GELECEĞİMİZİ BOĞMAYALIM! BARIŞ VE KARDEŞLİĞİ OYLAYALIM!
Gönderen Fakir - Mart 27 2014 - 13:56:56
GELECEĞİMİZİ BOĞMAYALIM!
BARIŞ VE KARDEŞLİĞİ OYLAYALIM!

Alper AKÇAM Suriye’deki iç savaştan kaçmak isterken Ege denizi açıklarında botları batan Ruksan anne, bir buçuk yaşındaki biricik oğlunun, Mirvan Muhammed’in denizde boğulmasını önleyemedi.
Yürek dayanmaz bir acıdır bu…
Ellerini avuçlarındakini satıp geleceklerini kurtarmak için insan kaçakçılarına veren komşu ülke yurttaşları, bindikleri uyduruk ve kalabalık botların batması sonucu denizin derinliklerinde yitip gidiyor.
Bu kaçıncı boğulma, bu kaçıncı parçalanma…
20 Mart 2014 günü, Niğde’nin Ulukışla ilçesinde yol kontrolü yapan polis ve jandarmaya ateş açıldı, bir asker, bir polis, bir de sivil yurttaşımız şehit oldu.
Bir Avrupa ülkesi vatandaşı oldukları ve Suriye iç savaşında çarpıştıkları anlaşılan bu kişiler Türkiye’de ne arıyordu?
Daha önce de İstanbul’da, Hatay’da ceplerinde bol USD Doları olan, Libya’dan Kosova’ya değişik ülke pasaportu taşıyan silahlı külahlı kişilerin barındıkları, çevrede olay çıkardıkları haberleri basında ye almıştı.
14 Mayıs 2013’te Reyhanlı’da meydana gelen patlamada 52 yurttaşımız ölmüş, olayın sorumlusunun Suriye iç savaşındaki bir silahlı grup olduğu ortaya çıkmıştı. Bazı Afrika ülkelerinde de elçiliklerimiz bombalanmıştı.
Suriye’ye gitmekte olan bazı tırların aranmasına neden karşı çıkılmış, kendi ülkelerinde yol kontrolü yaptırmak isteyen savcılar, jandarma görevlileri neden görevden alınmış, yol kontrolü yapan polise ve jandarmaya neden ateş açılmıştı?
Daha önce de, Irak’ta, İran’da iç savaşlar yaşanmış, ancak Türkiye, savaşlara taraf olması, en azından yabancı ülke silahlı güçlerine geçiş izni vermesi için baskı görmesine karşın, bu isteğe karşı çıkmış, emperyalizmin petrol ve yeraltı kaynaklarına yönelik kışkırtma ve asker çıkarmalarından kaynaklanan bu savaşlardan fazlaca etkilenmemişti.
Bugün din, iman, yalan bombardımanının arkasında ülke başka yerlere doğru sürükleniyor.
İktidar partisinin seçim mitinglerinde neden bazı Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerine selam gönderiliyor?
Türkiye nereye gidiyor?
Ortada birçok yolsuzluk, rüşvet görüntüsü, konuşma kayıtları varken ve açığa çıkarılması gereken birçok yasa dışı olay yaşanırken neden basın ve sosyal iletişim üzerine yasaklar getiriliyor?
Tivit yasağına gazete yasaklamaları ekleniyor. Bolu’da belediyenin uygulamalarını eleştiren Bolu Olay ve Bolu Gündem gazeteleri neden kapatıldı? Bu güne gelinceye kadar neden birçok gazete ve televizyona yukarıdan baskılar yapıldı? Birçok gazeteci neden işinden oldu?

Demokratik açılım böyle mi sağlanacaktır?
Tüm bu olay ve sorular 30 Mart günü yapılacak seçimlerin önemini bir kat daha çoğaltıyor. Yaşadığımız mahalleye muhtar, kente belediye başkanı seçmeyeceğiz sanki. Komşu ülkelerdeki iç çatışmalara doğrudan katılan bir ülke durumuna gelmek, ateşi kendi ülkemizin içine de kabul etmek, kardeş kavgasına sürüklenmek, ya da savaştan, kanlı oyunlardan uzak durmak konusunda bir yol seçeceğiz…
Bu denizi geçerken, çocuklarımızı karanlık sulara, hırçın ve saldırgan (para + iktidar) dalgalarına yem etmeyelim.
Uyanık olalım, uyaralım…
Kimi başkan ya da muhtar seçeceğimizi değil, geleceğimizi oyluyoruz…
Barış ve kardeşlik için kenetlenelim!