Bal Tutan Parmak ..
Gönderen Fakir - Nisan 02 2009 - 05:34:02
Bal Tutan Parmakları Adalet Kesmeli/Mustafa Küpeli

Mustafa Küpeli Şeriatın kestiği parmak acımaz ya öncelikle Belediyelerdeki “Bal tutan parmağını yalar” geleneğini kırmak gerek. O parmakları kesmedikçe yolsuzlukların önüne geçmek mümkün olamaz.
Yolsuzluğun gelenekselleşmesine ışık tutan “Bal tutan parmağını yalar” anlayışı hüküm sürmekte. Parmak yalatan ve yalayanlar siyasi ahlaktan uzak,gömlek değiştirir gibi parti değiştirir. Her seçimde,hiçbir kadroda eksik olmazlar.
İstanbul’daki şehirleşme sürecinde,özelikle varoşlarda arsalar müthiş değer kazanmakta. Bu durumda belediye meclislerinin imar kararları, attıkları imzalar bazen milyon dalarları bulmaktadır. Bu yüzden 5 yıllık dönemde belediyelerde parmak yalayan meclis üyelerinin %90’ı ranta dayalı yolsuzlukları içinde barındıran kararların bir tanesine şerh koyduğunu bulamazsınız. Çoğunun bu seçimlerde seçmenlerine hesap vermeden tekrar aday olması düşündürücü. Hesap soran STÖ veya hak kalmadı mı? soruları insanın aklına geliyor.
Rantı büyük belediyelerde yolsuzlukların yargıya taşınmadığı yapanın yanında kar kaldığı için Ani zenginlikler herkesin ağzını sulandırdığından dolayı belediye meclislerinin seçilmesinde Genel Başkan, Başbakan, Parti Meclisi yakınlarını koymak için birbirini eziyorlar. Büyük paralar dönüyor. Seçim bölgelerinde belediye meclisi üyeliğine aday olmak için kan gövdeyi götürüyor!
Seçildikten sonra başta çok idealist olan Belediye Meclis üyeleri , “Çok etik değil ama herkes yapıyor” ne yapılım diye söylenmeye başladıktan bir süre sonra, yakınlarını, ailelerini “Devletin malı deniz, yemeyen keriz” diyerek onlarda parmak yalıyor. Az önce belirttiğim gibi milyon dolarlık imzalar herkesin ağzını sulandırdığı için kimse karşı koyamıyor. Ve çok geçmeden kendisini kirli ilişkilerin içinde buluyor.
Halk kitleleri yolsuzluklara karşı çok duyarsız
Köylülükten yeterince çıkamadığımızdan dolayı, bizde sivil toplum denetimi neredeyse yoktur.. Bu noktada hepimiz sorumluluğumuzu yetirence yerine getirmediğimizden dolayı denetimsizlik yolsuzluğun önünü açmaktadır.
Halkta çok duyarsız. AB ülkelerinde 5 katlık inşaat iznini 23 kata çıkarmak Türkiye’deki gibi kolayca çıkması mümkün değil. Mahallesinde yapılan kaçak inşaata göz yumar, yüksek kat yapılırken mahalleli olarak pretosto yürüyüşü yapmaz aksine göz yumar. Belediye meclis kararlarını takip etmez, ilan kararlarını incelemez ve oralı bile olmayız. Yapılan yanlışları seçtiğimiz belediyelere topluca gidip hesap soramaz?! İşte sorun burada, bu gevşekliği gören belediyeler istediği gibi kararları çıkarıp, rant peşinden koşarsa burada suçlu halk kitleleridir belediyeler değil.
Özellikle yeni gelişmekte olan belediyelerde çok miktarda “dağıtılacak bal” bulunduğu içindir ki “parmağını yalayanların” o ranta ortak olmak için bin bir film çevirmekteler.
Parti içi yolsuzluklara denetleme olmadığı sürece, Türkiye’deki belediyeler hep yolsuzlukla anılacaktır. O zaman parti içi denetimi, demokrasiyi geliştirmek çok önemli.
Diğer taraftan yetkili resmi kurullar adına soruşturma yapan Müfettişler görevlerini tam yaparlarsa, idari teftişler, adli soruşturmalar yolsuzluğun önünü tıkamaya başlayacaktır.
Yapılan denetimler çok yetirsiz. Bana göre Türkiye’nin daha fazla yolsuzluklarla adının anılması ve temiz bir toplum için, Halk Devletle el ele verip, denetimleri hızlandırıp, yolsuzluklar azaltmanın yollarını aramalıdır.
Mustafa KÜPELİ/Mustafakupeli36@gmail.com