Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 45
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 5 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 223 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 235 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
EYLEME GEÇMELİYİZ
Yazar Fakir - Nisan 18 2007 - 18:39:08
EYLEME GEÇMELİYİZ/Faruk Toprak

Neden birbirimizi sevmekte bu kadar zorlanıyoruz? Zor olan emek harcamak ise emeksiz hangi kazancın tadına varabiliriz ki? İlle de kazanmak mı hayatımızın gayesi? Sevgi, emek ve gaye nerede kesişir dersiniz?

Ben bu denklemin, eylemde yani fiili harekete geçme durumunda çözüleceğine inanıyorum. Neden gönderildiğimizi anlayana kadar bir ömrü harcadığımız bu ömür maceramızda, aslında kesişim kümelerine ulaşmak için görüş açımızda bulunan ve çok da kompleks olmayan basit ana fikirler mevcut.

Mesele; ana fikirleri kaçırmamak adına kendimizi akışına bıraktığımız hayat yolculuğunda sarsan; nesne, kişi ya da olaylara kayıtsız kaldığımızda düğümleniyor. Kendimize iş vermek adına değil de mükellefiyetimizi bilmek ve uygulamak adına bu düğümleri çözme vazifesini vererek “eylem”in ilk adımını atmış oluyoruz. Fiili harekete biz değil karşımızda ki muhatabımız başlamış da olabilir. Hareket (aksiyon) gösterme şartı aranmaksızın, bir duruş, varoluş da fiili hareketin bir göstergesidir. Bu durumda eyleme geçmenin minik bir ön şartı oluşuyor bu da muhatabımızın duruşunun ve varoluşunun gerektirdiği mesajı, algılama ve anlama sürecidir. Algılama olması içinse duyusal alış mekanizmalarımızın bütün kilitlerini açarak bahsettiğimiz sürece adım atmış oluyoruz.

Yer yer kendini dünyanın merkezinde gören insan; duyusal mekanizmalarının alış açısında olan bütün varlıkları sadece ama sadece kendisi için meydana getirilmiş çok da değerli olmayan materyaller olarak görebiliyor. Amerika’nın, Putin’in, Güney Kutbu’nun, Uranüs’ün, tüm ormanların, tüm okyanusların, tüm gökdelenlerin, tüm gökyüzünün, bütün insanlığın hatta kainatın onun için oluşturulduğunun, bazen görsel bir şölen olduğu, çoğu kez fizyolojik ihtiyaçlarını karşıladığı materyaller düşüncesi, rahatlatıcı uçuk bir kaçış olabiliyor ona. Bunun çok büyük bir ücreti olsa gerek diyerekten biraz biraz üleştirmeye karar veriyor zamanla. Önce yakın çevresinden başlıyor; okyanusları ve gökyüzünü annesine, Amerika’yı babasına, kutupları kardeşlerine, ormanları da dostlarına veriyor. Bu bölüşüm onda çeşitli fikirlerin oluşmasına da önayak oluyor.

“Ya herkes benim gibi kendini bu merkezde görüp kendine bir şeyleri ücretsiz veriyor ve paylaştırıyorsa! Ya herkes diğerlerini benim diğerlerini gördüğüm gibi basit bir materyal olarak görüyorsa! İşte bu durumda ben de herkesin ‘herkesi’ içinde birisi olmuyor muyum? Yani benim baktığım gibi bakıyor aslında bütün bana bakanlar. Benim davrandığım gibi davranıyor bütün davranışlarıyla yanımdakiler. Benim niyetimi okuyor, okuma yazma bilmeyen kalemler defterler ve silgiler. Nasıl davranacağımı hissediyor sevdiklerim ve; işte onun için oldu bütün olanlar diyor ardından, daha ben savunma istemeden. Bir reaksiyon gösteriyor bütün tepkimede olduğum kimyasallar.

Daha ben idemde bir şeyleri oluşturmaya başladığımda çerçeveler çizilmişti ve elime verilen kağıda kendi oyunumun rolünü yine kendimin yazabileceği belirtilmişti ve iletişimde bulunacaklarımı kendim seçebilirim sevinci, ya diğerlerinde de aynı kağıttan varsa diyen beynimle yıkılıverdi.

Evet anlaşılan bu diğerlerini sürekli düşünmek zorundayım daha da kötüsü onların da benim gibi davrandıklarını anlıyorum, benim gibi paylaş-(m)-ıyorlar, benim gibi rölünü ve oynamak istedikleri kişileri seçmek istiyorlar”

. Maalesef bütün bunlara harcadıkları emeği sadece kendi “ben”lerine yaptıklarını düşünüyorlar diğer bütün “ben”ler gibi. Bir eylemsizlik olduğunu söylediysek de bu bizim göremediğimiz yüzüdür, mutlaka eylemler vardır, önemli olan bizim onları görebilmemizdir. Çevremizde sürekli uyarıcılar vardır, ve biz de çevremiz için bir uyarıcı konumundayız, karşılıklı olarak farkında bile olmadan birbirimizi milyar kere uyarıyoruz. Bu kadar uyarılırken ve uyarırken hala niye ortada somut bir şeyler yok kaygısı ise, uyarma eyleminin algılama olmadan pek de işe yaramayacağı gerçeğinden kaynaklanıyor olmasındandır.Fiili harekete geçmenin ilk adımını algılama olarak görüyorum. Saniyelerin içinde milyar reaksiyonlar yaşanırken, algıda seçici olan bizler, bilincimizde sürekli yer kaplayan pek de değerli olmayan ideler yüzünden özü kaçırabiliyoruz.



Fiziksel ortamın içinde bize; ben de varım, benim de bir vazifem, benim de bir mesajım var diyen milyon canlı cansız varlığın olduğunu, her ne kadar da cansız da olsa onların bizim için bir şeyler ifade ettiğinden yola çıkarak bizim de bütün cansız materyaller ve canlılar için bir anlam ifade ettiğimizi, algıda seçici olan kişiliğimizin ilklerine yerleştirmeliyiz. Eyleme geçmeliyiz, şuan da yanımızda veya yakınımızda mutlaka insan/lar vardır, ve bu insanlar da kesinlikle ve kesinlikle bizim gibi değerlidir, onların da oynamak istediği rolleri, vermek istediği mesajları, paylaşmak istediği dünyaları vardır.

Sevmek istiyoruz ve bunun için de emek harcadığımızı düşünüyoruz ancak değer vermiyoruz dünyanın en değerlisine. Fiili harekete geçmenin ilk adımının algılamak olduğunu söyledik, şimdi sıra bizim tepkimizde. İlk eylemimiz tebessüm olsun en yakınımızdakilere. Haydi tebessüm ederek başlayalım eyleme.
faruktoprak@mynet.com

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan