12 Eylül
Gönderen Fakir - Eylül 07 2009 - 07:18:46
12 EYLÜL ASKERİ DARBESİ/MENDERES KOÇAK

Menderes Koçak Barışı isteyenler hala suç işliyormuş gibi algılayan anlayışlar halan ülkemizde varlıklarını sürdürmeye devam etmektedirler. Bu varlıklarının mevcut anayasada beslenmektedirler. Militarist ve öteleyici anlayışlar 21 yy da dünyanın birçok ülkesinde mahkûm edilirken. Bizim ülkemizde halen ciddi bir güçtürler. Bu gücü aldıkları yer ve beslendikleri alan mevcut anti demokratik 1982 anayasasının ve daha da ötesi onun öncesi gerici insan haklarına aykırı maddeleridir.

12 Eylül Askeri Darbesi’nin üstünden tam 29 yıl geçti. Bu 29 yıl bir yeni nesil, bir yeni durum demek. Birçok şey değişmiş olmakla birlikte bir o kadar da değişmeyen şey var bu süreçte. Hem de hayati boyutta.

12 Eylül Askeri Darbesi’nin üzerinden 29 yıl geçti ama darbenin ardından askeri otoritelerce hazırlanan 1982 anayasasının olumsuz etkileri hala devam ediyor. Kürtler üzerinde yürütülen sistematik işkence ve asimilasyon politikası hala zihinlerde tazeliğini koruyor. Bu ağır dönemi unutmak ve yeni bir sayfa açmak için bugün hala sivil ve demokratik bir anayasa yapma ihtiyacı ve cesareti gösterecek bir iktidar çıkmadı. Umarım birileri çıkar ve bu ayıbı sırtımızdan alır ve yine Diyarbakır cezaevi gibi 12 Eylül işkence hanelerinin kapatılarak birer kültür evelerine dönüştürülmesi için yasal düzenlemeler yapılır.

Bunu becerebilecek yürekli yasa yapıcılara acilen ihtiyaç var ve bugün gelinen durum da buna müsait. Çünkü artık başta Kürt sorunu olmak üzere birçok sorunun demokratik bir anayasal güvence altına alınması gerekliliğini özellikle de Kürt halkının hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınmasını artık sağır sultan bile dillendiriyor. Çağ gelişiyor ve değişiyor, dünya gelişiyor ve değişiyor. Biz neden gelişip değişmeyelim ki? Önümüzdeki olumsuz bütün engelleri hep el birliği ile aşalım. Bu konuda sorumluluk sahibi bütün kesimlerin yeni bir anayasanın yapılmasında görüş ve düşüncelerinin alınarak adım atılması, oluşturulacak anayasada bütün kesimlerin hassasiyetlerinin de göz önüne alınarak çözüm geliştirilmesi şarttır.

Hukuk devleti olduğunu her zaman dillendiren Türkiye Cumhuriyeti, maalesef, ne devlet olmanın yüklediği misyonu ne de hukukun öngördüğü bir ortamı oluşturma noktasında gereken sorumluluğu üstlenememektedir. Üstelik en asli görevini yerine getirmemenin yanında, bu noktada yapılan eleştirilere veya önerilere de kendini kapatmaktadır. Kendisini kapatmasının asıl nedeni de 1982 anayasasının ağır maddeleridir. Tabi ki bundan öncecide var ama her şeye rağmen. Bundan sonra yapılacak yeni anayasa bize kardeşlik, barış ve huzur getirecek bir şekilde hazırlanmalı; bir başkasını ötelemeden, birbirimizin farklılığını zenginliğimiz olarak gören ve bunu sahiplenen ayrıca da bu hakkı yasal güvence altına alan bir durumda olmalıdır.

Yine bu konuda demokratım, aydınınım, yurtseverim, ilericiyim diyen her kesim bu konuda ısrarcı olmalı ve sürece destek vermeliler. Artık durmamalı ve acilen bu 12 Eylül Askeri Darbesi’nin bizlere dayattığı 1982 gerici anayasasının derhal değiştirilmesi gerekliliğini öne çıkarmalı. Gelinen aşamada şartlar artık devleti de bir şeyleri tartışır duruma getirmiş. Umarım bu konuda samimi olunur ve gerekleri yapılır. Artık kan ve gözyaşı istemiyoruz. Barış ve kardeşlik içinde bir arada yan yana kardeşçe birbirimize sarılmak istiyoruz. Bunu istemek her insanım diyenin hakkı ve bu hakkını da iyi kullanmalı. Artık dün olduğu gibi tekçi bir şekilde yaklaşmayı bırakma zamanı geldi. Artık insanlar özgürlüğün dilini arıyor. Yani barış içinde, birlikte yaşayarak, savaşa geçit vermeden. Bu nedenle demokratik katılımcı bir anayasa, tüm hak ve özgürlüklerin önünü açan, örneğin anadilde eğitim gibi meşru ve haklı talepleri dillendiren, bu taleplerin yasalarla güvence altına alınarak yaşatılmasını sağlayan bir yapıda vücut bulmasını sağlamalıdır. Bu durum, başta ordu olmak üzere muhalefetteki partilerin anayasa değişikliği konusundaki çekincelerinin aksine ülkeyi bölücü değil birleştirici bir yönde ilerlemeye sevk edeceği konusunda inancım tamdır. Barışın, kardeşliğin, kan dökmeden dostça yaşamanın var olması Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde atacağı ciddi adımlara bağlıdır.
mendereskocak60@hotmail.com