ARDAHANLI TOPRAĞINI VE MERASINI KAYBEDİYOR, TOPRAKLARI ÜSTÜNDE KİRACI KONUMUNA DÜŞÜYOR…
Gönderen Fakir - Temmuz 28 2012 - 09:14:46
Yazarlarımızı okuyor musunuz?
ARDAHANLI TOPRAĞINI VE MERASINI KAYBEDİYOR, TOPRAKLARI ÜSTÜNDE KİRACI KONUMUNA DÜŞÜYOR…/Yusuf Şit

Ardahan Camisi BİR BAŞKA AÇIDAN ARDAHAN-2

- ARDAHANLI TOPRAĞINI VE MERASINI KAYBEDİYOR, TOPRAKLARI ÜSTÜNDE KİRACI KONUMUNA DÜŞÜYOR…

BİR BAŞKA AÇIDAN ARDAHAN-1 adlı yazımızda Bülbülan yaylasını, bu yaylanın Ardahan açısından ne kadar büyük bir öneme haiz olduğunu anlatmaya çalışırken, Resmi ideolojinin ve resmi tarihin yalan dolanla doldurduğu ve kirlettiği tarihi gerçeklerin de Ardahan'a büyük bir darbe vurduğunu belirtmeden geçmeyelim. Ardahan'ın tarihi ve coğrafyası ile ilgili bilimsel anlamda yapılan bir tek çalışma yoktur. Ortada büyük bir bilgi kirliliği vardır. Bilimsel anlamda çoğu yalan, dolan ve palavradan ibaret olan bilgiler internet ortamında, ırkçılık kokan kitaplarda her yerde ortalığı kaplamış bulunmaktadır. Bu anlamda Ardahan bırakın bir bilim adamı, doğru dürüst bir siyasetçi dahi ortaya çıkaramamıştır. Bugüne kadar ortaya çıkan çok değerli şahsiyetler ise ya yok edilmiş, yada bitirilmiştir.
BDP İL Başkanı Akif Avşar ve Damızlık Hayvan Yetiştiricileri Derneği Kurucu Başkanı Yavuz Usanmaz ve Ardahan Derneği Kurucu Başkanı Cevdet Şentürk'ün Ardahan'la ilgili tespitleri tüyler ürperten cinsten, işte o tespitler:

**BELLEKSİZ VE BİYOLOJİK SALDIRIYA
UĞRAMIŞ BİR TOPLULUK OLUŞTU…

Deli Halit Paşa, Avdelle Gulizare, Abdülkerim Macit Doğru, Ümit Kaftancıoğlu, Dursun Akçam, çok önemli Aşık ve Dengbej'ler ve birçok değer bu topraklardan çıkmıştır. Kurtuluş Savaşının km taşlarından olan Deli Halit Paşa Ardahan'ın ilk mebusudur.
Ermeni altınlarını sorguladığı için TBMM'deki hırsız vekiller tarafından büyük bir aydın olan Kaftancıoğlu gibi katledilmiştir…
İşte bu değerler ya çeşitli oyunlarla yok edilmiş, yada yeni nesillere unutturulmuştur.
Ve birçoğunun hayatı hakkında yeterli bilgiye sahip değiliz…
Bugün Ardahan'ın geçmişini kendi özünü bilmeyen tarihten ve toplumdan kopuk belleksiz bir gençlik yetişmektedir. Gizli-açık biyolojik saldırıyı (arılar ölüyor-toprak zehirleniyor, bakal ve marketlerde satılan vakkumlu-nişaşsta şekerli-kansorejen maddeler, çikolata, yiyecek içecekler, kolalar, GDO'lu yemler, tohumlar, ürünler…) da buna eklersek Ardahanlıların gerzekleşip Üniversite sınavlarında son sıralarda yer almaları hiçte tesadüfi bir durum değildir. Bizatihi sistem ve sistemin bekçileri tarafından özelde Ardahan'ın ve Ardahanlılar; genelde ise tüm Türkiye toplumunun çürütülmesi, bitirilmesi projesidir…
Tek elden okul çocuklarına süt'ün dağıtılması ne anlama gelmektedir?
Bizim sütümüz yok mu?
Süt dağıtımı için neden yerel organizasyonlar oluşturulmadı, her bölge ve yer kendi çocuğunun gıdasını-sütünü veremiyor mu?
Bu örnek dahi, din ve ırk faktörü kullanılarak bitirilen Türkiye toplumunun bir bütün olarak ne kadar gerzekleştirildiği, önünü görmediğine dair vahim bir örnek teşkil etmektedir…
STK'lar, Siyasetçiler, Dernekler bunları neden sorgulamıyor, neden sorgulayamıyorlar?
Ardahan adına ortaya çıkan siyaset erbabı ve kurumları şu andaki mevcut yapı bölgeyi çürütüyor.
Hes ve Barajlarla bölgenin doğal dengesi yok ediliyor.
Kaynak suları ele geçiriliyor…
Ardahan Üniversitesi ise mevcut yapısı ile ırkçılığı körükleyen, yukarda işaret ettiğimiz anlamda bölgenin bilimsel anlamda tarihini, coğrafyasını, nüfus yapısını, Ardahan'ın sosyo-ekonomik-kültürel yapı ve dokusunu ortaya çıkaracak bilimsel çalışmalar yerine; Ardahan Üniversitesini, Erzurum'daki Atatürk Ünviversitesine benzetmek, bilimsellikten uzak ırkçı bir yapılanma ortaya çıkarmak için her tür proje ve oyun geliştiriliyor…
Hoçwan gibi yerleşim yerlerinde meralar büyük oranda yetersiz ve erozyona uğramış durumda, hayvan adeta işkence çekiyor. Bülbülan ise Karadeniz tarafından istila ve talan ediliyor… Devletler vatandaşlarını güçlendirmek için önlem alırken, Arazi verirken; Ardahan'da devlet köylünün elinden topraklarını nasıl alırım, onları nasıl daha iyi perişan ederim yönünde derin projeler geliştirmiş. Tapu işlemleri ile birlikte özellikle Kürt kökenli Hoçwan ve Gölede halkın ata dede toprağının büyük bir kısmı çeşitli oyunlarla halkın elinden alınmış bulunmaktadır…
Birkaç yıl sonra Türk-Kürt köyü kalmayacak Ardahan'lı sahip olduğu meralar için devlete vergi ödeyecek, kendi toprakları üzerinde kiracı konumuna düşürülecek…
Bu konuda ne Üniversite nede dernekler halka bilgi vermiyor.
Bu konuda sadece Ardahan Kültür evinin ufak çaplı bir çalışması var. İlerleyen zaman diliminde bu çalışmayı yayınlayacağız…
STK, dernek dediğimiz yapılanmalar Ardahan'da yok.
Olan birkaç STK ise Ardahan'da sivil toplum örgütlerini ve sivil toplumu bitirmek için kurulmuşlar…
80-90'lı yıllarda Türkiye'deki solcular, Çinin ve Rusya'nın arka sokaklarını adeta ezbere biliyorlardı. Ama kendi köylerini ve mahallelerini bilmiyorlardı.
Şimdi aynı örneği ve geriliği Ardahan üniversitesi örneğinde görüyoruz. Üniversite yönetimi komşu ülke sevdası ile yanıp tutuşurken, Ardahan'ın sosyo-ekonomik sorunlarına bir gram dahi vakıf değil. Çaktırmadan şehrimize ırkçılık yerleştiriliyor…
Ardahan'daki mera dengesizliği Türkiye'nin hiçbir yerinde yok. Ve Ardahan'a öyle bir derin ırkçılık ekilmiş ki, hiçbir köy yada ilçe bir başka köyün ve ilçenin sorununu görmüyor.
Ardahan'lılar birbirlerine, birbirlerinin sorunlarına karşı kör, duyarsız ve sağır bir hale getirilmişlerdir…