Demokratik Ülke
Gönderen Fakir - Haziran 16 2010 - 05:39:31
Demokratik Ülke/S.Doğu Yılmaz

Saddam Doğu Yılmaz Geçenlerde vatandaşı olduğumuz ülkenin sınırları içerisinde yer alan ve bizim memleket deyip yıllardan beri yaşadığımız Ardahan’ın sokaklarında geziyoruz, arkadaşlarımla birlikte.
Kendi aramızda muhabbet ederken umulmadık bir anda, umulmadık bir yerden –heyy- diye bir ses duyduk bize doğru dalgalanan.
“Ne geziyorsunuz ulan bu saatte?” diye.
-Allah Allah, bu nasıl bir soru?- tebessümü ile arkadaşlarla göz göze geldik.
Ne demek ‘ne geziyorsunuz’ ?
Saat çok geç olabilir, ama bizim bu şehrin sokaklarında hangi saatte, gezeceğimizi bir tek olağan hal durumları belirleyebilirdi.
Çevrede böyle bir durumda yoktu ayrıca.
Eee ne olmuştu o halde?
-DARBE oldu kesin- dedi arkadaşım alaysı bir gülümseme ile.
Biraz daha sese doğru dikkatlice bakınca arkadaşımın bu alaycı söylemini destekler şekilde komutan sandığımız pijamalı biri ve yanında da askerler vardı.
Şaşırdım gerçektende.
Askeri şubenin oradan geçtiğimizi hatırlayarak durumun farkına vardım komutana biraz hak verircesine.
Arkadaşım -Burası demokratik bir ülke ise eğer bizde istediğimiz saatte istediğimiz sokaktan geçer gideriz- dedi komutan sandığımız kişiye.
“belli, çok demokratik bir ülke” dedi, İmalı bir tavırla.
Aslında komutanın imasının altında ki demokratiksizliğin ve adaletsizliğin çok açık ve net bir şekilde farkındaydı arkadaşım bu soruyu sorarken.
Sadece devletin, yaptığı içi boş açılımının arkasında ki imayı arar gibi.
Demokratikleşme açılımı yapıyorum diyorsun ama, açılımı yaptığın halkın mensubu olan eski bir milletvekiline yapmış olduğu KÜRTÇE konuşmadan dolayı dava açıyorsun.
Türk-Kürt eşitliğinden bahsediyorsun ama Kürtçe konuşulduğunda cezalandırıyorsun.
Sonrada Kürtler bu hakkını istemeye kalkıştığı zaman da –bölücü, terörist- diyorsun.
Bu ülkenin vatandaşı olan Kürtlerin liderleri mecliste Kürtçe konuşamaz ama Amerikanın liderleri o kürsüden İngilizce konuşabilirler değil mi?
Bir Amerikalıdan bile hakir görüyorsunuz Kürtleri.
Ülkede ki Kürtlerin büyük bir kısmının oy verdiği kapatılan DTP nin eski Genel Başkanı Ahmet Türk’ün geçtiğimiz yıl Dünya Anadiller gününde yapmış olduğu Kürtçe konuşmadan dolayı açılan dava, aslında Kürtlerin -eşitsiniz!- dedikleri meclis çatısı altında nasılda adaletsizliğe uğradığını gösteriyor.
Başbakan geçtiğimiz aylarda Alman Başbakanına sesleniyor; -Almanya da ki Türklerin ana dillerinde de eğitim görmesini istiyoruz- diyerek.
Sanki kendi ülkesinde ki Kürtlere kendi dillerinde de eğitim hakkını veriyormuş gibi.
Bırakalım eğitim vermeyi, grup toplantısında yani kendi aralarında bile Kürtçe konuşulması ceza kapsamına giriyor.
90’lar da Leyla Zana, Hatip Dicle Orhan Doğan gibi Kürt milletvekilleri eşit sayıldığımız mecliste sadece Kürtçe konuştukları için yıllarca cezaevlerinde yattılar.
Şimdi de Ahmet Türk’e dava açılmış.
Bizler o zamandan bu zamana çok şeyin demokratikleştiğini düşünüyorduk.
Ve bu yüzden de komutana ‘Demokratik Ülke’ cümlesi kurmuştuk.
Ama komutanın cümlesinin altında ki ‘imanın’ doğruluğunu bu davadan sonra çok daha iyi anlıyorum.
Komutanın deyimiyle “Belli belli, çok demokratik bir ülke!”
falaka75@hotmail.com