Ana Sayfa · Forum · Linkler · Resim Galerisi
Ana Menu
Ana Sayfa
Makaleler
Forum
İrtibat
Linkler
Arama
Ziyaretçi Defteri

ÜYELİK HİZMETLERİ

ÜYE KAYIT
ŞİFREMİ UNUTTUM

Sitenize Ekleyin
Resim Galerisi
Telefonlar
Konuk Yazarlar

ARŞİVLERİMİZ
2003 YILI
2004 YILI
2005-2006 YILI
Ulusal Haberler
Misafir
Kullanıcı Adı

Şifre

Beni Hatırla



Kayıp Şifre ?
Site Durumu
Kayıtlı Üyeler : 12997
Misafirler : 55
En Yeni Üyemiz : sanane757000

Kayıtlı Üye :
Fakir 5 Gün Gelmedi
abdullahank 108 Gün Gelmedi
Orhan-Bahcivan 197 Gün Gelmedi
CEVAT COSKUN 202 Gün Gelmedi
atlantis 223 Gün Gelmedi
baris dursun 223 Gün Gelmedi
yilmaz akinci 232 Gün Gelmedi
adacala 233 Gün Gelmedi
admin 235 Gün Gelmedi
yilmaz_akinci 235 Gün Gelmedi
Forum Başlıklari
En Yeni Başlık
Ardahan Köyleri ve İ...
hoçvanın genel iradesi
Sitemizi Dostlarınız...
Bize ulaşın..
Haber Arşivimiz
Ardahan Görüntüleri
Ardahan Fotoğrafları
Kürdistan Komşunuz O...
KORKAKLARA MEYDAN OK...
Teşvik Ardahan’a Uğr...
Ardahan da Devlet mi...
İMRALI’DAKİ GÖ...
Ardahan ARDAHAN
APE FEZO’NUN A...
O benim Babam..
En Yoğun Başlıklar
YALÇIN TAŞTAN HAK... [51]
TRT bölücülük mü ... [35]
KAFATASÇILAR-ARD... [34]
COCUK ÖLDÜRMEYİ K... [30]
YAZARLARIMIZIN YO... [28]
YAZICIOĞLU'NU KAY... [24]
DTP'li vekillerde... [21]
Ardahan TV [19]
kürde fırsat verm... [18]
ANADİLİMİZ KÜRTÇE... [18]
23 NISAN IRKCI C... [17]
UGAR TÜRKLRI [16]
Bim Marketlerine ... [16]
KÜRT SORUNU DEĞİL... [15]
ARDAHAN LI OLMAKT... [15]
HİT
reklam
Facebook'ta PaylaşTwittirda Paylaş Pinterest'te Fakir adlı kullanıcının profilini ziyaret edin.

Ardahan'dan Günün En son Haberleri İçin Bizi Takip Etmeye Devam Edin

<
Hz. Ali'den Seçme Sözler
Yazar Fakir - Temmuz 12 2007 - 22:42:22
Hz. Ali'den Seçme Sözler

H.. Ali 1. Acelenin meyvesi yanlışlıktır.
2. Aç kalmak, alçalmaktan hayırlıdır.
3. Açık kalpli, mert düşman, içinden pazarlıklı dosttan iyidir.
4. Adalet için en büyük talihsizlik, devleti idare edenin zalimliğidir.
5. Adalet, halkın dirliği ve düzeni, idarecilerin ise süsü ve güzelliğidir.
6. Adalet ve eşitliği gözetme, siyasetlerin en iyi-sidir.
7. Adil ol, kudretin sürekli olsun.
8. Adilane davranış siyasetlerin (yönetimlerin) en iyisidir.
9. Affedilmeyecek günah, insanların bir birlerine olan zulmüdür.
10. Affetmekten utanmayın. Cezalandırmada acele etmeyin. Emriniz altında bulunanların ha-taları karşısında hemen öfkelenip kendinizi kay-betmeyiniz.
11. Ahdini bozmak Allah’ı ve halkı gazaplandırır
12. Ahmak, her lafın başında yemin eder.
13. Akıl, gurbette yakın bulmaktır; ahmaklık va-tanda gurbete düşmektir.
14. Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi mi-ras, ilim gibi şeref olmaz.
15. Akıl gibi zenginlik cehalet gibi yoksulluk yoktur. Edebe uymak bir kazanç, danışmak bir güçtür.
16. Akıllı bir insan fakir olabilir. Fakat o hiç kimsenin sadakasına muhtaç değildir.
17. Akıllı kişi, tecrübelerden ibret alan kimsedir.
18. Akıllı olan kemal, cahil olan mal ister.
19. Akıllı, düşmanınsa bile danış, bilgisiz dostun fikrini geç.
20. Akıllı insan edeple öğüt alır. Dayaktan başka bir şeyle terbiye edilemeyenler hayvanlardır.
21. Akıllı, insanların en mutlusudur.
22. Akıllının dili kalbindedir, ahmağın dili ise ağ-zındadır.
23. Akıllının tahmini, cahilin kesin bilmesinden daha doğrudur.
24. Akıllı insanlar az konuşur. Çok söyleyenler, yalnız ahmaktırlar.
25. Akil kişi, kemâl taleb eder.
26. Akraba düşmanlığı, akrep sokmasından be-terdir.
27. Alçak gönüllülük, ilimin meyvesidir.
28. Alçak gönüllülük, en büyük şereftir.
29. Aleyhine kesin delil olmayan kişiyi mazur tu-tun; o kişi benim.
30. Alışkanlık, insana musallat olur ve onu kont-rolü altına alır.
31. Alışkanlık insanın ikinci tabiatı gibidir.
32. Amellerin en zoru üçtür. Bunlar; nefsin hak-kını verebilmek, her halde Allah’u Teâlâ’yı hatır-layabilmek, kardeşine bol bol ikramda buluna-bilmektir.
33. Amelsiz sevâb dileyen, yaysız ok atmaya kalkan kişiye benzer.
34. Aptallığın en büyüğü medh ve zemde ifrada kaçmaktır.
35. Allah dostları o kişilerdir ki, insanlar dünya-nın görünüşüne baktıkları zaman, onlar dünyanın iç yüzünü görürler.
36. Allah katında insanların en kötüsü, hayatında midesini ve şehvet güdüsünü doyurmaktan başka hedefi olmayan kimsedir.
37. Allah seni özgür yaratmışken, başkasının kö-lesi olma.
38. Allah’ın hışmından kurtulmuş olan, bir tek zâlim yoktur.
39. Allah’ü Teâlâya yemin ederim ki, beni yalnız mü’min sever ve bana yalnız münafık buğzeder.
40. Arkadaşın hayırlısı, sana doğru yolda iyi delil olandır.
41. Asıl yetimler, anadan ve babadan yoksun o-lanlar değil, akıldan yoksun olanlardır.
42. Aslını inkar eden haramzadedir.
43. Aş verirsen doyur.
44. Aşağılık insanlarla yakınlaşmaktan kaçın, on-lar ki yapmacık sevgilerini gösterip içlerinde kö-tülüğü sakladılar. Onları hoşnut tuttuğun sürece sana sevgi duyarlar verili olmaktan geri kalırsan sana zehirlerini akıtırlar.
45. Aşırılık gösterme sevgide. Çünkü insan ne zaman o sevgiden hoşnut kalmayacağınızı bile-mez. Hoşnutsuzluk duyar da insana nefret du-yarsan, nefretinde de aşırılık olmasın. Nefretin-den ne zaman döneceğini bilemezsin.
46. Atamalarda araştırma yapmayı ihmal etme-yiniz.
47. Ayıbın en büyüğü, ona benzer bir ayıp sende de varken, başkasını ayıplamandır. 48. Ayılması çok güç olan zenginlik sarhoşluğunda Allah”a sı-ğınınız.
49. Aynı Anadan babadan doğanlar, senin miras kardeşlerin, uzak yerlerden gelen, huyu suyu sa-na benzeyenler ise senin öz kardeşlerin sayılır-lar.
50. Az ilmi olup da onunla amel eden, çok ilmi olup da amel etmeyenden hayırlıdır.
51. Az ibadet edip çok çalışmak, çok ibadet edip az çalışmaktan üstündür.
52. Az yemek yemek sağlıktır.
53. Azarlamada aşırılık inat ateşini alevlendirir.
54. Azim ve sebat, insanların en büyük yardımcı-sıdır.
55. Azgınlığın sonu ya rezil veyahut yok olmak-tır.
56. Azla yetinen kimse zengindir.
57. Babana saygılı ol ki, oğlun da sana saygılı olsun.
58. Babana riyet edersen, sende oğlundan hür-met ve riayet bekleyebilirsin.
59. Bağışlamak, büyüklüğün şanındandır.
60. Bâtıla yardım eden, Hak’ka zûlmeder.
61. Başa kakmak suretiyle iyiliğini boşa gider-me.
62. Başkalarına kulluk etme; Allah seni hür ya-ratmıştır.
63. Başkalarını çekiştireni, ister Hakk üzere ol-sun, ister batıl yalanlayınız.
64. Başkalarını ıslah etmek istiyor isen önce kendini ıslah etmelisin. Kendin fasid olduğun halde başkalarını ıslah etmeye kalkışman en bü-yük ayıplardandır.
65. Başkalarının felaketinden hisse kapanlar, geçmiş musîbetlerden ders alanlar, cidden bahti-yar insanlardır.
66. Başkalarının iyi hareketlerini takdire çalışı-nız. Derhal dostlarınızın çoğaldığını göreceksiniz.
67. Başkasında gördüğün fena bir huyu hemen nefsinde ara ve ondan kaçın.
68. Beceremeyeceğin bir iş için söz verme.
69. Ben Cehennem’in taksimcisiyim, Kıyamet Günü’nde Cehennem’e bu senin, bu da benim di-yeceğim.
70. Ben konuşan Kur’anım.
71. Ben mü’minlerin emîriyim; onların en yoksu-lunun geçindiği gibi geçinmek zorundayım.
72. Benim 3 türlü Dostum vardır. Benim Dostla-rım, Dostlarımın Dostları ve Düşmanlarımın düşmanı.
73. Benim izzet ve ikramım yemin ederim ki ata-lardan mirastır ve onlar benden önceliklidir.
74. Bencillik kimde olursa, helak olur.
75. Bedenin orucu, irâde ve ihtiyarla azaptan korkup sevâba girmeyi, ecre nâil olmayı dileye-rek yemekten kesilmektir. Nefsin orucu, 5 duyu-yu öbür suçlardan çekmek, kalbi de bütün şer sebeplerinden ayırmaktır. Kalbin orucu, dil oru-cundan; dilin orucu, karnın orucundan hayırlıdır.
76. Bırak bu içindeki ikililiği atıl ateşe, sönmeye yüz tutsa da onu alevlendir.
77. Bildiği halde susmak, bilmediği halde ko-nuşmak kadar çirkindir.
78. Bilge insan çalışmasına, bilgisiz de boş ha-yallerine güvenir.
79. Bilgi gibi hazine olamaz.
80. Bilgi, tükenmeyen bir hazinedir; akıl eski-meyen, yıpranmayan bir elbisedir.
81. Bilgin bir söz ehli olamıyorsan, hiç olmazsa dikkatli bir dinleyici ol.
82. Bilgin kişinin rütbesi rütbelerin en üstünü-dür.
83. Bilgin ölü olsa bile diridir. Cahil ise diri olsa bile ölüdür.
84. Bilgin ölse de yaşar; cahil ise yaşarken de ölüdür.
85. Bilginlerin toplantısı mutluluk getirir.
86. Bilgisiz, bilmediğini sormaktan utanmasın. Alim, içinden çıkamayacağı bir meselede en iyi-sini Allah’u Teâlâ bilir’ demekten sakınmasın.
87. Bilgisiz kişiyi bir işte, bir düşüncede ya pek ileri gitmiş görürsün, ya da pek geri kalmış.
88. Bilgiyi ehli olmayana veren, o bilgiye zul-metmiştir.
89. Bilgiyle dirilen ölmez.
90. Bilmediğiniz sözü söylemeyin, çünkü gerçe-ğin çoğu, inkâr ettiğiniz şeylerdir.
91. Bilmediğin şey hakkında konuşmayı ve üzeri-ne düşmediği halde söz söylemeyi terk et.
92. Bilmiyorum demeyi bırakan kişi, öleceği yer-den yaralanır, gider.
93. Bin defa mazlum olsan da bir defa zalim ol-ma.
94. Bin kere mazlum olmak, bir kere zalim ol-maktan iyidir.
95. Bin kapıdan, yüz bin kaleden içeri girebilir-sin de küçücük bir gönülden içeri giremezsin.
96. Babanın, çocuğu için bıraktığı en iyi miras onu güzel edeble yetiştirmesidir.
97. Bir devletin başı, sahip olduğu iktidardan; bilgin, ilimden; iyilik sever, yaptığı iyiliklerden; ihtiyar da yaşından ötürü saygı görür.
98. Bir devletin çökmesi şu dört sebebe bakar: Esas prensiplerinden ayrılma, ikinci planda olan şeylere önem verme, aşağılık kimselerin ön safa geçmesi ve erdemli kişilerin arka plana atılması.
99. Bir gerçeği savunurken, ona önce kendimiz inanmalıyız sonrada başkalarını inandırmaya ça-lışmalıyız.
100. Bir hikmet ve hakikati bulmak, müminler i-çin büyük bir ganimettir.
101. Bir insana başkaları yanında verilen öğüt, öğüt değil, hakarettir.
102. Bir insanda güzel bir huy varsa o huya ben-zer başka huylarını da bekleyin.
103. Bir işi yapmadan önce tedbir almak, insanı pişmanlıktan kurtarır.
104. Bir sanat eserini yıkmak, cinayetlerin en büyüğüdür.
105. Bir hakikati müdafaa ederken, ona evvelâ kendimiz inanmalıyız. Sonra da, başkalarını i-nandırmaya çalışmalıyız.
106. Bir hata işlediğiniz vakit, onu itiraftan çe-kinmeyiniz. Eğer böyle yaparsanız, o hatayı görmüş olanların, aleyhinize verecekleri hükmün önüne geçersiniz.
107. Birisini övmede aşırı gitmeyin ve abartma-yın.
108. Bir kişiyi lâyığından fazla övmek riyâdır, dalkavukluktur; lâyığından az övmek ise ya dil-sizlikten ileri gelir, ya hasedden.
109. Biri sana sırtını çevirirse üzülme, böylece dostunla düşmanını ayırt etmiş olursun.
110. Birinin aleyhinde söylenen sözü dinleyen, o sözü söyleyen gibidir.
111. Birbirine aykırı olarak çağrılan iki yoldan biri mutlaka yanlıştır.
112. Birisinin suçunu bağışladıktan sonra pişman olma, Cezalandırdığın zamanda sevinme.
113. Borçların çokluğu, doğru adamı yalancı, şe-refli adamı da yemininden dönek yapar.
114. Boş vakitlerini okumakla değerlendiren kimse, fikir rahatlığını kaybetmez.
115. Bütün insanlar Allah’ın kuludur. Lakin hiç bir kimse, diğer bir kimsenin kulu değildir.
116. Bütün varımızı sunarız sadece, ekmek ve sirke olsa da.
117. Büyük günahların kefareti, zulme düşünlere yardım etmek, acze düşünleri ferahlandırmaktır.
118. Büyüklere karşı saygılı olun ki çocuklar da size karşı saygılı olsunlar.
119. Cahil dosttan ziyade akıllı düşmanına gü-ven.
120. Cahil ile sakın Latife (şaka) etme. Dili ze-hirli olduğundan gönlünü yaralar.
121. Cahil, ne kendi eksiğini görür, ne de öğüt-lere kulak asar.
122. Cahilden uzak kalmak, akıllıya yaklaşmakla eşittir.
123. Cahiller çoğalınca bilginler garip olurlar.
124. Can gözü kör olunca, gözle görüşün bir ya-rarı yoktur.
125. Cehaleti ilimle geri çevirin.
126. Cehalet ve gaflet alimin kalbinde olmaz. Fakat alimler, zengin cahillerin karşısında, ancak ilim sayesinde yükselirler.
127. Cenabı Hak, Kibir edenleri bayağı ve aşağı-lık kılar.
128. Cimri zengin, cömert yoksuldan daha yok-suldur.
129. Cimri, her zaman aşağılıktır, kıskanç olan her zaman işkencededir.
130. Cimrinin dostu bulunmaz.
131. Cömertlik alışkanlıkların en üstünüdür.
132. Cömertlik, istemeden önce vermektir. İs-tendikten sonra vermek utançtandır ve kötüdür.
133. Çalışan kötülük düşünemez, çalışmayan da kötülükten kurtulamaz.
134. Çalışıp da bir şey elde edemeyen, oturunca hiç bir şey elde edemez.
135. Çalışmak kadar dinlenmeyi de görev bil ih-mâl etme. Sağlığınıza eza etmeyin, sağlığın bo-zulması kolaydır da onu elde etmek zor.
136. Çobanların en kötüsü, sürüsünde kötüleri barındırandır.
137. Çocuk açısından, hiç bir süt anne sütünden iyi değildir.
138. Çocuklara sevgi ve büyüklere saygı gösteri-niz.
139. Çocuklara söz verdiğinizde kesinlikle sözü-nüzde durunuz.
140. Çocuğun kalbi hiç ekilmemiş bir tarla gibi-dir. Ona ne verilirse kabul eder.
141. Çocuğunuza yedi yıl oyun oynamasına mü-saade edin ve yedi yıl ona yaşam edebini öğreti-niz.
142. Çoğu insanlar methedilip övüldüğü için gu-rura kapılırlar.
143. Çoğu sözler hamleden daha serttir.
144. Çok akıllı kimseler, başkalarının hataların-dan öğrenirler ve hata yapmazlar, akıllı insanlar hata yapar ve ders çıkararak bir daha yapmaz-lar. Ahmak insanlar da sürekli hata yapar gene ders çıkarmazlar.
145. Çok kimseler varisleri kavga etsinler diye mal toplamaya çalışırlar.
146. Çok şakacı insanı ciddiye almazlar.
147. Çok yaşayanın ömrü, dostlarına ağlamakla geçirecektir.
148. Dert ve gam, ihtiyarlığın yarısıdır.
149. Dert ve sıkıntının şiddetine sabır göster, bunun da sonu gelecektir. Bil ki sabır bir asalet göstergesidir.
150. Dil, aklın tercümanıdır.
151. Dil, insanın terazisidir.
152. Dil yırtıcıdır; yuları bırakıldı mı salar, par-çalar.
153. Dili tatlı olanın arkadaşı çok olur.
154. Dilini söğüp saymaya alıştırma. Tatlı dilli ol. Kötü söz alışkanlığı, insanı soysuz yapar.
155. Dilini küfre alıştırma. Tatlı dilli ol. Yoksa önüne gelene havlayan köpeklere dönersin. Halkı zorla kendine nefret ettirirsin.
156. Dilsiz ol, yalancı olma.
157. Dilinizi dâimâ iyi kullanınız. O sizi saadete götürdüğü gibi, felâkete de götürebilir.
158. Dindarlığın en üstünü, dindarlığı gizlemek-tir.
159. Dinle, öğrenirsin. Sus esen kalırsın.
160. Doğru, dürüst ve nazik kişileri seçin, ve çı-kar ummadan ve korkmadan acı gerçekleri söy-leyebilenleri tercih edin.
161. Doğru her zaman yüce, yalancı her zaman aşağı ve cücedir.
162. Doğru söz söyleyenin delili kuvvetli olur.
163. Doğruluk en iyi yol, bilgi en iyi kılavuzdur.
164. Doğruluk, hakkın dilidir.
165. Dost, sen yokken dostluk şartını yerine ge-tiren kimsedir.
166. Dost, kardeşini üç hâlde korumadıkça tam dost olamaz. Düşkünlüğünde, kendisi bulunma-dığı vakit, ölümünden sonra.
167. Dostun olmayışı, bir çeşit gariplik ve yal-nızlıktır.
168. Dostuna kanat ger ve ona bir babanın oğul-larının üstüne eğilmesi, onları korumasına alma-sı gibi davran.
169. Dostları yitirmek gurbete düşmektir.
170. Dostlarıma dost olanları çok severim. ve onların kıymetlerini de dostlukların dereceleriyle ölçerim.
171. Dostların çoğalsın diye çırpınma. Onları bir gün ihmal etmeğe kalksan çabucak düşmanın o-lurlar. Dostlar ateş gibidir. Pek çoğalırlarsa ya-karlar.
172. Dostlarının kötüsü, seni iyi gününde arayıp sıkıntılı zamanında yüz üstü bırakandır.
173. Dostluk, en yakın akrabalıktır.
174. Dostluk, elde edilmiş akrabalıktır.
175. Dostlukta aşırı gitme, kim bilir belki o dos-tun bir gün düşmanın olur, düşmanlıkta da aşırı gitme, kim bilir belki o düşmanın bir gün dostun olur.
176. Dostunu ihtiyâtla sev, olabilir ki bir gün sana düşman olur; düşmanınla da ihtiyâta riâyet ederek düşmanlıkta bulun, olabilir ki bir gün sa-na dost kesilir.
177. Dostunun düşmanını, kendine dost seçme.
178. Dünya geçici gölgedir.
179. Dünya sana cömert davrandığından sen de malına cömert davran, herkesin durumu değişe-bilir.
180. Dünyada yoksulu doyurmak kadar büyük iyilik yoktur. Bunu yapanlar, âhrette mutlaka mükafatını bulur.
181. Dünyanın en değerli hazinesi öğüttür, ama ondan ucuzu da yoktur.
182. Dünyayı yutsa, yoksul kalacak biri var: Aç gözlü.
183. Düşene sevinme, zamanın sana ne sakladı-ğını bilmezsin.
184. Düşmanı kovalamayınız, onların yaralanan-larının yarasını sarınız, esirlerini tedavi ediniz.
185. Düşmanlık, kalbi meşgul eder.
186. Düşünce akılların cilasıdır.
187. Düşünce ve prensiplerini kendi hayatlarında da uygulayan kimselerin bilgi ışıklarıyla aydınla-nınız.
188. Düşünün, sonra konuşun, yanılmalardan kurtulacaksınız.
189. Edep, aklın suretidir.
190. Edep, en iyi mirastır.
191. Edeb, had tanımaktır.
192. Edep insanın kemalidir.
193. Edep insan için güzel elbise menzilesinde-dir.
194. Edepsiz olan kimsenin ayıpları çok olur.
195. Eğer ararsak kendimize kolayca düşman bu-labiliriz, ama ne kadar ararsak dost bulmak ko-lay değil.
196. Eğer başkalarını ıslah etmek istiyorsan ön-ce kendini ıslah et. Kendin fasid olduğun halde başkalarını ıslah etmekle çalışmak çok büyük bir kusurdur.
197. Eger bilgiyi hak edene vermezseniz o kişiye zulmetmiş olursunuz; hak etmeyene verirseniz bilgiye zulmetmiş olursunuz.
198. Eğer bir seyahate çıkarsanız, gittiğiniz yer-lerin adetlerine uymaya çalışınız.
199. Eğer yoksullaşırsan, yoksulluğunu gönül zenginliği ile tedavi et.
200. Eğer sırlarınızı birbirinize açarsanız, artık onu gizleyemezsiniz.
201. Eğer giriştiğin herhangi bir davada haklı i-sen korkma. Hakkı müdafaa edenin yardımcısı Allah’tır.
202. Eğer hayırlı bir iş görmek istersen, bugü-nün işini yarına koyma. Çünkü, yarına kadar ne olacağı belli değildir. Fena bir işe başlayacağın zaman da acele etme. Belki hayırlı bir düşünce, sana o fenalıktan gelecek olan tehlikeye mani olur.
203. Eğer talihin açık ise Kusurların kapalı kalır.
204. Eğlence ve zevke kapılan, akıldan kaybe-der.
205. Elbiseleriniz eskide olsa, kalpleriniz yeni ve temiz olsun.
206. El işlerine yardım edin; çünkü bu yoksullu-ğu azaltır, hayat standardını artırır.
207. Emanetin en feyizlisi ‘ahde vefa’dır.
208. En ahmak insan, kendini herkesten en akıllı sanandır.
209. En akıllı insan, öğütleri dinlemekten vaz-geçmeyen insandır.
210. En büyük Sıddık benim.
211. En büyük yardım, en çabuk yapılan yardım-dır.
212. En büyük zenginlik Akıl, en şiddetli yoksul-luk Ahmaklıktır.
213. En faydalı bilgi, uygulanabilendir.
214. En güzel ahlak, tevazu, yumuşaklık ve tatlı dilde bulunur.
215. En güzel edep kendinden başlamandır.
216. En kötü dost, seni şak şaklayıp eksiklerini örtendir.
217. En kötü düşmanlık insanlara yönelendir.
218. En kötü şey, insanın kendisini beğenmesi-dir.
219. En kuvvetli kişi, kendi nefsine galip olan kişidir
220. En talihsiz memleket, insanlarının her türlü güvenlikten yoksun yaşadıkları memlekettir.
221. En yakını yitiren en uzağı yardımcı olarak bulamaz.
222. En yakışıklı elbise, erdem elbisesidir.
223. Erdemin başı ilimdir.
224. Erkeklerin süsü edeptir, kadınların süsü de altındır.
225. Esnaf ve tüccara dikkat edin; onlara gere-ken önemi gösterin, fakat ihtikâr, karaborsa ve mal yığmalarına izin vermeyin.
226. Evim gelen herkesin kendi ortamıdır. Kile-rimiz yiyecek alana açıktır. Bütün varımızı suna-rız. Sadece ekmek ve sirke olsa da.
227. Evlâtlarınızı yaşayacakları zamana göre, terbiye ediniz.
228. Evlâtlarınızı yaşayacakları zamana göre ye-tiştiriniz
229. Ey Âdemoğlu, ihtiyacından fazla kazandığın şeyi, başkası için biriktirmedesin.
230. Ey Allah’ım, kaç evin önünden geçtiğimde zevk ve yapay mutlulukla şenlenmişti.
231. Ey insanlar! Bilgi edindiğiniz zaman hida-yet´e ermeniz için bilginize uyunuz. Çünkü ilmi-nin tersine hareket eden alim, cehaletten ayrıl-maz, yolunu kayıp etmiş cahile benzer.
232. Ey karamsar; bilmelisin ki, bu devranın de-ğişmeyen tek bir kanunu var o da değişmektir.
233. Eziyet etme, eziyete engel ol. Diline sahip ol, can feda olsun sana yardımcı olan dost arka-daşlığına.
234. Fasık ve günahkâr kimselerle arkadaş ol-maktan kaçının, çünkü kötülük kötülüğe kavuşur.
235. Fazîletlerin başı ilimdir.
236. Fazîlet sahibinin kıymetini, ancak fazîlet sahibi bilir.
237. Fazla yemek ve yemek üstüne yemekten kaçının. Zira fazla yiyen kimse fazla hasta olur
238. Fırsat karınca yürüyüşü ile gelir, yıldırım hızı ile gider.
239. Fırsat yaz bulutu gibi gelip geçer, elinize geçtiğinde faydalanmasını bilin.
240. Fikir çatışmalarından hakikat çıkar.
241. Fikir çatışmalarında dikkat çıkar.
242. Fikir sahibi her şeyden ibret alır.
243. Gayb sırlarından bana sorunuz, Mürsel pey-gamberlerin tüm ilimlerine varisim ben.
244. Garip, dostu olmayan kimsedir.
245. Gazap ve öfkeden kaçınınız. Çünkü onun başlangıcı delilik ve sonu ise pişmanlıktır.
246. Gece ile gündüz seni işlerler. Onları sen iş-le. Onlar her gün senden bir şey koparıyor, sen de onlardan bir şey koparmaya bak.
247. Geçimini mertce kazanmaya çalış. Nefsini alçaklıktan koru ki, fakir olsan bile şerefli kala-sın.
248. Gençlik günlerini düşünmek, hasrettir.
249. Gerçek bilgin, bildiklerinin bilmedikleri ya-nında daha az olduğunu anlayandır.
250. Gerçek dost, sıkıntı zamanında imdada ye-tişendir.
251. Gerçek dostlar, çok vücutlu, tek kalpli var-lıklardır.
252. Gerçek karşısında öfkelenmek ayıptır.
253. Gerçekle savaşan, elbette alt olur gider.
254. Gerçekleri söylemekten korkmayınız.
255. Gereksiz şeylerin peşinden koşan gerekli şeyleri kaçırır.
256. Görmediğim Allah’a ibâdet etmedim, tap-mam.
257. Gözleri kör olan birisine doğanın ne kadar güzel olduğunu anlatamazsınız.
258. Güler yüz göstermek, cömertlik yerine ge-çer.
259. Güler yüz, dostluk yaratır.
260. Günah işlememek, tövbe etmekten daha i-yidir.
261. Günaha alt olarak üstünlük bulan, üstünlük elde etmemiştir, şerle üst olan alt olmuştur.
262. Günahın en kötüsü, hafife alınan günahtır.
263. Güzel bir hayat sürdürmek istiyorsan kıs-kanma, cimri olma ve hırslı olma.
264. Güzel bir siyaset, iktidarı sürekli kılar.
265. Güzel huy, bir ganimettir.
266. Güzellik giyinenlerin süslüğü ile oluşmaz; bilgi ve terbiye ile güzel olunur.
267. Haddini bilen kimse, hakaret görmez.
268. Hain kişilere vefâda bulunmak, Allah’a hı-yânette bulunmaktır; hainlere gadretmekse, Al-lah’a vefâ etmek demektir.
269. Hakkı bilirsen, Hakkın ehlini de bilirsin.
270. Halka karşı daima içinizde sevgi ve nezaket besleyin. Onlara bir canavar gibi davranmayın ve onları azarlamayın.
271. Halka istemediği, hoşlanmadığı şeyleri söy-leyen kişi hakkında halk da, istemediği şeyleri söyler.
272. Halkın güvenini kazanın ve onların iyiliğini istediğinize kendilerini inandırınız.
273. Halkın en mutlusu, insanlarla iyi geçinen kimsedir.
274. Hakiki dost; sıkıntılı zamanlarda, senin gu-rur ve izzet-i nefsini kırmadan, sana yardım edenlerdir.
275. Hakkı ayakta tutmak için yardımlaşmak emanet ve dindarlıktır.
276. Haktan sonra delaletten başka ne vardır ki...!
277. Haksız kazanç ve ahlâksızlıklara düşmeme-leri için memurlarınıza yeterince maaş ödeyiniz.
278. Haksızlık önünde eğilmeyiniz. Çünkü hak-sızlıkla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.
279. Haksızlıklara isyan etmeyenler, onlardan gelecek her musibete katlanmalıdır.
280. Halk için en büyük felaket, düşünce ve bi-lim adamlarının düşük ahlaklı kimseler oluşudur.
281. Halka hürmet edenler, hürmete mazhar, halkı tahrik edenler hakarete layık olurlar. Halka saygınlık veren kişi, saygın tutulmuştur. Halkı küçümseyenlerse saygı görmemişlerdir.
282. Halkın güvenini kazanınız ve onların iyiliği-ni istediğinize kendilerini inandırınız.
283. Halkın önderi olmak isteyen biri önce ken-disini ıslah etmeli, daha sonra başkalarını ıslah etmeye başlamalı ve söz ile diğerlerine edep öğ-retmeden önce güzel davranışı ile onlara edep öğretmelidir.
284. Hayat kötülüklerle insan arasında perdedir.
285. Hayatın, karşısına çıkardığı müşkül hadise-lere sabır ve tahammül et. Onları, hiç kimseden bilme ve hiç kimseye karşı kalbinde bir buğz ve adâvet besleme; hiç kimseye hiddet ve şiddet gösterme. Bu suretle hareket edersen, en büyük müşkülleri bile yenersin ve sen de “İnsân-ı kâ-mil” mertebesine erersin.
286. Hayrı yapan, hayırdan da hayırlıdır; şer is-teyense şerden de kötüdür.
287. Her hangi bir iş de acele etme hataya dü-şersin.
288. Her hangi bir mücadelede son çabasını har-cayan, mutlaka zafer kazanır.
289. Her huyun en iyisini kendin için seç.
290. He insan senin gibi yaradılışa sahiptir.
291. Herkesin değeri, onun himmeti kadardır.
292. Her kim, bana bir harf öğretse, ben ona kul, köle olurum.
293. Her kim kötüyü yasaklar, fesata kızar ve Allah’ın yasaklarının hududu çiğnendiği zaman öfkelenirse, Allah’ü Tealada o kulunun lehine öf-kelenir.
294. Her kişinin değeri, yaptığı güzel işiyle ölçü-lür.
295. Her nereye baksam Allah’ı görürüm.
296. Her sorunu kolay yönünden ele al, hayatın-da rahat edersin. Çünkü sen sorunları kolaylıkla-rıyla ele aldıkça çözümleri de kolaylaşacaktır.
297. Her şey akla muhtaçtır, akıl da eğitime.
298. Her şey olması gereken zamanda oluşup el-de edilir. Bunu bilmeyen cahil, yorgunluğuyla mahzun kalır.
299. Her şeye ibretle bakınız. Ve gördükleriniz-den ibret alınız.
300. Her şeyi layık olduğu yere koyan Allah’tır.
301. Her şeyin bir belası vardır ve iyiliğin belası da kötü arkadaştır.
302. Her şeyin sonunu uzun uzun düşünen ve bir türlü karar veremeyenlerden, şecâat ve cesaret namına, hiçbir şey beklenemez.
303. Her şeyin en büyüğü İlim ve Bilimdir. Çün-kü ilim ile Hakk’a yol bulunur, bilim ile halka ta-hammül edilir.
304. Her şeyin en iyisi, en yeni olanıdır; ama dostların en iyisi, en eskileridir.
305. Herkes için tatlı, acı bir son vardır.
306. Hırs seni kul etmesin, Allah seni hür yarat-tı.
307. Hırs ve tamah, yorgunluk ve meşakkatin anahtarıdır.
308. Hızlı yükselenlere imreniliyor. Oysa en hızlı yükselenler toz, duman. saman ve tüydür.

309. Hiç bir süs edep kadar güzel değildir.
310. Hiç bir şey görmedim, meğer ondan evvel ve onunla, ondan sonra gördüğüm hep Cenâb-ı Hak’tır.
311. Hiç bir zaman vaadinizden ve sözünüzden dönmeyiniz.
312. Hiç kimsenin hatasını yüzüne vurmayınız. O hatayı işleyene hatasını, başka birini misal gös-tererek anlatınız.
313. Hiçbir işte lüzumundan fazla aceleci olma. Dikkatli davranma sahibi olanlar, kendilerini bir çıkmaza girmekten muhafaza etmiş olurlar
314. Hikmet sahibi kişilerin sözleri doğruysa i-laçtır, yanlışsa hastalıktır.
315. Hizmetçiniz Allah’a itaat etmezse onu ceza-landırınız, ama eğer size itaat etmezse onu ba-ğışlayabilirsiniz.
316. Hoş geçinmek aklın yarısıdır.
317. Huzur ve barışçıllığı arkadaş edinmişe ya-kınlaş, arkadaşlığından mutlu olmadığın kişiden uzak ol.
318. İbret alınacak şeyler ne çok, ibret alanlarsa ne az.
319. İhtirâs; feyiz ve kemâlin en büyük düşma-nıdır.
320. İhtiraslı kimse bütün dünyaya sahip olsa da yine fakirdir.
321. İhtiyarlığın, ölüm habercindir.
322. İki şey vardır ki sonu bulunmaz; ilim, akıl.
323. İki şey vardır ki yitirmeden kadri bilinmez; gençlik ve afiyet.
324. İki tür insan vardır. Bilen ve dinleyen.
325. İki yüzlü insanlardan uzaklaşınız. Zira iyi vaktinizde etrafınızda dönüp dolaşırlar. Kötü vaktinizde derhal sizden kaçarlar.
326. İki yüzlünün dilinde tat, kalbinde fesat giz-lidir.
327. İktisatlı olmayla ihtiyaçların yarısı giderile-bilir.
328. İlim bayrağımdır, nereye gitsem benimledir kalbim onun ilmiyle doludur, sanma ki boş bir sandıktır.
329. İlim bütün iyiliklerin anahtarıdır.
330. İlim hiç bir servet ile satın alınmaz. Onun içindir ki, bir cahil ne derecede zengin olursa ol-sun, en fakir bir alim ile mukayese olunmaz.
331. İlim insanın güzelliğidir. Onu kazanmayı is-te. Onu edin ki kahrıyla yaşayan insan bir olma.
332. İlim maldan hayırlıdır: İlim seni korur, malı sen korursun. Mal vermekle azalır, ilim öğret-mekle artar. İlim hakimdir, mal ise mahkum. İ-lim sahibi cömert olur, mal sahibi cimri olur. İ-lim ruhun hakimidir. İlim sahibi cömert olur, mal sahibi cimri olur. İlim ruhun gıdasıdır, mal ise cesedin gıdasıdır. Mal uzun zaman sürecinde tü-kenir, ilim uzun zaman sürecinde tükenmez ve eksilmez. İlim kalbi aydınlatır, mal ise kalbi ka-tılaştırır. İlim peygamberlerin mirasıdır, mal ise eşkıyaların mirasıdır.
333. İlim meclisi, cennet bahçesidir.
334. İlim isteyenine yüceliğinden akarak gelir.
335. İlim tükenmez bir hazine, akıl eskimek bil-mez bir elbisedir.
336. İlim uygulamayla eşittir. Bilen uygular. İlim uygulamaları ile seslenir. Uygulama cevap verir-se ne ala, vermedi mi İlim de göçer gider.
337. İlim ve tecrübenin asıl merkezi akıldır.
338. İlimden başka her şey azaldıkça değeri yükselir. İlim ise çoğaldıkça değeri yükselir.
339. İlmin ayıbı, verimsiz oluşudur.
340. İlmin bereketi güzel ameldir.
341. İlmin verâseti olmaz, ölülerinizin kemikle-riyle övünemezsiniz.
342. İlmini saklayan cahil gibidir.
343. İnat, kötülüklerin kaynağıdır.
344. İnatçılık insanın aklına zararlıdır.
345. İnatçılık, savaş ve düşmanlığa yol açar.
346. İnatçılığın insanın dünya ve ahretine zararı her şeyden çoktur.
347. İnanan insanın yüzünde güleçlik vardır, kalbindeyse hüzün. Gönlü her şeyden geniştir, nefsi her şeyden alçak. Yücelikten nefret eder, şöhrete düşmandır, gamı gussası uzundur, dü-şünmesi derin, susması fazladır. Vakti yoktur, çok şükreder, çok sabreder, düşünceye dalmış-tır. İhtiyacı olanları görünce, kendi ihtiyacını ha-tırlamaz bile. Hûyu güzeldir, geçinmesi hoş ve yumuşak. Şeref ve din bakımından serttir, hûy bakımından alçak.
348. İnsaf, ihtilafı giderir ve arkadaşlığa yol a-çar.
349. İnsanı vaktinden önce yıpratan bir şey var-sa o da tembelliktir.
350. İnsan belayı dilden bulur.
351. İnsan cahil olduğu şeyin düşmanıdır.
352. İnsan dün bir tohumdu, yarın toprak ola-cak.
353. İnsana bin dost az, bir düşman çoktur.
354. İnsanda dil olmazsa, insan söz söylemezse, surete bürünmüş bir varlıktan, yahut başıboş bı-rakılmış otlayan bir hayvandan başka ne olabilir ki?
355. İnsandaki edep, onun altınından daha iyi-dir.
356. İnsanın en şiddetli düşmanı gazabıyla şeh-vetidir.
357. İnsanın değeri, önem verdiği şeye göredir.
358. İnsanın dilekleri kendisine yakındır. Her şey den çok insana yakın olansa ölümdür.
359. İnsanın kendisine iyilik edeni övmesi, iyiliği arttırır.
360. İnsanın kendisi salih ve iyi olursa, Allah onun salih olması vasıtasıyla çocuklarını ve to-runlarını da salih eder.
361. İnsanın kişiliğini sözü teyid eder.
362. İnsanın kurtuluşu doğruluktadır.
363. İnsanın tevazu sahibi olması, kendisine ik-ram getirir.
364. İnsanın utanması, örtüsüdür.
365. İnsanın yaşlanıp Rabbini bildikten sonra ölmesi, küçükken ölüp hesapsız Cennet’e girme-sinden daha hayırlıdır.
366. İnsanın vücudunda yerleşmiş olan sırlar, gün geçtikçe açığa çıkar.
367. İnsanlar yaşarken uyur, ölürken uyanırlar.
368. İnsanlar; akıl, ilim, huy, yoksulluk ve zen-ginlik yönünden farklı oldukları sürece, birbirle-riyle güzel geçinirler. Eğer mezkur sıfatlarda eşit olsalardı, (yükümlülük üstlenmekten kaçarak) helak olurlardı.
369. İnsanlar arasında Allah’ı en iyi bilen, O’nu çok seven, tam itaat edendir.
370. İnsanlara faydası olmayanı ölüler arasında say, git.
371. İnsanları alçaltan ve nihayet mahveden 3 şeydir: Birincisi, hasislik. İkincisi, servet düş-künlüğü, üçüncüsü bencillik ve kibirliktir.
372. İnsanların değerlerini ölçmek için değerli olmak gerek.
373. İnsanların en acizi insanlardan kardeş edi-nemeyenidir. Bundan daha acizi de kardeş edin-dikten sonra onu yitirendir.
374. İnsanların en alçağı haksız yere başkalarına hakaret edendir.
375. İnsanların en güçsüzü dost bulmada güçlük çekendir, ondan daha güçsüzü ise, dostlarını yi-tirip yapayalnız kalandır.
376. İnsanların en fazla bağışlaması gerekeni, ceza vermeye en fazla gücü yetenidir.
377. İnsanların güzel edebe, altın ve gümüşten daha çok ihtiyaçları vardır.
378. İnsanların kalbi vahşi ve başıboştur; kim onlarla ilgilenirse onlara doğru cezbolur
379. İnsanların kıymeti, yaptıkları iyilikler ile öl-çülür
380. İnsanların solukları ecellerine doğru attık-ları adımlardır.
381. İnsanların vefat eden akraba ya da dostları için feryatlarla ağlamalarına şaşırıyorum.
382. İnsanlarla öyle geçinin ki, öldüğünüzde size ağlasınlar, sağ kalırsanız sevgiyle çağrışsınlar sizin için.
383. İnsanlarla öyle geçinin ki öldünüz mü ağla-sınlar size; sağ kaldınız mı sevgiyle çağırsınlar sizi.
384. İslam TESLİMİDİR. Teslim ise yakındır, ya-kın tasdiktir. Tasdik ikrar, ikrar eda, eda da ameldir.
385. İsraf ve taşkınlık eden kimsenin üç belirtisi vardır: Sahip olmadığı bir şeyi ister, parasına sahip olmadığı bir şeyi satın alır, parasına sahip olmadığı bir elbiseyi giyer.
386. İşlerin en zoru alışkanlığı terk etmektir.
387. İyi niyetlilik, gönle ferahlık, bedene esen-liktir.
388. İyi ve kötü insana aynı değeri vermek doğ-ru değildir, bu suretle birincisini iyilikten soğu-tur, ikincisini kötülük yolunda cesaretlendirirsin.
389. İyiliği emret ki, iyi ehlinden (iyilerden) ola-sın.
390. İyilik yapandan şüphelenmek, haksızlıkların en çirkini ve günahların en büyüğüdür.
391. İyilik ediniz, onun mukabilinde fenalık gö-receğinizi, katiyen aklınıza getirmeyin.
392. İyilikle, hür adamı köle yaparsın.
393. Kadına aşırı düşkünlük, ahmakların işidir.
394. Kadının hayırlısı, sevgi dolu, doğurgan ola-nıdır.
395. Kalb, kör olduktan sonra gözlerin görme-sinde hiç bir fayda yoktur.
396. Kalb temiz olursa, dilden güzel sözler çıkar.
397. Kalbler, kablara benzer. Hayırlı olan, hayır-la dolu olanıdır.
398. Kan dökmekten kaçının, İslâm’ın hükümle-rine göre cezalandırılması gerekmeyen kimseleri öldürmeyiniz.
399. Kardeşi için kuyu kazan, o kuyuya akibet kendisi düşer.
400. Kendi aybına bakan kimse ve onu ıslaha ça-lışan kişi, halkın ayıbına bakmaz.
401. Kendi çocuğunu edeplendirdiğin şeyle yeti-mi de edeplendir ve çocuğunun eğitimi için ya-rarlandığın yerden yetim için de yararlan.
402. Kendi görüşüyle yetinen, canını tehlikeye atmıştır
403. Kendi kadrini bilen helak olmaz.
404. Kendin için istediğini başkaları için de iste, kendin için istemediğin bir şeyi başkası için de isteme.
405. Kendine reva görmediği şeyi başkasına reva gören insan Kamil olamaz.
406. Kendisine edep yüklenen kimsenin kötülük-leri azalır.
407. Kendini bilen Allah’ını da bilir.
408. Kendini cömertliğe alıştır ve her ahlakın en iyisini seç; çünkü iyilik alışkanlık haline gelir.
409. Kendini güçlükler karşısında sabretmeye a-lıştır, çünkü haksızlık karşısında Hak için sab-retmek en iyi ahlâktır.
410. Kendini tanımayan kimse kurtuluş yolundan uzaklaşarak cehalet ve sapıklık yoluna giriverir.
411. Kendisini beğenen ve kendisinden razı olan bir kimsenin kusur ve zaaf noktaları aşikar olu
412. Kendisini beğenen ve kendisinden razı olan kimse bir çok üzüntü ve acı çeker.”r.
413. Kendisini tanıyan kişi, Allah’ını da tanır.
414. Kendini bilmeyen başkasını nasıl bilir?
415. Kınama ve azarlamada aşırı gitmek inata neden olur.
416. Kıskanç insan hiçbir zaman rahatlık ve hu-zur yüzü görmez.
417. Kıskanç kimse daima hasta olur.
418. Kıskançlık hasta eder.
419. Kıskançlık hastalıkların en kötüsüdür.
420. Kıskançlık, ateşin odunu yediği gibi oda iyi-likleri yer.
421. Kıskançlık insanın dünyasını karartır.
422. Kıskançlık, insanın kalbi ve sinirleri üzerin-de kötü etkiler bırakır ve insanı hasta eder.
423. Kıskançlık, ruhun hapsidir.
424. Kıskançlık, vücudu kemirir.
425. Kim bir işte halka öncü olursa, başkasını terbiyeye kalkmadan kendisini terbiye etmeli. Bu terbiye de diliyle öğüt vermeden önce, hûyuyla öğüt vermek suretiyle olmalı. Nefsine muallim olup kendini terbiye eden kişi, insanlara mual-limlik edip onları terbiye edenden daha fazla ululanmaya değer.
426. Kim; halkın ayıplarını görür, onları kınar, fakat kendisi de o işleri yaparsa, ahmağın ta kendisidir.
427. Kim ki cimrilikten uzaktır, dostluğumu ka-zanır. Cimrilik ederse beni karşısına alır, yergimi kazanır.
428. Kimin söylediğine değil, ne söylediğine bak.
429. Kimsenin yanlışını yüzüne vurmayınız. Baş-ka birisini göstererek ‘gelinim sen anla’ gibisin-den uyarınız.
430. Kişi bilmediğinin düşmanıdır. Kişi dili altın-da saklıdır? Konuşturunuz kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız.
431. Kişinin karşılaşacağı bütün sorunların kolay olması beklenemez, bazılarının kolay olmasının yanında bazıları zor olacaktır.
432. Kişinin yapısını oluşturan öz iyi değilse, o kişinin ağzından iyi sözler çıkmaz.
433. Kitaplar bilginlerin bahçeleridir.
434. Kitaplar, bilgi sahiplerinin bahçeleridir.
435. Konuşun da tanışın, çünkü insan dilinin al-tında gizlidir.
436. Korku, afetlerden biridir.
437. Korkulan her şey zarar vermez.
438. Kötü alışkanlıkları terk etmek en büyük i-badetlerdendir
439. Kötü evlat, insanın en büyük musibetler-dendir
440. Kötü evlat, ailenin şerefini yıkar ve geçmi-şine leke sürer.
441. Kötü evlat anne ve babanın şerafetini yok eder ve geriye kalanları rezil eder.
442. Kötü huylarını terk et. Halkın hürmetlerine mazhar olursun.
443. Kötü insanlarla oturup kalkmak, iyi insanlar hakkında su-i zan doğurur.
444. Kötü yaratılışlının liderliği olmaz.
445. Kötü zanlı olup, dostlarını elinden çıkarma.
446. Kötülükten çekinmek, iyi bir iş yapmaktan yeğdir.
447. Kul ümidi yalnız Rabbine bağlamalı ve yal-nız günahları kendini korkutmalıdır.
448. Kullar, bilmedikleri şeylerde duraksasalardı ne kâfir olurlardı, ne de sapıklığa düşerlerdi.
449. Kutsal görevinizin yoksul, sakat ve yetimle-re bakmak olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayın. Memurlarınız onları incitmesin, onlara kötü dav-ranmasın. Onlara yardım edin, koruyun ve yar-dımınıza ihtiyaç duydukları her zaman huzurunu-za çıkmalarına engel olmayınız.
450. Küçük bir insandan gelen büyük bir fikri küçümseme.
451. Küçüklükte soru soran kimse, büyüdüğünde cevap veren biri olur.
452. Layık olmayan kimselere yüz suyu dökme; kendini beyhude yere rezil edersin.
453. Lisanını küfre alıştırma. Tatlı dilli ol. Yoksa önüne gelene havlayan köpeklere dönersin. Halkı zorla kendine nefret ettirirsin.
454. Mal çokluğu kalpleri bozar, günahları doğu-rur.
455. Mal, isteklerin temelidir.
456. Mal mülk toplayıp biriktirme, kime topladı-ğın bilinmez.
457. Mal- mülk yığmakla uğraşanlar yaşarken ölmüşlerdir. Allah’a teslim olmuş alimler ise in-sanlık var olduğu sürece yaşamaya devam eder-ler. Vücutları toprak olup gitmiştir, ama iz ve etkileri yüreklerde yaşar.
458. Mal, mülk insanın gözünü doyurmaz, kalp zenginliğine çalış.
459. Malından vermeyeni zenginlerden sayma.
460. Marifetlerin en üstünü insanın kendisini ta-nımasıdır ve en büyük cahillik ise insanın kendini tanımamasıdır.
461. Mazideki esefli ve üzüntülü olaylarla kalbini doldurma, gelecekte uğraşmaya zaman bulamaz-sın.
462. Mazluma yardımcı ol, zalime düşman kesil.
463. Mazlumu, zalimin elinden kurtaracağım.
464. Mazlumun öç alma günü, zalimin zulmettiği günden daha korkunçtur.
465. Memurlarınızı seçerken zalim yöneticilere hizmet etmemiş ve devletin suçlarından ve zu-lümlerinden sorumlu olmamış bulunmalarına dik-kat ediniz.
466. Memurlarınızın hareketlerini kontrol edin ve bunun için güvendiğiniz samimi kişileri kullanı-nız. Mektuplar ve müracaatlara bizzat kendiniz cevap veriniz.
467. Merhamet ve ibâdetlerin en hayırlısı, gizli sadaka vermek ve inzivâ köşesinde ibâdet et-mektir.
468. Midenizi fazla hayvan mezarlığı yapmayınız.
469. Milletlerin ölçü ve terazisi adalettir.
470. Misafirine gücün yettiğince ikramda bulun, öyle ki ona saygıda seni mirasçı kabul etsinler.
471. Mutlu ile arkadaş olan, mutlu olur.
472. Mükemmel insan eksiklerini ve kusurlarını bilendir. En kötüsü ise insanların doyumsuz is-teklerinin ve hırsının peşine düşendir.
473. Mümin, kardeşi açken doyasıya yemez.
474. Mü’min, insanların ezâsına tahammül eden, fakat hiç kimsenin ondan incinmediği kişidir.
475. Mü’min, kardeşlerine karşı ululanmaya, ona güler yüz göstermemeye başladı mı ondan ayrıldı demektir.
476. Müslüman olsun olmasın herkese aynı dav-ranın. Müslümanlar kardeşleriniz, Müslüman ol-mayanlar ise sizin gibi bir insandır.
477. Namus, güzelliğin sadakasıdır.
478. Ne kadar tenha bir yerde olursa olsun bir fenalık yaparken, seni hiç kimsenin görmediğine hükmetme. Seni, mutlaka bir gören vardır. O da Allah’tır.
479. Ne yüksek mevki ile sevin, nede düşkün ol-duğuna üzül.
480. Nefsine hâkim olman, en üstün güç, kudret-tir. Ona buyruk yürütmen en hayırlı emârettir.
481. Nesebinle değil edebinle öğün.
482. Nerede bir bilgin görürsen, hemen buyru-ğunu kabul edip hizmetine gir.
483. Nice bilgin vardır ki, bilgisi olduğu halde ona fayda vermez de bilgisizliği öldürür giderir onu.
484. Nice kan vardır ki, onu dil döker.
485. Nice zengin vardır ki, yoksuldan da yoksul-dur; nice büyük kişi vardır ki, her aşağılık kişi-den de aşağıdır, nice yoksul vardır ki, bütün zenginlerden daha zengindir.
486. Oyun, hayranı biri saadete eremez.
487. Oysa ölüm cebimizde bize hep eşlik etmek-tedir, neden cahiller de feryatla karşılanır, ölüm neden böyle şaşkınlık yaratıyor.
488. Öfke delilikten bir bölümdür. Çünkü, sahibi nadim olur, nadim olmuyorsa deliliği adamakıllı pekişmiş demektir.
489. Öfke gücünü izleyecek olursan seni helak eder.
490. Öfke korkunç bir ateştir. Onu bastıran ateşi söndürür, yapamayan içinde yanıp gider.
491. Öfke kötü bir arkadaştır. Kusur ve çirkinlik-leri açığa çıkarır, insanı kötülüğe yakınlaştırıp iyilikten uzaklaştırır.
492. Öfke ve kızgınlıktan koru kendini. Çünkü başlangıcı delilik, sonu pişmanlıktır.
493. Öfkeden kaçın, sakın öfke sana galip olup alışkanlık haline gelmesin.
494. Öl ama alçalma, azı yeter bul ama yüzsuyu dökme.
495. Öldükten sonra yaşamak isterseniz kalıcı bir eser bırakınız.
496. Öldükten sonra da yaşamak isterseniz, öl-mez bir eser bırakınız.
497. Ölüm ahretin kapısıdır.
498. Ölümü unutmak, kalbi paslatır.
499. Ölümü unutmayan, güzel şeylere tutkun o-lur.
500. Ölümün belirtisi doğmaktır.
501. Önder önce kendini eğitmeli, sonra diğerle-rini. Önce kendi edebiyle örnek olmalı, sonra öğüt ve nasihatle.
502. Öğren, Cahil kalma. Ali yalın ayaklıların en hayırlısıdır.
503. Övünmeye değer şeyler güçlü akıl, utanma, nefsinden sakınma ve eğitimdir.
504. Öyle bir devir ki hiçbir arkadaşın senden hoşnut değil. Ve öyle bir devir ki hiçbir dostun sana dürüst ve gerçek dost değil.
505. Öyle bir kimseyi dost tut ki, aranızda kar-deşlik husule gelsin. Ve senin bulunmadığın yer-lerde, seni müdahale etmek için düşmanlarınla pençeleşsin.
506. Parçalayıcı ve yiyici yırtıcı hayvan, zalim ve zorba bir validen iyidir.
507. Perde kaldırılırsa yakınım (bilincim) artmaz benim.
508. Renkten renge giriş, inançtan inanca geçiş, ahmaklığın alametlerindendir.
509. Rezil kişilerin başa geçmesi, insanlara afet-tir.
510. Sabır acılığının meyvesi zaferdir.
511. Sabır en güzel huy, ilim de en şerefli süs eşyasıdır.
512. Sabır iki türlüdür. İstemediğin, hoşlanma-dığın şeye sabretmek; Sevdiğin, istediğin şeye sabretmek.
513. Sakın aile ve akrabalarının bedbahtlardan olmasına sebep olan birisi olmayasın.
514. Sakın başkasının kölesi olma; çünkü Allah seni hür yaratmıştır.
515. Sakın cahil kimselerle şaka etme. Onların halleri ve dilleri akrebin kuyruğu gibidir; derhal senin kalbini zehirleyebilir.
516. Sakın insanların eşit olduğu şeyi tekelleş-tirmeye kalkma.
517. Saltanat ve tahakküm hırsına kapılanlar, debdebe ve saltanat içinde yaşamış olsalar bile, daima lanetle anılırlar.
518. Sana cefa edeni utandırman için hoşça ge-çinmeye çalış.
519. Sana niçin yaptığını sorduklarında utanaca-ğın ve yalanlamağa kalkacağın işleri yapmaktan çekin.
520. Sana karşılık iyilik yapanlara, teşekkür et-mesini bilenlere de iyilik et.
521. Sana öğüt veren, sana geniş kredi açmış tüccara benzer.
522. Sefih olanlar lisanla dostluk gösterirler. Fa-kat kalbleri fesatla doludur.
523. Sen ey insan. Ayan beyan bir kitapsın, harfleriyle yüreğin okunur.
524. Sen öyle bir kitap ilmisin ki, harflerin, es-rarı çözer.
525. Seni yalnız iyi günlerinde arayan, düşkün günlerinde senden kaçacaktır.
526. Seni, sende bulunmayan özellikler ve de-ğerler icat ederek koltuklayan, bir gün gelir yapmadığın suçları da üstüne yığarak seni çekiş-tirmeye, çeliştirmeye kalkar.
527. Senin hakkında iyi zanda bulunanın zannını gerçekleştir.
528. Seviyesiz insanların bana cahilce sözlerine karşılık vermekten tiksinti duyarım.
529. Sırrı erdemli olandan başkasına verme. Yanlız o erdemli insanlarda sır olarak kalabilir.
530. Sırlarını ona buna açıyorsan, başına gele-cek zilletlere razı ol.
531. Sızlanmak, sabırdan zordur.
532. Siyaseti başaramayan başkan olamaz.
533. Siyasetlerin (yönetimlerin) en zoru alışkan-lıkları değiştirmektir.
534. Sizin en kötünüz insanları çekiştirerek dostlar arasında ayrılık düşüren ve temiz insan-lara kusur bulan kimsedir.
535. Sizin için korktuğum şeylerin en başında, nefsinin isteğine uymak ve uzun emelli olmak gelir. Birincisi hak yoldan alıkoyar; ikincisi ise ahireti unutturur.
536. Sizin hayırlınız, günahına gerçekten çok tövbe edenlerdir.
537. Sizin için korktuğum şeylerin en başında, nefsinin isteğine uymak ve uzun emelli olmak gelir. Birincisi Hak yoldan alıkoyar; ikincisi ise ahireti unutturur.
538. Sizler mallarınızla halkı kuşatamazsınız (onların gönüllerini hoş edemezsiniz); öyleyse açık yüzlülük ve güzel davranışınızla onları kuşa-tınız; çünkü ben Allah Resulünün şöyle buyurdu-ğunu duydum: “sizler, mallarınızla halkın gönül-lerini hoş edemezsiniz; o halde ahlakınızla onla-rın gönüllerini hoş edin”
539. Sorun benden beni yitirmeden, bana gök yollarını sorunuz, onları yeryüzü yollarından da-ha iyi tanırım.
540. Sorun bana beni yitirmeden; Çünkü andolsun Allah’a, Kur’ân’da hiçbir âyet yoktur ki niçin ve kimin hakkında indi, nerde indi, düzlük-te mi, dağlıkta mı, hepsini de en iyi bilenim ben. Gerçekten de Rabbim bana, anlayan bir akıl, söyleyen bir dil ihsân etmiştir.
541. Soruya verilen cevap çoğalınca doğru gizli kalır.
542. Soyluluk; babaların, anaların mensup ol-dukları soyla boyla değil, övülecek üstünlükle kazanılır.
543. Söylemediğin sözün hakimi, söylediğin sö-zün mahkumusun.
544. Söyleyene bakma, söylenene bak.
545. Söz ilaçtır, azı yaşatır, çoğu öldürür.
546. Söz; ok ve mızraktan daha tesirlidir.
547. Söz benim ağzımdayken söz benim esirim, söz ağzımdan çıkdıktan sonra ben sözümün esiri olurum.
548. Söz dilinin susutuğu ve amel dilinin söyle-diği nasihat hiçbir kulak tarafından kovulmaz ve onun faydası ile hiçbir fayda bir olmaz.
549. Söz sizin ağzınızda olduğu sürece, söz sizin esiriniz, söz ağzınızdan çıktıktan sonra siz sözü-nüzün esiri olursunuz.
550. Sözün gümüş olsa da, ey nefs sükut (sus-kunluk) altındır.
551. Sözün güzelliği, kısalığındadır.
552. Sözünde duramayacağın bir yerde söz ver-me ve kefaletine vefâ edemeyeceğin yerde kefil olma.
553. Susmak, ağırbaşlılığı arttırır.
554. Susmak, sana ağırbaşlı bir elbise giydirir ve sonunda özür dileme zorundan korur.
555. Sükût, yalan söylemekten ve başkalarını çekiştirmekten herhâlde evlâdır.
556. Şahsınıza fenalık eden bir düşmanı affedi-niz. Lâkin vatanınıza ve milletinize fenalık eden bir kimseyi, asla affetmeyiniz.
557. Şehvet bir kapıdan girer, akıl öbür kapıdan çıkar.
558. Şer’den çekinen kişi, hayır yapana benzer; suçtan sakınan kişi, iyilikte bulunana döner.
559. Şeref ve namus, en büyük hazinedir. Onlara mâlik olanlar, hayatlarını dâimâ memnun ve me-sut geçirirler.
560. Şeref ve soyluluk, yüksek özellik ve nitelik-lerden gelir, ataların çürümüş kemiklerinden de-ğil.
561. Şerefine düşkün olan kötü cevap almaktan kendini sakınır. İnsanların davranışlarını düşüne-rek ve gözeterek onlarla uyum içinde yaşayan kendi kişiliğinide korur.
562. Şerefli ve önemli bir mevkiiniz olması için bilime sarılınız.
563. Şiddetli istek mutluluğun en büyük düşma-nıdır.
564. Şu (Kur’ân), Allah’ın suskun kitabıdır; ben ise Allah’ın konuşan kitabıyım.
565. Şükür nimetlerin süsüdür.
566. Takva, Allah’ın yap dediğini yapmak, yapma dediğinden kaçmaktır.
567. Tamah mihneti davet eder.
568. Taraf tutmayın, bazı insanları kayırmayın. Bu tür davranışlar sizi zulme ve despotluğa çe-ker.
569. Tarımla uğraşanlar devletin servet kaynağı-dır ve bir servet gibi korunmalıdır.
570. Tecrübe fayda ile beraber gelen ilimdir.
571. Terbiyesizlikle kendisini düşüreni, soydan gelme asalet yükseltemez.
572. Tevâzu gösteriniz ki, halkın hürmet ve tekrimini (saygısını) kazanasınız.
573. Tövbe etmek elindeyken, ümidini kesene şaşarım.
574. Uygunsuz yerlere giren, kendini töhmete kaptırır.
575. Utancın üstünü, insanın kendinden utanma-sıdır.
576. Üç sınıf Allah sevgisinden uzak tutulmuş-tur: Zalimler, onlara yardakçılık edenler ve zul-mü hoş karşılayanlar.
577. Üç şey hayatı tatsızlaştırır: kin, kıskançlık ve kötü huyluluk.
578. Üç şey insana hayatı zindan eder: Ağırlaşan aile yükü, borçların baskısı ve bir hastalığın sü-rüp gitmesi.
579. Üç şeyi kendinizde tutup saklayın: Cesare-tiniz, bilginiz ve malınız. Bazı insanlar sahip ol-duğunuz bu 3 şeye düşmandır ve o insanları an-cak bu 3 şeyi kaybetmeniz sevindirir ve razı e-der.
580. Üstünlük taslamak, ayıpların en kötüsüdür.
581. Varlıklı kişiden ellerinin içinde senin için ne skladığını bilmedikçe uzak dur.
582. Verilen söz, zamanında yerine getirilmesi gereken bir borçtur.
583. Ya siz bizi yok edersiniz ya da, biz sizi yok ederiz. Ya da barışı daha uygun görürsünüz.
584. Yakınlarına yardımı bırakan, düşmanlarına yardım etmiş olur.
585. Yalan hıyanettir, doğruluk emanettir.
586. Yalan söylemenin sonu, kınanmaktır.
587. Yalan ve iki yüzlülük en kötü ahlaktır. Ya-lancıların başlıca sıfatları şunlardır: evvela sana diller döker, birçok şeyler vaad eder. Sonra sen-den vazgeçer. Daha sonrada arkadan senin aley-hine bir çok şey söyler.
588. Yalancılardan daima uzak bulununuz. Çünkü onlarla içli dışlı olur ve onlarla dolaşıp kalkarsa-nız, sizde yalancı olursunuz.
589. Yalancıların başlıca sıfatları şunlardır. Ev-vela sana diller döker, birçok şeyler vaad eder. Sonra senden vazgeçer. Daha sonrada arkadan senin aleyhine bir çok şey söyler.
590. Yalandan daha kötü bir kabahat yoktur.
591. Yalanlanacağından korktuğun bir şeyi an-latma.
592. Yanlışını gününde görüp nefsine sitem e-dersen yanlışın faydaya dönüşür. Dünde kalan yaşam geçmişle yok olur gider.
593. Yaptığın iyilikleri ve sana anlatılanları giz-le.
594. Yâ Rabbî! Ben sana cennet için değil, ce-hennem korkusu için de ibâdet etmiyorum. Belki seni tapınmağa lâyık olarak tanıdığım için ibâde-timi yapıyorum.
595. Yaşamın tecrübeleri doğru karar verebilme-yi öğretti, öyle ki artık beni bitirmeye –yok et-meye gelen şeyleri ben bitirip– yok ettim.
596. Yeni ilmi şeyleri öğrenmekle, kalbinizin yorgunluğunu ve rahatsızlığını giderin, çünkü kalpleriniz de vücudunuz gibi yorulur.
597. Yeni mal, mülk edinmeden önce yığdıkları-nızı kullanınız.
598. Yerilen aşağılık kişiler saygınlık döşeklerine oturacak olursa biz ayağa kalkarız.
599. Yoksullar bazen çok müşkül durumlarda ka-lırlar. Söyledikleri sözler ne kadar doğru olursa olsun, onları dinleyenler sözlerine kulak asmaz-lar.
600. Yoksula yardımı dilenmeden yap. Sen onu el açmak zorunda bırakırsan, verdiğin sadaka i-le, onun sadakadan daha değerli olan haysiyetini satmaktan kurtarırsın.
601. Yoksullarla otur, şükrünü artırırsın.
602. Yoksulluğunu gizle, yoksa itibarın sıfıra i-ner.
603. Yol cümleden Ulu’dur.
604. Yola düşmeden arkadaşı, eve girmeden de komşuyu sor.
605. Yüzünüze karşı yapılan şişirme övgüleri dinlemekten kendinizi koruyunuz. Çünkü onlar, kalpleri kirletip ortalığa pis bir koku yayarlar.
606. Yumuşak ahlak, soyluluk ve büyüklüktendir. Yumuşak huyluluğun bitmez tükenmez kaynağı ol. Kimseye asla eziyet etme, yaptığın şeyin so-nuçlarını görür ve duyarsın.
607. Yumuşak konuş, sevilirsin. Yüce kişinin aç kalınca, aşağılık kişinin karnı doyunca saldırısın-dan korkun.
608. Yükseklik taslamak alçaltır, alçak gönüllü-lük yükseltir.
609. Zalime gelip çatan adalet günü, mazlumun uğradığı cevir ve cefa mihnetinden çetindir. Şid-det son dereceyi buldu mu ferahlık gelir çatar. Bela halkaları tam daraldı mı genişlik yüz göste-rir.
610. Zalimin düşmanı Allahtır. Zalimin ikbali de geçicidir.
611. Zaman bana karşı maske takındı, beni ta-nımazlıktan -görmemezlikten geldi, bilmedi ki ben güne saygılıyım ve talihsizliklerin en korku-lusunu bile kolay şeymiş gibi karşılarım.
612. Zaman ibret aynasıdır.
613. Zaman kendine uymazsa, kendini zamana uyduranlar. en akıllı kimselerdir.
614. Zaman sana uymaz, sen zamana uyacaksın.
615. Zaman uzasa, sonu gecikse bile sabreden mutlaka zafere ulaşır.
616. Zamanı değilse çok konuşma, söze başvur-ma, suskunlukla süsle aklını.
617. Zamanının bir kısmı maziye karıştı. Geride kalan günlerinin sayısı da belli değil, fırsat var-ken çalış.
618. Zamanın icaplarına uymayanlar, sürüden ayrılmış koyunlar gibi geri kalırlar.
619. Zayıfları ziyaret etmek alçak gönüllüğünüz-dendir.
620. Zenginlik gurbette bir vatan, Fakirlik va-tanda bir gurbet gibidir.
621. Zenginliği görüntülemek, şükürden sayılır.
622. Zenginliğin en yücesi dilekleri terk etmek-tir.
623. Zulme ve kötülüğe karşı çıkmayan daha be-lasına uğrar.


(*) 28. Hz. Ali efendimizin güzel sözleri çok faz-la olmasına rağmen, onların Hutbe ve mektup-larda olanlarla kendilerini ilgilendiren bölümleri-ni bu bölüme almadık.

(**) Bu Makale Kazım Balaban'ın Hz. Ali'nin Er-demleri adlı kitabından alınmıştır.
**Gönderen: Orhan Bahçivan-orhanbahcivan@msn.com

Köşe Yazarları
Copyright © 2003 - 2008 Ardahan kuzeyanadolugazetesi.com
Tel: 0478 - 211 43 31 - 211 45 00
Adres: İnönü Cad. No:50 Ardahan