Evin danası ..
Gönderen Fakir - Şubat 25 2007 - 16:15:37
YAZI-YORUM/EV DANASI ÖKÜZ OLMAZ

Tuncer Dağ Kışı soğuk insanı sıcak derler bizim bölge insanlarına. Doğru söylemiş kim söylemişse. Sıcak insanlarımız kendi aralarında değil de dışarıdaki insanlara karşı çok sıcak, çok candan ve samimi olduğunu hepimiz biliyoruz. .. Hatırlarız güzün kazlar kesildiğinde biz sadece ilk gün yediklerimizle kalırdık. Sonra ayazda kurutulur, ambarda saklanır sadece gelen misafirlere ikram edilirdi. Derilere peynir tepilir saklanırdı. İki çeşit peynir derisi olurdu. Biri sadece çeçil peynir diğeri ise lor peyniriydi. Çeçil peynir sadece misafirlere ikram edilirdi. Lor peyniri ise ev halkı yerdi. Köylerimizde odalarımız olurdu. Dayalı döşelim ve pırıl pırıl. Ama kapısı kapalı olurdu. Sadece misafir geldiği zaman açılırdı. Ev halkı ise tek gözeli evde iç içe uyurdu. Hatta bazen de sıcaktır diye ahırların bir bölümünü kullanırdık. Ama odamız sadece misafirleri beklerdi. Elektriklerin olmadığı dönemlerde gaz lambaları vardı. 7 numara 14 numara gaz lambaları. Ve ayrıca birde lüks lambalar vardı. Lüks lambalar sadece misafirler geldiği gün odalarda yanardı. Kimin odasında lüks lambası yanıyorsa o gün o evde misafir vardı demektir. Bizim bölgede sadece misafirlerin kendilerine değil hayvanlarına da aşırı derecede ilgi gösterilirdi. Misafirin atı ahırın en iyi yerinde ağırlanır, günde iki defa tımarı ihmal edilmezdi. Kendi atlarımız zayıflıkta ayakta duracak halde değilken misafirin atına bol kepçeden arpa verir ve onla da yetmemiş gibi torbasına da doldururduk. Bizim hayvanlarımız metrelerce yolda gidip su içerken misafirin atı annelerimizin sırtında taşıdıkları su ile ahırda su içerdi. Anlayacağımız misafir evinde görmediği ilgiyi görürdü. Bu ilgi bazen misafirliğin uzatılmasına bile neden olurdu. Bölge halkımız misafirleri de severdi. Misafirlerin eve geldiği gün evde bayram olurdu.
Gel gelelim kendimize. Temsilde hata olmaz diyorlar ya …
Ev Danası Öküz Olmaz..
Çünkü onun geçmişini soyunu sopunu biliriz. Ne kadar güçlü kuvvetlide olsa yine de kabullenmeyiz. Gider Şavşat’ta cılız mozikler alır ondan medet beklerdik. Yedirirdik içirirdik. Masrafımız boşa giderdi ama bendi danalarımızı başkasına ucuz ucuz verirdik.
Köylerimizde çok ileri gelen ağzı laf yapan insanlarımız olurdu. Ama onlar gerçek hünerlerini ancak köylerinin dışında gösterirlerdi. Köyün dışındaki halk tarafında aşırı derecede ilgi görürlerdi. Ama kendi köyünde nafile.. “Amaaaaan Kör Şemo’nun oğlu değimli” “Topal Mustafa’nın Torunu değimli” “Babası benim babamın hizmetkârı değil miydi” deriz. Başkalarının kabullendiği kendi insanımızı kabullenmeyi bir türlü hazmedemiyoruz. Köylerimize ilçelerimize illerimize bakıyoruz. Birçok insan kendi bölgesindeki insanlara hizmet verebilmek kendi bölgesindeki insanları refah seviyesine çıkarmak için var gücü ile uğraşır didinir dururlar. Ama bizlerde onları bölge dışına sürdürmek onlara bir iftira atmak için elimizde gelen tüm imkânları seferber ederiz. Dilekçe üzerine dilekçe yazarız. Şikâyetlerde bulunuruz. Ama diğer tarafta şark görevini zorunlu olarak o bölgede yapmaya çalışan ve görev yapmış olduğu süre içerisinde zamanının önemli bir bölümünü sahte raporlarla geçirmeye çalışan insanları neredeyse baş tacı yapıyoruz.. Misafirleri sevmek onları ağırlamak, onlara değer vermek elbette önemlidir. Ama kendi değerlerimizi de başkasına yem etmemeliyiz. Bölgemizi başkalarına basamak yapmamalıyız. Bölgemizin menfaat ve çıkarlarını ön plana çıkaran insanlarımıza destek olmuyorsak köstek de olmamalıyız.
Bazı aydınlarımız köydeki büyüklerimize “Bırak onun kusuruna bakma o halen köydeki kafa ile hareket ediyor. Cahildir” diyorlar. Ama o sözde aydın dediğimiz ve çoğununda metropollerde olduğu, çoğunun okuduğu, çoğunun siyasetle uğraştığı, çoğunun cemiyetçilikle uğraştığı insanlarımız bile bazen yaptıkları zaafların yanında köydeki Heso Mamo onların yanında sütten çıkmış kaşık gibidir. Köylerimizde kalan çekememezlik duygusu metropollerde katlanarak devam etmektedir. Birbirimiz alt etmekle zafer kazandığımızı zan ediyoruz ama bölgemize farkına varmadan çok ciddi zarar verdiğimizi hesaba katmıyoruz.
2007 Genel ve 2009 Yerel seçimlerinde daha birçok örnekle karşı karşıya kalacağız. Milletvekili adayı olmak için birbirimiz ile yarışırken birileri tepeden inecek biz onları öpüp başımızın tacı yapacağız. Metropollerde birçok hemşerimiz belirli yerlere aday olacak ama birçoğumuzda önüne set kurmak için planlar yapacağız. Bölgemizin dışından da olsa sinsice planımızı devreye koymaya çalışacağız
Biz aydınız diyoruz ya kendimize ..
Biz çokbilmişlik oyununu oynuyoruz ama aslında hiçbir şey bilmiyoruz…
Sadece basamak olup başkalarını yüceltiyoruz. Buda bizim huyumuzdur ne yapalım.. Can çıkmadan huy çıkmaz. 25.02.007 tuncerdag75@hotmail.com