İktidar ‘İmralı süreci’ne neden gerek duydu?
Gönderen Fakir - Şubat 14 2013 - 17:30:42
Yazarlarımızı okuyor musunuz?
İktidar ‘İmralı süreci’ne neden gerek duydu?

Ardahan Haberleri **Delil KARAKOÇAN

Önceki yazımı şu cümleyle bitirmiştim: “Nasıl ki Osmanlı döneminde Kürtlerle ilişki kurarak Doğu’ya girmiş ve aynı ilişkiler üzerinden Batı’ya yönelmişse, Bölgesel güç olma arayışını da aynı denkleme oturttu. İmralı görüşmelerin tarihsel planı budur.”

“Daha başka nedenler”le devam edeyim:

* * *

Bir: Türkiye’nin anti-Kürt eksenli Ortadoğu politikası çöktü. Kürtler önce Irak’ta sonra Suriye’de Bölge dengelerini doğrudan etkileyen güç haline geldi. Otoriter ve totaliter sistemler çözülerek gerilerken, Kürtler öne çıktı ve böylece “bileşik güç” olmalarının yolu açıldı. Sömürgecilik siyasetinin sonu, -ki bu, klasik sömürgeciliğin, sömürgeci devletler ittifakının da sonu anlamına geliyor- Türkiye’yi de sarstı ve bu da, “Kürtlerin, Cumhuriyet içindeki yerini yeniden tanımlamayı” zorunlu kıldı. Yeni Anayasa sürecinde “tanımlama sorunu” çok daha öne çıkacak...

İki: İktidar Türkiye’nin, ABD ve Bölgesel güçleri dışlayan (hatta çatışan) bir yaklaşımla alt emperyal ülke olamayacağını anladı. Dolayısıyla kurmuş olduğu “geleneksel ittifakları” bozdu. Bu durum Kürt direnişiyle de bütünleşince “Kürtsüz Türkiye” tezini askıya aldı.

Üç: Kürtleri “dışlama, yalnızlaştırma” politikasının aslında kendisini yalnızlaştırmakta olduğunu fark etti. Sert ve doğrudan yöntemlerle geliştirilen bu uygulamalar, özellikle 2012 yılının ikinci yarısında Kürtlerin büyük direnişine yol açtı. Büyük savaş gelişti...

Dört: Yeni Türk-İslam sentezi, neo- Osmancılık zorlandı. Kürt sorunu karşısındaki geleneksel çözümsüz duruş kitleleri etkileyecek yeni argümanlar ve politik araçlar oluşturmasının önüne geçti.

Beş: Giderek tüm Avrupa’yı içine alan ABD’de de kendini hissettiren ekonomik buhran, özellikle ekonomik boyutuyla küresel desteği zayıflattı ve bu da “kaynak probleminin” artmasına yol açtı. Sistemin ikinci bir 40 yıllık savaşı aynı yoğunlukla yürütebileceği bugün çok daha tartışılırdır...

Altı: İçte Kürtlerin demokratik direnişi, tasfiyeye karşı duruş, dışta birbirini izleyen sömürgeci çözülmeler ve bu çözülmeler içinde Kürt dinamiklerin özgür ya da yarı özgür biçimde ortaya çıkışı, iktidarda “politik travmalar” yarattı.

Yedi: Öcalan her dönemde istikrarlı duruşunu korudu. “Ölüm bile olsa, halk özgürlük kazanacak. Zırnık geriye gitmez” kararlaşmasına uygun hareket etti. Süreç rolünü, içinde bulunduğu koşullara göre değil, genel siyasal toplumsal ihtiyaçlara göre belirleyerek “tecrit/tasfiye” planını bozdu.

* * *

Tüm bunlar “ana nedenler” arasında sayılabilir. Ancak bundan “sürecin sorunsuz ve kesintisiz ilerleyeceği; iktidarın çözümde karar kıldığı ve bundan böyle bu doğrultuda ilerleyeceği” anlamı çıkmaz. Savaşlar kadar barışlar, sorunlar kadar çözümler de üç temel gerekçeye dayanır. Bunlar “pratik gerekçe”, politik gerekçe” ve “ideolojik gerekçe”dir. İktidar, pratik gerekçeyi, “terörü bitirmek, çatışmaya son vermek, PKK’yi silahsızlandırmak, sınır dışına çekmek” hedefine oturtmuştur. Politik gerekçeyi ise; “Kürt varlığını kabul etmek, barış ve huzuru sağlamak, Türkiye’yi sorunlarını aşmış bir ülke yapmak” olarak izah etmiştir. Ancak “ideolojik gerekçe”yi oluşturmamıştır. Ya yoktur ya da belli belirsizdir. Önemli olan da “İdeolojik gerekçe”dir.

İdeolojik gerekçe doğru konmadı mı, yalnız başına pratik ve siyasal gerekçeler iktidar açısından sorunu, bir “güvenlik sorununa” indirger. Çözüm amaçlanmamış olur. İdeolojik gerekçe yoksa iktidarın gerçek çözüm arayışı da yok demektir. İdeolojik gerekçe ise, “Türkiye’de Türklerin dışında, farklı dil, kültür, kimlik ve halklardan da olduğunu... Tek ulus, tek dil, tek bayrak söyleminin bu hakikatle çeliştiğini... İleri çağdaş bir ülke olmak için halkların, hak ve özgürlüklerini tanıyarak, anayasal güvenceye almanın tarihsel bir zorunluk olduğunu...
Değişim geçirmiş demokratik bir Türkiye’nin, Kürtler eşit ve özgür yurttaş olmaksızın mümkün olmayacağını” görmek, ifade ermektir... İktidar, pratik, politik gerekçeleri bir bir sıralarken, ideolojik gerekçeyi de sıralamalıdır. Bunu sıralamaya başladığı taktirde “çözüme istekli” denebilir..