HALİLEFENDİ MAHALLESİ Yıl–1969–1971
Gönderen Fakir - Haziran 14 2012 - 09:29:48
HALİLEFENDİ MAHALLESİ Yıl–1969–1971

Mustafa Küpeli Binali, Merdali, Baloş, Yaşar, Yusuf ve diğer masal kahramanlarının yaşamından alıntıdır---
Hadi diye bağırdı Yaşar amca hadi Merdali, daha sabah tan yeri ağarmadan öküzleri Furguna koştular, Bir sepete bazlama, birazda peynir konuldu, su güğümü dolduruldu çeşmeden ve çıkıldı yola. Yol çetindi, yol zordu. Mahalleyi çıkmadan Baloş amcada geldi katıldı onlara Çadırcıdan. Selgah yoluna çıktılar. Tepede Yoz malın kaldığı ağıl vardı. Orada tezek kesmiş, kurutmuşlardı. Eski kışlar daha çetin geçerdi, zemherinin ayazında ona buna el açmak yerine dağdan tezek getireceklerdi. Yol yok, iz yoktu. Furgun yüklendi, Sarzep’e bakan yamaçtan aşağı yavaş, yavaş indirmeye başladılar, Furgunun arka tekerine demir çarık takmışlardı, fren vazifesi yapsın diye, Boyunduruğun önüne sırtını dayadı Yaşar amca, ecel terleri döktüler aşağı inene kadar. O kış o tezekler yakıldı, kimseye muhtaç olmadan alın teri, emek yandı teneke sobalarda.
ir sabah kapı tekrar çalındı, Kıştı, zemheriydi, ağızdan çıkan buhar bıyıklarda donuyor, hava arsız, umarsız ilikleri donduracak kadar soğuktu, bu kez ellerinde baltalar, iki çift öküz bağlandı boyunduruklara, Sağbara’nın altında KURA nehrinde araba büyüklüğünde kalıp buzlar kesildi, Zincire bağlanan buz kalıpları sürüne, sürüne Yenimahalle’ye saman yığınları arasına depoya taşındı, Dondurmacı vardı, o alırdı, yazın kahvelere, hastaneye, buz satardı, ayrıca kendide dondurma yapmakta kullanırdı.
Belediyenin karşısında küçük büfesi vardı, orda dururdu, yaz ortasında buz gibi limonata, dondurma satardı. O zaman daha buzdolapları Ardahan’a gelmemiş, yürekler sıcak, komşuluklar candandı. Kışın At kızakları koşulurdu (zankalar) , taksi nedir bilmezdi Ardahan, yazında hal binasından kaşgalarla meyve taşınırdı, İsko amca bağırırdı, soğan, soğan diye.
Bu üç arkadaş, üç gönül ortağı yazında taş kırardı, Laz kamyoncu Yusuf vardı, Deutz marka kamyonu arkasından dızzt, dıızzzt diye ses çıkarır, Yıldızlı tepeden, eski yayla yolundan taş taşırlardı. Kendileri yol yapar, ocak açar ve çıkardıkları taşları ev yapan, inşaat yapanlara satarlardı. Ardahan’da yüzlerce insanın evinde hala bu taşlar duvarlarda durmakta,
Ardahan’da Belediye Başkanı Salih AKTÜRK, en iyi doktorsa Halis beydi. En iyi petrol Gadana Zikrinin, en iyi, en hesaplı dükkân ise Dursunoğlu Mehmet amcanındı. En güzel filimler Yeni sinemada oynardı. Köprübaşında Hanak yazıhanesini Feyyaz amca işletir, marangozumuz Şeref amca, demircimizse Ali amcaydı. Öküzlerin ayaklarına nal çakılır, mal meydanında parayla su satılırdı. Elektrik santralinde Nesrullah (Kara) amca çalışır, Tahıllar Münibe ablanın değirmeninde öğütülürdü. Ayakkabılarımızı Dursun amca tamir eder, Gülistan hala’dan sigara alınırdı. Yeni köprü yapılmamıştı. Eski Demir köprüden geçerdik, tahtaların arasından akan suya bakardık.
Yaz geldi mi harman yerinde dana, inek peşinde koşardık. Köprüden balık tutardım. Aynalı sazanlar olurdu kocaman, koparırdı oltamı ağlardım. Turan, Muharrem, Hamdi,Metin, yaşıtlarımız can yoldaşlarımızdı.Balık tutmaya giderken Turan’ın şansı açılsın diye…atardım..!
Annelerimiz, komşu kadınlar avlularda, garapanlarda ekmek yaparlardı, sacın üzerinden sıcak ekmeği kapıp kaçardık, oyuncaklarımız yıldız tabyadan topladığımız mermi çekirdekleri, oyun yerimiz toprak damların üzeriydi.

Ardahan bozulmamıştı, kapılarımızı kilitlemeden yatar,Hayvanlarımızı başıboş bırakır,Yaz boyu yaptığımız peynirleri, kış için kestiğimiz kazları anbarların dışına asar, peynirlerimizi açıkta bırakırdık. Harman yerinde Şeref ve Kosi amcanın Kohundan tahıl verip meyve alırdık. Harmanda gem sürer, yabalarla tığ savururduk. Saman olurdu her yanımız ve kendimizi atardık üçüncü harmandan suya, cıbıl, cıbıldak çimerdik, çocuktuk, utanmazdık.
Akoş amca kolunun altında içkisiyle salınırdı, kimseye dokunmaz kimseye bulaşmazdı. Bakkal Cemal amcadan veresiye borç alır, aylar sonra öderdik. Asker amca meydanda cambazlık yapar, abu canım ölsün diye yeminler ederdi.
Birinin bir derdi oldu mu Muhtar Ahmet, Kazım, Ebubekir, Ali, Abdul, Mehmet, Yılmaz, Mülazım, amca velhasıl adını sayamadığım komşularımız, akrabalarımız, dostlarımız, koca yürekli, mert insanlar vardı. Kapıları çalınsa boş dönülmez, incitmeden, üzmeden can olurlar, yoldaş olurlardı.
Velhasıl ekmeğini taştan, buzdan çıkaran, dağ başlarından tezek indiren bu insanlar henüz televizyonla tanışmamış, paranın, kapitalizmin esiri olmamıştı. Komşunun namusunu koruyan, malına, canına sahip çıkan, aşını, ekmeğini paylaşan insanlardı. Çoğu hayatta değil, göçüp gittiler bu dünyadan. Çocukları, torunları var Ardahan’da. Kimide bizim gibi ekmek telaşıyla gurbete çıktı.
Ölenlere rahmet, hayatta olanlara sağlık diliyorum.
Dostlarım, arkadaşlarım Ve mahallem, yıkıkta olsan, tezekte koksan seni özlüyorummmm.

**ARDAHAN'DA LEHÇE DIYALEKT SÖZCÜKLER
'A'

Acuze:Huysuz

Ağartı:£üt ürünlerinin tümü

Ağu:Zehir

Ağbum: Hayvanların tersi

Ağıl:Çevirme

Ağyar: Dağ yaban

Abad: Mahrur

Ahir:Son zaman

Amuğ:Sos

Akuşka:Pencere

Angut:Yaban ördeği

Ayakyolu: Tuvalet

Akoz: Saban izi

Artuğ: Bundan böyle, fazlasıyla

Andır: Uğursuz

Alav: Ot, saman

Ayluğ:Aylık

April İlk yaz

Ahmediye: Erkeklerin baş saracağı
Aya (t): ey

Bibi:Hala

Beç: Aptal...

Engin KASAP - İstanbul