panel düzenlendi. İlk kez bir yayla festivalinde bu kadar önemli isim bir araya gelirken katılımın az olması dikkatlerden kaçmadı. Festivalin ilk günü düzenlenen panele beklenen yoğun ilgi görülemedi. Panel konuşmacılarının, özellikle Sosyolog yazar İsmail Beşikçi'nin Barış Süreci ile ilgili söylemleri organizasyon esnasında yaşanan teknik aksaklıkları gölgede bıraktı. Önemli isimlerin bu paneli bir Yayla Festivali'nde yapmalarının bir ilke imza atması, bu isimlerle bir araya gelemeyen Ardahan Hoçvanlılar için son derece isabetli oldu. Ancak panelin şehir merkezi, kültür merkezi ya da protokolün ağırlanacağı bir ortamda gerçekleşmemesi ve medyanın da festival kapsamındaki panele ilgisiz kalması "önemli isimlerin söyleşisi" havasında geçmesine neden oldu. Ardahan'da şimdiye kadar yapılmamış ve daha büyük kitlelere hitap etmesi beklenen panel beklenen ilgiyi göremedi. Süreç için gerekli olan böylesi bir panelin festival alanında gerçekleşmesi bir ilk için güzel bir adım ancak daha profesyonel yapılabilirdi. Panele siyasal temsilciler, STK'lılar, eğitimciler kısacası topluma yön verenler dahil edilebilirdi.

**Hoçvanlılar halaya doydu
Festivali ikinci günü bölgenin sanatçıları sahne alarak katılımcılara eğlenceli zamanlar yaşattılar. Halaylar tutuldu, şarkılar söylendi. Bölgenin sanatçıları Mehmet Yılmaz, Kurbani Sural, Hozan Berwar, İsmail Avcı, Murat Zorba, Naim Çelik, Murat Gökdemir, Mehmet Kılıç, Dengbej Toso festivalin ikinci gününden itibaren sahne alarak canlı performanslarını sergilediler. Bölge sanatçıları ile eğlenen, coşan, halay tutan Hoçvanlılar, festivalin son günü Rojda'nın konseri ile festival katılımcıları eğlencenin doruğuna ulaştılar.

**Hoçvanlı gurbetçi turizmi
Festivalin ilk gününden itibaren heyecan içerisinde alana koşan gurbetçiler, kendi köyleri adına kurulmuş çadırlarda uzun süredir görmedikleri hemşerileri buluştu. Ardahan'da Yayla Festivalleri yılardır düzenlenmesine rağmen festivallere rağbet gösterenler çoğunlukla Ardahan'dan göçmüş gurbetçiler oldu. Memleket özlemlerini gidermek adına bu festivalleri vesile kılarak bu sene de memleketine geldiler. Festival alanı, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da çok farklı şehirlerin plakalarını taşıyan araçlar ile doldu.
Festival alanında bulunan köy çadırlarının kimi yöresel yiyecekleri ikram ederken kimi köy derneği de köy derneği adına yaptırılan hediyelerini dağıttılar. Festival katılım konusunda geçtiğimiz yıllardaki rengi bu yıl yakalayamadı. Çevre ilçelerin Festivallerinin de aynı tarihlerde olması katılımı etkilemiş olması mümkün.

**Validen Kürtçe veda
Hoç-Fed ve Hoçvan Dernekleri ile ortaklaşa düzenlenen Hoçvan Yayla Şenliği'nde yine stk'lılar meydandaydı. Stk'lılardan şenliğe ilgi yoğundu. Arda-fed, Kasiad, Arev, İstanbul Ardahan Derneği, Göle Derneği gibi vakıf ve dernekler bulundu. Hoçvan - Hacıalili olarak bilinen ve aynı zamanda Ak Parti Ardahan Milletvekili Adayı iş adamı Orhan Gökdemir festivalde katılımcılarla buluştu. Ak Parti adına Orhan Gökdemir'in festivalde bulunduğu kulislerde konuşuldu. Vali Seyfettin Azizoğlu ve Ak Parti Ardahan Milletvekili Adayı iş adamı Orhan Gökdemir festival alanında atla tur atarak katılımcıları selamladılar.
CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt festival alanına erken saatlerde geldi. Başta BDP'nin çadırı olmak üzere tüm çadırları ziyaret etti. Süreç ile ilgili söylemlerde bulundu. Hoçvan Köy Dernekleri'nin tüm çadırlarını gezerek hem halktan hem de dernek başkanlarından yoğun ilgi gördü.
Festivalin sunuculuğunu Lehimli Köyü'nden Turgay Zorba ve Hasköylü PTT memuru Hikmet Yılmaz yaptı. Sunum Kürtçe ve Türkçe olarak iki dilde gerçekleşti. Festivalin son günü protokolden yalnızca Ardahan Valisi Seyfettin Azizoğlu'nun festival alanında bulunması dikkatlerden kaçmadı. Vali Azizoğlu, barış ve kardeşlik için düzenlenen, birleştirici özelliği bulunan festivallerin devamını diledi. Türkçe ve Kürtçe sunumu yapılan festivalden ayrılırken Vali Azizoğlu, katılımcılara Kürtçe veda etti. Çetin Yılmaz/Gazeteci

**Kupa Tunçoluk'un
Geleneksel hale gelen futbol turnuvasının galibi Tunçoluk (Panik) Köyü oldu. Festivalin en eğlenceli etkinliği futbol turnuvası oldu. Beşiktaş (Mucuc) Derneği Başkanı ile Binbaşar Köy Dernek Başkanı arasında çıkan tartışmalar büyümeden tatlıya bağlandı. Futbol Turnuvası, 8 ay önce vefat eden Cengiz Gökçe anısına Cengiz Gökçe Futbol Turnuvası olarak anıldı. Cengiz Gökçe Futbol Turnuvası'nın kupasını sahiplerine takdim eden Hoç-fed Başkanı ve aynı zamanda BDP Meclis Üyesi Yakup Mavzer, barış kardeşlik mesajı verdi. Mavzer, futbol Turnuvası'ndaki küçük gerginlik adına kırgınlık var ise özür diledi.
Katılımcılara ve yardımcı olan muhtarlara teşekkür eden Mavzer, bölge basınını unuttu. Kupa takdiminin ardından Hoç-fed'in hazırlamış olduğu muhtarlara teşekkür belgesi, Hoç-fed adına Köy Dernek başkanları muhtarlara takdim etti.

**Yakup Süt, festivalde yine konuşuldu..
İsmini sık sık STK etkinliklerinde de gördüğümüz, bölge olarak sayılan ve sevilen iş adamı Yakup Süt, işlerinin yoğunluğu nedeniyle kardeşi Yusuf Süt katıldı. Şenlik alanında bizzat kendisi olmasa da adından bolca söz ettirdi. Ardahanspor pankartı da Yakup Süt'e teşekkür üzerine düzenlenmişti. Yakup Süt de kırmızı ve beyaz çiçeklerden oluşan kendi isim ve soyisminin yazan marjinal çelenk ile Hoçvalılara bir jest daha yaptı.

Yazarlarımızı okuyor musunuz?

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Ardahan Haber Siteleri

Ardahan Haberleri Ardahan’da yerel gazete okuyucuları son yıllarda yazılı basından internet ortamında haber paylaşan haber sitelerine yöneldiklerini görüyoruz. Gazete sahipleri artık internet sitelerindeki haber paylaşımlarına daha çok önem vermeye başladılar.

Gündemi takip etmek isteyen okuyucular artık interneten istedikleri haberi güncel olarak ücretsiz ve daha çabuk ulaşabiliyor.Ayrıca okuyucular okudukları haberin altına yorum yazabiliyor veya ilgisini çeken haberi sosyal medya üzerinde paylaşıyor.

Ardahan Aktüel haber sitemizin ana sayfasında logonun altında ”Ardahan’nın Tarafsız Haber Sitesi” yazdık. Çünkü bizi takip eden okuyucularımız bilir paylaştığımız haberleri, Ardahan’nın tüm siyasi görüşü ve kültürünü yansıtan her kesimin haberlerini paylaşıyoruz. Biz paylaştığımız haberlere çok az yorumlamaya çalışıyoruz.Amacımız size haberleri olduğu gibi aktarmak okuduğunuz haberi kendiniz yorumlamanızdır.

Ardahan’nın nüfusu yaklaşık 104 bin kişi, oysa Ardahan dışında yaklaşık 450 bin hemşerimiz yaşıyor. Sadece İstanbul Esenyurt ilçesinde yaklaşık 150 bin Ardahanlı hemşerimiz yaşıyor.Aynı şekilde Bursa’da,Kocaeli’nde ve Ankara’da çok sayıda hemşerimiz yaşıyor. Bizde elimizden geldiği kadar Ardahan dışında yaşayan hemşerilerimizin Dernek etkinliklerini, Futbol Turnuvalarını veya başarı öykülerini sizinle paylaşıyoruz.

Ardahan’daki Gazeteci arkadaşlarımla internet ortamında polemiğe girmek istemem. Çünkü böyle bir görüntü hoş değil, başta Ardahan basınına olmak üzere hepimize zarar verir.Bir gazetenin veya haber sitesinin başarısı satılan gazete sayısı veya haber sitesinin okuyucu sayısıdır. Ardahan’da dağıtılan gazetelerin yaklaşık hepsi ücretsiz dağıtılıyor.Haber sitelerin çoğunluğu ise okuma sayaçlarını gizlemişler.Açık olan birkaç gazete sitesinden birisi okuma sayacında hile yaparak rakamların her dokunuşta çift atmasını sağlıyor.

Biz daha önce Ardahan’nın en çok okunan haber sitelerin toplam okuma sayısını aktarmıştık. ardahanaktuel.com sitemiz en çok okunan haber sitesi olarak öne çıkmıştı.Haber sitemizin çok okunmasında haberlerimizi sosyal medyada çeşitli gurup sayfalarımız üzerinden herkese paylaşmamızda büyük etkisi var. Biz 4 yıldır haberlerimizin altındaki okuma sayaçlarını açık bırakıyoruz. Ayrıca okuma sayaçlarımızı diğer rakiplerimiz gibi hile yapmıyoruz.Okuyucularımız hangi haberin kaç kişi tarafından okunduğunu şafaf bir şekilde görsün diye açık tutuyoruz.

Biz herşeye rağmen sizin desteğinizle, Ardahan’nın tarafsız haber sitesi olmaya devam edeceğiz.

Ardahan haberlerini yayınlayan haber siteleri ile ilgili son günlerde paylaşılan veriler tartışma konusu olmuştu.Bazı gazetelerin haber siteleri kendilerini Ardahan’ın en çok okunan haber sitesi ilan ettiler.Oysa bu siteler okuyucu sayıları azaldığı için, son yıllarda okuma sayaçlarını kapatılar.Ardahan’ın haberlerini yayınlıyan önde gelen haber sitelerin gerçek okuma verilerini aşağıda paylaşıyoruz..

KUZEYANADOLU GAZETESİ (arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com)

Statistics Summary for arsiv.kuzeyanadolugazetesi.com

There are 1,417,569 sites with a better three-month global Alexa traffic rank than Kuzeyanadolugazetesi.com. The time spent in a typical visit to the site is roughly three minutes, with three… Show More

Alexa Traffic Rank: 1,387,155 Turkey Flag Traffic Rank in TR: 24,449
link-icon Sites Linking In: 150


ARDAHAN HABERLERİ (ardahanhaberleri.com)
Statistics Summary for ardahanhaberleri.com

Ardahanhaberleri.com has a three-month global Alexa traffic rank of 4,653,970. The site has attained a traffic rank of 77,633 among users in Turkey, where almost all its audience is located.

Get Details
Alexa Traffic Rank: 4,803,250 Turkey Flag Traffic Rank in TR: 82,909 link-icon Sites Linking In: 26 Erkan SARIKAYA


Yazarlarımızı okuyor musunuz?
BÖLGE DERNEKÇİLİĞİ VE YEREL BASIN
HOÇVAN VE ARDAHAN BASININA İVEDİ ÇAĞRIMIZDIR.!

Ardahan Haberleri Bu yazımda Ardahan kamuoyu nezdinde yörenin yerel basın kuruluşlarına hitaben Dernek ve Federasyon benzeri kurumların işlevlerini izah etme gereği duymuyorum...
İşleyişleri, kanunlarla izah edilmiş Dernek ve Federasyonlara niçin gereksinim duyulduğu herkesçe malum.!
Sadece şunu hatırlatmak isterim ki, Dernek ve Federasyonların başında bulunan sözde yönetim kadroları ve başkanları bu kurumların işlevsel özelliklerini tam manası ile hayata uyarlamaları, temsil ettikleri tabanlarının gücü ile mümkün olabildiğini hatırlatmakta yarar görmekteyim... Ayrıca şunu da hatırlatmak gerekir ki, günümüz koşullarında bu sözü edilen dernek ve Federasyon'ların, halkın beklentilerine cevap verir nitelikte işlevsel özelliklerinin olabilmesi için gerçek manada gücünü basından ve devamı olan halktan alabileceğini aklı başında hiç kimse göz ardı edemez ancak, son zamanlarda bazı Dernek ve Federasyon yöneticilerinin adeta ağız birliği ederek halka gerçekleri anlatmaya çalışan yerel basından bir kısmını kendi düz mantıklarınca diskalifiye etmek suretiyle gazetecilik bilincinden yoksun, üç kuruşa haber yapma anlayışı ile hareket eden şarlatan ve yalakaları gazeteci saymak suretiyle başında bulundukları kurumları babalarının çiftliği gibi kullandıklarını görmekteyiz. Bu bakış açısı dayanılacak gibi değildir. Bu durum basından bazı arkadaşlarımızı olduğu kadar halkın canını acıtır hale gelmiştir. Bizce tüm bu gerçekler tüm çıplaklığı ile gün yüzüne çıkarılıp bu yüzsüzlerin suratına bir şamar gibi inmesinin zamanı çoktan geldi de geçiyor bile.!
Gazetecilikte 7 yılı geride bıraktık. 7 yıl boyunca verdiğimiz mücadele hiç bir karşılık beklemeden birebir yaşadıklarımızı gördüklerimizi tüm çıplaklığı ile halkımızın onayına sunmaya çalıştık.
Ardahan Gündem olarak sadece internet gazeteciliğinde verdiğimiz hizmetin bedelini burada yazmaya kalksak altından çıkamayız ancak, gerek internet gazeteciliğine yaptığımız maddi-manevi çaba ve gerekse her seferinde 40-50 km ötede her haber başına yaptığımız masraf ve çektiğimiz eziyetler karşılığında bir teşekkürde olsa razı olmamıza rağmen, değil teşekkür, yapılan haber sırf onların beklentilerini karşılamadığı için şiddetli sürekli eleştirilerin yanı sıra çeşitli şekillerde tehdit ve tenkitlerine maruz kaldık.
Bunlara rağmen halka bıkmadan usanmadan Hipokrat yemini etmiş bir doktorun sorumluluğu ve bilinci ile Haber ve yorumlarımızda gerçekleri izah etmeye çalıştık, çalışıyoruz, bu azim ve çabamız sonuna kadar sürecektir.
Yöre basınına yönelik bakış açısını değerlendirdiğimiz bu yazımızda bazı dernek federasyonların genel durumlarına değinmeden geçmek istemiyoruz.

**HOÇFED YÖNETİCİLERİ ACZİYET İÇİNDE
Hoç-Fed, maddi anlamda gün gittikçe şişmekte ancak, beceriksiz kadroların başına buyruk hal ve davranışları nedeniyle her geçen gün kurumsallığı sorgulanır hale gelmektedir.!
Gönül isterdi ki bu cümle ile giriş yapmayayım ancak ne var ki, HOÇFED gibi bir kurumun başında bulunan yönetim kadrolarının başına buyruk hal ve davranışları neticesinde bu kurumda her geçen gün ilk kurulduğu günün heyecanının yitirildiğine tanık olmaktayız.! Yakın zamanda verilen bir iftar yemeğinin dahi nasıl verileceğini idrak edemeyen HOÇFED yönetim kadrosu hammalvari bir yöntem izleyerek verdiği iftar yemeğinde dahi kurumsallığını kanıtlayamamıştır.
Kurum yöneticileri bu en basit organizasyonda dahi aczi yet içinde olduklarını tüm çıplaklığı ile ortaya koyduktan sonra gelen eleştirilere cevaben 'parasızlıktan' dem vurulması hayret ve şaşkınlıkla karşılanmıştır.!
Bu durumda ''Sizi iftar yemeği vermenizi zorlayan birilerimi oldu?'' diye sormamak elde değildir.!
HOÇFED' in başında bulunan yönetim kadrosu, her biri kendi bildiğini okuma gayreti içinde olduğundan, Hoçvanlı işadamı Yakup SÜT' ün öncülük ettiği Şişli Günay Resteurant'da gerçekleşen gecede organizasyon bozukluğu neticesinde yöre kültürümüz malum çevrelerce sözde sanatçı diye addedilen ALİŞAN vasıtası ile yöre sanatçılarımız ayaklar altına alınmış, yöre kültürümüz acımasızca çiğnenmiş, sosyokültürel farklılığımız görmezden gelinmiştir. HOÇFED' in başında bulunan yönetim kadroları, gerek yöre basınından ve gerekse yazar-çizerlerden-aktivistlerden gelen eleştirel çıkışlara her zaman kulakları ya tıkalı olmuştur ya da ara sıra yapılan içi boş bir takım etkinliklerle sürekli geçiştirilmeye çalışılmıştır. Yaklaşım bu olunca her zaman yapılan çalışmanın bir ayağı sürekli askıda kalmıştır.
**ARDAFED'İN DURUMU ORTADA. YOĞUN ELEŞTİRİLER NETİCESİNDE YENİ KATILIMLARLA NİHAYET BİR NEBZE DÜZELECEĞİNE UMUTLA BAKILSADA ARDAHAN KÜLTÜREVİ BAŞINDA BULUNAN TUNCER DAĞ'IN SON BİR YILDAKİ SESSİZLİĞİ BU ANLAMDA ŞÜPHE İLE KARŞILANMAKADIR.!
TUNCER DAĞ'IN İÇİNE KAPANIKLIĞINI ÇAĞRIŞTIRAN BU SESSİZLİĞİ NEDENİ İLE ARDAFED İÇİN KENDİSİNDEN MEDET UMAK ÇOCUKSU BİR BEKLENTİ OLUR. GERÇİ GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DERNEKÇİLİĞİ MİHENG TAŞI OLARAK KULLANANLARIN GÜNMÜZDEKİ 'TUNCER DAĞ ÖRNEĞİNDE OLDUĞU GİBİ', DERNEKÇİLİĞE BAKIŞ AÇISINI GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURDUĞUMUZDA ARDAHAN DERNEKÇİLİĞİNİN SÜREKLİ CAN ÇEKİŞMESİNİN NEDENİ TAHMİN EDEBİLİR.!
KAISİAD'A GELİNCE! SON İCRAATINDA ARDAFED'İN BAŞINDA BULUNAN GÜVEN DOĞRUYOL VE EKİBİNİN ETKİSİNDE KALINMIŞ İZLENİMİ VEREN KAISİAD,IN KURUMSALLIĞI HOÇFED VE ARDAFED'DEN AŞAĞI KALIR YANI KALMAMIŞTIR, BU NEDENLE SORGULAMALIDIR.!
Çok değil, kısa bir süre önce bir KAISİAD'ın iftar yemeği gerçekleşti. Her ne kadar davetli olmasak da ki, 'böyle bir beklentimizin olmadığını özellikle vurgulamak zorundayım'
KASİAD, geçmişte olduğu gibi bu organizasyonda da yine kendine yakın gördüğü basından bazılarını davet ettiğini biliyoruz.! Yalnız bu değil tabii, kendi düz mantığına hitap ettiği öngörülen bazı dernek ve STK temsilcilerini de davet ettiğini biliyoruz.
Hatta bu davette 'Geçmiş KAISİAD yemeğinde olduğu gibi.!' sözde Ardahan'ın en büyük STK' sı varsayılan kurumun başındaki şahsiyete karşı olan eleştirilerimizi tersinden anlayan zatı muhteremin her fırsat buldukça basından bazılarını, işin doğrusu kendine has yakın gördüğü yalakaları tenzih etmek suretiyle şahsımız dahil bir çok gazeteci arkadaşımızın yine hedef aldığını ve bu son hamlesinde arkadaşlarımızdan biri tarafından baya haşlandığını da biliyoruz.!
Bu zatı muhtereme tüm Ardahan kamuoyu nezdinde şunu söylemek isteriz ki, diğerlerinde olduğu gibi bu mübareğin huyudur ve her ne hikmetse şahsımızın olmadığı zamanları kollamak suretiyle bu tür çirkinliklerini sergilemektedir. Bazı etkinliklerde olduğumuz zamanlarda esasen aleyhimizde atıp tutmaya cesareti olmayan ödleğin biridir o.!' Bu cümleden herhalde bizim ne demek istediğimizi anlayan anlamıştır.! Neyse, bu cümleleri yazmaktan hicap duymaktayım ancak, etten kemikten hak olmuş bir insanın haksızlık karşısında sabrı bazen taşsa da halkımızdan bağışlanmak dileriz.
KAISİAD BAŞTA OLMAK ÜZERE DERNEK VE FEDERASYONLARIN BÖLGE BASININA BAKIŞ AÇILARI DEĞİŞMELİDİR. BÖLGE BASIN DİLENCİLİKTEN KURTULUP KURUMSALLAŞIP EKONOMİK ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞMADIĞI MÜDEDETÇE BÖLGE LOBİCİLİĞİNDEN SÖZ ETMEK HAYALPERESTLİKTİR.
Son zamanlarda her fırsatta bölge Lobi'ciliği şiarı ile yola çıktıklarını anlatmaya çalışan KAISİAD başkanı Sayın Süreyya CİNİK' in bu tavrı taktirle karşılanmasına rağmen bölgeye bakış açısı baz alındığında bazı eksikliklere değinmeden geçmek istemiyorum.
Bu eksikliklerden bir tanesi de oldukça göze batan, diğer dernek başkan ve yönetim kadrolarının basitliğine düşülmek suretiyle oldukça göze batan bölge basınına olan bakış açılarıdır.
Basın söz konusu olunca bölge dernekçiliğinde faaliyet gösterenlerin içinde bir tek Sayın Süreyya CİNİK' e eleştiri getirmek insafsızlık olur. Bazen bir takım hatalar söz konusu olsa da bölge dernekçiliğinde faal unsurların bölge basınına eşit mesafede olmaları gerekir ancak, 7 yıldır bölge için sarf ettiğimiz emeklerin karşılığını içimizden bazı yalakaların haricinde dürüst hiçbir arkadaşımızın alabildiğini sanmıyorum. Umarız Sayın Süreyya CİNİK' in son zamanlarda diğer dernek başkan ve yöneticilerinin düştükleri gibi böyle bir hataya düşmemeleridir. Bölge Lobi'ciliğinin birincil ayağı olan basın içine ekilmesi muhtemel nifak tohumları sürdüğü müddetçe o çok iddiacı davrandığınız bölge Lobi'ciliğinin bir ayağı sürekli topal kalacağı hiç bir zaman göz ardı edilmemelidir.! Derneklerin içinde yer alan unsurların genel anlamda bölge basına bakış açıları dürüst olmadığı müddetçe bölge Lobi'ciliğinden söz etmek tabiri caizse hayalperestliktir.
İlyas YILDIZ
ardahanmedya@gmail.com


Yazarlarımızı okuyor musunuz?
ERGENEKON'UN KAZANANI GÜRBÜZ ÇAPAN OLDU!

Ardahan Haberleri Yerel seçimler arifesinde olduğumuz şu günlerde Esenyurt’un kurucu Belediye Başkanı Dr. Gürbüz Çapan ve sevenleri silivri kararlarının açıklanmasını bekliyordu.CHP’de yeniden Esenyurt Belediye Başkan Aday Adayı baskısına rağmen bir türlü adaylığını açıklamayan Çapan’ın önündeki engellerde böylece kalkmış oldu.

**ÇAPAN NEYLE YARGILANIYORDU?
Gürbüz Çapan Ergenekon kapsamında tutuklu bulunan veya tutuksuz yargılanan Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Doğu Perinçek, İlhan Selçuk Emin Şirin v.s gibi isimlerle telefon konuşmaları ve yapılan aramalarda elde edilen dökümanlar nedeniyle ilişkisi olduğu kanaatiyle yargılanıyordu. Gürbüz Çapan ayrıca Mustafa Balbay’ın laptopundan çıkan “ÇAPTEX2” isimli dosya ve evinde yapılan aramada ele geçen “Pentagon” amblemli doküman nedeniylede 2009 seçimlerinde Aday adayı olduğu bir anda tutuklanarak cezaevine konmuştu.
Çapan tutuklu ve tutuksuz olarak yargılandığı sürede Ergenekon’da üye veya kurucu olarak adı geçen şahıslarla yaptığı telefon konuşmları, tanışıklıkları ve ilişkilerinin boyutunu anlatmış; Bir çoğu ile belediye Başkanlığı münasebetiyle, Cumhurriyet gazetesindeki hisseleri nedeniyle ve hemşehri ilişkilerine dayalı tanışıklıkları olduğunu kabul etmiş suçlamaları ise red etmişti...

**SEVİNÇLE KARŞILANAN CEZA: 1 YIL 3 AY
Bugün açıklanan mahkeme kararları neticesinde Gürbüz Çapan 1 yıl 3 ay gibi bir ceza alarak terör örgütü üyeliğinden de berat etti. Aldığı cezanın kaynağı ise evinde ve Ergenekon üyesi olmakla itham edilenlerin bilgisayarlarında bulunan bazı tex dosyaları ve notlar nedeniyle. Çapan’ın yattığı sürede hesaba katılarak bir önceki yerel seçimlerde ansızın içeri girerek uzaklaştığı siyasetin önü bu kez yine bir yerel seçim ve bayram arifesinde tamamen açılmış oldu... Lütfü Bulut


Yazarlarımızı okuyor musunuz?
BAYRAMLIK: MADALYONUN İKİ YÜZ܅

Ardahan Haberleri Madalyonun iki yüzü varsa, hayatın daha çok yüzü vardır elbette. Her şeye karşın, bu çeşitlilik içinde birbirine en benzeşmeyenleri yan yana görünür kılarsak, gerçeğe de biraz yaklaşmış gibi oluruz…
Madalyonun bir yüzünde yer alan iktidar sahiplerine ve işleri tıkırında olan bazı patronlara bakarsanız, ülkemizde her şey güllük gülistanlıktır. Kredi notlarımız yüksektir; Batılı politikacılar, ülkemizi yönetenlerden ve ülkedeki ekonomiden övgüyle söz etmektedir… Madalyonun diğer yüzünde yüz binlerce üniversite mezunu işsiz, atanamayan yüz binlerce öğretmen, sigortasız, sendikasız, asgari ücret karşılığı kavurucu güneşin altında çalışırken her gün memleketin bir başka parçasında can veren ve aybaşı geldiğinde ücretlerini alamayan milyonlarca işçi, günlüğü yirmi beş liradan evinden yüzlerce kilometre uzakta, en insanlık dışı koşullarda fındık toplayan gencecik insanlar… Dünyanın en pahalı benzinini kullanan tüketicisi, dünyanın mazota en çok vergi veren, elli kuruşa verdiği sütü markette iki lira etiketle, beş kuruşa elden çıkarmak zorunda kaldığı limonu elli kuruşa satılırken görüp afallayan üretici…

Madalyonun bir yüzünde ekmek kapısı olabilecek tüm kamu kurum ve kuruluşlarını yerli yabancı parababalarına üçe beşe bakmadan “babalar” gibi satan bir politika, madalyonun diğer yüzünde işsizlikten kan ağlarken bu politikaları “yaşasın özelleştirme!” diyerek çılgıncasına alkışlayan ve oylarını bu politika için kullanan yoksul yığınlar…

Madalyonun bir yüzünde ultra lüks jiplerle kaymak asfaltlarda ses hızını aşmaya çalışarak hava atan, insanları canından bezdiren, askerlikten sahte raporlarla kaçan patron çocukları, bir yüzünde emir kulu olarak ülkesini korumaya çalışırken can veren, anası babası devletin topladığı vergilerle alınıp dağıtılırken siyasal itaat da istenen makarnaya, kömüre muhtaç garibanlar…

Madalyonun iki yüzünde daha çok anlatılacak, görülecek var… Bir yüzünde tedavi olmak için istediği özel hastanelerde beş yıldızlı otel konforunda yatıp on binlerce lira karşılığı hocalara ameliyat olanlar, diğer yüzünde adını bile öğrenemediği bir hekime bademcik ameliyatı olabilmek için iki gün sabahtan akşama aç bekletilip ameliyathane kapısından çevrilenler (bu örnek Ankara’da adı büyük bir araştırma hastanesinde yaşanmış olup, arada sakallı bazı şahısların ameliyat edilmek için alındığı, işlerin kolaylaştırılması için politik referans istendiği söylenmektedir)…

Madalyonun bir yüzünde, barış, dostluk, kardeşlik söylemleri, madalyonun diğer yüzünde, bir komşu ülkede patlak verip ülkemize de sıçrama eğilimi gösteren, yüz binlerce insanın ölmesine, milyonlarcasının evine terk etmesine neden olan iç savaşın hem çıkarılması, hem devamında yer alınması…

İki ayrı madalyon yüzünün en ilginç olanı ise politik seçimlerde… Yüksek puanlarla girilebilen okullarda, (ODTÜ gibi) okuyanlar, bu okulları bitirip doktor, mühendis olanlar, bunların meslek örgütleri (TTB, TMMOB) var olan gidişe karşı durup daha adaletli, daha özgürlükçü bir demokrasi isterken, taban kitlesini eğitimden çok ticarete ağırlık vermiş kişilerin oluşturduğu TOBB, esnaf odaları, taksi, minibüs sürücülerinin ise vb’nin ise iktidar sahiplerine kucak açması…
Genelde yüksek öğrenim görmüş, iyi kötü kendi yaşamını kurtarmış eğitimli kitlelerin oturduğu Ankara’nın Çankayası, Çay Yolu, İstanbul’un Kadıköy’ü, Beşiktaş, Nişantaşı, Şişlisi, Türkiye’nin Batı kıyısında, Trakya’da yaşayanlar, var olan ekonomik ve politik gidişatı beğenmeyip muhalif gösterilerde yer alırken, muhalif partilerden yana tercih yaparken, şehirlerin kıyısındaki yoksul semtlerde, Anadolu kırsalındaki tarım ve hayvancılığın artık karın doyurmamaya başladığı, işsizliğin kol gezdiği alanlarda oturanların, gidişatı beğenen politikacıları avuçları patlayana kadar alkışlamaları, iktidardan yana tavır alıp, muhalefet yapmaya kalkanlara karşı çıkmaları…
Kutsal Bayramlar için olsun, madalyonun iki yüzü bir araya gelir mi acaba? 05 Ağustos 2013, Alper AKÇAM


Yazarlarımızı okuyor musunuz?
HANİ CENNET AYAKLARIMIZIN ALTINDA İDİ?

Ardahan Haberleri Berfin AKTÜRK
berfinakturk@gmail.com
Günlerdir sosyal medyayı sallayan şizofrenin videosunu defalarca izledim.
Ramazan ayı başladığından beri TV programlarında adeta İslam kılavuzluğu yapan onlarca programda ki gibi bu zatta kadını süs eşyası gibi olsun ama her yerde her koşulda toplumun önünde olmasın diyerek 21. yy da bile kadın yazgısının erkek faşizminin elinde olması gerektiğini zırvalıyor.
Üreme ve üretkenlik kadın şahsında insanlığa bahşedilmiş olduğunu bile kabul etmeyen fason –ulema kesimi hamile kadına cüzamlı muamelesi yapmak istemesi kabul ve hazmedilmeyecek bir olgudur.
Kadının barışçıl doğası karşındaki gerici tutumun izahatı hiçbir dinde ve felsefik genellemede olamaz.
Hamilelik suç ve estetiklikten yoksunluk olduğunu söyleyen şahıs acaba kendi anasını da estetik olmayan bir fahişe olarak nitelendirebiliyor mu?
Kişisel olarak dinler toplumun afyonudur belirlemesine katılan biri olarak ramazan bayramında özellikle açığa çıkan kadın karşıtlığını lanetliyorum.
İlkel komin aldan bu yana insanlığın iki ana öğesinden biri olarak bizler toplumlara barış enjekte edip , medeniyetin yükseltilmesinde büyük rol oynamışsızdır.
Ne vakit ki dinler ve sınıflı toplum gerçekliği ortaya çıkıp bizlerin öncü pozisyonu değişmiş insanoğlu tarihin en kanlı dönemini yaşamıştır.
Kadının öngörüsü olmadan dünya ancak erkeğin fantezi sahası olur sonuçta ortadır.
Biz Kadınlar, medeniyete analık edenler yine doğruyu ve erdemli olanı insanlığa göstereceğiz bize dikte ettirilmeye çalışılan yazgıyı kabul etmeyeceğiz. ‘’medeniyetin kurucusu mızrak atmayı bırakıp , küfre başladığında’’ yeni bir tarih başlatmıştı..
Buradan selam olsun en yalın savunma mekanizmamıza sözümüz mızraktır bize karşı olanlara saplayacağız...

Yazarlarımızı okuyor musunuz?

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
ARDAHAN İLİMİZİN BALI VE KAŞAR PEYNİRİ AYRICALIKLIDIR

Ardahan Haberleri Göçle büyük oranda güç kaybına uğrayan bölgeye devlet yatırımları da yok denecek kadar az olunca, insanlar kendi olanaklarıyla bir şeyler yapmanın yollarını aramaya başlamışlardır. Defalarca işgale uğrayan ve hatta savaş tazminatı olarak peşkeş çekilen bölgenin onurlu yurtsever ve çalışkan insanları asla geri adım atmamış, serhat şehrimizde bütün yaşamsal olanaksızlıklara rağmen bölgeye sahip çıkmışlardır.
Devlet erkini ele geçirenlere ne demek lazım, siz daha iyi bilirsiniz. Onlarda ellerinden gelen kötülükleri yapmış, yeni bir yatırım yapmadıkları gibi, Kars’ta bulunan Karper fabrikasını özelleştirme adı altında yandaşlarına peşkeş şeklinde satmışlar, alanlarda kısa bir süre sonra fabrikayı kapatmış ve makineleri söküp başka yerlere götürmüşlerdir.
İşte bu zorlu doğa ve yönetim koşullarında yaratıcılıklarını sürdüren Ardahan halkı güç ve olanaklarıyla arıcılıkta ve süt ürünleri işletmeciliğinde ellerinden geleni yaparak doğa harikası bal ve kaşar üretmişlerdir.
Bilindiği üzere Ardahan bölgesi çiçek florası çeşitliliği yönünden dünyanın en zengin bölgelerinin başında gelmektedir. Yörede yoğun trafik, araçların egzoz gazı ve fabrika artıkları bulunmadığından su, hava, toprak ve daha da önemlisi bu doğayla özdeşleşen halkımız son derece temizdir. Yörede tarımsal ilaçlar hemen hemen hiç kullanılmadığı gibi tarımsal ilaç bayisi de yoktur. Bu temiz, bozulmamış, bol çiçekli doğal çevre Kafkas arıları için olağanüstü elverişli bir ortam oluşturmaktadır. Bu saydığımız özellikler Ardahan balının kaliteli olmasının en önemli göstergeleridir.
Ardahanlıların büyük çoğunluğu bilir, ama biz yöreden uzak olanların da bilgi edinmesi ve balımızın gerçek niteliklerinin bilinmesi amacıyla Kafkas arılarının özelliklerine de kısaca değinmek istiyoruz.
Ardahan ili dünyanın en verimli arı ırkından biri olan Kafkas arı ırkı için bizim yöresel deyimimizle biçilmiş kaftandır. Belirttiğimiz nedenlerle Ardahan, Türkiye arıcılığında çok önemli ve özel bir yere sahip olmuş ve verimli Kafkas arı ırkının kaliteli balıyla haklı bir ün kazanmıştır.
Şimdi insanlara dünyanın en kaliteli balını sunan bu ünlü emekçi Kafkas arılarını da biraz yakından tanıyalım.
a)Renk tonunda sarılık ve açılma olmayan Koyu gri renkli Kafkas arısı bu ırkın en çalışkanı ve verimli olanıdır.
b)Kafkas arısının en önemli özelliklerinden biride son derece sakin bir ırk olmasıdır. Bu arılar saldırgan değildirler. Aşırı hareket olmadıkça çok sakin hareket ederler. Bu özellik kovanların açılmasında ve bal sağımında son derece önemlidir.
c)Bu arıların bal verimi oldukça yüksektir.
d)Kafkas arısı soğuğa dayanıklı bir arı ırkı olduğundan bölgeyle uyumludur.
e)Arıların dilleri ortalama 7.2 mm kadar olup, dünyanın en uzun dilli arıları arasında yer alırlar. İşte bu sayede çiçekteki nektarın şeker oranı düşükte olsa Kafkas arısı ondan nektar toplayabilme yeteneğine sahiptir.
f)Dillerinin uzun olması, çalışkanlıkları ve ana arıya bağlılıkları dolayısıyla çok çiçek türünden yararlandıklarından ürettikleri balın bileşimi fazladır ve bal çok çeşitli çiçeklerden yapıldığından kalitesi oldukça yüksektir.
Özetlersek; Ardahan yöresinin sanayi ve tarım ilaçlarıyla kirlenmemiş olması, meyve ağaçlarının yok denecek kadar az olması, çiçek florasının zengin olması ve Kafkas ırkı arıların üstün özellikleri sayesinde ARDAHAN BALI, HEM TÜRKİYE’NİN HEM DE DÜNYANIN EN SAF VE KALİTLELİ BALLARININ ÜST SIRALARINDA HAK ETTİĞİ YERİ ALABİLMİŞTİR.
Coğrafi koşullara ilaveten yukarıda kısaca değindiğimiz kötü yönetsel nedenlerle halkın en büyük geçim kaynağını hayvancılık oluşturmaktadır. Bu etkinlikler içinde arıcılığın yanı sıra süt ve süt ürünleri işletmeciliği de gelişmeye başlamış ve yörede üretilen kaşar haklı olarak insanların damak tatlarında taht kurmuştur. Kaşar konusuna başka bir yazımızda değineceğiz.
Bu arada sırası gelmişken, arıcılık konusunda bilimsel çalışmalar yapan Ardahan Üniversitesi’nin tüm görevlilerine ve yılmadan arıcılıkta öncülüğü yaparak ve yaşayarak sürdüren Köy Enstitülü öğretmen büyüğümüz Kazım Arıcı’ya teşekkür eder çalışma ve başarılarının devamını dilerim.
**Av. Yalçın TURA(İstanbul barosu TBB delegesi)

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan