Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 52
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 6 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 198 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 224 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 233 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 236 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Yorumlar Ardahan
Yazar Fakir - Eylül 26 2013 - 08:18:41
Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Yazarlarımızı okuyor musunuz?

İKİ ÖNEMLİ HAZİNE: ANNE VE BABA

Ardahan Medya MİNBERDEN GÖNÜLLERE

Muhterem Müslümanlar!
Âlemlerin Rabbi Yüce Mevla’mız, tüm evreni en mükemmel şekilde yaratmış ve her şeyi belli bir sistem dâhilinde şekillendirmiştir. Tüm mahlûkat birer hazine olarak uyumlu ve dengeli bir şekilde vazifelerini icra ederken, Yüce rabbimiz her bir canlıya da görev ve sorumluluklarını yüklemiştir.

Değerli Kardeşlerim!
Bu mükemmel nizam içindeki en değerli hazinemiz hiç şüphesiz anne ve babalarımızdır. Cenab-ı Hak, kendisine kulluk etmemizi emrettikten sonra anne ve babamıza karşı iyilikte bulunmamızı emretmiştir. Nitekim Rabbimiz : ‘’Rabbin kendisinden başkasına asla kulluk etmemenizi, anne ve babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa sakın onlara ‘’öf’’ bile deme, onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle’’. buyurarak bu hususa dikkat çekmiştir. Yüce Allah’ın önemle üzerinde durduğu bu konu son derece hassastır. Zira ebeveynlerimiz dünyaya gelmemize vesile oldular.

Aziz Mü’minler!
Yüce dinimiz anne ve baba hukukuna çok büyük önem vermiş, onlara karşı sözlü ve fiili iyilikler sarf etmemiz gerektiği konusunda ısrarla durmuştur. Ayrıca anne ve babanın gönüllerini kazanmak için güzel söz söylemek, incitici davranışlardan kaçınmak gerektiğini de vurgulamıştır.

Değerli Mü’minler!
Anne ve babasını memnun eden kimse Allah’ın da rızasını kazanmış olur. Nitekim Peygamber efendimiz : “Allah’ın rızası anne ve babanın rızasında, Allah’ın dargınlığı da anne ve babanın dargınlığındadır”1 buyurmuştur. Yine Ebu Hureyre den nakledilen bir rivayette
Peygamber Efendimiz : “Yazıklar olsun, yine yazıklar olsun, yine yazıklar olsun buyurdu. Kendisine: Kime yazıklar olsun ey Allah’ın Rasulü diye sorulunca Peygamberimiz: “Anne babasından birinin veya her ikisinin ihtiyarlık zamanına yetişip de (onlara iyilik yapma fırsatını kaçırarak) cennete giremeyene”2 buyurdu.

Kıymetli Kardeşlerim!
Gelin hep birlikte; Anne ve babalarımıza karşı güler yüzlü ve tatlı dilli olalım
Çağırdıklarında bekletmeden koşalım

Allah’a itaatsizlik olmadığı sürece isteklerini yerine getirelim Çocukluğumuzda nasıl ki bizlere şefkatle davranmışlarsa, yaşlandıklarında da biz onlara merhamet kanatlarımızı gerelim
Eğer vefat etmişlerse onları rahmetle anarak bağışlanmaları için dua edelim
Dostları ile irtibatımızı koparmayalım
Onların hayır dualarını almaya vesile olacak davranışlar sergileyelim
Hutbemi bir Hadis-i Şerif ile tamamlamak istiyorum. Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Anne ve babasına iyilik edip ikram ve ihsanda bulunana ne mutlu. Allah onun ömrünü artırsın”3.

_______________________________________

Ebubekir BAYRAK

Damal İlçe Müftüsü

İL MÜFTÜLÜĞÜ HUTBE KOMİSYONU TARAFINDAN DEĞERLENDİRİLMİŞTİR

Yazarlarımızı okuyor musunuz?

HALİLEFENDİ MAHALLESİ
Yıl–1969–1970

Ardahan Medya Hadi diye bağırdı Yaşar amca hadi Merdali, daha sabah tan yeri ağarmadan öküzleri Furguna koştular, bir sepete bazlama, birazda peynir konuldu, su güğümü dolduruldu çeşmeden ve çıkıldı yola.
Yol çetindi, yol zordu.
Mahalleyi çıkmadan Baloş amcada geldi katıldı onlara Çadırcıdan. Selgah yoluna çıktılar.
Tepede Yoz malın kaldığı ağıl vardı.
Orada tezek kesmiş, kurutmuşlardı.
Eski kışlar daha çetin geçerdi, zemherinin ayazında ona buna el açmak yerine dağdan tezek getireceklerdi.
Yol yok, iz yoktu.
Furgun yüklendi, Sarzep’e bakan yamaçtan aşağı yavaş, yavaş indirmeye başladılar, Furgunun arka tekerine demir çarık takmışlardı, fren vazifesi yapsın diye, boyunduruğun önüne sırtını dayadı Yaşar amca, ecel terleri döktüler aşağı inene kadar.
O kış o tezekler yakıldı, kimseye muhtaç olmadan alın teri, emek yandı teneke sobalarda.
Bir sabah kapı tekrar çalındı, kıştı, zemheriydi, ağızdan çıkan buhar bıyıklarda donuyor, hava arsız, umarsız ilikleri donduracak kadar soğuktu, bu kez ellerinde baltalar, iki çift öküz bağlandı boyunduruklara, Sağbara’nın altında KURA nehrinde araba büyüklüğünde kalıp buzlar kesildi, Zincire bağlanan buz kalıpları sürüne, sürüne Yenimahalle’ye saman yığınları arasına depoya taşındı, Dondurmacı vardı, o alırdı, yazın kahvelere, hastaneye, buz satardı, ayrıca kendide dondurma yapmakta kullanırdı.
Belediyenin karşısında küçük büfesi vardı, orda dururdu, yaz ortasında buz gibi limonata, dondurma satardı.
O zaman daha buzdolapları Ardahan’a gelmemiş, yürekler sıcak, komşuluklar candandı.
Kışın At kızakları koşulurdu (zankalar) , taksi nedir bilmezdi Ardahan, yazında hal binasından kaşgalarla meyve taşınırdı, İsko amca bağırırdı, soğan, soğan diye.
Bu üç arkadaş, üç gönül ortağı yazında taş kırardı, Laz kamyoncu Yusuf vardı, Deutz marka kamyonu arkasından dızzt, dıızzzt diye ses çıkarır, Yıldızlı tepeden, eski yayla yolundan taş taşırlardı. Kendileri yol yapar, ocak açar ve çıkardıkları taşları ev yapan, inşaat yapanlara satarlardı.
Ardahan’da yüzlerce insanın evinde hala bu taşlar duvarlarda durmakta,
Ardahan’da Belediye Başkanı Salih AKTÜRK, en iyi doktorsa Halis beydi. En iyi petrol Gadana Zikrinin, en iyi, en hesaplı dükkân ise Dursunoğlu Mehmet amcanındı. En güzel filimler Yeni sinemada oynardı.
Köprübaşında Hanak yazıhanesini Feyyaz amca işletir, marangozumuz Şeref amca, demircimizse Ali amcaydı. Öküzlerin ayaklarına nal çakılır, mal meydanında parayla su satılırdı. Elektrik santralinde Nesrullah (Kara) amca çalışır, Tahıllar Münibe ablanın değirmeninde öğütülürdü.
Ayakkabılarımızı Dursun amca tamir eder, Gülistan hala’dan sigara alınırdı. Yeni köprü yapılmamıştı. Eski Demir köprüden geçerdik, tahtaların arasından akan suya bakardık.
Yaz geldi mi harman yerinde dana, inek peşinde koşardık. Köprüden balık tutardım. Aynalı sazanlar olurdu kocaman, koparırdı oltamı ağlardım.
Turan, Muharrem, Hamdi, Metin, yaşıtlarımız can yoldaşlarımızdı.
Balık tutmaya giderken Turan’ın şansı açılsın diye…atardım..!
Annelerimiz, komşu kadınlar avlularda, garapanlarda ekmek yaparlardı, sacın üzerinden sıcak ekmeği kapıp kaçardık, oyuncaklarımız yıldız tabyadan topladığımız mermi çekirdekleri, oyun yerimiz toprak damların üzeriydi.
Ardahan bozulmamıştı, kapılarımızı kilitlemeden yatar, hayvanlarımızı başıboş bırakır, yaz boyu yaptığımız peynirleri, kış için kestiğimiz kazları anbarların dışına asar, peynirlerimizi açıkta bırakırdık. Harman yerinde Şeref ve Kosi amcanın Kohundan tahıl verip meyve alırdık. Harmanda gem sürer, yabalarla tığ savururduk. Saman olurdu her yanımız ve kendimizi atardık üçüncü harmandan suya, cıbıl, cıbıldak çimerdik, çocuktuk, utanmazdık.
Akoş amca kolunun altında içkisiyle salınırdı, kimseye dokunmaz kimseye bulaşmazdı.
Bakkal Cemal amcadan veresiye borç alır, aylar sonra öderdik. Asker amca meydanda cambazlık yapar, abu canım ölsün diye yeminler ederdi.
Birinin bir derdi oldu mu Muhtar Ahmet, Kazım, Ebubekir,Fahrettin, Ali, Abdul, Mehmet, Yılmaz, Mülazım, amca velhasıl adını sayamadığım komşularımız, akrabalarımız, dostlarımız, koca yürekli, mert insanlar vardı. Kapıları çalınsa boş dönülmez, incitmeden, üzmeden can olurlar, yoldaş olurlardı.
Velhasıl ekmeğini taştan, buzdan çıkaran, dağ başlarından tezek indiren bu insanlar henüz televizyonla tanışmamış, paranın, kapitalizmin esiri olmamıştı. Komşunun namusunu koruyan, malına, canına sahip çıkan, aşını, ekmeğini paylaşan insanlardı. Çoğu hayatta değil, göçüp gittiler bu dünyadan. Çocukları, torunları var Ardahan’da. Kimide bizim gibi ekmek telaşıyla gurbete çıktı.
Ölenlere rahmet, hayatta olanlara sağlık diliyorum.
............................................................................Engin KASAP.............

Yazarlarımızı okuyor musunuz?

ARDAHANLILAR NEREYE KOŞUYOR?

Ardahan Medya **Federasyonun geldiği durum..

Uzun zaman Ardahan federasyonu üzerine yazıp çizdik. Bizi anlamakta zorlananlar bildiğini okumaya devam etseler de nihayet sonunda bazı derneklerimizin katılımı ile Ardahan Federasyon nispeten belli bir seviyeye geldi gelmesine ancak, Güven Doğruyol'un etrafındaki kadroların beceriksizliği nedeni ile hala bu federasyonun bir yaptırım gücünün olmadığı ortada.
Durum bu olunca sözde Ardahan adına varlıklarını dillendirmeye çalışanların hala çıkar ilişkileri ile hareket ettiklerini görmemek için sağır ve kör olmak gerekir:!
Ardahan Federasyonu Başkanı Güven Doğruyol'un anlamadığı veya anlamak istemediği tek gerçek ne kendisi ne etrafındaki yönetim kadrosu ve nede çevre il dernekleri içinde henüz yeni katılım gösteren bazı il derneklerinin de dahil olduğu federasyona ciddi anlamda ilgi göstermedikleri ve sahiplenme duygusundan yoksun oldukları gerçeğidir.

**Tuncer Dağ ve Kadıoğlu İkilisi

Öte yandan Federasyona yeni katılan Ardahan Kültür evi başkanı Tuncer Dağ'ın sözüm ona tüm dernek ve federasyonları tek çatı altında barındırmak maksadı ile Esenyurt Belediyesinin yapıp bitirmesini umut ettiği ancak başarılı olamadığı dernek binasının sürüm cemede kalması nedeni ile hayal kırıklığına uğramak suretiyle sessizliğe gömülmesi anlaşılacak bir şey değildir.
Ardahanlıların hizmetine verileceği iddia edilen Ardahan kültür evi binası yıllardır sürüm cemede kalmıştır. Tuncer Dağ her ne kadar böyle bir beklenti içinde olsa da bu binanın bu zamana kadar geciktirilmesi nedeni ile Ardahanlılar için herhangi bir kıymeti olmayacağının artık idrak edilmesi gerekir.!
Sayın Dağ'ın yerinde olsam Kadıoğluna 'al binanı başına çal' demek isterdim ki, o zaman gerek Tuncer Dağ'ın ve gerekse Kadıoğlu'nun samimiyeti ortaya çıkmış olurdu. Gerek Tuncer Dağın ve gerekse Kadıoğlu'nun bir binadan sebep Ardahan kamuoyunu siyasal ve maddi anlayışlarına peşkeş çekmeleri etik bir durum olmadığı artık kanıtlanmıştır.
Ardahan Festivalleri ve çevremizde cereyan eden olaylar
Kısa süre önce Bal festivali dolayısı ile birçok siyasi sima Ardahan da idi. Bu şahsiyetlerin Balın olmadığı Ardahan bal festivaline gelmeleri boş bir çaba olmasa gerek ki, bu festivalde olduğu gibi Ardahan da süregelen her içi boş etkinliğin bu siyasal şovmenlerin uğrak yeri olduğunu sanırız bilmeyen yoktur.! Nitekim festivalin yapıldığı alanda balla ilgili sadece iki resmi kurumun haricinde gerçek bal üreticisinin olmaması, olanlarınsa ikinci günü festival alanını terk etmeleri bu festivalin bal festivalimi yoksa siyasal şov alanımı gerçeğini ortaya koyması açısından iyi bir örnektir.!
Uzun zamandır özellikle Türkiye içinden bazı işbirlikçilerin parmağı ile Kuzey sınırımızda Rojava' da, El kaide eli ile bir insanlık dramı yaşanmakta ve irili ufaklı 100'ün üzerinde Ardahan menşe ili bir çok dernek, körler ve sağırlar birbirini ağırlar misali hiç bir şey yaşanmıyormuş duyarsızlığı içinde hareket ettiklerini gözlemlemekteyiz.
İstanbul Ardahan İl derneği ve Ahmet Demirbaş
Bunlardan biri de yapılan genel kurulla Ahmet Demirbaş'ın başına geldiği tamda bu derneğin hantallıktan kurtulduğunu umut ettiğimiz Kartalda bulunan Ardahan İl Derneği'nin sosyal medya üzerindeki hal ve davranışları şaşkınlık düzeyine erişmiş durumda.!
Sayın Ahmet Demirbaş'ın dernekte işbaşına geldiği gün itibariyle oluşturmaya çalıştığı sözüm ona bölge temsilciliklerine bir itirazımız yoktur ancak, son süreçte başında bulunduğu derneği temsil etmekten uzak ve hatta aciz bir çalışma düzeni içinde olduğunu görmek ister istemez bizi düşündürmektedir.
Son çalışmasında hangi amaca hizmetle sözüm ona kısa adı KARDER olan Kars Derneği ile böyle bir toplantıyı düzenleme gereği duymaktadır, her ne kadar bu toplantı ile bir bölge dayanışmasının amaç edindiği izah edilse de bu açıklamanın tatmin edici bir açıklama olmadığı, seçim arifesinde olduğumuz bugünlerde gayet açıktır... Perde gerisinde ne gibi hesaplar dönmekte, doğrusu merak konusudur.!
Ahmet Demirbaşla birlikte Ardahan il dernekçiliği içinde bir ilk yaşamaktayız...
Bu toplantı ile ilk kez bir Ardahan derneği tarafından Ardahan ı ve Ardahanlıları yeniden Kars'ın gölgesinde bırakmak gibi bir girişim söz konusu.!
Eğer söz konusu her alanda dayanışma ise bunu Kars veya bu tür çağrılar söz konusu olduğunda bizi hiç bir şekilde ciddiye almayan Iğdır dernekleri ile dayanışma içinde olmaktansa Ardahanlı dernekler olarak kendi birlik, bütünlük ve dayanışma ruhumuzu ortaya koymak daha etik bir olamaz mı diye neden düşünemezler?
Bu yazı ele alınırken başlık olarak, 'Ardahanlılar nereye koşuyor?' diye sorduk. Ardahanlılar bu yaklaşımımızı anlayışla karşılamalarını dileriz ancak, 'ben Ardahanlıyım' diyen gerçek Ardahanlıların bu gidişata göz yummaları halinde ben Ardahanlıyım demeye hakları olmayacağını, Karsın gölgesinde serinlemeye devam etmelerini isteriz.!
Ardahan ve Ardahanlılar adına çıktığımız bu yolda ismimizden anlaşılacağı üzere sosyal alanda her ne kadar 'leyleğin ömrü laklakla geçer' deyip bizi, çıkarları bozuluyor diye sağda solda karalayanlar olsa da yazmaktan yılmayacağız. Deve kuşu misali kafamızı kuma gömemeyiz ancak bu misali kendilerine yakıştıran ardahanlılar varsa kendi bilecekleri şey. Biz yazdıkça onlar akla hayale gelmedik yöntemlerle bizi hedef alsalar da ömrümüz yettiğince arı kovanına çomak tokmak'tan geri kalmayacağız.
İlyas Yıldız

Yazarlarımızı okuyor musunuz?

MED_YA

Ardahan Medya AKŞAM HABERLERİNİ İZLEMEK İÇİN TELEVİZYONUN KARSINDAKİ KOLTUĞA YIĞILDIM. SURİYE GÜNDEMİNDE GİR GELİŞME OLACAK MI? MERAKLA HABERLERİ BEKLİYORUM.
NEYİYSE BAŞLADI HABERLER NORMALDE İZLEDİĞİM KANAL OBJEKTİF YAYIN YAPTIĞI İÇİN DİĞER KANALLARI DOLAŞMA GEREĞİ DUYMUYORUM.
… HABER MEZARLARI YIKMIŞLAR.
İNSANIĞIMIZDAN ETİK DEĞERLERİMİZİN BU DENLİ AYAKLAR ALTINA ALINMASINDAN TİSKİNDİM.
YA HU!
BU MEMLEKETTE KENDİMİZİ BİLDİK BİLELİ, İNSANLARIN KÖTÜMSER DAVRANACAĞI EN SON AMA EN SON YER MEZARLARDIR, KUTSAL MEKÂNLARDIR. BU NASIL BİR ANLAYIŞTIR. BU NE İTİCİDİR. BU NE TAHAMÜLSÜZLÜK IRKÇILIKTIR. BUNU YAPANLAR İNSAN OLAMAZLAR. BUNA SESİZ KALANLAR DA İNSAN OLAMAZLAR…
BUNLARI LANETLİYORUM.
ÖNCE HABER GERÇEKMİ? DİYE HEMEN DİĞER KANALLARI ZAPLADIM.
ANA MEDYA, BABA MEDYA, YANDAŞ MEDYA, ARSIZ MEDYA NE VARSA HEPSİNİ ZAPLADIM.
ABD SURİYEYE MÜDAHALE KONUSUNDA DÜMENDEN! İZİN ALACAKMIŞ.
MISIR BÜYÜK ELÇİMİZ GERİ GİTMİŞ NEDEN GELDİ? NEDEN GİDİYOR? YOKSA MISIR ORDUSU DARBE YAPTIĞI İÇİN ÖZÜRMÜ DİLEDİ.
BELKİ ABİLER ÖYLE İSTEDİ!
RUSYA AKDENİZE SAVAŞ GEMİLERİNİ GÖNDERİYOR.
TOSLOY'UN BİR SÖZÜ AKLIMA GELDİ.
"RUSLARIN DÜŞÜNCELERİ TOPRAKLARI KADAR GENİŞTİR"
AKDENİZE İNİYORLARSA BİLDİKLERİ BİRŞEY VARDIR.
BEKLE GÖR…
KİMYASAL SİLAH KULLANDI KULLANMADI FURYASI YORUMLARI UZADIKÇA UZUYOR. KİMYASAL SİLAH KANIMCA SURİYE HALKI EĞEMEN GÜÇLERİN OYUNUNA GELMEDİĞİ İÇİN PROVOKE EDİLMİŞ BİR SENERYO GİBİ GÖRÜNÜYOR.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER BİZİM TABİRLE" NAL TOPLUYOR".SUS PUS? KOKMUŞ YORUMLAR…
YA HU!
KİMYASAL KULLANSADA, KULLANMASADA SURİYE HALKI ÖLÜYOR.
ROJOVA YARDIMLARI ENGELLENMİŞ.
KAPİTALİST SİSTEM VE ONUN ARKA BAHÇELERİ ADETA AVINI YAKALAMIŞ ASLANDAN BİRŞEY KOPARABİLİRMİYİM ÇAKALLIĞINDALAR...
BU MODA,
BU SIRALAR PEŞMERGELERE DE SIÇRAMIŞ TEZ ZAMANDA EVRİLMİŞLER AMERİKADA VİLLALAR AMERİKAN BANKALARINDA ÖZEL HESAPLAR…
İSVİÇRE BANKALARINDAN İMTİNA ETMİŞLER!
PARACI DANIŞMAN FENA YAKALANMIŞ…..
ROJOVA DEVRİMİ YÜZÜNDEN KÜRT KONFERANSI ERTELENMİŞ. ABİLER KIZIYORMUŞ ROJOVAYA… DAHA NELER GÖRÜRÜZ KAÇ ZAMAN… DÜNYA KÜÇÜK! ETME BULMA DÜNYASI BELLİMİ OLUR. SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIKLARI DİZ BOYU.
MAGAZİNE GİRMİYORUM.
NE KADAR SANATSIZ VARSA HEPSİ ORDA…!
İYİKİ BUBÜN HABERLER TEZ BİTTİ!...

BİRAZDA BEN YORUM YAPAYIM

BARIŞ SÜRECİ TEHLİKEYE GİRMİŞ!

VALLAHİ HALKIN ABDULLAH ÖCALAN'IN HATIRINA ZORLA YUTKUNDUĞU BU BARIŞ ZATEN İTE KALKA DA OLSA GİTMİYORDU.
SÜRECİN İKİNCİ AŞAMASININ GECİKMESİ SANIRIM BÜYÜK TAŞLARI YERİNDEN OYNATACAK.
AMA EN ÖNEMLİSİ BU ÜLKENİN İNSANLARINA YAZIK OLACAK.
ÖZELLİKLE GELECEK KUŞAKLARA...
BİR YERDE DÜZEN YA VARDIR, YÂDA YOKTUR.
VARSA ZATEN,
ORDA ADALET, HAK, HUKUK, İNSAN HAKLARI VE EVRENSEL DEĞERLER VARDIR.
Kİ DÜZEN YOKSA!
DÜZEN KAPANIN ELİNDEDİR. TEKKEYİ BEKLEYEN ÇORBAYI İÇİYORDUR.
GÜÇLER DENGESİ!
ALTA KALANIN CANI ÇIKSIN MİSALİ…

BİRAZDA SİZ ZİHNİNİZDE YORUMLAYIN!
Sunay Karataş

Yazarlarımızı okuyor musunuz?

KAHRAMAN İTFAİYE ERİ..

Fakir Yılmaz Tuncer Aktürk: Hevzer Emi ona: " YILMAZ GÜNEY" diyerdi.
" - O şey var... Ankara'dan geler. Doktor televizyoncu. Ben Cincorobun Devlet Hastanesi alt terefinde tırpan çektim. Televizyoncu doktor:
- Sen kaç yaşındasın? Sordu bana.
- Altmışaltu yaşındayım dedim."
Edebiyat Tarihinde SADIKANE kişileri yazan çok edebiyatçı olmuştur: muhakkaktır.
Tuncer, nam-ı diğer: YILMAZ GÜNEY... Hevzer Demirci dedi diye değil. Yılmaz Güney'e okşuyordu siması. Karakaş karagöz, çıkık yanak kemiğide okşuyordu. Yılmaz Güney'in sufatı: burnunnan kaşlarınnan dudaklarınnan aynıydı.
O Yılmaz Güney'di. Tuncer Aktürk'te: Tuncer Aktürk'tü.
Tuncer o günü rastlaştık. Bana sitemle hani beni yazacaktın dedi. Ben Tuncer'e sözvermişim geçen senenin üçüncü ayında.
Tuncer dedim. Söz, allahın sözü... bu kez yazacam.
Tuncer bir televizyon proğramına çıkmış... onu anlatmakla başladı.
" - Şimdiye kadar Ardahanın durumu nasıl? dedi"
" Yani bu Ardahan'da fabrika veya bir işyeri olsaydı köç getmezdi. Gençlerimiz işsiz kalmazdı.. köçte getmezdi." demiş.
" Benden sordu 66 yaşına kadar ne iş gördüm?"
" İtfaiye'de 25 yıl 3 ayı itfaiye eri olarak Ardahan'a hizmet ettim. Ne canları kurtardım. Benden başka kimse cesaret edemezdi, yangına giremezdi. Benden başka ha!..
24 saat nöbet tüterdim. 24 saat sonra yangın çıkardı tekrar göreve giderdim, kaytarmerdim. Çünkü devlet bana maaş vererdi. O parayı halal etmezdi allah yoksam."
Yılmaz Güney gülüşü güzeldi. Tuncerin gözleri; içi gülerdi.
"... şu ana kadar Ardahan'da benim gibi çalışan olmamıştır. İtfaiye erleri onüç kişiden kurulmalıdır. Ardahan'da şimdi 4 kişi vardır... emekli de: 2001'de Beykoz'a gittim. Pazarlarda birşeyler saterdim; o ara zabtalar geldi. Benim arabayı ' YASAKTIR SATAMAZSIN' dediler. Arabamı denize döktüler. Ben de kızdım köçü yüklediğim gibi Ardahan'a gettim."
Sadığana kişiler görev bilinciyle dolu insanlardır.
Orhan Kemal'in: Bekçi Murteza romanında Balkan muhaciri bekçi nuh der peygamber demez. Fabrikadan bir çöp çaldırtmaz.
Murteza aşırı sadıklığıyla eleştirilmiştir. fakat meslek disiplini ve insanlık terbiyesi sgörevşinaslığı gerektirmez mi?
"... belediyanın, 25 sene çalıştım ya: bir çiğidini birine vermemişim. Belediya Başkanı Salih Aktürk 35 kişiyi işe aldı. Biri de bendim. 35 kişiyi iki ay çalıştırdı. İki ay sora Bunların çalışma hallerini beğenmedi. Bunların foyası çıktı. Çümki kaytarerdiler, gaveye gider kağıt, basra, fanti oyniyerdiler. Eko'nun orda, İmdat'ın orda... benim dışımda hepsini çıkardı."
Ben Yılmaz Güney'i her allahın günü görürdüm. Bizim ev garajın karşısındaydı, evden çarşıya indim mi, caddedeydim.
Caddemiz Kars Caddesiydi. Yılmaz Güney Kars Garajını 24/7 nöbetle beklerdi. Nöbet değişimiyle... çocukluktan ergenliğe geçişte ilk gençliğimde bu caddeyi ben arkadaşlarımız ve esnaf bir panayır yeri gibi telakki ederdik. Eh herkes insan değil mi: akşama doğru köylü çekildi mi. Herkes bu arasatta, koridorda oyun oynamak gırla, gırgır şaka ve makara yıkardı ortalığı.
"... Murkal köylüyüm. 40 senedirArdahan'a gelmişiz. Babam, annem rahmettedir. Köyde desen ki yerin? Yerim yoktur. Kurbani Aktürk kardeşimdir. Gülabertten DURAKLARDAN evliyim. "
" eğer ben de tembel olsaydım. Salih Bey beni de belediyadan çıkarırdı. Salih Bey benim çol- çocuğumun etmek yemesine vesile olmuştur allah ondan razı gelsin."
" üç senede ticari taksi çalıştırdım. Gardaşımın işi yoktu, ona devrettim. Gardaşım yanıma geldi: ' Ağabey arabayı bağlamışlar ben kahğdım arabanın sahabına gettim. Meğer adamın pankaya borci varmış. Sahabına sebeb bağlattırmışlar. Elimden bir şey gelmez demesin. Bankaya 18 milyar borcu varmış. Parayı ödemeyince arabayı bağlamışlar. Sore beni çağırdılar. 10 milyara senet yaptılar. 8 milyarımı vermediler. 10 milyarı taksit taksit vererler..."
" Belediya'ya gir girişte garaja girmiştim sora itfaiyeye geçtim. Arabalara makbuz keserdim. 10 tl, 3tl keserdim. Beni kimse sevmerdi. Çümki halal çalışerdim."
Ritmin yelleri bizden evvel evvellere selam olsun evveldekilere...
O sene garajda bir İran şarkı kaseti nerden bulmuşsa Cengiz Ural garajda yemekhanesinde gece gündüz çalerdi. İranlı Şarkıcı VİGEN'in kasetiymiş öğrendim.
BORDİ AZ YADAM'i, Sari Gelin'i o ki söylemer mi millet bilinçaltından dinleyerdi. Vigen İranın pop kralıymış. Şimdi anlıyorum ki Cem Karaca'yı Moğolları falan bayağı etkilemiş.
Şarkı kompozisyonunda garmon vardı: gitar davul ve batı sazları. DELE DİVANE şarkısında bizim bu havzanın kelimeleri geçer ya; Hoçvanlıları, Alagözlülüleri, Sazaralıları; hepimizi sarıp sarmalayıp arşalaya uçurordu nağmeler.
O yüzden: RİTİMLER YELLERİYLE EVVELLERE SELAM ETSİN EVVELDEKİLERE... dedim.
" Bizim memleket gibi memleket yoktur. Çok güzeldir. Kimse kadrini bilmer. Ardahan Yenimahalle kentleşmeye getmiş, 66 tane ev tapularını devretmiş. Şu an bu sene yaza evimizi verecek. İki dönüm arsa üzerine 3 daire bana yaza evimizi verecekler. Sözleşmemizi biz ele yapmışız."
" Bordi az yadem"
Bu şarkıyı çocukluğum saflığı ile Cengiz'in Çadır Lokantası hoparlöründen dinledim. sabahları göğden çiğ düşerdi sabahlar ılık teneffüsü üşüğü her Ardahanlının ciğerinde bir yâredir.
" Ciğerlerin yanmasın" bu şarkılarca kayırılmıştır.
Bordi az yadem: Vigen ve Dilkash düet yaparak söylüyormuş. İnsan eskiden anladığı şeyi ilerde bilirse bu geriye ket vurmaktır.
Eskiye gidip eskiden bilmediğim çok şeyi biliyorum. Bu beni eskiye bir okul açmış gibi oralarda pek meşgul ediyor, mutlu ediyor.
Tuncer:
" Üç kızım var. Çalıştım gece- gündüz çalıştım. Bunların hepsini okutturtdum. Lise mezunu oldular. Sonra üçüde evlendi gititler.Allah benim çocuklarımı daha mutlu etsin. Gece - gündüz namusu dairesinde çalıştım..."
Goethe Faust'ta hayatın en değerli şeyini isteyen doktora o sırrı final kompozisyonunda sunuyor: ÇALIŞMAK.
Faust Çalışan insanların çalışmak'ı görünce, yalvarıyor zamana:
- N'olur dursana O kadar muhteşem ki ÇALIŞMAK; seyredeyim onu.
" N'olur dur! O kadar muhteşemsin ki seyretmek istiyorum seni."
Ey çalışmak!
Ey sadıkane insanlar o denli muhteşimsiniz ki!..
Bizim Kars Caddesi, Ne'lur dursaydın o denli muteşemdinki!
Yalçıner Yılmaz
Ardahan- 06-09-2013

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan