Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 40
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 6 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 223 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 235 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
y aRDAHAN
Yazar Fakir - Ekim 02 2013 - 12:15:00

Yazarlarımızı okuyor musunuz?
Hanak Derneklerinden Açıklama

Ardahan Haberleri ARDAHAN İLİ HANAK İLÇESİ , İLÇE VE KÖY DERNEKLER BİRLİKTELİĞİNİN
05 EYLÜL 2013 TARİHLİ TOPLANTISI VE ALINAN KARARLARIN TÜM İLÇEMİZ VE KÖYLERİMİZ HALKINA DUYURULMASI KARARINA İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMAMIZDIR.

KARARIN MAHİYETİ :2013 YILI YAZ DÖNEMİ ÇALIŞMA KOMİSYONLARIMIZIN
RAPORLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
KARAR TARİHİ : 05 / 09 / 2013
KARAR NO : 2013 /….
KATILAN DERNEKLER : HANAK MERKEZ İLÇE DERNEĞİ , HANAK LİSESİ MEZUNLARI DERNEĞİ, İNCEDERE KÖYÜ DERNEĞİ , SULAKÇAYIR KÖYÜ DERNEĞİ , AVCILAR MAH. DERNEĞİ , KARAKALE KÖYÜ DERNEĞİ , OĞUZYOLU KÖYÜ DERNEĞİ , KOYUNPINAR KÖYÜ DERNEĞİ , BÖRK KÖYÜ DERNEĞİ , ORTAKENT MAH. DERNEĞİ , ALAÇAM MAH. DERNEĞİ , GEÇ KÖYÜ DERNEĞİ , AŞAĞI AYDERE KÖYÜ DERNEĞİ , YUKARI AYDERE KÖYÜ DERNEĞİ , SAZLIÇAYIR KÖYÜ DERNEĞİ , BAŞTOKLU KÖYÜ DERNEĞİ .

KARARIN METNİ
Derneklerimiz yönetim kurulu başkanları ilçe dernek merkezinde ilçe derneğimiz yönetim kurulu başkanı GÜNER ÖZMEN başkanlığında toplanarak aşağıdaki kararları oybirliği ile almış olup iş bu alınan kararların tüm ilçemiz halkına duyurulmasına karar vermişlerdir.
1*İlçe ve köy derneklerimizin faaliyetlerinin ve halkımıza duyurulması gereken programlarının daha etkin ve tabana ulaştırılması için ivedilikle tüm derneklerimizi kapsayan internet sayfasının oluşturulmasına yine tüm dernekleri kapsayan bir FACEBOOK sayfası oluşturulmasına karar verilmiştir.
2*Eğitim komisyonumuzun yaptığı çalışmalar neticesi KÜÇÜKÇEKMECE ilçe milli eğitim müdürlüğü ile ortaklaşa BAĞLAMA -SAZ kursu düzenlenmesi çalışmaları sonuca ulaşmış olup 10-09-2013 tarihinden başlamak üzere 6 ay süreli ilçe dernek merkezinde haftada üç gün olmak üzere Çarşamba , Perşembe ve Cuma günleri akşam saat 18:00 dan sonra BAĞLAMA- SAZ kursu verdirilecektir , kursu başarı ile bitiren kursiyerler milli eğitim müdürlüğü onaylı başarı sertifikası alacak olup ayrıca dernek yönetimlerimiz tarafından da ödüllendirilecektir. Kursiyerlerde yaş sınırı yoktur müracaatlar dernek merkezlerine yapılacaktır.
3*Yine eğitim komisyonumuzun çalışmaları neticesinde bölgemizde bulunan ve özellikle ortaöğretim SBS sınavları ile ÖSYM-LYS üniversite sınavları için dershane hizmetleri veren UĞUR DERSHANESİ , ÇÖZÜM DERSHANESİ , FİNAL DERSHANESİ , SINAV DERSHANESİ , KÜLTÜR DERSHANESİ , FATİH DERSHANESİ , ANAFEN DERSHANESİ ilçemiz öğrencilerinden kendi dershanelerine kayıt yaptıran öğrencilerimize dernek yönetimimizden aldıkları bir yazı ile müracaat etmeleri durumunda kendilerine senelik dershane bedeli üzerinden % 20 indirim yapma taahhüdünde bulunmuşlardır. Ayrıca yine isimleri yukarıda zikredilen bu dershaneler ilçemiz ve köylerimiz derneklerine başarılı olması şartı ve gerekli kıstasları taşıması kaidesi ile birer öğrencilik ücretsiz kontenjan tesis etmişlerdir. Maddi durumu zayıf başarılı öğrencisi bulunan velilerimizin bu kontenjanlar için dernek merkezlerine müracaat etmeleri gerekmektedir.
4*Spor ve gençlik komitemiz yaptığı çalışmalar sonunda ilçe ve köy derneklerimizin iştirak edeceği futbol turnovası düzenlenmesi ile ilgili çalışmalarını tamamlamış olup 22 EYLÜL 2013 Pazar günü itibari ile turnovanın başlanmasına karar verilmiştir. Bu konu ile ilgili bütün köy ve ilçe dernek yönetimleri derneklerini temsil edecek futbolcuların nüfus cüzdan fotokopileri ile dernek yönetimi tarafından hazırlanmış turnovaya katılım dilekçesi ile ilçe dernek merkezi spor ve gençlik komitesine müracaat edecek olup turnova masrafları ve takımların formaları her derneğin kendi bünyesinde çözülecektir.
5*Eğitim komisyonumuz yaptığı çalışmalar neticesinde 10 adet çeşitli branşlarda öğretmen hemşehrimizi tespit etmiş olup bu öğretmenlerimiz ile yapılacak çalışmalar ve ders proğramlarındaki boş zamanların tespiti sonrasında HANAK LİSESİ MEZUNLARI DERNEĞİ konferans salonunda gerek SBS gerek de LYS öğrencilerimiz için hazırlık kursları düzenlenecektir. Öğretmen sayısının artırılması için bütün köy dernekleri kendi köylerinin aidiyatına mensup bu doğrultuda derneklerimize ve öğrencilerimize yardımcı olabilecek öğretmenlerimizin iletişim bilgilerini DERNEKLER EĞİTİM KOMİSYONU na vermek için çalışmalar yapacaklardır.
6*Eğitim komisyonumuz ve dernek başkanlarımız yaptığı çalışmalar sonucunda 2013 yılı için ilçemiz öğrencilerinden ÇAPA TIP FAKÜLTESİ İNGİLİZCE TIP , İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ MİMARLIK FAKÜLTESİ ve yine İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ FİZİK MÜHENDİSLİĞİ bölümlerinde okuyan üç öğrencimiz için karşılıksız eğitim bursu bulunmuş olup bu durumdaki başarılı fakat maddi durumu zayıf olan diğer öğrencilerimiz için burs verebilecek hemşehrilerimize ihtiyaç duyulmaktadır. Burs verebilecek durumda olan hemşehrilerimizin dernek başkanlıklarına veya da HANAK İLÇE DERNEKLERİ EĞİTİM KOMİSYONU na müracaat etmelerini rica ederiz.
7*Bundan sonraki yapılacak 03 EKİM 2013 tarihli rutin toplantının İLÇEMİZ GEÇ KÖYÜ DERNEK merkezinde yapılmasına karar verilmiştir. Bu toplantı sonrasındaki toplantılarda sıra ve dönüşümlü olarak bütün köy derneklerinde yapılacaktır.
8*İlçe dernek merkezimizin alt katında bulunan HANAK LİSESİ MEZUNLARI EĞİTİM KÜLTÜR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ nin konferans salonuna yapılması kararlaştırılan kütüphane ve okuma bölümü ile ilgili işlemler devam etmekte olup elinde fazlalık kitap ve kütüphane malzemesi bulunan tüm heşehrilerimizin bu fazlalıkları dernek merkezine ulaştırmalarını rica ediyoruz.
TOPLANTI DİVANI VE TÜM DERNEK BAŞKANLARIMIZ İŞ BU TOPLANTI TUTANAĞININ DERNEKLER BASIN YAYIN KOMİTESİ TARAFINDAN TANZİM EDİLMESİNİ İLÇEMİZE BAĞLI TÜM DERNEK MERKEZLERİNE BİLDİRİLMESİNE VE DERNEKLERİN İLAN PANOLARINA ASILMASINA AYRICADA İNTERNET VE SOSYAL PAYLAŞIM SİTELERİ VASITASI İLE TÜM HEMŞEHRİLERİMİZE DUYURULMASINA KARAR VERİLMİŞTİR.
**DERNEKLER BASIN YAYIN KOMİTESİ
Efkan DEMİR Beyzade SAYIN
HANAK MERKEZ İLÇE DERNEĞİ, HANAK LİSESİ MEZUNLARI DERNEĞİ, İNCEDERE KÖYÜ DERNEĞİ , SULAKÇAYIR KÖYÜ DERNEĞİ, AVCILAR MAH. DERNEĞİ KARAKALE KÖYÜ DERNEĞİ OĞUZYOLU KÖYÜ DERNEĞİ KOYUNPINAR KÖYÜ DERNEĞİ BÖRK KÖYÜ DERNEĞİ ORTAKENT MAH. DERNEĞİ ALAÇAM MAH. DERNEĞİ GEÇ KÖYÜ DERNEĞİ AŞAĞI AYDERE KÖYÜ DERNEĞİ YUKARI AYDERE KÖYÜ DERNEĞİ SAZLIÇAYIR KÖYÜ DERNEĞİ, BAŞTOKLU KÖYÜ DERNEĞİ .

Yazarlarımızı okuyor musunuz?

DERNEKLER SINAV VERECEK/Ramazan TAN

Selmi Yılmaz Metropollerde insanlar bulundukları çevreye uyum sağlamaya çalışırlarken aynı zamanda kültürlerini de yaşamak adına önce köy, il ve ilçe derneklerini kurarak bunların güç birliği içinde Federasyonlar kurarlar.
Kurulan tüm bu aşamalarla birlikte sivil toplum örgütlerini oluşturarak örgütlü bir yapı oluştururlar.
Dernekler her ne kadar evrensel düşünceye sahibiz deseler de aslında tüm derneklerin amacı aynıdır.
Güçlü bir oluşum sağlamak, hemşerilerinin sorunlarıyla ilgilenmek, sıkıntılarına imkânlar doğrultusunda destek olmak bununla birlikte gelenek ve göreneklerini de yaşayarak yaşatmakla birlikte siyasi arenada da sahip çıkarak belirleyici olmak ve hesap sormaktır.
Kamuoyu tarafından bakıldığında dernekler genelde tabela dernekleri olmuş bazen kaz bezende saz geceleriyle birlikte zaman harcamış bazen bölgesel bazen bireysel çıkışlarla oyalanıp durmuşlar imajı hâkim kılınmış.
Tüm dernekler in en zayıf yanları yaşadıkları yerlerdeki ezilen, sövülen, sömürülen yalnızlaştırılan ve ötekileştirilen hemşerilerine sahip çıkmak yerine tüm aktivitelerinde öncelikle uzaklardaki memleket lerini hep birinci yaşadıkları yerleşkelerde ki hemşerilerini de ikinci planda tutmuş olmalarıdır.
Oysaki dernekler yaşadıkları yerlerde öncelikle güçlerini birleştirerek yerel yönetimlerde söz sahibi olmalıdırlar yerel yönetimlerde ne kadar güçlü olurlarsa genelde de o kadar güçlü olurlar.
Bizler yolda, otobüste, düğünde, bayramda ve cenazede hep beraber bir arada olduğumuz gibi ne yazık ki siyasette de bir arada olamıyoruz.
Oysaki partiler birer şapkadır bizler o şapkaları kaldırırsak her ne kadar başkalarının işine gelmese de bizler bütünlüğün muhteşemliğini yakalamış oluruz.
Yerel yönetimlerde söz sahibi olamayanlar genel dede söz sahibi olamazlar.
Şimdi geldiğimiz süreç tüm derneklerin şimdiye kadar hedefe mi odaklandıklarının ya da karavana ya mı atış yaptıklarının bir nevi imtihanı olacaktır.
Şimdi kamuoyumuz un merakla beklediği süreç başlamış oldu bu süreçte bakalım tüm derneklerimiz bir araya gelerek erk olma noktasında Ülkesine bölgesine ve toplumuna yaralı ve faydalı olmak için nasıl bir birliktelik sağlayacaklar.
Önümüzdeki yerel seçimlerde
* Kaç tane Belediye başkanı
* Kaç tane Belediye meclis üyesi nin seçilmesinde etkin ve yetkin olacaklardır.
Her toplumlarda olduğu gibi toplumsal ve bölgesel çıkarlarmızı kollamak ve korumak adına
Söz sahibi olmak yönetilen değil yönetmek adına
Sürekli tüketmek yerine üretmek adına
Fakirimize, fukaramıza, engellimize, yaşlımıza ve tüm gençliğimize sahip çıkmak korumak ve kollamak adına
Köy dernekleri
İlçe dernekleri
İl dernekleri
Federasyonlar ve kendilerini bölgemizin kanaat önderleri olarak görenler seslenişim tüm hepinizedir.
Süreciniz başladı bu süreci boşa geçirip zamanınızı heba etmeyiniz. Özellikle İstanbul’u masaya yatıralım artık bizler ayak değil baş olmak adına başkalarının gölgesi yerine kendi belediye başkanlarımızı kendi belediye meclis üyelerimizi belirleyip arkasında duralım ki bu ülkede bizlerde erk olalım bizlerde söz sahibi olalım bizlerde üretime katkı sunalım bizler bizlere sahip çıkalım
Biz sivil toplum örgütlerinin asıl amacı da bu değil mi? Öyleyse sınavda başarılı olmak gerekir
Aslında tüm derneklerimiz bu süreci bir miladi yıl olarak algılayıp kendilerini gözden geçirip toplumunun ve bölgesinin çıkarları doğrultusunda hareket edip belirleyici olacaklarını düşünüyor tüm toplumumuzu kendi insanları etrafında duyarlı, örgütlü ve güçlü bir yapı içerisinde görmek istiyor tüm kamuoyuna saygılar sunuyorum.


Basına Destek /Şemsettin Şenel

Şemsettin Şenel Değerli okuyucular, hepinize merhaba! Bizim sivil toplum örgütlerinden; federasyon, kültür evi, il, ilçe ve köy derneklerine sesleniyorum. Hani bizler Ardahan'ın ve Ardahanlıların kurtuluşuna ve başarılarına övgüler yağdırır; geceler, şenlikler, kutlamalar yaparahkam keserdik. Şimdi söylüyorum önümüzdeki yerel seçimlerde görev alan arkadaşlarımıza, neden sesinizin çıkmaz olduğu gibi hiçbir şekilde de destek olunmadığını gözlemliyorum. Dernekler basın ile hareket eder. Bizim yereldeki basınımız bizim her faaliyetimizde yanımızda oldu, yazdı, çizdi, tanıttı ve de onure etti. İşte basından bir kardeşimiz Sayın Mustafa Küpeli, Avcılar Belediye Başkanlığı'na soyundu. Hani desteklerimiz? Nerede? Gelin birlikte sesimizi duyuralım. Bu görevi alalım da hiç olmazsa yerelde bir evimiz olsun. Faaliyetlerimizi de orada yürütelim. Yanlış mı söyledim değerli basın ve de hemşerilerim? Bizim de bir belediye başkanımız olur. Ardahan STK'larını bir araya toplayarak meskeni olur. Yanlış mı düşünüyorum acaba? Hayır, niye yanlış olsun ki? Tam da yerinde! Doğrusu da budur. Gelin o zaman sayın parti meclis üyemiz Gürsel Tekin başkanımızdan ve de vekilimiz Ensar Öğüt Bey'den parti meclisine baskı yapmalarını tüm sivil toplum örgütlerinin de ulaşabildiği yerlere yazılı-sözlü geceli-sazlı her türlü destek vermelerini bekliyorum. Umarım ki Ardahanlı tüm hemşerilerime sahip çıkma anlamında gereği yapacağına inancım tamdır. Gün, bugünkü gündür! Dayanışma bu zamanlarda kendini gösterir. Diğer aday olan arkadaşlarımızın da nereden ve hangi göreve aday olduklarını da basınımız tarafından belirlenmesi yerinde olur. Hani bir yazı yazmıştım, "Kim Demiş Ki Ardahanlı Yapamaz" Ben o zaman da demiştim, şimdi de diyorum: Kafkaslılığımız tutarsa Ardahanlının yapamayacağı hiçbir şey olamaz. Saygılarımla…
*ARDAFED Eğitim Sekreteri

Yazarlarımızı okuyor musunuz?

GAZETECİLİK YAPACAKSANIZ TAMAM...!

Selmi Yılmaz **Murat Tosuoğlu

Biz Matbaa aldık, şu kadar sayfa çıkacağız, bilmem ne yapacağız naraları atmayın.
Gazetecilikte esas olan tek şey "GAZETECİLİK YAPIYORMUSUNUZ" ?
Yani onu aldık, bunu aldık diye reklamlara gerek yok. Alsan da, çıkartsan da GAZETECİLİK YAPACAKMISIN...
MESELE BURASI..!
HABER TÜRK ülkenin en büyük olanaklarına sahip bir gazete ,
TV gazetecilik yapıyor mu?
HAYIR ..!
SİZ GAZETECİLİK YAPACAKMISINIZ Yapacağız diyorsanız göreceğiz....
İstersen Gazeten 10 bin dağıtsın,
3 maymunu oynayacaksan boşuna REKLAM YAPMAYIN...
Bizim halimiz vaktimiz haberciliğimiz bu kadar vesselam...
Yani "Gerçekçi Ol.
İmkansızı iste" sloganımızla emeklemeye devam ediyoruz.
Tek gücümüz yüreğimiz inancımız ve etik gazetecilik..

Yazarlarımızı okuyor musunuz?

SUYUN KURUSUN KARADENİZ

Osman Kamacı Mustafa o gece rahat uyumuş, gökyüzünün farklı derinliklerinde bir araya gelmeye çalışan irili ufaklı gri bulutlarla sökün eden bir sabaha göz kapaklarını aralamıştı.
Günün ilk ışıkları gecenin izlerini yok ederken, zaman mefhumu söz dinlemiyor, dakikalar büyük bir hızla birbirini kovalayıp duruyordu. Miskin hareketlerle başını yastığında kaldırdı ve bezgin bir halde kolundaki saat’e bakarak aheste aheste doğrulmaya çalıştı. Oturdu yatağın bir kenarına ve bir türlü açılmak bilmeyen gözlerini ovuşturarak uykulu halinden sıyrılmaya çalıştı. Bir gün önce arkadaşlarına söz vermemiş olsaydı bu sabah pek sokağa çıkmaya niyetli değildi aslında. Bütün isteksizliğine rağmen gitmekten başka bir seçeneği olmadığını çok iyi biliyordu. Arkadaşlarına sözü vardı ve şartlar ne olursa olsun bugün onlarla Şile’ye gidecek, Karadeniz’in hırçın dalgalarına kafa tutarak, Değme yüzücülere taş çıkaran kulaçlar atacaklardı. Ve böylece hafta sonunu en iyi şekilde değerlendirerek keyifli anlar geçirmiş olacaklardı.
İsteksizce yataktan doğruldu ve bazanın sol tarafına rastgele bırakılmış terliklerini ayağına geçirerek banyonun yolunu tuttu. Hiç tereddüt geçirmeden buz gibi soğuk duşun altına girerek üzerine yapışan uyuşukluktan kurtulmaya çalıştı. Herkesin uyuduğu bir sarada ayaklanmış ve kimseyi rahatsız etmemek için adeta parmaklarının ucuna basarak evin içinde dolaşıyordu. Ne kadar dikkat etse de, ufak tefek tıkırtılara engel olamıyordu. Beyaz tişört, altına mavi kot pantolon ve bir çift spor ayakkabı gibi gündelik giysiler giymiş, oyalanmadan mutfağa geçti. Buzdolabın kapısını aralayarak pratik yenebilecek ne varsa masaya koydu. Çekti masanın yanı başındaki kadife astarları yıpranmış sandalyeyi ve oturdu balkon kapısına doğru. Çok hareketliydi, cıva gibi bir o yana bir bu yana dolanıyor, bir an olsun yerinde duramıyordu. Sanki biraz huzursuzdu ve oturduğu sandalyede rahat edemiyordu. Sanki birilerine takip ediyor gibi balkondan dışarıyı seyredip duruyordu. Keyifsiz kahvaltıya oturdu ve keyifsiz kalktı masadan. Fazla bir şey yememişti, bir iki lokma atıştırmış, akşamdan sıkılmış bir bardak meyve suyuyla kahvaltı faslını tamamlamıştı. Oyalanmadı ve akşamdan hazırlayarak kapının arkasındaki portmantoya bıraktığı sırt çantasını kaptığı gibi merdivenlerden üçer beşer atlayarak inmeye başladı. Sessizliğin hüküm sürdüğü sabahın bu erken saat’inde yarattığı gürültüyle evdekileri uyandırmış olsa da aldırmadı. Bahçe kapısını sertçe kapatırken sevimsiz bulduğu sokak gürültüsüne ve üstüne üstüne geldiğine inandığı beton yığınlarının o hoyrat görüntüsüne bezginlik haykıran bir ruh haliyle lanet yağdırmış, acaba eve gerimi dönsem diye tereddüt geçirmişti. Oysa birkaç saat önce delikli bir uyku çekerken ne kadar da huzurluydu. Sabaha karşı yatak odasında öylesine sakin ve dingin bir hava vardı ki, nereden geldiği anlaşılmayan ve gelişigüzel kanat çırparak hayranlık uyandıran Kelebeğin kadife yumuşaklığındaki kanatlarından yayılan ritmik ses dalgaları bile duyulabiliyordu. Çok değil, daha birkaç dakika önceydi ve iki sokak ötedeki caminin minaresinde yükselen ezan sesi de bu ahengi bozmaya yetmemişti. Ancak bugün kendini anlamsız bir şekilde kırık hissediyordu. Hatırlamaya çalışıyordu, bu kırgınlığa neden olabilecek olumsuz hiç bir şey aklına gelmemişti. Bunu fazla önemsemedi ve mevsimsel yorgunluğa bağlayarak geçiştirmeye çalıştı. Kararlıydı… Hissettiği ve içinde bulunduğu berbat durum ne olursa olsun bugün buna aldırmayacak, kötümserlikten uzak, iyimser düşüncelerden yola çıkarak bu kuruntudan kurtulacaktı. Duygularımızı alabora eden bu tür hassasiyetler biz yaşadıkça var olagelen hassasiyetler değimliydi zaten? Bazen sevinç ve mutluluk, bazen de üzüntü ve kırgınlıklar duyumsamaz mıyız? Kimi zaman evimizde, kimi zaman işimizde ve de sokakta. Bu durum kimimiz için zor aşılması gereken bir süreç olsa da, güçlü iradeye sahip olanların daha çabuk atlattığı psikolojik bir duygusallık değimlidir diye düşünmekten kendini alamamıştı. Şimdi bunu düşünmenin zamanı değildi ve arkadaşlarıyla buluşmak için adımlarını biraz daha da hızlandırdı. Uyumakta olan anne ve babasını uyandırmamak için gösterdiği bütün çabaya rağmen bunu başaramamış, kendisini uğurlamak için balkona çıkan Hafize annesinin arkasından seslenişini bile duymamıştı. Annesi uzun süre arkasından bakarak el kol hareketleri yapmasına rağmen sesini bir türlü Mustafa’sına duyuramadığına üzülmüştü. Keşke erken kalksaydım, Mustafa’mın kahvaltısını hazırlayıp, uğurlamadan önce yanaklarından öperek kokusunu içime çekebilseydim diye hayıflandı. Mustafa Sokak arasında kayboluncaya kadar balkonu terk etmedi. Bekledi, belki bir an olsun dönüp el sallar, tatlı bir tebessümle içindeki pişmanlığı kırıp yok eder diye. Ancak Mustafa biranda gözden kayboldu gitti. Ne dönüp baktı, ne de annesinin ısrarlı seslenişini duyabildi.
Mustafa artık çocuk değildi, üniversitede okuyan ergen bir delikanlıydı. Akşam yemeğinde anne ve babasına sabah erkenden arkadaşlarıyla buluşarak hafta sonunu Şile’de geçirmek istediklerini söylemiş, endişe etmemeleri için dili döndüğünce anlatmaya çalışmıştı. Buna rağmen endişelerini ifade etmeye çalışan anne ve babasından bir dizi nasihat duymaktan kurtulamamıştı. Nasıl nasihat etmesinler ki her yaz şile’nin azgın dalgalarına kapılarak boğulan insanların görüntülerini unutmak mümkün olabilir miydi? Bir canavara dönüşen acımasız dalgaların aldığı canların geride bıraktığı o yürek parçalayan görüntüler ortadayken nasıl endişe duyulmazdı ve nasıl korku nöbetleri geçirilmezdi? Ya bir aksilik olur, Mustafa’ya bir şey olursa? Bunu düşünmek bile korkunç bir şeydi. Anne yüreği işte, dayanamamış ve telefona sarılarak Mustafa’sının o tok sesini duymak istemişti. Çalan telefon hemen açılmıştı. Ekranda ‘ ANNEM, yazısını görünce bekletmeden açmıştı Mustafa.
_ Günaydın anneciğim, bir şey mi oldu?
_ Yok, yok, bir şey yok Mustafa’m sabah apar topar çıktığını fark edince merak ettim ve sesini duymak istedim.
_ Merak etme anneciğim. Akşam söylemiştim, sabah erkenden arkadaşlarımla Şile’ye gideceğimi…
_ Biliyorum, söylemiştin… Ama içimde bir huzursuzluk var. Ne olur dikkatli ol yavrum.
_ Tamam, anacığım, dikkat ederim merak etme sen…
Biraz olsun rahatlamıştı, fakat bu içindeki ürpertinin azalmasına yetmemişti.
Saat’ler geçmiş, akşam olmuştu. Ancak Mustafa daha eve dönmemiş, bir telefon bile etmemişti. Anne ve Baba meraktan çıldırmak üzereydiler. Tek çare telefon etmekti ama her aradıklarında ulaşılamıyor sinyali ile karşılaşıyor, daha da tedirgin oluyorlardı. Korku ve huzursuzluk her geçen dakika biraz daha artıyordu. Anne ve baba salonun ortasında dolanıp dururken, çalmaya başlayan ve kulakları tırmalayan telefon sesi felaketin habercisi gibi ortalığı buz kesmişti. Mustafa’nın babası kısa bir durgunluktan sonra yerinden fırlamış, içinde yakarışlar olan dualar sıralayarak telefon ahizesine sarılmıştı. Arayanın Mustafa olmaması büyük bir hayal kırıklığıydı. Önce karşılıklı bir sessizlik oldu. Yaşanan bu sessizlik neredeyse baba’nın kalbini yerinden sökük çıkaracaktı. Telefon eden kişinin acaba nasıl söylesem diye bocaladığını yutkunarak konuşmasından anlamak mümkündü. Kekeleyerek üzüntülerini belirterek Mustafa’nın Şilede boğulduğunu söylemesi baba’nın bütün umutlarını yerle bir etmişti. Telefon ahizesi adeta eline yapışmış gibi kaskatı kesilen adam olduğu yere yığılıp kaldı. Heyecanla iyi bir haber bekleyen Hafize ana bu durum karşısında yürekleri dağlayan bir feryat koparmış, yeri göğü inletmeye başlamıştı. Yükselen haykırışlar komşuların bir anda eve doluşmasına neden olmuştu. Bu acıya tanık olan ve Mustafa’nın ölüm haberi karşısında büyük şok yaşayan komşular çaresiz haldeki anne ve babayı teselli edememe aczi içinde kıvranarak hep bir ağızdan ağıtlar yakarak ‘’Karadeniz suyun kurusun,, diye acılarını kustular…
Karadeniz yine yapmıştı yapacağını, bir kez daha acımasızlığını göstermiş ve bir ocağa daha ateş düşürmüştü. Aldığı onlarca canla yetinmemiş, ailenin tek çocuğu Mustafa’yı da kurbanlar listesine ilave etmişti, doymayan obur bir canavar gibi…
15.09.2013
Ardahan Öyküleri/Yılmaz Yalçıner
orroooo oryoooo gorrooooo..

Yalçıner Yılmaz Bir böyle sahne görmüştüm. Böyle bir sahneyi rüyamda görmüştüm.
Dünya insaflı ve ıstırapsızmış: Korkmak, ürkmek değmez şeymiş.
O güzel renkliklisiz salon ve salona doluşmuş genç öğretmenler: Henüz maaşlarını almamışlarmış.
Öğretmenlik sanatı semineri var denmiş stajyer öğretmenlere. Hepsi koşmuş görev gereği ve meslek sebebi diye. Salon saf ve tertemiz: gençlerin kızlı oğlanlı ter-ü taze sağlıklı bedenleriyle gözlerinde de ışık vardı.
Semineri verecek profesör salona girdi. Yaşlı ve olgun: gayet iyi kimse: içinin iyiliği yüzüne vurmuştu. Genç meslektaşlarımızın: ilk izlenimiydi bu. İlk izlenim çok önemlidir, ben de, profesör de, gençler de aynı kanaatteydik. İlk izlenimin değeri: ilk defa görüldüğünden hafıza bütün kanallarıyla oydu, buydu demeden objektif aldığından fotoğrafın tamamına almağa koşulduğunda değerlidir.
Başı kapalı, başı açık kızlar gençöğretmen olmuş. Erkekler parfüm sıkmışlısı sıkmamışlısı. İnsan kendi gençliğini orada seminere gelmiş gençlerde görmemezlik edemiyor.
Gözleri ak, sufatı apak genç, genç olduğu kadar zeki kız:
" Hayatta tekrar yapmam. Tekrar etmezden öğrenirim ne öğrendimse."
Salon kıza göz dikmiş bakıyordu.
Özgüveni takdir-i şayan, takdire şayandı...
Profesör mennun, seminerin akışı yükseliyordu.
Profesör buradan Benjamin Bloom'a getirdi konuyu.
Ben ise Benjamin Bloom'u o güne değin ne duymuştum, görmüştüm; görmüşlüğüm olmuştu.
Hafıza mı yokladım:
" OROOOO!.. ORYOOOO!.. BENJAMİN BLOOM! GORROOOOO!..."
Taaa... Satgabel, Cicor, oralara: Cacun'a, Cincoropa en son: Lori'ye seslendim:
" GIRROOOOO! ORRROOOOOOO!"
Profesör'ün demesi o ki: Benjamin Bloom Amerikalıymış. Son yüzyılın büyük eğitim bilimcileri hep Amerika'dan çıkmaymış. Bu neden böyleymiş düşünelecek husustur.
Lakin Amerika'da yaşayan eğitimcilerin bir maden buldukları ve bu madeni iyice kullandıkları bir gerçek.
Kimi der ki; özgürlük ortamı sağlıyormuş eğitimbilimde bulunan teori ve teknik- yöntemleri.
Evliye değil de bekara kolay gelirmiş KARI boşamak.
Benim sözüm böyle olmasında: Benjamin Bloom'un TAKSONOMİ teorisi, esinlenilmiş ve kutsal kitaplardan alınmış gibi geldi bana.
O kutsal kitap'ta kelam-ı kadim aynen şöyleydi: " Yaratılışta söz mü, anlam mı, eylem mi öngeliyor?
Benjamin Bloom kendi kutsal kitabından aldığı esinle bir eğitim teorisi kuruyordu.
Salonda genç bir öğretmen bunu farketti ve farkettiğini deklare etti.
Profesör gence:
" Bunu ispatlamanız halinde bir teoride siz geliştirmiş olursunuz. Teorinizin ismi şimdiden hazır: Bejamin Bloom'un İncilden aldığı uknumlar. Öğrenme taksonomilerini oluşturuyor."
Yahu çok basit teori Bloom'un teorisi: İnsan düşünüyor biz niye bunu düşünememişiz.
İnsanoğlu öğrenirken diyor BLOOM. Üç halde öğrenir öğrendiğini.
Bir: Bilgisel olarak; yani analiz, sentez yaparak mantık yasalarıyla düşünür.
İki: Duygularıyla bilgisini kullanır. Bildiği şeyde vicdanının kabul ettiği- etmediği şeylere tavır alır diyor.
Üç. Bildiği ve beğendiği ile eylem gerçekleştirerek, icat veya ürün yaparak öğrenme sürecini nihayetlendirir.
Öğrenme bu süreçle çerçevelenirse o halde öğretmenler öğrenme starteji ve taktiklerini ona göre kurgulayacaktır .
Söz uknumuna anlam denk gelirse, Anlam'a ise duygu denk gelir. Son uknum da aynı kalır: Eylem.
Teorinin, gençlerin durumları bir tarafa. Taksonomilerini Bloom'un ders'te ertesi gün hemencik uyguladım.
Sanki öğretmen olarak beni gökten yere bakıyormuşum gibi hakim ve hakimiyet sahibi kılmıştı.
Orro... oryoooo! Benjamin Bloom!...
19-09-2013/Ardahan

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan