Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 44
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 6 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 198 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 224 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 233 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 236 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Yorum/Reklam
Yazar Fakir - Kasım 28 2013 - 00:34:15
Yazarlarımızı okuyor musunuz?

GÖLELİ BAZI ABİLERE GELSİN..

Nejdet Kambir **Sinan Şimşek

Doğma Büyüme Esenyurt'lu olan biriyim. Birçok Sivil Toplum Örgütü içerisinde yer aldım. Esenyurt'taki siyaset arenasında haddimi ve kimliğimi bilerek her zaman yer almaya çalıştım. Göle'nin Devrimci Hareket içerisindeki varlığını ve bu hareketin Göle'deki önderlerini yakın çevremdeki büyüklerimden duyar-dinlerim. Dinledikçe de, Göle insanının hem metropollerde hem de Göle'deki duruşuna sebep olanın ne olduğuna dair kendimce bazı fikirler edindim.

Her zaman duyduğum; Göle'nin bir zamanlar Devrimcilerin söz ve karar sahibi olduğu, halkı bilinçlendirdiği bir bölge olması ve adı Küçük Moskova diye anılması olmuştur. Ama her ne hikmetse o zamanlar da yoğun emek ve bedel vermiş ve adı sıkça telaffuz edilen büyüklerimizin birçoğunu yaşadığım yerde, yani Esenyurt'ta takip ettiğimde kendimi bir çelişki ve hayal kırıklılığı dünyasında buluyorum. Benim içerisinde büyüdüğüm Devrimcilik ruhu ve anlayışı ile gördüklerim, duyduklarım her şeyden önemlisi de, "Göle'nin hızlı solcuları" diye tabir edilen büyüklerimizi tanıdıkça yaşadıklarım birbirlerine siyah ve beyaz kadar uzak kalıyor. Onların anlattıklarına göre, Göle'de tarih yazılmıştı. Büyük bedeller ödemiş, yıllarca baskı altında kalmış, birilerinin değil halkının adamı, hizmetkârı olmuşlardı. Bu baskı ve işkence çemberinde birçok arkadaşlarını ya toprağın altına ya da sürgüne göndermek zorunda kalmışlardı. Fakat birde o dönemleri Göle'de yaşayan, şimdilerde ise hayat şartlarının pençesine düşmüş ve dolayısı ile de hayata tutunmaya çalışan, kimsenin sömürgesi altına girmeyen, onurluca hayat mücadelesini veren büyüklerimiz de var.

Düşünün ki, Örgütlülüğü esas alması gereken bu büyüklerimiz, aslında kendisini bile örgütlenememiş, ortak değer ve kazanımlar doğrultusunda hareket etmeleri gerekirken hep kişisel çıkarlarını toplumun önüne bir engel olarak koymuş, karşılarında muhalefet yapacakları ciddi bir güç olmayınca da birbirlerine muhalefet eder hale gelmişler. Esenyurt'taki Siyasi Partilere baktığınız zaman hep ön saflarda bir Göleli görürsünüz. Ancak Esenyurt gibi yerlerde toplumsal dayanışma ve toplumsal çıkarlar gözeterek siyaset yapılmadığı ya da buna yıllardır inanmadığım içinde, Göle'deki Devrimciler için söylenen, "Bu topluma Göle'de ya da Büyükşehirlerde ne verdiler? Kardeşim" diyenlere de hak verir düşüncedeyim. Çünkü Esenyurt'ta kimin parası daha çok ise o daha çok devrimci, halkçı ve insan hak ve özgürlükleri savunucusu ya da dernekçi olmuş.
Neden mi?
Çok basit. Nerede bir yemek, toplantı, açıklama varsa onlar herkesten önce oradalar. Kısmen de olsa o yemek ya da sohbetlerinde sponsoru oldukları içinde sesleri başkalarından daha çok çıkar.
Sonuç olarak anlatmaya çalıştığım mesele şudur;
Metropoller de nüfusu azımsanmayacak büyüklükte bir Göleli topluluğu var. Fakat bu topluluk bu güne kadar, örgütlenememiş ve daima tartışmaların odak noktası haline gelmiş. Düşünün ki; Gölelileri temsil ettiği düşünülen İstanbul Göle Derneği yaklaşan yerel seçimlerde kendi hemşerisini desteklemeyi bir kenara bırakın, hemşeri sıcaklığı ile yakınlaşma cesaretini dahi gösteremeyen ve kime - neye hizmet ettiği belli (olmayan) bir yapı haline gelmiş. Şu anki mevcut yönetimin belki bu konuda çok fazla suçu yok ama Göle Derneği kuruluşundan bugüne kadarki en basiretsiz ve iradesiz dönemini yaşıyor. Böyle bir durumda dahi bahsettiğim büyüklerimiz, Göle toplumuyla hareket etmek yerine, toplumu kutuplaştırma, ayrıştırma ve birilerinin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yönlendirmeye çalışmaktalar. Ciddi anlamda görev ve sorumluluk alarak toplumsal bir hareketin Esenyurt'ta ilk adımını kardeşçe, özgürce başlatmak yerine birilerine hizmet etmeyi daha uygun görmekteler.

SON SÖZÜM ;
birkaç kadeh alkolden sonra isimlerini söyledikleri Cemil Kırbayır ve Orhan Kaya gibi isimlerini sayamadığım birçok arkadaşlarına, yoldaşlarına verdikleri sözleri tutabilmeleri için kendi toplumları ile hareket ederek Onlara olan borçlarını ödemeliler. Çünkü onlar aramızdan ayrıldıklarında, arkalarında bir servet bırakmadılar. Tek bıraktıkları servet, onurlu bir mücadele ve halka adanmış bir hayattı.
SİZ NE BIRAKACAKSINIZ !!!!!!!

Yazarlarımızı okuyor musunuz?

Türkiye'de Muhalefet Sorunu!

Nazif Özdemir **Nazif Özdemir

Türkiye'de iktidar sorunu kadar, muhalefet sorunu da yok mu sizce?
Bunu neden söylediğime gelince.
Ülkede AKP iktidarının uygulamalarından rahatsız olan, bu uygulamalarla ilgili protestolarda bulunan geniş bir kesimin varlığı ortada iken. Bu tepkilerin sonucunda yönlendirici ve etkili bir muhalefet partisi görebiliyor musunuz?
Sizce, mevcut muhalefet partileri içinde etkili ve sonuç alıcı muhalefet yapan bir parti var mı?
Bakıyorum da, bu kadar sorunun ve sıkıntının olduğu ülkede, halkı kucaklayabilen, umut olan, alternatif ve yönlendirici olabilen bir muhalefet partisi göremiyorum!
Muhalefet partileri, iktidarın oluşturduğu gündemin peşinde koşmakta ve sadece gündeme ilişkin yorumlarla yetinmekteler. Kendi gündemlerini oluşturamakta ve halkı yönlendirememekteler.
Diyecekler ki; bütün yayın organları iktidar tarafından kontrol edilmekte ve muhalefete bu yayın organlarında yer verilmemektedir!
Bu konuda haklı olabilirler, ancak bu muhalefet yapma yöntemlerini bulma ve bunu halka ulaştırma konusunda bir engel oluşturmamalıdır. Zira, 'Gezi Olaylarında' da görüldüğü gibi iletişim, sadece yazılı ve görsel basın aracılığı ile değil Internet ve sosyal medya aracılığı ile de pekala etkili yapılabilmektedir! Siz yeter ki isteyin.
Muhalefet partilerinin; kadrolarının yetersiz olması, kendi kendileriyle uğraşmaları ve birbirlerini yemelerinin iktidar alternatifi olamamalarının önündeki en büyük etkenlerden olduğunu görmeleri gerekmektedir.
Bunları fark ettikleri ve önlemler aldıkları zaman ancak halka umut olabilirler. Bunun dışında sadece 'seyirci' rolünü oynamaya devam ederler.
"Çaresizsiniz! yada Çare Sizsiniz!" - Nasıl okuduğunuza bağlı!

Yazarlarımızı okuyor musunuz?

YAKLAŞAN YEREL SEÇİMLER BAĞLAMINDA ANALİZLER
ARDAHAN CHP VE METE ÖZDEMİR -1-

Nejdet Kambir **Nejdet KANBİR

Bu yazının ön kabulü, M. Özdemir'in 2014 Mart seçimlerinde Ardahan Belediye Başkanlığı için CHP'nin adayı olduğunun ilan edilmiş olmasıdır. Bunun böyle olmasının nedenlerinden en somut olanı, daha adaylık başvurusu dahi olmadan, parti İl ve Merkez İlçe teşkilatınca topluma bu yönde lanse edilmesi ve "iki büro tuttu, çalışıyor" söylentisinin yayılmasının yanında, bu yazıyı kaleme alanın, bu bağlamda yürütülen görüşmeler hakkındaki gözlemlerine dayanmasıdır.
Mete Özdemir hala İl Özel İdaresi Genel Sekreteri olarak yıllık iznindedir ve Özel İdare lojmanında kalmaktadır, böyle biline..
Bu yazı iki bölümden oluşacak; Birinci bölümde Mete Özdemir neden CHP'yi tercih ettiğinden ve bunun muhtemel sonuçlarından bahsedeceğiz. (İlginç değil mi, CHP 'nin M.Ö'i değil de M.Ö'in CHP'yi tercihinden bahsetmekteyiz !)
İkinci bölümde ise Mete Özdemir'in 'İCRAATLARINDAN'...
*GİRİŞ
Sonradan ve sağdan gelenleri baş tacı eden parti sıfatı en çok kime yakışır derseniz, ben CHP derim size. Bunun, genel merkez tercihlerinde örnekleri olduğu gibi, taşrada ve bizim yaşadığımız coğrafyada da bolca örneklerine rastlayabilirsiniz. Örneğin, Süleyman Demirel'in damadı İlhan Kesici, CHP milletvekili olunca, acaba kendisine, CHP'ye oy vermiş midir sizce? Benim kuşkularım var. Kendisini milletvekili yapan partiden niye istifa etti sizce? … Örneğin, Naif Alibeyoğlu, Milazim Karaçay, Şükrü Bozyiğit ve son olarak Mete Özdemir, neden politikaya CHP’de başlamadılar, kim önlerini kesti? Kendileri aday olana kadar hiç CHP'ye oy vermişler midir? Aday olmadan önce CHP yerelde ve/veya genelde başarılı olsun diye, bir çift lakırdı etmişler midir?
Emeğe saygı temelinde şekillenen sol, ilerlemeci olması gereken sol, sol siyasette emektar olanları, çizgilerinden sapma göstermeyip, bunun bedelini ödeyenleri bir çırpıda neden yok sayar? İMC televizyonunda konuşan Gürbüz Çapan, CHP'nin sürüklendiği son noktayı çok güzel özetleyen bir cümle sarf ediyor ve adaylar için şöyle diyor; "... SOLCU olmak zorunda değil". Peki CHP'li, solcu seçmen, solcu olmayan birine oy vermek zorunda mı? Bunun cevabını herkesin kendisi verecek kuşkusuz. Hele anket yapan firmanın arkasından Sarıgül 'izlerinin' çıkması, ( http://www.gercekgundem.com/yazarlar/baris-yarkadas/148/chp-liderini-devirme-plani ) sonu başından belli bir süreçle, Ardahan dahil anket yapılan 50 ilde seçmene zor anlar yaşatacak gibi görünüyor.
Mete Özdemir Biz Ardahan'a özgü son gelinen noktayı analiz etmeye çalışacağız...
Mete Özdemir ne kadar Ardahanlıdır? Bu sorunun cevabını, nüfus cüzdanındaki doğum yeri hanesine bakarak söyleyecek olursak, sanırım Ardahan-Hanak doğumludur. Peki yaşamında ne kadar Ardahanlıdır? Bunun cevabı kolay, her hangi bir Ardahan doğumlu olmayan ve görev süresi sonrasında yaşamında başka yerde devam edecek devlet memuru kadar Ardahanlıdır. Bürokrat olarak Ardahan'a atandıktan sonra sürekli devletin lojmanında kalmış, yıllardır da aynı lojmanda tek başına kalarak ilginç bir ARDAHAN SEVDASI sergilemektedir. Banka hesabının bile Ardahan’da olduğu kuşkuludur. Bir çakıl taşının olduğunu bilmiyoruz. Ancak, Hanak Belediyesine ait kum ocağını alan ve önemli miktarda iş yaptıktan sonra almaktan vazgeçip teminatını yakan ortaklığın içinde yer aldığını fısıltı gazeteleri söylemedi değil. Dileyen inanır, dileyen inanmaz. Ama rant olduğu yerde adı varsa, bu satırları yazanın ciddi kuşkuları olduğu bilinmelidir.
Kuşkusuz her siyasi partinin, her seçim için dosyasında birçok seçenek, birçok isim vardır.
Peki, şu soruya kim ne cevap verir; Mete Özdemir, ne zamandan beri CHP seçenekleri arasında yerini almıştır?
*BİRİNCİ BÖLÜM: METE ÖZDEMİR'İN CHP KARARININ NEDENLERİ
*1- FARUK KÖKSOY FAKTÖRÜ
Saffet Kaya, yakın zamanda şöyle dedi; "Aradahana en büyük katkım/eserim Faruk Köksoy'dur", eksik dedi, şöyle demeliydi; "daha önce bir eser bırakmaya çalıştım, Mete Özdemir'i belediye başkanı yapmak istedim, başaramadım, ancak şimdi en büyük katkım/eserim Faruk Köksoy'dur" demeliydi. Çünkü ilk tercihi Mete Özdemir'di. (M. Özdemir'i daha öncesinde Faruk Demir, DSP hükümeti zamanında Köy Hizmetleri İl Müdürü olarak tercih etti ve kendide Ecevit'i düşüren 'sabataycı çete'nin içinde yer aldı. Adamı Saffet Kaya'nın adamı olmuş çok mu olmuş sanki?! Ha, diyeceksiniz ki "Faruk Demir şimdi CHP'de", işte size dilenci çorbası bir özgün yemek, işte CHP'nin hali pür melali!)
Mete Özdemir'in sahne almasının nedenlerinden biri Faruk Köksoydur. Daha doğrusu, Faruk Köksoy'un AKP açısından gözden çıkarılmış olma ihtimalinin güçlü oluşudur.
Ne alakası var denilebilir, açalım: Bir şehri değerli kılmak ile ranta dönüştürmek arasında ince bir çizgi vardır. Köksoy döneminde şehrin önemli bir rant üreten belediyecilik sergilediğini gözledik. Çok önemli yanlışlarını anlatmanın yeri burası değil, ayrı bir yazıda, bu yazının 2. serisinde yazacağız, söz vermiş olalım. Ancak göze batan bu tür rant üreten olumsuzluklar ve önemli yatırımlardaki başarısızlıklar ve yanlış kararlar Köksoy'un sonunu getirecek gibi duruyor. Böyle olunca bir ayağı İl Özel İdaresi Genel Sekreteri, bir ayağı Belediye Başkanı ve bir ayağı da 'Ticaret Dünyası' olan rant ve 'iyi ilişki' üçgeninin bozulmaya başlaması, kuşkusuz 'Ticaret Dünyası' ile başladı ve Belediye ile devam edecek görüntüsü vermeye başlayınca, ve de bir hayli 'şamatalı' geçen son beş yıllık il özel idaresi faaliyetleri (son bölümde biraz daha somut örneklerle anılacak)sonrasında, gelecekte daha zor olma ihtimali yüksek olan seçilmişler ve kendisini deşifre edilmiş haliyle keşfeden AKP teşkilatı ve Yüksek Bürokrasi karşısında İl Özel İdaresi'nde tek başına kalacak bir Mete Özdemir'i iyice etkisiz ve yetkisiz bırakacak gibi görünüyordu ve hemen 'istişareler' başladı.
Aslında yakın zaman önce iki 'stratejik ortağını’ kaybetmişti Mete Özdemir; Milli Eğitim eski İl Müdürü Şemsettin Bey ve Bayındırlık (şimdiki Çevre ve Şehircilik) eski İl Müdürü Vedat Bey...
Bu istişareler neticesinde, İlimdar Senem İl Genel Meclisi Başkanı iken ve özellikle 2010 Mart ayından sonra başlayan 'iyi' diyalog, İlimdar Senem'in CHP İl Başkanı olmasından sonra Mete Özdemir'in CHP ile diyalogunun, 'Ticaret Dünyasının' da katkısı ve aracılığıyla hızlandığı ve tamamına erdiği gözleniyor.
Bu yazının hedeflerinden biri CHP’li seçmeni uyarmaksa bir diğer ve daha önemli nedeni de CHP İl Başkanı ve yönetimini uyarmak maksadıyladır, sonra "demedin" demesinler kabilinden, "ben söyleyecem, günahımdan çıkacam..."
Kısacası, Ardahan belediyesinin 'elden gitme' ihtimaline karşı yapılan önemli bir hamle ile yüz yüze olunduğu bilinmelidir.
*2- İL ÖZEL İDARELERİNİN KAPANMA İHTİMALİ FAKTÖRÜ
AKP hükümetinin yerel yönetimlere yönelik yasal düzenlemelerinin beklenen adımı, Büyük Şehir Yasası benzeri bir yasayla Belediye yetki ve görev alanını İl sınırına genişletmek ve köyleri mahalle yapıp İl Özel İdarelerini İl Belediyesine devretmek olarak şekillenecek gibi.
İlgili herkesin beklentisi ve hükümet kanadının açıklamaları da bu yönde olunca, 'Hanlığı'nın yakında son bulma ihtimali karşısında tedbir alması gereken Mete Özdemir, bu mevzii şimdiden 'kapmanın’ yerinde olacağına karar vermiş görünüyor. Aday olmak için gösterdiği gayret kadarını gösterir mi bilinmez ama belediyeyi almak için iyi bir gayret gösterme ihtimalinin kaynağında, bu gelecek şekillenme beklentisi yatmaktadır. Hani derler ya "küçük olsun benim olsun", şimdi şöyle deniyordur, "büyük olsun belim olsun"...
*2- 2015 MİLLETVEKİLLİĞİ SEÇİMİ FAKTÖRÜ
2014 Mart seçimi kaybedilebilir. Sorun değil, nasılsa bir yıl sonra daha önemli bir seçim geliyor ve yıpranmış bir Ensar Öğüt ( öyle yıpranmış ki, vekilliği bırakıp, mümkünse bir belediye başkanlığı kapma telaşında...) karşısında, acar CHP'li, mümkünse CHP'nin Ardahan Belediye Başkanlığı seçiminde, önceki seçime göre, bir miktar da olsa oyunu yükseltmiş bir acar CHP'li Mete Özdemir'in sıra kapma ihtimali, bu günkü yönetimle olan iyi diyalogunun da mantığının varacağı nokta olması şaşırtıcı olmayacaktır.
Burada dikkat çeken bir başka husus ise, şaşırmasak da hala yaşadıklarından ders çıkarmayan Yunus Dündar'ın 'saflığının' derecesinin böylesi yüksek olmasının ilginçliğidir. Yunus Bey, 2002'de, Ensar Öğütle 'iş' tutarak kendine yer bulma telaşındaki İsmet Atalay'dan medet umduğu gibi, şimdi de İlimdar Senem'den ve haliyle Mete Özdemir'den ( ne ilginç değil mi? belki de kendisi bile bunun farkında değil) medet ummakta olduğu görünmektedir. (devam edecek)
Nejdet KANBİR/İl Genel Meclisi Üyesi
BOZ AYI MUCİZENİN ADI/Osman Kamacı

Osman Kamacı  Haziran’ın son günleriydi ve köydeki herkes günlük işlerini bitirmek için hummalı bir koşuşturma içindeydi. Haftalar önce ekilen tarlalar bir karış boy vermiş, uçsuz bucaksız otlaklar, çorak ve kurumuş samani görüntüsünden sıyrılarak renk renk çiçeklerin serpiştirildiği zümrüt yeşiline bürünmüştü.
Ahali de bu telaş yaşanırken, Cemşit her zaman olduğu gibi yine seher vakti koyun sürüsüyle köyü terk etmiş, yemyeşil otlaklarda doyurmaya çalışıyordu. Cemşit aynı köyde yaşayan yetmişli yaşlarda, kendi halinde bir adamdır. Dile kolay, kırk yıl dağlarda aralıksız dolaşmıştı. Koyun sürüsü peşinde bir ömür tüketse de, özgürce dolaştığı dağlardan ve bütün güzellikleri içinde barındıran eşsiz doğa tutkusundan bir türlü kopamamıştı. Daha genç bir delikanlıyken komşu köyden akrabasının ortanca kızı Hatice’yi kaçırarak onunla hayatını birleştirmiş, bu beraberlikten ikisi erkek, biri kız olmak üzere üç çocukları olmuştu. Zaman öyle çabuk geçiyordu ki, çocukların nasıl büyüdüğünü bile anlamamıştı. Büyük oğlu Ahmet üniversiteye girmeyi başararak diğer kardeşlerine örnek olmuştu. Çocukların bu başarısı herkes tarafında takdire değer bulunurken, ilerlemiş yaşına aldırmayan Cemşit kırk senedir yaptığı çobanlık mesleğini bir türlü bırakamamıştı. Bunun sebebi, çocukların okumasını sağlamak ve hayata daha iyi bir yerden başlamasını sağlamaktı. İşin özü, bu bir babanın fedakârlığıydı aslında. Kavurucu yaz sıcaklarında bunalıyor olsa bile bunu sorun yapmaz, koyun sürüsünün peşinden o dağ senin, bu vadi benim dolaşır, ah demezdi. Çobanlık yaptığı onca yıl hastalıktan telef olanlar dışında koyunların bir tekine bile zarar vermemiş, sahiplerine hep eksiksiz teslim etmişti. Sürüyü köyün çevresindeki meralarda otlatma gibi bir alışkanlığı olmasına rağmen, kırk yıl sonra bundan sıkılmış, daha uzak ve daha gümrah meralara gitmeye karar verdi. Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra yeşilin bol olduğu bir su birikintisinin kenarına varmış, hayvanların taze yeşillikten ve suyun lebi derya olduğu yapay gölden yararlanmasını sağlamıştı. Güneş ışınlarının dik geldiği saatlere denk gelen bu yolculuk Cemşiti de, hayvanları da çok hırpalamış ve yormuştu. İlk defa geldiği bu sarp dağların bakir ve zengin bitki örtüsü onu çok heyecanlandırmıştı… Nasıl heyecanlandırmasın ki, hayvanlar burada daha iyi besin alacak, daha bol süt vererek kilo alacaklardı. Ancak bir daha buraya gelmek istediği takdirde, uzak ve riskli olduğu için hayvan sahiplerini ikna edemeyeceğini de çok iyi biliyordu. Bir an genç olmadığını hatırladı ve bu saat’ten sonra macera peşinde koşmanın kendisini aşacağına karar vererek bu fikrinde vazgeçti.
Uzun bir yolculuğun ardında yorgun düşen hayvanlar buna aldırmamış, bitki örtüsüne hücum ederek iştahla otlamaya başlamıştı. Onların kıtlıktan çıkmış gibi önlerine çıkan bütün yeşillikleri silip süpürme isteği Cemşiti çok keyiflendirmişti. Yürüdüğü onca yoldan sonra o da yorgun düşmüş, Haziran sıcaklarının bunaltıcı etkilerinden korunmak için yakındaki kayalıklara doğru aheste aheste yürümeye başladı. Biraz olsun soluklanmak için gölge yapan bir ağaç veya bir kayalık, artık neresi olursa olsun fark etmezdi onun için… Çevreyi kolaçan ederken kayalıkların içine doğru uzanan bir oyukla karşılaştı. Biraz yaklaştı, biraz daha derken farkında olmadan ilk adımını içeriye sarkıtmıştı. Mağaranın giriş kapısından içeriye doğru başlayan loş ışık kırıntıları ilerledikçe daha da koyulaşarak kayboluyordu. Cesaretini toplayarak daha fazla ilerlemeye çalışsa da, yalnız olduğunu hatırlayarak bu maceradan vazgeçti. Aslında buraya gelmeden önceki tek düşüncesi, bir süre dinlendikten sonra tekrar sürünün başına dönerek onları karanlık çökmeden köyün yakınlarındaki meralara indirmekti. İçerisi çok serin ve ferahtı. Bu serinlik bunaltıcı sıcaklardan sonra çok iyi gelmiş, derin bir oh çekmesine yetmişti Cemşit’in... İlk defa gördüğü mağarayı dolaşarak gündüz gözüyle anlamaya çalıştı. Meraklı bakışlarla her tarafı inceledikten sonra yorgunluk belirtilerine yenik düşmeye başlamış, dizleri artık onu taşıyamaz hale gelmişti. Buna daha fazla direnemedi ve yanına kadar geldiği bir kaya parçasına sırtını dayayarak oracıkta uyuyakaldı. Öyle bir uyumuştu ki, saatler geçmesine rağmen uyanamamıştı. Ancak saat’ler sonra ve büyük bir şaşkınlıkla uyanmıştı. Güneşin kızgın ışınlarından kaçarak sığındığı mağaranın serinliği bütün yorgunluğunu gidermiş, takatsiz düşen dizlerine adeta derman olmuştu. Yaslandığı kayanın bir kenarına bıraktığı Gürgen ağacından asasının baş tarafından kavrayarak doğrulmaya çalıştı. Doğrulmaya çalışıyordu, ancak yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunu anlaması uzun sürmemişti. Biraz dinleneyim derken saatlerce uyumakla meraya yayılan hayvanları yırtıcılara karşı savunmasız ve sahipsiz bıraktığı yetmiyormuş gibi, şimdi daha büyük bir sürprizle karşı karşıyaydı. Tam üç karış kadar önünde gövdesinin üzerine kalkmış ve yüzüne karşı tıslayan kocaman bir Engerek yılanıyla göz göze gelmişti. En ufak bir hareketinde bu melun yaratığın dişlerinde muhafaza ettiği keskin zehir zerreciklerini damarlarına enjekte edeceğini bildiği için doğrulmak üzere olduğu yerde kıpırdamadan öylece kalakaldı. Bir süre birbirine odaklanmış iki hasım gibi pür dikkat bakışıp durdular. Engerek yılanın pek bir sıkıntısı yoktu. Hiç beklemediği anda karşısında bir av bulmuş, son vuruşu yapmak için acele etmiyordu sanki. Savunmasız bir durumda yakalanan av durumundaki Cemşit, acaba ne yapsam da bu beladan kazasız belasız kurtulsam diye çaresizce kıvranıp duruyordu. Yaşadığı bu kâbus kan ter içinde kalmasına yetmiş, alnında boncuk boncuk oluşan ter damlacıkları biraz önce üzerinde uyuduğu dev kaya parçasında ıslaklıklar oluşturmaya başlamıştı. Zavallı adam’ın bu dehşet karşısında sanki dili tutulmuş, sesi çıkmaz olmuştu. Hiç hesapta olmayan bu olay adeta reflekslerini köreltmiş, soluk almasını zorlaştırmıştı. Avcı kendinden emin bir şekilde kuyruğunu sallarken, hışırtıya benzer sesler çıkararak avının dikkatini dağıtmaya çalışıyordu. Bundan büyük huzursuzluk duyan Cemşit “buraya nereden geldim,, diye kendine lanetler yağdırarak, bir mucizenin gerçekleşmesi için bildiği ne kadar dua varsa sıraya dizmeye başlamıştı.
İçine düştüğü bu beladan kurtulmak için birkaç senaryo düşünebiliyordu, fakat senaryoları hayata geçirmek için düşünmek bile yetmiyordu artık. Tüm umutların tükendiği bir sırada beklenmedik bir gürültü koptu. Mağaranın içinde korkunç bir yankı oluşmaya başlamış, ardı sıra yayılan ses dalgaları büyük bir sarsıntıya neden oluyordu. Gözlerini kırpmadan pür dikkat Yılanı takip eden Cemşit, yankılanan bu gürültü karşısında bir kez daha şok geçiriyordu. Zaten loş olan mağaranın içi beklenmedik bir anda karanlığa gömülmek üzereydi. Kulakları sağır eden homurtular karşısında Yılan’ın tedirginliği gözden kaçmıyordu. Bu ürkütücü ses, devasa cüssesiyle mağara kapısından girmeye çalışan bir Boz ayı’nın heybetli haykırışıydı. Kararlı duruşuyla Cemşiti teslim alan Engerek’e doğru ilerleyişi Cemşit’in kurtulma umutlarını biraz olsun artırmıştı. Beklemediği bir anda ortaya çıkan bu davetsiz misafir karşısında bocalayan Engerek isabetli bir karar vererek teslim aldığı avını kendi haline bırakarak, kocaman cüssesiyle üzerine doğru gelen Boz ayıya dönmüştü. Ayının her adım atışı sarsıntıyla hissedilmesi, korku rüzgârları estiriyordu. Aradaki mesafe kapandıkça yılanın tedirginliği de artmaya devam ediyordu. Bir süre sonra pes etti ve pozisyon değiştirerek irili ufaklı kayaların arasına dalarak gözden kayboldu. Biraz önce karşısında soğuk terler döktüğü Engerek ortada kaybolunca, Cemşit Boz ayıyla baş başa kalmıştı. Sıranın kendisine geldiğini düşünen zavallı adam, bugün yaşadığı talihsizlikler ne zaman son bulacak diye kıvranırken, her tarafı zangır zangır titremelerle sarsılmaya başlamıştı. Cemşit’le baş başa kalan Boz ayı anlaşılmaz bir şekilde sessizliğe bürününce mağaraya yapay bir huzur yayılmaya başlamıştı. Biraz önce sergilediği saldırgan davranışlarından vazgeçerek uysal bir kediye dönüşmesi Cemşit’in yaşadığı kâbuslara son verir gibi görünse de, korkularını ortadan kaldırmamıştı aslında. Bir Azrail gibi karşısına dikilen Engerek’in ortalarda görünmemesi Cemşit’i adeta yeniden oksijene kavuşturarak, kalp ritmini normal değerlere taşımıştı.
Ön ayaklarını indirerek gövdesini dört eşit noktaya yayan Boz ayı son kez Cemşit’in gözlerine baktı ve ilgisiz bir şekilde mağaradan çıkarak bir daha ortalıkta görünmedi. Cemşit gözlerine inanamıyordu. Bu yaşanan bir mucizeden başka bir şey olamazdı. Boz ayının mağarayı terk etmesiyle birlikte kendini öyle bir dışarı atmıştı ki, sanki içeride büyük bir basınca maruz kalarak fırlatılmıştı. Dışarıda bol oksijen ve rahatsız edici bir sessizlik vardı. Gözün alabildiği kadar geniş otlaklarda hiçbir hareketlilik görünmezken, koyun sürüsünden de, çoban köpeği Çomar’dan da bir iz yoktu. Neredeyse karanlık çökmek üzereydi ve sanki yer yarılmış, her şeyi içine almıştı. Hiçbir yerde yoklardı. Bir süre Çomara seslendi, bağırdı çağırdı… Ancak ne gelen vardı, ne de seslenmesine bir cevap… Artık bu dağ başında daha fazla beklemenin anlamı yok diye düşündü ve zifiri karanlığa kalmadan köye ulaşmaya karar verdi.
Saatler sonra köye vardığında, koyunların Çomarla sağ salim döndüğünü duymuş ve ilk defa böyle bir durumla karşılaşan köylülerin hayatında endişe duyarak dağ bayır demeden onu aramaya çıktığını öğrenmişti. Yaşadığı bu kötü deneyim sonrasında büyük bir mahcubiyet duymuş, önemli bir karar almanın artık kaçınılmaz olduğuna inanmaya başlamıştı. Kim ne söylerse söylesin, dinlemeyecek ve bir daha kesinlikle çoban olmayacaktı Cemşit. Bütün köy devam etmesini istese de, ilk defa böyle bir hadise yaşadığı halde bunu gurur meselesi yaparak, almış olduğu kararını uyguladı ve o günden sonra bu mesleği bir daha yapmamak üzere maziye gömdü. Bu olaydan sonra Cemşit bir daha ne dağlara çıktı, ne de kırlarda gezindi. Herkes gibi oda bir kaç hayvan besleyerek babadan kalma bir iki tarlasını ekmeye başladı. Ve geçte olsa hayatında yeni bir sayfa açmış, kendini emekliye ayırmış oldu.
Köylüler mi?
Onlar daha genç bir çoban buldular ve onunla anlaşma yaparlarken, hayvanlarını kendi meraları dışındaki uzak bölgelere götürmemek şartıyla el sıkıştılar…

Yazarlarımızı okuyor musunuz?

Yapamıyorsanız bırakın...

Fakir Yılmaz **Göle Vatanım..

Geçmişten günümüze Göle Dernek yönetimlerinin neden hizmet ehli olup olmadığını anlamak için o kurum içinde eleştiri ve öz eleştiri yapısının ne kadar sağlıklı veya sağlıksız işlediğine bakmak yeterlidir.
Bu yüzden dernekçilerin davranışları o yapının ne kadar eleştiriye açık olup olmadığını da gösterir. Bunlar dernekleri kendi çıkar ve menfaati için kullanırken mantık hatalarının bir birini izlemesine de seyirci kalıyorlar.
Dernek, Gölelileri çatısı altına toplayamıyorsa, Göle için proje üretemiyorsa bugün yaşanan siyasi çalkantılar içinde birileri dernek yoluyla Göle'nin ismini basamak olarak kullanıyorsa kendi çıkar ve menfaati için sermaye gurubunun isteklerinin dışına çıkamıyorsa artık o dernek, Göleyi temsil edemez.
Göle derneğinin Göle'ye festival'den başka bir kazanımı olmamıştır (Kaz geceleri hariç) bu günden sonrada olmayacaktır.
Çünkü 2013 yılının Göle Derneği 23 yıl önceki yapısıyla bu gün aynı konumdadır arpa boyu yol kat edememiş durumdadır.
Esenyurt'ta 130 binin üzerinde nüfusu bulunan hemen hemen büyük çoğunluğa sahip olan Göle'nin Esenyurt'ta yaptırım gücünün olmaması üzücü bir durumdur.
Sağlam bir Göle lobisinin oluşmasının önündeki büyük engel mevcut yapısını koruyan göle ve Göleliler için hiç bir çabası olmayan Göle derneğinde yıllardır söz sahipliği yapan temsilde dürüst olmayan bir gurup insandır.
Göleliler için şemsiye altında Hizmet üretin demiyoruz dernek.iliğin gereğini layıkıyla yapın diyoruz.
Yapamıyorsanız bırakın...




































Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin




Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin



Ardahan'da Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

Yakup Süt<font> <font face=
Metin Özer<font> <font face=
Gürbüz Süleymaoğlu<font> <font face=

Özgen Nama
Nihat Delibalta İsmail Koç Remzi Yeni
Özgen Nama
Özgen Nama
Nihat Delibalta Suat Düz Şemsettin Şenel<font> <font face=
Ensar Özer<font> <font face=
Cengiz Güler<font> <font face=
Yücel Aktaş<font> <font face=Togay Çoban<font> <font face=
Ertekin Baysan<font> <font face=
Halit Karahan<font> <font face=
Efkan Demir<font> <font face=Mahmut Şenel<font> <font face=Efkan Demir<font> <font face=rof:Dr.Esfender Korkmaz<font> <font face=rof:Dr.Esfender Korkmaz<font> <font face=Nurettin Yılmaz<font> <font face=Ahmet Gökçe<font> <font face=Uğur Kuyumculuk<font> <font face=Doğan Gökçe<font> <font face=Muhlis Doğan<font> <font face=Uğur Kuyumculuk<font> <font face=                                                                            
</td>
</tr>
</table>
<table width='100%' cellpadding='0' cellspacing='0'>
<tr>
<td align='right' class='news-footer'>
<a href='haberyorumlari.php?article_id=5143'>0 Yorumlar</a> |
1366 Okunma
<a href='yazdir.php?type=A&item_id=5143'><img src='sinan_temalar/x3/images/printer.gif' alt='Yazdır' border='0' style='vertical-align:middle;'></a>
</td>
</tr>
</table>
</td>
<td width='170' valign='top' class='side-border-right'>
<table width='100%' cellpadding='0' cellspacing='0'>
<tr>
<td class='scapleft'><img src='sinan_temalar/x3/images/blank.gif' width='3' height='19' alt='' style='display:block'></td>
<td class='scapmain'>Köşe Yazarları</td>
<td class='scapright'><img src='sinan_temalar/x3/images/blank.gif' width='3' height='19' alt='' style='display:block'></td>
</tr>
</table>
<table width='100%' cellpadding='0' cellspacing='0'>
<tr>
<td class='side-body'>
</td>
</tr>
</table>
<center>

               <div id=

  • YAZIYORSAM SEBEBİ VAR Fakir Yılmaz

  • KADINCA BAKIŞ
    SELMİ YILMAZ

  • Kamacı'nın Köşesi
    Osman Kamacı

  • Şemsettin Şenel
  • Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
    Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
    Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan