Kızıl bekçiler ..
Gönderen Fakir - Temmuz 10 2009 - 09:30:16
Ardahan Doğasının Kızıl Bekçileri

Zihnimizin derinliklerinde kurnaz payesiyle kalmışlardır tüm sevecenliklerine inat… Barışımızı tamamlamış değilizdir henüz onlarla... Tanıklığını yapmışızdır birçoğumuz kurnazlığının eğreti olduğuna saf edaları yanında... Oysa yanı başımızdadırlar çoğu kez yırtıcı sıfatlarının soğuk ürpertisine rağmen... Kimi zaman bir köy evi kümesine kadar sokulmuşlardır burun buruna geldiğimizde... Kimi zaman seyahatlerimizin şirin misafirleridir onlar, ürkek tavırlarını gözden kaçırmadığımız, otomobil camının diğer tarafında... Adını tüylerinin kızıllığından alan Kızıl tilkiden bahsediyoruz köşe yazımıza konuk olan... Ardahan İlinin yaban hayatı yelpazesinde hatırı sayılır bir yere sahiptir Kızıl tilki.

Doğal yaşam zenginliğimizin renkli simaları Kızıl tilkiler, Ardahan coğrafyasının uzun tarihli ev sahipleridirler aslında... Çoğunlukla yalnız dolaşmayı tercih ederler dingin ovaların müdavimleri... Sarı sıcak güneşin toprağın tenini okşadığı yaz günlerinden birinde koşarken asılıvermiştir belleğimizdeki anı karesinde bir tavşanın ardı sıra... Güneşin varlığının bile unutulmaya yüz tuttuğu soğuk ve karlı kış günlerinde buza kesmiş doğanın bağrında açlık duygusunu dindirecek bir çetin mücadelenin ortasındadır çoğu kez... Anlık bir sıçrayışla başlar umuda yolculuk. Artık ses takibine aldığı bir fareyi kar örtüsü altından çıkarmanın haklı gururunu yaşıyordur ağzında yemeği muzaffer bir komutan edasıyla...

Kızıl tilki doğanın acar çocuğudur ele avuca sığmayan... Bir özgürlük arzusuyla örülmüştür içselliği... Mistik bir şark öyküsüdür o, kulaklarımıza fısıldanan sıcak çay sohbetlerinin koyuluğunda... Düşer yüreğinin peşine, gezer yaşamın kıyısında ova ova, dağ dağ, tarla tarla nefeslerini ensesinde hissettiği ömrüne ömür biçen kartal ve kurtların gölgesinde...

Bereketin teknesidir Ardahan Ovası… Tarla tarla, başak başak… Yaz bereketinin talihimize tebessüm ettiği dönemlerde tarlalarımızın baş düşmanları arasında ilan ettiğimiz tarla faresinin sessiz sedasız avcısıdır Kızıl tilki... An gelir bir orman kuytuluğundadır asi ve direngen... An gelir soluk bir akşam güneşine nazır dağ yamacında... Seyre durur doğayı, alacakaranlığın şehrin üstünü örttüğü ve zamanın mahmurluğu vurduğu anlarda... Doludizgin yaşanır gecenin karanlığında ekmek kavgası... Bir yaşamın bittiği yerde başlar Kızıl tilkinin yaşam savaşı... Doğanın tanıklığında yaşanır oysa bu tiyatro...

An gelir avcının av olduğunu duyumsar inceden inceye sızlayan yüreğinde… Asılı kalır kulaklarda canhıraş feryadı... Ve perde iner aniden... Hoyratça ateşlenen namlu ağzındadır son nefesi… Gözü yuvasına götüreceğini umduğu avında…
Ali Vatan SEZER
Orman Mühendisi