Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 42
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 6 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 198 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 224 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 233 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 236 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
“ Kıyamet Geçidi ”
Yazar Fakir - Mart 06 2014 - 20:16:20
Galata'dan batmakta olan güneşin kızıllığında kayboldu bütün kötülükler, gece ne muhteşem bir zamandır, bir sokak lambasının tam altında bile seçilmez, yüzümüzde ki hüzün, kimin güldüğü, kimin ağladığı bilinmez, görülmez.

Gecenin zifiri karasında, ateşle köz arasındayım.
Turnanın kanadına sevdalı, karıncanın çalışmasını ibadet sayan gönlüm, kime ne söylesin, kime ne desin.
Türkülerle avuturum gönlümü, halk ozanı yüreğime vurur, bam telini sızlatır.
“… yine karlar yağdı gönül dağıma…”

Malumlarınız olduğu üzere uzun zamandır yazıyorum, günlük hayatın telaşı, yorgunluğu ve karmaşasından sıyrıldığım an, işte böyle gecenin zifiri karası, ateşle köz’ün buluştuğu, yüreğimdekileri kâğıda, satırlara döktüğüm an’dır.
Yazı öyle mükemmel bir uğraştır ki, mürekkebin altındaki çirkinlikten sıyrılmayı bilir, okuyucu, kâğıttaki lekeleri değil sizin yüreğinizi görür.
Masamın üzerinde bir şiir kitabı var, matbaadan çıkalı birkaç gün olmuş, mürekkep ve kâğıt kokusu üzerinde.
Kitabın kapağında --- Kıyamet Geçidi---- yazıyor, şiirlerin geçici sahibi Şeref YILMAZ.
Bugün imza günü olması münasebetiyle Kitap Fuarına giderek kitabı bizzat imzalattım ve aldım, henüz tam okuyamadım, iki, üç şiirini okudum.

Yılların yorgunu, vurgun yemiş dalgıç misali ağır ve hantal bedeni sürükleyerek saatlerce yol gittim, orada koridorlarda bekledim, kitabı imzalatıp, emeğe, çabaya teşekkür ettim.

İmza faslından önce küçük bir söyleşi yapıldı.
Söyleşi güzeldi, şiir’e dair söylenen sözler, hemen yanımdaki Bennur hanımefendinin kucağındaki çiçeğin kokusu gibiydi.
Yalnız kafama takılan cümleler, alışık olmadığım kelimeler geçti konuşmada.
“ Ben piştim, bu kitapta gördükleriniz şiir, şiir sokakta ki adamın sözü değil, şair’in damıttığı, süzdüğü ve her cümleye mana kattığı bir haldir, bu kitapta şiirlerim var ”

Eyvallah, siz piştiniz, sizi pişiren ateşe de eyvallah, lakin ben kimim.

Ben kitabınızı alıp okumazsam, ben sizin mana yüklediğiniz satırlarda yeni manalar bulmazsam, ben simit paramdan artırarak kitabınızı almasam, siz pişemezsiniz, şair olamazsınız.

Bırakın bu kararı ben vereyim.

Söyleşinin sonunda selam ve teşekkür kısmında zikredilen söz,
“ Pişmişin halinden anlar mı ham, sözü kısa kesmek vesselam ” her ne kadar toparlayıp ilk bölümü atıyorum deseniz de söz söylendi birkere.
Mikrofondan sema’ya yankılanan bu söz, şimdi kitap fuarının duvarlarında yankılanıyor, gece bekçisinin anlam veremediği söz, duvarlarda asılı kalacak.
Bir tartışma, bir manasız eleştiri de, söz kavgasında söylenebilir, söyleyen çektiği zorluğu, yaşadığı sıkıntıları dile getirdiğinde bu söz mana kazanır,
Ancak, ben güzel ekmek yaptım diyen fırıncının ekmeğine, güzel tatlı yaptım diyen tatlıcının emeği tatlının lezzetine bakınca belli olur, müsaade edin biz karar verelim.
………… Pişmiş mi ?............,

-- Söz ağızda iken sahibinin eseridir, ağızdan çıktıktan sonra sahibi sözün esiri olur. Yusuf Has Hacip böyle diyor.
Bu topraklardan nice Yusuf’lar geçti, şimdi emeğinizle, çabanızla, -Kıyamet Geçidi-nizle sizde geçiyorsunuz.
Ben,
Ekmeğim ben, evlerin avlularında kurulmuş fırınlarda komşu kadınların bir araya gelip ortaklaşa yaktıkları ateşte piştim.
Buğdayım ben, bin bir emekle ambarlara, ya da kuyulara doldurduğunuz, Ot yığınlarıyım, keskilerle kesip mereklerin damlarından aşağı döktüğünüz.

Deniz Gezmiş’in idama giderken sevgiyle bakışı, Çe’nin Bolivya ormanlarında ayak izleriyim. Üzerine yürüyen tanklara rağmen onurlu duruşunu bozmayan Çin’li direnişçi, Yılmaz Güney’in sürü filmindeki haki kabanı, başındaki elde dokuma yeşil külahıyım.

Nazım Hikmet’in ‘‘Anadolu’da ki Çınar ağacı’’ yım.

Sömürüye, Kapitalizm’e, faşizm’e karşıyım. İnsanı dışlayan, sevgisiz ve ruhsuz yaşamlar direten sistemler yerine bir yaşlının dayandığı baston, yetim bir kız çocuğunun baba özlemi, rahmet ve bereket bekleyenin içten duasıyım.

Ben toprağım, alın teriyim, Tarlada çalışan köylünün nasırlı elleri, fabrika da tütün saran kızların al yazmasıyım.
Ben ‘ ham ’ ım, ben, derya da damlayım, narı azapta yüreğim, yanmaktayım.
Ben, kitap fuarının koridorlarında, yemek, fal, dini doğmalar, pişmemiş yazar ve şairler yerine Aşık Veysel, Karacaoğlan, Dadaloğlu, Pir Sultan Abdal’lar aradım, yoktular.

Simit paramdan artırarak bir kitap aldım bugün, kokusu üzerinde.
Sonra bir simitçi geçti sokağımızdan dilin de aşık Veysel’den bir türkü,

Gün ikindi akşam olur,
Gör ki baş’a neler gelir,
Veysel gider adı kalır,
Dostlar beni hatırlasın..

Buram buram simit kokusu geldi uzaktan, kitabı aldım elime, okumaya başladım.

Anladım ki şiirleri kitaplara değil, gönüllere yazmak gerek..
Zaman, devran değişir, çookkk zamanlar geçer,------dostlar bizi hatırlasın..

Hatırlanmak ümidiyle, selam ve sevgi ve hürmetle.
Engin KASAP
İstanbul. 02.03.2014
Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan